Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Denetim

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Denetim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Denetim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yatırım fonları için yeni düzenleme TBMM’den geçti: 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme Haber

Yatırım fonları için yeni düzenleme TBMM’den geçti: 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme

Tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarına ilişkin düzenleme TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek kanunlaştı. Yeni düzenlemeyle, belirlenen fonlardaki yatırımcılara net yatırım tutarlarına göre 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılabilecek. Tasfiye süreci SPK gözetiminde yürütülecek. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifini görüşerek kabul etti. Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında gerçekleştirilen birleşimde kabul edilen düzenlemeyle, fonların tasfiye süreci, yatırımcılara yapılacak ödemeler ve fonlarla bağlantılı malvarlıklarının geri kazanılmasına ilişkin yeni kurallar getirildi. Fonların tasfiyesi SPK gözetiminde yapılacak Kanunla yatırım fonları için genel veya sürekli bir tasfiye rejimi oluşturulmayacak. Tasfiye işlemlerinin gözetim ve denetimi başta Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) olmak üzere ilgili kuruluşlar tarafından yürütülecek. SPK; fon varlıklarının belirlenmesi, nakde çevrilmesi, değerleme yöntemleri, fon pay sahipliğinin tespiti, ara ve nihai ödemeler ile dağıtım sırasına ilişkin usul ve esasları belirleyecek. Tasfiyeyle görevli kuruluşlar, yatırımcıların menfaatlerini korumak ve fon portföylerinden mümkün olan en yüksek ekonomik değeri elde etmek için çalışacak. Bu kapsamda SPK’ya geri alım, hâkim ortağa satış, toptan satış ve özel işlem bildirimi gibi yöntemleri kullanma yetkisi verilecek. Kurul ayrıca geçici olarak farklı fiyat marjları uygulanmasına ve varlıkları satın alan yatırımcıların belirli bir süre işlem yapıp yapamayacağına karar verebilecek. Yatırımcılara 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılabilecek Düzenlemeye göre, SPK tarafından belirlenen fonlarda tasfiye malvarlığından yatırımcılara ara ödeme yapılabilecek. Net yatırım tutarı 1 milyon TL’nin altında olan yatırımcılar için bu tutar kadar, net yatırım tutarı 1 milyon TL ve üzerinde olan yatırımcılar için ise en fazla 1 milyon TL ara ödeme öngörülüyor. Dağıtılabilir nakdin tüm yatırımcılara ödeme yapmak için yeterli olmaması durumunda SPK, net yatırım tutarı en düşük olan yatırımcıdan başlayarak asgari ara ödeme tutarı belirleyebilecek. Ara ödemelerde, ilgili hesaplama tarihine veya tasfiye tarihinden önceki gün sonuna göre belirlenen net yatırım tutarı ve 1 milyon TL’lik ödeme tavanı esas alınacak. Ara ödeme karşılığında fon katılma payları iade edilmeyecek. Katılma paylarının iadesi nihai tasfiye ödemeleri sırasında yapılacak. Nihai ödeme hesaplanırken yatırımcıya tasfiye malvarlığından, geri kazanım hesabından veya diğer hukuki yollarla daha önce yapılan ödemeler mahsup edilecek. Fonlarla birlikte hareket edenlere ödeme yapılmayacak SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen fonlarla birlikte hareket ettiği belirlenen kişi ve kurumlara, tasfiye ve geri kazanım hesabından ödeme yapılmayacak. SPK, inceleme ve denetim sonuçlarına göre her bir fonun zarar veya kayıp tutarını, bu zarardan sorumlu gerçek ve tüzel kişileri ve sorumluluk miktarlarını belirleyerek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) bildirecek. Bildirim üzerine TMSF, sorumluların malvarlıklarının geri alınması için tahsilat ve takip sürecini başlatabilecek. Bu süreç kapsamında açılacak hukuki davalarda İstanbul idare mahkemeleri yetkili olacak. El konulan malvarlıkları geri kazanım sistemine dahil edilecek Kanunla, sermaye piyasası işlemlerine ilişkin ceza soruşturması ve kovuşturması sırasında el konulan malvarlıklarının, fonla bağlantılı olduğu ölçüde geri kazanım sistemine dahil edilmesinin önü açılıyor. Fona doğrudan iadesi hukuken mümkün olan para ve sermaye piyasası araçları, ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda fona veya geri kazanım hesabına aktarılabilecek. Doğrudan fona devredilemeyen gayrimenkul gibi diğer malvarlığı değerleri için TMSF kayyum olarak atanabilecek. TMSF, Bankacılık Kanunu kapsamındaki yetkilerini kullanarak bu varlıkları dava sonucunu beklemeden satabilecek veya tasfiye edebilecek. Yargılama sonunda müsaderesine karar verilen ve ilgili fonun zararının karşılığı olduğu mahkemece belirlenen değerler, Hazine’ye gelir kaydedilmeksizin ilgili yatırım fonuna aktarılacak. Fonun tasfiyesi tamamlanmışsa söz konusu varlıklar geri kazanım hesabına devredilecek. Geri kazanım hesabındaki tutarlar yalnızca ilgili fonun tasfiyesi ve fon pay sahiplerine ödeme yapılması amacıyla kullanılabilecek. Bu tutarlar başka bir amaçla kullanılamayacak, teminat gösterilemeyecek ve kamu alacakları dahil olmak üzere haczedilemeyecek. Bir tutarın birden fazla fonla bağlantılı olması halinde dağıtım yöntemi; fon türü, likidite yeterlilik oranı, yatırımcı yapısı ve tasfiye oranı gibi ölçütler dikkate alınarak SPK tarafından belirlenecek. Tasfiye kapsamı genişletilecek Düzenlemeyle tasfiye kapsamına bloke edilmiş işlemler de dahil edilecek. Fon pay sahipliği ise tasfiyeyle görevli kuruluşlar tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) kayıtlarıyla mutabakat sağlanarak fon ve hesap bazında tespit edilecek. MKK, Takasbank, Borsa İstanbul ve Türkiye Bankalar Birliği başta olmak üzere ilgili kuruluşlar, uygulama için gerekli bilgileri Yatırımcı Tazmin Merkezi’ne veya TMSF’ye iletmekle yükümlü olacak. TBMM Genel Kurulu kapandı Kanun teklifinin kabul edilmesinin ardından Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl, TBMM Genel Kurulu birleşimini 27 Ekim Salı günü saat 15.00’te yeniden toplanmak üzere kapattı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Bu bir devlet krizidir Haber

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Bu bir devlet krizidir

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının önemli bölümünü sermaye piyasalarında yaşandığını öne sürdüğü usulsüzlük ve manipülasyon iddialarına ayıran Kılıçdaroğlu, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) yönelik eleştirilerde bulundu. Kılıçdaroğlu, doğrudan sorumlu olan, denetim görevini yürüten ve gelişmeleri görme yetkisine sahip bürokratların görevlerinden alınmasını istedi. “KİMLER MALI GÖTÜRDÜ BİR GÖRELİM” Fon işlemlerine ilişkin iddiaların tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, 5 milyon lira ve üzerinde fona para yatıran ve 2026 Ağustos-Eylül döneminde paralarını çeken kişilerin kimlik, unvan ve para miktarı bilgilerinin açıklanması çağrısında bulundu. Kılıçdaroğlu, bu bilgilerin gizlenmesi halinde sorumluların da sürecin parçası olacağını öne sürerek, olayın bütün ayrıntılarının ortaya çıkarılması için bağımsız uzmanların da yer alacağı özel bir komisyon kurulmasını istedi. CHP lideri, soruşturmanın “suç örgütü” kapsamında ele alınması gerektiğini savundu. SPK VE MEHMET ŞİMŞEK'E İSTİFA ÇAĞRISI Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e de seslenen Kılıçdaroğlu, Şimşek'in kişisel dürüstlüğünü tartışmadığını ancak yönetim anlayışını eleştirdiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, “Sayın Mehmet Şimşek'in dürüstlüğüne bir şey demiyorum fakat yönetim sıfır” ifadelerini kullandı. Bakan Mehmet Şimşek'in başkanlığında Finansal İstikrar Komitesi'nin toplandığını ve alınan kararların gereğinin yapılması amacıyla SPK'ya iletildiğini öne süren Kılıçdaroğlu, SPK'nın söz konusu kararları yaklaşık 10 ay beklettiğini iddia etti. Kılıçdaroğlu, bu süreçte borsadaki usulsüzlüklerin devam ettiğini savunarak Şimşek'e istifa çağrısında bulundu. “AK PARTİ İÇİNDEKİ HESAPLAŞMA DA ARAŞTIRILMALI” Fon iddialarının siyasi boyutunun da araştırılması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, AK Parti içindeki olası güç mücadelesinin de incelenmesi gerektiğini söyledi. CHP lideri Kılıçdaroğlu, “AK Parti içindeki hesaplaşmalara da bakmamız lazım. ‘Erdoğan giderse kim gelecek’ acaba bu fon olayının arkasında bu hesaplaşma mı var?” diye konuştu. Yaşananların faturasının vatandaşlara çıktığını savunan Kılıçdaroğlu, “Vatandaşı soyarak hesaplaşamazsınız. Borsa üzerinden manipülasyon yaptırarak hesaplaşamazsınız” dedi. Kılıçdaroğlu, konuşmasının sonunda devletin adalet dağıtması ve devleti yönetenlerin halka hesap vermesi gerektiğini belirterek, gündeme getirdiği iddiaların araştırılmasını istedi.

İçişleri: 81 ilde yapılan gıda güvenliği operasyonunda 61 milyon liralık sahte ve tağşişli ürün ele geçirildi Haber

İçişleri: 81 ilde yapılan gıda güvenliği operasyonunda 61 milyon liralık sahte ve tağşişli ürün ele geçirildi

İçişleri Bakanlığı, vatandaşların sağlığını korumak ve gıda güvenliğini sağlamak amacıyla 81 ilde “Gıda Güvenliği” operasyonu düzenlendiğini duyurdu. Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Daire Başkanlığı Fikri Mülkiyet Suçları Merkez Müdürlüğü ile Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü koordinasyonunda gerçekleştirilen operasyonda, piyasa değeri yaklaşık 61 milyon lira olan sahte, taklit ve tağşiş edilmiş ürünler ele geçirildi. 1.908 ADRESTE DENETİM YAPILDI Operasyona, 81 İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü/Büro Amirliklerinde görevli 1.700 Fikri Mülkiyet Suçları personeli ile Tarım ve Orman İl ve İlçe Müdürlüklerinde görevli 1.350 personel katıldı. Toplam 3.050 personelin görev aldığı çalışmalarda 1.908 adreste kontrol ve denetim gerçekleştirildi. ÇOK SAYIDA ÜRÜN VE MATERYAL ELE GEÇİRİLDİ Denetimlerde, piyasa değeri yaklaşık 61 milyon TL olan çok sayıda gıda, içecek ve takviye edici ürünün yanı sıra üretim, dolum, etiketleme ve ambalajlamada kullanılan materyaller de ele geçirildi. Operasyon kapsamında 73 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı. 81 ilde düzenlenen “Gıda Güvenliği” operasyonunda; -Piyasa değeri yaklaşık 61 milyon TL olan sahte, taklit ve tahşiş edilmiş ürün ele geçirildi. -73 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı. Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Daire Başkanlığı Fikri Mülkiyet Suçları Merkez Müdürlüğü ile… pic.twitter.com/Mg9IsyjvZA — T.C. İçişleri Bakanlığı (@TC_icisleri) October 2, 2026 Bakanlık açıklamasında, vatandaşların sağlığını tehdit eden, gıda güvenliğini tehlikeye atan ve tüketicileri yanıltan kişi ve işletmelere karşı mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı. Açıklamada ayrıca, denetim ve operasyonların kesintisiz şekilde devam edeceği belirtilerek, görev yapan personel tebrik edildi; Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’ne de teşekkür edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan talimatıyla “Fon Koordinasyon Kurulu” kuruldu Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan talimatıyla “Fon Koordinasyon Kurulu” kuruldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında ekonomi kurmayları ve ilgili kurumların üst düzey yöneticilerinin katılımıyla bir eşgüdüm toplantısı yapıldı. İletişim Başkanlığı'ndan aktarılan habere göre toplantıda, sermaye piyasalarında son dönemde yaşanan gelişmelerin değerlendirildiği, ilgili kurumların yürüttüğü çalışmalar ve alınan/alınacak tedbirler hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bilgi verildiği bildirildi. YATIRIMCI HAKLARI VE HIZLI ÖDEME ÖNCELİĞİ Açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, tasfiyesine karar verilen fonlarla ilgili sürecin titizlikle yürütülmesi gerektiğini belirterek, sermaye piyasası kuralları çerçevesinde yatırımcıların haklarının korunmasının ve ödemelerin adil, sağlıklı ve mümkün olan en kısa sürede yapılmasının temel öncelik olduğunu vurguladı. “FON KOORDİNASYON KURULU” OLUŞTURULDU Toplantı sonrası yapılan bilgilendirmede, tasfiye sürecinin yatırımcıların meşru hakları ve kamu yararı gözetilerek hızlı biçimde yürütülmesi için, genel koordinasyonu sağlamak üzere Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında “Fon Koordinasyon Kurulu” oluşturulduğu belirtildi. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) da sermaye piyasalarında son dönemde meydana gelen yatırım fonu işlemlerine yönelik inceleme ve denetim sürecini başlattığı aktarıldı. ŞİRKET DEVİRLERİ VE ÖDEME YOL HARİTASI GÜNDEMDE Toplantıda, Katılımevim ve Birevim Tasarruf Finansman Şirketleri ile İktisat Katılım Bankası’nın Türkiye Emlak Katılım Bankası’na devrine ilişkin yürütülen süreç hakkında da bilgi verildi. Öte yandan Sermaye Piyasası Kurulu’nun, tasfiye kapsamındaki fonlarda mal varlığı ve likidite durumuna göre, hak sahipliği mutabakatı tamamlanan yatırımcılara ödeme yapılmasına ilişkin yol haritasını sunduğu kaydedildi. Açıklamada, yalnızca mevcut sorunun çözülmesinin değil, benzer durumların tekrar yaşanmaması için sermaye piyasalarının işleyişini ve denetim mekanizmalarını güçlendirecek ilave idari ve hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi konusunda da kararlılık ortaya konulduğu ifade edildi.

İçişleri Bakanlığı,Türk vatandaşlığı edinme sürecindeki usulsüzlüklere dair 6 bini aşkın kişinin vatandaşlığı iptal edildi Haber

İçişleri Bakanlığı,Türk vatandaşlığı edinme sürecindeki usulsüzlüklere dair 6 bini aşkın kişinin vatandaşlığı iptal edildi

İçişleri Bakanlığı, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanma süreçlerine ilişkin yürütülen denetim ve soruşturmalar hakkında açıklama yaptı. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, sahte ve usulsüz ekspertiz raporlarıyla vatandaşlık sürecini suistimal ettiği belirlenen kişiler hakkında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından incelemeler yürütüldü. Bu kapsamda bin 150 yatırımcının yatırım uygunluk belgesi iptal edilirken, aile fertleriyle birlikte toplam 5 bin 391 kişinin vatandaşlık kararı iptal edildi. Vatandaşlık aldıktan sonra kamu düzeni ve milli güvenlik açısından sakıncalı olduğu belirlenen 263 yatırımcı ve aileleriyle birlikte 743 kişinin vatandaşlık kararı ise geri alındı. Böylece toplam bin 413 yatırımcı ve aileleriyle birlikte 6 bin 134 kişinin vatandaşlık kazanma kararı iptal edildi veya geri alındı. Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmak isteyen yabancıların başvuru, denetim ve değerlendirme süreçleri; 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında yürütülmektedir. Başvuru sahiplerinin yatırım uygunluk belgelerinin alınmasının ardından Emniyet Genel… — T.C. İçişleri Bakanlığı (@TC_icisleri) September 21, 2026 21 EYLÜL'DEKİ SORUŞTURMADA 1.070 KİŞİ TESPİT EDİLDİ İçişleri Bakanlığı, 11 Şubat 2026'dan itibaren yatırım uygunluk belgesi iptal edilen 458 yatırımcı ve aileleriyle birlikte 1.393 kişinin vatandaşlığının iptal edildiğini, 7 kişinin vatandaşlığının ise milli güvenlik ve kamu düzeni gerekçesiyle geri alındığını bildirdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 21 Eylül 2026'da yürütülen soruşturma kapsamında ise muvazaalı gayrimenkul satışları üzerinden usulsüz şekilde Türk vatandaşlığı kazandırıldığı belirlenen 1.070 kişi ile vatandaşlık süreci devam eden 11 kişi tespit edildi. Bu kişilerden 263'ünün yatırımcı, 807'sinin aile ferdi olduğu; 1.015 kişinin karar tarihinde, 55 çocuğun ise karar tarihinden sonra Türk vatandaşlığını kazandığı belirtildi. Vatandaşlık süreci devam eden 11 kişiden biri hakkında geri alma, 3'ü hakkında ret işlemi gerçekleştirildi. Diğer 7 kişinin ise vatandaşlık başvurusunda bulunmadığı tespit edildi. Bakanlık, soruşturmaya konu usulsüzlüklerin başvuru öncesi belgelere ilişkin sahtecilik girişimleri olduğunu belirterek, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü personelinin görev ve yetkileri kapsamında herhangi bir zafiyet veya ihmal bulunmadığını bildirdi. Suç teşkil eden usulsüzlüklerin adli makamlara intikal ettirildiği kaydedildi.

‘Made in Türkiye’ etiketli çorap soruşturmasında yeni gelişme: Ticaret Bakanlığı suç duyurusunda bulundu Haber

‘Made in Türkiye’ etiketli çorap soruşturmasında yeni gelişme: Ticaret Bakanlığı suç duyurusunda bulundu

Bayrampaşa’daki firmada denetim yapıldı Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, sosyal medyada gündeme gelen ürünle bağlantılı olduğu belirlenen Bayrampaşa’daki firmada 16 Eylül 2026 tarihinde piyasa gözetimi ve denetimi gerçekleştirildi. Denetim sırasında sosyal medya paylaşımlarında yer alan Mladiç görselli çoraba rastlanmadığı bildirildi. Firma yetkilisinin ise Sırbistan’da faaliyet gösteren “Blue Land” adlı şirketle geçmişte ticari ilişkilerinin bulunduğunu söylediği aktarıldı. Firma yetkilisinin, çoraptaki görselde yer alan kişiyi tanımadığını ve söz konusu kişi hakkında bilgi edindikten sonra bu ticari ilişkiyi yaklaşık 1,5 yıl önce sonlandırdığını beyan ettiği belirtildi. Farklı üründen numune alındı Denetim kapsamında firmaya ait farklı bir çoraptan numune alan ekipler, ürün etiketinde ilgili mevzuat açısından bazı eksiklikler tespit etti. Numunelerin gerekli incelemelerin yapılması amacıyla akredite laboratuvara gönderildiği, test sonuçlarının ardından mevzuat kapsamında gerekli işlemlerin uygulanacağı bildirildi. Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusu Bakanlık ayrıca, sosyal medyada gündeme gelen ürün ve üzerindeki görsellerle ilgili olarak “suçu ve suçluyu övme” kapsamında değerlendirilmesi gereken hususlar bulunduğunu belirtti. Bu kapsamda firma ve ilgililer hakkında gerekli adli soruşturmanın başlatılması amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu açıklandı. Ticaret Bakanlığı: Denetimler sürecek Bakanlık açıklamasında, ihracata konu ürünlerde yalnızca üretim ve sevkiyat süreçlerinin değil, ürünlerin üzerinde bulunan görsel, ifade ve diğer unsurların da ihracatçıların sorumluluğunda olduğu vurgulandı. Açıklamada ayrıca, “Made in Türkiye” ibaresini taşıyan ürünlerin içeriği ve üzerindeki unsurlar konusunda ihracatçıların gerekli hassasiyeti göstermesinin önemine dikkat çekilerek, Bakanlığın görev alanı kapsamında denetim ve işlemlerin sürdürüleceği belirtildi.

Tüketici Sağlığı Ürünleri Derneği (TÜKSA),  Türkiye’de Öz Bakım ve Toplum Sağlığı toplantısını tamamladı Haber

Tüketici Sağlığı Ürünleri Derneği (TÜKSA), Türkiye’de Öz Bakım ve Toplum Sağlığı toplantısını tamamladı

Tüketici Sağlığı Ürünleri Derneği (TÜKSA), “Türkiye’de Öz Bakım ve Toplum Sağlığı” başlıklı tanıtım toplantısında; halk sağlığının güçlendirilmesi, sağlık okuryazarlığının artırılması ve öz bakım yaklaşımının yaygınlaştırılması başlıklarını çok paydaşlı bir perspektifle ele aldı. Kamu, sektör, akademi ve uluslararası kuruluş temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda; tüketici sağlığı ürünlerinin toplum sağlığına katkısı ile düzenleyici çerçevenin önemi öne çıkan gündem maddeleri arasında yer aldı. Toplantı, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar, Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber ve TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Av. Süleyman Kara’nın açılış konuşmalarıyla başladı. BİLİM TEMELLİ VE GÜVEN ODAKLI DÜZENLEYİCİ YAKLAŞIM Tüketici sağlığı alanındaki düzenleyici süreçlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar; “Kurumumuzun temel sorumluluğu, halkımıza sunulan ürünlerin güvenli, kaliteli ve etkili olmasını sağlamaktır. Bu doğrultuda üretim süreçleri, içerik yapıları ve tesis standartları hem piyasaya arz öncesinde hem de sonrasında bilimsel kriterlerle ve risk esaslı denetim anlayışıyla değerlendirilmektedir. Uluslararası standartlara uyum ve sürekli gözetim mekanizmaları tüketici güvenliğinin temel dayanaklarını oluşturmaktadır. Sağlık alanında güven yalnızca ürün kalitesiyle değil; şeffaflık, bilimsel kanıt ve güçlü denetim kültürüyle inşa edilir. Bununla birlikte ilaç üretim süreçlerinin çevresel etkilerini de göz ardı etmemek gerekir. Sürdürülebilir üretim anlayışı, sağlık sektörünün ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Tüketici sağlığı alanında paydaşların ortak bir çatı altında buluşması, koordinasyon ve iş birliği açısından büyük önem taşımaktadır. Sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesi ise hem bireysel bilinç düzeyini artıracak hem de sağlık sisteminin üzerindeki yükü azaltacaktır. Amacımız; üretici ile tüketici arasında güven temelli, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir sistemin devamlılığını sağlamaktır.” dedi. TÜKETİCİ SAĞLIĞINDA DENGE VE KORUMA VURGUSU Tüketici sağlığı alanındaki düzenleyici çerçeveye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber; “Geldiğimiz çağda reklamın önemi her geçen gün artmakta, tanıtım faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 75’i dijital mecralarda gerçekleştirilmektedir. Bu dönüşüm, özellikle sağlıkla ilişkili ürünlerde yapılan iletişim faaliyetlerinde daha yüksek bir sorumluluk gerektirmektedir. Reklamların doğru, dürüst ve ispat edilebilir olması; tüketiciyi yanıltmaması ve rakip ürünleri kötülememesi temel ilkeler arasında yer almaktadır. Adil rekabet ortamının korunması hem tüketici güveni hem de sürdürülebilir piyasa yapısı açısından kritik önemdedir. Özellikle OTC grubu ürünlerde hangi ifadelerin kullanılabileceği, hangi beyanların mevzuat kapsamında değerlendirilemeyeceği konusu hassas bir alan olup, bu ince çizginin doğru analiz edilmesi gerekmektedir. Sağlıkla ilgili beyan içeren tanıtımlarda mevzuatın belirlediği sınırların gözetilmesi, hem sektörün sağlıklı gelişimi hem de toplum sağlığının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı. KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARINDA ÖZ BAKIM DÖNÜŞÜMÜ Küresel sağlık sistemlerindeki değişime dikkat çeken Global Self Care Federation Genel Direktörü Greg Perry, konuşmasında öz bakımın dünya genelinde sağlık politikalarının merkezine yerleştiğini belirterek; “Öz bakım artık yalnızca bireysel bir tercih değil, sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir gereklilik olarak değerlendirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre öz bakım; bireylerin ve toplumların sağlığı geliştirme ve yönetme kapasitesini güçlendiren bir yaklaşımdır. Kanıta dayalı reçetesiz ürünlere erişimin artması, birincil sağlık hizmetleri üzerindeki yükü azaltarak sistemde alan açmaktadır. COVID-19 sonrası dönemde artan sağlık farkındalığı ise bu dönüşüm için önemli bir fırsat sunmaktadır. Öz bakımın doğru politikalarla desteklenmesi, daha dirençli ve sürdürülebilir sağlık sistemlerinin inşasına katkı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı. DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜM SÜRECİNDE SAĞLIK OKURYAZARLIĞI STRATEJİK ÖNEMİ Demografik dönüşüm ve sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesine ilişkin açıklamalarda bulunan TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Av. Süleyman Kara; “Türkiye’nin içinden geçtiği demografik değişim süreci, bireylerin sağlık süreçlerinde daha bilinçli ve aktif rol üstlenmesini zorunlu kılmaktadır. Nüfusun yaşlanma eğilimi ve kronik risklerin artışı, öz bakım kültürünün güçlendirilmesini daha da kritik hale getirmektedir. Uluslararası veriler, bu yaklaşımın sistem üzerindeki etkisini açıkça ortaya koymaktadır. 150 ülkeyi kapsayan 2025 tarihli çalışmaya göre öz bakım uygulamaları küresel ölçekte 120 milyar dolarlık tasarruf potansiyeli yaratmakta; 1,8 milyar hekim saatinin serbestleşmesine ve 41 milyar iş günü kazanımına katkı sağlamaktadır. Amerika’da tüketici sağlığına harcanan her 1 doların sağlık sistemi üzerindeki 7 dolarlık yükü azalttığı görülmektedir. Sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesi, hem bireylerin bilinçli karar almasını hem de sağlık kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlayacaktır. TÜKSA olarak bu dönüşümün sorumluluğunu üstlenmeye devam edeceğiz,” ifadelerinde bulundu. TÜKSA Tanıtım Toplantısı kapsamında gerçekleştirilen “Eczanelerle Güçlenen Özbakım Kültürü: Erişilebilirlikten Etkin Danışmanlığa”, “Türkiye’de Tüketici Sağlığında Değer Zinciri”, “Aktif Yaşlanmada Özbakımın Rolü” ve “Sağlık Okuryazarlığının Güçlendirilmesinde Sağlık İletişiminin Rolü” başlıklı panellerde; öz bakım yaklaşımının sağlık sistemindeki yeri çok boyutlu bir çerçevede ele alındı. Eczanelerin danışmanlık rolünden üretim ve düzenleyici yapıya, aktif ve sağlıklı yaşlanma perspektifinden doğru ve bilim temelli sağlık iletişimine kadar uzanan başlıklar; kamu, akademi, sektör ve sivil toplum temsilcilerinin katkılarıyla kapsamlı biçimde değerlendirildi. ÖZ BAKIM VE KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARINDA YENİ DÖNEM Toplantı kapsamında gerçekleştirilen “Tüketici Sağlığı Nedir? – Globalde OTC Mevzuatı”, “Koruyucu Sağlık Modelinde Özbakımın Yeri” ve “Özbakım Eksikliğinin Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerindeki Yükü” başlıklı sunumlarda; öz bakımın hem küresel sağlık politikaları hem de Türkiye’deki sistem üzerindeki etkileri farklı boyutlarıyla ele alındı. Global Self Care Federation Genel Direktörü Greg Perry, öz bakımın dünya genelinde sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir alan haline geldiğini vurgularken, kanıta dayalı reçetesiz ürünlere erişimin artmasının birincil sağlık hizmetleri üzerindeki yükü azalttığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haydar Sur ise koruyucu sağlık yaklaşımının önemine işaret ederek, sağlığın tedavi aşamasına gelmeden korunması gerektiğini belirtti; bireysel yaşam alışkanlıkları, erken müdahale ve doğru zamanlamanın kronik hastalık yükünü azaltmada belirleyici rol oynadığını ifade etti. İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanı İsmail Sevinç de öz bakım eksikliğinin sosyal güvenlik sistemi üzerinde artan bir mali yük oluşturduğunu vurgulayarak, koruyucu uygulamaların güçlendirilmesinin hem kamu kaynaklarının etkin kullanımı hem de sistemin sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu dile getirdi.

Bursa Orhangazi’de denetim: Nakil belgesiz yaklaşık 8 ton midye ele geçirildi Haber

Bursa Orhangazi’de denetim: Nakil belgesiz yaklaşık 8 ton midye ele geçirildi

İki araçta yapılan kontrolde ortaya çıktı Orhangazi’de su ürünlerinin mevzuata uygun şekilde taşınıp taşınmadığının belirlenmesi amacıyla otoyol üzerinde denetim gerçekleştirildi. Denetim sırasında kontrol noktasında durdurulan iki araçta ekipler tarafından inceleme yapıldı. Yapılan kontrollerde araçlarda bulunan yüklü miktardaki midyelerin gerekli nakil belgeleri olmadan taşındığı tespit edildi. Yaklaşık 8 ton olduğu belirlenen midyelere mevzuat kapsamında el konuldu. Yaklaşık 8 ton midye imha edildi Ekipler tarafından muhafaza altına alınan midyeler, gerekli işlemlerin tamamlanmasının ardından imha edildi. Su ürünlerinin belgesiz şekilde taşınmasıyla ilgili olarak iki araç sürücüsüne de idari para cezası uygulandı. Yetkililer, gerçekleştirilen denetimlerin temel amacının hem su ürünlerinin mevzuata uygun şekilde sevk edilmesini sağlamak hem de halk sağlığını korumak olduğunu belirtti. Denetimler devam edecek Orhangazi’de su ürünlerinin nakli ve satışına yönelik kontrollerin sürdürüleceği bildirildi. Yetkililer, halk sağlığının korunması ve su ürünlerinin ilgili mevzuata uygun biçimde taşınmasının sağlanması amacıyla denetimlerin aralıksız devam edeceğini vurguladı. Yaklaşık 8 ton midyenin belgesiz taşınmasıyla ilgili uygulanan idari yaptırımların ardından, ekiplerin benzer ihlallere karşı saha kontrollerini sürdüreceği belirtildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.