Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Deprem

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Deprem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Deprem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uzmanlardan uyarı: Bursa’nın 7 şiddetinde deprem üretecek fay sistemi var Haber

Uzmanlardan uyarı: Bursa’nın 7 şiddetinde deprem üretecek fay sistemi var

Osmangazi Belediyesi ev sahipliğinde, Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi ve Jeolojik Mirası Koruma Derneği’nin katkılarıyla Panorama 1326 Fetih Müzesi’nde düzenlenen panelde, Bursa’nın tarih boyunca yaşadığı depremler, kentin jeolojik özellikleri ve deprem riskine karşı alınması gereken önlemler ele alındı. Akademik bilgi ve tarihsel verilerin ışığında gerçekleştirilen panel, Bursa’nın geçmişinden çıkarılacak derslerin geleceğin kent planlamasına ve afet hazırlıklarına nasıl katkı sağlayabileceğine ilişkin önemli değerlendirmelere sahne oldu. Jeolojik Mirası Koruma Derneği Üyesi Prof. Dr. Hükmü Orhan’ın moderatörlüğünü üstlendiği panelde, UNESCO Bursa Alan Başkanı Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu, “Deprem, Mimarlık ve Bursa: Tarihsel Bir Perspektif” başlıklı sunumuyla deprem olgusunu mimarlık ve Bursa’nın tarihsel gelişimi çerçevesinde değerlendirdi. Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Nizamettin Kazancı, “İnsan Yerleşimleri, Doğal Kaynaklar ve Jeolojik Miras” başlıklı sunumunda insan yerleşimleri ile doğal çevre arasındaki ilişkiye ve jeolojik mirasın önemine değindi. Ankara Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürol Seyitoğlu, “Deprem Tehlikesi Açısından Havza Biçen Faylar Arasında Bir Karşılaştırma” başlıklı sunumunda fay sistemlerini deprem tehlikesi açısından ele alırken, Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Karahancı ise “Gökmenzade’nin İşaretnüması’nda 1855 Depremi” başlıklı konuşmasında Bursa’nın deprem tarihine ışık tutan tarihsel kaynakları değerlendirdi. Uzman akademisyenler, sunumlarında Bursa’nın jeolojik yapısı, tarihsel depremleri ve deprem tehlikesi hakkında bilgi paylaşarak Bursalıların deprem konusunda bilinçlenmesine katkıda bulundu. Panel kapsamında konuşmalar öncesinde gösterilen animasyon filmde, 1855 yılında Bursa’da meydana gelen depremin kentte yol açtığı yıkım gözler önüne serildi. Tarihsel depremin etkilerini görsel bir anlatımla aktaran film, Bursa’nın deprem geçmişini yeniden hatırlatırken afetlere karşı hazırlıklı olmanın önemini de ortaya koydu. Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen panel, kentin tarihsel ve jeolojik birikimini deprem gerçeğiyle birlikte ele alarak geçmiş deneyimlerin geleceğe aktarılmasına, deprem bilincinin güçlendirilmesine ve Bursa’nın afetlere karşı daha hazırlıklı bir kent olması yönündeki ortak değerlendirmelere katkı sağladı. TARİH JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ Çok önemli bir gün için bir arada olduklarını ifade eden Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, “Bursa’nın kalbi olan Osmangazi’deyiz. Osmangazi Belediyesi, fethin 700’üncü yılına özel bir çalışma yürütüyor. Bir protokol dâhilinde odamızla birlikte, Bursa’nın fethinin 700’üncü yılında ‘Bursa Depremi Konuşuyor’ panelini düzenliyoruz. Tarih, jeoloji mühendisleri için çok önemli. Bunu bir örnekle açıklamak isterim. 1900’lü yıllardan öncesi tarihsel dönem olarak geçmekte, 1900 yılından sonrası ise aletsel dönem olarak kabul edilmektedir. Özellikle konuya deprem penceresinden baktığımızda bu şu anlama geliyor: 1900’lü yıllardan sonra nerede bir deprem oluyorsa depremin büyüklüğünü, derinliğini ve etki alanını net bir şekilde veri olarak işleyebiliyoruz. 1900 yılından önce aletsel ölçümler mümkün olmadığı için tarihsel kayıtlara bakıyoruz. Tarihte neler yaşandığını ortaya koyan yazıtlar, o döneme ilişkin tarihçilerin araştırmaları ve diğer ayrıntılar bizler için çok önemlidir. Bu panelin düzenlenmesinde emeği geçen başta Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a, AR-GE Müdürü Serkan Cebeci’ye, emeği geçen tüm ekibe ve kıymetli hocalarımıza teşekkür ederim.” şeklinde konuştu. BU PANEL ÖNEM VERDİĞİMİZ PROJELERDEN BİRİ Düzenlenen panelin konusunun Bursa’da deprem olduğunu belirten Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Emre Tonaroğlu, “2026 yılını Bursa’da önemli bir yıl olarak başlattık. Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı kapsamında bir seneye yayılan kutlama programı hazırladık. Bu kutlamaların sadece eğlence, yürüyüş ve festival etkinliklerinden ibaret olmaması; bilimi ve aklı da işin içine katarak Bursa ve Osmangazi’ye katkı sağlayacak, geleceğe bir miras bırakabilecek etkinlikler düzenlemek için gayret ettik. Bu panel de önem verdiğimiz projelerden biri. Başkanımız Erkan Aydın’ın göreve geldiği günden itibaren dile getirdiği bir konu var: ‘Bilim ve akıl bizim önceliğimiz olacak.’ Bu kapsamda birçok proje yürütüyoruz. Bu panel de değer verdiğimiz projelerden biri. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. BURSA’NIN JEOLOJİK MİRASININ NELER OLDUĞU BİLİNİYOR Jeolojik Mirası Koruma Derneği olarak bu organizasyonun bir parçası olduklarını aktaran Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Nizamettin Kazancı, “Jeolojik miras, doğal mirasın bir parçasıdır. Jeolojik geçmişin belgelerini barındıran; fosil, kayaç, mineral ve yer şekilleri gibi doğal varlıklardan oluşur. Bunlar ancak uzmanlar tarafından tespit edilebilir. Bursa, büyük bir potansiyele sahip. Bursa’nın jeolojik mirasının neler olduğu ana hatlarıyla biliniyor ve bunlar yayımlandı. Bunlardan değerli sonuçlar çıkarmak ise karar vericilere ve Bursalılara kalmış belediyelerin bu tür çalışmalara öncülük etmesi çok sık görülen bir durum değil. Bu bakımdan Osmangazi Belediyesi’ni tebrik ediyorum. Jeolojik Mirası Koruma Derneği olarak bu organizasyonun bir parçasıyız. Bu nedenle, büyük bir heves ve memnuniyetle yürütülen bu çalışmalara katılıyoruz. Umarız belediyemiz, Bursa’nın zengin jeolojik mirasını değerlendirme fırsatı bulur.” diye konuştu. KESTEL YENİŞEHİR ARASI 1855 DEPREMİNDE KIRILMAMIŞ GÖZÜKÜYOR Bursa’da 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip bir fay sistemi bulunduğunu belirten Ankara Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürol Seyitoğlu, “Türkiye Diri Fay Haritası’nda Bursa ve çevresindeki faylar, 1855 yılında gerçekleşen depremlere neden olan faylar kadar uzun değil. Bizim tespit ettiğimiz fay, tüm Bursa Ovası’nı boydan boya geçen bir fay. Bu fayın uzunluğu yaklaşık 94 kilometreyi buluyor. 1855 yılında bu fayın yaklaşık yarısının kırıldığı, tarihsel kayıtlardaki hasarların incelenmesiyle ortaya konuluyor. Bu rapor ve çalışmalarda, Susurluk’tan Kestel’e kadar uzanan bir sistemin kırılmış olması gerektiği belirtiliyor. Çünkü 1855 yılında iki deprem meydana gelmiş. Bize göre Kestel’den Yenişehir Ovası’nın iç kesimlerine uzanan bölüm ise 1855 yılında kırılmamış görünüyor. Bu noktada bazı hesaplamalar yapmaya başlıyorsunuz. Fayların yılda kaç milimetre yer değiştirdiği önemli; çünkü bu verilerle fay üzerinde biriken gerilmeyi hesaplıyorsunuz. Buna göre, 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip bir fay sistemimiz var. Üstelik bu fay, ovanın bir ucundan diğer ucuna kadar uzanıyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinde de ovaları boydan boya geçen faylar bulunuyor. Ancak bunların varlığı genellikle deprem sonrasında ortaya konulmuş. Belirli bir büyüklüğe ulaşan depremler, yüzeyde kırılmalara neden olabiliyor ve fayın izi depremden sonra belirginleşebiliyor. Bursa’nın avantajı ise deprem gerçekleşmeden önce fayın ovanın içinde bulunduğunu biliyor olmamız. Bu bilgi doğrultusunda gerekli önlemlerin alınması gerekiyor.” ifadelerini kullandı. BURSA BİRİNCİ DERECE DEPREM KUŞAĞINDA Depremin son derece önemli bir konu olduğunu ifade eden UNESCO Bursa Alan Başkanı Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu, “Osmangazi Belediyesi, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi ve Jeolojik Mirası Koruma Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği panele katılarak bir sunum gerçekleştirdim. Bu vesileyle Bursa’yla ilgili pek çok konuyu daha ayrıntılı inceleme ve bu alanda çalışmalar yapma fırsatı buldum. Deprem çok önemli bir konu. Bu konunun disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınması nedeniyle organizasyonu düzenleyen belediyemize ve meslek odamıza çok teşekkür ediyorum. Ülkemizin her yeri birinci, ikinci ve üçüncü derece deprem bölgelerinde yer alıyor. Bursa da birinci derece deprem bölgesinde bulunuyor. Fay hatlarını değiştirme gibi bir lüksümüz olmadığı için depremlere hazırlıklı olmamız gerekiyor. Dolayısıyla en az can ve mal kaybıyla insanlarımızı ve binalarımızı korumak adına neler yapılabileceğini, tarihteki örnekleri de ele alarak bu panelde değerlendirme fırsatı bulduk.” şeklinde konuştu.

Adana’da 5,2 büyüklüğündeki deprem sonrası AFAD’dan hasarlı binalar için uyarı Haber

Adana’da 5,2 büyüklüğündeki deprem sonrası AFAD’dan hasarlı binalar için uyarı

Adana’nın Saimbeyli ilçesinde meydana gelen 5,2 büyüklüğündeki depremin ardından AFAD ön değerlendirme raporunu yayımladı. 7 kilometre derinlikte meydana gelen sarsıntının ardından 16 artçı deprem kaydedildi. AFAD, hasarlı yapıların kullanılmaması konusunda uyarıda bulundu. Deprem 7 kilometre derinlikte meydana geldi Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), 4 Ekim 2026'da saat 14.43'te meydana gelen 5,2 büyüklüğündeki depreme ilişkin ön değerlendirme raporunu açıkladı. Rapora göre merkez üssü Saimbeyli olan deprem, yerin 7 kilometre altında meydana geldi. Sarsıntının merkez üssüne en yakın yerleşim yerinin ise 7,114 kilometre mesafedeki Feke ilçesine bağlı Akoluk köyü olduğu belirtildi. 16 artçı deprem kaydedildi AFAD'ın raporunda, ana şokun ardından raporun hazırlandığı süre içerisinde büyüklükleri 1,0 ile 2,4 arasında değişen 16 artçı deprem kaydedildiği bildirildi. Depremin hangi faydan kaynaklandığının ise ayrıntılı sismolojik incelemeler ve sahada yapılacak çalışmalar sonucunda kesinlik kazanacağı ifade edildi. Bölgede 126 yıllık deprem geçmişi Raporda, Saimbeyli ve çevresinin geçmiş dönemlerde de depremlerle karşı karşıya kaldığına dikkat çekildi. Bölgede 1900 yılından bu yana büyüklüğü 4 ve üzerinde 32 deprem meydana geldiği, bunların en büyüğünün 5,7 olduğu kaydedildi. Ayrıca 1900 yılı öncesine ait üç tarihsel deprem kaydının bulunduğu bilgisi paylaşıldı. AFAD’dan hasarlı yapılar için uyarı AFAD, ön değerlendirme raporunun depremi takip eden ilk bir saat içerisinde elde edilen veriler kullanılarak hazırlandığını belirtti. Başkanlık, bölgede deprem nedeniyle hasar gördüğü değerlendirilen yapıların kullanılmaması gerektiği uyarısında bulundu.

17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27. Yılında Naci Görür’den uyarı: Büyük bir deprem olacak Haber

17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27. Yılında Naci Görür’den uyarı: Büyük bir deprem olacak

Türkiye, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde hayatını kaybedenleri depremin 27’nci yılında anarken, deprem riski ve kentsel dönüşüm çalışmaları yeniden gündeme geldi. Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan ve saat 03.02’de meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki deprem yaklaşık 45 saniye sürdü. Kocaeli, Yalova, Sakarya, İstanbul ve Düzce’de büyük yıkıma yol açan depremde 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 43 bin 953 kişi yaralandı. Yaklaşık 200 bin kişi evsiz kalırken, 66 bin 441 konut ve 10 bin 901 iş yeri yıkıldı. Görür: “Er veya geç büyük bir deprem olacak” Prof. Dr. Naci Görür, 17 Ağustos’un yıl dönümünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğuna dikkat çekerek, “Er veya geç, orada veya burada büyük bir deprem olacak ve binlerce insan ölecektir” uyarısında bulundu. Görür, can kayıplarını önlemek için depremin nerede gerçekleşeceği tartışmasından ziyade ülkenin deprem dirençli hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Deprem hazırlığının uzun vadeli ve siyasi değişimlerden bağımsız yürütülmesi gerektiğini belirten Görür, bunun için en az 20 yıl boyunca ciddi biçimde çalışacak bir yapılanmaya ihtiyaç olduğunu ifade etti. İstanbul’da 1 milyon bağımsız bölüm dönüştürüldü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un verdiği bilgilere göre, 2012'den bu yana Türkiye genelinde 2 milyon 761 bin bağımsız bölüm kentsel dönüşüm kapsamına alındı. Bunların 2 milyon 378 bininin dönüşümü tamamlanırken, 383 bin bağımsız bölümde çalışmalar devam ediyor. Deprem riski açısından kritik konumdaki İstanbul’da ise 1 milyon 298 bin bağımsız bölüm dönüşüm kapsamına alındı. Bunların 1 milyon 7 bininin dönüşümü tamamlandı, 291 bin bağımsız bölümde çalışmalar sürüyor. Konutların yüzde 58’i deprem sigortalı DASK verilerine göre Türkiye genelinde 11 milyon 700 bin 223 konutun Zorunlu Deprem Sigortası bulunuyor. Sigortalılık oranı ülke genelinde yüzde 58 seviyesinde. Bölgesel olarak en yüksek oran Marmara’da yüzde 65, en düşük oran ise Karadeniz’de yüzde 45 olarak kaydedildi. 17 Ağustos’un 27’nci yılında verilen mesaj ise aynı noktada birleşiyor: Depremi önlemek mümkün değil, ancak depremin can ve mal kaybını azaltmak için yapı stokunu ve kentleri depreme dirençli hale getirmek mümkün.

Konya Kapalı Havzası’nda obruk sayısı 740’ı aştı Haber

Konya Kapalı Havzası’nda obruk sayısı 740’ı aştı

Konya Ovası’nda yıllardır devam eden obruk oluşumlarına ilişkin çalışmalar sürerken, Konya Kapalı Havzası’nda tespit edilen obruk sayısının 740’ın üzerine çıktığı bildirildi. Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, özellikle Konya ve Karapınar çevresindeki artışa dikkat çekti. Karapınar’da sayı 600’e yaklaştı Envanter çalışmalarına göre havzada yaklaşık 700 obruk Konya’da, 25-30 obruk Karaman’da, 8-10 obruk ise Aksaray’da bulunuyor. Arık, 2020’de Karapınar çevresinde yaklaşık 500 obruk tespit edildiğini, bugün bu sayının 600 civarına yükseldiğini belirtti. AFAD’ın Konya, Karaman ve Aksaray için duyarlılık çalışmalarını sürdürdüğü, Konya’ya yönelik tehlike haritasının hazırlanmasının da devam ettiği aktarıldı. Yer altı suyu kullanımı önemli etken Prof. Dr. Arık’a göre obrukların oluşumunda temel olarak jeolojik yapı ve suyun hareketi etkili. Çözünebilen kayaçların bulunduğu bölgelerde suyun etkisiyle yer altında oluşan boşluklar zamanla büyüyebiliyor ve mağara tavanlarının çökmesiyle obruklar meydana geliyor. Bunun yanında yer altı su seviyesindeki değişimler de önemli bir faktör. Kuraklık, iklim değişikliği ve tarımsal amaçlı aşırı yer altı suyu kullanımı, bölgedeki su seviyelerinin değişmesine neden olarak obruk oluşum riskini artırabiliyor. Deprem-obruk ilişkisi henüz kesin değil Arık, fayların hem yer altı suyunun hareketini kolaylaştırabildiğini hem de faylara bağlı depremlerin bazı çökmeleri tetikleyebildiğini belirtti. Ancak obrukların ne zaman oluştuğuna ilişkin düzenli ve kesin kayıtların bulunmaması nedeniyle deprem ile obruk oluşumu arasındaki ilişkinin bilimsel olarak net biçimde ortaya konulabilmesi için daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Özetle: Konya Kapalı Havzası'nda obrukların sayısı artmaya devam ediyor. Uzmanlar, doğal jeolojik koşulların yanı sıra özellikle yer altı suyunun aşırı kullanımı ve su seviyelerindeki değişimlerin risk açısından yakından izlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.