Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Diplomatik Çözüm

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Diplomatik Çözüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diplomatik Çözüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD’li Büyükelçi Barrack’tan DSG Mesajı: “Tek Ordu, Tek Hükümet, Tek Devlet” Haber

ABD’li Büyükelçi Barrack’tan DSG Mesajı: “Tek Ordu, Tek Hükümet, Tek Devlet”

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) Suriye devlet kurumlarına entegrasyonunu “tarihi bir dönüm noktası” olarak değerlendirdi. Barrack, Kürtçe eğitimin tanınması ile Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’e Şam yönetiminde verilecek rollere de dikkat çekti. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’de DSG ile merkezi yönetim arasında yürütülen entegrasyon sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Barrack, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, DSG’nin Suriye devlet kurumlarıyla bütünleşmesini ve Kürt halkının haklarının tanınmasına yönelik adımları Washington yönetiminin desteklediğini belirtti. Barrack: “Tarihi bir an” Suriye’de yaşanan gelişmeleri ABD Başkanı’nın Orta Doğu vizyonuyla ilişkilendiren Barrack, DSG’nin devlet kurumlarına entegrasyon sürecini önemli bir gelişme olarak nitelendirdi. Barrack, “Kesinlikle tarihi bir an” ifadesini kullanarak, DSG’nin Suriye devlet yapısına düzenli şekilde dahil edilmesinin geçmişteki bölünmeleri aşma açısından önemli olduğunu belirtti. ABD’li diplomat, sürecin Suriye halkına ülkenin ortak geleceğini şekillendirme imkanı sağlayacağını ifade etti. Kürtçe eğitim ve Şam yönetimindeki roller Barrack, açıklamasında Kürtçe eğitimin tanınmasına da özel olarak değindi. Kürtçenin eğitim dili olarak kabul edilmesinin yanı sıra DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Kürt siyasetçi İlham Ahmed’in Suriye hükümeti içerisinde önemli görevler üstlenmesini desteklediğini belirten Barrack, bu gelişmelerin Kürtlerin bölgesel istikrara katkılarının kabulü anlamına geldiğini söyledi. Barrack, geçmişte yaşanan ayrılıkların gelecekte ortak hedeflere dönüşebileceği mesajını verdi. “Kazanan ve kaybeden yok” Suriye'nin egemenliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Barrack, entegrasyonun tarafların karşılıklı mutabakatıyla gerçekleşmesinin önemine dikkat çekti. Gerçek entegrasyonun bir tarafın kazanıp diğerinin kaybetmesi anlamına gelmediğini belirten Barrack, farklı görüşlere sahip tarafların diplomatik çözüm yoluyla ortak bir devlet yapısını güçlendirebileceğini ifade etti. ABD’li temsilci açıklamasını “Tek ordu, tek hükümet, tek devlet” vurgusuyla tamamladı. Washington’dan entegrasyon sürecine destek Tom Barrack’ın açıklaması, Şam yönetimi ile DSG arasında yürütülen entegrasyon görüşmelerine ABD'nin yaklaşımına ilişkin dikkat çeken mesajlar içeriyor. Açıklamada özellikle Suriye'nin toprak bütünlüğü ve merkezi devlet yapısının güçlendirilmesi, Kürtlerin haklarının tanınması ve DSG unsurlarının devlet kurumlarına dahil edilmesi başlıkları öne çıktı. Barrack’ın değerlendirmeleri, Şam'daki müzakerelerin yalnızca Suriye içindeki taraflar açısından değil, ABD açısından da yakından takip edildiğini ortaya koydu.

Netanyahu: Suriye’de Türk askeri varlığına müsamaha göstermeyeceğiz Haber

Netanyahu: Suriye’de Türk askeri varlığına müsamaha göstermeyeceğiz

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye’deki yeni yönetim ve Türkiye’nin bölgedeki askeri faaliyetlerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Netanyahu, Suriye topraklarında herhangi bir Türk askeri varlığını İsrail açısından doğrudan ulusal güvenlik tehdidi olarak değerlendirdiklerini belirterek Şam yönetimine sert bir mesaj gönderdi. İsrail medyasına konuşan Netanyahu, Suriye hükümetini daha önce farklı diplomatik kanallar aracılığıyla uyardıklarını ancak Şam yönetiminin İsrail’in mesajlarını doğru anlamadığını öne sürdü. Netanyahu, İsrail ordusunun 18 Ağustos’ta İdlib’deki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırıya da değinerek operasyonun İsrail’in tutumunu açık biçimde ortaya koymayı amaçladığını savundu. İsrail’den Türkiye’nin Suriye’deki varlığına itiraz Netanyahu’nun açıklamalarının merkezinde Türkiye’nin Suriye’deki olası askeri varlığı yer aldı. İsrail Başbakanı, Türkiye’nin Suriye’de askeri kapasitesini artırmasını İsrail’in güvenliği açısından kabul edilemez bir gelişme olarak gördüklerini ifade etti. Açıklamalar, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in Suriye sınırının güneyindeki birlikleri ziyaret ettiği dönemde geldi. Zamir de bölgedeki gelişmeleri yakından izlediklerini belirterek, İsrail sınırlarında herhangi bir hasım gücün hakimiyet kurmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Bu açıklamalar, Ankara ile Tel Aviv arasında Suriye sahası üzerinden ortaya çıkan rekabetin daha açık biçimde güvenlik başlığına taşındığını gösteriyor. Ebu Zuhur saldırısı gerilimi artırdı İsrail savaş uçakları 18 Ağustos’ta İdlib vilayetindeki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’nı hedef aldı. Saldırıda pist ve havaalanına ait bazı altyapı unsurlarının zarar gördüğü bildirildi. İsrail kaynakları, operasyonun Türkiye’nin bölgede askeri varlık oluşturmasına ilişkin kaygılarla bağlantılı olduğunu öne sürerken, Türk askeri heyetinin havaalanındaki restorasyon çalışmaları kapsamında bölgede bulunduğu iddiaları da gündeme geldi. Suriye yönetimi ise saldırıyı kınayarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni harekete geçmeye çağırdı. Şam yönetimi saldırının Suriye’nin egemenliğine yönelik bir ihlal olduğunu savundu. Washington’dan İsrail’e mesafe Suriye’deki gerilim Washington’da da yakından takip ediliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Ebu Zuhur saldırısını “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirerek askeri yöntemler yerine diplomatik çözüm çağrısında bulundu. Barrack ayrıca Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetiminin saldırgan bir politika izlemediğini ve gerilimi düşürmeye yönelik adımlar attığını savundu. ABD’nin bu yaklaşımı, Washington’ın Suriye sahasında Türkiye ile İsrail arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimalinin ortaya çıkmasını istemediğine işaret ediyor. İsrail muhalefetinden Netanyahu’ya tepki Netanyahu’nun Türkiye ve Suriye'ye yönelik sert açıklamaları İsrail içinde de tartışma yarattı. İsrail Demokrat Partisi lideri Yair Golan, Suriye’ye yönelik operasyonları “kışkırtıcı ve tehlikeli” olarak değerlendirdi. Golan, mevcut politikaların İsrail’i Türkiye ile sıcak bir çatışmanın içine sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Ayrıca ordunun siyasi hesaplar doğrultusunda kullanılmasının ABD başta olmak üzere İsrail’in müttefikleriyle ilişkilerine zarar verebileceğini savundu. Muhalefet lideri, Netanyahu’yu ülkenin güvenliğinden ziyade siyasi geleceğini öncelemekle suçladı. İsrail ve Suriye arasında kritik telefon görüşmesi iddiası Gerilimin tırmanmasından önce İsrail ile Suriye arasında üst düzey bir temas gerçekleştirildiği de öne sürüldü. Reuters'a konuşan kaynaklara göre Mossad Direktörü Roman Goffman ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, 14 Ağustos’ta telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede Türkiye’nin Suriye’deki askeri hareketliliğinin ele alındığı iddia edildi. Bu temasın, Beşşar Esed yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana İsrail ve Suriye arasındaki en üst düzey iletişim kanallarından biri olduğu ileri sürülüyor. Ancak İsrail Başbakanlık Ofisi ve Suriye Dışişleri Bakanlığı görüşmeye ilişkin resmi bir doğrulama yapmadı.

Trump'tan İran mesajı: "Müzakereler çok iyi gidiyor, anlaşma yakında olabilir" Haber

Trump'tan İran mesajı: "Müzakereler çok iyi gidiyor, anlaşma yakında olabilir"

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile devam eden diplomatik temaslara ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Trump, Washington ile Tahran arasındaki müzakerelerin olumlu ilerlediğini belirterek, tarafların yakın zamanda bir anlaşmaya varabileceği mesajını verdi. Oval Ofis'te düzenlenen bir başkanlık kararnamesi imza töreninin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, İran'la yürütülen görüşmelerin seyrine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Trump, müzakerelerde kendisinin de doğrudan yer aldığını ifade ederek, sürecin beklenenin üzerinde ilerlediğini savundu. "Bence işler çok iyi gidiyor" İran ile olası bir anlaşmanın zamanlamasına ilişkin soruya yanıt veren Trump, net bir tarih vermekten kaçınırken sürecin olumlu ilerlediğini söyledi. Trump açıklamasında, "Bence işler çok iyi gidiyor. Müzakerelerde ben de yer alıyorum. Bence gayet iyi gidiyoruz. Anlaşma yakında gerçekleşebilir" ifadelerini kullandı. ABD Başkanı, İran'ın mevcut süreçte daha fazla dayanamayacağını düşündüğünü belirterek, diplomatik çözüm ihtimaline vurgu yaptı. Trump ayrıca savaşın sona ermesiyle birlikte enerji piyasalarında da rahatlama yaşanacağını savundu. "Savaş biter bitmez benzin fiyatları düşecek. Bence çok yakında bitecek" diyen Trump, İran üzerindeki baskının devam ettiğini belirtti. Hürmüz Boğazı açıklaması Trump, İran ile yürütülen müzakerelerin önemli başlıklarından biri olan Hürmüz Boğazı konusuna da değindi. Daha önce basında yer alan ve ABD ile İran'ın bu konuda anlaşmaya yaklaştığı yönündeki haberleri değerlendiren Trump, henüz tamamen anlaşmaya varıldığını söyleyemeyeceğini ifade etti. Ancak görüşmelerin sürdüğünü belirten ABD Başkanı, Hürmüz Boğazı'nın küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Trump, ABD'nin bölgedeki kontrol kapasitesine ilişkin açıklamalar yaparken, İran'ın boğazdan geçen gemilere yönelik tehdit oluşturabilecek eylemler gerçekleştirebileceğini de öne sürdü. ABD Başkanı, İran tarafından gemilere ateş açılması veya deniz mayınlarının kullanılması gibi ihtimallerin bulunduğunu savundu. İran-ABD ilişkilerinde yeni dönem beklentisi Trump'ın açıklamaları, uzun süredir gerilimli seyreden ABD-İran ilişkilerinde diplomatik çözüm ihtimalinin yeniden gündeme gelmesine neden oldu. İki ülke arasında özellikle nükleer faaliyetler, bölgesel güvenlik ve enerji yolları konusunda ciddi anlaşmazlıklar bulunuyor. Washington yönetimi geçmiş dönemlerde İran'a yönelik ekonomik yaptırımları artırırken, Tahran ise bu yaptırımların kaldırılmasını temel taleplerinden biri olarak öne çıkardı. Uzmanlara göre olası bir anlaşma, yalnızca iki ülke ilişkilerini değil, Orta Doğu'daki dengeleri ve küresel enerji piyasalarını da doğrudan etkileyebilir. Trump'tan Rusya-Ukrayna savaşı değerlendirmesi ABD Başkanı Donald Trump, basın açıklamasında Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili de değerlendirmelerde bulundu. Trump, önceki ABD yönetiminin Ukrayna'ya önemli miktarda silah ve mühimmat desteği sağladığını belirtti. ABD'nin yalnızca Ukrayna'ya değil, birçok ülkeye yüksek miktarda askeri ekipman gönderdiğini ifade eden Trump, ihtiyaç halinde bu stokların bir bölümünün yeniden değerlendirilebileceğini söyledi. Trump, ABD'nin mühimmat konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamadığını savunarak, kullanılan stokların günlük olarak yenilendiğini belirtti. "Silah stoklarımızı yerine koyuyoruz" ABD Başkanı, İran konusunda ihtiyaç duyulan askeri kapasitenin bulunduğunu ifade ederek, mevcut stokların düzenli şekilde tamamlandığını söyledi. Trump'ın bu açıklamaları, ABD'nin hem Orta Doğu'daki gelişmeler hem de Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle askeri hazırlıklarını sürdürdüğüne işaret ediyor. Washington yönetiminin aynı anda farklı bölgelerdeki krizleri takip ettiği ve askeri kapasitesini buna göre planladığı belirtiliyor. Diplomasi ve askeri seçenekler birlikte yürütülüyor Trump'ın son açıklamaları, İran konusunda diplomasi mesajları verirken aynı zamanda askeri seçeneklerin de masada tutulduğunu gösteriyor. ABD Başkanı bir yandan müzakerelerin olumlu ilerlediğini ifade ederken, diğer yandan Hürmüz Boğazı ve bölgesel güvenlik tehditlerine ilişkin sert mesajlar vermeye devam ediyor. İran ile olası anlaşmanın ne zaman ve hangi şartlarla gerçekleşeceği ise önümüzdeki dönemde yapılacak görüşmelerin sonucuna bağlı olacak. Uluslararası kamuoyu, Washington-Tahran hattındaki gelişmeleri yakından takip ederken, olası bir anlaşmanın enerji fiyatlarından bölgesel güvenliğe kadar birçok alanda etkili olması bekleniyor.

ABD-İran Geriliminde Kritik Eşik: Ortadoğu'da Askeri Hareketlilik Artıyor, Diplomasi Çıkmazda Haber

ABD-İran Geriliminde Kritik Eşik: Ortadoğu'da Askeri Hareketlilik Artıyor, Diplomasi Çıkmazda

ABD ve İran Arasında Gerilim Yeniden Zirveye Çıktı ABD ile İran arasında uzun süredir devam eden siyasi ve askeri gerilim, son 24 saatte yaşanan gelişmelerle yeni bir boyut kazandı. Karşılıklı açıklamalar ve askeri hareketlilik, diplomatik çözüm umutlarını zayıflatırken tarafların sert söylemleri dikkat çekiyor. ABD Başkanı Donald Trump, son açıklamalarında İran'ın yeniden müzakere masasına dönmesini istediklerini belirtse de, Tahran yönetimi iki haftadan uzun süredir Washington'dan resmi bir diplomatik teklif almadıklarını öne sürdü. Bu karşılıklı açıklamalar, taraflar arasındaki güven krizinin derinleştiğine işaret ediyor. Trump, Beyaz Saray'da yaptığı değerlendirmede İran'a yönelik sert mesajlar vererek, ABD'nin gerektiğinde güçlü karşılık vermeye hazır olduğunu söyledi. Kısa süre sonra ABD ordusu da yaptığı açıklamada, Ortadoğu'daki Amerikan güçlerine yönelik saldırı girişimlerine etkili şekilde karşılık verildiğini duyurdu. Ortadoğu'da Askeri Hareketlilik Dikkat Çekiyor Bölgedeki askeri hareketliliğin artması, uluslararası gözlemciler tarafından dikkatle takip ediliyor. Özellikle Ürdün'deki ABD askeri üssüne yönelik saldırı girişiminin engellendiğinin açıklanması, güvenlik risklerinin halen yüksek seviyede olduğunu ortaya koydu. Savunma uzmanlarına göre tarafların karşılıklı caydırıcılık mesajları vermesi, yanlış hesaplama riskini de artırıyor. Bu durumun kontrol dışına çıkması halinde yalnızca ABD ve İran'ı değil, bölgedeki birçok ülkeyi etkileyebilecek yeni bir güvenlik krizinin yaşanabileceği değerlendiriliyor. Suudi Arabistan'ın Tavrı Dengeleri Değiştirdi Gerilimin en dikkat çekici gelişmelerinden biri ise Suudi Arabistan'ın ABD ile koordineli şekilde Irak'taki İran destekli silahlı gruplara yönelik operasyonlara katıldığını kamuoyuna açık biçimde duyurması oldu. Uzmanlara göre bu açıklama, Riyad'ın bugüne kadar benimsediği temkinli yaklaşımın ötesine geçtiğini gösteriyor. Aynı zamanda İran'a, enerji altyapısı ve petrol tesislerine yönelik olası saldırılara karşı daha sert bir güvenlik politikası izleneceği mesajı verildiği değerlendiriliyor. Öte yandan Suudi Arabistan yönetimi, askeri iş birliğine rağmen diplomatik çözüm çağrısını da sürdürüyor. Suudi Savunma Bakanı Halid bin Selman'ın Washington temaslarında hem Başkan Donald Trump hem de Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile yaptığı görüşmelerde, gerilimin düşürülmesi ve müzakerelerin yeniden başlaması yönündeki beklentilerini dile getirdiği bildirildi. İran'dan Bulgaristan ve Güney Kıbrıs'a Uyarı Tahran yönetimi yalnızca ABD'ye değil, bölgedeki askeri hareketliliğe destek verdiğini düşündüğü ülkelere yönelik mesajlarını da sertleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Bulgaristan yönetiminin ABD askeri uçaklarının Bezmer Hava Üssü'nü kullanmasına izin vermesini eleştirerek bunun uluslararası hukuka aykırı olduğunu savundu. Erakçi, İran'a yönelik olası askeri operasyonlara destek veren ülkelerin doğacak sonuçlardan sorumlu tutulacağını ifade etti. Bulgaristan ise İran'a karşı herhangi bir askeri operasyona katılma niyetlerinin bulunmadığını belirterek diplomatik çözümden yana olduklarını açıkladı. Benzer şekilde İran, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile yaptığı temaslarda da adadaki yabancı askeri üslerin İran'a yönelik operasyonlarda kullanılmaması gerektiğini vurguladı. GKRY yönetimi ise İngiltere ile yapılan görüşmeler sonucunda üslerin başka ülkelere yönelik saldırılarda kullanılmayacağı yönünde güvence aldıklarını bildirdi. Washington'da Savaşın Ekonomik ve Siyasi Maliyeti Tartışılıyor ABD'de ise dikkatler yalnızca sahadaki gelişmelere değil, olası uzun süreli bir çatışmanın ekonomik sonuçlarına da çevrilmiş durumda. Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde, İran ile yaşanabilecek kapsamlı bir askeri çatışmanın Amerikan kamuoyunda siyasi baskıyı artırabileceği değerlendiriliyor. Beyaz Saray'ın özellikle enerji fiyatlarındaki yükseliş, küresel petrol arzı ve enflasyon üzerindeki olası etkileri yakından takip ettiği belirtiliyor. Savunma çevrelerinde ise son çatışmalarda Patriot ve THAAD hava savunma sistemlerine ait füze stoklarının önemli ölçüde kullanıldığı yönündeki değerlendirmeler öne çıkıyor. Uzmanlar, uzun süreli bir kriz halinde ABD'nin bölgedeki savunma kapasitesinin yeni lojistik planlamalar gerektirebileceğini ifade ediyor. Diplomatik Çözüm Umutları Zayıflıyor Uluslararası arabuluculuk girişimlerine rağmen taraflar arasında yeni bir müzakere sürecinin kısa vadede başlaması beklenmiyor. Uzmanlara göre Washington ile Tahran arasındaki güven bunalımı, yalnızca mevcut askeri gerilimden değil, yıllardır biriken siyasi anlaşmazlıklardan da kaynaklanıyor. Tarafların karşılıklı olarak birbirlerini güvenilir bir müzakere ortağı olarak görmemesi, diplomatik çözüm ihtimalini zorlaştırıyor. 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşma, iki ülke arasında son yılların en önemli diplomatik kazanımı olarak değerlendirilmişti. Ancak sonraki süreçte yaşanan anlaşmazlıklar ve karşılıklı yaptırımlar nedeniyle anlaşmanın fiilen işlevini yitirmesi, ilişkilerin yeniden çatışma eksenine kaymasına neden oldu. Küresel Piyasalar Gelişmeleri Yakından İzliyor ABD-İran gerilimi yalnızca bölgesel güvenliği değil, uluslararası enerji piyasalarını da doğrudan etkiliyor. Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz gibi küresel petrol ticareti açısından kritik bölgelerde yaşanabilecek olası bir askeri kriz, petrol fiyatlarında sert dalgalanmalara yol açabilir. Ekonomi uzmanları, enerji maliyetlerindeki artışın küresel enflasyonu yeniden yukarı çekebileceği, tedarik zincirlerinde yeni sorunlara neden olabileceği ve finans piyasalarında dalgalanmaları artırabileceği görüşünü dile getiriyor. Önümüzdeki günlerde Washington ve Tahran'dan gelecek yeni açıklamalar, bölgedeki askeri hareketliliğin seyri ve diplomatik girişimlerin yeniden başlayıp başlamayacağı uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip edilecek. Mevcut tablo ise Ortadoğu'da tansiyonun yüksek seyrini koruduğunu ve belirsizliğin devam ettiğini gösteriyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Savaşa geri dönülmesi yıkımı artırmaktan başka işe yaramaz Haber

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Savaşa geri dönülmesi yıkımı artırmaktan başka işe yaramaz

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile Katar'da basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Bakan Fidan, şu ifadeleri kullandı: "Hürmüz Boğazı'nın kapalı olması dünya ekonomisine, enerji güvenliğine, bölgedeki ekonomik istikrara, siyasi istikrara büyük bir baskı uygulamakta. Dünya hükümetleri, bu ekonomik baskıyı her türlü şekilde hissetmekte. Dolayısıyla aslında genel dünya kamuoyunun çabası, bir an önce bu anlaşmaya varılması ve boğazın açılması, seyrüsefer emniyetinin bir an önce hayata geçmesi. İkili ilişkilerimizin yanı sıra bölgedeki diğer konuları da konuşup başta Gazze meselesi olmak üzere... Karşı karşıya olduğumuz mevcut sorun, Gazze konusunu hiçbir şekilde unutturmamalı. Al Sani ise "İran'da olan savaş tabii ki Pakistan'ın bu konuda arabuluculuğu devam etmektedir. Kardeş Pakistan çaba harcamaktadır. Bu savaşa çözüm bulmak için her şeyden önce tabii ki ateşkesin sağlanması önemli. Hürmüz Boğazı'nda, seyrüseferin normal düzenine geçmesi için çalışmalarını yürütmektedir. Körfez İşbirliği Konseyi'ndeki ülkelerle istişarelerimize, koordinasyonumuza devam ediyoruz. Bir an önce istikrarın bölgede sağlanmasını ve mutlaka bu savaşın bir çözüme diplomatik yollarla varmasını arzu etmekteyiz” dedi. "İran, Hürmüz Boğazı’nı silah olarak kullanmamalıydı" Daha sonra, iki bakan da gazetecilerin sorularını yanıtladı. İran ve ABD arasındaki ateşkes müzakerelerinin sürecine ilişkin değerlendirmelerinin sorulması üzerine Al Sani, müzakerelere destek verdiklerini belirterek, "Arabulucu ülkelerdeki çabaları destekliyoruz. En kısa vakitte çözüm anlaşmasını destekliyoruz. Her bir müzakere sürecinde olumlu ve olumsuz hususlar olacaktır" dedi. Hürmüz Boğazı’nın uluslararası bir geçiş noktası olduğuna dikkati çeken Al Sani, "İran bu boğazı bir silah olarak kullanmamalıydı. Bu uluslararası bir boğazdır ve korunmalıdır" dedi. Fidan da "Türkiye’nin Katar ile birlikte müzakere sürecine güçlü destek verdiğini" belirterek, "Pakistanlı kardeşlerimizin ortaya koyduğu çaba her türlü takdirin üstünde" dedi. Tarafların savaşın sona ermesini istediğini kaydeden Fidan, "Her iki taraf da savaşın durmasını istiyor, boğazın açılmasını istiyor, nükleer dosyaların bir şekilde çözüme bağlanmasını istiyor" diye konuştu. Müzakerelerin zorluklarına işaret eden Fidan, "Problem bunu nasıl bir önceliklendirme ve ifadelendirme ile kağıda dökeceğiz ki taraflar bunu kabul edebilsin" değerlendirmesinde bulundu. Fidan, yeniden çatışma ihtimaline ilişkin ise "Tekrar savaşa dönülmesi, daha önce gördüğümüz gibi yıkım etkisini artırmaktan başka bir işe yaramayacak" dedi. Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güvenliğinin önemine dikkati çeken Fidan, "Hürmüz Boğazı’nın bir silah olarak kullanılmaması, bölge güvenliği ve dünya ekonomisi açısından fevkalade önemli" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin diplomatik çözüm çabalarını desteklediğini vurgulayan Fidan, "Öncelik verdiğimiz husus, barışçıl ve diplomatik çabaların hayata geçmesi. Boğazın diplomasi yoluyla açılması gerektiğini bütün platformlarda söylüyoruz" dedi.

Rusya'dan Neçirvan Barzani’nin konutuna yönelik saldırıya kınama: ‘Derin endişe duyuyoruz’ Haber

Rusya'dan Neçirvan Barzani’nin konutuna yönelik saldırıya kınama: ‘Derin endişe duyuyoruz’

Rusya Federasyonu'nun Erbil Başkonsolosluğu, Kürdistan Bölgesi topraklarını hedef alan askeri hareketliliğe ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, "Irak Kürdistan Bölgesi topraklarına yönelik devam eden, çok sayıda Peşmerge'nin hayatını kaybetmesine ve aralarında Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani'nin konutunun da bulunduğu sivil altyapının vurulmasına neden olan füze ve dron saldırılarından derin endişe duyuyoruz" ifadelerine yer verildi. “Siyasi ve diplomatik çözüm şart” Irak'ın istikrarını hedef alan eylemlere tepki gösteren Başkonsolosluk, "Irak'ta gerilimin tırmanmasına ve istikrarsızlığa yol açacak her türlü eylemi şiddetle kınıyoruz" vurgusunu yaptı. Rusya, tüm tarafları itidalli davranmaya çağırırken, anlaşmazlıkların yalnızca siyasi ve diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğini belirtti. Mesajda ayrıca saldırılarda hayatını kaybedenlerin ailelerine taziyeler sunulurken, bölgede durumun hızla normale dönmesi temennisinde bulunuldu. Saldırı dünya gündeminde 28 Mart 2026 Cumartesi sabahı, Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani'nin Duhok'taki özel konutu insansız hava araçlarıyla (dron) hedef alınmıştı. Can kaybının yaşanmadığı saldırı; Erbil, Bağdat ve uluslararası toplumda büyük bir tepki dalgasına yol açtı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron saldırıyı "kabul edilemez" olarak nitelerken; ABD, İran, Türkiye ve BAE gibi ülkelerden de kınama mesajları geldi. BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed de Başkan Neçirvan Barzani’yi telefonla arayarak dayanışma mesajını iletmişti. Neçirvan Barzani: “Irak için tehlikeli bir gelişme” Saldırının ardından Rûdaw bültenine katılan Başkan Neçirvan Barzani, meselenin şahsi olmadığını belirterek şu uyarıda bulunmuştu: "Bu saldırı, genel olarak tüm Irak için tehlikeli bir gelişmedir. Irak Federal Hükümeti, kendilerinde yasa dışı yollarla devlet kurumlarına saldırma hakkı gören kişiler hakkında çok ciddi düşünmeli ve harekete geçmelidir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.