Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dezenflasyon

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Dezenflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dezenflasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye sokağa teslim edilecek bir ülke değildir Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye sokağa teslim edilecek bir ülke değildir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında tüm imkânlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek, akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz." dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde toplandı. Saat 15:38'de başlayan Kabine Toplantısı, yaklaşık 3 saatin ardından sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi. Zonguldak'ta özel bir maden ocağında geçen hafta meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden 3 madenciye Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralı madencilere acil şifalar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'daki askerî araç kazasında şehit olan Albay Sayit Gökgöz'e rahmet niyaz edip, ailesine, silah arkadaşlarına ve Silahlı Kuvvetlere başsağlığı dileklerini iletti. Kabine toplantısında iç siyaset, ekonomi, güvenlik ve dış politikaya ilişkin güncel gelişmeleri istişare ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Bölgemizde istikrarsızlığın arttığı, yeni gerilim alanlarının baş gösterdiği bir dönemde hükûmet olarak ülkemizi istikrar ve kalkınma yörüngesinde tutmaya devam ediyoruz. Dünyanın gidişatı ülkemizdeki huzur ve istikrar ortamının korunmasının Türkiye için önümüzdeki dönemde daha önemli hâle geleceğini gösteriyor. Hangi görüşe, kökene, mezhebe mensup olursa olsun vatandaşlarımızın bu huzur ve istikrar ortamının korunmasında en az bizim kadar titiz davrandığını biliyor, milletimize sağduyusu için teşekkür ediyorum. Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında tüm imkânlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek, akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz. Balkanlar'dan Türk cumhuriyetlerine nerede bir kardeşimiz, soydaşımız, dostumuz varsa her platformda haklarını en güçlü şekilde savunuyoruz. Komşularımızdan başlayarak hemen her ülkeyle dostane ilişkiler, karşılıklı saygıya dayalı iyi ilişkiler tesis etmenin gayretindeyiz. Bununla kalmıyor uzun yıllar farklı sebeplerle kısıtlı münasebetlerimizin olduğu ülkelerle yeni ortaklıklar kurmaya ağırlık veriyoruz. "Kanada ile ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, son kabine toplantısından itibaren uluslararası ilişkiler bağlamında Türkiye'nin etki alanını genişleten gelişmelere hep beraber şahitlik edildiğini ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü: "16 Ekim'de Kamboçya Başbakanı Sayın Hun Manet ve beraberindeki heyeti İstanbul'da ağırladık. Sayın Manet ile ticaret ve yatırımlardan enerji, eğitim ve savunma sanayine uzanan geniş bir yelpazede yeni iş birliği imkanlarını ele aldık. İki ülke arasında imzalanan askerî çerçeve anlaşması yeni dönemde Kamboçya ile ilişkilerimizin istikametini belirleyen bir referans oldu. Attığımız diğer bir tarihî adım Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetinin ülkemize gerçekleştirdiği resmî ziyaretti. Kanada ile 83 yıllık diplomatik ilişkilerimizde bir dönüm noktası teşkil eden bu ziyareti münasebetlerimizi stratejik ortaklık seviyesine yükselterek adeta taçlandırdık. Ayrıca, savunma, hava ulaştırma ve enerji alanlarında işbirliğimizi güçlendirecek üç yeni anlaşma imzaladık. Ticaret ve yatırımlarımızı artırmak üzere serbest ticaret anlaşması müzakerelerine yıl bitmeden başlanması konusunda mutabık kaldık. Şu anda 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi önce 5 milyar dolara, devamında ise 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz." "Kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına dikileceğiz" Türkiye'nin hafta sonu 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı ile R4 ve R4+E4 Dışişleri Bakanları Toplantıları'na ev sahipliği yaptığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Ekim'de Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'i Ankara'da misafir edeceklerini söyledi. Cumhuriyet'in 103. yıl dönümünü Türk dünyasından seçkin konuklarla büyük bir coşkuyla kutlayacaklarını duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Aynı gün Cumhurbaşkanlığı Külliyemizin incisi olan Beştepe Millet Ormanı'nı halkımızın kullanımına açacağız. 30 Ekim Cuma günü aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatının 13. Zirvesi'ne yine Ankara'da ev sahipliği yapacağız. Türk dünyası olarak sarsılmaz kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına inanıyorum ki yine birlik ve beraberlikle dikileceğiz. Ardından nasipse Güney Kore ziyaretimiz olacak. Seul dönüşünde de çok sayıda devlet ve hüküûmet başkanının katılımıyla COP31 Zirvesi'ni Antalya'da tertipleyeceğiz. İnşallah bu ziyaret ve zirveleri Türkiye'nin bölgesel ve küresel rolünü daha da güçlendirmek için en verimli şekilde değerlendireceğiz." "Ne Libya'da ne de bir başka İslam beldesinde ayrılık görmek istemiyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek iç siyasete gerekse dış politikaya günlük kazanımların çok ötesinde, asırlara sari köklü devlet geleneğinin zaviyesinden baktıklarını belirterek "Günü kurtarmanın değil istikbali inşa etmenin peşindeyiz. Bunun en somut örneği Libya politikamızdır. En zor zamanlarında kardeş Libya halkının yanında dimdik durduk. Kardeşlik hukukumuzun gereği neyse onu yerine getirmeye çalıştık." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin 27 Kasım 2019'da Libya Ulusal Mutabakat Hükûmeti ile stratejik önemi haiz Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakatı imzaladığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu mutabakat Türkiye ve Libya'nın Doğu Akdeniz'deki meşru haklarını garanti altına alan büyük bir adım olmuştu. Geçen hafta güzel bir gelişme daha yaşandı. Mutabakat, Libya Temsilciler Meclisi tarafından oy birliğiyle onaylandı. Oy birliğinin yanı sıra şurası ayrıca takdire şayandır. Türkiye'nin ilk günden beri savunageldiği 'Tek Libya, tek devlet' ilkesinin mutabakat özelinde vücut bulması gerçekten çok kıymetlidir. Kararın bir diğer önemli yönü Libyalı kardeşlerimizin siyasi farklılıklarına rağmen, millî menfaatlerine dair hususlarda müşterek hareket etmesidir. Bu ruhun gelişmesini Libya'nın müreffeh ve güvenli geleceği adına son derece umut verici buluyorum. Şunu bu arada tüm kalbimle ifade etmek istiyorum. Biz huzura, refaha, güvenliğe giden yolun birlik ve beraberlikten geçtiğine inanıyoruz. Bunun için coğrafyamızın tamamında ihtilafları azaltmanın, ittifakları büyütmenin samimi çabası içindeyiz. Türkiye olarak ne Libya'da ne de bir başka İslam beldesinde artık ayrılık gayrılık görmek istemiyoruz. İnşallah bu arzumuz Libya'da da kuvveden fiile geçecektir. Türkiye bunun için tüm aktörlerle diyalog içinde olmaya devam edecektir." Türkiye ile Libya arasında 2019'da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat ile ilgili bir gerçeğin altını çizmek durumunda olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, mutabakatın onaylanması sonrasında Avrupa Birliği başta olmak üzere verilen tepkilerin hiçbir meşru gerekçesinin olmadığını söyledi. Türkiye'nin Doğu Akdeniz ile ilgili politikasının çok net olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz, Doğu Akdeniz'de tabiri caizse birilerine gol atmanın peşinde değiliz. Sadece deniz yetki alanı, hak ve menfaatlerimizi korumanın derdindeyiz. Anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle ele alınmasını ve bütün kıyıdaşlarla diyalog yoluyla çözülmesini savunuyoruz. Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm aktörlerden de aynı yapıcı iradeyi sergilemelerini bekliyoruz." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerçeklerden kopuk, agresif söylemlerin hiç kimseye faydasının olmayacağını vurgulayarak Türkiye'nin, bu tür söylemlere prim veren, onlara göre politika belirleyen bir ülke olmadığının altını çizdi. Siyasette de dış politikada da tek pusulalarının Türkiye'nin çıkarları olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ucunda bedel ödemek dahi olsa Türkiye için, Türk milleti için doğru olanı, hayırlı olanı yapmakta asla tereddüt göstermeyiz. Türkiye'yi Doğu Akdeniz'den dışlamaya çalışanlara ülkemiz ile Libya'nın ortak iradesine saygı gösterilmesini beklediğimizi tekrar hatırlatıyorum." diye konuştu. Libya Temsilciler Meclisi'ne ve kardeş Libya halkına selamlarını yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabb'im dayanışmamızı daim eylesin" temennisinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu vesileyle aynı mutabakat dolayısıyla daha önce bizi kıyasıya eleştiren 'Libya'da ne işimiz var?' diyen siyasetçilerin bugün hakkımızı teslim eder noktaya gelmelerini Türk dış politikası adına, Türk siyasetinin geleceği adına kıymetli bulduğumu özellikle ifade ediyorum." dedi. "Türkiye, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir" Siyaseti, demokratik zeminde mutabakat içinde rekabetten çıkartıp adeta bir husumetliler kavgasına dönüştürmenin yanlış olduğu kadar tehlikeli bir yaklaşım olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Son günlerde muhalefetin diline doladığı, kime ve neye hizmet ettiği belli olmayan ama Türkiye'ye hizmet etmediği çok aşikar olan savaş jargonu bu sorumsuzluğun en bariz örneklerinden biridir. Türkiye, hamdolsun her karışında sulh-u sükunun hakim olduğu bir ülkedir. Türkiye, 86 milyonun birlik ve dirlik içinde kardeşçe yaşadığı, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir. Fakat Avrupa'nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa şunu bilsinler ki Türkiye, sokakta bulunmamıştır, sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir. Basın özgürlüğü bahanesiyle hükûmetimize saldıranlar nümayişle suç bastırmaya çalışmadan önce eğer yapabiliyorlarsa çıksınlar, çarpık ve kirli ilişkilerini açıklasınlar." "Kimse kusura bakmasın. Daha düne kadar meydanlarda basın kuruluşlarını, gazetecileri, televizyon kanallarını alenen tehdit edenler, bize basın özgürlüğü dersi veremezler." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın özgürlüğü ve eleştirel seslerle bir sorunun olmadığını, Türkiye'nin, medya çeşitliliği açısından dünyanın en ileri ülkelerinden biri olduğunu söyledi. Avrupa'da televizyon kanalı sayısı itibarıyla Türkiye'nin ilk sıralarda yer aldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her görüşten yüzlerce televizyon kanalı, binlerce radyo kanalı, ülkemizde özgürce yayın yapıyor. Hakaret, yalan ve dezenformasyon içermediği sürece isteyen istediğini söylüyor, yazıyor, konuşuyor. Biz de bunu Türkiye'nin sosyolojik çeşitliliğinin bir sembolü olarak görüyor, farklı sesleri memnuniyetle karşılıyoruz." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın bütün demokratik ülkeleri gibi Türkiye'nin de alengirli ilişkiler üzerinden kendisine operasyon çekilmesine müsaade etmeyeceğinin altını çizdi. "Yatırım, istihdam, üretim ve ihracatımızı güçlendireceğiz" İster iktidar ister muhalefet olsun, ülkeye ve millete hizmet etmekle mükellef olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Makamlarımız, ünvanlarımız, bugün sahip olduğumuz payelerin tamamı milletimizin kendisine hizmet için bizlere verdiği vasıtalardan ibarettir. Hepimizin önceliği Türkiye olmalı, ülkemizin huzuru ve istikrarı olmalıdır. Millet olarak uzun yıllar sonra çok zor yakaladığımız istikrar ve güven ortamını bozmak için ellerini ovuşturanlara fırsat vermemeliyiz." dedi. 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Teklifini geçen hafta TBMM'nin takdirine sunduklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "2027 yılında bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacağını hesaplıyoruz. Toplumsal refahı ve sosyal adaleti merkeze alarak hazırladığımız 2027 yılı bütçesiyle ülkemizin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini artıracak, ekonomimizi dış şoklara karşı inşallah daha dayanıklı hâle getireceğiz. Makroekonomik istikrarımızı koruyacak, dezenflasyon sürecini hızlandıracak ve kamu kaynaklarını daha etkin kullanacağız. Tüm bunları yaparken ekonomide kırmızı çizgimiz olan yatırım, istihdam, üretim ve ihracatımızı güçlendireceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehirleri deprem başta olmak üzere doğal afetlere karşı dirençli hâle getirmekte kararlı olduklarını vurgulayarak "Bunun için 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artırarak 276 milyar liraya çıkardık. Sosyal konut ödeneğini yüzde 150 artırarak 250 milyar liraya yükselttik." diye konuştu. "İşsizlik oranının yüzde 8'e gerilemesini öngörüyoruz" Deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dayanıklılığın artırılması amacıyla 2027 bütçesinde 769 milyar lira ayırdıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: "2026 yılı sonu itibarıyla depremden etkilenen illerimiz için yaptığımız harcama güncel fiyatlarla 5,4 trilyon liraya ulaştı. Milletimize söz verdiğimiz şekilde 11 ilimizde 455 bin konut ve iş yerini hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Bir diğer önceliğimiz sağlıklı büyümenin sürdürülmesidir. 2026'yı yüzde 3,3 büyümeyle tamamlamayı öngörüyoruz. 2027'de ise küresel görünüm ve dış talepteki iyileşmenin de etkisiyle bu oranın yüzde 4,2 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Zorlu şartlara rağmen ihracatımızı ve turizm gelirlerimizi artırmaya devam ediyoruz. Gelecek yıl istihdamın 657 bin kişi artmasını, iş gücüne katılım oranının yüzde 53,4'e yükselmesini, işsizlik oranının yüzde 8'e gerilemesini öngörüyoruz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2027 bütçesinde yüzde 13,7 ile aslan payını yine eğitime verdiklerini, Millî Eğitim Bakanlığına 2 trilyon 459 milyar liralık ödenek ayırdıklarını belirtti. Yükseköğretim dahil eğitim bütçesini toplam 3 trilyon 747 milyar lira gibi rekor bir seviyeye taşıdıklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sağlıkla ilgili hassasiyetimiz zaten biliniyor. Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanması için bu sene sağlığa 2 trilyon 134 milyar lira ödenek ayırdık. Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak harcamaları da eklediğimizde sağlığa ayrılan toplam miktar 4 trilyon 532 milyar lirayı buluyor. Ülkemizin ürettiği refahın toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırılması temel ilkemizdir. Bu anlayışla bütçemizde sosyal yardım ve desteklere 1 trilyon 341 milyar lira ödenek ayırdık." diye konuştu. Emekli maaşlarına düzenleme Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2022'de başlattıkları asgari ücrete kadar tüm ücretleri vergi dışı tutma uygulamasını devam ettirdiklerini dile getirdi. Bu kapsamda 2027'de vergi istisnası yoluyla çalışanların gelirlerine 1 trilyon 460 milyar lira katkı sağlayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Emeklilerimizin yaşadığı zorlukların farkında olduğumuzu daha önce pek çok defa samimiyetle ifade ettim. Bu konuda her zaman yapıcı olmaya, şartları zorlama pahasına elimizden geleni yapmaya gayret ettik. İnşallah 2027 bütçesinde başımızın tacı olan emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkanları oluşturuyoruz. Bunun için ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeyi adalet ve hakkaniyet çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisimizin de takdiriyle sene sonuna kadar hayata geçirmeyi ümit ediyoruz." "Savunma ve güvenlik harcamalarımız için 3 trilyon 454 milyar lira belirledik" Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarımın ülke için stratejik önemi yüksek bir sektör olduğunu dile getirdi. Tarıma toplam 1 trilyon 305 milyar lira, reel sektör desteklerine ise tarımsal krediler, sübvansiyon desteği hariç 658 milyar lira ayırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "2 trilyon 206 milyar lirası savunma, 1 trilyon 248 milyar lirası iç güvenlik olmak üzere savunma ve güvenlik harcamalarımız için toplam 3 trilyon 454 milyar lira belirledik. Büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ise 2 trilyon 384 milyar liralık kaynak tahsis ettik. 2027 yılı bütçemizin yüzde 10,4'üne karşılık gelen 2 trilyon 849 milyar lirayı ise yatırımlara ayırdık. Yeni bütçemizin şimdiden ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum." İran'a saldırı haberleri Cumhurbaşkanı Erdoğan, komşu İran'a yönelik saldırı haberlerinin son günlerde yoğunlaşmasının, akaryakıt fiyatlarının tekrar yükselmesine yol açtığını dile getirdi. Temennilerinin bölgeyi yeni bir şiddet sarmalına sürükleyecek her türlü adımdan uzak durulması olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Biz bölgemizde yeni gerilim ve çatışma alanları görmek istemiyoruz. Biz başkalarının çıkardığı savaşın bedelini de ödemek istemiyoruz. Her ne kadar ekonomimiz bölgemizi sürekli diken üstünde tutan bu büyük badireyi mümkün olan en az hasarla atlatacak kapasiteye sahip olsa da bölgemizin en büyük ihtiyacı artık istikrar ortamının egemen olmasıdır. Asırlardır medeniyetlere ev sahipliği yapmış insanlık tarihine yön vermiş bu kadim coğrafya barışı, istikrarı, güvenliği fazlasıyla hak etmektedir. Bizim için burada önemli olan istikrarı kaybetmeden, rotadan şaşmadan, tempomuzu düşürmeden bu yolda gayretlerimizi artırarak sürdürmektir. Bugün farklı sebeplerle yaşadığımız zorlukları elbette aşacak, birbirimize inanıp güvenerek inşallah aydınlık yarınlarımızı birlikte inşa edeceğiz. Rabb'im yar ve yardımcımız olsun. Bu düşüncelerle kabine toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, hepinizi tekrar sevgiyle, saygıyla selamlıyorum."

Merkez Bankası politika faizini 100 baz puan indirdi Haber

Merkez Bankası politika faizini 100 baz puan indirdi

Merkez Bankası'nın bugünkü Para Politikası Kurulu (PPK) kararına göre, faiz oranlarında 100 baz puanlık indirime gidildi. Karar, Başkan Yaşar Fatih Karahan ile kurul üyeleri Hatice Karahan, Fatma Özkul, Gazi İshak Kara, Yusuf Emre Akgündüz ve Elif Haykır Hobikoğlu’nun katılımıyla alındı. ENFLASYONUN ANA EĞİLİMİNDEKİ GERİLEMEYE DİKKAT ÇEKİLDİ Karar metninde, aylık dalgalanmalara rağmen son dönem enflasyon verileri ve öncü göstergelerin ana eğilimdeki gerilemeyi teyit ettiği belirtildi. İktisadi faaliyete ilişkin verilerin iç talepteki zayıf seyrin sürdüğüne işaret ettiği ifade edilirken, yüksek enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerindeki yukarı yönlü risklerini koruduğu kaydedildi. Kurul, jeopolitik gelişmelerin maliyetler, iktisadi faaliyet ve beklentiler üzerinden enflasyona etkilerinin yakından izleneceğini bildirdi. “SIKI PARA POLİTİKASI DURUŞU SÜRDÜRÜLECEK” TCMB, fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun dezenflasyon sürecini destekleyeceğini belirtti. Politika faizine ilişkin sonraki adımların enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilim ve beklentiler dikkate alınarak, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirleneceği vurgulandı. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikasının sıkılaştırılabileceği ifade edilirken, kredi ve mevduat piyasalarında öngörülmeyen gelişmeler görülmesi hâlinde ilave makroihtiyati adımların devreye alınabileceği kaydedildi. PPK toplantı özetinin beş iş günü içinde yayımlanacağı duyurdu.

CHP Sözcüsü Müslim Sarı: Kongrelerimizi ve kurultayımızı gerçekleştirmek için önümüzde artık bir engel bulunmuyor Haber

CHP Sözcüsü Müslim Sarı: Kongrelerimizi ve kurultayımızı gerçekleştirmek için önümüzde artık bir engel bulunmuyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Müslim Sarı, CHP Genel Merkezi’nde yapılan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Sarı, yeni eğitim-öğretim yılındaki sorunlar, akaryakıt zamları, enflasyon politikası, tarımda yaşanan yapısal sıkıntılar, Yargıtay’daki temyiz başvurusunun geri çekilmesi ve CHP’li belediyelerin yerel yönetim yol haritasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “OKULLARIN TEMİZLİĞİ VE BİR ÖĞÜN YEMEK ÖNCELİĞİMİZDİR” Yeni eğitim-öğretim yılının çok sayıda sorunla başladığını söyleyen Sarı, özellikle okulların temizliği, hijyen koşulları ve öğrencilere bir öğün yemek verilmesi konularını öncelikli gördüklerini belirtti. CHP’li belediyelere bu konuda talimat verdiklerini söyleyen Sarı, kamu otoriteleri gerekli adımları atmazsa CHP belediyelerinin inisiyatif almaya hazır olduğunu ifade etti. Sarı, belediyelerin okul temizliği ve öğrenci beslenmesi konusunda destek sunacağını, karşılaşılacak hukuki ya da teknik engellerin de Genel Merkeze bildirileceğini kaydetti. AKARYAKIT ZAMLARI VE VERGİ YÜKÜ ELEŞTİRİSİ Benzin ve motorin fiyatlarındaki artışa da değinen Sarı, akaryakıtta Türkiye’nin dünyanın en pahalı ülkeleri arasına girdiğini söyledi. Fiyat artışlarının yalnızca savaş ve jeopolitik gelişmelerle açıklanamayacağını belirten Sarı, asıl nedenin akaryakıt üzerindeki yaklaşık yüzde 40’lık vergi yükü olduğunu savundu. Dolaylı vergilere dayalı vergi sistemini eleştiren Sarı, bu yapının hem tüketiciyi hem de ekonomiyi olumsuz etkilediğini, orta ve uzun vadede enflasyonu da körüklediğini ifade etti. “ORTADA DEZENFLASYON POLİTİKASI YOK” Hükümetin enflasyonla mücadele programını da hedef alan Sarı, ortada gerçek anlamda bir dezenflasyon politikası bulunmadığını söyledi. Enflasyonun 3 yılda yalnızca birkaç puan gerilediğini belirten Sarı, bunun yüksek faiz ve kamu harcamalarındaki dengesizlikle sürdürülemeyeceğini dile getirdi. Sarı, talebi baskılayarak enflasyonla mücadele edilmesinin yeterli olmadığını, kamu maliyesinde tasarruf ve yapısal reformlar olmadan başarı sağlanamayacağını savundu. Tarım sektöründe yaşanan sorunlara da değinen Sarı, girdi maliyetlerinin yüksekliği, finansman sıkıntısı ve çiftçi nüfusunun yaşlanmasına dikkat çekti. Sarı, tarımın stratejik bir alan olduğunu vurgulayarak, sadece denetim ve cezayla fiyatların düşmeyeceğini söyledi. CHP Sözcüsü, tarımdaki sorunların kaynağında yapısal meseleler bulunduğunu belirterek, “Bataklığı kurutmak gerekir” ifadesini kullandı. KONGRE VE KURULTAY SÜRECİNİN ÖNÜNDE HUKUKİ ENGEL KALMADI! Kongrelerimizin ve kurultayımızın her türlü hukuki tartışmadan uzak, açık, net ve şeffaf biçimde gerçekleştirilmesi için Yargıtay’a yapılan temyiz başvurumuzu geri çektik. Diğer davacıların da başvurularını geri… pic.twitter.com/7BrnnYzo4v — Müslim Sarı (@muslimsarichp) September 16, 2026 YARGITAY TEMYİZ BAŞVURUSU GERİ ÇEKİLDİ Parti içi gündeme ilişkin açıklamalarda da bulunan Sarı, CHP’nin kongre ve kurultay süreçlerine yönelik Yargıtay temyiz başvurusunu geri çektiğini açıkladı. Bu adımla kongre sürecinin önündeki hukuki tartışmaların sona erdirilmesinin amaçlandığını belirtti. Sarı, başvurunun geri çekilmesiyle birlikte kurultay ve kongrelerin şeffaf biçimde yapılmasının önünde hukuki engel kalmadığını ifade etti. CHP BELEDİYELERİ İÇİN PERFORMANS TAKİP SİSTEMİ CHP’li belediyelerin yerel yönetim yol haritasına da değinen Sarı, sonbaharda belediye başkanları ve meclis üyeleriyle bölgesel toplantılar yapılacağını söyledi. 2027’ye dönük yerel yönetimler reformu üzerinde çalıştıklarını aktaran Sarı, CHP belediyelerinin performansını ölçen bir takip sistemi oluşturmayı hedeflediklerini kaydetti. Bu sistemle belediye başkanlarının objektif kriterlerle değerlendirilmesinin amaçlandığını belirtti. “ASGARİ ÜCRET 45 BİN LİRAYA ÇIKMALI” Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Sarı, akaryakıt zamlarının ardından çalışanlar, emekliler ve memurlar için ücret artışı talebini yineledi. Sarı, asgari ücretin 45 bin liraya çıkarılması, en düşük emekli maaşının da asgari ücret seviyesine yükseltilmesi gerektiğini söyledi. Açlık sınırının altında bir asgari ücretin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Sarı, CHP’nin bu talebi Haziran ayından beri dile getirdiğini belirtti. Sarı, hükümetin seçim ekonomisi üzerinden hareket ettiğini savunarak, gelirlerin yaşam koşullarını iyileştirmek yerine siyasi hesaplarla belirlendiğini öne sürdü. https://youtu.be/cwU3VGCop5c

Cevdet Yılmaz açıkladı: Türkiye'nin 2029 ekonomik hedefleri belli oldu Haber

Cevdet Yılmaz açıkladı: Türkiye'nin 2029 ekonomik hedefleri belli oldu

Şişli'de gerçekleştirilen zirveye Cevdet Yılmaz'ın yanı sıra Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol ile sendika başkanları ve iş dünyası temsilcileri katıldı. "2027'de küresel büyümenin yüzde 3,4 olması bekleniyor" Dünyada ekonomik ve jeopolitik açıdan olağan dışı bir dönemden geçildiğini belirten Yılmaz, Türkiye'nin ekonomik politikalarını küresel gelişmeleri dikkate alarak şekillendirdiğini söyledi. Yılmaz, küresel büyümenin 2026'da yaklaşık yüzde 3 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini, 2027'de ise bu oranın yüzde 3,4'e çıkmasının öngörüldüğünü ifade etti. Türkiye'nin ihracatında önemli paya sahip ticaret ortaklarının büyüme performansının da gelecek yıl daha olumlu bir görünüm sergilemesinin beklendiğini belirten Yılmaz, küresel ticaretteki toparlanmanın Türkiye açısından olumlu bir gelişme olacağını kaydetti. 2026 büyüme beklentisi yüzde 3,3 Enerji ve emtia fiyatlarındaki artış ile ticaret ortaklarındaki yavaşlamanın Türkiye ekonomisini de etkilediğini belirten Yılmaz, buna rağmen 2026 yılı için yüzde 3,3'lük büyüme öngördüklerini söyledi. Yılmaz, yılın ilk yarısında büyümenin yaklaşık yüzde 2,5 seviyesinde gerçekleştiğini, yılın ikinci yarısında ve özellikle üçüncü çeyrekte ekonomik aktivitede daha güçlü bir ivme beklediklerini ifade etti. Enerji ithalatının 2026'da 63 milyar dolardan yaklaşık 71 milyar dolara çıkmasının beklendiğini belirten Yılmaz, dış ticaret açığının da 96 milyar dolardan 105 milyar dolara yükselmesinin öngörüldüğünü aktardı. Milli gelir 1,8 trilyon doları aşacak Türkiye ekonomisinin büyüklüğüne ilişkin beklentilerini de paylaşan Yılmaz, 2026 sonunda milli gelirin ilk kez 1,8 trilyon dolar seviyesini aşmasının beklendiğini söyledi. Kişi başına milli gelirin de ilk kez 20 bin dolar seviyesini aşacağını belirten Yılmaz, yıllıklandırılmış mal ihracatının 280 milyar dolara ulaştığını ifade etti. Yılmaz, mal ve hizmet ihracatının ise 2026 sonunda ilk kez 400 milyar doların üzerine çıkmasını beklediklerini kaydetti. Orta-yüksek teknoloji ürünlerinin toplam ihracattaki payının son üç yılda yüzde 40'tan yüzde 44,1'e yükseldiğini belirten Yılmaz, ekonomik büyümede verimlilik ve teknolojinin katkısının giderek arttığını vurguladı. Enflasyonla mücadele devam edecek Yılmaz'ın konuşmasında enflasyonla mücadele de önemli başlıklardan biri oldu. Enflasyonun 2024 Mayıs ayında yüzde 75,5 seviyesine kadar yükseldiğini, Ağustos 2026 itibarıyla yüzde 31,5'e gerilediğini belirten Yılmaz, savaşın enerji, ulaşım ve emtia fiyatları üzerindeki etkilerinin son dönemde enflasyonda geçici bir yataylaşmaya neden olduğunu söyledi. 2026 yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 28,4 olduğunu ifade eden Yılmaz, gelecek dönemde maliye politikalarının dezenflasyon sürecine daha fazla katkı sağlamasının planlandığını belirtti. Güncel 2027-2029 OVP'de de enflasyonun yeniden tek haneli seviyelere indirilmesi hedefleniyor. Sosyal konut yatırımları artırılacak Enflasyonla mücadelede arz yönlü adımların da önem taşıdığını belirten Yılmaz, sosyal konut çalışmalarının sürdürüleceğini açıkladı. 500 bin konut ve kiralık sosyal konut kampanyasının devam ettiğini söyleyen Yılmaz, sosyal konut için bütçeden ayrılan ödeneğin 100 milyar liradan 250 milyar liraya çıkarıldığını belirtti. Deprem bölgesindeki çalışmalar hakkında da bilgi veren Yılmaz, son üç yılda yaklaşık 455 bin konut inşa edildiğini, depremin ardından şehirlerin yeniden inşası ve altyapı çalışmalarına önemli kaynak aktarıldığını söyledi. Büyüme 2029'da yüzde 5'e çıkacak Orta Vadeli Program kapsamında büyümenin önümüzdeki yıllarda kademeli olarak yükseltilmesi hedefleniyor. Yılmaz, 2026 için yüzde 3,3 olarak öngörülen büyümenin 2027'de yüzde 4,2'ye, 2028'de yüzde 4,6'ya ve 2029'da yüzde 5'e ulaşmasının beklendiğini açıkladı. Yılmaz, program dönemi sonunda Türkiye ekonomisinin 2,2 trilyon doların üzerinde bir büyüklüğe ulaşmasını hedeflediklerini belirterek, kişi başına gelirin 25 bin dolar seviyesine, mal ve hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara çıkarılmasının amaçlandığını söyledi. Güncel OVP de aynı dönemin sonunda 2,2 trilyon doların üzerinde milli gelir ve 450 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatı hedeflerini ortaya koyuyor. 2,1 milyon yeni istihdam hedefi Ekonomik büyümenin istihdama da yansıması hedefleniyor. Yılmaz, 2027-2029 döneminde yaklaşık 2,1 milyon kişilik ilave istihdam oluşturulmasının planlandığını belirtti. İşsizlik oranının ise program dönemi sonunda yüzde 7,6 seviyesine indirilmesinin hedeflendiğini söyledi. Yılmaz, büyüme, üretim, ihracat, teknoloji ve istihdam politikalarının birlikte yürütülerek Türkiye ekonomisinin daha yüksek katma değerli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasının amaçlandığını ifade etti.

Cevdet Yılmaz açıkladı: 2026 büyüme ve enflasyon tahminleri güncellendi Haber

Cevdet Yılmaz açıkladı: 2026 büyüme ve enflasyon tahminleri güncellendi

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen toplantıda OVP'yi açıklayan Cevdet Yılmaz'a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan eşlik etti. Yılmaz, programın Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın ortak çalışmasıyla hazırlandığını, kamu kurumlarının yanı sıra özel sektör ve meslek kuruluşlarının görüşlerinin de hazırlık sürecine dahil edildiğini belirtti. Küresel ekonomide büyüme beklentileri geriledi Dünya ekonomisinin ekonomik, teknolojik ve jeopolitik gelişmelerin birbirini etkilediği yeni bir dönemden geçtiğini belirten Yılmaz, savaşlar, enerji ve emtia fiyatlarındaki hareketlilik ile ticaret politikalarındaki belirsizliklerin küresel görünümü olumsuz etkilediğini söyledi. Yılmaz'ın verdiği bilgilere göre, önceki OVP'de yüzde 3,1 olarak öngörülen küresel büyüme tahmini yüzde 3'e çekildi. Türkiye'nin ticaret ortaklarının büyüme beklentisi yüzde 2,4'ten yüzde 1,6'ya, Avro Bölgesi büyüme tahmini ise yüzde 1,2'den yüzde 0,9'a indirildi. Savaşın etkilerinin belirgin şekilde hissedildiği Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde ise daha önce yüzde 3,4 olarak öngörülen büyümenin yüzde eksi 0,5'e gerilemesinin beklendiği açıklandı. 2026 büyüme tahmini yüzde 3,3'e çekildi Cevdet Yılmaz, enerji ve emtia fiyatlarındaki yükseliş ile Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarındaki ekonomik yavaşlamanın 2026 beklentilerine de yansıdığını ifade etti. Yılmaz, 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3,3 olarak güncellediklerini, sanayi büyümesi beklentisini ise yüzde 2,3'e indirdiklerini açıkladı. Yıl sonu enflasyon tahmini de yüzde 28,4'e yükseltildi. Enerji maliyetlerindeki artış nedeniyle enerji ithalatı beklentisinin 63 milyar dolardan 71 milyar dolara çıkarıldığı belirtildi. Dış ticaret açığı tahmini 96 milyar dolardan 105 milyar dolara, cari işlemler açığının milli gelire oranı beklentisi ise yüzde 2,6'ya yükseltildi. Turizm gelirleri tahmini de savaşın etkileri nedeniyle 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize edildi. 2027'de küresel ekonomide toparlanma beklentisi Yılmaz, 2026'nın küresel büyüme ve dünya ticaretinin ivme kaybettiği bir yıl olduğunu, ancak 2027'de toparlanma beklentisinin güçlendiğini söyledi. Buna göre küresel büyümenin 2027'de yüzde 3,4'e, küresel ticaret hacmindeki artışın ise yüzde 4,3'e yükselmesi bekleniyor. Türkiye'nin dış talep koşullarının da bu toparlanmadan olumlu etkilenmesinin öngörüldüğü belirtildi. Türkiye'nin ihracatının yaklaşık yüzde 43'ünü gerçekleştirdiği Avrupa Birliği'nde büyümenin 2026'da yüzde 1,2'ye gerilemesi, 2027'de ise yüzde 1,4'e yükselmesi bekleniyor. MENA bölgesinde ise 2026'da yüzde 0,5 daralma, 2027'de yüzde 7,3 büyüme tahmini bulunuyor. Yılmaz, ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi ve Türkiye'nin dış ticaretinin bölgesel ve küresel şoklara karşı daha dirençli hale getirilmesi yönündeki çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti. Rezervlerde 188,2 milyar dolara ulaşıldı Ekonomi politikalarının uygulanmasıyla Türk lirasına güvenin arttığını savunan Yılmaz, TL mevduatının toplam mevduat içerisindeki payının yüzde 31,6'dan 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5'e yükseldiğini söyledi. Brüt rezervlerin 89,7 milyar dolarlık artışla 188,2 milyar dolara ulaştığını belirten Yılmaz, Türkiye'nin risk priminin de 700'lü seviyelerden 220'nin altına gerilediğini kaydetti. Yılmaz, rezervlerdeki yükselişin Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı dayanıklılığını güçlendirdiğini ve kamu ile özel sektörün yabancı para cinsinden borçlanma maliyetlerini düşürdüğünü belirtti. İhracatta yüksek teknolojili ürünlerin payı arttı Yıllıklandırılmış ihracatın ağustos itibarıyla 280 milyar dolar seviyesine ulaştığını açıklayan Yılmaz, ihracatın teknoloji kompozisyonunda da iyileşme yaşandığını söyledi. Buna göre orta ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracattaki payı 2024 Ağustos'unda yüzde 40 seviyesindeyken, 2026 Ağustos'unda yüzde 44,1'e çıktı. Yılmaz, enerji ve emtia fiyatlarındaki yükselişin cari denge üzerinde geçici baskı oluşturduğunu belirterek, 2026 Haziran itibarıyla cari işlemler açığının milli gelire oranının yüzde 2,3 olduğunu açıkladı. Enflasyonun yıl sonunda yüzde 28,4 olması bekleniyor Yılmaz, 2024 Mayıs ayında yüzde 75,5 seviyesine kadar çıkan enflasyonun uygulanan politikalarla gerilediğini, ancak savaş nedeniyle oluşan arz yönlü baskıların düşüş hızını yavaşlattığını ifade etti. Ağustos 2026 itibarıyla enflasyonun yüzde 31,5 seviyesinde bulunduğunu belirten Yılmaz, yılın son çeyreğinde yeniden düşüş beklediklerini ve 2026 sonunda enflasyonun yüzde 28,4 seviyesinde gerçekleşmesini öngördüklerini söyledi. Yılmaz ayrıca, savaşın enflasyon üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerinin yaklaşık 7 puan olarak hesaplandığını aktardı. 2029 için yüzde 5 büyüme hedefi 2027-2029 dönemine ilişkin yeni OVP'nin temel hedeflerini de açıklayan Yılmaz, büyümenin kademeli olarak güçlendirilmesinin planlandığını belirtti. Program kapsamında büyüme hedefleri şöyle sıralandı: 2026: yüzde 3,3 2027: yüzde 4,2 2028: yüzde 4,6 2029: yüzde 5 Yılmaz, büyümenin üretim kapasitesini ve verimliliği artıran, enflasyonist baskı oluşturmayan sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasının hedeflendiğini söyledi. İşsizlikte 2029 hedefi yüzde 7,6 Programda istihdam da öncelikli başlıklar arasında yer aldı. Yılmaz, 2026 yılında yüzde 8,1 olması beklenen işsizlik oranının 2027'de yüzde 8'e, 2028'de yüzde 7,8'e ve 2029'da yüzde 7,6'ya düşürülmesinin hedeflendiğini açıkladı. Program dönemi boyunca yaklaşık 2,1 milyon kişiye ilave istihdam sağlanması ve iş gücüne katılımın artırılması hedefleniyor. Enflasyon 2029'da tek haneye indirilecek OVP'nin en önemli hedeflerinden birinin dezenflasyon sürecinin sürdürülmesi olduğunu belirten Yılmaz, enflasyonun kademeli olarak düşürülmesinin öngörüldüğünü açıkladı. Yeni programdaki enflasyon hedefleri şöyle: 2026: yüzde 28,4 2027: yüzde 21 2028: yüzde 13,5 2029: yüzde 9 Yılmaz, program dönemi sonunda enflasyonun yeniden tek haneli seviyelere indirilmesinin hedeflendiğini söyledi. Bütçe açığında kademeli düşüş hedefleniyor Program kapsamında bütçe disiplininin korunacağını belirten Yılmaz, 2026 yılı için daha önce yüzde 3,5 olarak öngörülen bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini açıkladı. 2027 yılı için yüzde 3,5 olarak öngörülen bütçe açığı oranının ise program dönemi sonunda yüzde 2,8'e düşürülmesi hedefleniyor. Yılmaz, deprem sonrası harcamalar devam ederken savunma, personel ve sosyal güvenlik giderlerindeki artışa rağmen mali disiplinin korunacağını ifade etti. Cari açık 2029'da yüzde 1,6'ya indirilecek Bölgedeki savaşın etkilerinin azalmasıyla cari işlemler açığının kademeli olarak gerilemesi bekleniyor. Programda cari işlemler açığının milli gelire oranının 2027'de yüzde 1,9, 2028'de yüzde 1,8 ve 2029'da yüzde 1,6 seviyesine düşürülmesi hedeflendi. Gıda fiyatlarındaki oynaklığın azaltılması için ise tarımsal üretimde verimliliğin artırılması, üretim planlamasının güçlendirilmesi ve maliyet baskılarını azaltacak yapısal adımların hızlandırılması planlanıyor. Türkiye ekonomisinin 2026'da 1,8 trilyon doları aşması bekleniyor Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin ekonomik büyüklüğüne ilişkin beklentileri de paylaştı. Buna göre milli gelirin 2026 sonunda ilk kez 1,8 trilyon doları aşması, kişi başına milli gelirin ise 20 bin doların üzerine çıkması bekleniyor. Yılmaz, Türkiye'nin 2026 yılında yüksek gelirli ülkeler grubuna geçiş eşiğini aşmasının beklendiğini, nominal olarak dünyanın 16'ncı, satın alma gücü paritesine göre ise 11'inci büyük ekonomisi konumunun korunacağını ifade etti. Dijital Türk lirası için çalışmalar sürecek Programda finansal teknolojiler ve dijital Türk lirası da yer aldı. Yılmaz, dijital Türk lirasının kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılması için çalışmaların devam edeceğini söyledi. Sermaye piyasalarının daha derin ve etkin hale getirilmesi, Türk lirası cinsinden tasarruf ve yatırım araçlarının çeşitlendirilmesi ve şirketlerin sermaye piyasalarından daha fazla finansman sağlaması da programın hedefleri arasında gösterildi. Yılmaz, önümüzdeki dönemde temel hedefin fiyat istikrarını kalıcı hale getirerek enflasyonu tek haneli seviyelere indirmek, mali disiplini korumak, istihdamı artırmak ve enerji başta olmak üzere kritik girdilerde arz güvenliğini güçlendirmek olduğunu belirtti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan faiz ödemelerine ilişkin açıklama Haber

Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan faiz ödemelerine ilişkin açıklama

Hazine ve Maliye Bakanlığı, son dönemde kamuoyunda Ocak 2026 dönemine ilişkin faiz ödemelerine ilişkin yapılan değerlendirmeler dolayısıyla açıklama yaptı. Ocak ayında gerçekleşen yüksek faiz ödemesinin, borçlanma maliyetlerinde ani bir artıştan veya program dönemindeki faiz artışlarından kaynaklanmadığı vurgulanırken "Ocak ayında yapılan faiz ödemesinin yüzde 53’ü 10 yıl önce ilk ihracı yapılan TÜFE’ye endeksli Devlet iç borçlanma senetlerinin (DİBS) vadesinde ödenen enflasyon farkından oluşmaktadır" denildi. TÜFE’ye endeksli senetlerin özelliği kupon oranlarının düşük olmasının, ancak yıllar itibarıyla gerçekleşen enflasyon oranının anaparaya eklenmesi olduğu aktarılırken şunlar kaydedildi: "Biriken enflasyon farkı ise vade tarihinde toplu olarak ödenmektedir. Bu nedenle enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde, vadesi gelen bu tür senetlere ilişkin ödemelerin geçici olarak yüksek görünmesi doğal bir sonuçtur. Dolayısıyla Ocak ayındaki artış, mevcut dönemde faiz oranlarında ani bir yükselişe değil, geçmiş enflasyon dinamiklerinin vade yapısı üzerinden bütçeye yansımasına işaret etmektedir. Son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ortamı nedeniyle, TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarına ilişkin faiz ödemelerinde geçici bir artış gözlenmiştir. Ancak bu artış, yapısal bir faiz yükü değişiminden değil; geçmiş dönemde biriken enflasyonun teknik ve muhasebesel yansımasından kaynaklanmaktadır." Açıklamada, dezenflasyon sürecindeki kazanımların belirginleşmesiyle birlikte, faiz ödemelerinin daha dengeli ve öngörülebilir seviyelere dönmesinin beklendiğine dikkat çekilirken, göstergelerin, faiz yükünde kalıcı bir bozulmaya işaret etmediği belirtildi. Faiz giderlerinin milli gelire oranının, 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 4,4 seviyesinde gerçekleştiğinin altı çizilirken "Bu oranın 2026 yılında yüzde 3,5’e gerilemesi, Orta Vadeli Program (OVP) dönemi sonunda ise yüzde 3,3’e düşmesi öngörülmektedir. Faiz harcamalarının vergi gelirlerine oranı, 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 25,9 iken; 2026 yılında yüzde 19,9’a gerilemesi ve OVP dönemi sonunda yüzde 18,3 seviyesine düşmesi beklenmektedir. Faiz harcamalarının merkezi yönetim toplam harcamalarına oranı ise 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 17,7 olarak gerçekleşmiş olup, 2026 yılında yüzde 14,5’e, OVP dönemi sonunda ise yüzde 13,9’a gerilemesi öngörülmektedir" açıklaması yapıldı. Ayrıca, kamu borçlanma stratejisinin, piyasa koşulları, makroekonomik görünüm ve risk unsurları dikkate alınarak ihtiyatlı, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir çerçevede yürütülmeye devam edildiği ifade edilirken, program döneminde 10 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvil ihraçları kademeli olarak azaltıldığı ve 2024 yılından itibaren söz konusu senetlerin ihracına son verildiği hatırlatıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.