Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dış Politika

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Dış Politika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dış Politika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Müsavat Dervişoğlu: Bu işin faturası 86 milyona yüklenemez Haber

Müsavat Dervişoğlu: Bu işin faturası 86 milyona yüklenemez

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, fon soruşturmaları ve Halk TV’ye yönelik operasyona sert tepki gösterdi. Dervişoğlu, fon soruşturmalarının sıradan bir piyasa meselesi olmadığını belirterek, ortada kamu otoritesinin gözü önünde büyüyen büyük bir vurgun bulunduğunu savundu. Bu sürecin siyasi, bürokratik ve hukuki koruma zırhı olmadan büyüyemeyeceğini söyleyen Dervişoğlu, Meclis’te araştırma komisyonu kurulması talebinin iktidar tarafından reddedilmesini de eleştirdi. “ŞAFAK BASKINLARI ADALET İÇİN DEĞİL” Cafer Mahiroğlu hakkında yürütülen soruşturma kapsamında bazı şirketlere TMSF’nin kayyum atanmasına değinen Dervişoğlu, Halk TV’ye yönelik sabah operasyonunu da eleştirerek, bunun gazeteciliğe müdahale anlamı taşıdığını ileri sürdü. Dervişoğlu, polis ve yargı üzerinden atılan adımların hukuki olmaktan çıktığını savunarak, kayyum uygulamalarının siyasi parti, belediye, sivil toplum kuruluşu ve medya kuruluşlarına kadar uzandığını söyledi. Şafak baskınlarının adaleti sağlamak yerine iktidarın ömrünü uzatma çabası olduğunu ifade etti. Her yere kayyum düzeni; Raf ömrünü tamamlamış bir iktidarın son çırpınışlarıdır. https://t.co/stkwkE96LT — Müsavat Dervişoğlu (@MDervisogluTR) October 14, 2026 “FATURA VATANDAŞA ÇIKARILAMAZ” Tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifini de değerlendiren Dervişoğlu, kayıpların Hazine’ye, kamu bankalarına ve vatandaşlara yüklenemeyeceğini söyledi. Dervişoğlu, “Kağıt üzerinde şişirilmiş hayali fon değerlerinin değil, vatandaşın cebinden çıkan anaparanın ve enflasyon farkının esas alınması gerekir” dedi. Gönüllü iade uygulamasını da eleştiren Dervişoğlu, bunun “çal ama yakalanırsan iade et kurtul” mantığına dönüşmemesi gerektiğini belirtti. Haksız kazanç varsa devletin bunu tespit edip geri alması ve cezai süreçleri işletmesi gerektiğini vurguladı. OKUL GÜVENLİĞİ VE DIŞ POLİTİKA ELEŞTİRİSİ Konuşmasında okul güvenliği ve çocuklara yönelik saldırılara da değinen Dervişoğlu, devletin olaylar sonrası telafi eden değil, önceden tedbir alan bir yapıya dönüşmesi gerektiğini söyledi. Dış politikaya ilişkin değerlendirmelerinde ise Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı gündeme getiren Dervişoğlu, Türkiye’nin sınırları ve maliyeti belirsiz askeri yükümlülüklere sürüklenmemesi gerektiğini ifade etti. Karadeniz’de Türk sahipli gemilere yönelik saldırılara da değinen Dervişoğlu, hükümeti Türk denizcisinin güvenliği konusunda yeterince net olmamakla eleştirdi.

Ömer Çelik’ten İsrailli Bakan Katz’a tepki: Türkiye hiçbir tehdide boyun eğmeyecek Haber

Ömer Çelik’ten İsrailli Bakan Katz’a tepki: Türkiye hiçbir tehdide boyun eğmeyecek

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye’yi hedef alan açıklamalarına tepki gösterdi. Çelik, Türkiye’nin tehdit, provokasyon ve şantaja boyun eğmeyeceğini belirterek Filistin halkının haklarını ve bölgede kalıcı barışı savunmayı sürdüreceklerini söyledi. Ömer Çelik’ten İsrail yönetimine tepki Ömer Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye’ye yönelik ifadelerini eleştirdi. Çelik, söz konusu açıklamaların İsrail yönetiminin siyasi çaresizliğini ve tükenmişliğini gösterdiğini savundu. İsrail hükümetinin iç siyasette yaşadığı sorunları Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alarak örtbas etmeye çalıştığını öne süren Çelik, Türkiye’ye yönelik ithamların İsrail’in Gazze’deki politikalarını ve bölgedeki saldırgan tutumunu gizleyemeyeceğini ifade etti. “Barış ve ateşkes müzakerelerinde yer alanları tehdit ediyor” Çelik, Katz’ın barış ve ateşkes müzakerelerinde sorumluluk alan aktörlere yönelik ölüm tehditleri içeren açıklamalarına da tepki gösterdi. Bu ifadelerin uluslararası hukuk, insan hakları ve küresel vicdanın hiçe sayıldığını ortaya koyduğunu savundu. “Türkiye, Filistin halkının haklarını savunmayı sürdürecek” Türkiye’nin dış politika tutumuna da değinen Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin hiçbir tehdide, provokasyona ve şantaja boyun eğmeyeceğini belirtti. Çelik, Türkiye’nin Filistin halkının meşru haklarını savunmaya ve bölgede kalıcı barışın sağlanması için çaba göstermeye devam edeceğini kaydetti. Ne Olmuştu ? İsrail'in Savunma Bakanı Yisrael Katz, X sosyal medya hesabından alçakça Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef aldı. Ankara'nın Hamas'a verdiği desteği hazmedemeyen siyonist bakan Katz, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Hamas'a kırmızı halı serdiğini öne sürdü. İsrailli bakan ayrıca Hamas'ın Siyasi Büro Başkanlığına seçilen Halil el-Hayya'yı skandal ifadelerle tehdit ederek, "Gazze'de Hamas liderlerini ortadan kaldırdık. El-Hayya'nın da sırası gelecek ve o da (Şehit edilen eski Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail) Haniye ile arkadaşlarının yanına, cehennemin derinliklerine gönderilecek."ifadelerini kullandı. Katz, ifadelerini Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Hamas liderlerini hedef alan provokatif bir görselle de destekledi. Görselde, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İsmail Haniye'nin 2024 yılında çekilmiş fotoğrafının yanı sıra, 2026 yılında Halil el-Hayya ile gerçekleştirilen görüşmeye ait kareye de yer verildi. İsrail basınına göre siyonist Katz paylaşımında, Hamas liderlerinin "cehennemde buluşacağı" mesajını verdi.

Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı başladı: Gündemde fon soruşturması ve “Terörsüz Türkiye” süreci Haber

Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı başladı: Gündemde fon soruşturması ve “Terörsüz Türkiye” süreci

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplandı. Saat 16.25’te başlayan toplantının gündeminde sermaye piyasalarındaki fon soruşturması, “Terörsüz Türkiye” süreci ve dış politikadaki gelişmelerin yanı sıra Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeni yasama yılı hazırlıkları bulunuyor. Fon soruşturması masada Kabine toplantısının öne çıkan başlıklarından birini kamuoyunda “fon soruşturması” olarak gündeme gelen sermaye piyasası soruşturmaları oluşturuyor. Soruşturmanın adli ve ekonomik boyutunun yanı sıra yatırımcıların haklarının korunmasına yönelik atılabilecek adımların da değerlendirilmesi bekleniyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bugün yaptığı açıklamada piyasa bozucu işlemlere karışanlara yönelik hukuki sürecin devam ettiğini, bu faaliyetlerle ilgisi bulunmayan kişi ve şirketlere yönelik işlem yapılmayacağını bildirdi. Öte yandan bugün sermaye piyasası soruşturmaları kapsamında 9 şüpheli hakkında daha gözaltı işlemi gerçekleştirildi. Ayrıca 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbirlerinin kaldırıldığı, gerçek kişiler üzerindeki tedbirlerin ise sürdüğü açıklandı. “Terörsüz Türkiye” süreci değerlendirilecek Toplantının bir diğer önemli başlığını “Terörsüz Türkiye” sürecinde gelinen aşama oluşturuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada sürecin ilgili kurumların kontrolünde ilerlediğini, örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye sürecinin tamamlanmasının yasal çerçevenin uygulanması açısından gerekli olduğunu belirtmişti. Kabinede güvenlik birimlerinin sahadaki çalışmaları ve süreç kapsamında atılabilecek yeni adımların değerlendirilmesi bekleniyor. Dış politika ve Meclis gündemi Kabine toplantısında Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında gerçekleştirdiği temasların yanı sıra bölgesel gelişmelerin de ele alınması bekleniyor. Rusya-Ukrayna savaşı, Gazze ve bölgedeki diğer gelişmeler dış politika başlığı altında değerlendirilecek. 1 Ekim’de yeni yasama yılına başlayacak TBMM’nin gündemiyle ilgili hazırlıkların da toplantıda değerlendirilmesi bekleniyor. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklama yapması bekleniyor.

Erdoğan’dan dış politika mesajı: “Türkiye’ye Doğu mu Batı mı tercihi dayatılmasını doğru bulmuyoruz” Haber

Erdoğan’dan dış politika mesajı: “Türkiye’ye Doğu mu Batı mı tercihi dayatılmasını doğru bulmuyoruz”

Erdoğan, Türkiye’nin milli çıkarları, bölgesel istikrar ve küresel barış arasında denge gözeten çok yönlü bir dış politika izlediğini belirterek, “Köklü ittifaklarımızı muhafaza ederken yeni ortaklıklar kuruyor, gerektiğinde farklı güç merkezlerini aynı masa etrafında buluşturuyoruz” ifadelerini kullandı. BM Güvenlik Konseyi için reform çağrısı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki önceliklerine ilişkin soruyu yanıtlayan Erdoğan, dünyanın önemli jeopolitik kırılmalar yaşadığını, Rusya-Ukrayna Savaşı başta olmak üzere farklı bölgelerdeki çatışmaların güvenlik ve ekonomi üzerinde doğrudan etkiler oluşturduğunu söyledi. Türkiye’nin önceliğinin çatışmaların daha geniş bölgelere yayılmasını önlemek, diplomasi kanallarını açık tutmak ve tarafların yeniden müzakere zeminine dönmesine katkı sağlamak olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye’nin farklı ihtilaflarda taraflarla temas kurabilmesinin önemli bir diplomatik imkan olduğunu ifade etti. Erdoğan ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin daha temsili ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirterek reform sürecinin ertelenmemesi gerektiğini söyledi. Hürmüz Boğazı için gerilimin düşürülmesi mesajı ABD ve İran arasındaki gerilime ilişkin değerlendirmesinde Erdoğan, Türkiye’nin hem NATO müttefiki ABD hem de komşusu İran ile temaslarını sürdürdüğünü belirtti. Diplomasinin mümkün olduğunca kullanılması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin enerji arzı ve küresel ticaret açısından doğrudan sonuçlar doğurduğunu söyledi. Erdoğan, Türkiye’nin önceliğinin çatışmanın yayılmasını engellemek, ticaret yollarının güvenliğini korumak ve tarafların yeniden müzakere masasına dönmesini sağlamak olduğunu kaydetti. Mekke Ortak Savunma Anlaşması açıklaması Pakistan ve Suudi Arabistan ile imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması hakkında da konuşan Erdoğan, anlaşmanın İran, İsrail veya başka bir ülkeye karşı oluşturulmuş bir ittifak şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Anlaşmanın bölgesel güvenlik ve istikrarı güçlendirme amacı taşıdığını belirten Erdoğan, herhangi bir tarafın silahlı saldırıya uğraması halinde diğer tarafların desteğinin gündeme gelebileceğini ifade etti. Erdoğan, verilecek desteğin saldırıya uğrayan ülkenin çağrısı ve ihtiyaçlarına göre şekillenebileceğini belirterek, istihbarat, lojistik ve mühimmat desteğinin yanı sıra koşullara bağlı olarak daha ileri askeri desteğin de değerlendirilebileceğini söyledi. Ancak Irak, Yemen veya başka bir bölgede yaşanabilecek gelişmeler için bugünden otomatik bir askeri senaryo oluşturmanın doğru olmayacağını vurguladı. “Türkiye-Amerika ilişkilerini üçüncü ülke üzerinden tarif etmiyorum” ABD Başkanı Donald Trump ile doğrudan ve açık bir iletişim yürüttüğünü belirten Erdoğan, Türkiye-ABD ilişkilerinin üçüncü ülkeler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Türkiye ile ABD arasında savunma sanayii, ticaret ve bölgesel güvenlik başta olmak üzere uzun yıllara dayanan iş birliği bulunduğunu ifade eden Erdoğan, iki ülke arasındaki görüş ayrılıklarının doğrudan iletişim yoluyla yönetilebileceğini kaydetti. İsrail yönetimiyle Türkiye arasında ciddi görüş ayrılıkları bulunduğunu da belirten Erdoğan, Türkiye’nin İsrail halkına karşı bir husumet taşımadığını, itirazlarının uluslararası hukuka aykırı gördüğü politikalara ve bölgesel istikrarsızlığı artıran adımlara yönelik olduğunu söyledi. Erdoğan’dan Suriye mesajı Suriye’deki gelişmeler ve İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırıları hakkında da değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Türkiye’nin dış politikasını kaçınılmaz savaş senaryoları üzerinden oluşturmadığını belirtti. Suriye’nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve milli birliğinin korunması gerektiğini ifade eden Erdoğan, İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarının ülkenin egemenliğine zarar verdiğini ve bölgede istikrarın sağlanmasını zorlaştırdığını savundu. Türkiye’nin NATO içerisindeki konumuna da değinen Erdoğan, farklı ülkeler arasındaki ilişkileri otomatik olarak Türkiye’ye yönelik tehdit şeklinde değerlendirmediklerini, ancak milli güvenlik ve çıkarlarına yönelik gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyledi. “Terörsüz Türkiye stratejik bir hedef” Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” sürecinin de röportajdaki başlıklardan biri olduğunu belirterek PKK’nın fesih ve silah bırakma yönündeki kararlarının önemli bir eşik olduğunu, ancak sürecin sahada uygulanmasının belirleyici olduğunu söyledi. Örgütün tüm unsurlarıyla silah bırakması ve illegal yapının tasfiye edilmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, gelişmelerin devletin ilgili kurumları tarafından tespit ve teyit edilmesinin önemine dikkat çekti. Suriye’deki silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesinin de Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü açısından önemli olduğunu belirten Erdoğan, sürecin eşit vatandaşlık temelinde ilerlemesini desteklediklerini söyledi. Erdoğan, Kürtler, Araplar ve Türklerin bölgenin ortak geleceğinde bir arada yaşaması gerektiğini belirterek Türkiye’nin yaklaşımında etnik kimlikten ziyade terör, şiddet ve milli güvenliğe yönelik tehditlerin esas alındığını ifade etti. Rusya-Ukrayna Savaşı için müzakere vurgusu Rusya-Ukrayna Savaşı’nın yayılma riskine de değinen Erdoğan, gerilimi artıracak adımlardan kaçınılması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin hem Rusya hem Ukrayna ile doğrudan temas kurabilmesinin arabuluculuk açısından önemli olduğunu söyleyen Erdoğan, İstanbul görüşmeleri, Karadeniz Tahıl Girişimi ve esir takaslarını bu temasların somut sonuçları arasında gösterdi. Karadeniz’de sivil deniz taşımacılığının, ticaret yollarının ve enerji altyapısının korunması gerektiğini belirten Erdoğan, savaşın uzamasının insani, ekonomik ve siyasi maliyetleri artırdığını söyledi. Türkiye’nin gerekli siyasi iradenin oluşması halinde yeniden müzakere sürecinin kurulmasına katkı sağlamaya hazır olduğunu ifade etti. “Türkiye’nin istikameti açıktır” Türkiye’nin dış politikadaki çok yönlü yaklaşımına ilişkin mesajlarını sürdüren Erdoğan, Ankara’nın NATO’daki konumunu güçlendirirken Türk Devletleri Teşkilatı, İslam İş Birliği Teşkilatı, Şanghay İş Birliği Örgütü, G20 ve D-8 gibi farklı platformlardaki ilişkilerini de geliştirdiğini belirtti. Erdoğan, ASEAN ile ilişkilerin “Diyalog Ortaklığı” seviyesine yükseltilmesini ve Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı bu yaklaşımın örnekleri arasında gösterdi. Çin ile ticaret, yatırım ve bağlantısallık alanlarında ilişkileri geliştirmek istediklerini belirten Erdoğan, Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru’nun küresel lojistik ve ticarette daha etkin hale gelmesini önemsediklerini söyledi. Kalkınma Yolu Projesi ile Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan'a yönelik ulaşım bağlantılarının da bölgesel iş birliği açısından önem taşıdığını ifade etti. Erdoğan, Türkiye’nin Doğu ile Batı arasındaki konumunun çok yönlü bir dış politika yürütmesini gerekli kıldığını belirterek, “Milli menfaatlerimizi, bölgesel istikrarı ve küresel barışı birlikte gözetiyor, köklü ittifaklarımızı muhafaza ederken yeni ortaklıklar kuruyor, gerektiğinde farklı güç merkezlerini aynı masa etrafında buluşturuyoruz. Türkiye’nin istikameti açıktır” dedi.

Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni dönem: Mogadişu'da stratejik ortaklık vurgusu Haber

Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni dönem: Mogadişu'da stratejik ortaklık vurgusu

“Türkiye-Somali İlişkilerinde Yeni Dönem: Güven, İş Birliği ve Stratejik Ortaklık” başlıklı panel, SETA Vakfı Dış Politika Araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş'ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panele Somali Federal Cumhuriyeti Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Abdulfatah Kasım Mohamud, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir, Somaville Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Yahya Amir Hagi İbrahim, Somali Federal Parlamentosu Halk Meclisi Başkanlık Ofisi Direktörü Mohamed Haji Yussuf ve Somali'nin Afyonkarahisar Fahri Konsolosu Onur Çelik katıldı. Türkiye-Somali ilişkilerinin geleceği ele alındı Panelde iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihsel gelişimi, mevcut iş birliğinin kapsamı ve stratejik ortaklığın gelecekte geliştirilebileceği alanlar akademik ve bütüncül bir yaklaşımla değerlendirildi. Programda Türkiye ile Somali arasındaki ilişkilerin insani yardım ve kalkınma çalışmalarından diplomasi, ekonomi ve savunma gibi farklı alanları kapsayan çok boyutlu bir ortaklığa dönüşümü üzerinde duruldu. Somali Parlamentosu Halk Meclisi Başkanı Abdülkadir Mohamed Nur da program kapsamında yaptığı değerlendirmede, iki ülke arasındaki iş birliğinin zaman içinde stratejik ortaklık seviyesine ulaştığını belirtti. Nur, ilişkilerin gelişmesine paralel olarak Türkiye-Somali ortaklığını hedef alan dezenformasyon faaliyetlerinin de arttığını ifade etti. Burhanettin Duran'dan "kazan-kazan" vurgusu Program kapsamında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın video mesajı katılımcılara sunuldu. Duran, Türkiye'nin Somali politikasının “kazan-kazan” anlayışı üzerine kurulduğunu belirterek, Afrika'ya yönelik yaklaşımın uzun vadeli ve kapasite geliştirmeye odaklanan projelerle şekillendiğini ifade etti. Türkiye'nin Somali'deki çalışmalarında Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile Türkiye Maarif Vakfı gibi kurumların önemli faaliyetler yürüttüğüne dikkat çeken Duran, iki ülke arasındaki iş birliğinin farklı alanlarda sürdüğünü belirtti. Somaliland konusunda Türkiye'nin tutumu Duran, Afrika Boynuzu'nun çeşitli sınamalarla karşı karşıya olduğunu belirterek Somaliland meselesine de değindi. Türkiye'nin Somali'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü konusunda kararlı bir tutum sergilediğini vurgulayan Duran, Ankara'nın bölgesel barış ve istikrarı desteklediğini ifade etti. Türkiye-Somali ilişkilerinin karşılıklı saygı, güven ve kardeşlik temelinde ilerlediğini belirten Duran, iki ülke arasındaki ilişkilere yönelik dezenformasyon kampanyalarının sonuç vermeyeceğini söyledi. 2011'deki Erdoğan ziyareti ilişkilerde dönüm noktası oldu Duran, video mesajında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2011 yılında Mogadişu'ya gerçekleştirdiği ziyaretin Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni bir dönem başlattığına da işaret etti. Türkiye ile Somali arasındaki ilişkilerin kalkınma, güvenlik, ekonomi ve kurumsal kapasite geliştirme gibi alanları kapsayan kapsamlı bir ortaklığa dönüştüğünü belirten Duran, 2026'nın iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 60'ıncı yılı olması nedeniyle de özel bir anlam taşıdığını ifade etti. Duran ayrıca Türkiye ile Somali'nin savunma, deniz güvenliği, enerji, balıkçılık ve ekonomik kapasitenin geliştirilmesi gibi alanlarda iş birliğini sürdürdüğünü belirterek, düzenlenen panelin iki ülke arasında ortak bir geleceğin inşasına katkı sunacağına inandığını kaydetti.

Merz’den İsrail’e silah ihracatı savunması: “İsrail’in varlığı tartışmaya açık değil” Video Galeri

Merz’den İsrail’e silah ihracatı savunması: “İsrail’in varlığı tartışmaya açık değil”

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ülkesinin İsrail’e yönelik silah ihracatını sürdürmesine ilişkin eleştirilere yanıt verdi. Merz, İsrail’in Almanya açısından özel bir konuma sahip olduğunu belirterek askeri desteğin kesilmesi halinde İsrail’in bugün varlığını sürdüremeyeceğini savundu. Katıldığı bir televizyon programında değerlendirmelerde bulunan Merz, İsrail’i “Orta Doğu’daki tek demokrasi” olarak nitelendirdi. Almanya’nın İsrail’e yönelik desteğinin ülkenin kuruluşundan bu yana izlenen temel politikalardan biri olduğunu ifade eden Merz, İsrail’in varlığının Almanya açısından tartışmaya açık olmadığını söyledi. “İsrail bugün var olamazdı” Merz, Almanya’nın İsrail’e sağladığı askeri desteğin önemine dikkat çekerek, bu desteğin sona erdirilmesi halinde İsrail’in mevcut güvenlik koşullarında varlığını sürdüremeyeceğini ileri sürdü. Almanya Başbakanı, İsrail’in güvenliğinin ülkesinin dış politika yaklaşımında önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı. Silah ihracatı tartışması büyüyor Merz’in açıklamaları, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü operasyonlar nedeniyle Almanya’nın silah ihracatına yönelik tartışmaların yeniden gündeme gelmesine yol açtı. İsrail’e askeri desteğin devam etmesini savunan Alman hükümeti, ülkenin güvenliğini desteklemeyi dış politikasının temel unsurlarından biri olarak değerlendiriyor. Ancak Merz’in açıklamalarına tepki gösteren çevreler, İsrail’in Gazze’deki operasyonları sırasında yaşanan sivil ölümleri gerekçe göstererek Almanya’nın silah ihracatını sürdürmesini eleştiriyor. Tartışmanın odağında ise Almanya’nın İsrail’in güvenliğine verdiği siyasi ve askeri desteğin, Gazze’deki insani durum karşısında nasıl bir politika izlemesi gerektiği sorusu bulunuyor.

Kremlin’den NATO saldırısı iddialarına yanıt: “Rusya’nın böyle bir niyeti yok” Haber

Kremlin’den NATO saldırısı iddialarına yanıt: “Rusya’nın böyle bir niyeti yok”

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya-Ukrayna savaşı, olası barış görüşmeleri ve Moskova’nın Avrupa ülkeleriyle ilişkilerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Peskov, Rusya’nın gelecekte bir NATO ülkesine sınırlı saldırı düzenleyebileceği yönündeki iddiaları reddederek, Moskova’nın hedeflerine barışçıl yollarla ulaşmayı tercih ettiğini söyledi. Başkent Moskova’da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Peskov, Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kirilo Budanov’un Rusya ve Ukrayna heyetlerinin eylül ayında yeniden görüşebileceğine yönelik açıklamasının sorulması üzerine, bu konuda kendisine ulaşan bir bilgi olmadığını belirtti. ABD ile Ukrayna konusunda temasların devam ettiğini ifade eden Peskov, Rusya’nın müzakerelere açık olduğunu vurgulayarak, “Amerikalılarla çalışma düzeyinde temaslar sürdürülüyor. Elbette barış müzakerelerine açığız” dedi. NATO ülkesine saldırı iddialarını reddetti Peskov’a, Rusya’nın ilerleyen dönemde bir NATO ülkesine sınırlı bir saldırı gerçekleştirebileceğine yönelik değerlendirmeler de soruldu. Bu iddiaların Rusya’nın yaklaşımıyla örtüşmediğini savunan Peskov, “Bunun gerçekle ve Rusya’nın niyetiyle hiçbir ilgisi yok. Rusya, hedefe barışçıl yollarla ulaşmayı tercih ediyor” ifadelerini kullandı. Rusya’nın Ukrayna’daki askeri faaliyetlerinin sürmesini ise diplomatik yolların şu aşamada mümkün olmamasıyla açıklayan Peskov, Moskova’nın operasyonu güvenliğini sağlamak ve kendi çıkarlarını korumak amacıyla yürüttüğünü öne sürdü. Kremlin Sözcüsü ayrıca Avrupa ülkelerinin Rusya’ya karşı “saldırgan siyaset” izlediğini iddia etti. Dondurulan Rus varlıkları konusunda tepki Avrupa ülkelerinin dondurulan Rus varlıklarını Ukrayna’nın ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanmasına da değinen Peskov, bu uygulamanın yasa dışı olduğunu savundu. Rusya’nın söz konusu adımlara karşılık vereceğini belirten Peskov, Moskova’nın gerekli önlemleri alacağını ifade etti. Öte yandan Peskov, Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuriy Uşakov’un Vatikan Devletlerle ve Uluslararası Kuruluşlarla İlişkiler Sekreteri Başpiskopos Paul Richard Gallagher ile görüşüp görüşmediğine ilişkin soruya ise yanıt vermedi.

Rusya ve Myanmar arasında 12 yeni anlaşma imzalandı Haber

Rusya ve Myanmar arasında 12 yeni anlaşma imzalandı

Kremlin Sarayı'nda gerçekleştirilen törende, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Myanmar Devlet Başkanı Min Aung Hlaing'in görüşmesinin ardından iki ülkenin bakanlık ve kurumları arasında çeşitli anlaşmalar imzalandı. İmzalanan belgeler arasında yaptırımlara karşı koymayı öngören ortak bildiri ile enerji, petrol ve doğal gaz, radyo-elektronik endüstrisi, dijital teknolojiler, uzay, eğitim, kültür ve iletişim alanlarında işbirliği memorandumları ve protokoller yer aldı. Putin: Ekonomik işbirliğine önem veriyoruz Putin, Rusya-Myanmar ilişkilerinin gelişmeye devam ettiğini belirterek ekonomik işbirliğine önem verdiklerini söyledi. Rus lider, iki ülke arasında istikrarlı finansal ödeme kanallarının oluşturulduğunu ve ticari işlemlerin yaklaşık üçte ikisinin Rus rublesiyle gerçekleştirildiğini ifade etti. Enerji alanındaki işbirliğine de değinen Putin, Myanmar'ın güneyinde enerji santrali ve petrol rafinerisi inşasının gündemde olduğunu açıkladı. Putin ayrıca Myanmar'a sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatı, ülkenin güney kıyısında liman inşası ve daha önce üzerinde anlaşmaya varılan nükleer santral projesi konusunda çalışmaların sürdüğünü belirtti. Askeri işbirliği de gelişiyor Rusya ile Myanmar arasındaki askeri-teknik işbirliğinin de geliştiğini söyleyen Putin, iki ülkenin ortak askeri tatbikatlar düzenlediğini kaydetti. Rus lider, dış politika alanında iki ülkenin yaklaşımlarının örtüştüğünü belirterek uluslararası hukuk, egemenlik ve içişlerine müdahale etmeme ilkelerine vurgu yaptı. Putin ayrıca Myanmar'ın Rusya'nın Vladivostok kentinde yakın zamanda başkonsolosluk açacağını bildirdi. Hlaing: Parlamentolar arası ilişkileri de genişleteceğiz Myanmar Devlet Başkanı Min Aung Hlaing ise Rusya ile ilişkilerin güven temelinde geliştiğini belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.