Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dışişleri Bakanı

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Dışişleri Bakanı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dışişleri Bakanı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Diyarbakır’da: Sur’da esnaf ve vatandaşlarla buluştu Haber

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Diyarbakır’da: Sur’da esnaf ve vatandaşlarla buluştu

Fidan cuma namazını Ulu Camii’nde kıldı Öğle saatlerinde Diyarbakır’a gelen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın kentteki temasları kapsamında ilk duraklarından biri Sur ilçesi oldu. Fidan, cuma namazını tarihi Ulu Camii’nde kıldı. Ziyaret sırasında caminin çevresinde güvenlik önlemleri artırılırken, vatandaşlar güvenlik kontrolünden geçirilerek camiye alındı. Diyarbakır’ın tarihi merkezinde yer alan Ulu Camii, kentin önemli dini ve kültürel yapıları arasında bulunuyor. Gazi Caddesi’nde esnafla sohbet etti Cuma namazının ardından camiden ayrılan Hakan Fidan, Gazi Caddesi üzerinde bulunan iş yerlerini ziyaret etti. Esnafa hayırlı işler dileyen Fidan, vatandaşlarla da sohbet ederek taleplerini dinledi. Bakanın Sur ilçesindeki ziyaretine vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği görüldü. Fidan’ın temasları sırasında çevrede yoğunluk yaşanırken, güvenlik ekipleri de bölgede önlem aldı. Diyarbakır Valiliği’ne geçti Sur ilçesindeki esnaf ve vatandaş ziyaretinin ardından Bakan Fidan, Diyarbakır Valiliği’ni ziyaret etmek üzere bölgeden ayrıldı. Fidan’ın kentteki temasları kapsamında çeşitli görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor. Ziyaret, Dışişleri Bakanı’nın Diyarbakır programı kapsamında kentte gerçekleştirdiği temasların ilk bölümünü oluşturdu. Önümüzde çok ama çok güzel günler var Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Diyarbakır'da Türkiye'nin terör sorunundan kurtulmasının bölgenin ekonomik ve sosyal kalkınmasına önemli katkı sağlayacağını söyledi. Fidan, siyasal şiddetin sona erdiği ve sorunların diyalog yoluyla çözüldüğü bir ortamda bölgenin mevcut ekonomik performansının çok üzerine çıkacağı değerlendirmesinde bulundu. Fidan Diyarbakır'da temaslarda bulundu 'Türkiye Yüzyılı Buluşmaları' kapsamında Diyarbakır'a gelen Hakan Fidan, Sur ilçesindeki tarihi Ulu Cami'de cuma namazını kıldı. Ardından Gazi Caddesi'nde esnaf ve vatandaşlarla bir araya gelen Fidan, Diyarbakır Valiliği'ni ziyaret etti. Valilikte şeref defterini imzalayan Fidan, Vali Murat Zorluoğlu ile görüştü. Bakan Fidan'ın programına AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Mehmet Galip Ensarioğlu ve Suna Kepolu Ataman, eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, AK Parti İl Başkanı Hamit Sümer ile MHP İl Başkanı Hasan Özcoşkun da eşlik etti. Fidan daha sonra AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı'nda düzenlenen "Kardeşlikle Kenetlenen İstikrarla Güçlenen Türkiye" toplantısına katıldı. "Diyarbakır hak ettiği tarihsel yolculuğuna devam edecek" Toplantıda konuşan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır'a özel önem verdiğini belirterek kentin ekonomik, sosyal ve bölgesel açıdan daha ileri bir noktaya taşınacağını söyledi. Diyarbakır'ın tarih boyunca önemli bir merkez olduğunu ifade eden Fidan, geçmiş dönemlerde yaşanan kesintilerin ardından kentin yeniden kendi tarihsel rotasında ilerleyeceğini dile getirdi. Fidan, Diyarbakır'ın ekonomik kalkınmasının yanı sıra ticaret, teknoloji ve bölgesel ilişkiler açısından da daha güçlü bir konuma ulaşacağını belirtti. "Sorunları şiddetle değil, diyalogla çözeceğiz" Türkiye'nin geçmişte kimlik ve vatandaşlık konusunda önemli sorunlar yaşadığını savunan Fidan, bu sorunların çözümünde demokratik siyasetin önemine dikkat çekti. Siyasi partilerin, Meclis'in ve diğer demokratik platformların sorunların çözümü için kullanılabileceğini belirten Fidan, siyasal şiddet ve terörün ise farklı ve ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde yürütülen "kardeşlik süreci" kapsamında, bundan sonra ortaya çıkabilecek sorunların Meclis ve diğer siyasi platformlarda, şiddet yerine diyalog yoluyla ele alınması gerektiğini ifade etti. Dışişleri Bakanı, "Terörsüz bölge" perspektifi kapsamında Suriye ve Irak'ın istikrarının da sağlanması gerektiğini belirterek, bölgesel ölçekte siyasal şiddetin sona erdirilmesinin önemini vurguladı. "25 yıl önceki durumla bugün arasında inanılmaz fark var" Bölgedeki gelişimi yerinde görmek amacıyla son dönemde kara yoluyla seyahat ettiğini anlatan Fidan, Van Gölü çevresinden Muş'a, Bingöl, Elazığ ve Malatya'ya kadar yaptığı yolculuk sırasında şehirler, ilçeler ve kırsal bölgelerdeki değişimi gözlemlediğini söyledi. Fidan, yaklaşık 25 yıl önceki durumla bugün arasında büyük fark bulunduğunu belirterek ulaşım altyapısındaki gelişmelere ve bölgedeki yatırımlara dikkat çekti. Silvan Barajı, Dicle Barajı ve Kralkızı Barajı'ndaki çalışmaların tamamlanmasının tarımsal üretim açısından önemli sonuçlar doğuracağını ifade eden Fidan, yaklaşık 4 milyon dönümlük alanda sulama imkanlarının geliştirilmesiyle tarımsal verimin önemli ölçüde artmasının beklendiğini söyledi. Fidan, 2028-2029 döneminden itibaren bu yatırımların bölge ekonomisine milyarlarca dolarlık ilave gelir sağlayabileceği değerlendirmesinde bulundu. "Terör meselesi ortadan kalkarsa çok daha güçlü bir kalkınma olacak" Konuşmasının sonunda terör sorununun sona ermesinin bölgenin geleceği açısından kritik olduğunu vurgulayan Fidan, siyasal şiddetin gündemden çıktığı bir ortamda ekonomik ve sosyal kalkınmanın çok daha hızlı ilerleyeceğini söyledi. Fidan, "İnşallah üzerimizde kara bulut gibi dolaşan bu terör meselesi ortadan kalkar" diyerek, Türkiye'nin ve bölgenin önünde çok daha olumlu bir dönemin bulunduğuna inandığını ifade etti. Bakan Fidan, sürece destek veren bölge halkına teşekkür ederek, Diyarbakır ve çevresinde toplumsal huzurun korunmasının önemine dikkat çekti.

Yunanistan'da SKAI kanalına konuşan Gerapetritis: "Türkiye ile tüm senaryolara hazırız" Haber

Yunanistan'da SKAI kanalına konuşan Gerapetritis: "Türkiye ile tüm senaryolara hazırız"

"Teyakkuz halindeyiz" Yunanistan'ın SKAI kanalına konuşan Gerapetritis, Atina'nın önceliğinin krizleri önlemek ve bölgede barışı korumak olduğunu belirtti. Mevcut durumda sahada doğrudan bir tehlike bulunmadığını ifade eden Gerapetritis, buna rağmen Yunanistan'ın gelişmeleri yakından takip ettiğini ve teyakkuz durumunu sürdürdüğünü söyledi. Bakan, gerilimin kontrolsüz biçimde tırmanmasının hem Yunanistan hem de bölge açısından risk taşıdığına dikkat çekti. "Her türlü senaryoya hazırlıklıyız" Gerapetritis, Türkiye ile ilişkilerde gerilim veya baskının artması durumunda uygulanabilecek seçenekler konusunda hazırlık yaptıklarını belirtti. Yunan Bakan, "Her türlü gerilim ve baskı artışı için bütün senaryolarımız hazır" mesajını verirken, gerektiğinde sahada karşılık verebilecek durumda olduklarını da ifade etti. Gerapetritis ayrıca savaş söyleminin ve karşılıklı sert açıklamaların kontrolsüz bir tırmanışa yol açabileceği uyarısında bulundu. Sorumlu hükümetlerin temel görevinin krizleri önlemek olduğunu savunan Bakan, sert söylemlerin bölgenin güvenliği ve refahı açısından tehlike oluşturabileceğini söyledi. 12 mil mesajı Gerapetritis'in açıklamalarında Yunanistan'ın karasularını 12 deniz miline çıkarma hakkı da gündeme geldi. Yunan Bakan, Atina'nın bu haktan vazgeçmediğini ve söz konusu hakkın uluslararası deniz hukukundan kaynaklandığını savundu. Gerapetritis, 12 mil uygulamasının ne zaman hayata geçirileceğine ilişkin ise herhangi bir takvim açıklamadı. "Türkiye ile diyalog devam etmeli" Yunanistan Dışişleri Bakanı, açıklamalarındaki sert güvenlik mesajlarına karşın Türkiye ile iletişim kanallarının açık tutulmasının önemine de vurgu yaptı. Gerapetritis, iki ülke arasındaki diyalogun sürdürülmesi gerektiğini belirterek iletişim kanallarının açık kalmasının gerilimlerin kontrol altında tutulması açısından gerekli olduğunu ifade etti. Yunan Bakan'ın açıklamaları, Ankara-Atina hattında son dönemde karşılıklı açıklamalarla yeniden gündeme gelen gerilim tartışmalarının ortasında geldi.

Hakan Fidan: İttifakımızın resmi adı Mekke Savunma İttifakı Haber

Hakan Fidan: İttifakımızın resmi adı Mekke Savunma İttifakı

Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu'nun yanı sıra Pakistan ve Suudi Arabistan'dan yetkililer katıldı. Gemi kazasında hayatını kaybedenleri andı Bakan Fidan, açıklamasının başında KKTC'nin Girne açıklarında meydana gelen gemi kazasında hayatını kaybedenler için başsağlığı mesajı verdi. Hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına, Türkiye'ye ve KKTC halkına taziye dileklerini ileten Fidan, kazada yaralananlara da acil şifa temennisinde bulundu. “Yeni bir güvenlik ve iş birliği mimarisi” Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos 2026'da Mekke'de Ortak Savunma Anlaşması'nın imzalandığını hatırlatan Fidan, anlaşmanın bölgesel sahiplenme anlayışının bir sonucu olduğunu söyledi. Bölge ülkelerinin güvenlik, istikrar, refah ve kalıcı barış için ortak hareket etmesinin önemli bir ihtiyaç haline geldiğini belirten Fidan, anlaşmayla yeni bir bölgesel güvenlik ve iş birliği mimarisinin oluşturulması sürecinin başladığını ifade etti. Fidan, bölgeye dışarıdan getirilen çözüm arayışlarının her zaman sorunlara çözüm üretmediğini, aksine zaman zaman ağır sonuçlara yol açtığını dile getirdi. “Resmi adı Mekke Savunma İttifakı” Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi'nin ilk toplantısında anlaşmanın uygulanması ve kurumsal yapının oluşturulması için atılacak adımların ele alındığını belirten Fidan, ittifakın resmi ismi konusunda da mutabakata varıldığını açıkladı. Fidan, şu değerlendirmede bulundu: “İttifakımızın resmi adı Mekke Savunma İttifakı.” Anlaşma kapsamında kurulması planlanan sekretaryanın Riyad'da faaliyet göstermesinin öngörüldüğünü aktaran Fidan, ilk genel sekreterin Pakistanlı olması yönünde daha önce mutabakata varıldığını söyledi. Toplantıda, ittifakın kurumsallaşma sürecinde bundan sonra hangi adımların ne zaman atılacağına ilişkin ön kararların alındığını belirtti. “Herhangi bir devlete karşı değil” Mekke Savunma İttifakı'nın savunma temelli bir yapı olduğunu vurgulayan Fidan, ittifakın devletlerin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı ile iç işlerine müdahale etmeme gibi uluslararası hukuk ilkelerine dayandığını ifade etti. İttifakın belirli bir devleti hedef almadığını kaydeden Fidan, temel ilkeleri benimseyen bölgedeki diğer devletlere de açık olduğunu söyledi. Mekke Savunma İttifakı'nın barışçıl vizyonunun, aynı ilkeleri paylaşan dost ülkelerin katılımıyla geliştirilmesinin ortak hedef olduğunu dile getirdi. NATO ve diğer anlaşmaların alternatifi değil Bakan Fidan, yeni ittifakın Türkiye'nin NATO başta olmak üzere mevcut uluslararası ittifak ve anlaşmalardan doğan yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığının da altını çizdi. Mekke Savunma İttifakı'nın mevcut yükümlülüklerin yerine geçen bir yapı olmadığını belirten Fidan, yeni oluşumun mevcut iş birliği mekanizmalarını tamamlayıcı nitelikte olduğunu ifade etti. Fidan, Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi'nin ilk toplantısıyla Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın bölgesel barış, güvenlik ve istikrar konusunda sorumluluk üstlenmeye hazır olduklarını ortaya koyduklarını belirterek, dost ülkelerle yakın iş birliği ve koordinasyonun sürdürüleceğini kaydetti.

Suriye’den İsrail’e tepki: “Artık güvenmiyoruz, temaslar kesildi” Haber

Suriye’den İsrail’e tepki: “Artık güvenmiyoruz, temaslar kesildi”

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği saldırının ardından Şam yönetimi ile Tel Aviv arasındaki temasların kesildiğini açıkladı. Şeybani, Suriye’nin önceliğinin İsrail saldırılarının sona ermesi olduğunu belirterek diplomasi kapısının tamamen kapanmadığı mesajını verdi. Suriye ile İsrail arasındaki gerilim, İsrail’in Suriye topraklarındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne yönelik saldırısının ardından yeniden tırmandı. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Reuters’a yaptığı açıklamada, 18 Ağustos’ta gerçekleşen bombardımanın ardından İsrail ile Şam yönetimi arasındaki temasların durduğunu söyledi. Şeybani, Suriye’nin Ebu Zuhur Üssü’nün Türkiye’ye ait bir askeri üs olmayacağı yönündeki mesajını İsrail tarafına ilettiğini ancak buna rağmen hava üssünün bombalandığını belirtti. “Suriye şu anda İsrail’e güvenmiyor” Şeybani, saldırının ardından Suriye’nin İsrail’e yönelik tutumunun değiştiğini belirterek, “Suriye şu anda İsrail’e güvenmiyor” dedi. Suriye Dışişleri Bakanı, ülkesinin önceliğinin İsrail saldırılarının durdurulması olduğunu vurguladı. Bununla birlikte Şeybani, diplomasi seçeneğinin tamamen rafa kaldırılmadığını belirterek İsrail’e önemli bir mesaj verdi. Şeybani, Suriye’nin diplomasi için elini uzattığını ve İsrail’in önündeki tarihi fırsatı değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Suriye’den Türkiye mesajı Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani, açıklamasında Türkiye ile askeri alandaki iş birliğine de değindi. Suriye ordusunun yeniden yapılandırılması ve askeri eğitim konusunda Türkiye’nin desteğinden yararlandıklarını belirten Şeybani, Türkiye’nin desteğine müteşekkir olduklarını ve bu desteği reddetmeyeceklerini ifade etti. Açıklama, Şam yönetiminin Türkiye ile savunma ve askeri eğitim alanındaki iş birliğini sürdürme konusunda kararlı olduğu şeklinde değerlendirildi. İsrail Ebu Zuhur Hava Üssü’nü neden vurdu? İsrail savaş uçakları, Suriye’nin kuzeyindeki İdlib ilinin doğusunda bulunan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne 18 Ağustos’ta hava saldırısı düzenledi. Daha önce kullanılmayan ve terk edilmiş durumda olduğu belirtilen askeri tesisin hedef alındığı saldırıda can kaybı veya yaralanma olup olmadığına ilişkin resmi bir bilgi paylaşılmadı. Suriyeli bir yetkili, İsrail savaş uçaklarının üsse 8 ayrı saldırı düzenlediğini ve bombardımanda pist ile hangarda bulunan kullanılmayan bir yapının hedef alındığını açıkladı. ABD Büyükelçisi Barrack’tan dikkat çeken değerlendirme ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack da İsrail’in saldırısına ilişkin değerlendirmede bulundu. Barrack, saldırının Türkiye’yi kışkırtmaya yönelik bir girişim olabileceğini veya seçim öncesi siyasi bir hamle niteliği taşıyabileceğini ifade etti. İsrail’in Suriye’deki saldırısının ardından Şam ile Tel Aviv arasındaki temasların kesilmesi, bölgede Türkiye’nin de dahil olduğu diplomatik ve güvenlik trafiğinin yeniden hareketlenmesine neden oldu.

Marco Rubio'dan İran Açıklaması: "Hedefimiz Rejim Değişikliği Değil" Haber

Marco Rubio'dan İran Açıklaması: "Hedefimiz Rejim Değişikliği Değil"

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Filipinler'de katıldığı uluslararası zirvede İran'a yönelik gerçekleştirilen askeri operasyonların amaçlarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Washington yönetiminin önceliğinin İran'da rejim değişikliği olmadığını vurgulayan Rubio, operasyonların temel hedefinin ülkenin askeri kapasitesini zayıflatmak ve nükleer programını sınırlandırmak olduğunu söyledi. Doğu Asya ülkelerinin katılımıyla Filipinler'de düzenlenen toplantıda konuşan Rubio, ABD'nin İran politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamalarında, askeri operasyonların başlangıcından bu yana izlenen stratejinin değişmediğini belirten Rubio, yönetimin hedefinin Tahran'daki siyasi iktidarı devirmek olmadığını ifade etti. "Rejim Değişikliği Hedeflenmedi" ABD Başkanı'nın başından beri aynı çizgiyi koruduğunu dile getiren Rubio, operasyonların amacına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Başkan hiçbir zaman amacımızın rejim değişikliği olduğunu söylemedi. Operasyonun ilk gününden itibaren hedefimiz; füze rampalarını, insansız hava araçlarını, üretim tesislerini ve deniz kuvvetlerini etkisiz hale getirmekti." Rubio'nun açıklamaları, son dönemde İran ile yaşanan gerilimlerin ardından ABD'nin askeri stratejisine ilişkin uluslararası kamuoyunda yürütülen tartışmalar açısından önem taşıyor. "İran'ın Askeri Kapasitesi Büyük Ölçüde Zayıflatıldı" İran'ın askeri gücüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan ABD Dışişleri Bakanı, gerçekleştirilen operasyonların ardından ülkenin deniz ve hava unsurlarının ciddi ölçüde zarar gördüğünü öne sürdü. Rubio, "Şu an itibarıyla İran Deniz Kuvvetleri diye bir yapı kalmadı. Ellerinde yalnızca birkaç küçük sürat teknesi bulunuyor. Hava kuvvetleri ve hava savunma sistemleri de tamamen imha edilmiş durumda." ifadelerini kullandı. Söz konusu açıklamalar, ABD yönetiminin değerlendirmelerini yansıtırken, İran makamlarından bu iddialara ilişkin resmi bir açıklama gelmedi. Nükleer Program Vurgusu Rubio, Washington yönetiminin İran politikasındaki temel önceliğin ülkenin nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu yineledi. ABD'nin ulusal güvenlik politikası açısından en önemli konunun İran'ın nükleer kapasitesi olduğunu belirten Rubio, bu hedef doğrultusunda diplomatik ve askeri seçeneklerin değerlendirilmeye devam edildiğini ifade etti. "İran Halkı Daha İyi Bir Yönetimi Hak Ediyor" Konuşmasında İran'ın iç politikasına da değinen Rubio, Tahran yönetimini insan hakları konusunda eleştirdi. İran hükümetinin kendi vatandaşlarına yönelik uygulamalarını eleştiren Rubio, "Başkanın da belirttiği gibi İran halkı daha iyi bir liderliği hak ediyor. Kendi vatandaşlarını sokak ortasında katleden bir anlayışa elbette karşıyız. Ancak bizim İran'daki temel ulusal çıkarımız ve nihai hedefimiz, bu ülkenin asla nükleer silaha sahip olmamasını sağlamaktır." dedi. Bölgedeki Gerilim Yakından İzleniyor Rubio'nun açıklamaları, Orta Doğu'da son dönemde artan güvenlik geriliminin sürdüğü bir dönemde geldi. ABD ile İran arasındaki ilişkiler, nükleer program, bölgesel güvenlik ve askeri faaliyetler nedeniyle uzun süredir uluslararası gündemin önemli başlıkları arasında yer alıyor. Uzmanlar, taraflardan gelecek yeni açıklamalar ile diplomatik temasların bölgedeki gelişmeler açısından belirleyici olacağını değerlendirirken, uluslararası toplum da gerilimin daha fazla tırmanmaması yönündeki çağrılarını sürdürüyor.

Reuters : ABD ile İran taslak üzerine anlaştı Haber

Reuters : ABD ile İran taslak üzerine anlaştı

Cumartesi günü ABD, İran ve Pakistan, üç aydır süren savaşı sona erdirmeye yönelik görüşmelerde önemli ilerleme kaydedildiğini açıkladı. İslamabad ise arabuluculuk rolü üstleniyor. Pakistan ordusu, Genelkurmay Başkanı Asım Munir’in Tahran’da İranlı üst düzey yetkililerle görüşüp ülkesine dönmesinin ardından yapılan görüşmelerin “umut verici” sonuçlar verdiğini duyurdu. Reuters’a konuşan iki Pakistanlı kaynağa göre, şu anda üzerinde görüşülen anlaşma “savaşı sona erdirmeye yönelik kapsamlı ve iyi bir anlaşma.” ABD’de yayımlanan Washington Times gazetesi de bilgili bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İran ile ABD’nin Cumartesi günü bir taslak üzerinde uzlaştığını ve anlaşmanın Pazar günü resmen duyurulmasının beklendiğini yazdı. Anlaşmanın detayları Reuters’ın aktardığı bilgilere göre anlaşma taslağı üç aşamadan oluşuyor: 1- Savaşı sona erdirme: Savaşın resmen sona erdiğinin ilan edilmesi ve taraflar arasındaki saldırıların durdurulması. 2- Hürmüz Boğazı krizinin çözülmesi: Stratejik su yolunun gemi trafiğine yeniden açılması ve ABD’nin İran limanlarına yönelik ambargoları kaldırması. 3- Yeni müzakerelerin başlatılması: Tarafların nükleer mesele gibi büyük sorunlar üzerine daha derin görüşmelere başlaması için 30 günlük bir sürenin belirlenmesi. Bu sürenin uzatılabileceği de belirtiliyor. Reuters, tarafların taslak üzerinde anlaşması halinde Kurban Bayramı’nın (Cuma günü sona eriyor) hemen ardından yeni görüşmelerin başlayacağını aktardı. Washington Times’a konuşan kaynak ise tarafların uzlaştığını ve yalnızca anlaşmanın duyurulmasının kaldığını söyledi. ABD ve İran’ın şartları ABD ne istiyor? ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ülkesinin şartlarını yineledi: İran hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmamalı.Zenginleştirilmiş uranyumunu teslim etmeli.Hürmüz Boğazı hiçbir vergi veya ücret alınmadan yeniden açılmalı. İran ne istiyor? Tahran ise barışçıl amaçlarla uranyum zenginleştirmenin kendi hakkı olduğunu ve nükleer silah üretme niyetinin bulunmadığını söylüyor. Buna karşılık İran: Hürmüz Boğazı üzerinde denetim hakkı talep ediyor.ABD’nin limanlara yönelik ambargoları kaldırmasını istiyor.Petrol satışına yönelik yaptırımların sona erdirilmesini talep ediyor. İran ayrıca Lübnan’da İsrail ile Hizbullah arasında süren savaşın da sona ermesini istiyor. Trump’ın tehditleri ve İran’ın hazırlıkları Akaryakıt fiyatlarının yükselmesi nedeniyle ABD içinde eleştirilerle karşı karşıya kalan ABD Başkanı Donald Trump, Pazar günü savaşın yeniden başlayıp başlamayacağı ya da anlaşmaya varılıp varılmayacağı konusunda nihai kararını verecek. Trump, “Ya iyi bir anlaşma yaparız ya da onları cehenneme gönderirim” dedi. Bu kapsamda Trump’ın Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Mısır, Türkiye ve Pakistan liderleriyle telefon görüşmeleri yaptığı belirtildi. Buna karşılık İran Meclis Başkanı Mohammad Bagher Ghalibaf, İran müzakere heyetine başkanlık ettiğini belirterek ABD’ye hiçbir zaman güvenmediklerini söyledi. Galibaf, ABD’nin “akılsızlık yaparak” savaşı yeniden başlatması halinde İran’ın bu kez “çok daha sert ve acı” bir karşılık vereceği uyarısında bulundu. Savaşın haftalardır sürmesine rağmen İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını, füzelerini, insansız hava araçlarını ve Hizbullah gibi müttefik güçlerini korumayı başardığı ifade edildi.

İran, ABD Başkanı'nın Hürmüz Boğazı'na 'Trump Boğazı' demesini eleştirdi. Haber

İran, ABD Başkanı'nın Hürmüz Boğazı'na 'Trump Boğazı' demesini eleştirdi.

30 Nisan'da, İran'ın Basra Körfezi Günü'nü anmak amacıyla X adlı sosyal medya platformunda yaptığı bir paylaşımda Araqchi, İranlıların Portekiz güçlerini Hürmüz Boğazı'ndan çıkardığı ve böylece İran'ın bu deniz bölgesindeki uzun süredir devam eden kimliğini ve egemenliğini teyit ettiği 1622 yılının tarihi dönüm noktasını hatırlattı. Bu açıklama, Trump'ın İran ve birçok uluslararası kuruluş tarafından tanınan "Basra Körfezi" teriminin bir görüntüsünü paylaşmasının ancak Hürmüz Boğazı'nı "Trump Boğazı" olarak adlandırmasının ardından geldi. Bay Trump, Truth Social hesabında paylaştığı bir haritada Hürmüz Boğazı'nı "Trump Boğazı" olarak adlandırdı. (Ekran görüntüsü) İran Dışişleri Bakanı, ABD Başkanı'nın "Basra Körfezi" adını kullanmasının doğru olduğunu kabul etti, ancak Hürmüz Boğazı'nın yeniden adlandırılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Araqchi, “Bugün İran'da Basra Körfezi Günü, atalarımızın Portekizlileri Hürmüz Boğazı'ndan çıkarmasının 400. yıldönümü anılıyor. ABD Başkanı doğru terimi, 'Basra Körfezi'ni kullandı. Ancak Hürmüz'e başka bir isim vermek ciddi bir hatadır” diye yazdı. İran, sömürgeci güçlere karşı kazandığı tarihi zaferi ve küresel enerji taşımacılığı için hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü pekiştirmesini simgeleyen Basra Körfezi Günü'nü her yıl 30 Nisan'da kutlar. Trump'ın bir yere yanlış isim vermesi ilk kez olmuyor. Ocak 2025'te, Meksika Körfezi'nin adını "Amerikan Körfezi" olarak değiştiren ve Denali Zirvesi'nin adını tekrar "McKinley Dağı" olarak değiştiren bir başkanlık kararnamesi imzalamıştı. Ayrıca Meksika Körfezi'ne "Trump Körfezi" adını vermeyi de düşünmüştü.

ABD heyeti Pakistan ziyaretini beklenmedik bir şekilde iptal etti, İran barış görüşmeleri çıkmaza girdi. Haber

ABD heyeti Pakistan ziyaretini beklenmedik bir şekilde iptal etti, İran barış görüşmeleri çıkmaza girdi.

Bu adım, İran Dışişleri Bakanı'nın Pakistanlı yetkililerle sadece görüşmeler yaptıktan sonra İslamabad'dan ayrılmasından kısa bir süre sonra geldi. Başkan Trump, özel elçiler Steve Witkoff ve Jared Kushner'in İslamabad ziyaretini iptal etme kararını açıklarken, gezinin çok maliyetli ve zaman alıcı olduğunu ve İran'ın son barış önerisinin tatmin edici olmadığını söyledi. Başkan Donald Trump, İran'la yaşanan çatışmayla ilgili olarak sadece birkaç gün içinde çelişkili mesajlar verdi. Fotoğraf: Beyaz Saray Trump, 25 Nisan'da Washington'a dönmek üzere Air Force One'a binmeden önce, İran'ın ziyaretini iptal etmesinin ardından çatışmayı çözme teklifini iyileştirdiğini ancak bunun "yeterli olmadığını" belirtti. Amerikan lideri, Truth Social adlı sosyal medya platformunda Tahran hükümeti içindeki birlik konusunda da şüphelerini dile getirerek şunları yazdı: "Kimin iktidarda olduğunu kimse bilmiyor, kendileri bile. Üstelik tüm kozlar bizde, onların hiçbir şeyi yok! Konuşmak istiyorlarsa, tek yapmaları gereken bir telefon görüşmesi yapmak!!!" Tahran cephesinden Dışişleri Bakanı Abbas Araqchi İslamabad'dan ayrıldı ve ziyareti "çok verimli" olarak nitelendirdi. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeshkian, Şerif ile yaptığı telefon görüşmesinde Tahran'ın tehdit veya abluka altında "zorla müzakerelere" katılmayacağını teyit etti. Pezeshkian, ABD'nin öncelikle İran deniz limanlarının abluka altına alınması da dahil olmak üzere "operasyonel engelleri" kaldırması gerektiğini, ancak bundan sonra çözülmemiş sorunların zeminini hazırlayabileceğini vurguladı. Daha önce Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, İran'dan olumlu gelişmeler beklendiğini ifade etmiş ve Başkan Yardımcısı JD Vance'in Pakistan'a gitmeye hazır olduğunu söylemişti. Vance, bu ayın başlarında İslamabad'da yapılan ve başarısızlıkla sonuçlanan ilk görüşme turunun da lideriydi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.