Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dava

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Dava haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dava haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zuckerberg, Meta'nın 13 yaş altı kullanıcıları ve kullanım hedefleri hakkında sorgulandı Haber

Zuckerberg, Meta'nın 13 yaş altı kullanıcıları ve kullanım hedefleri hakkında sorgulandı

Meta ve YouTube'a karşı açılan tarihi dava Ocak ayı sonlarında başladı. Dava, "KGM" olarak tanımlanan bir davacının iddialarına odaklanıyor; KGM, küçük yaşta sosyal medya kullanmanın kendisini bağımlı hale getirdiğini ve ruh sağlığına zarar verdiğini iddia ediyor. Şu anda 20 yaşında olan KGM, Facebook, Instagram ve YouTube'un, öneri algoritmaları ve sonsuz kaydırma özelliğiyle bağımlılık yapacak şekilde tasarlandığını iddia ediyor. Çarşamba günü mahkemede Zuckerberg, KGM'nin avukatı Mark Lanier'den, Meta'nın 13 yaş altı çocukların Instagram'a erişmesine izin verme politikası hakkında sorular aldı. Lanier'e göre KGM, Instagram'ı 9 yaşında kullanmaya başladı. Zuckerberg, 13 yaşın altındaki kullanıcıların platforma giremeyeceğini söyledi, ancak "hizmetlerimizi kullanmak için yaşlarını yalan söyleyen önemli sayıda insan olduğu için" bu kuralı uygulamanın zor olduğunu da ekledi. Lanier ayrıca Zuckerberg'e şirketin hedeflerinden birinin kullanıcıların Instagram'da geçirdikleri süreyi artırmak olup olmadığını sordu. Zuckerberg, Meta'nın TikTok gibi rakiplerine karşı performansını ölçmek için uygulamada geçirilen süreyi bir gösterge olarak kullandığını söyledi. "Bu, sadece süreyi artırmaya çalışmamızdan farklı. Sadece sektörde nasıl bir konumda olduğumuzu görmeye çalışıyoruz." dedi. Bu, Zuckerberg'in daha önce Meta'nın platformlarındaki gençlerin güvenliği konusunda Kongre önünde ifade vermiş olmasına rağmen, şirketini bir jüri önünde ilk kez savunması anlamına geliyor. Davanın sonucu, sosyal medya devlerine karşı açılan binlerce benzer davanın nasıl sonuçlanacağını şekillendirebilir. TikTok ve Snapchat başlangıçta davanın bir parçasıydı, ancak dava başlamadan önce uzlaştılar. Bazı uzmanlar, sosyal medya davasını, şirketleri ürünlerinden ve pazarlamalarından sorumlu tutmayı amaçlayan 1990'lardaki tütün endüstrisi davalarıyla kıyaslıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gençlerimizi hedef alan saldırı dalgasını ancak bir olursak püskürtebiliriz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gençlerimizi hedef alan saldırı dalgasını ancak bir olursak püskürtebiliriz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen Birlik Vakfı 40. Kuruluş Yıldönümü Programı’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: “Hem hasret giderdiğimiz hem de mücadeleyle, dava ile adanmışlıkla dolu 40 yıllık bir maziye hep birlikte nazar eylediğimiz bu buluşmanın hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Birlik Vakfı’mıza, Milli Türk Talebe Birliği’mize, organizasyonun icrasında emeği geçen her bir kardeşime canı gönülden teşekkür ediyorum. Şahsımın da kurucuları arasında yer aldığı Birlik Vakfı, özellikle eğitim ve kültür alanında 40 yıldır mühim bir misyonu hamdolsun başarıyla yerine getiriyor. 50 ilimizdeki 55 şubesiyle barınma hizmetlerinden burs desteklerine, bilim, kültür ve sanat faaliyetlerinden yabancı dil kurslarına oldukça geniş bir yelpazede gençlerimizin elinden tutuyor, onları yarınlara hazırlıyor, istikbalimizin güvencesi olan genç arkadaşlarımıza rehberlik ediyor. Konferanslarıyla, panelleriyle, matbu ve dijital yayın faaliyetleriyle farklı ihtisas alanlarındaki 20’yi aşkın komisyonuyla Birlik Vakfı’mız; ilim, kültür ve irfan hazinemizi maziden atiye ulaştırıyor. Buradaki arkadaşlarımız, milli ve manevi değerlerine sıkı sıkıya sarılan, bilgisiyle, eğitimiyle, ufku ve karakteriyle karanlıklar içinde ışıl ışıl parlayan bir gençliğin yetişmesi için 40 yıldır elinden geleni yapıyor. Vakfımızın niyeti hayır olduğu için hamdolsun cehdi de, emeği de, gayreti de hayırlı neticelerle taçlanıyor. Merkezinde birlik anlayışının yer aldığı bu ocaktan yetişen kardeşlerimiz, bugün siyasetten iş hayatına, akademiden bürokrasiye her alanda Türkiye’ye alınlarının akıyla hizmet ediyor. Tüm zorluklara, tüm sıkıntılara rağmen 29 Mayıs 1985’ten beri tekerliğin tümsekte kalmasını bekleyenlere rağmen bütün bu hizmetleri yaptık, yapıyoruz, Rabbim ömür verdikçe de yapmaya devam edeceğiz. İnşallah daha nice yıllar boyunca Birlik Vakfı’mızın ülkemize, milletimize, gençlerimize ve ümmete özveriyle hizmet edeceğine yürekten inanıyorum. Tabii şu gerçek de hafızalarımıza silinmez bir şekilde kaydolmuştur. 1916 yılında kurulan Milli Türk Talebe Birliği, Türkiye’nin en köklü öğrenci teşkilatı olarak dalları vatanımızın dört bir yanına uzanan binlerce talebeyi gölgesinde serinleten büyük bir çınardır. Milli Türk Talebe Birliği, Türkiye’nin sancılı günlerinde şahsım dahil birçok gencin milli şuur kazanmasına, dahası bu ülkeyi, bu milleti, bu toprakları anlamasına, idrak etmesine vesile oldu. Milli Türk Talebe Birliği’ne zorla bıraktırılan sancağı Birlik Vakfı’mız devralmış, millete ve ümmete hizmet mücadelesi kesintiye uğramamış, uğratılamamıştır. Bir kapı kapanmış fakat Cenab-ı Allah’ın sonsuz lütfuyla çok daha geniş, çok daha güçlü yeni bir kapı açılmıştır. 1985’te kutlu fethin yıl dönümünde kurulan Birlik Vakfı, teessüs ettiği günden itibaren daima milletin ve milli iradenin safında yer almıştır. 29 Şubat’ın yasakçı zihniyetinden vesayet odaklarıyla mücadeleye, Gezi Olaylarından 15 Temmuz kanlı ihanetine en kritik dönemeçlerde ateşten gömlek giydiğimiz tüm imtihan günlerinde Birlik Vakfı’nı hep milletin yanında hakkın ve hakikatin tepesinde gördük. Bunun için de her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, Rabbim sizlerden razı olsun diyorum. Çağın çok hızlı bir şekilde değiştiği, buna paralel olarak kültürün, geleneğin, kıymet atfedilen değerlerin de dönüştüğü hatta tüm bunların kuşatma altına alındığı bir dönemde yaşıyoruz. Bilgi ve enformasyon, geçmişte hiç olmadığı kadar hızla yayılıyor. Teknoloji ve dijitalleşme, eski dönemlerle kıyas dahi kabul etmeyecek yeni imkanlar, yeni avantajlar sunuyor. Bu nimetlerden hepimiz elbette azami ölçüde istifade ediyoruz. Fakat bunların beraberinde getirdiği yeni tehditleri, yeni sınamaları da çok yakından hissediyoruz. Küresel ölçekte kültür emperyalizminin dayatmaları sebebiyle bireyden aileye, aileden de topluma uzanan bir tefessüh riskiyle karşı karşıyayız. LGBT gibi sapkın akımlardan bağımlılığa, mahremiyetin yok olmasından aile kurumuna dönük saldırılara, 7’den 70’e tüm insanlığa bununla birlikte 86 milyon vatandaşımızı da tehdit eden meydan okumalarla yüz yüzeyiz. Tehdit yalnızca şekil ve boyut değiştirmiştir. Lakin hedef her zaman olduğu gibi aynıdır. Hedef, insandır, hedef ailedir, hedef milli ve manevi değerlerimizin tahrip edilmesidir. Buna karşı devlet ve hükümet olarak kuşkusuz her seviyede tedbirlerimizi aldık, alıyoruz. Mesela insanımızı bataklığa sürükleyen sanal bahis ve kumar belasının kökünü kurutmak için kapsamlı bir eylem planını uygulamaya koyduk. Aynı şekilde toplumun çekirdeği olan aileyi güçlendirmek amacıyla faklı projeleri hayata geçirdik. Çocuk başına yapılan ödemelerin artırılmasından yuva kurmak isteyen gençlerimize yardımcı olunmasına kadar pek çok destek paketini devreye aldık. Fakat şurası bir gerçek ki bağımlılık gibi, aile kurumuna yönelik saldırılar gibi, uyuşturucu, sanal bahis, kumar gibi küresel boyutu olan tehditlerle mücadele yalnızca devlet eliyle yürütülemez, yürütülse dahi arzu edilen neticeye ulaşılamaz. Bilhassa bağımlılık denilen modern zaman vebasının başını erkenden ezmezsek Allah korusun yarın daha derin sosyal krizlerle karşılaşabiliriz. Bakınız çok açık söylüyorum: Gençlerimizi, neslimizi, geleceğimizi hedef alan bu saldırı dalgasını ancak bir olursak, birlikte hareket edersek, birlikte savaşırsak püskürtebiliriz. Sadece kendi evinin önünü temizlemek yetmez, komşularımızı da özellikle el ele verip onlara da el uzatmak, onlara da yardımcı olmak mecburiyetindeyiz. Bunun için toplumun her kesiminin desteğine ve katkısına ihtiyacımız var. Gönüllü kuruluşlarımızın, medyamızın, üniversitelerimizin bu mücadelede bize omuz vermesine ihtiyacımız var. Siyasi partilerimizin abuk sabuk gündemleri terk edip ülkenin ve milletin can yakıcı sorunlarına odaklanmasına ihtiyacımız var. Gençlerimizin rol model gördüğü sporcularımızın, sanatçılarımızın, kanaat önderlerinin bu mücadeleyi sahiplenmesine ihtiyacımız var. Hepsinden öte ailelerimizin bilinçlenmesine, meselenin farkına varmasına ihtiyacımız var. Tekrar vurguluyorum: Dijital tekno kültürün, bilhassa gençlerimizin üzerindeki olumsuz etkilerini sadece topyekun bir dayanışma ruhuyla engelleyebiliriz. Aileyi önemsiz hale getirmeyi, değerlerimizi yıpratmayı, gençlerimizi manen ve ruhen çökertmeyi, böylece adım adım bireyi köleleştirmeyi hedefleyen bu melun kuşatmayı ancak el ele verirsek kırabiliriz. Kimse kusura bakmasın. Bugün yaşadığımız pek çok sorunun temelinde kendi öz değerlerinden ve milletin hassasiyetlerinden tiksinen işte bu çarpık zihniyet bulunmaktadır. Jakoben, elitist üstenci anlayışın egemen olduğu dönemlerde toplumu bir arada tutan çimento zayıfladı. Milli bünyemiz, daha kırılgan hale geldi. 23 yıldır aynı zamanda birikmiş bu yanlışları da düzeltmeye çalışıyoruz. Bilhassa iktidarın alternatifi olması gereken ana muhalefet partisinin böyle bir gündemi, kaygısı, tasavvuru, niyeti mevcut değil. Dünyada ne olup bittiğini, insanlığın nereye gittiğini, gençleri hangi tehdit ve tehlikelerin beklediğini takip bile etmiyorlar. Belediyeleri haraca bağlamış rüşvetsiz selam dahi olmayan bir avuç rant şebekesinin gündemine tamamen hapsolmuş vaziyetteler. Meselenin daha vahim tarafı şudur: Alkolün, uyuşturucunun, kumarın yuvaları dağıttığı ortadayken bunlar çıkıyor grup kürsülerinden kumarı meşrulaştırıyor, içkiyi özendiriyorlar. Mezar başında kadeh tokuşturmak gibi saçmalıkları savunuyorlar. LGBT denilen aile ve fıtrat düşmanı akımlara hamilik yapanlar yine bunlar. Sokak eylemlerinde öne sürdükleri gençler üzerinden prim toplamaya çalışanlar yine bunlar. Görevini yapan jandarma personeline, yolsuzlukların peşine düşen yargı mensuplarına, baklava kutularına gizlenen rüşveti deşifre eden polislere hakaret eden, şiddet uygulayan, tehdit eden aynı şekilde yine bunlar. Ne bir fikir, ne bir öneri ne de bir siyasetin ufkunu açan bir proje her gün 10 yerde konuşuyorlar ama ortada elle tutulur hiçbir şey yok. Durum öyle vahim ki böyle giderlerse en büyük eserleri olarak onlardan geriye sadece hacimli bir hakaret sözlüğü kalacaktır. Ana muhalefet yönetimi, eğer gerçekten Türkiye merkezli siyaset yapmak istiyorsa kendilerini düzeltmeli, bu anormallikten kurtulmalı, iradelerine vurulan vesayet zincirlerini parçalayıp atmalıdır. Diğer türlü uzaktan kumandayla kontrol edilenleri ne millet ciddiye alır ne de biz muhatap alırız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Birlik Vakfı’mızın 40. yaşını bir kez daha tebrik ediyorum.”

ABD Minnesota, eyaletteki ICE ajanlarının sayısındaki artışı sona erdirmek için dava açtı Haber

ABD Minnesota, eyaletteki ICE ajanlarının sayısındaki artışı sona erdirmek için dava açtı

İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) yetkililerine karşı açılan dava, geçen hafta bir ICE ajanının aracının direksiyonunda Renee Nicole Good'u öldürmesinin ardından geldi ve bu olay şehir ve ülke genelinde protestolara yol açtı. “DHS'nin aşırı ve ölümcül güç kullanımı, izinsiz, ırkçı tutuklamaları, mahkemelerimizi, kiliselerimizi, ibadethanelerimizi ve okullarımızı hedef alması, keyfi ve kaprisli federal eylemlerle idari prosedürler yasasını ihlal etmesi iddiasında bulunuyoruz. Ve mahkemelerden Minnesota'daki binlerce DHS ajanının sayısındaki artışı sona erdirmelerini istiyoruz.” “Binlerce silahlı DHS ajanının Minnesota'ya konuşlandırılması eyaletimize ciddi zarar verdi. Bu, özünde Twin Cities ve Minnesota'ya yapılan federal bir işgaldir ve durdurulmalıdır.” diyen Ellison, basın toplantısında okulların ve yerel işletmelerin kapanmasına dikkat çekti. “Bu artış bizi daha az güvenli hale getirdi.” Yardımcı başsavcı Brian Carter, dava öncesinde bugün geçici tedbir kararı için bir dilekçe verileceğini söyledi. Ellison, federal ajanların yetersiz eğitimli olduğunu belirterek, onları Minneapolis polisinin eğitimiyle karşılaştırdı ve yerel polisin ICE ajanlarının Minneapolis sakinlerini kaçırmasıyla ilgili 20 olaya müdahale etmek zorunda kaldığını belirtti. “Anayasaya aykırı tutuklamalar yapıyorlar ve aşırı güç kullanıyorlar.” dedi Ellison. “DHS ajanları restoranlara girerek güvenli alanlara erişim istiyorlar. Ve yasa gereği gerekli olan bir arama emri göstermeleri istendiğinde, ‘Buna ihtiyacımız yok’ diye yanıt veriyorlar. Bunun durması gerekiyor. Açık konuşalım; bu asla başlamamalıydı.”

Myanmar beş yıl sonra ilk kez sandık başına gidiyor Haber

Myanmar beş yıl sonra ilk kez sandık başına gidiyor

Myanmar'da, büyük siyasi partilerin feshedildiği, liderlerinin çoğunun hapse atıldığı ve devam eden iç savaş nedeniyle ülkenin yarısının oy kullanmasının beklenmediği, geniş çapta bir aldatmaca olarak nitelendirilen bir seçim yapılıyor. Askeri hükümet, geniş çaplı muhalefete yol açan ve iç savaşa dönüşen bir darbeyle iktidarı ele geçirmesinden yaklaşık beş yıl sonra aşamalı bir seçim düzenliyor. Gözlemciler, Çin'in desteğiyle cunta yönetiminin, yıkıcı çıkmazdan bir çıkış yolu ararken iktidarını meşrulaştırmaya ve sağlamlaştırmaya çalıştığını söylüyor. Yeni bir yasaya göre, seçimleri aksatmak veya karşı çıkmak suçundan 200'den fazla kişi hakkında dava açıldı; bu yasa, ölüm cezası da dahil olmak üzere ağır cezalar öngörüyor. Bölgenin başbakanı BBC'ye yaptığı açıklamada, Pazar sabahı erken saatlerde Mandalay bölgesindeki ıssız bir eve düzenlenen roket saldırısının ardından üç kişinin hastaneye kaldırıldığını doğruladı. Bu kişilerden birinin durumu ağır. Ayrıca, Cumartesi gecesi geç saatlerde Tayland sınırına yakın Myawaddy kasabasında meydana gelen bir dizi patlamanın ardından ondan fazla ev hasar gördü. Yerel bir sakin BBC'ye yaptığı açıklamada, saldırıda bir çocuğun öldüğünü ve üç kişinin acil olarak hastaneye kaldırıldığını söyledi. Seçmenler BBC'ye, seçimlerin önceki seçimlere göre daha "disiplinli ve sistematik" olduğunu söylediler.

Bursa Büyükşehir’de sahte evrak şoku! Firmaya dava açılıyor Haber

Bursa Büyükşehir’de sahte evrak şoku! Firmaya dava açılıyor

Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi Toplantısında Tarım Komisyonu Başkanı ve Büyükşehir Meclis Üyesi Selahattin Külcü tarafından gündeme getirilen Tarım AŞ tarafından dağıtılan çilek fideleri alımında sahte evrak konusunda soruşturma başlatılıyor. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, “Bursa Büyükşehir’in, bizim para aktarmayla ilgili hiçbir derdimiz olamaz.” dedi. Tarım Peyzaj A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aydın Saldız ise, konunun yargıya taşındığını ve bir ücret ödemediklerini belirtti. BURSA (İGFA) - Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi Toplantısında Tarım Komisyonu Başkanı ve Büyükşehir Meclis Üyesi Selahattin Külcü, Tarım AŞ’nin fide alımlarıyla ilgili yapılan komisyon incelemesinde resmî evraklarla kanıtlanan büyük bir usulsüzlüğü meclis gündemine taşıdı. Konuşmasına Bursa’nın tarımsal üretimdeki kritik rolünü anlatarak başlayan Külcü, salçalık domatesin yüzde 35’inin, fidan üretiminin yüzde 40’ının, çağla üretiminin yüzde 80’inin, Santa Maria ve Deveci armudunun yüzde 70’inin, siyah incirin yüzde 90’ının, yaban mersini ve ahududunun yüzde 80’inin Bursa’da üretildiğini vurguladı. ‎‎Komisyona gelen önerge ile Tarım AŞ’nin çilek fidesi dağıtımı konusu masaya yatırıldı. Külcü’nün açıkladığı resmî evraklara göre: ‎Tarım AŞ tarafından 1 milyon 250 bin adet fide tedarik edildi. ‎Fideler 189 üreticiye dağıtıldı. ‎Çiftçilere “Albion” çeşidi olarak verilen fidelerin büyük bölümünün farklı bir çeşit olduğu ortaya çıktı. ‎Yaklaşık 800 bin fide verimsiz çıktı, meyve vermedi. ‎Üreticiler ciddi maddi kayıp yaşadı. ‎‎Külcü’nün açıklamalarına göre fFide alımında kullanılan “Fidan Üreticisi Belgesi”nin sahte olduğu, ‎Belge üzerinde imzası bulunan Ahmet Yavuz Karaca’nın “Bursa İl Tarım Müdürü” olarak gösterildiği, ancak kendisinin aslında İstanbul İl Tarım Müdürü olduğu, ‎Bursa İl Tarım Müdürlüğü’nün resmî yazı ile “Bu belge tarafımızca düzenlenmemiştir” diyerek belgenin sahte olduğunu bildirdiği, ‎Konuya ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğu, ‎Fidelerin analiz raporunda oynama yapıldığının Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından teyit edildiği,‎Üretici firmanın belge üzerinde gösterdiği adresin boş bir daire olduğu, tüm bu tespitlerin, Bursa İl Tarım Müdürlüğü’nün komisyona gönderdiği resmî yazı ile kesinleştiği belirtildi. ‎‎Analiz sonuçlarına göre alınan fidelerin mantar hastalığı taşıdığı, temiz gösterilmesine rağmen belgelerde oynama yapıldığı saptandı. ‎Külcü şu ifadeleri kullandı: ‎“7 milyon 500 bin TL ödenerek alınan fidelerin yüzde 80’i kurumuş durumda. Bu hastalık eğer bir virüs olsaydı, bugün Bursa’daki çilek üretiminin tamamı imha edilmek zorunda kalacaktı.” ‎Külcü, Tarım AŞ’nin diğer alımlarının da derhal incelenmesi gerektiğini belirterek: ‎‎“Bu sadece tek bir fide alımı. Eğer diğer kalemlerde de benzer durumlar varsa, 2026 yılı bütçesinde Tarım AŞ’ye ayrılan 110 milyon lira çiftçiye destek değil, başka yerlere akıtılan bir kaynak olur. Bu dosyada resmî evrakta sahtecilik olduğu net olarak tespit edilmiştir. Biz de konuyu yargıya taşıdık. Çiftçimizin emeğini hiçe sayan bu sürecin takipçisi olacağız.” dedi. BOZBEY VE SALDIZ’DAN AÇIKLAMA Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ise, “Bursa Büyükşehir’in, bizim para aktarmayla ilgili hiçbir derdimiz olamaz.” İfadelerini kullandı. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili ve Tarım Peyzaj A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aydın Saldız, konunun yargıya taşındığını ve bir ücret ödemediklerini belirtti. Saldız, firmanın getirmiş olduğu fideleri üreticilere dağıttıklarını ancak sayı eksikliğinden dolayı bu sefer verdikleri fidelerin cinsinin, taahhüt ettiği cinsten farklı olduğu ortaya çıktığını, hangi üreticide sıkıntı varsa ekiplerin oraya gittiğini ve kontrol ettiğinin altını çizdi. Bursa Hakimiyet Gazetesi’ne açıklama yapan Saldız, “Bu tutanaklar, gidilen bölgelerden bazılarıdır. O tutanaklarda bize fideleri satan firmanın sahibinin de imzası var.” dedi. Tarım A.Ş ve sorumlu firma arasında yapılan sözleşmeye göre alınan malların ayıplı olması, bu nedenle bedelden indirim istemi ve maddi tazminat talebine yönelik 12 Kasım 2025 tarihinde yapılan Dava Şartı Arabuluculuk Sonuç Tutanağına göre, taraflar anlaşamadı. Saldız, “Firma yetkilileriyle uzlaşma sağlayamadık; şimdi dava açılacak. Dava, bu süreçler geçilmeden açılmıyor.” ifadelerine yer verdi. Külcü’nün açıklamalarına yönelik konuşan Saldız, “Daha önce benim yerime Tarım A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmış bir arkadaşımızdır. Komisyona bir dilekçe verilmiş, burada bir şikâyet var, ilgilenilmedi denmiş ve böyle bir süreç başlatmışlar. Sonrasında biz de hukuken bu firmayla davalık olduğumuzu bilgilendirdik, evrakları sunduk. Bize dava etmediğimizi söylüyor, bir de 7,5 milyon TL para ödediğimizi iddia ediyor. Böyle bir para ödenmedi; sadece ihale sürecinde hiçbir firma peşinat almadan ürün teslimi yapmıyor, biz de yüzde 20’lik bir peşinat ödedik.” şeklinde konuşarak hiçbir üreticiden kendilerine dava açacaklarına dair bir söylem duymadıklarını aktardı. Üreticiye dağıtmak amaçlı sertifikalı bir milyon adet fidenin daha bulunduğunu duyuran Saldız, yeni sezonda fide dağıttıkları üreticilere bedelsiz verileceğini ifade ederek, “Biz kimseyi mağdur etmedik, kimsenin de mağdur olması için çalışmıyoruz. Burada çalışan arkadaşlarımız 7/24 elinden geleni yapmaya çalışıyor.” dedi.

CHP’nin kurultay davası ertelendi Haber

CHP’nin kurultay davası ertelendi

CHP'nin 38'inci Olağan Kurultayı'nda "birlikte hareket edip, bazı delegelere karşılığında oy kullandırdıkları" iddiasıyla Ekrem İmamoğlu, Cemil Tugay, Rıza Akpolat, Erkan Aydın ve Özgür Çelik'in de aralarında olduğu 12 kişi hakkında "seçim kanununa muhalefet" suçlamasıyla açılan dava, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk duruşmasını gördü. Sanıklar duruşmaya katılmadı ancak taraf avukatları hazır bulundu. CHP avukatı Mehmet Can Keysen ve Lütfü Savaş’ın avukatı Onur Yusuf Üregen, Anayasa Mahkemesi'ne yapılan norm denetimi başvuru süresinin dolmasının beklenmesini ve ardından tarafların savunmalarının alınmasını talep etti. CHP'nin kurultay davası ertelendi Bu taleplerin ardından hakim ara kararı açıkladı. Dosyadaki eksik hususların giderilmesi ve AYM’ye yapılan norm denetimi başvurusunun tamamlanmasının beklenmesine karar verildi, duruşma 13 Ocak’a ertelendi. CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı'na dair "birlikte hareket ederek, bazı delegelere menfaat karşılığında oy kullandırdıkları" iddiasıyla açılan davada, "asliye ceza mahkemesi" ile "ağır ceza mahkemesi" arasındaki "görev" çatışması Anayasa Mahkemesi'ne taşındı. Görevsizlik kararı reddedilen Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi, "görevsizlik" itirazlarına dayanak olan Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili maddesindeki "Adli yargı içerisindeki mahkemeler hakkında verilen görevsizlik kararlarına itiraz edilebilir" hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu düşüncesiyle iptali için AYM'ye başvurmuştu. AYM başvuruyu "davada uygulanacak kural bulunmadığı" gerekçesiyle reddetmişti. AYM’nin ret kararı henüz resmi olarak açıklanmadı. Norm denetimi başvuru süresi nedir? Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin bekleme gereği duyduğu norm denetimi başvuru süresi, Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’da, "Anayasa Mahkemesi işin kendisine noksansız gelişinden itibaren 5 ay içinde kararını verir ve açıklar" hükmünü içeriyor. Asliye Ceza Mahkemesi, AYM'nin bu başvuruyu reddetme kararının henüz resmi olarak açıklanmamış olması sebebiyle 5 aylık sürenin dolmasını bekleme kararı aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.