Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Cumhur İttifakı

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Cumhur İttifakı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhur İttifakı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Karamahmutoğlu: Zafer Partisi politikaları, Türk seçmeni için kurtuluş reçetesidir. Haber

Karamahmutoğlu: Zafer Partisi politikaları, Türk seçmeni için kurtuluş reçetesidir.

Zafer Partisi Sözcüsü Karamahmutoğlu, yaptığı değerlendirmede; Yüce Türk milleti, son 1,5 yıldır ülkemize yaşatılan aşağılamanın, bir yenilgi duygusunun ve elindeki tarihi kazanımları kaybetmenin siyasal tehdidi, saldırısı altında yaşatılıyoruz. 2024 yılının ekim ayından itibaren Devlet Bahçeli'nin anonsuyla başlatılan bir yeni süreç, Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla elde ettiği tarihsel kazanımları tehlikeye atmaktadır. Devlet Bahçeli'yle beraber iktidardaki parti, Adalet ve Kalkınma Partisi'yle birlikte kurduğu bu pazarlık masasının bir diğer ucunda PKK isimli narko terör örgütü ve onun kurucusu ve yöneticisi olan baş terörist Abdullah Öcalan vardır. Bu al-ver pazarlık masasından kayıpla, zararla kalkacak olan Türkiye Cumhuriyeti olacaktır. Çünkü devlet pazarlık etmez, egemenliğine ortak getirmez, egemenliğini paylaşmaz. O masa hiç kurulmayacak. Çünkü millet hak ve menfaatlerinden vazgeçmez, toplumsal olarak bölünmeyi kabul etmez. O pazarlık masası hiç kurulmayacak. Ekonomik olarak fakirleştirilen, yoksulluğa, açlığa mahkûm edilen Türk halkı, vatandaşlar her gün yeni yalan, aldatmacalarla tavize, teslime sürükleniyor. 1,5 yıl önce ne güzel PKK terör örgütü silah bırakıyor aldatmacasıyla başlayan sürecin bugünkü geldiği aşama, 50 binden fazla yurttaşımızın katili olan ve cezasını çekmekte olan, ömür boyu hapse mahkûm edilmiş bir caninin siyasallaştırılması ve yeni bir konuma statüye kavuşturulması olmuştur. PKK silah bırakıyor aldatmacasıyla girilen yolda PKK teröristlerinin affedilmesine, suçun cezasız bırakılmasına geçilmişti bu aşamada, bu süreç içerisinde. İlk gün, Ekim 2024'te ‘Öcalan gelsin, mecliste konuşsun’ diyen Devlet Bahçeli'nin yarattığı hayret ve şaşkınlıktan bugün Abdullah Öcalan'a yeni bir statü, yeni bir konum sağlansın aşamasına geldik. PKK'nın yasal siyasi partisinin eski genel başkanı Selahattin Demirtaş, Apo'nun heykelini dikeceğiz diyordu. Devlet Bahçeli de bugün heykelin değil fakat statüsünün, Apo'nun statüsünün derdine düşmüş. Suriye PKK'sı olan YPG silah bırakmadı ve silahlarıyla birlikte tümenler halinde Suriye ordusuna eklemlendi. Ve Türkiye sınırında kendine ait yarı otonom, özerk bir coğrafya oluşturdu. Birinci çözüm ihanet sürecinden başlayarak şimdiki ikinci çözüm ihanet sürecinde de Türk ulus devleti aşama aşama kaybediyor, geriletiliyor. Bu gerilemenin, bu kaybın nerede duracağı ise belirsiz. Üniter Türk ulus devletinin varlığı ve laisizim güçlendirilmiş olan rejimi, Devlet Bahçeli-Tayyip Erdoğan ikilisinin yönetiminde aşama aşama geriletiliyor, aşındırılıyor. Cumhur İttifakı iktidarlarının kalan son 1,5 yılına daha hangi aşamaları sığdırmaya çalışacak? Buna seyirci kalacak değiliz, itirazımızı ve retlerimizi yükseltmemiz gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti Devlet Bahçeli'nin siyasal fantezilerine ve Recep Tayyip Erdoğan'ın doyumsuz siyasal ihtirasına, hırsına yenik düşmeyecektir. Parmak sallamalar ve tehditler altında Türk halkını bilgilendirme ve bilinçlendirme çabamızdan geri durmadık, durmayacağız. Zafer Partisi Türk seçmenine bu ikinci ihanet sürecinin en başından beri hep işin iç yüzünü ve doğruları anlata geldi. Susturulmamız için Partimizin Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ tutuklandı, hapsedildi. Fakat biz Zafer Partisi Türk milletine, vatandaşlarımıza, Türk seçmenine hep güvendik. Türk seçmeni oyunun rengini değiştirir ve bu oyunu sandıkta bozar. Büyük Türkiye Cumhuriyeti ne Devlet Bahçeli'nin siyasi fantezilerine mecburdur, ne de AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın yaşadıkça iktidarda kalma hırsına mahkumdur. Zafer Partisi politikaları, Türk seçmeni için kurtuluş reçetesidir.”

Bahçeli: Gazi Meclis aciz değildir! Depremi siyaset malzemesi yapanları uyarıyoruz Haber

Bahçeli: Gazi Meclis aciz değildir! Depremi siyaset malzemesi yapanları uyarıyoruz

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’deki grup toplantısında muhalefeti sert sözlerle eleştirerek, hizmetleri karalayan ve doğal afetleri siyasete alet eden partilere tepki gösterdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de gerçekleştirilen grup toplantısında muhalefeti sert sözlerle eleştirdi. Bahçeli, özellikle CHP ve diğer muhalefet partilerini hedef alarak, yapılan hizmetleri karalamak ve doğal afetleri siyasi malzeme yapmakla suçladı. Depremle ilgili dedikodu üretmenin izahının, "Yalana bin yalan katmanın adının siyaset" olamayacağını belirten Bahçeli, "Doğruyla yanlışı tefrik edemeyen bir siyasetçinin vicdanından bahsedilemez. İyiyle kötüyü fark edemeyen bir siyasetçinin erdemli olmasını beklemek ise boşa kürek çekmekle eşdeğerdir. CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır." dedi. Bahçeli, konutlarına kavuşan hak sahipleri için "boş senet imzalatılıyor" demenin yalnızca bühtan değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyan olduğunu söyleyerek, "CHP'nin işi gücü fitne fesattır. CHP'nin geçim kapısı kriz ve kargaşaya oynamaktır." diye konuştu. Konuşmasında, “Cumhuriyet Halk Partisi’yle bilumum muhalefet bakiyesinde toplaşan siyasi garabetler yapılanı kötüleyerek, hizmeti karalayarak, devasa eserleri yok sayarak istismar ve rant peşine düşmüşlerdir. Yalana bin yalan katmanın adı siyaset olamaz. Depremle ilgili dedikodu üretmenin izahı yapılamaz" diyen Bahçeli, muhalefetin TBMM’deki davranışlarını sert bir dille eleştirdi. Konuşmasında ayrıca Asrın İnşa Seferberliği kapsamında tamamlanan 455 bin 357 bağımsız bölümün ve vatandaşlara teslim edilen konut, köy evi ve iş yerlerinin önemine dikkat çekti. Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin TBMM'deki yemin töreninde yaşanan arbedeye yönelik "ilkellik" değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, "Gazi Meclis aciz Meclis değildir. Gazi Meclis kürsü işgaliyle üçüncü dünya ülkelerini andıracak bir Meclis değildir.” diyerek, milletin seçtiği parlamentonun saygınlığının korunması gerektiğini vurguladı. https://twitter.com/MHP_Bilgi/status/2023697534271807893 Yeni atanan Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’yi tebrik eden Bahçeli, TBMM’deki yemin merasimlerinde yaşanan muhalefet müdahalelerine tepki gösterdi. “Gazi Meclis’i şov ve savaş alanına çevirmek kime ne fayda sağlar?” diyerek sert uyarılarda bulunan Bahçeli, "Yeni sürüm bir siyasi eşkıyalık değilse nedir? Ali kıran baş kesen misiniz? Nesiniz, kimsiniz? Deli Dumrul gibi hareket etmenin neresi demokrasidir?" diye sordu. Bahçeli, konuşmasında MHP’nin 57 yıllık siyasi geçmişine ve Cumhur İttifakı ile Türkiye’nin güvenliği, kalkınması ve refahına yönelik kararlılığına da değindi. Partililere birlik ve beraberlik çağrısı yapan Bahçeli, milletin hizmet beklediğini ve siyasetin öznesinin insan, nesnesinin devlet olduğunu vurguladı.

Özdağ: Yıllık bazda TÜİK enflasyonu yüzde 30,65 hiç düşük değil Haber

Özdağ: Yıllık bazda TÜİK enflasyonu yüzde 30,65 hiç düşük değil

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, açıklamasında "Kendilerine 20 bin lira sefalet aylığı reva görülen emekliler, açlık sınırının 10 bin lira altında maaş alan asgari ücretliler, siftah yapamayan ve 9 seneden beri fakirleşen esnaf, yoksulluk içinde kıvranan orta direk ve geleceğimiz olan gençlik, boş pazar çantası ile 150, 250, 300 liralık bir miktarla alışverişe giden anneler ve uzun zamandan beri milliyetçi sandıkları siyasetçilerin Öcalan’ı kurucu önder yapmasını hazmedemeyen geniş toplum kesimleri ortak bir noktada buluşmuştur." ifadelerini kullandı. Artık Cumhur İttifakı'nın oluşturduğu iktidar bloğunun sandıkta gömülmeye doğru hızla ilerlediğini belirten Özdağ, "Sandık gelecek ve bu millete açlığı, yoksulluğu reva gören Öcalan'ın ise umut hak ettiğini söyleyenler, bu sandığa gömüleceklerdir." dedi. Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, AK Parti Grup Başkanvekilinin Gabar petrollerinden gelen gelirlerle emeklilerin maaşlarında iyileştirme yapacağı vaadinde bulunduğunu ifade ederek, Akbaşoğlu'na seslendi. Özdağ, "Sayın Akbaşoğlu, eğer bu ifadenizde gerçekten zerre kadar, yüzde 1’in altında eser miktarda ciddiyetiniz varsa Gabar petrolü halka dağıtılana kadar aldığınız 500 bin lira maaşın 480 bin lirasını emeklilere dağıtın, 20 bin lirayla geçinin. Nasıl olsa Gabar’dan gelen size de gelecek. Yoksa bu milletle alay etmeyin daha fazla." diye konuştu. Açıklanan Ocak ayı enflasyon rakamlarına da değinen Özdağ, şunları kaydetti: "TÜİK enflasyonu, TÜİK yani ne diyelim açıkladığı rakamlara herhalde açıkladığı rakamlar temel olarak Erdoğan'ı üzmeme rakamları yüzde 4,84. ENAG ise 6,32 olarak ilan ettiler. Yıllık bazda TÜİK enflasyonu yüzde 30,65 hiç düşük değil. ENAG enflasyonu ise yüzde 53,42 olarak ilan etti. Yüksek ocak ayı enflasyonu AKP hükümetinin 2026 enflasyon programının tutmayacağını daha ilk aydan gösterdi. Diğer yandan aralık ve ocak ayları arasındaki belirgin fark hükümetin asgari ücret ve emekli memur aylığı artışlarını düşük tutmak için enerji ve petrol ürünleri başta olmak üzere zamları ocak ayına ertelediğini düşündürüyor. Ocak ayındaki yüksek enflasyondan dolayı, 20 bin lira emekli maaşı alan bir emekli cebinden 968 TL'yi kaybetti 1 Şubat itibariyle. 28 bin 75 TL asgari ücret alan kişi ise bin 359 TL'yi geri verdi. Daha şimdiden eriyor. Üzülerek ifade ederim ki bu hükümet emekliye, işçiye, memura, çiftçiye kısaca orta direğe yaşam hakkı tanımıyor." Özdağ, yüksek gıda enflasyonu ve düşük aylıkların halkı açlık karşısında feryat edecek duruma getirdiğini söyledi. Özdağ, "Benim yanımda Gaziosmanpaşa’da bir anne üstelik engelli bir kız çocuğu olan bir anne alışverişe pazara 250 lira ayırdım dedi. Bir kilo havuç, bir kilo ıspanak aldı, karalahana alacaktı, pazarcı 50 lira deyince 40 liralığı yok mu, yoksa kalsın dedi. Durum bu!" sözlerini kaydetti. Özdağ, açıklamasında ayrıca şu ifadelere yer verdi: "AKP döneminde de Suriye'de askeri operasyon yapıldı diyebilirsiniz, doğrudur, yapılmıştır. Peki bu operasyonlarla PKK, YPG yapılanması Suriye'de tamamen ortadan kaldırılmış mıdır? Hayır. Peki TSK bu operasyonlarda ne yapmıştır? TSK kendisine verilen görevi kahramanca ve başarıyla gerçekleştirmiş ve bölge kontrolü yapmıştır. Ama kendisine siyasi ve askeri imha emri verilmediği için bu hedefe yönelmemiştir. Peki, bölge kontrolü sağlanınca Suriye PKK'sı imha mı edilmiştir? Harekatın hedefinde yer alan sözde Kobani ve Cezire kantonları dağıtılmış mıdır? Hepsine verilecek cevap ne yazık ki kocaman bir hayırdır. Çünkü terör operasyonları sadece bölge kontrolüyle değil, doğrudan teröristleri ve terör örgütünün altyapısını yok ederek yapılır. Bu operasyonlarda hayatını kaybeden aziz şehitlerimizi şükran duygularımızla ve kahraman gazilerimizi de minnetle mücadele eden bütün asker ve komutanları şükranla anıyoruz, saygılarımızı sunuyoruz. Ama bu askeri operasyonlar AKP hükümetlerinin siyasi hatalarını, Türk ordusunun bütün kahramanlığına rağmen telafi etmemiştir. Çünkü siyasi hatalar askeri başarılarla ne yazık ki ortadan kaldırılamıyor. Türkiye'nin güvenliği sağlanmadığı için gelişen süreçte PKK-YPG Fırat'ın doğusunda Haseke merkezli yeni bir siyasi yapılanmayla fiilen bir özerk alan oluşturdu. Esad'ın devrilmesinden sonra Suriye PKK'sı iyice şımardı ve Şam yönetimini başlangıçta tanımayan bir tavır sergiledi. Böylece Kuzey Irak'tan sonra KCK çatısı altında sözde dört parçalı teröristanın kuzey ve doğu Suriye bölümünde gerçekleştirilmek istendi. Yeniden bu nokta, 24 yıllık AKP hükümetinin Suriye'de büyük bir başarısızlığa imza attığını bize gösteriyor. Efendim, Suriye ordusu Fırat'ın doğusuna operasyon yaptı, PKK, YPG geri çekildi, ABD PKK'yı satmadı mı diye sorabilirsiniz. Arkadaşlar, ABD kimseyi satmadı, atmadı. Sadece PKK'nın alanını coğrafi olarak daraltırken kurumsal olarak derinleşmesini sağladı." Konuşmasında Epstein olayından da bahseden Özdağ, 2012'den beri devam eden hukuki süreçte kısa süre önce ABD Adalet Bakanlığı'nca milyonlarca belge, görsel ve videonun erişime açılmasının rutin bir işlem olmadığını belirtti. Zamanlamanın muhtemelen İran operasyonu öncesine denk gelmesinin de rastlantı olamayacağına değinen Özdağ, "Çünkü Epstein davası sıradan bir pedofil, çocuk istismarı ve fuhuş dosyası değildir. Epstein davası, hedef aldığı tanınmış siyasetçiler, devlet adamları, iş insanları ile küresel siyasetin oluşması ve şekillendirilmesine şantaj ve baskı yoluyla etki etmeyi amaçlayan uzun vadeli ve geniş kapsamlı bir stratejik istihbarat ve casusluk operasyonudur." dedi. Bazı Türk siyasetçilerin ve iş insanlarının da Epstein vakasıyla ilintili olduğuna dair bilgilerin basına sızdığını belirten Özdağ, "Bu kişilerin bu sürecin içerisine girerek şantaja, istismara, bilgi sızdırmaya, yabancı istihbarat servislerine, Mossad başta olmak üzere hazır olduğu gerçeğini tespit ederek bu davayı incelemeliyiz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bölgemizde her türlü terörün kökü kurutuluyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bölgemizde her türlü terörün kökü kurutuluyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ev Sahibi Türkiye” 6.973 Kura Çekimi, 1.482 Konut Anahtar Teslimi, Şehir Hastanesi ve Yapımı Tamamlanan Diğer Yatırımların Toplu Açılış Töreni'nde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şu şekilde: "Dün rahmeti rahmana kavuşan 24, 25, 26 ve 27. dönem Uşak Milletvekilimiz, Ege'nin yiğit evladı Mehmet Altay'a Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Aydın Büyük Menderes'in bereketiyle, zeytiniyle, inciriyle, çalışkan insanlarıyla Türkiye'nin yüz akı şehirlerinden biridir. Adnan Menderes’in demokrasi bayrağını yükselttiği ve kalesi olarak gösterdiği Aydın’ın bizim gönlümüzde her zaman müstesna bir yeri vardır. Aydın’a mahcup olmamak, mahcup etmemek için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Büyükşehir belediyemiz bir taraftan, valiliğimiz diğer taraftan, bakanlıklarımız öbür taraftan Aydın için seferber olmuş durumdalar. Devletimizin bütün kurumları tam bir iş birliği içerisinde tam bir koordinasyonla Aydın’ı daha da güzelleştirme ve kalkındırmanın mücadelesini veriyor. Bugün toplam değeri 87.5 milyar lirayı aşan yatırımları şehrimizin hizmetine sunuyoruz. ‘Ev Sahibi Türkiye’ sloganıyla bir konut projesi başlattık. Projemizde ülke genelinde toplam 500 bin sosyal konut inşa edeceğiz. Ayrıca 500 mahalle konağını, 500 anaokulunu, aile sağlığı merkezlerini, gündüz bakım evlerini, taziye evlerini, misafirhaneleri ve spor salonlarını da sosyal konutlarla birlikte Türkiye’mize kazandıracağız. Yüzyılın Konut Projesinin kura çekimlerine geçen ay başladık. Bugün de Aydın’da Merkez’de 2 bin 100, ilçelerde 4 bin 873 olmak üzere toplam 6 bin 973 konutun kurasını çekiyoruz. Konutlarımızın ilk teslimatlarını 2027 yılının mart ayından itibaren yapmak niyetindeyiz. Ana muhalefetin genel başkanı çıkıp ‘Bu evleri bitiremezler’ diyecektir. Kendisinin bile inanmadığı bir sürü argümanı öne sürerek bu evlerin neden yapılamayacağını millete anlatmaya çalışacaktır. 6 Şubat depreminden sonra bize neler neler söylediler. Dünyanın en büyük şantiyesini deprem bölgesinde kurarak 7 gün 24 saat esasıyla çalıştık, çabaladık, millete mahcup olmamak için adeta çırpındık. 27 Aralık’ta yani yıl bitmeden 455 bininci konutun anahtarlarını Hatay’da hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Milletimize söz verdik sözümüzü de yerine getirdik. Biz eserlerimizle, yaptıklarımızla konuşuyoruz. Nasıl 455 bin konutu söz verdiğimiz gibi yaptıysak 500 bin sosyal konutu da aynı hız ve kararlılıkla inşa edeceğiz. Bugün ayrıca, farklı mahallelerimizde inşası tamamlanan bin 467 konut ve 15 işyerini Aydınlı kardeşlerimizin kullanımına sunuyoruz. 64 bin metrekare alana sayılan 4 Millet Bahçemizi hizmete açmıştık. 123 bin metrekare alanda yapımı devam eden 4 Millet Bahçemizi daha çok kısa bir süre içerisinde tamamlayacağız. Açılışını yaptığımız Aydın Şehir Hastanemiz her açıdan Aydınımıza layık bir eser olacak. İçerisinde 365 poliklinik ve 34 ameliyathanenin yer aldığı bin 300 yatak kapasiteli Aydın şehir hastanemizin kurdelesini bugün kesiyoruz. 65.5 milyar liralık yatırıma sahip Aydın Şehir Hastanemizde 2 bin 269 araçlık açık ve kapalı otoparkımız bulunuyor. Nükleer Tıp Merkeziyle, 45 diyaliz cihazla, 16 yanık yatak sayısıyla toplam 250 yoğun bakım yatağıyla her açıdan guru verici bir şifa merkezini kazandırıyoruz. Aydın Şehir Hastanemiz aynı zamanda bir eğitim ve araştırma hastanesi olacak. Aydınlı kardeşim birinci sınıf sağlık hizmetini başka yere gitmeden kendi şehrinde alacak. Aralarında 75 yataklı Çine Devlet Hastanemizin, Didim Devlet Hastanemizin 75 yataklı ek binasını, Nazilli’de 40 üniteli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinin de olduğu diğer sağlık yatırımlarımızın da şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. Büyükşehir belediyemizin 8 projesini de bugün hizmete açıyoruz. İkinci Dünya savaşı sonrasında kurulan küresel sistem kökten çatırdıyor. Hukukun gücü yerine gücün hukukunun egemen olduğu bir yapıya doğru hızla ilerliyoruz. Yıllardır konforlu bir coğrafyada bulunmanın keyfini çıkaran ülkeler ilk defa hayatın gerçek yüzüyle karşılaşıyor. Bizim senelerdir uğraştığımız meselelerin çok küçük bir kısmıyla onlar da burun buruna gelmeye başladı. Davos'taki tartışmalara baktığımızda küresel sisteme yönelik yaptığımız eleştirilerin artık Batı dünyasında da karşılık bulduğunu görüyoruz. Düne kadar bize küresel sistemi öven Batılı liderler bugün sistemin sorunlarından bahsediyorlar. Bizi acımasızca eleştirenler bugün bize hak veriyorlar. Aynı durum komşumuz Suriye için de geçerlidir. Suriye’deki mazlumlara sahip çıktığımız için 13,5 yıl boyunca bize demediklerini bırakmadılar. Türkiye, Orta Doğu bataklığına saplanıyor dediler. Peki sonuçta ne oldu? Suriye’de zalim rejim devrildi, zulüm bitti. Elinde 1 milyona yakın Suriyelinin kanı olan yönetim yerine, Türkiye’nin çok yakın dostu bir hükümet geldi. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın güçlü liderliğinde ülkemizin de güçlü desteğiyle Suriye hızla toparlanıyor. 13,5 yıllık çatışmaların ardından güvenlik ve istikrar yeniden sağlanıyor. Terör örgütleri işgal ettikleri yerlerden Suriye Ordusu tarafından yavaş yavaş çıkartılıyor. Eski rejim döneminde vatandaş bile sayılmayan Kürt kardeşlerimiz, yeni Suriye’nin asli parçası oluyor, hakları en üst seviyede teslim ediliyor. DEAŞ denilen terör örgütüyle mücadele eskisinden bile daha güçlü ve kararlı hale geliyor. Bölgemizde her türlü terörün kökü kurutuluyor. Yıllardır ülkemiz için endişe kaynağı olan sorunlar birer birer çözüme kavuşuyor. Suriye’nin kuzeyindeki ayrılıkçı terör tehdidi tamamen ortadan kalkınca sadece Suriye halkı değil tüm bölgemiz rahatlayacak. Hükümet, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak ne yaptığımızı çok iyi biliyoruz. İç siyasette de dış politikada da attığımız her adımı hesaplıyor ondan sonra harekete geçiyoruz. Türkiye, eğil kadroların yönetimdedir. Size bir müjde vermek istiyorum. Aydın Çıldır havalimanının ticari uçuşlara açılması için gerekli çalışmaları başlatıyoruz. Hayırlı ve uğurlu olsun. "

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yeni, büyük Türkiye’nin inşasını hiç kimse engelleyemez Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yeni, büyük Türkiye’nin inşasını hiç kimse engelleyemez

Hatay, 27 Aralık - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 455 Bininci Afet Konutu Kura Çekimi, Anahtar Teslimi ve Yapımı Tamamlanan Yatırımların Toplu Açılış Töreni'nde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "Sevgili Hataylılar, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, siyasi partilerimizin saygıdeğer genel başkanları, saygıdeğer hanımefendiler, yarınlarımızın güvencesi sevgili gençler, çok kıymetli kardeşlerim; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Maşallah karşımdaki topluluğu ben bugün farklı görüyorum. Binlerce yıllık tarihiyle, zengin kültürüyle, cömert ve civanmert insanıyla gönlümüzde ayrı bir yeri olan Hatay'ımızda sizlerle bir araya gelmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. Sizlerin şahsında Antakya’dan İskenderun’a, Erzin’den Yayladağı’na, Reyhanlı’dan Arsuz’a, Hassa’dan Defne’ye, Hatay’ımızın dört bir yanındaki kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya ve Ankara’da, deprem bölgemizin tamamında şu anda bizleri takip eden, gözü de kalbi de Hatay’da olan tüm vatandaşlarıma buradan muhabbetlerimi gönderiyorum. Bugün farklı inançların, farklı kültürlerin, birbirinden kıymetli değerlerin bir arada yaşadığı Hatay’dayız. Bugün merhum Cemil Meriç’in, Antakyalı Münif Efendi’nin, Yahyazade Asaf Efendi’nin memleketindeyiz. Kara Hasan’ın, Hakkı Bey’in, Milli Mücadele’de destan yazan Kuva-yi Milliye’nin şehrindeyiz. Her zaman olduğu gibi, bizleri yine hüsnükabulle karşıladığınız için, bu güzel ev sahipliğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Şu sevginiz için, şu muhteşem birlik ve beraberlik tablosu için her birinize şükranlarımı sunuyorum. Depremzedelerimizin mutluluğunu paylaştığımız bu anlamlı günde törenimizi teşrif eden tüm misafirlerimize de teşekkürlerimi ifade ediyorum. Rabbim muhabbetimizi arttırsın. Kardeşliğimizi daim eylesin. Sevgili kardeşlerim, siz bize güvendiniz. Bize inandınız. En zor şartlarda dualarınızla, oylarınızla bize destek oldunuz. Biz de bugüne kadar size layık olabilmek adına ne gerekiyorsa yaptık. Hatay’ın bize duyduğu güveni boşa çıkarmamak için gece gündüz çalıştık. Zorlukları birlikte aştık. Badireleri beraber atlattık. Yaralarımızı sabırla, şefkatle ve tüm dünyaya örnek olacak bir dayanışmayla beraberce sardık. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek istiyorum: 23 yıl boyunca Allah’a hamdolsun, emanetinize ihanet etmedik. Size ve aziz milletimize mahcup olmadık. Tüm sabotaj girişimlerine, tüm karalama teşebbüslerine rağmen sizden aldığımız güçle bugünlere gelmeyi başardık. İşte bugün, alnımız ak, başımız dik bir şekilde yine sizin karşınızdayız. Sözlerimizi tutmanın onuru, kıvancı ve elbette sonsuz bahtiyarlığıyla sizin ve aziz milletimizin huzurundayız. Bunun için Cenab-ı Allah’a binlerce kez hamdediyorum. Şahsıma, iktidar ve ittifakımıza sizlerin huzuruna böyle çıkmayı nasip eden Rabbime hamdolsun. Hatırlarsanız 6 Şubat’ta insanımız acı içindeyken buralara gelip ahkam kesenler vardı. Seçimlerde bedava ev sözü verenler vardı. Enkazların önünde selfie çekip sosyal medyadan atanlar vardı. Afetzedelerimizin üzüntüsünü içtenlikle paylaşmak yerine deprem turisti gibi ortalıkta dolananlar vardı. Hükümet bu enkazın altında kalır diyerek tüm umutlarını bizim başarısız olmamıza bağlayanlar vardı. Yalan ve yanlış haberlerle ortalığı karıştırmaya çalışan provokatörler vardı. Gençler, biz canımızı dişimize takıp yaraları sarmak için ter dökerken, yüzyılın felaketini istismar eden vicdansızlar vardı. Sırf seçimlerde oy vermediler diye depremzedelerimize hakaret edenler, konakladıkları misafirhanelerden kovanlar vardı. Kardeşlerim, bakın şimdi onların hiçbirisi ortalıkta yok. Deprem turistleri yok, popülizm yapanlar yok, seçim kazanmak uğruna halkımızı vaat uğruna tutanlar yok, reyting peşinde koşanlar yok, dezenformasyon yayanlar yok, evleri mültecilere verecek diyenler yok, devletle milleti karşı karşıya getirmeye çalışanların hiçbirisi yok. Ama biz buradayız. Sizlerle beraberiz. Tıpkı 6 Şubat’ta olduğu gibi, sizin yanınızdayız. Kardeşlik, zor günde belli olur diyerek afetzedelerimizi bir an bile çaresizliğe terk etmedik. Rabbim ömür verdikçe, bundan sonra da sizi asla yalnız bırakmayacağız. Şair ne diyor: “Bir değirmendir cihan, her kimse bekler nevbetin.” Evet. Vaktimizin sınırlı olduğu bu dünyada biz de milletimizin emanetini kutlu bir nöbeti tutar gibi bekleyeceğiz. Siz bize sahip çıktığınız müddetçe, bu milletin başını yere eğdirmeyecek, umutlarını boşa çıkarmayacağız. İşte bugün, dünyada hemen hiçbir ülkenin altından kalkamayacağı büyük bir başarıya Hatay’ımızda bizzat tanıklık ediyoruz. Depremin vurduğu 11 ilimizde yapımı tamamlanan 455 bininci afet konutumuzu hak sahibi kardeşlerimize teslim etmenin gururunu yaşıyoruz. Bu yuvalarda Allah’a hamdolsun. Şu güzelliklere bakın. Şu binaların güzelliklerine bak. Elhamdülillah, bizler Cumhur İttifakı olarak bu işi başardık. Bu yuvalarda yepyeni bir hayatın sayfasını açacak tüm vatandaşlarımıza hayırlı, uğurlu olsun diyor, hanelerine kavuşan her bir kardeşime sağlıklı, mutlu, bereketli ömürler diliyorum. Rabbim bu evlerde inşallah ağız tadıyla oturmayı nasip eylesin. Biliyorsunuz, yıl sonuna kadar 453 bin bağımsız bölümün anahtarını depremzede kardeşlerimize teslim edeceğimizi söylemiştik. Bugün itibariyle bu rakamın da üzerine çıkarak, hamdolsun, tam 455 bin 357 bağımsız bölümü tamamlamış bulunuyoruz. Yeni konut ve iş yerlerimizin bir kez daha hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Emeği geçenleri kutluyor, gece gündüz demeden 7 gün 24 saat çalışan tüm kardeşlerimi tebrik ediyorum. Sizlerin gözündeki şu sevinci görmemize vesile olan, başta Murat Kurum kardeşimi, mimarlarımızı, mühendislerimizi, işçi kardeşlerimi, yüklenici firmalarımızı aynı şekilde canıgönülden tebrik ediyor, hepsine ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Kıymetli kardeşlerim, çok değerli Hataylılar, 6 Şubat’ta tarihimizin en büyük doğal afetlerinden birini yaşadık. Bu felakette 53 binin üzerinde canımızı, içimiz yanarak, acımızı kalbimize gömerek kara toprağın bağrına verdik. Depremde kaybettiğimiz tüm canlarımızı bugün bir kez daha rahmetle yad ediyorum. 11 ilimiz, 62 ilçemiz ve 10 bin 190 köyümüzü kapsayan 110 bin kilometrekarelik bir alan art arda meydana gelen iki depremle sarsıldı. 14 milyon vatandaşımız bu felaketten etkilendi. Binlerce binamız yıkıldı. Dolaylı etkilerini dahil ettiğimizde 150 milyar doları aşan ağır bir faturayla karşılaştık. Bununla birlikte endişe ve ümitsizliğe asla kapılmadık. Depremin ilk dakikalarından itibaren devlet olarak derhal harekete geçtik. Arama-kurtarma çalışmalarından sağlık hizmetlerine, enkaz kaldırma işlemlerinden psikolojik desteğe, depremzedelerimizin imdadına koştuk. Kefen parasını deprem bölgesine gönderen 84 yaşındaki Remzi dededen, kumbarasında biriktirdiği parayı depremzede kardeşlerine yollayan 8 yaşındaki Muhammed evladımıza kadar; tarihimize, kimliğimize, inancımıza yaraşır bir dayanışma içinde 7’den 70’e, milletimizle omuz omuza vererek asrın seferberliğini başlattık. Hükümetimizin enkazın altında kalmasını bekleyen vatan ve millet düşmanlarının sözlerine aldırmadan, sadece işimize odaklandık. Unutmayın, yeis öyle bataktır ki, düşersen boğulursun. Ümide sarıl sımsıkı, seyret ne olursun. Feryadı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar. Uğraş ki, telafi edecek bunca zarar var. İstiklal Marşı şairimizin bu mısralarından aldığımız ilhamla yüzyılın en büyük seferberliğini başlatarak şehirlerimizi ihya etmek için kolları sıvadık. 11 ilimizde 174 ayrı alanda 3 bin 481 şantiyede ter döken 200 bin mimar, mühendis ve emekçi kardeşimizle bugünlere ulaştık. Ben şimdi şu binaları görüyorum, Rabbime hamdediyorum. "Ya Rabb, sana hamdolsun, bu kadar kısa zamanda bu binaları bitirmeyi bizlere nasip ettin." Şimdi de kardeşlerimiz burada hayırlısıyla inşallah otursunlar. 40 gün önce Adıyaman’da 350 bininci konutumuzun anahtarlarını hak sahiplerine teslim etmiştik. Bugün de 455 bininci yuvamızın anahtarını sizlere huzuru kalple takdim ediyoruz. Hatay’ımızda anahtarlarını teslim edeceğimiz konut ve iş yerlerimizin sayısını da 153 bin 755’e çıkarmış oluyoruz. Sadece konut inşa etmedik, şehrimizin altyapısını da tamamen yeniledik. İskânın yanı sıra başta savunma sanayii olmak üzere, istihdam sağlayıcı projeleri hayata geçirdik. Defne’de başlayan, Antakya merkez ve Samandağ’ı da içine alan hat boyunca Türkiye’nin en büyük atık su temelinin ve tünelinin inşasına devam ediyoruz. Toplam, 1 milyon 30 dekar sulama sahasına sahip Tahtaköprü Barajı ve Reyhanlı Sulamaları çalışmaları sürüyor. 180 bin metreküp kapasiteye sahip ileri biyolojik atık su arıtma tesisimizin tamamlanmasıyla birlikte Hatay’ın kanalizasyon problemi çözülmüş, Asi Nehri’nin de kirlilik sorunu ortadan kalkmış olacak. Tarihi yapılarımızı da çok titiz bir restorasyon sürecinden geçirdik. Hatay’ın sembol eserlerinden Habîb-i Neccâr Camii’mizi aslına uygun şekilde ihya ederek ibadete açtık. Şehrimizin bir başka değeri olan Harbiye Şelalesi’ni de inşallah eski güzel günlerine kavuşturacağız. Evet, bunlara bugün yenilerini ekliyoruz. Hatay’ımızdaki 55.681 bağımsız bölümle birlikte Kahramanmaraş’ımızda 22.081, Malatya’mızda 11.367, Adıyaman’ımızda 4.833, Osmaniye’mizde 3.357, Elazığ’ımızda 2.568, Gaziantep’imizde 1.620, Şanlıurfa’mızda 1.333, Diyarbakır’ımızda 887, Adana’mızda 692, Kilis’imizde 308, Kayseri’mizde 224, Tunceli’mizde 201, Bingöl’ümüzde 27 olmak üzere toplam 105.179 konut, köy evi ve iş yerini daha depremzedelerimize teslim ediyoruz. Böylece, sözümüzün arkasında durarak 11 ilimizde toplam 455 bin 357 bağımsız bölümü hak sahibi kardeşlerimizin istifadesine sunuyoruz. Bir kez daha hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Kıymetli kardeşlerim, sevgili Hataylılar, bugün aynı zamanda toplam tutarı 200 milyar lirayı bulan 227 yatırım, eser ve hizmetin de toplu açılışını yapıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığımızın 84 projesini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın 73 projesini, İçişleri Bakanlığımızın 24 projesini, Ulaştırma Bakanlığımızın 8 projesini, Gençlik ve Spor Bakanlığımızın 7 projesini hizmete veriyoruz. Ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığımızın 7 projesini, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın 6 projesini, Sağlık Bakanlığımızın 5 projesini, Aile, Hazine, Sanayi ve Ticaret Bakanlıklarımızın birer projesini ve Hatay Valiliğimizin 9 projesini de resmen devreye alıyoruz. Eğitim kurumlarından sağlık merkezlerine, spor alanlarından sanayi sitelerine, bu yatırımların Hatay’ımıza hayırlar getirmesini diliyorum. Bu yatırım ve hizmetlerde emeği geçen tüm bakanlıklarımıza, valiliğimize, belediyelerimize, firmalarımıza ve özellikle hayırseverlerimize yürekten teşekkür ediyorum. Gençler, bakın partimizin il başkanları toplantısında da söyledim: Türkiye’nin aydınlık yarınlarına güvenle yürüyebilmesi için güçlü bir AK Parti’ye ve güçlü bir Cumhur İttifakı’na ihtiyacı var. Vatandaşlarımızla birlikte Suriye, Filistin, Irak başta olmak üzere gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin bizlere ihtiyacı var. Bölgemizde yaşananları, kimlerin hangi oyunları çevirdiğini, kimlerin kimlerle iş tuttuğunu sizler de görüyorsunuz. Müslüman kanından beslenenler, bizi birbirimize düşürmek isteyenler, çok büyük bir mesai içinde. Aramıza fitne sokmaya çalışanların, etnik köken, mezhep, inanç üzerinden bizi bölmeye çalışanların kimler olduklarını hepimiz biliyoruz. Onun için kan ve kaos tüccarlarının tuzaklarına karşı çok dikkatli olacağız. Terörsüz Türkiye’den sonra terörün karanlık gölgesinin tamamen ortadan kalktığı terörsüz bölgeye de hep beraber kavuşacağız. Yeni Türkiye’nin, büyük Türkiye’nin inşasını hiç kimse engelleyemez. Unutmayın; Hazreti Hızır Türbesi de bizimdir, Habib-i Neccar Camii de. Vakıflar Köyü de bizimdir, Hazreti Musa Ağacı da. Beyazıd-ı Bistâmî Türbesi de bizimdir, Ulu Camii de. Türk, Arap, Kürt, Türkmen, Sünni, Alevi, Nusayri, hepimiz biriz, beraberiz, bu toprakların bin yıllık sakinleriyiz. İnşallah, daha nice asırlar boyunca barış içinde, huzur içinde, komşuluk ve kardeşlik hukuku içinde yaşamaya devam edeceğiz. Değerli vatandaşlarım, son olarak şunu da siz kardeşlerimle paylaşmak istiyorum: Başvuruları 10 Kasım’da başlayan 500 bin sosyal konut projemizde deprem bölgesindeki illerimize daha fazla kontenjan ayırdık. Hatay’da 13.289, Kahramanmaraş’ta 8.195, Malatya’da 9.609, Adıyaman’da 6.620, Gaziantep’te 13.890, Şanlıurfa’da 13.690, Diyarbakır’da 12.165, Adana’da 12.400, Elazığ’da 3.825, Osmaniye’de 2.990, Kilis’te 1.170 sosyal konut inşa edeceğiz. AK Parti olarak, Cumhur İttifakı olarak hem Hatay’ımızın hem deprem bölgemiz için hem de ülkemiz için çalışmaya devam edeceğiz. Unutmayın, durmak yok yola devam. Allah yar, yardımcımız olsun. Bundan sonra da milletin yanındayız. Milletin kutsal emanetine ihanet etmeyecek, milletimize mahcup olmayacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle törenimize iştirak eden siz değerli kardeşlerime ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Asgari ücretin işçi ve işverenlerimize hayırlı olmasını diliyorum Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Asgari ücretin işçi ve işverenlerimize hayırlı olmasını diliyorum

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "2025 yılının son toplantısında sizlerle beraber olmaktan, sizleri Ankara’da ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. İnşallah yarın akşam da Regaip Gecesi’ni idrak ve ihya edeceğiz. Evvel emirde siz kardeşlerimle birlikte teşkilatımızın bütün mensuplarının ve aziz milletimizin mübarek üç aylarını tebrik ediyorum. Bizleri üç ay sürecek bu rahmet, mağfiret, muhabbet ve bereket iklimine kavuşturan Cenab-ı Allah’a sonsuz hamd ediyor; hepimizi sağlık ve afiyet içinde 11 ayın sultanı Ramazan’a da ulaştırmasını niyaz ediyorum. AK Parti olarak her sene yaptığımız gibi inşallah önümüzdeki üç ayı da en verimli şekilde değerlendireceğiz. Genel merkeziyle, meclisiyle, belediyesiyle, il, ilçe ve belde teşkilatlarıyla hep beraber daha fazla çalışacak, daha fazla insanımızla temas kuracak ve halkımızla hemhal olmanın yollarını arayacağız. Bunu özellikle şunun için söylüyorum: Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. Birçok insanımızın, hasbeten AK Parti dönemlerinde hayata gözlerini açan gençlerimizin eski Türkiye’yi hatırlamaması gayet doğaldır. Sabah erken kalkanın Türk siyasetine ayar verdiği, hizmet üretilmeyen, icraat yapılmayan, sorunlara çare bulunmayan istikrarsız dönemlerin 23 yıllık icraat fırtınası sebebiyle hafızalardan silinmesini yadırgamamalıyız. Dünü yarınlara unutturmamalıyız. Hem eski Türkiye’yi hatırlatmak hem de hizmet ve eser siyasetimizi millete anlatmak bizim vazifemizdir. Dolayısıyla bir taraftan insanımızla rûberû iletişim kurarken, aynı zamanda Türkiye’yi nereden aldığımızı ve 23 yılda nereye taşıdığımızı nezaketle, sabırla ve müspet bir üslupla halkımıza tek tek izah edeceğiz. Üslub-u beyan ayniyle insandır sözünün ışığında meramımızı en veciz şekilde vatandaşımıza aktaracağız. Bizim derdimiz muhalefet gibi sadece kendi seçmenimize ulaşmak değil, sadece bize oy verenlerle gönül köprüleri kurmak veya yankı odalarında birbirimize konuşmak değildir. Bizim derdimiz Türkiye'nin tamamına seslenmek, Türkiye'nin tamamını kucaklamak ve 86 milyonun tamamına hitap etmektir. Çünkü biz belli çevrelerin, belli ideolojik kabilelerin değil, tüm Türkiye'nin partisiyiz; 86 milyonun iktidarıyız. Bunun için etnik köken, dil, din, mezhep, görüş ayrımı gözetmeksizin 86 milyonun her bir ferdine ulaşmanın çabası içinde olacağız. Talimatlarımız doğrultusunda Teşkilat Başkanlığımız, mübarek üç ayları ihtiva eden kış mevsimi için detaylı bir program hazırladı. Kış döneminde saha çalışmalarıyla en tepeden en ücra birimimize kadar tek tek hane ziyareti, ev sohbetleri, kahvehane buluşmaları, sivil toplum kuruluşları ve esnaf ziyaretleriyle yine milletimizle bir araya geleceğiz. Muhalefetin ülkeye dair dişe dokunur hiçbir projesinin bulunmadığı, ana muhalefetin belediyeleri yağmalayanları adaletten kaçırmak dışında hiçbir gündeminin olmadığı, siyaset sahnesinde arzıendam edenlerin kendi ikballeriyle meşgul olduğu bu dönemi biz dolu dolu geçireceğiz. Onlar kendi dertleriyle uğraşa dursun, biz milletin derdiyle dertleneceğiz. Uygulamasını yakından takip edeceğim bu programa buradaki her bir arkadaşımın aktif katılımını bekliyorum. AK Parti Genel Başkanı olarak, zemherinin başladığı bu soğuk kış günlerinde bacaları tütmeyen evleri mutlaka bulmanızı, oralarda yaşayan kardeşlerimizin kapısını mutlaka çalmanızı, imkanlar dahilinde hepsine tek tek el uzatmanızı sizlerden özellikle istirham ediyorum. Kardeşlerim, bu bizim görevimizdir; milletimize karşı sorumluluğumuzun bir gereğidir. Uzak yakın demeden her mahalleye gitmek, kime oy verdiğine bakmadan her sokağa, her haneye erişmek AK Parti'nin siyaset anlayışının özüdür. İşimiz çok olabilir, mesuliyetimiz ağır olabilir, vaktimiz kısıtlı olabilir; ama bunların hiçbiri vatandaşla arayı soğutmanın mazereti olamaz. Hele hele kibir, gurur, böbürlenme, sokakta çarşıda kasılarak yürüme gibi karakter zafiyetleri, bu çatı altında Tayyip Erdoğan'la yol arkadaşlığı yapan hiç kimseye yakışmaz. Buna en başta AK Parti Genel Başkanı olarak biz izin vermeyiz. Milletle arasına mesafe koyan, bizimle arasına mesafe koymuş demektir. Millete tavır alan, millete hürmetsizlik eden, şehrine, ilçesine hizmet ederken yüksünen; bize saygısızlık etmiş, bize tavır almış demektir. Şehrine, ilçesine hizmet ederken yüksünen; bize saygısızlık etmiş, bize tavır almış demektir. Unutmayın, bizim önceliğimiz vatandaşlarımızın gönlünü kazanmaktır. Bizim gayemiz sorunları çözmek, çözemiyorsak bile elimizden geleni yapmak, ihtiyaç duyduğu her an vatandaşımızın yanında olmaktır. Tam 24 yıldır titizlikle sahip çıktığımız bu hasletlerimize; il, ilçe başkanı, belediye başkanı ve meclis üyesi, kadın ve gençlik kollarıyla hep beraber sıkı sıkıya sarılmamız gerektiğinin altını çiziyor ve sizlere güveniyorum. Yine bu dayanışma mevsiminde Gazze'deki kardeşlerimiz başta olmak üzere mazlumları da ihmal etmeyeceğiz. 11 Ekim'den beri Gazze'de ateşkes tesis edilmiş olsa dahi İsrail'in enkaza çevirdiği yerleşim yerlerinde sıkıntılar halen devam ediyor. Havaların soğuması ve yağışların başlamasıyla birlikte Gazze halkının yükü daha da artmış durumda. Gazze'de şiddetli yağmurun etkisiyle su altında kalan çadırları; aşırı soğuk sebebiyle hipotermi geçiren bebek ve çocukları hepimiz içimiz yanarak takip ediyoruz. Mutabakata göre günlük 600 tırın Gazze'ye giriş yapması gerekiyordu; ancak İsrail, böyle insani bir meselede bile sözünü tutmuyor, insani yardım girişlerine uyduruk bahanelerle sürekli zorluk ve engel çıkarıyor. Biz bunlara rağmen Gazzeli mazlumların yanında olmaya çalışıyoruz. Geçen hafta 1300 ton insani yardım malzemesi taşıyan 19. iyilik gemimiz Mısır'ın El-Ariş limanına ulaştı. Son iki yılda Gazze'ye gönderdiğimiz yardım miktarı 105 bin tona yaklaştı. Gazze halkının ilaca, yiyeceğe, giyeceğe, ısınmak için yakıta ihtiyacı var. Hepsinden öte Gazze'nin umuda, dayanışmaya, manevi desteğe ihtiyacı var. İşte onun için çok dua edeceğiz; dua ile kalmayacak, mübarek üç aylarda Filistin'e yardımlarımızı daha da artıracağız. Türkiye olarak sinmeyeceğiz, susmayacağız, unutmayacağız; Gazze'yi hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız. Burada bir noktanın altını özellikle çizmek istiyorum: Tıpkı "Allah Allah" nidalarıyla üç kıta yedi iklimde at koşturan kahraman ecdadımız gibi sadece Hakkın tarafındayız, sadece haklının tarafındayız, sadece mazlumun, mağdurun tarafındayız. Tarihimiz boyunca her zaman mazlumlar için bir eman yurdu olduk. Dinine, diline, kökenine bakmadan; ezilene, horlanana, zulme ve katliama uğrayana kapımızı açtık. Engizisyondan kaçan Musevilere de, Nazi zulmünden kaçan Musevi bilim adamlarına da kol kanat gerdik. Kafkaslar'dan Balkanlar'a, Afrika'dan Asya'ya, bütün buralarda kimin başı sıkışmışsa hiç düşünmeden imdadına koştuk. u dün böyleydi, bugün böyledir, yarın da asla değişmeyecektir. Ay-yıldızlı al bayrağımız mahzun gönüllere inşirah vermeye kıyamete kadar devam edecektir. Biz bin yıllık şanlı tarihimize baktığımızda işte bunu görüyoruz. Orada adalet görüyoruz; merhamet, şefkat, iyilik görüyoruz. Orada cesaret ve kahramanlık görüyoruz. "Tahtımı veririm, tacımı veririm ama devletime sığınan mazlumu asla vermem" diyen haysiyet abidelerini görüyoruz. Kudüs-ü Şerif’i 400 sene boyunca "Lâ ilâhe illallah İbrahim Halilullah" lafzına uygun şekilde yönetmiş bir alicenaplık görüyoruz. İmparatorluğun sıkıntılı günlerinde Filistin'e karşı para teklif edenlere, "Ben bir karış dahi toprak satamam zira o bana değil, milletime aittir; onlar bu imparatorluğu kurup kanlarıyla mahsuldar kıldılar, onu bizden koparılmadan önce üzerine kanımızla bir kere daha kaplamayı biliriz" diyerek reddeden gurur kaynağımız bir ecdat görüyoruz. İşte biz buyuz. Biz farklı bir ülkeyiz, çok farklı bir milletiz. Bakın, 1071'den beri biz bu coğrafyadayız. Bedel ödedik, mücadele ettik; can verdik, can aldık. Bu topraklarda bin yıldır tutunmayı işte böyle başardık. Bize ömür biçenler oldu, "hasta adam" diyenler oldu, harim-i ismetimize el uzatmaya cüret edenler oldu. Asrın başında Çanakkale'de, daha sonra Milli Mücadele'de, en son 15 Temmuz'da istiklal ve istikbalimize kastedenler oldu. Hepsini bozguna uğrattık; iman dolu göğsümüzle ehl-i salip heveslerini kursaklarında bıraktık. Herkes bilsin ki biz, dün olduğu gibi bugün de sulh-u sükundan yanayız. Ama bu demek değildir ki haksızlığa rıza gösterir, zulme sessiz kalırız. Asla. Şunu burada çok açık ve net söylüyorum: İster Doğu Akdeniz'de, ister Ege'de, isterse başka bir yerde olsun; biz ne hak yeriz ne de hakkımızı yediririz. Kıbrıs Türkü’nün hak ve çıkarlarının gasp edilmesine de müsaade etmeyiz. Anlaşmalar yapılabilir, imzalar atılabilir, sipariş sorularla çeşitli mesajlar da verilebilir. Bunların hiçbiri bizi bağlamaz, bizim politikamızı değiştirmez. Elinde 70 binden fazla Filistinli kardeşimizin kanı olanların hadsizliklerinin bizim nazarımızda teneke tıngırtısından farkı yoktur ve olamaz. Oyuna gelmedik, gelmeyeceğiz. Tahriklere kapılmadık, kapılmayacağız. Türkiye olarak; uluslararası hukuk ve ikili anlaşmalarımız çerçevesinde, tarihi tecrübelerimize ve köklü geleneğimize yakışır şekilde vakarla, basiretle, sağduyuyla, sükunetle hareket etmeye devam edeceğiz. Millete hizmet aşkımızı büyüterek, coşkumuzu, heyecanımızı çoğaltarak tüm Türkiye için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Sorunlara çözüm bulmak, dertlere derman olmak adına bütün enerjimizi, bütün gayretimizi, birikimlerimizi, tecrübelerimizi; tüm bunlarla birlikte yüreğimizi ortaya koymuş durumdayız. Liyakatli ve tecrübeli kadroların riyasetinde Türkiye büyüyor, güçleniyor, küresel bir aktör olma hedefine sağlam adımlarla ilerliyor. Kardeşlerim unutmayın; doğuda, batıda, 783 bin kilometrekarelik vatan toprağının her karışında, elbette dünyanın birçok yerinde ülkemize yönelik muhabbetin çoğaldığını, teveccühün arttığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. Bilhassa "terörsüz Türkiye" sürecimizde mesafe katettikçe sınırlarımız dışında da karamsarlık havası dağılmaya; Arap, Kürt, Türkmen, Sünni ve Şii kardeşlerimiz geleceklerine daha bir umutla bakmaya başladı. Biz de bu umutları güçlendirmek için üzerimize ne düşüyorsa, meşru daire içerisinde kalarak harfiyen yerine getiriyoruz. İstişareler neticesinde unutmayın; efradını cami, ağyarını mani bir anlayışla hazırladığımız raporumuzu geçen hafta komisyona teslim ettik. İttifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi de büyük emek verildiği anlaşılan raporunu komisyona takdim etti. Bu vesileyle 5 Ağustos'tan beri fedakarca çalışan komisyon üyelerimizi tebrik ediyor, her birinden tek tek Allah razı olsun diyorum. Komisyonun son eşiği de başarıyla aşacağına inanıyorum. Biliyorsunuz Cumhur İttifakı olarak ilk günden itibaren yapıcı, kuşatıcı ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimsedik. Sözümüzü ölçerek, biçerek, tartarak; bir değil bin kez düşünerek sarf ettik. 86 milyonun emanetini taşıdığımızın bilinciyle çok dikkatli, çok serinkanlı ama bir o kadar da samimi ve kararlı bir politika takip ediyoruz. Şunu aziz milletimizin çok iyi bilmesini arzu ederim: Biz asla siyasi ikbal peşinde değiliz. Bu sürece siyasi hesap zaviyesinden de bakmıyoruz. Türkiye'nin önünde aralanan bu tarihi fırsat penceresini ardına kadar açıp ülkemizi terör belasından ilelebet kurtarmanın gayretindeyiz. Bunu da şehitlerimizin ruhunu incitmeden, onların kemiklerini sızlatmadan, tabuta sığmayan o kahramanların aziz hatıralarına gölge düşürmeden yerine getirmenin çabasındayız. Ne şehit yakınlarımızı ne de gazilerimizi rahatsız edecek hiçbir girişime, söze, tavra, eyleme fırsat vermedik ve vermeyeceğiz. Allah'ıma hamdolsun, şimdiye kadar böyle bir adımımız hiç olmadı, bundan sonra da olmayacaktır. Ne bizim ne de Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin böyle bir girişim içinde bulunması zaten düşünülemez. Ne yapıyorsak Türkiye için, Türkiye'nin selameti için yapıyoruz. Birileri görmese de milletimiz bizim hüsnüniyetimizi görüyor. Birileri anlamasa da 86 milyon bizim neyi başarmaya çalıştığımızı anlıyor. Türkiye sonunda huzurun, güvenliğin, kalkınmanın ve refahın olduğu bir yola girmiştir; inşallah bu yolu sonuna kadar sabırla yürüyecektir. Ne terörden beslenenlerin, ne coğrafyamızı kan gölüne çevirmek isteyen katliam şebekelerinin tuzakları, ne de bu şebekelerin kayığına binmeye hevesli aparatların provokasyonları buna engel olamayacaktır. Ortak tarih, ortak gelecek vizyonu ekseninde kardeşliğimizin güçlenmesi, bölgemizde barış ve istikrar kuşağının tesis edilmesi için ne icap ediyorsa bunu hayata geçirmeye inşallah devam edeceğiz. Burada şu hususun altını da özellikle çizmek istiyorum; milletimizin bu noktada özellikle düşünmesini rica ediyorum. Muhalefet, ülkenin her meselesinde olduğu gibi komisyon raporunda da yine kolaya kaçmış, hasbi değil hesapçı davranmayı tercih etmiştir. Ana muhalefet partisi CHP vesayete teslim olmuş, baskılara direnememiş, sürecin önünü açacak hiçbir somut teklif getirememiştir. Her fırsatta "şu kadar raporumuz var" diye övünen CHP, iş çözüm üretmeye, risk almaya gelince yine su koyvermiştir. Ülkemizin neredeyse yarım asırdır ayağına bağ olan bir meselenin çözümü için Meclis, gerçekten önemli bir sorumluluk üstleniyor. Cumhur İttifakı, sorun çözülsün diye eliyle birlikte tüm gövdesini taşın altına koyuyor; fakat ana muhalefet cephesinde ne bir ciddiyet ne bir irade ne de somut bir öneri var. Ezberleri tekrarlamak dışında hiçbir reçeteleri yok; rüzgar nereye eserse oraya savrulan yaprak misali sürekli yön değiştiriyorlar. Bu rotasızlığı sadece rapor konusunda değil, yurt dışı ziyaretlerinde de görüyoruz. CHP Genel Başkanı, verdiği sözlerin hilafına yurt dışında "Türkiye partisi" olma erdemini ne yazık ki gösteremiyor. Her seyahatinde milletimizi mahcup ediyor, gaflarıyla ve skandallarıyla 86 milyonu utandırıyor. Gidiyor, utanmadan Türkiye'yi yabancılara şikayet ediyor. Sosyalist Enternasyonal'deki yoldaşlarından 5 dakikalık bir randevu koparabilmek için adeta yalvarıyor, eziliyor ve onurunu ayaklar altına alıyor. Siyasi rakibimiz dahi olsa, CHP’nin yabancılar karşısında bu derece zafiyet ve acziyet içinde olmasını biz istemeyiz. Türkiye’nin ana muhalefet partisi genel başkanının, uluslararası bir toplantıda muhataplarına yalvarmasını içimize sindiremiyoruz. Bırakın siyasetçisini, bu ülkenin ekmeğini yiyen hiçbir kimsenin Türkiye’yi bu duruma düşürmeye hakkı olamaz. Sayın Özel, ülkesini kötülemeyi kendine yakıştırabilir ama biz bunu Türkiye’ye asla yakıştırmıyoruz. Daha mezar başında nasıl davranacağından habersiz, kabristanda kadeh tokuşturmayı maharet zanneden birisinden diplomatik temas beklemek beyhude bir uğraştır. Kendi müteveffa milletvekiline saygı duymayan, millete saygı duyar mı? Kendi örfünü, adetini bilmeyen diplomasinin teamüllerini bilir mi? Çıkmışlar bir de bu edepsizliği savunmaya kalkıyorlar. Allah CHP’li vatandaşlarımıza sabır, bunlara da akıl fikir versin. Tüm bu yaşananlar bize Türkiye’nin çok güçlü bir AK Parti’ye ve Cumhur İttifakı’na ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Siyaseti bir hizmet aracı olarak değil, bir rant vasıtası olarak görenlerin belediyeleri ne duruma getirdiğini görüyorsunuz. 86 milyonun kaderini, gözlerini para hırsı bürümüş kifayetsizlerin insafına terk etmeyeceğiz. Milletin tek bir kuruşunu dahi boşa harcamadan, gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz. Sözlerimi bitirmeden önce, 2026 yılı için 28 bin 75 lira olarak açıklanan yeni asgari ücretin işçi ve işverenlerimize hayırlı olmasını diliyorum. Böylece net asgari ücret geçtiğimiz yıla göre yüzde 27 oranında artmış oldu. Ayrıca asgari ücret desteğini de önümüzdeki yıl bin 270 lira olarak uygulamayı sürdüreceğiz. Her bir ferdimizin yanında olmaya devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.