Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Cop31

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Cop31 haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cop31 haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Son 5 Yılda İklim Krizi için 3 Milyon İmza Haber

Son 5 Yılda İklim Krizi için 3 Milyon İmza

İklim krizi küresel ölçekte derinleşirken; aşırı sıcaklıklar, seller, orman yangınları ve kuraklık Türkiye’de de hayatın bir parçası haline geldi. Bilim insanları 1,5°C hedefinin risk altında olduğuna dikkat çekerken, toplumun iklim talepleri de büyüdü. Türetim Ekonomisi Derneği İklim Programı’nın 2021- 2025 Değerlendirme Raporu, vatandaşların iklim krizi mücadelesi için başlattıkları kampanyaların etkilerini ve toplanan imzaların karar alma süreçlerine yansımalarını ortaya koyuyor. 3 Milyon Vatandaş "İklim Adaleti" Dedi Rapora göre: Program süresince 550 yeni kampanya başlatıldı ve toplam 2,7 milyon imza toplandı.46 kampanya, somut etki yaratarak yerel yönetimler ve üniversitelerde politika değişikliklerine, yenilenebilir enerji çözümlerine ve afet yönetimine katkıda bulundu.Karar vericilerle yapılan 132 görüşme ve 28 imza teslimi sayesinde toplumsal talepler politika süreçlerine taşındı.700’den fazla kişi, 50’den fazla eğitimle kampanyacılık, savunuculuk ve iklim iletişimi alanlarında güçlendirildi.Sosyal medya ve iletişim çalışmalarıyla 81 milyondan fazla kişiye ulaşım sağlandı. İklim Politikalarında Toplumsal Katılımın Gücü 5 yıl boyunca bakanlıklar, milletvekilleri ve belediye başkanları ile 100’den fazla doğrudan görüşme gerçekleştirildi. Bu çalışmalar, yerel yönetimlerden üniversitelere kadar 46 farklı alanda somut politika değişikliklerini tetikledi. Kömürden çıkıştan adil dönüşüme, yerel ekoloji direnişlerinden gençlerin gelecek hakkına kadar pek çok başlıkta toplanan talepler, karar vericilerin masasına taşındı. Değişim Elçileri Programı ile Mücadele Tabana Yayılıyor İklim Programı’nın bir parçası olarak yürütülen Değişim Elçileri Programı, 2023 yılından bu yana Türkiye genelinde gençler ve kadınların iklim mücadelesinde aktif rol almasını sağladı. Program kapsamında 88 katılımcı, kampanya ve savunuculuk eğitimleri alarak kendi bölgelerinde 24 kampanya başlattı ve 100.000’den fazla imza topladı. Program, hem yerel halkın çevre taleplerinin görünür olmasına hem de Türkiye’nin iklim krizine karşı daha etkin mücadele etmesine tabandan katkı sundu. “COP31’in Türkiye’de düzenlenecek olması ise önemli bir sorumluluk ve fırsatı birlikte getiriyor” Rapor, vatandaşların ve sivil toplumun iklim krizine karşı daha güçlü ve somut politikalar talep ettiğini ortaya koyuyor. Türkiye’nin 2026’da ev sahipliği yapacağı COP31 Zirvesi (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı), bu toplumsal talebin ulusal ve uluslararası iklim müzakerelerde dikkate alınması açısından kritik bir döneme işaret ediyor. Raporun önsözünde bu sürece dikkat çeken Türetim Ekonomisi Derneği YK Başkanı Dr. Uygar Özesmi ve İklim Programı Yöneticisi Yaz Güvendi, şu değerlendirmede bulundu: “Birleşmiş Milletler’in son Ulusal Katkı Beyanı (NDC) Sentez Raporu, mevcut planların 1,5°C hedefiyle uyumlu olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Aynı dönemde Türkiye’nin güncellediği ulusal katkı beyanı da bilimsel gerekliliklerin gerisinde kaldığı gerekçesiyle eleştirildi. Önümüzdeki yıl COP31’in Türkiye’de düzenlenecek olması ise önemli bir sorumluluk ve fırsatı birlikte getiriyor: Daha iddialı hedefler, daha şeffaf politikalar ve adil bir dönüşüm iradesi.” İnsanlar, Hayvanlar Ve Tüm Canlılar için Eko Alan Türetim Ekonomisi Derneği çatısı altında yürütülen İklim Programı, yıllardır yürüttüğü kampanyacılık ve savunuculuk destek çalışmalarını, saha deneyimi ve dayanışmayı temel alarak artık Eko Alan adıyla sürdüreceğini duyurdu.. Program Yönetici Yaz Güvendi Eko Alan’ı şöyle tarifliyor: “Eko Alan; çevre ve iklim alanındaki gelişmeleri ve politika süreçlerini izleyen, yerel mücadeleleri görünür kılan ve güçlendiren, güvenilir bilgiye erişimi kolaylaştıran bir ortak alan olarak konumlanıyor. Yerelde yürütülen mücadelelere kampanyacılık ve savunuculuk desteği sunmayı, farklı aktörler arasında dayanışmayı artırarak dijital ve sahadaki etkiyi birlikte büyütmeyi hedefliyor. İnsanlar, hayvanlar ve tüm canlılar için adil, canlandıran ve yaşanabilir bir dünya adına bu yolculuğu birlikte sürdürmek istiyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan : Hava, su ve toprak kirliliği ürkütücü boyutta Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan : Hava, su ve toprak kirliliği ürkütücü boyutta

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul AKM’de düzenlenen Cemre Vakfı Tanıtım Programı’na katılarak bir konuşma yaptı. İkinci günü idrak edilen Ramazanın katılımcılarla birlikte millete, İslam alemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini Allah'tan niyaz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizlerin şahsında burada bulunamayan ancak bir yaşatma ve yeşertme gönüllüsü olarak, bir cemre olarak bu çatıyı yücelten ve yükselten genç kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Biliyorum ki sizler çevre duyarlılığı olan milyonları temsilen buradasınız. Biliyorum ki sizler söz konusu çevre olunca, afetle mücadele olunca, 'Kim var?' denildiğinde, sağına soluna bakmadan 'Ben varım' diyen milyonlarca neferi temsil ediyorsunuz. Dolayısıyla gözlerinin ışıltısı, yüreğimi ısıtan, geleceğe dair umutlarımı büyüten siz genç arkadaşlarımla birlikte Türkiye'nin sorumluluk sahibi tüm gençlerini burada saygıyla selamlıyorum" diye konuştu. "SİZİNLE BİRLİKTE YÜRÜMEK BENİM İÇİN AYRI GURURDUR" Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlamlı program vesilesiyle bugün Türkiye'nin 81 iline, yarın dünyanın dört bir yanına düşeceğine inandığı cemrelerle beraber olmaktan büyük bahtiyarlık duyduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Sizin şu heyecanınızı paylaşmak, sizinle beraber olmak, sizinle aynı ufka bakmak, birlikte yürümek benim için ayrı gururdur, mutlulukların en büyüğüdür. 2021 yılında bir sivil toplum hareketi olarak başlayan ve geçtiğimiz sene kurumsal bir yapıya dönüşen Cemre Vakfına, mütevellisine, mensuplarına teşekkürlerimi iletiyor, bu güzel buluşmaya vesile olan vakfımızın fahri başkanı Samsun Milletvekilimiz Çiğdem Karaaslan'ı tebrik ediyorum. Rabb'im halis niyetinizi, çabalarınızı ve adımlarınızı bereketli kılsın. Son derece güncel, hayati önemde ve geleceğimizi doğrudan ilgilendiren bir mücadeleye gönül veriyor, omuz veriyorsunuz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir şeyi tüm samimiyetiyle ifade etmek istediğini aktararak, genç kardeşlerine bakınca sadece Türkiye'yi yeşertme ve yaşatma azmini değil, aynı zamanda kurdun, kuşun, dağın, taşın, havanın, suyun hakkını gözeten bir medeniyetin mirasçılarını gördüğünü dile getirdi. Gençlere bakınca tabiatla aynı dili konuşan bir hassasiyeti, özü, hakka ve hakikate giden bir inceliği gördüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Sizlere bakınca 'Benim sadık yârim kara topraktır' diyerek kültürümüzün varlıkla bağını sanata dönüştüren Aşık Veysel'deki idrak derinliğini görüyorum. Sizlere bakınca sadece doğal afetlerde Hızır gibi yetişen gönül elçilerini değil, aynı zamanda kendini dünyanın geleceğinden mesul hisseden, darda kalana yetişmeyi hayat tarzı hâline getiren yüksek sorumluluk bilinci görüyorum. Sizlere bakınca hiçbir inkırazın, yabancılaşmanın, kültürel erozyonların milletimizin kalbinden ve gönlünden silemediği uyanış ve diriliş mayasını, bunu hayata geçirme iradesini görüyoruz. Sizlere bakınca bizi millet yapan değerlerin tecellisini görüyorum. Her birinize coşkunuz, çevre hassasiyetiniz, afetler konusundaki farkındalığınız için teşekkür ediyorum." "İKLİM VE ÇEVRE KRİZİNİ GÖRMEZDEN GELMEK MÜMKÜN DEĞİL, DOĞRU DA DEĞİL" Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisini vatanı, ülkesi, milleti ve tüm insanlık için cemre olmaya adayan katılımcıları ve Cemre Vakfını tebrik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün tüm dünya, çevre ve iklim meselesinde ciddi sınamaların eşiğinde bulunuyor. Sanayi atıkları, spreyler, dumanlar, petrol ve ilaç atıkları, plastik ürünler, suni gübreler, çöpler, kimyasal atıklar çevremizi çok hızlı biçimde kirletiyor" diye konuştu. Hava, su ve toprağın, artık iyice ürkütücü boyutlara ulaşan bu hızlı kirlenmeden payını aldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "40-50 yıl önce insanlığın hiçbir surette gündeminde olmayan yeni sorunlar ortaya çıkarken, örneğin mikro plastikler, deniz canlıları için en büyük tehditlerden biri hâline geliyor. Sorumsuzca tabiata atılan bir plastik şişe, yaklaşık 4 asır boyunca çevreyi kirletmeye devam ediyor. Çevre kirliliği, iklim krizi ve tabiatın bozulan dengesi sebebiyle yaşanan seller, fırtınalar, ani hava olayları insanların yanı sıra tüm canlıları olumsuz etkiliyor. Öyle bir noktadayız ki dünyanın neresinde olursak olalım iklim ve çevre krizini görmezden gelmek mümkün değil, açıkçası doğru da değil. Çevre konusunda çabalarımızı artırmamız, başta gençler olmak üzere daha fazla insanı harekete geçirmemiz gereken bir dönemdeyiz." Gençlerin bir araya gelmesiyle vücut bulan Cemre Vakfının, farkında olmakla sorumluluk almak arasındaki boşluğu gönüllülükle doldurmayı amaçlayan bir çevre hareketi olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cemre, ayağı toprağa basanların, bir ağaç gölgesinde serinleyenlerin, avuçlarıyla gözelerden su içenlerin, yağmurun sesine kulak verenlerin, her bahar tabiatın yeniden uyanışına şahitlik edenlerin buluştuğu, güç birliği yaptığı, harbi ve hasbi bir iyilik hareketidir" ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Bu hareket çevre duyarlılığını ideolojik çerçeveye hapsedenlerin refleksiyle değil, kendini kâinatla, kâinatı da kendisiyle bir gören ulvi bir duruşun ve duyuşun sivil çatısıdır. Cemre, gücünü ve ilhamını medeniyetimizin kurucu değerlerinden alan, kökü mazide, gözü atide bir bilinç hareketidir. Bunu son derece kıymetli bulduğumu hassaten vurgulamak istiyorum. Çünkü biz gerek kültürel kadrolarımız gerekse medeniyetimiz, özellikle müktesebatımız bu açıdan oldukça zengin bir birikime sahibiz. 'Yarın kıyametin kopacağını bilsen dahi elindeki fidanı dik' buyuran bir Peygamberin ümmetiyiz. Millet olarak savaş zamanlarında bile fethettiği ülkelerde sadece insanların değil, canlı cansız her varlığın hakkına riayet eden, tabiata asla zarar vermeyen, karıncayı dahi incitmeyen bir medeniyetin mensuplarıyız." Tabiatı tahrip etmenin kınandığı, israfın şiddetle yasaklandığı, temizliğin övüldüğü bir kültürden geldiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kültürümüzde kurdun, kuşun, dağın, taşın, börtü böceğin, çiçeğin, ağacın, suyun, havanın, toprağın, velhasıl tabiattaki her varlığın hakkı vardır. Bu hakkı gözetmek bize emredilmiştir. Sadece bizde değil dünyanın farklı yerlerinde ilhamını fıtrattan alan tüm kadim kültürlerde tabiat tasavvurunun birbiriyle örtüştüğünü görürsünüz" şeklinde konuştu. "GENÇLERİMİZİ 'BİR CEMRE DE SEN OL' DİYEREK CEMRE VAKFIMIZA ÜYE OLMAYA DAVET EDİYORUM" Amerikan yerlilerine atfedilen "Son ırmak kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde ve son balık öldüğünde, o zaman beyaz adam paranın yenmediğini anlayacak" sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz de bugün diyoruz ki su kaynakları kirletildiğinde, canlılar nefes alamaz hâle geldiğinde, ozon tabakası delik deşik olduğunda, dünyanın florası ve faunası zehirlenerek can çekiştiğinde, yeryüzü insan için artık yaşanmaz olduğunda, agresif büyümenin, tüketim çılgınlığının, sömürüye dayalı konforun, zenginliğin ve insanı büyüleyen teknolojik ilerlemenin hiçbir işe yaramadığını herkes idrak edecek" değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Bunun için çevre bilinci, aynı zamanda bir vatan bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir var olma bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir gelecek inşa etme bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda kendimizin, insan olduğumuzun farkına varma bilincidir. Çevre bilinci, kâinattaki dengeyi idrak etme bilincidir. Cemre Vakfı ve Cemre gönüllülerimizin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da işte bu bilinçle hareket edeceklerine, yaptıkları çalışmalara işte bu pencereden bakacaklarına yürekten inanıyorum. Çevreye duyarlı ve gönüllülük bilinci yüksek tüm gençlerimizi 'Bir cemre de sen ol' diyerek Cemre Vakfımıza üye olmaya davet ediyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Allah'ın eseri ve emaneti olarak gördükleri tabiatı korumak, gelecek nesillere daha yaşanabilir, daha güzel, daha temiz bir Türkiye bırakmak için yoğun gayret gösterdiklerini kaydetti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden beri çevre konusunda çok önemli çalışmalar içinde olduklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hatırlayın, şu kavram fakire aittir. Çöp, çukur, çamur. Bunu biz hâllettik. Kökü kokudan ötürü toprakla doldurulması tartışılan Haliç'i, tekrar Boğaz'ın incisi hâline getirdik. Vahşi depolamadan dolayı çöp dağlarının patladığı İstanbul'u, ülkemizin en temiz şehirlerinden biri hâline getirdik. İstanbul'daki tecrübemizi daha sonra Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak tüm Türkiye'ye teşmil ettik" diye konuştu. "RÜZGÂR VE GÜNEŞ ENERJİSİNİ YAYGINLAŞTIRARAK YENİLENEBİLİR ENERJİNİN GÜÇ İÇERİSİNDEKİ PAYINI YÜZDE 62'YE ÇIKARDIK" Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece 5 ilde kullanılan doğal gazı 81 vilayete yayarak, şehirlerin hava kirliliği sorununu önemli ölçüde çözdüklerini belirterek, "Rüzgâr ve güneş enerjisini yaygınlaştırarak yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içerisindeki payını yüzde 62'ye çıkardık. Neredeyse bir asırdır ihmal edilen nükleer enerjiye yönelik yatırımlarımızı hızlandırdık. Ağaçlandırma noktasında ise adeta bir devrim yaptık. Son 23 yılda 7,5 milyarın üzerinde fidanı toprakla buluşturduk. Dünyada en fazla ağaçlandırma yapan, Avrupa'da orman varlığını en çok artıran ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyoruz. 81 ilimize 82 milyon metrekareyi aşan millet bahçesi kazandırma hedefimizi adım adım gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Şimdiye kadar toplam 38 milyon 700 bin metrekare büyüklüğünde 314 millet bahçesini tamamladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kalanların inşasının da hızla devam ettiğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Yerli otomobil markamız Togg'u elektrikli olarak üretirken yine çevre hassasiyetimizi ortaya koyduk. Çevre projelerinde asla bir siyasi ayrımcılık içinde değiliz. Çevreyi koruyan, tabiatı güzelleştiren, bizim bu alandaki çabalarımıza katkı veren her adımı, her fikri samimiyetle destekliyoruz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın kapıları herkese açıktır. Aynı şekilde bizim kapımız, ülkesine, milletine ve şehrine hizmet etmek isteyenlere sonuna kadar açıktır. Çevreyi korumanın partisi olmaz, afetlere karşı hazırlığın ideolojisi olmaz. Biz iş yapana, hizmet üretene, insanımıza faydası olana her zaman sahip çıkarız, destek veririz, önünü açarız." "SIFIR ATIK PROJESİ BUGÜN GELİNEN NOKTADA KÜRESEL BİR ÇEVRE HAREKETİNE DÖNÜŞTÜ" Türkiye'nin çevre konusunda, küresel düzeyde oluşturulan örgütlerin içinde yer alma, anlaşmalara taraf olma konusunda gelişmiş ülkelerin önünde olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Paris İklim Anlaşması'nı 2021 yılında Meclisimizde biz onayladık. Ardından yeşil büyüme vizyonu ve net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadeleyi amaçlayan İklim Kanunu'nu kabul ettik. Nihai hedefimiz olan 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için gerekli tüm adımları atmayı sürdürüyoruz. Eşim Emine Erdoğan'ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık Projesi bugün gelinen noktada küresel bir çevre hareketine dönüştü" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevre projelerinin çatısını sıfır atık anlayışının oluşturduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Bu hareket bize şunu öğretiyor. Bir pet şişeyi geri dönüştürdüğümüzde sadece bir atığı bertaraf etmiyoruz, aynı zamanda bir canlının hayatını, bir sahilin güzelliğini, bir çocuğun umudunu da kurtarıyoruz. Bir ağacı kurtardığımızda yalnızca bir fidan yeşertmiyoruz, daha önemlisi bir neslin nefesini de güvence altına alıyoruz. Şimdi tüm bu çabaları, projeleri ve hizmetleri bir üst aşamaya taşımaya hazırlanıyoruz. Biliyorsunuz oldukça çetin geçen diplomatik müzakereler neticesinde COP31'in ev sahipliğini üstlendik. Bu sene Antalya'da 200'e yakın ülkeyi ağırlayacak, inşallah artık 'Söz değil, eylem zamanı' diyeceğiz. Çevreye, afetlere ve topluma dair ilk ısıyı büyütme gayretiyle kurulan Cemre Vakfımızın bizlere bu mücadelemizde destek olacağına, omuz ve katkı vereceğine yürekten inanıyorum. İnşallah biz de Cemre Vakfı gibi samimi, sorumlu, vizyoner ve gayretli sivil toplum kuruluşlarımıza gereken her türlü desteği vereceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Lafa gelince çevreci kesilen ama Milas'ta zeytin ağacı kıyımı yapanların yönettikleri şehirleri çöpe, çamura ve çukura mahkum edenlerin, kışın ortasında milletimize haftalarca susuzluk çektiren istismarcıların, kimi zaman beceriksizlikleri, kimi zaman aşırı rant hırsları sebebiyle cennet vatanımızı yaşanmaz hâle getirmelerine fırsat vermeyeceğiz" dedi. Yılın ilk cemresinin havaya düştüğü bu günlerde Türkiye'nin 'cemre'leriyle bir araya gelmekten duyduğu bahtiyarlığı ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, herkesin Ramazan-ı Şerif'ini de tebrik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabb'imden hepimizi sağlık ve afiyet içinde bayrama da kavuşturmasını niyaz ediyorum. Cemre Vakfının faaliyetlerinin hayırlara vesile olmasını, çevre ve afetlere hazırlık konusunda başarılı çalışmalara imza atmasını temenni ediyorum" diye konuştu.

Her 10 Kişiden 9'u İklim Değişikliği "Var" Diyor! Haber

Her 10 Kişiden 9'u İklim Değişikliği "Var" Diyor!

İklim Haber ve KONDA Araştırma'nın "Türkiye'de İklim Değişikliği Algısı" raporuna göre, Türkiye'de her 10 kişiden 9'u iklim değişikliğinin var olduğunu belirtirken, katılımcıların %54'ü İklim Kanunu hakkında bilgisinin olmadığını ya da yetersiz olduğunu söylüyor. İklim Haber ve KONDA Araştırma, Türkiye'de kamuoyunun iklim değişikliği algısını ölçmek ve iklim krizi hakkındaki görüşlerini öğrenmek için 2018'den bu yana gerçekleştirdiği araştırmanın bu yıl sekizincisini yayımladı. Rapor, her yıl giderek derinleşen iklim krizinin Türkiye'deki etkilerine, iklim inkarcılığına, 2025'te TBMM'de kabul edilen İklim Kanunu'na, enerji tercihlerine ve orman yangınlarına odaklanıyor. Türkiye çapında 1.980 kişiyle hanelerinde görüşme yapılarak gerçekleştirilen yeni araştırmanın sonuçları, İklim Haber'in yeni yayına aldığı internet sayfasından duyuruldu. İklim inkarcılığı geçtiğimiz yıl İklim Kanunu tartışmaları esnasında, özellikle sosyal medyada, öne çıkmış ve TBMM'deki görüşmelerin durmasında etkili olmuştu. İklim Haber bunun üzerine araştırmada iklim değişikliğinin var olup olmadığına dair toplumun ne düşündüğünü anlamak için bir soru yöneltti. Çalışma sonuçlarına göre, Türkiye'de iklim değişikliğinin varlığı toplum genelinde çok güçlü bir kabule sahip. Türkiye'de her 10 kişiden 9'u iklim değişikliğinin var olduğunu belirtirken, bu kanaatin özellikle gençlerde, öğrencilerde, üniversite mezunlarında, modern yaşam tarzını benimseyenlerde daha da yaygın olduğu görülüyor. İklim değişikliği yoktur diyenlerin oranı ise %9 civarında. En Çok Tercih Edilen Enerji Kaynağı Güneş ve Rüzgar! 2025 Temmuz ayında Meclis'ten geçen İklim Kanunu ise, Türkiye'de ilk kapsamlı iklim düzenlemesi olmasına rağmen toplumun büyük bir bölümü tarafından hâlâ yeterince bilinmiyor. Katılımcıların %54'ü kanun hakkında bilgisinin olmadığını ya da yetersiz olduğunu belirtirken, kanunu açık biçimde doğru bulanların oranı oldukça düşük. Daha yaygın tutum ise, kanunun varlığını olumlu bulmakla birlikte içeriğinin yetersiz olduğu yönünde. Çalışma aynı zamanda toplumun enerji tercihlerine olan yaklaşımını da irdeliyor. Buna göre, yenilenebilir enerji kaynakları açık ara en çok tercih edilen seçenekler olarak ön plana çıkıyor. Güneş ve rüzgar enerjisi tüm yaş, eğitim ve yerleşim gruplarında güçlü destek görüyor. Buna karşılık nükleer ve kömür santralleri, toplumun en fazla karşı çıktığı enerji türleri olarak işaret ediliyor. Toplumun %88'i Aşırı Hava Olaylarının Arttığını Düşünüyor İklim değişikliği konusundaki endişenin yıllar içindeki değişimi incelendiğinde 2018'den bu yana dalgalı bir trend görülüyor. 2018 sonrasında genel olarak düşüş gösteren endişe oranları 2022 yılına gelindiğinde en yüksek seviyesine ulaşıyor. Yeni çalışmada ise Türkiye'de her 100 kişiden 64'ü iklim değişikliği konusunda endişeli olduğunu belirtiyor. Emisyonların yeterli hızda azaltılmaması ve fosil yakıtlara yapılan yatırımların devam etmesi sonucunda iklim krizinin görünen yüzü olan aşırı hava olayları da her geçen yıl şiddetlenirken, sayısı artıyor. Katılımcıların %88'i de son yıllarda sel, fırtına, aşırı sıcaklık ve kuraklık gibi düzensiz hava olaylarının arttığını ifade ediyor. Bu algı, pandemi sonrası dönemde belirgin biçimde güçlenerek 2025 yılında yeniden yükseliş eğilimine giriyor. Bu önermenin ilk ölçüldüğü Mart 2018'deki araştırmada düzensiz hava olaylarının arttığını düşünenlerin oranı ise %76'ydı. Araştırma, orman yangınlarının iklim krizinin en somut boyutlarından biri olarak algılandığını ve Türkiye toplumunda orman yangınlarına karşı hazırlık düzeyine ilişkin algının belirgin biçimde olumsuz olduğunu ortaya koyuyor. Toplumun %63'ü, önümüzdeki yaz orman yangını yaşanması durumunda ülkenin yeterince hazırlıklı olmadığını düşünüyor. 2026 İklim Politikasında ve İletişiminde Türkiye için Kritik Yıl Araştırma sonuçlarını değerlendiren İklim Haber Yayın Yönetmeni Dr. Barış Doğru, iklim kriziyle mücadelede yurttaşların algılarını doğru biçimde görmenin önemini vurguladı. Sekiz yıldır tekrarlanan araştırmanın gösterdiği en önemli bulgunun, Türkiye toplumunun iklim değişikliği konusundaki yüksek farkındalığı olduğunu söyleyen Doğru, "% 9 civarındaki iklim inkarcılığı oranının, dünyanın birçok ülkesine göre son derece olumlu olduğunu söyleyebiliriz. Tabii her zamanki gibi sesleri, gerçek güçlerinden çok daha fazla çıkıyor" dedi. COP31'in bu yıl Türkiye'de düzenlenmesinin, iklim politikaları konusunun çok daha fazla konuşulmasını sağlayacağının altını çizen Doğru, "Bunu bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Tabii inkarcıların, yükselen kamuoyu ilgisini manipüle etme tehlikesi de mevcut. Dolayısıyla 2026, iklim politikası ve iletişiminde Türkiye için kritik bir yıl olacak" dedi. Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) İklim Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin, iklim değişikliği yok diyenlerin oranının %9'u bulmasının, hatta bu oranın kentlerde, orta yaş üzerinde ve dindar muhafazakârlarda daha yüksek olmasının artan dezenformasyon kampanyalarının etkisini açıklayabileceğini söylerken şöyle devam etti: "İklim Kanunu tartışmaları sırasındaki kampanyaların daha fazla insanı inkârcı kampa taşımış olması da olası. Eğer böyleyse %10'a yakın orandaki inkârcılık COP31 gündemi işgal ettiğinde daha da artabilir ve etkili olabilir. İklim hareketinin kamuoyunu etkileyebilecek kişiler aracılığıyla bu konuda özel bir çalışma yapması gerekiyor." Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan ise, gaza verilen desteğin son bir yılda yükseldiğine dikkat çekerken, bu sonucun Sakarya gaz sahasında başlayan yerli üretim nedeniyle gerçekleşmiş olabileceğini söyledi ve şu hatırlatmayı yaptı: "Burada artan üretime rağmen, son iki yıldır Türkiye'nin gaz tüketiminde yerli üretimin payı kısıtlı kaldı. 2024 yılında gaz tüketiminin %4'ünü karşılayan yerli gaz, 2025 yılının ilk 11 ayında ise artan tüketimle de birlikte yaklaşık %5'ini karşılayabilmiş durumda. Dolayısıyla yeni kurulacak bir gaz santrali enerji ithalatımızda daha fazla artışa yol açacaktır."

Bakan Kurum: Yaşadığı her imtihandan güçlenerek çıkan bir Türkiye var Haber

Bakan Kurum: Yaşadığı her imtihandan güçlenerek çıkan bir Türkiye var

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum’un konuşmasından bazı satır başları şöyle: “Bugün burada hep birlikte Yüzyılın Konut Projesi’nde Antalya’mızın kuralarını çekiyoruz. Ev Sahibi Türkiye Projemize başvurarak, devletine ve liderine güvenen tüm kardeşlerime yürekten teşekkür ediyorum. Birazdan kuralarını çekeceğimiz yeni yuvalarınızın sizlere ve ailelerinize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Kamuoyunun doğru, tarafsız, hızlı habere ulaşması için gece gündüz çalışan, işini hakkıyla yapan tüm basın mensuplarımızın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum. Bizim de sesimiz olan, basın emekçilerimize bugün vesilesiyle de çok teşekkür ediyorum. Antalya’mız, Akdeniz’in mavisini, Toroslarıyla, heybetiyle buluşturan ve tarihiyle, doğasıyla Türkiye’nin incisi, milletimizin gözbebeğidir. Bu sene bütün dünyanın gözü, bir kez daha Antalya’mızda olacak. Bu sene Antalya’mızda dünyanın en önemli iklim zirvesi olan COP31’e ev sahipliği yapacağız. Dikkatinizi çekerim Türkiye, COP31 başkanlığı anlamında gerçekten çok önemli bir kazanımı elde etmiştir. Çünkü bu zirvede tüm ülkeler, iklim değişikliğiyle ilgili karar alırken dönüp Türkiye’nin, Antalya’nın sözüne bakacak. Verilen her kararın altında Türkiye’mizin imzası olacak. Bütün dünyaya, bir kez daha Türkiye’nin gücünü, vizyonunu, Antalya’mızın misafirperverliğini inşallah hep birlikte göstereceğiz. En önemlisi de zirveye değerli hemşehrilerim, 196 ülkeden 80 bini aşkın ziyaretçi gelecek. Bu misafir akını, Antalya’mızın esnafına, üretimine, tanıtımına inşallah bu büyük katkılar sağlayacak. Şimdiden COP31 Zirve’miz, Antalya’mız için, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Çok değil sadece son 5 yılı bile düşününce yaşadığı her imtihandan güçlenerek çıkan bir Türkiye var.”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran’dan yeni yıl mesajı Haber

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran’dan yeni yıl mesajı

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 2026 yılına girerken yayımladığı mesajda Türkiye’nin geride bıraktığı başarılarına ve gelecek hedeflerine değindi. Asrın felaketinin ardından yürütülen çalışmalara dikkat çeken Duran, “Konut, köy evi ve iş yeri olmak üzere toplamda 455 bin 357 bağımsız bölüm tamamlanarak hak sahiplerine teslim edilmiş; devletimizin kararlılığı ve milletimizin dayanışmasıyla şehirlerimiz daha güvenli ve dirençli bir hale getirilmiştir” dedi. Gazze’de yaşanan insani drama da değinen Duran, Türkiye’nin mazlum Filistin halkının davasını savunmaya devam edeceğini vurguladı. 2026 yılının uluslararası diplomasi açısından önemini belirten Duran, “2026 yılının, dış politika ve diplomasi açısından ülkemiz için tarihi bir yıl olacağına inanıyorum. Türkiye; NATO Liderler Zirvesi, Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi ve COP31 gibi küresel ölçekte önem taşıyan toplantılara ev sahipliği yapacaktır” ifadelerini kullandı. İletişim vizyonu ve dezenformasyonla mücadele konusundaki kararlılığı dile getiren Burhanettin Duran, mesajını “Vatandaşımızı ve dünyayı güvenilir kaynaklar aracılığıyla doğru ve zamanında bilgilendirecek altyapıyı güçlendirmeyi, dezenformasyona karşı etkili tedbirler almayı sürdüreceğiz. 2026 yılının ülkemiz için birlik ve beraberlik içinde başarılarla dolu bir yıl olmasını temenni ediyorum” sözleriyle tamamladı.

Avustralya Başbakanı, Türkiye'nin COP31 iklim zirvesine ev sahipliği yapması için resmi bir anlaşmaya varıldığını söyledi. Haber

Avustralya Başbakanı, Türkiye'nin COP31 iklim zirvesine ev sahipliği yapması için resmi bir anlaşmaya varıldığını söyledi.

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, 22 Kasım 2025'te Güney Afrika'nın Johannesburg kentindeki Nasrec Fuar Merkezi'nde G20 Liderler Zirvesi'nin açılış gününde bir genel kurul oturumuna katıldı. Avustralya Başbakanı Anthony Albanese Pazar günü yaptığı açıklamada, Türkiye'nin 2026'da COP31 iklim zirvesine ev sahipliği yapması için resmi bir anlaşmaya varıldığını ve Brezilya'daki COP30 zirvesinde yayınlanan bir belgeyi doğruladığını söyledi. 2026 ev sahibini seçmekle görevli Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu'nun bir toplantısının ardından bu hafta COP30 zirvesinde Almanya tarafından yayınlanan bir bildiride, Türkiye'nin Avustralya'nın müzakere sürecine liderlik etme rolünü üstleneceği belirtildi. Bir uzlaşma düzenlemesinin beklendiğine dair daha önceki bir duyuruyu takip etti. Anlaşma, BM görüşmelerine ev sahipliği yapma konusundaki uzun bir soğukluğu çözdü. Albanese yaptığı açıklamada, "COP31'in Antalya'da Türkiye'ye ev sahipliği yapması için resmi bir anlaşmaya varıldı ve Pasifik'in çıkarları, Avustralya'nın toplantı öncesinde ve toplantıda Müzakereler Başkanı rolünü üstlenmesiyle ileri sürüldü" dedi. Pasifik bölgesinin "iklim değişikliğinin bölgeye oluşturduğu varoluşsal tehdide dikkat çekmek" için özel bir COP öncesi toplantıya ev sahipliği yapacağını söyleyen açıklamaya göre, Avustralya'nın zirvede karar verme sürecine rehberlik edecek "müzakerelerle ilgili olarak münhasır yetki" olacak. 18 ülkeden oluşan bölgesel bir diplomatik blok olan Pasifik Adaları Forumu, Avustralya'nın teklifini desteklemişti. Birkaç Pasifik ada ülkesi yükselen denizlerden dolayı risk altında.İklim eylemini teşvik etmek için dünyanın ana forumu olan yıllık COP, yıllar içinde diplomatik toplantılardan ev sahibi ülkelerin ekonomik beklentileri teşvik edebileceği geniş ticaret fuarlarına dönüştü.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.