Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Demokratikleşme

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Demokratikleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demokratikleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel'den çerçeve yasa mesajı: "İmza atma niyetimiz yok, görüşlerimizi komisyonda ifade edeceğiz" Haber

Özgür Özel'den çerçeve yasa mesajı: "İmza atma niyetimiz yok, görüşlerimizi komisyonda ifade edeceğiz"

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, kamuoyunda "çerçeve yasa teklifi" olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi hakkında partisinin yol haritasını açıkladı. TBMM'de parti komisyon üyeleriyle yaklaşık 3,5 saat süren bir toplantı gerçekleştiren Özel, teklifin hazırlanma sürecine yönelik eleştirilerini dile getirirken, çözüm sürecinin Meclis çatısı altında yürütülmesi gerektiği yönündeki tutumlarının devam ettiğini belirtti. Özel, YENİ Parti'nin teklifin mevcut haline imza atmayacağını ancak komisyonda ve Genel Kurul aşamasında görüşlerini açık şekilde ortaya koyacağını ifade etti. "Teklifin hazırlanma sürecinde özensizlik var" Özgür Özel, toplantı sonrası yaptığı açıklamada, kanun teklifinin yaklaşık 360 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı'na sunulduğunu hatırlattı. Teklifin partiye ulaştırılmasının ardından kısa süre içinde Meclis Başkanlığı'na teslim edildiğini belirten Özel, bu süreçte yeterli değerlendirme imkanı oluşmadığını savundu. Özel, özellikle böylesine kritik bir konuda hazırlık sürecinin daha şeffaf ve kapsamlı yürütülmesi gerektiğini ifade ederek, teklif metninin kamuoyundan ve siyasi partilerden yeterince tartışılmadan gündeme getirildiğini ileri sürdü. YENİ Parti'nin hukukçu milletvekilleri ve akademisyenlerle kapsamlı değerlendirmeler yaptığını belirten Özel, metnin teknik açıdan eleştiriye açık noktaları bulunduğunu söyledi. Hukukçular ve akademisyenlerle değerlendirme yapıldı Özel, teklifin değerlendirilmesi kapsamında ceza hukuku alanında uzman akademisyenlerin katıldığı toplantılar gerçekleştirildiğini aktardı. Toplantılarda teklifin hukuki boyutunun yanı sıra siyasi sonuçlarının da ele alındığını belirten Özel, partisinin sürece yalnızca teknik açıdan değil, toplumsal ve siyasi etkileri bakımından da baktığını ifade etti. Özel'in açıklamaları, YENİ Parti'nin teklif konusunda tamamen dışarıda kalmayacağını ancak mevcut metne doğrudan destek vermeden değişiklik önerileri sunacağını gösterdi. "Kanun teklifine imza atma gibi bir niyetimiz yok" YENİ Parti'nin bundan sonraki süreçte izleyeceği politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, teklifin mevcut haline sonradan imza verme gibi bir yaklaşım içinde olmadıklarını açık şekilde ifade etti. Özel, parti üyelerinin komisyonda eleştirilerini, önerilerini ve katkılarını ortaya koyacağını belirterek, Genel Kurul aşamasında da süreci takip edeceklerini söyledi. "İlk günden beri takındığımız ilkesel tutumumuza uygun davranacağız" diyen Özel, partisinin kararının Meclis görüşmeleri sırasında netleşeceğini ifade etti. "Sorunu ortaya çıkaran nedenler ortadan kaldırılmalı" Özgür Özel, partisinin teklif hakkındaki temel yaklaşımının yalnızca yasal düzenlemelerle sınırlı olmadığını vurguladı. Kalıcı bir çözüm için öncelikle mevcut sorunun ortaya çıkmasına neden olan faktörlerin ele alınması gerektiğini belirten Özel, demokratikleşme adımlarının sürecin önemli bir parçası olduğunu söyledi. Özel, YENİ Parti'nin komisyonda özellikle demokratikleşme başlığı altında değerlendirmeler yapacağını, öneriler sunacağını ve gerekli gördüğü noktalarda değişiklik teklifleri hazırlayacağını açıkladı. Meclis vurgusu: "Çözüm parlamento zemininde olmalı" YENİ Parti liderinin açıklamalarında öne çıkan başlıklardan biri de çözüm adresinin Meclis olması gerektiği yönündeki mesaj oldu. Özel, geçmişten bu yana savundukları yaklaşımın, toplumsal sorunların demokratik temsil mekanizmaları içerisinde ve parlamento çatısı altında çözülmesi olduğunu ifade etti. Bu açıklama, partisinin sürece tamamen karşı çıkmadığını ancak yöntemin, içeriğin ve uygulama biçiminin önemli olduğunu düşündüğünü ortaya koydu. Çerçeve yasa teklifinde kritik süreç başlıyor Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin önümüzdeki süreçte TBMM komisyonlarında ve Genel Kurul aşamasında görüşülmesi bekleniyor. Siyasi partilerin teklif üzerindeki değerlendirmeleri, önerileri ve olası değişiklik talepleri Meclis sürecinin belirleyici unsurları olacak. YENİ Parti'nin de komisyon aşamasında vereceği katkılar ve yapacağı eleştiriler, teklifin nihai şeklinin oluşmasında etkili olabilecek başlıklar arasında gösteriliyor. Siyasi dengeler açısından önemli mesaj Özgür Özel'in açıklamaları, YENİ Parti'nin hem toplumsal uzlaşı vurgusunu koruduğunu hem de yasa teklifinin mevcut haliyle bazı çekinceler taşıdığını ortaya koydu. Önümüzdeki günlerde Meclis'teki görüşmeler sırasında partilerin tavrı ve yapılacak değişiklik önerileri, teklifin geleceği açısından kritik rol oynayacak.

DEM Parti'den Çerçeve Yasa Teklifine Destek: "Ortak Geleceğimiz İçin Atılmış Bir İmza" Haber

DEM Parti'den Çerçeve Yasa Teklifine Destek: "Ortak Geleceğimiz İçin Atılmış Bir İmza"

TBMM gündemine taşınan çerçeve yasa teklifi siyasetin en önemli başlıklarından biri olmayı sürdürürken, DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında teklifi değerlendirdi. Doğan, DEM Parti'nin tarihinde ilk kez bir kanun teklifine imza attığını belirterek, düzenlemenin Türkiye'nin demokratik geleceği açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. "İlk kez bir kanun teklifine imza attık" DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, parti olarak ilk kez bir kanun teklifinin altında imzalarının bulunduğunu belirtti. Teklifin yalnızca belirli bir kesimi değil, Türkiye'nin tamamını ilgilendirdiğini vurgulayan Doğan, şu ifadeleri kullandı: "86 milyon için önemli bir yasa teklifiyle karşı karşıyayız. Bu atılmış alelade sıradan bir imza değil, ortak geleceğimiz için atılmış bir imzadır. Hepimize, tüm Türkiye'ye, ortak yaşam için mücadele edenlere hayırlı olsun. Uğurlar getirsin, barışı kalıcı bir hale getirsin." "Yeni dönemin ilk adımı" Doğan, söz konusu imzanın silahlı çatışma zemininden hukuk ve demokratik siyaset zeminine geçişi simgelediğini söyledi. Sürecin kolay olmayacağını dile getiren DEM Parti Sözcüsü, demokratikleşme ve kalıcı barış için mücadele etmeye devam edeceklerini belirtti. "Aylar süren istişarelerin ürünü" Yasa teklifinin uzun süren görüşmeler ve istişareler sonucunda hazırlandığını ifade eden Doğan, sürece katkı sunan siyasi partilere teşekkür etti. Doğan açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi: "Neticede karşımıza çıkan yasa teklifi ve teklife yaklaşımla ilgili yapıcı katkı gösteren, çaba sarf eden tüm siyasi partilere partimiz adına teşekkür etmek isteriz." "Ortak geleceğin hukuki zemini" Teklifin birlikte inşa edilecek ortak geleceğin ilk hukuki adımı olduğunu söyleyen Doğan, düzenlemenin toplumsal barış açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Yasa teklifinin "eve dönüş" için de hukuki bir yol açacağını dile getiren Doğan, herkesin barış içerisinde yaşama hakkına sahip olduğunu vurguladı. "Türkiye bölgeye örnek olabilir" Ayşegül Doğan, Türkiye'nin kalıcı barışı sağlayabilmesi halinde yalnızca ülke içinde değil, bölge ve dünya açısından da örnek bir model oluşturabileceğini söyledi. Doğan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Bölgede örnek bir Türkiye modelini geliştirmek, dünya çatışma çözümü literatürüne başarabilmiş, barışı kalıcı hale getirebilmiş, demokratikleşmenin yolunu açmış ve bunu sağlayabilmiş bir ülke hep vurgulandı. Temennimiz, beklentimiz ve mücadelemiz bunun gerçekleşmesi içindir. Çünkü buna hem Türkiye'nin hem Ortadoğu'nun hem de dünyanın ihtiyacı var." TBMM'ye sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi", siyasi partiler arasında farklı değerlendirmelere konu olurken, teklifin komisyon ve Genel Kurul sürecinde kapsamlı şekilde ele alınması bekleniyor.

Bahçeli’den “Terörsüz Türkiye” mesajı: Çerçeve yasaya tam destek çağrısı Haber

Bahçeli’den “Terörsüz Türkiye” mesajı: Çerçeve yasaya tam destek çağrısı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin genel merkezinde MHP Genel Başkan Başdanışmanı Muhammet Hanifi Macit’in sorularını yanıtladı. Türkiye’nin gelecek vizyonu, “Türkiye Yüzyılı” hedefleri ve “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, önemli mesajlar verdi. “Çerçeve yasaya tam destek verilmeli” Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” sürecinde yasa yapımının kritik bir noktaya geldiğini belirterek, meselenin siyasi tartışmaların üzerinde görülmesi gerektiğini ifade etti. Hazırlanacak çerçeve yasaya destek çağrısı yapan Bahçeli, toplumsal uzlaşının önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Bu mesele siyaset üstü bir konu olarak görülmeli, çerçeve yasaya tam destek verilmelidir.” Bahçeli, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu anlayışın çatışma yerine uzlaşıyı, ayrışma yerine bütünleşmeyi esas alması gerektiğini belirtti. MHP lideri, “Çatışmacı değil uzlaşmacı, ayrıştırıcı değil bütünleştirici, kavgacı değil barışçı, ötekileştirici değil kucaklayıcı, bölen değil birleştiren, kaostan değil huzurdan beslenen bir anlayışa ihtiyacımız var” değerlendirmesinde bulundu. TBMM Komisyonu raporunu tamamladı Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuçalışmalarına da değindi. Komisyonun “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda toplumsal bütünleşme, milli dayanışma, kardeşlik, özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti alanlarında kapsamlı çalışmalar yürüttüğünü belirten Bahçeli, hazırlanan raporun önemli bir aşama olduğunu söyledi. Bahçeli, devlet politikası olarak nitelendirdiği sürecin sağlam bir hukuki zemine oturtulması gerektiğini ifade etti. “Terörsüz Türkiye tarihi bir sorumluluktur” MHP lideri, “Terörsüz Türkiye” politikasının gelecek nesillerin huzur ve refahı açısından tarihi bir sorumluluk olduğunu savundu. Bahçeli, sürecin dış müdahalelere kapalı, ortak akıl ve toplumsal mutabakat temelinde ilerlemesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Terörsüz Türkiye, Türk milleti ve devletinin tarihsel varlığını, birliğini ve bütünlüğünü gelecek bin yıla taşımaktır.” Bahçeli ayrıca bu politikanın bölgedeki istikrarsızlık süreçlerini sona erdirmeyi ve Türkiye’nin küresel konumunu güçlendirmeyi amaçladığını ifade etti. “Bu politika demokratikleşme iradesidir” Sürece yönelik eleştirilerde bulunanlara da tepki gösteren Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” hedefinin demokratikleşme ve kardeşliği güçlendirme iradesi olduğunu söyledi. Bahçeli, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu politika bir demokratikleşme, bin yıllık kardeşliği gelecek bin yıla taşıma iradesidir.” Türkiye Yüzyılı’nın yeni başlıkları Bahçeli, “Türkiye Yüzyılı” vizyonunun dayanaklarından biri olarak enerji alanına dikkat çekti. Enerjide bağımsızlığın Türkiye açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirten Bahçeli, Karadeniz’deki doğal gaz çalışmaları, petrol keşifleri ve uluslararası enerji faaliyetleriyle Türkiye’nin yalnızca bir enerji geçiş ülkesi olmaktan çıktığını söyledi. Bahçeli, “Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızılelmasıdır” ifadelerini kullandı. “Terörsüz Türkiye, Türkiye Yüzyılı’nın altıncı dayanağı” Bahçeli, “Türkiye Yüzyılı” vizyonunun altıncı temel başlığının “Terörsüz Türkiye” olduğunu belirtti. Bu politikanın 22 Ekim 2024 tarihindeki grup konuşmasıyla başladığını hatırlatan Bahçeli, hedefin PKK’nın koşulsuz şekilde silah bırakması olduğunu söyledi. TBMM’de oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun da bu doğrultuda çalışmalar yürüttüğünü ifade etti. Türk dünyası ve Turan vurgusu Bahçeli, Türkiye Yüzyılı vizyonunun diğer önemli başlıkları arasında Türk dünyası anlayışının bulunduğunu belirtti. Türk Devletleri Teşkilatı, Türk stratejisi ve Türk dünyası jeopolitiği başlıklarına değinen Bahçeli, ortak hedeflerin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. “Turan Koridoru”nun önemine dikkat çeken Bahçeli, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında devlet ve millet bütünlüğüyle Türk dünyası vizyonunun geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yeni anayasa mesajı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yeni anayasa mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay’ın 158. Kuruluş Yıl Dönümü ile Danıştay ve İdari Yargı Günü Töreni’nde yaptığı konuşmada yargı reformları ve yeni anayasa hedefiyle ilgili önemli mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, son yıllarda idari yargı sisteminde önemli yapısal değişiklikler gerçekleştirildiğini belirterek, mahkeme sayısının 126’dan 245’e çıkarıldığını söyledi. Erdoğan, “İdare mahkemesi kurulu il sayısını 72’ye, vergi mahkemesi kurulu il sayısını 39’a yükselttik” dedi. “İSTİNAF SİSTEMİ İŞ YÜKÜNÜ AZALTTI” Yargı sistemindeki en önemli yeniliklerden birinin istinaf düzenlemesi olduğunu ifade eden Erdoğan, üç dereceli yargı sistemine geçişin Danıştay’ın içtihat mahkemesi niteliğini güçlendirdiğini kaydetti. İstinaf öncesi dönemde açılan dosya sayısının 186 bine yaklaştığını belirten Erdoğan, 2025 yılı sonunda bu rakamın 82 bine düştüğünü açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Reform irademiz ilk günkü gibi diri ve güçlüdür. Kamu idaresinde etkinliği, hesap verilebilirliği, katılımı ve şeffaflığı artıracak yeni adımlar atmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Konuşmasında yeni anayasa tartışmalarına da değinen Erdoğan, Türkiye’nin mevcut anayasal geçmişine dikkat çekerek, darbe dönemlerinde hazırlanan anayasalara eleştiriler yöneltti. “Hukuk devletinin ve hukuk üstünlüğünün temel dayanağı anayasal metinlerdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin hâlâ “iyi bir anayasa” özlemi taşıdığını söyledi. Son iki anayasanın darbe ve hukuk dışı müdahalelerin ürünü olduğunu belirten Erdoğan, “Bu demokratik ayıbı gidermek Türk siyasetinin boynunun borcudur” dedi. https://twitter.com/iletisim/status/2053822978568114483 “ANAYASA TOPLUMUN METNİ OLMALI” Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni anayasanın toplumun iradesini yansıtan sivil bir metin olması gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulunarak, “Anayasayı, darbecilerin veya seçkinlerin topluma dayattığı bir çerçeve olmaktan çıkarıp, toplumun kendisinin belirlediği bir metne dönüştürmek zorundayız.” dedi. Erdoğan, yeni anayasanın demokratikleşme sürecini güçlendirecek önemli bir adım olacağını ifade etti.

Kurtulmuş ve Özel’den komisyon sürecine ilişkin ortak açıklama Haber

Kurtulmuş ve Özel’den komisyon sürecine ilişkin ortak açıklama

TBMM Başkanı Kurtulmuş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Geçtiğimiz hafta raporun neredeyse oybirliği ile kabul edilmesinden sonra bugün bu komisyona destek veren siyasi partilerimizin sayın genel başkanlarını ziyaret etme kararı aldık. Sabahleyin Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Bahçeli’yi ziyaret ettim, bugün de Cumhuriyet Halk Partisi’nin Sayın Genel Başkanı Özgür Özel Bey’i ziyaret ettim. Gayet güzel bir görüşme oldu. Öncelikle bir kere daha huzurlarınızda Sayın Genel Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nden komisyonda bulunan arkadaşlara komisyon çalışmalarına verdikleri destek dolayısıyla çok teşekkür ediyorum. Gerçekten samimi bir şekilde bu sürecin başından itibaren destek verdiler ve Türkiye demokrasi bakımından örnek bir çalışmayı yüz akıyla tamamlamış olduk. Bu kadar farklı siyasi kanaatlere sahip olan milletvekili arkadaşlarımız aynı masa etrafında bir araya gelerek neredeyse hiç seslerini birbirine karşı yükseltmeden meseleleri konuştular, tartıştılar. Türkiye’nin farklı kesimlerinden, çok farklı kanaatlere ve siyasi oryantasyonlara sahip 137 kişi geldi, bunları dinledik ve sonuçta müzakereler sonucunda bütün partilerin ortaklaştığı bir rapor ortaya çıkmış oldu. Siyasi partilerimiz kendi tutum belgeleri mahiyetindeki raporlarını da Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sundular. Raporda, raporun ekinde de siyasi partilerin raporları yer almış oldu. Çatışma çözümleri bakımından örnek olacak bir çalışma ortaya konulmuş oldu. Üçüncü bir göze ihtiyaç duyulmaksızın, başka birisinin moderatörlüğüne ihtiyaç duyulmaksızın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, milli iradenin tecelligahı olan, Türkiye demokrasisinin kalbi olan bu kutsal mekânda siyasi partiler farklı görüşlerle bir araya geldi ve ortak bir metni Türk kamuoyuyla buluşturmuş oldular. Hayırlı uğurlu olsun. Bundan sonra ümit ediyorum ki kısa bir süre içerisinde özellikle altıncı ve yedinci bölümde dile getirilen somut teklifler yine siyasi partiler tarafından ele alınacak ve Meclisimizin Genel Kurulu’nda yasama faaliyetlerine başlanacaktır. Artık Türkiye’nin, Cumhuriyetimizin ilk asrının neredeyse yarısını meşgul etmiş olan terör sarmalının geride kalmasını ve Türkiye’nin bir daha asla o günlere dönmemesini temenni ediyorum. Bu çerçevede milletimizin tamamına yakınının verdiği desteğin siyasi temsilcileri olarak komisyonda büyük destek veren bütün siyasi partilerimize, özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’ne, Sayın Genel Başkanı’na ve komisyonda yer alan milletvekili arkadaşlara katkılarından dolayı çok teşekkür ediyorum. Bu, hep beraber Türkiye’de demokrasinin başarısıdır; komisyona katkı veren partilerimizin ortak başarısıdır.” CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Sayın Kurtulmuş, Meclis Başkanımız olarak bu önemli süreçte komisyona bizzat başkanlık etti. İlk toplantıda da söylemiştim; biz bu komisyonun başkanının herhangi bir partiden ya da dönüşümlü olması yerine Meclis Başkanı tarafından yürütülmesini ve onun güvencesinde yürütülmesinin önemine vurgu yapmıştık. Bugün de içeride, Sayın Kurtulmuş’un bize yaptığı teşekkür üzerine, bu süreçteki yönetimi ve uzlaşı kültürüne yaptığı liderlik için kendisine teşekkür ettim. Komisyona girme evresinde en çok merak edilen konu Cumhuriyet Halk Partisi’nin tutumuydu ve çok şiddetli tartışmalar vardı. O gün büyük bir özgüvenle şunu söylemiştik: Cumhuriyet Halk Partisi ülkenin kurucu partisidir, bugün ana muhalefet partisidir, son seçimlerin birinci partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin olduğu değil, olmadığı komisyondan korkun. Biz kimseye hesap veremeyeceğimiz, bilhassa şehit ailelerinin ve gazilerin yüzüne bakamayacağımız hiçbir işin içinde olmayız. Ama mesele tarihi olarak çok önemlidir ve çözülmelidir. Zaman zaman ‘CHP komisyonda devam edecek mi?’ soruları soruldu. Hep aynı yanıtı verdik: Türkiye’de kardeşin kardeşin kanını akıttığı, anaların gözyaşlarının aktığı bir süreç duracaksa, Türkiye’ye barış gelecekse ve bunun en büyük katkısı olağanüstü bir kalkınma imkânı olacaksa; hem Türklere hem Kürtlere hem Türkiye’de yaşayan herkesin yarınlarına katkı sağlayacaksa; evlatlarımıza, torunlarımıza çatışma ve kavga değil zenginlik ve refah devredeceksek bu meselenin çözülmesi için herkes elini taşın altına koymalıdır dedik. Bundan sonraki süreçte de hepimiz süreci takip edeceğiz ve sonuçlandırılması için elimizden gelen katkıyı yapmaya devam edeceğiz. Raporumuzun altıncı ve yedinci maddelerinin gecikmeden ve birlikte hayata geçirilmesi önemlidir. Altıncı madde sorunun çözümüne yönelik düzenlemeleri, yedinci madde ise demokratikleşme adımlarını içermektedir. Raporda da altı çizildiği gibi peş peşe değil, iç içe bir süreçten bahsediyoruz. Bu süreç başarıya ulaştığında Türkiye hem terör sorunundan kurtulmuş hem de başta yargı kararlarına, Anayasa Mahkemesi kararlarına ve hukukun üstünlüğüne saygı olmak üzere; tutuksuz yargılamanın esas olması ve raporda yer alan önemli demokratikleşme adımlarının atılmış olması sağlanmış olacaktır. Bu güvencenin takipçisi olmak çok önemlidir. Süreç başarıya ulaştığında kaybedeni olmayacak, kazananı Türkiye olacaktır. Türkiye’nin kazandığı bir yerde katkı koymak hepimizin görevidir.”

MHP Lideri Devlet Bahçeli : "Erken seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır" Haber

MHP Lideri Devlet Bahçeli : "Erken seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır"

MHP lideri Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Terörsüz Türkiye süreci hakkında değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Kim veya kimler bu hedeflere dudak büküyorsa; kuraktır, kukladır, korkaktır, karanlıktadır. Kim veya kimler söz ve eylemleriyle bu hedefleri baltalama amacındaysa maksatlıdır, marazlıdır, mahsurludur, maşadır. Kim ve kimler, makesin yerine makusu tercih ediyor, gülün yerine çamura başvuruyor, bu suretle 'Terörsüz Türkiye', 'Terörsüz Bölge' hedeflerini sekteye uğratmak için tetikte bekliyorsa, ülke ve millet aleyhine tertip içinde olan güdümlü işbirlikçidir. Sözün doğru olması kadar millete mensubiyet ve sadakat hissiyatının da ağır basması, ağırlığınca da mücevher gibi parlaması usulen de esasen de gerek ve yeter şarttır" diye konuştu. Terörsüz Türkiye sürecinin önünde engel ve sıkıntı oluşturan kurumsal ve yasal düzenlemeleri iyileştirmenin TBMM’nin temel varlık sebeplerinden birisi olduğunu dile getiren Bahçeli, "Birliktelik ve dayanışma kültürünün önemini kabul etmeyenlerin ya da ediyor gibi görünüp sürekli çark edenlerin farklılık ve çatışma noktalarının kurumlaşmasına sürekli vurgu yapması, demokrasiye değil anarşiye çanak tutmaktır. Gerçek duygusal kopuş da aynısıyla böyle doğacaktır. Dünyanın her demokratik rejiminde geçerli olan veya olması beklenen bu gerçeğe saygı duyulmalı ve riayet edilmelidir. Bilinmesini özellikle arzu ederim ki, demokratikleşme projeleri, böyle bir duyarlılıkla ele alındığı ve asgari müşterekler zemini üzerine bina edildiği sürece anlamlı ve kalıcı olacaktır. Bu sağlam temeller üzerine daha güçlü, ileri demokratik ve hukukî yapıları ihya etmek de bizlere düşmektedir. Yapay çatışma alanları oluşturmak, devamlı oyun bozanlık yapmak, olmayan tıkanmadan, görülmeyen güven krizinden bahsetmek yüreklice ifade ediyorum ki, sorumsuzluk örneği, makusa hizmet örgütlenmesidir. ‘Terörsüz Türkiye’ ile ‘Terörsüz Bölge’ hedefleri bir yanda demokrasi namusunu savunmak, diğer yanda insan hakları ve özgürlüklerin açılan bayrağı altında toplanmaktır" dedi. "Suriye’deki malum olayları Türkiye’ye taşıyıp Kürt kardeşlerimizi provoke etmeye çalışmanın iyi niyetle bağdaşır bir tarafı asla yoktur" Milli birlik ve kardeşlik duygusunu karartmanın ve kaskatı hale sokmanın emelini taşıyanların tarihin uçuruma yakın yerinde durduğunu söyleyen Bahçeli, "Suriye’deki malum olayları Türkiye’ye taşıyıp Kürt kardeşlerimizi provoke etmeye çalışmanın iyi niyetle bağdaşır bir tarafı asla yoktur ve olamayacaktır. Kürt kardeşlerimizle terör örgütü YPG’yi yan yana getirmek, üst üste örtüştürmek fahiş bir gafilliktir. Suriye Cumhuriyeti’nde yeni bir denklem, yeni bir paradigma, yeni bir yapı oluşmuştur. Bu durum beklenen, olması gereken gayedir, ayrıca devletin egemenlik haklarıyla, siyasal, toplumsal ve toprak bütünlüğüyle ilişkilidir, aynı zamanda bunu destekleyen, tescilleyen gelişmedir. 30 Ocak 2026 tarihinde, Şam yönetimi ile SDG/YPG arasında, 10 Mart Mutabakatı ile 18 Ocak Mutabakatı temelinde kapsamlı bir ateşkes ile askeri ve idari yapıların Suriye Cumhuriyeti’ne aşamalı entegrasyonu hususunda anlaşmaya varmışlardır. Bu gelişme Suriye’nin egemenliğinin güçlendirilmesi ve uzun vadeli istikrarın sağlanması açısından belirleyici ve memnuniyet verici bir kavşak noktasıdır. Devlet otoritesi sağlanmıştır" ifadelerini kullandı. "Bize düşen, PKK’nın kurucu önderliğine DEM Parti’den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir" 27 Şubat 2025 tarihinde PKK’nın kurucu önderliği tarafından yapılan çağrının 337 gün sonra Suriye’de de müspet karşılığı bulduğunu ve çok önemli bir etabın böylelikle geçildiğinin altını çizen Bahçeli, "Onun bunun saçma sapan telkin ve tazyikine kapılmadan, su katılmamış bühtanlara aldırış etmeden elimizi vicdanımıza koyup düşünelim ve sorgulayalım. PKK’nın kurucu önderliği 27 Şubat 2025 tarihinden itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu. Bölücü terör örgütünün lağvedilmesini ve silahların yakılmasını sağladı mı? Sağladı. 27 Şubat çağrısı PKK’yla birlikte örgütün tüm bileşenleri için bağlayıcı oldu mu? Oldu. Madem maksat hasıl oldu, o halde bize düşen de PKK’nın kurucu önderliğine DEM Parti’den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir. Araplar, Kürtler, Türkmenler, diğer halkların birlik, dirlik ve kardeşlik içinde yaşaması için tarihi bir fırsat kapısı aralanmış ve herkes somut gelişmeleri benimsemiştir. Türkiye’de olduğu gibi, Suriye’de de provokasyonların yaşanması mümkündür ve beklenmelidir. Buna karşı azami derece ve düzeyde sabırlı, tedbirli, temkinli olmak herkesin ortak çıkarınadır" diye konuştu. "Erken seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Suriye devletinin terörle mücadelesini endişe verici bulmasını, Ahmet Şara’nın Suriye’nin tamamını temsil etmediğini dile getirmesini hüsran verici bir hezeyan olarak niteleyen Bahçeli, "Esad’ı kalbinde taşıyan, aklını ve gönlünü de YPG’ye kaptıran bu zatın ne sözü söz, ne de siyaseti mert ve millidir. ‘HTŞ’ye kravat takmakla olmaz’ demiş. Anlayacağınız halt etmiş, gene çuvallamış. Sen de YPG’nin kravatını takabilirsin, Mazlum Abdi’yle el ele verebilirsin, dağ taş gezerek fesat/nifak üretimi yapabilirsin. Sayın Özel, zırvayı bırak sadede gel. Gürültü patırtı çıkarmanın siyaset olmadığını, laf ola beri gele türünden konuşmaların seni komik durumlara düşürdüğünü anla ve kabullen. Dilinin altındaki baklayı çıkar, Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğünü sağlamasından dolayı uykularının kaçtığını da itiraf et. CHP Genel Başkanı’nın erken seçim ezberine takılması ve şahsıma beyhude çağrılar yapması tam bir siyasi ahmaklıktır. Seçimin ne zaman yapılacağı bellidir. Erken seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır" dedi. "ABD’nin İran’ı vurması hiçbir şekilde kabul edilemez bir emperyalist vandallık olacaktır" ABD’nin silaha ve zora dayalı müdahalelerinin sömürüye ve yayılmaya dayalı mütecaviz taleplerinin bağımsız devletlerin egemen eşitliklerini tartışmaya açacak noktaya kadar geldiğini ifade eden Bahçeli, "Venezuela’dan sonra, İsrail’in tahrik ve tacizleriyle ABD’nin İran’a karşı gündeme aldığı askeri operasyon ihtimali sadece komşu ülke İran ve bölgemiz için değil dünyanın tamamını yakıcı şekilde etkileyecek asal bir tehlikedir. İran’a askeri hareket yoluyla sözde ılımlı, gerçekte zincirlenmiş ve devşirilmiş köstebek liderleri işbaşına getirme senaryosu çok vahim sonuçları peş peşe tetikleyecektir. Venezuela’dan sonra sırayı İran’ın alması felaketlere açık davetiye çıkarmaktan başka bir anlama gelmeyecektir. Siyonizm’in dürtmesiyle ABD’nin İran’ı vurması hiçbir şekilde kabul edilemez bir emperyalist vandallık olacaktır. Böylesine bir hak ve yetki hiçbir ülkenin uhdesinde değildir" şeklinde konuştu. "Epstein belgelerinin zamanlama itibarıyla manidar bir dönemde deşifre edilmesi akılları karıştıran soru işaretleriyle doludur" Epstein belgeleri hakkında konuşan Bahçeli, "Skandal itiraflar, dehşet verici çarpıklıklar ne hikmetse ABD’nin Suriye’de SDG/YPG’ye sırt dönüp Ahmet eş Şara’yı desteklediği, ayrıca İran’a yönelik saldırı planlarının ortaya çıktığı bir zamana tesadüf etmiştir. İşkence gören çocuklardan taciz ve tecavüze uğrayan reşit olmayan kız çocuklarına varıncaya kadar kan donduran iğrençliklerin yaşanması, pek çok siyasetçi, devlet adamı ve meşhur ismin karıştığı ve katıldığı skandallar furyası insanım diyen herkesin midesini bulandırmaktadır. Cinsel istismar suçlusu milyarder Jeffrey Epstein’e ilişkin olarak yayımlanan belgelerin zamanlama itibarıyla manidar bir dönemde deşifre edilmesi hem tuhaf hem de akılları karıştıran soru işaretleriyle doludur. İnsanlık ayıplarının, insani felaketlerin, kirli ilişkilerin merkezinde yer aldığı bu tehdit mekanizmasının organize halde siyasi ve stratejik hedefleri gözettiği kanaatimce çok mümkündür. İnsani değer ve mirasın ayaklar altında çiğnenmesi, çocukların bu faciada kullanılmaları nice çatıları uçuracak, nice şöhretli insanı rezil edecek kırattadır. Ahlaki yarılmanın, ahlaktaki dağılmanın, Lut Kavmi’ne benzer toplumsal yapılardaki kokuşmanın; hazza, hıza, hırsa ve dipsiz şehvet ve şöhrete dalmanın sonu ve sonucu yeryüzü cehenneminin yanan ateşine odun taşımakla eşanlamlıdır. Değerlerin müdafaa edilmesi şarttır" ifadelerini kullandı. Konuşmasını sonunda Milliyetçi Hareket Partisi’nin doğru bildiği yoldan ayrılmayacağını belirten Bahçeli, "Onlar Milliyetçi Hareket Partisi’yle, Milliyetçi Hareket Partisi de Türkiye ve dünya sorunları ile uğraşmaya devam edecektir. Biz siyaseti, ‘siyaset olsun diye’ değil, milletimize ve ülkemize hizmet için yapıyoruz. Çünkü başkaları gibi ilkeleri, nezaketi, hoşgörüyü unutma lüksüne sahip değiliz. Bu aziz vatan hepimizindir, temel varoluş sebebimizdir. Bunun için her şeyimizdir, her şeyden de azizdir. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerimi noktalarken hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, en iyi dileklerimi sunuyorum. Ama aziz dava arkadaşlarım, Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.