Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Diplomasi

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Diplomasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diplomasi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni dönem: Mogadişu'da stratejik ortaklık vurgusu Haber

Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni dönem: Mogadişu'da stratejik ortaklık vurgusu

“Türkiye-Somali İlişkilerinde Yeni Dönem: Güven, İş Birliği ve Stratejik Ortaklık” başlıklı panel, SETA Vakfı Dış Politika Araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş'ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panele Somali Federal Cumhuriyeti Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Abdulfatah Kasım Mohamud, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir, Somaville Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Yahya Amir Hagi İbrahim, Somali Federal Parlamentosu Halk Meclisi Başkanlık Ofisi Direktörü Mohamed Haji Yussuf ve Somali'nin Afyonkarahisar Fahri Konsolosu Onur Çelik katıldı. Türkiye-Somali ilişkilerinin geleceği ele alındı Panelde iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihsel gelişimi, mevcut iş birliğinin kapsamı ve stratejik ortaklığın gelecekte geliştirilebileceği alanlar akademik ve bütüncül bir yaklaşımla değerlendirildi. Programda Türkiye ile Somali arasındaki ilişkilerin insani yardım ve kalkınma çalışmalarından diplomasi, ekonomi ve savunma gibi farklı alanları kapsayan çok boyutlu bir ortaklığa dönüşümü üzerinde duruldu. Somali Parlamentosu Halk Meclisi Başkanı Abdülkadir Mohamed Nur da program kapsamında yaptığı değerlendirmede, iki ülke arasındaki iş birliğinin zaman içinde stratejik ortaklık seviyesine ulaştığını belirtti. Nur, ilişkilerin gelişmesine paralel olarak Türkiye-Somali ortaklığını hedef alan dezenformasyon faaliyetlerinin de arttığını ifade etti. Burhanettin Duran'dan "kazan-kazan" vurgusu Program kapsamında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın video mesajı katılımcılara sunuldu. Duran, Türkiye'nin Somali politikasının “kazan-kazan” anlayışı üzerine kurulduğunu belirterek, Afrika'ya yönelik yaklaşımın uzun vadeli ve kapasite geliştirmeye odaklanan projelerle şekillendiğini ifade etti. Türkiye'nin Somali'deki çalışmalarında Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile Türkiye Maarif Vakfı gibi kurumların önemli faaliyetler yürüttüğüne dikkat çeken Duran, iki ülke arasındaki iş birliğinin farklı alanlarda sürdüğünü belirtti. Somaliland konusunda Türkiye'nin tutumu Duran, Afrika Boynuzu'nun çeşitli sınamalarla karşı karşıya olduğunu belirterek Somaliland meselesine de değindi. Türkiye'nin Somali'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü konusunda kararlı bir tutum sergilediğini vurgulayan Duran, Ankara'nın bölgesel barış ve istikrarı desteklediğini ifade etti. Türkiye-Somali ilişkilerinin karşılıklı saygı, güven ve kardeşlik temelinde ilerlediğini belirten Duran, iki ülke arasındaki ilişkilere yönelik dezenformasyon kampanyalarının sonuç vermeyeceğini söyledi. 2011'deki Erdoğan ziyareti ilişkilerde dönüm noktası oldu Duran, video mesajında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2011 yılında Mogadişu'ya gerçekleştirdiği ziyaretin Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni bir dönem başlattığına da işaret etti. Türkiye ile Somali arasındaki ilişkilerin kalkınma, güvenlik, ekonomi ve kurumsal kapasite geliştirme gibi alanları kapsayan kapsamlı bir ortaklığa dönüştüğünü belirten Duran, 2026'nın iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 60'ıncı yılı olması nedeniyle de özel bir anlam taşıdığını ifade etti. Duran ayrıca Türkiye ile Somali'nin savunma, deniz güvenliği, enerji, balıkçılık ve ekonomik kapasitenin geliştirilmesi gibi alanlarda iş birliğini sürdürdüğünü belirterek, düzenlenen panelin iki ülke arasında ortak bir geleceğin inşasına katkı sunacağına inandığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Barış ve istikrar için çalışmaya devam ediyoruz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Barış ve istikrar için çalışmaya devam ediyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bişkek’te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi’ne katıldı. Konuşmasına, geçen hafta Nepal’de meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybedenler için taziye dileklerini ileterek başladı. Türkiye’nin çatışmaların çözümünde sorumluluk üstlendiğini vurgulayan Erdoğan, sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla aşılması gerektiğini ifade etti. “Şanghay İşbirliği Örgütü çok kutuplu düzenin önemli bir unsuru” Şanghay İşbirliği Örgütü’nün 3,5 milyar insanı ve yaklaşık 35 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğü temsil ettiğini belirten Erdoğan, teşkilatı yükselen ve çok kutuplu dünya düzeninde önemli bir yapı olarak gördüklerini söyledi. Türkiye’nin örgütle her alandaki iş birliğini geliştirmeye çalışacağını ifade eden Erdoğan, teşkilatın barış ve istikrarın yanı sıra güvenli ulaştırma koridorlarının oluşturulması ve enerji arz güvenliği konularında da önemli roller üstlenebileceğini dile getirdi. Erdoğan, Hazar geçişli Orta Koridor girişiminin Kuşak ve Yol Projesi ile uyumlu hale getirilmesini arzuladıklarını ve teşkilat bünyesindeki iş birliğine önem verdiklerini kaydetti. COP31 için Antalya daveti İklim değişikliğinin etkileriyle mücadelede Türkiye’nin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeyi hedeflediğini belirten Erdoğan, 11-12 Kasım tarihlerinde Antalya’da COP31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacaklarını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirveye katılan ülke temsilcilerini Antalya’da görmekten memnuniyet duyacaklarını ifade etti. Gazze ve Lübnan’daki gelişmelere dikkat çekti Bölgedeki çatışmalara da değinen Erdoğan, İsrail’in saldırıları nedeniyle Gazze ve Lübnan’da yaşanan can kayıplarına dikkat çekti. Saldırgan politikaların bedelinin yalnızca çatışma bölgelerinde değil, tüm coğrafyada hissedildiğini söyledi. Erdoğan ayrıca Suudi Arabistan ve Pakistan ile hayata geçirilen Mekke Savunma İttifakı’nın, bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık anlayışıyla barış ve istikrara katkı sunmasını beklediklerini ifade etti. Konuşmasının sonunda, Şanghay İşbirliği Örgütü dönem başkanlığını Kırgızistan’dan devralacak Pakistan’a başarı dileklerini iletti.

Suriye’den İsrail’e tepki: “Artık güvenmiyoruz, temaslar kesildi” Haber

Suriye’den İsrail’e tepki: “Artık güvenmiyoruz, temaslar kesildi”

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği saldırının ardından Şam yönetimi ile Tel Aviv arasındaki temasların kesildiğini açıkladı. Şeybani, Suriye’nin önceliğinin İsrail saldırılarının sona ermesi olduğunu belirterek diplomasi kapısının tamamen kapanmadığı mesajını verdi. Suriye ile İsrail arasındaki gerilim, İsrail’in Suriye topraklarındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne yönelik saldırısının ardından yeniden tırmandı. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Reuters’a yaptığı açıklamada, 18 Ağustos’ta gerçekleşen bombardımanın ardından İsrail ile Şam yönetimi arasındaki temasların durduğunu söyledi. Şeybani, Suriye’nin Ebu Zuhur Üssü’nün Türkiye’ye ait bir askeri üs olmayacağı yönündeki mesajını İsrail tarafına ilettiğini ancak buna rağmen hava üssünün bombalandığını belirtti. “Suriye şu anda İsrail’e güvenmiyor” Şeybani, saldırının ardından Suriye’nin İsrail’e yönelik tutumunun değiştiğini belirterek, “Suriye şu anda İsrail’e güvenmiyor” dedi. Suriye Dışişleri Bakanı, ülkesinin önceliğinin İsrail saldırılarının durdurulması olduğunu vurguladı. Bununla birlikte Şeybani, diplomasi seçeneğinin tamamen rafa kaldırılmadığını belirterek İsrail’e önemli bir mesaj verdi. Şeybani, Suriye’nin diplomasi için elini uzattığını ve İsrail’in önündeki tarihi fırsatı değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Suriye’den Türkiye mesajı Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani, açıklamasında Türkiye ile askeri alandaki iş birliğine de değindi. Suriye ordusunun yeniden yapılandırılması ve askeri eğitim konusunda Türkiye’nin desteğinden yararlandıklarını belirten Şeybani, Türkiye’nin desteğine müteşekkir olduklarını ve bu desteği reddetmeyeceklerini ifade etti. Açıklama, Şam yönetiminin Türkiye ile savunma ve askeri eğitim alanındaki iş birliğini sürdürme konusunda kararlı olduğu şeklinde değerlendirildi. İsrail Ebu Zuhur Hava Üssü’nü neden vurdu? İsrail savaş uçakları, Suriye’nin kuzeyindeki İdlib ilinin doğusunda bulunan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne 18 Ağustos’ta hava saldırısı düzenledi. Daha önce kullanılmayan ve terk edilmiş durumda olduğu belirtilen askeri tesisin hedef alındığı saldırıda can kaybı veya yaralanma olup olmadığına ilişkin resmi bir bilgi paylaşılmadı. Suriyeli bir yetkili, İsrail savaş uçaklarının üsse 8 ayrı saldırı düzenlediğini ve bombardımanda pist ile hangarda bulunan kullanılmayan bir yapının hedef alındığını açıkladı. ABD Büyükelçisi Barrack’tan dikkat çeken değerlendirme ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack da İsrail’in saldırısına ilişkin değerlendirmede bulundu. Barrack, saldırının Türkiye’yi kışkırtmaya yönelik bir girişim olabileceğini veya seçim öncesi siyasi bir hamle niteliği taşıyabileceğini ifade etti. İsrail’in Suriye’deki saldırısının ardından Şam ile Tel Aviv arasındaki temasların kesilmesi, bölgede Türkiye’nin de dahil olduğu diplomatik ve güvenlik trafiğinin yeniden hareketlenmesine neden oldu.

İsrail’den Suriye’ye Türkiye uyarısı: “Güvenlik mutabakatı ihlal edilmek üzere” Haber

İsrail’den Suriye’ye Türkiye uyarısı: “Güvenlik mutabakatı ihlal edilmek üzere”

İsrail Başbakanlık Ofisi, Suriye’nin Türkiye’nin Halep yakınlarında bir hava üssüne asker konuşlandırmasına izin vermesinin, iki ülke arasında mevcut güvenlik düzenine ilişkin mutabakatı ihlal etme riski taşıdığını açıkladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, Şam yönetiminin söz konusu askeri konuşlanmanın İsrail açısından tehdit oluşturabileceği yönündeki uyarılara rağmen adım attığı öne sürüldü. Açıklamada, İsrail’in güvenliğine yönelik tehditleri kabul etmeyeceği belirtilirken, daha önce üzerinde uzlaşılan güvenlik düzenine dönülmesinin olumlu karşılanacağı ifade edildi. İsrail, Ebu el-Zuhur Havaalanı’nı hedef aldı İsrail’in açıklaması, İsrail ordusunun 18 Ağustos’ta Suriye’nin İdlib ilindeki Ebu el-Zuhur Havaalanı’na düzenlediği hava saldırısının ardından geldi. İsrail, operasyonun temel amacının Türkiye’nin havaalanına askeri güç konuşlandırmasını önlemek olduğunu savundu. Havaalanına en az sekiz saldırı düzenlendiği, pist ve bazı tesislerde hasar meydana geldiği bildirildi. Saldırıda can kaybı yaşanmadığı aktarıldı. Saldırı Türkiye, Suriye ve ABD tarafından tepkiyle karşılandı. ABD’den İsrail’e “gerilimi tırmandırmayın” mesajı ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, saldırıyı “gereksiz bir gerilim tırmanışı” olarak değerlendirdi. Barrack, Suriye’deki yeni yönetimin saldırgan bir tutum izlemediğini ve gerilimi düşürmeye yönelik adımlar attığını savundu. ABD’li temsilci, bölgedeki sorunların askeri yöntemler yerine diplomasi yoluyla çözülmesi çağrısında bulundu. Türk heyeti saldırıdan önce havaalanındaydı Suriye’deki yerel kaynaklara göre İsrail saldırısı, Türk askeri heyetinin Ebu el-Zuhur Havaalanı’nı ziyaret etmesinden kısa süre sonra gerçekleşti. Heyetin havaalanındaki onarım çalışmaları kapsamında incelemelerde bulunduğu belirtildi. Suriye resmi medyası ise saldırılar sırasında piste sekiz füzenin isabet ettiğini ve maddi hasar meydana geldiğini bildirdi. Suriye Dışişleri Bakanlığı saldırıyı “haksız bir saldırı” olarak nitelendirerek uluslararası topluma İsrail’e tepki gösterme çağrısında bulundu. Türkiye de saldırıyı Suriye’nin egemenliğinin ihlali olarak kınadı. Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığı gerilimin yeni başlığı Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinin ardından İsrail, Suriye’deki askeri hedeflere yönelik operasyonlarını sürdürürken Golan Tepeleri çevresindeki askeri varlığını da genişletti. Buna karşın İsrail ile Suriye arasında ABD’nin arabuluculuğunda güvenlik ve sınır konularına ilişkin temaslar devam ediyor. Ocak 2026’da siyasi diyaloğun yeniden başladığı açıklanmıştı. Son gelişmeyle birlikte Türkiye’nin Suriye’deki askeri faaliyetleri, İsrail’in güvenlik kaygıları ve Şam yönetiminin egemenlik politikası arasındaki gerilim yeniden öne çıktı. Washington’ın ise Türkiye, İsrail ve Suriye arasında yanlış anlaşılmaları ve olası askeri karşılaşmaları önlemek amacıyla yeni bir çatışmasızlık ve koordinasyon mekanizması oluşturulması için girişimlerde bulunduğu belirtiliyor.

Erdoğan’dan Suriye mesajı: “En kısa zamanda Şam’a gideceğim” Haber

Erdoğan’dan Suriye mesajı: “En kısa zamanda Şam’a gideceğim”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’deki yeni yönetimle ilişkiler, Türkiye’nin Şam’a desteği ve bölgedeki gelişmelere ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Al Jazeera Arapça’ya konuşan Erdoğan, Suriye’nin istikrarı için Türkiye’nin desteğinin süreceğini belirterek, “En kısa zamanda ben de inşallah bir Şam seyahati yapacağım” mesajını verdi. Erdoğan, röportajında Suriye’nin yanı sıra Rusya ile ilişkiler, ABD ile F-35 görüşmeleri, Avrupa Birliği üyeliği ve AK Parti’nin geleceğine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. “Suriye’yi asla yalnız bırakmayacağız” Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki yeni yönetimle Ankara arasındaki temaslara değinen Erdoğan, iki ülkenin devlet kurumlarının uyum içerisinde çalıştığını söyledi. Suriye’yi Türkiye açısından “kardeş” ülke olarak nitelendiren Erdoğan, Şam yönetimine verilen desteğin devam edeceğini vurguladı. Erdoğan, “Suriye, bizim kardeşimizdir, Suriye’yi asla yalnız bırakmayacağız” diyerek Türkiye’nin Suriye’nin istikrarına katkı sunmayı sürdüreceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin bugüne kadar Suriye konusunda üzerine düşeni yaptığını belirterek bundan sonraki süreçte de aynı yaklaşımın devam edeceğini söyledi. Erdoğan’dan Şam ziyareti açıklaması Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın röportajındaki en dikkat çekici mesajlardan biri ise Şam ziyaretiyle ilgili oldu. Suriye’de Beşşar Esed döneminin sona ermesinin ardından başlayan yeni sürece ilişkin konuşan Erdoğan, Ahmed Şara ve ilgili yetkililerin Türkiye’nin yaklaşımını bildiğini belirtti. Erdoğan, “Bundan sonraki süreçte de yapmaya devam edeceğiz. En kısa zamanda ben de inşallah bir Şam seyahati yapacağım” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Ankara ile Şam arasındaki siyasi temasların önümüzdeki dönemde daha üst düzey bir ziyaretle ilerleyebileceği şeklinde değerlendirildi. Ankara-Şam hattında temaslar sürecek Erdoğan, Türkiye’nin Suriye’nin istikrarına yönelik desteğinin yalnızca siyasi açıklamalarla sınırlı olmadığını belirterek, iki ülkenin kurumları arasındaki temasların da sürdüğünü söyledi. Türkiye’nin Suriye’nin istikrarı için sorumluluk almaya devam edeceğini vurgulayan Erdoğan, yeni yönetimle iş birliğinin sürdürüleceği mesajını verdi. Rusya ile ilişkiler için “gayet iyi” mesajı Türkiye-Rusya ilişkilerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, Ankara ile Moskova arasındaki iletişimin devam ettiğini söyledi. “Rusya ile ilişkilerimiz gayet iyi” diyen Erdoğan, iki ülke arasındaki temasların telefon görüşmeleri ve bakanlıklar düzeyindeki diplomasi kanalları üzerinden sürdüğünü belirtti. Erdoğan, Türk bakanların Rus mevkidaşlarıyla düzenli temas halinde olduğunu da ifade etti. F-35 mesajı: “Trump’ın sözünü yerine getirmesini bekliyoruz” ABD ile ilişkilerde F-35 savaş uçaklarının önemli gündem maddelerinden biri olduğunu belirten Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik mesaj verdi. Erdoğan, Türkiye’nin F-35 konusunda daha önce verilen taahhüdün yerine getirilmesini beklediğini söyleyerek, “Sayın Trump’ın F-35 uçakları konusunda verdiği sözü yerine getirmesini bekliyoruz” dedi. Cumhurbaşkanı ayrıca Türkiye-ABD görüşmelerinde İsrail’in taraf olmadığını ve müzakerelerin doğrudan Washington yönetimiyle yürütüldüğünü vurguladı. AB üyeliği konusunda dikkat çeken açıklama Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkileri hakkında da konuşan Erdoğan, üyelik hedefinin tamamen terk edilmediğini belirtti. Türkiye’nin AB’ye katılım konusunda kapısının açık olduğunu ifade eden Erdoğan, “Biz yine Avrupa Birliği’ne katılmayı düşünüyoruz. Alırlarsa ne âlâ, almazlarsa ne âlâ. Bizim için önceliğimiz Avrupa Birliği değil”değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin üyeliğinin gerçekleşmemesi halinde kaybın yalnızca Ankara açısından olmayacağını savunan Erdoğan, ülkenin kendi yolunda ilerlemeyi sürdüreceğini söyledi. “Türkiye çok daha güçlü yarınlara yürüyecek” AK Parti’nin kuruluşunun 25. yılına ilişkin de mesaj veren Erdoğan, partisinin iktidarı döneminde Türkiye’nin daha güçlü bir konuma ulaşacağını ifade etti. Erdoğan, “Türkiye’de AK Parti iktidarını takibe devam edin. AK Parti ile Türkiye, çok daha güçlü yarınlara yürüyecektir” dedi. Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin dünya barışındaki rolünün gelecek dönemde daha farklı bir noktaya taşınacağını da dile getirdi. Arap dünyasına birlik çağrısı Röportajının sonunda Arap dünyasına da mesaj gönderen Erdoğan, bölge ülkeleri arasında birlik ve dayanışmanın önemine dikkat çekti. Arap ülkelerine selam ve sevgilerini ileten Erdoğan, ülkelerin birbirini kırmaması ve ortak hareket etmesi gerektiğini belirterek, “Biz, biriz, beraberiz, iriyiz” mesajını verdi. Erdoğan’ın açıklamaları, Türkiye’nin Suriye’deki yeni yönetimle ilişkilerini güçlendirme, bölgesel diplomasi kanallarını açık tutma ve Ankara’nın dış politikadaki etkinliğini sürdürme yönündeki yaklaşımının devam ettiğini ortaya koydu.

Erdoğan’dan barış süreci mesajı: “Suriye Kürtleri de barış ve istikrardan payını alacak” Haber

Erdoğan’dan barış süreci mesajı: “Suriye Kürtleri de barış ve istikrardan payını alacak”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Al Jazeera’ya verdiği özel röportajda bölgesel gelişmelerden Türkiye’nin dış politikasına, Gazze’deki savaştan ABD ile savunma ilişkilerine kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulundu. Barış sürecinin bölgesel boyutuna ilişkin mesajlar veren Erdoğan, Türkiye’nin Kürtlerle ilişkilerini geliştirmeye devam edeceğini ifade etti. Erdoğan, “Kürtlerle ilişkilerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz ve bölgedeki çeşitli ülkelerde haklarını koruyacağız. Suriye Kürtleri de barış ve istikrardan paylarını alacak” dedi. Erdoğan’dan Suriye vurgusu Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarında Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi istikrarına özel önem verdiklerini belirtti. Türkiye’nin Suriye’de kalıcı istikrarın sağlanmasını istediğini ifade eden Erdoğan, önümüzdeki dönemde Suriye’ye bir ziyaret gerçekleştirmeyi planladığını da açıkladı. Ankara’nın Suriye politikasında ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasının temel unsurlardan biri olduğunu belirten Erdoğan, bölgedeki farklı toplulukların güvenlik ve refah içerisinde yaşamasının önemine işaret etti. Mekke Anlaşması'na dikkat çekti Erdoğan’ın açıklamalarında bölgesel iş birliği konusunda Mekke Anlaşması da önemli bir başlık olarak öne çıktı. Anlaşmanın bölgedeki ülkeler açısından ortak bir güvenlik anlayışı ortaya koyduğunu belirten Erdoğan, taraflardan birinin dış saldırıya uğraması halinde ortak adımlar atılmasını öngören bir mekanizma bulunduğunu söyledi. Erdoğan, anlaşmanın gelecekte başka ülkelerin katılımına da açık olduğunu belirterek Mısır’ın olası katılımının önemine dikkat çekti. F-35 mesajı: “Trump’ın sözünü yerine getirmesini bekliyoruz” Türkiye ile ABD arasındaki savunma sanayii ilişkilerine de değinen Erdoğan, F-35 savaş uçakları konusundaki beklentisini yineledi. Türkiye’nin F-35 programına ilişkin sürecin çözülmesini beklediğini belirten Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’tan bu konuda bir söz aldıklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Trump’tan F-35 savaş uçakları konusunda bir söz aldık ve bunu yerine getirmesini bekliyoruz” sözleriyle Washington yönetimine yönelik beklentisini dile getirdi. Gazze için “Türkiye yalnız bırakmayacak” mesajı Röportajda Gazze’deki gelişmeler de gündeme geldi. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Türkiye’nin Filistinlilere yönelik desteğinin devam edeceğini söyledi. Türkiye’nin Gazze’yi yalnız bırakmayacağını vurgulayan Erdoğan, bölgedeki insani krizin hafifletilmesi ve Filistinlilere yardım ulaştırılması için mevcut imkanların kullanılacağını belirtti. Erdoğan’ın açıklamaları, Ankara’nın Gazze konusunda insani yardım ve diplomatik girişimlerini sürdürme kararlılığının devam ettiğini ortaya koydu. Avrupa Birliği’ne mesaj: “Türkiye’nin katılmaması Avrupa’nın kaybı” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerindeki mevcut tabloya ilişkin de dikkat çeken ifadeler kullandı. Türkiye’nin uzun süredir AB üyeliği konusunda beklediği adımların atılmadığını belirten Erdoğan, Avrupa’nın Türkiye’yi Birliğe dahil etme konusunda yeterince istekli görünmediğini söyledi. Erdoğan, “Avrupa Birliği’ne katılmak önceliğimiz değil ve Türkiye’nin katılmaması Avrupa’nın kaybı” diyerek Ankara’nın AB üyeliği konusundaki yaklaşımını ortaya koydu. Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarında Suriye, Kürtlerle ilişkiler, Gazze, ABD ile savunma iş birliği ve Avrupa Birliği başlıkları öne çıkarken, Türkiye’nin bölgesel gelişmelerde daha etkin bir diplomasi yürütme hedefi de dikkat çekti. Erdoğan’ın özellikle Suriye Kürtlerine ilişkin mesajı, barış ve istikrar sürecinin yalnızca Türkiye sınırları içerisinde değil, bölgesel gelişmeler çerçevesinde de ele alındığını gösteren önemli bir açıklama olarak değerlendirildi.

Mekke'de tarihi anlaşma: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ortak savunma mekanizması kurdu Haber

Mekke'de tarihi anlaşma: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ortak savunma mekanizması kurdu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında savunma ve güvenlik alanındaki ilişkileri yeni bir seviyeye taşıyan Ortak Savunma Anlaşması imzalandı. Mekke'de gerçekleştirilen temaslar sırasında imzalanan anlaşmayla üç ülke arasındaki savunma iş birliğinin kurumsal bir zemine taşınması ve kolektif caydırıcılık kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Anlaşma, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman'ın daveti üzerine gerçekleştirdiği Mekke ziyareti sırasında imzalandı. Görüşmelerde Erdoğan'ın yanı sıra Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de yer aldı. Üç ülke arasındaki anlaşma, bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bir dönemde dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıktı. Erdoğan: "Hiçbir ülkeyi hedef almıyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmanın ardından yaptığı açıklamada, yeni savunma mekanizmasının temelinde kolektif caydırıcılık bulunduğunu belirtti. Erdoğan, anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını özellikle vurgularken, bölgenin huzur, refah ve istikrarına katkı sağlayacak diğer kardeş ülkelerin de bu iş birliğine katılımına açık olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı'nın açıklamasında, anlaşmanın yalnızca askeri bir iş birliği çerçevesi olmadığı mesajı da öne çıktı. Güvenlik ve savunma alanındaki ilişkilerin geliştirilmesinin yanı sıra savunma sanayisinde ortak projeler oluşturulması ve terörizmle mücadelede koordinasyonun artırılması hedefleniyor. BM Şartı'nın 51. maddesine vurgu Anlaşmanın dikkat çeken unsurlarından biri de Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesine yapılan atıf oldu. Erdoğan, Mekke'de imzalanan anlaşmanın devletlerin savunma hakkını teyit ettiğini belirtti. Bu yaklaşım, üç ülke arasındaki savunma iş birliğinin uluslararası hukuk temelinde şekillendirileceği mesajını taşıyor. Anlaşmanın "savunma odaklı" bir iş birliği niteliği taşıdığı ve herhangi bir ülkeye karşı oluşturulmadığı vurgusu da bu çerçevede önem kazanıyor. Suudi Arabistan: Stratejik ilişkilerin derinliğini gösteriyor Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan da anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bin Ferhan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nın üç ülke arasındaki kardeşlik ve stratejik ilişkilerin ulaştığı seviyeyi gösterdiğini belirtti. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Bin Ferhan, anlaşmayı üç ülkenin savunma iş birliği sürecinde önemli bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Suudi Bakan, bölgenin güvenliği ve istikrarını tehdit eden zorluklara karşı üç ülkenin güç birliği yapma yönündeki ortak iradesinin anlaşmayla somutlaştığını ifade etti. "Bölgenin tamamı üzerinde olumlu etki oluşturacak" Bin Ferhan'ın açıklamasında ekonomik ve sosyal istikrar da savunma anlaşmasının dolaylı hedefleri arasında gösterildi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, anlaşmanın bölgenin tamamında olumlu bir etki oluşturmasını beklediklerini belirterek, güvenliğin güçlendirilmesinin kalkınma ve refah açısından yeni fırsatlar ortaya çıkarabileceğini vurguladı. Bu yaklaşım, Mekke Anlaşması'nın yalnızca askeri kapasite oluşturmayı değil, güvenlik ile ekonomik kalkınma arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi amaçladığı yönünde bir çerçeve ortaya koyuyor. Savunma sanayisinde yeni ortaklıklar gündeme gelebilir Anlaşmanın Türkiye açısından önemli başlıklarından biri savunma sanayisi olacak. Türkiye'nin insansız hava araçları, hava savunma sistemleri, zırhlı araçlar, elektronik harp ve farklı savunma teknolojilerinde geliştirdiği kapasite, Suudi Arabistan ve Pakistan'la yürütülen mevcut iş birliklerinin genişletilmesi açısından önemli bir zemin oluşturuyor. Anlaşmayla birlikte üç ülkenin ortak savunma projeleri geliştirmesi, teknoloji ve deneyim paylaşımını artırması ve savunma sanayisindeki karşılıklı bağımlılığı güçlendirmesi beklenebilir. Pakistan'ın Güney Asya'daki stratejik konumu ile Suudi Arabistan'ın Körfez bölgesindeki ağırlığı, Türkiye'nin NATO üyeliği ve bölgesel savunma kapasitesiyle birleştiğinde ortaya farklı coğrafyaları birbirine bağlayan bir iş birliği modeli çıkıyor. Bölgesel güvenlik açısından yeni denklem Mekke'de imzalanan anlaşmanın zamanlaması da dikkat çekiyor. Ortadoğu'da devam eden çatışmalar, Körfez güvenliği, terör tehdidi ve küresel güç rekabeti, bölge ülkelerinin savunma kapasitelerini yeniden değerlendirmesine neden oluyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın ortak savunma mekanizması oluşturması, bu ortamda üç ülkenin güvenlik politikaları arasında daha güçlü koordinasyon kurulmasını sağlayabilir. Ancak Erdoğan ve Suudi Arabistan tarafının anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını vurgulaması, mekanizmanın doğrudan yeni bir askeri blok şeklinde konumlandırılmadığını gösteriyor. Erdoğan'dan diplomasi mesajı Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma anlaşmasının yanı sıra Türkiye'nin bölgesel krizlere yönelik diplomatik yaklaşımını da yineledi. Türkiye'nin çatışma ve krizlerin uluslararası hukuka saygı, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesine yönelik politikasını sürdüreceğini belirten Erdoğan, bölgesel sahiplenme vizyonunun devam edeceğini ifade etti. Bu mesaj, Türkiye'nin bir taraftan savunma ve caydırıcılık kapasitesini artırırken diğer taraftan diplomatik çözüm arayışlarını koruyacağına işaret ediyor. Mekke Anlaşması'nın geleceği merak ediliyor Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Ortak Savunma Anlaşması, üç ülkenin savunma ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Kolektif caydırıcılık, savunma sanayisi, terörle mücadele ve ortak güvenlik anlayışı anlaşmanın temel başlıklarını oluştururken, mekanizmanın ilerleyen dönemde hangi somut projelerle destekleneceği önem kazanacak. Suudi Arabistan'ın anlaşmayı üç ülke arasındaki stratejik ilişkilerin derinliğinin göstergesi olarak tanımlaması ve Türkiye'nin anlaşmanın diğer kardeş ülkelere açık olduğunu açıklaması, Mekke'de başlayan bu yeni iş birliği modelinin ileride daha geniş bir bölgesel çerçeveye taşınabileceği mesajını veriyor.

Trump'tan İran mesajı: "Müzakereler çok iyi gidiyor, anlaşma yakında olabilir" Haber

Trump'tan İran mesajı: "Müzakereler çok iyi gidiyor, anlaşma yakında olabilir"

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile devam eden diplomatik temaslara ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Trump, Washington ile Tahran arasındaki müzakerelerin olumlu ilerlediğini belirterek, tarafların yakın zamanda bir anlaşmaya varabileceği mesajını verdi. Oval Ofis'te düzenlenen bir başkanlık kararnamesi imza töreninin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, İran'la yürütülen görüşmelerin seyrine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Trump, müzakerelerde kendisinin de doğrudan yer aldığını ifade ederek, sürecin beklenenin üzerinde ilerlediğini savundu. "Bence işler çok iyi gidiyor" İran ile olası bir anlaşmanın zamanlamasına ilişkin soruya yanıt veren Trump, net bir tarih vermekten kaçınırken sürecin olumlu ilerlediğini söyledi. Trump açıklamasında, "Bence işler çok iyi gidiyor. Müzakerelerde ben de yer alıyorum. Bence gayet iyi gidiyoruz. Anlaşma yakında gerçekleşebilir" ifadelerini kullandı. ABD Başkanı, İran'ın mevcut süreçte daha fazla dayanamayacağını düşündüğünü belirterek, diplomatik çözüm ihtimaline vurgu yaptı. Trump ayrıca savaşın sona ermesiyle birlikte enerji piyasalarında da rahatlama yaşanacağını savundu. "Savaş biter bitmez benzin fiyatları düşecek. Bence çok yakında bitecek" diyen Trump, İran üzerindeki baskının devam ettiğini belirtti. Hürmüz Boğazı açıklaması Trump, İran ile yürütülen müzakerelerin önemli başlıklarından biri olan Hürmüz Boğazı konusuna da değindi. Daha önce basında yer alan ve ABD ile İran'ın bu konuda anlaşmaya yaklaştığı yönündeki haberleri değerlendiren Trump, henüz tamamen anlaşmaya varıldığını söyleyemeyeceğini ifade etti. Ancak görüşmelerin sürdüğünü belirten ABD Başkanı, Hürmüz Boğazı'nın küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Trump, ABD'nin bölgedeki kontrol kapasitesine ilişkin açıklamalar yaparken, İran'ın boğazdan geçen gemilere yönelik tehdit oluşturabilecek eylemler gerçekleştirebileceğini de öne sürdü. ABD Başkanı, İran tarafından gemilere ateş açılması veya deniz mayınlarının kullanılması gibi ihtimallerin bulunduğunu savundu. İran-ABD ilişkilerinde yeni dönem beklentisi Trump'ın açıklamaları, uzun süredir gerilimli seyreden ABD-İran ilişkilerinde diplomatik çözüm ihtimalinin yeniden gündeme gelmesine neden oldu. İki ülke arasında özellikle nükleer faaliyetler, bölgesel güvenlik ve enerji yolları konusunda ciddi anlaşmazlıklar bulunuyor. Washington yönetimi geçmiş dönemlerde İran'a yönelik ekonomik yaptırımları artırırken, Tahran ise bu yaptırımların kaldırılmasını temel taleplerinden biri olarak öne çıkardı. Uzmanlara göre olası bir anlaşma, yalnızca iki ülke ilişkilerini değil, Orta Doğu'daki dengeleri ve küresel enerji piyasalarını da doğrudan etkileyebilir. Trump'tan Rusya-Ukrayna savaşı değerlendirmesi ABD Başkanı Donald Trump, basın açıklamasında Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili de değerlendirmelerde bulundu. Trump, önceki ABD yönetiminin Ukrayna'ya önemli miktarda silah ve mühimmat desteği sağladığını belirtti. ABD'nin yalnızca Ukrayna'ya değil, birçok ülkeye yüksek miktarda askeri ekipman gönderdiğini ifade eden Trump, ihtiyaç halinde bu stokların bir bölümünün yeniden değerlendirilebileceğini söyledi. Trump, ABD'nin mühimmat konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamadığını savunarak, kullanılan stokların günlük olarak yenilendiğini belirtti. "Silah stoklarımızı yerine koyuyoruz" ABD Başkanı, İran konusunda ihtiyaç duyulan askeri kapasitenin bulunduğunu ifade ederek, mevcut stokların düzenli şekilde tamamlandığını söyledi. Trump'ın bu açıklamaları, ABD'nin hem Orta Doğu'daki gelişmeler hem de Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle askeri hazırlıklarını sürdürdüğüne işaret ediyor. Washington yönetiminin aynı anda farklı bölgelerdeki krizleri takip ettiği ve askeri kapasitesini buna göre planladığı belirtiliyor. Diplomasi ve askeri seçenekler birlikte yürütülüyor Trump'ın son açıklamaları, İran konusunda diplomasi mesajları verirken aynı zamanda askeri seçeneklerin de masada tutulduğunu gösteriyor. ABD Başkanı bir yandan müzakerelerin olumlu ilerlediğini ifade ederken, diğer yandan Hürmüz Boğazı ve bölgesel güvenlik tehditlerine ilişkin sert mesajlar vermeye devam ediyor. İran ile olası anlaşmanın ne zaman ve hangi şartlarla gerçekleşeceği ise önümüzdeki dönemde yapılacak görüşmelerin sonucuna bağlı olacak. Uluslararası kamuoyu, Washington-Tahran hattındaki gelişmeleri yakından takip ederken, olası bir anlaşmanın enerji fiyatlarından bölgesel güvenliğe kadar birçok alanda etkili olması bekleniyor.

Trump’ın İran açıklaması piyasaları hareketlendirdi: Petrol düştü, altın yükseldi Haber

Trump’ın İran açıklaması piyasaları hareketlendirdi: Petrol düştü, altın yükseldi

ABD ile İran arasında son dönemde artan gerilimin ardından gelen diplomasi mesajı, enerji ve değerli metal piyasalarında hızlı fiyat hareketlerine yol açtı. Trump’ın askeri seçeneklerin şimdilik rafa kaldırıldığı ve görüşmelerin yeniden gündeme geldiği yönündeki açıklamaları, yatırımcıların risk algısını değiştirdi. Petrol fiyatlarında sert düşüş Ortadoğu’daki gerilimin azalabileceği beklentisi, petrol fiyatlarında aşağı yönlü baskı oluşturdu. Temmuz ayında ABD-İran gerilimi nedeniyle yüzde 20’nin üzerinde yükselen ham petrol fiyatları, Trump’ın açıklamalarının ardından haftanın ilk işlem gününde yüzde 5’ten fazla değer kaybetti. Petrolün varil fiyatı 80 dolar seviyesinin altına geriledi. Piyasalarda özellikle Hürmüz Boğazı’na ilişkin gelişmeler yakından takip ediliyor. Dünya petrol ticaretinin önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek olası bir kriz, küresel enerji arzı açısından büyük risk oluşturuyordu. Trump, bölgedeki bazı önemli müttefiklerinin askeri operasyonların durdurulması ve diplomatik çözüm yollarının tercih edilmesi yönünde görüş bildirdiğini belirterek, Hürmüz Boğazı’nın kısa süre içerisinde yeniden güvenli hale gelmesi gerektiğini ifade etti. Enerji piyasalarında yeni beklenti ABD ile İran arasındaki gerilimin azalması ihtimali, petrol piyasalarında arz endişelerini de hafifletti. Geçtiğimiz dönemde Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’de yaşanan güvenlik sorunları nedeniyle petrol fiyatlarında yaklaşık yüzde 23’lük yükseliş yaşanmıştı. Öte yandan OPEC+ ülkeleri de petrol piyasasının geleceği açısından yakından izleniyor. Üretim kesintilerinin kademeli olarak kaldırılması kapsamında örgütün sınırlı üretim artışlarını sürdürmesi bekleniyor. Analistler, Ortadoğu’daki tansiyonun düşmesi halinde OPEC+ ülkelerinin üretim artışlarına daha fazla alan açabileceğini değerlendiriyor. Altın yatırımcının güvenli limanı oldu Petroldeki düşüşe rağmen altın fiyatları haftaya yükselişle başladı. Küresel piyasalarda jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmadığını düşünen yatırımcılar, güvenli liman olarak altına yöneldi. Yeni haftanın ilk işlem gününde altının güncel seviyeleri şöyle oldu: Gram altın: 6 bin 206,39 TL Çeyrek altın: 10 bin 128 TL Yarım altın: 20 bin 256 TL Tam altın: 39 bin 999,91 TL Cumhuriyet altını: 40 bin 326 TL Gremse altın: 100 bin 306,51 TL Ons altın: 4 bin 66,01 dolar Piyasalar Trump-İran görüşmelerine odaklandı Uzmanlar, önümüzdeki dönemde petrol ve altın fiyatlarının ABD-İran ilişkilerindeki gelişmelere bağlı olarak hareket edeceğini belirtiyor. Diplomatik görüşmelerin ilerlemesi halinde petrol fiyatlarında daha fazla geri çekilme yaşanabileceği, ancak müzakerelerin başarısız olması veya bölgedeki tansiyonun yeniden yükselmesi durumunda enerji fiyatlarında yeniden sert hareketlerin görülebileceği ifade ediliyor. Küresel piyasalar şimdi Washington ve Tahran arasındaki temaslardan gelecek yeni mesajları takip ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.