Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Cop31

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Cop31 haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cop31 haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, COP31 Odaklı Hızlandırma Desteği Çağrısı kapsamında küresel pazarlara açılmanın destekleneceğini açıkladı. Haber

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, COP31 Odaklı Hızlandırma Desteği Çağrısı kapsamında küresel pazarlara açılmanın destekleneceğini açıkladı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda teknoloji odaklı girişimlere yönelik yeni destek programını duyurdu. KOSGEB tarafından hayata geçirilen COP31 Odaklı Hızlandırma Desteği Çağrısı ile temiz enerji, iklim teknolojileri, sürdürülebilir tarım, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir finans alanlarında faaliyet gösteren girişimlerin uluslararası pazarlara açılmasının desteklenmesi hedefleniyor. GİRİŞİMLERE 6,5 MİLYON TL’YE KADAR DESTEK Program kapsamında TEKMER işletici kuruluşları ile GO sahibi teknopark yönetici şirketlerine 6,5 milyon TL’ye kadar destek sağlanacak. Destek sayesinde söz konusu kuruluşların bünyelerinde yer alan girişimlerin uluslararası büyümelerini sağlayacak hızlandırma programlarının hayata geçirilmesi amaçlanıyor. Programla girişimlerin yalnızca yurt dışı pazarlara erişiminin değil, aynı zamanda yeni yatırım ve iş birliği fırsatlarına ulaşmasının da güçlendirilmesi hedefleniyor. Bakan Kacır, desteğin Türkiye’nin yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma vizyonu doğrultusunda teknoloji girişimlerinin küresel ölçekte büyümesine katkı sağlayacağını belirtti. SON BAŞVURU 30 AĞUSTOS COP31 Odaklı Hızlandırma Desteği Çağrısı için son başvuru tarihi 30 Ağustos 2026 olarak açıklandı. Başvuru ve programın ayrıntılarına KOSGEB’in resmi internet sitesi üzerinden ulaşılabiliyor.

Kocaeli Sanayi Odası AB Bilgi Merkezi'nden Doğa Temelli Sürdürülebilir Yaşam programı    Haber

Kocaeli Sanayi Odası AB Bilgi Merkezi'nden Doğa Temelli Sürdürülebilir Yaşam programı  

Doğayla barışık bir yaşam kültürünü yaygınlaştırmak ve Avrupa Birliği'nin çevre ile iklim politikalarına dair farkındalığı güçlendirmek amacıyla düzenlenen program, doğayla iç içe olmayı odağa alan yoga ve mindfulness etkinliğiyle açılış yaptı. Etkinlik çerçevesinde, İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas, Avrupa Birliği'nin çevre ve iklim politikalarını konu alan bilgilendirici bir sunum gerçekleştirdi. Sunum sırasında iklim değişikliğinin ekonomik ve güvenlik boyutlarının yanı sıra, özellikle Batı Avrupa'da etkili olan aşırı sıcaklar ve orman yangınlarına vurgu yapıldı. Program katılımcıları; AB Çevre politikasının temel prensipleri, Avrupa Yeşil Mutabakatı, AB İklim Yasası ve Döngüsel Ekonomi Eylem Planı gibi kritik başlıklar hakkında detaylı bilgiler edindi. Programa dair görüşlerini paylaşan Kocaeli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu, “Kocaeli Sanayi Odası olarak sürdürülebilirlik, iklim kriziyle mücadele ve doğal kaynakların muhafazasına yönelik çalışmaları destekliyor, bu alanda bilinç oluşturacak projelerde yer almaya devam ediyoruz. Bu doğrultuda, TOBB öncülüğünde hayata geçirilen COP31 İş Dünyası Forumu (COP31 Business Forum) kapsamında belirlenen ve sanayiyi yeşil dönüşümün merkezine konumlandıran sekiz ana faaliyet alanında katkı sağlamak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Geçtiğimiz ay Londra’da İklim Eylem Haftası çerçevesinde gerçekleştirilen COP31 İş Dünyası Forumu’nun Küresel Yuvarlak Masa Toplantısı’nda yer aldık. Kocaeli AB Bilgi Merkezi aracılığıyla, Türkiye'nin 18 farklı şehrinden başvurular alan ve iklim için adım atan üniversite öğrencilerine yönelik düzenlenen AB İklim Fikir Maratonu programına 49 bireysel ve 29 takım olmak üzere toplam 165 öğrencinin başvurusunu kabul ettik. Eğitim, mentorluk ve fikir geliştirme aşamalarının ardından en etkili çözümler Antalya’da COP31 sahnesinde sergilenecek" şeklinde konuştu. Programın ilerleyen saatlerinde katılımcılar, rehber eşliğinde gerçekleştirdikleri orman yürüyüşü, ekosistem gözlemi ve meditasyon aktivitelerine katılım sağladı. Bitkilerin doğal pigmentlerinin kullanıldığı Tatakizome (ecoprint) sanat atölyesinde sürdürülebilir üretim yöntemlerini deneyimleyen katılımcılar, programı Tohum Bankası ziyareti ile noktaladı. Ziyaret süresince yerel tohumların korunması, biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilirliği ve bu mirasın gelecek nesillere aktarılmasının önemi üzerine katılımcılara bilgiler verildi.

Erdoğan ile Mirziyoyev'i COP31 Zirvesi'ne davet etti Haber

Erdoğan ile Mirziyoyev'i COP31 Zirvesi'ne davet etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. İletişim Başkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre görüşmede, Türkiye ile Özbekistan arasındaki ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve küresel gelişmeler değerlendirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Özbekistan arasındaki iş birliğinin her geçen gün daha da güçlendiğini belirterek, Ocak ayında gerçekleştirilen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısı'nın ardından iki ülke için yeni bir yol haritasının oluşturulduğunu ifade etti. Erdoğan, ilk fırsatta gerçekleştirmeyi planladığı Özbekistan ziyareti kapsamında yapılacak temasların, ikili ilişkilerde yakalanan ivmeyi daha da ileri taşıyacağına inandığını dile getirdi. Görüşmede Türk Devletleri Teşkilatı'nın çalışmaları da ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mayıs ayında Türkistan'da düzenlenen Gayriresmi Zirve'de Aile Meclisi'ni güçlendirmeye yönelik önemli kararlar alındığını hatırlatarak, 29-30 Ekim tarihlerinde Ankara'da yapılacak Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'nde bu adımların daha da ileri taşınmasının hedeflendiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşme sırasında Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'i, 11-12 Kasım tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi'ne davet etti. Erdoğan ayrıca Mirziyoyev'in doğum gününü de kutladı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Liderler, Türkiye-Özbekistan ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel konuları ele aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasındaki ilişkilerin her… — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) July 24, 2026

New York’ta Türk bayraklarıyla coşkulu yürüyüş Haber

New York’ta Türk bayraklarıyla coşkulu yürüyüş

ABD’de Türk diplomatların Ermeni terör örgütü ASALA tarafından şehit edilmesine tepki amacıyla 1981 yılında başlatılan Türk Günü Yürüyüşü, bu yıl 43’üncü kez New York’ta düzenlendi. Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF) öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlik, Türk-Amerikan toplumunun yanı sıra KKTC, Azerbaycan ve Türk dünyasından katılımcıları da bir araya getirdi. Madison 38. Sokak’tan başlayarak Madison Meydanı Parkı’na kadar devam eden yürüyüşte Türk bayrakları Manhattan sokaklarını kırmızı beyaza bürüdü. Etkinliğe Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Büyükelçi Prof. Dr. Çağrı Erhan, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Sedat Önal, Türkiye’nin BM Daimî Temsilcisi Ahmet Yıldız ve New York Başkonsolosu Muhittin Ahmet Yazal’ın yanı sıra çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı. Yürüyüş boyunca dernekler, okullar ve kültürel kuruluşlar korteji selamlarken, festival alanında Türk marşları ve ezgileri yankılandı. Süper Lig şampiyonu Galatasaray başta olmak üzere Türk spor kulüplerine yönelik tezahüratlar da etkinliğe renk kattı. Kutlamalar kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk-Amerikan toplumuna gönderdiği video mesaj festival alanında yayımlandı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da video mesajında, “Manhattan sokaklarını kırmızı beyaza boyayan bu coşku yalnız bir yürüyüşün değil, köklü bir tarihin, güçlü bir kimliğin ve sarsılmaz bir birlik ruhunun ifadesidir” ifadelerini kullandı. Etkinlikte Türkiye’nin tarihi, kültürel ve turistik değerleri de tanıtıldı. New York sokaklarında dolaşan dijital tanıtım kamyonlarında Afyon, Gaziantep, Hatay, Bursa, Şanlıurfa ve Kütahya gibi şehirlerin gastronomi, müzik ve el sanatları öne çıkarıldı. Ayrıca Türkiye’nin çevre politikaları, Sıfır Atık vizyonu ve 2026 yılında Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ne ilişkin mesajlar paylaşıldı. Festival kapsamında Mehteran Birliği’nin gösterisi büyük ilgi görürken, Türk sanatçılar ve folklor ekiplerinin performanslarıyla kutlamalar gün boyu devam etti.

Karbonsuz Karbon Zirvesinde Karbon El İzi Yüksek Olanlar Konuştu Haber

Karbonsuz Karbon Zirvesinde Karbon El İzi Yüksek Olanlar Konuştu

Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı(ÇŞİDB) ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ana desteğinde, “Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri” temalı 11. İstanbul Karbon Zirvesi’ni 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde İTÜ’de Karbon Nötr gerçekleştirerek Karbon El İzi yükseltenleri ödüllendirdi. Karbonsuz karbon zirvesinin Karbon El İzi yüksek oldu İTÜ Öğretim Üyesi ve SÜT-D Başkanı Prof.Dr. Filiz Karaosmanoğlu günlük yaşam ve iş dünyasında doğrudan ve dolaylı sera gazları emisyonu yayıp küresel ısınma sonucu iklim değişikliğine sebep olarak Karbon Ayaz İzi(KAİ) yaparız. İklim değişikliği mücadelemizde, bu gidişata dur demek için gücümüz, yaşam döngüsü yönetiminde her yerde, üretim-tüketim-hizmet süreçlerinde Karbon El İzi(KEİ) yükseltmektir. KEİ pozitif etki ve fayda yaratarak iklim teknolojileri desteğinde sera gazları emisyonunu düşürmektir. Zirvemizi ülkemizin ilk ve tek “ISO 20121 Sürdürülebilir Etkinlik Yönetim Sistemi” belgemiz gerekliliklerine uygun ve ST Climate desteğinde “Karbon Nötr” gerçekleştirerek etkinliğimizin KEİ yüksek etkisi için uğraştık. İTÜ Rektörü Prof.Dr. Hasan Mandal ile ÇŞİDB Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan zirveyi açarak sergide incelemede bulundular bilgisini verdi. ÇŞİDB İklim Değişikliği Başkanı Prof.Dr. Halil Hasar ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Dr. Zafer Demircan’ın delegeye hitaplarını sunan Prof. Karaosmanoğlu Kasım 2026’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde zirvemiz çıktılarıyla ayrıcalıklı konumda. Oturum başkanlarımıza, konuşmacılarımıza ve yüksek paydaş katılımı başarımız için delegelerimize hassaten teşekkür ediyorum.Zirve Sonuç Raporu ve Sunum E-Kitabı için çalışmaya başladık dedi. BEŞİKTAŞ BİLSEM İpsiz Karbon Takımı Prof. Karaosmanoğlu çocuklara ulaşarak sürdürülebilir yaşam kültürü kazandırılması, iklim okuryazarı ve KEİ yüksek nesillere katkı SÜT-D hedefimiz için her eğitim yılında bir okulu seçerek öğrenci, öğretmen ve velilerle ilerleyerek eğitim ve uygulamalar yapıyoruz. Bu yıl Beşiktaş Bilim ve Sanat Merkezi(BİLSEM) paydaş okulumuz.BEŞİKTAŞ BİLSEM İpsiz Karbon Takımı okullarında ayrı topladıkları atıklardan kuklalar tasarlayıp, yaptılar. Kuklalarının sesi ile bizlere gezegenin iklim krizi çığlığını anlattılar. SÜT-D 2026 Küçük Karbon Kahramanı Ödülü takdimini İTÜ Rektör Yardımcısı Prof.Dr. İpek Akın Karadayı, Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanı Dr. Hasan Özçelik birlikte yaptılar. SÜT-D Düşük Karbon Kahramanları SÜT-D 2026 DÜŞÜK KARBON KAHRAMANLARI AKSA Doğalgaz: Doğal Gaz ile Biyometanın Güç Birliği AKSA Jeneratör: GreenTech ile Enerji Çözümlerimiz İklim Dostu DANONE Türkiye: Sürdürülebilir Çiftlik ENDA Enerji: Suyumuzu yönetiyor, Karbonumuzu Azaltıyoruz ETİ Bakır: Entegre Sürdürülebilirlik Modeli HALKBANK: Enerji Verimliliğiyle Geleceğe Yatırım İMMİB: SEE BRIDGE Projesi İNCİ Akü: Her Akü Bir Tohum İSTAÇ: Güneş’le Daha Güçlü KADOOĞLU Yağ: Ayçiçekte Saklı Güneş, İklimimize Kardeş KARTAL Belediyesi: Ağaçlar Kitap Açıyor KOCAELİ Sanayi Odası: Sanayinin Sürdürülebilir Performans Liderleri NEŞE YENİCE: SÜT-D Seçimi SHELL ve TURCAS Petrol: Toprağa Değil, Geleceğe Dokunuyoruz SOCAR Türkiye Ar-Ge ve İnovasyon: TRACE: Analizden Prosese-Daha Az Enerji, Daha Düşük Karbon TKYB: Sürdürülebilir Finansman Yolunda Doğa Pozitif, Düşük Karbon TSKB: Yeşil Dönüşüm İçin Türkiye Yeşil Fonu VAKIFBANK: Veri-Validasyon-Verim-Karbon Azaltımı VAKIF Katılım Bankası: Geleceğe Vakfedilen Enerjimizin Gücü Değerlerinde ve Güneş'te

ÇEVKO’dan COP31 Öncesi Kritik Gündem: İklim, Finansman ve Gençlik Masaya Yatırıldı Haber

ÇEVKO’dan COP31 Öncesi Kritik Gündem: İklim, Finansman ve Gençlik Masaya Yatırıldı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlenen 2026 yılı söyleşilerinin ikincisi, 27 Nisan günü yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın üstlendiği söyleşinin konuşmacıları; ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Bahar Özay, Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu ve Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce oldular. Mete İmer: “Artık Gerçekleştirilebilenlerin Samimi Bir Muhasebesini Yapma ve Uygulamayı Öne Çıkarma Zamanı” İklim krizinin etkisini artırmaya devam ettiğini ve COP31’in zor küresel koşullar altında toplanacağını vurgulayan ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, “Dünya Meteoroloji Örgütü verilerine göre son 10 yıl, kayıtlara geçen en sıcak yıllar arasında yer aldı. Diğer taraftan dünyadaki olumsuz politik ve ekonomik gelişmeler, Amerika Birleşik Devletleri’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi, bölgesel savaşlar ve iklim finansmanındaki yetersizlikler devam ediyor. Antalya’da Kasım ayında gerçekleşecek 31. Taraflar Konferansı bu koşullar altında toplanacak. Bu nedenle zor bir gündemle karşı karşıyayız,” dedi. Paris İklim Anlaşması’ndan bu yana geçen 10 yılda hedeflere ne kadar yaklaşıldığının samimi biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Mete İmer, “Uygulama artık belirleyici bir aşama haline geldi. Geride kalan dönemde hedeflere ne kadar yaklaşıldığını, uygulamanın ne ölçüde başarılı olduğunu açık biçimde muhasebe etmeliyiz. Türkiye olarak da bu muhasebeyi yapmalı; yasal düzenlemelerimizi ne kadar hayata geçirdiğimizi, iklim finansmanını ne ölçüde temin edebildiğimizi ve toplumu harekete geçirmek için neler yaptığımızı sorgulamalıyız. Eksikliklerimizi gidermemiz büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu. Özellikle kentlerin iklim krizine karşı dirençli hale getirilmesinin giderek daha acil bir başlık haline geldiğine işaret eden Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplumu yakından ilgilendiren ve giderek daha acil hale gelen konu, kentlerin ve yaşam alanlarının iklim krizine karşı direnç kazanmasıdır. Yaşadığımız seller, afetler ve kuraklıklar; şehirlerde bundan sonra daha güvenli bir yaşam için altyapı yatırımlarını, bu alana yönelik finansman ihtiyacını ve yerel yönetimlerin rolünü öncelikli hale getirdi. Bu nedenle bu toplantıda ve bundan sonraki söyleşilerimizde belediye temsilcilerine de söz vermek, onları dinlemek istiyoruz. Çünkü burada belediyelerin sorumluluğu ve yapacakları çalışmalar çok önemli.” Selda Susal Saatçi: “Her 5 Saniyede Bir Futbol Sahası Kadar Verimli Toprak Kaybediliyor” İklim krizinde “uygulama” ve “sonuç” odaklı yeni bir döneme girildiğini vurgulayan Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, “Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31’e doğru ilerlerken aslında bir kırılma noktasındayız. Yıllarca hedefleri ve taahhütleri konuştuk; artık bu hedeflerin sahadaki karşılığını, uygulamaların somut çıktılarını görmeye ihtiyaç duyuyoruz. COP31’in de bu yaklaşım üzerine kurulduğunu yakından takip ediyoruz. Bu çerçevede döngüsel ekonomi, atık yönetimi, iklim finansmanına erişim, tarım, su ve gıda güvenliği, adil dönüşüm ve gençlik katılımı öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor,” dedi. Sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine alan bir yaklaşım benimsediklerini belirten Selda Susal Saatçi, “Biz Anadolu Efes olarak ‘7. nesil düşünce’ yaklaşımıyla hareket ediyoruz. Yani bugün aldığımız her kararın, yaptığımız her eylemin gelecek nesiller üzerindeki etkisini gözetiyoruz. Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca bir başlık değil, iş yapış biçimimizin merkezinde yer alan ve uzun vadeli değer yaratma modelimizin ayrılmaz bir parçası olan dönüştürücü bir strateji. Türkiye’de sürdürülebilirlik raporlamasını ilk gerçekleştiren şirketlerden biri olarak çevresel, sosyal ve yönetişim performansımızı şeffaf şekilde paylaşıyoruz ve son iki yıldır entegre raporlama yaklaşımını benimsiyoruz,” diye konuştu. Selda Susal Saatçi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarım, iklim krizinden en çok etkilenen ve aynı zamanda krizi etkileyen alanlardan biri. Küresel ölçekte tarımsal faaliyetler emisyonların yaklaşık yüzde 13’ünü oluştururken, su kaynaklarının yüzde 70’inden fazlasını tüketiyor. Her yıl yaklaşık 75 milyar ton verimli toprak kaybediliyor; bu, her 5 saniyede bir futbol sahası büyüklüğünde alanın yok olması anlamına geliyor. Artan nüfusla birlikte 2050’ye kadar tarımsal üretimin iki katına çıkması gerekiyor. Bu tablo, tarımda daha dayanıklı ve sürdürülebilir yöntemlere geçişi zorunlu kılıyor. Bu kapsamda biz de onarıcı tarım uygulamalarına odaklanıyoruz. Yaptığımız pilot çalışmalarda somut ve cesaret verici sonuçlar elde ettik. Toprak organik maddesinde yüzde 25’e varan artış, su tutma kapasitesinde yüzde 13 iyileşme ve hektar başına 6,7 ton karbon tutulumu sağladık. Bu sonuçlar ışığında bu yıl onarıcı tarım uyguladığımız alanları genişletme kararı aldık. Bununla birlikte, çiftçilere sağladığımız 220 milyon TL’yi aşan teşvik paketi, gençlere yönelik sürdürülebilir tarım eğitim programları ve kadınların güçlenmesine katkı sunan döngüsel ekonomi projeleriyle bütüncül bir etki yaratmayı hedefliyoruz. Tarım, gıda güvenliği, sıfır atık, gençlik ve eğitim başlıklarında atılan adımların tek başına değil, iş birlikleriyle ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz; COP31’in de bu anlamda güçlü bir sinerji yaratma potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz.” Dr. Bahar Özay: “Sürdürülebilirlik Artık Sadece Çevresel Değil, Ekonomik ve Jeopolitik Bir Mesele” Sürdürülebilirliğin artık yalnızca çevresel bir gündem değil, ekonomik, teknolojik ve jeopolitik boyutları olan çok katmanlı bir dönüşüm alanı haline geldiğini vurgulayan BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Dr. Bahar Özay, “Bugün içinde bulunduğumuz tablo, sürdürülebilirlik ve iklim konularının ekonomi politikalarından enerji ve gıda güvenliğine, toplumsal refahtan küresel rekabet gücü ve dış politikaya kadar uzanan yapısal bir dönüşüm gündemi haline geldiğini açıkça gösteriyor. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın başarılması için belirlenen 2030 takvimi bağlamında yapılan değerlendirmeler, amaçların yalnızca yaklaşık yüzde 17’sinin hedeflenen hızda ilerlediğini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu. Küresel ölçekte sürdürülebilirlik hedeflerinin önündeki en temel engelin kalkınma ve iklim finansmanındaki açık olduğuna dikkat çeken Dr. Bahar Özay, “Bugün geldiğimiz noktada finansman konusu belirleyici bir kırılma alanı. 2015 yılında yıllık 2,5 trilyon dolar olarak hesaplanan ihtiyaç, bugün 4 trilyon dolar seviyesine ulaşmış durumda. Mevcut kaynakların adil, etkin ve verimli kullanılamaması ve çok taraflı iş birliklerinde yaşanan sorunlar, bu süreci daha da zorlaştırıyor. Aynı zamanda jeopolitik gelişmeler, çatışmalar ve küresel yönetişim mekanizmalarındaki zayıflama, sürdürülebilirlik gündeminin ilerlemesini doğrudan etkiliyor” dedi. Dr. Bahar Özay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çok katmanlı kriz ortamında Türkiye’nin ‘orta güç’ olarak farklı bölgeler, ekonomiler ve aktörler arasında köprü kurabilecek önemli bir rol üstlenme potansiyeli bulunuyor. COP31 süreci, Türkiye’nin hem yeşil dönüşüm hem de kalkınma ve iklim finansmanı ile uluslararası diyalog açısından konumunu güçlendirebileceği kritik bir fırsat sunuyor. Türkiye gibi ‘zanaatkar devlet’ olarak tanımlanabilecek ülkeler, değişen küresel koşullara daha hızlı uyum sağlayabilen, mevcut araç ve kurumları yeniden şekillendirme kapasitesine sahip aktörler olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda hem sanayi politikalarının daha düşük karbon yoğunluklu ve yüksek katma değerli bir yapıya evrilmesi hem de eğitim ve gençlik odaklı iklim eylemlerinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Özellikle COP31 kapsamında iklim eğitimi ve gençlik katılımının değerlendirilmesi, Türkiye’nin avantajlı olduğu alanlardan biri olarak öne çıkıyor.” Pelin Kıvrıkoğlu: “İklim Eyleminde Yerel Yönetimler Uygulamanın Doğrudan Sahasında” Yerel yönetimlerin iklim eyleminde doğrudan uygulayıcı rol üstlendiğini vurgulayan Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu, “Yerel yönetimler olarak sürecin tam sahasındayız ve doğrudan vatandaşla temas eden bir yapı olarak iklim politikalarının uygulamadaki karşılığını üretmekle sorumluyuz. Üsküdar Belediyesi olarak 2021 yılında hazırlanan sürdürülebilir enerji ve iklim eylem planımız kapsamında 2030 yılına kadar yüzde 40 emisyon azaltım hedefiyle ilerliyoruz. Ancak eylem planlarının yalnızca raflarda kalan stratejik dokümanlar olmaması, izlenebilir ve ölçülebilir uygulamalarla desteklenmesi gerekiyor. Bu nedenle yeni dönem ihtiyaçlarını da kapsayan güncel bir iklim eylem planı çalışmasını başlatmış bulunuyoruz” dedi. Emisyon kaynakları ve yerel yönetimlerin sınırlılıklarına da dikkat çeken Pelin Kıvrıkoğlu, “2024 yılı itibarıyla sera gazı emisyonumuzu 1.832.339 ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesapladık. Bunun yüzde 70’i enerji, yüzde 23’ü ulaşım ve yüzde 7’si ise atık kaynaklı. Ancak enerji tüketiminin önemli bir bölümü hane ve sanayi kaynaklı olduğu için yerel yönetimlerin doğrudan müdahale alanı dışında kalıyor. Bu durum, özellikle enerji başlığında tüm ilçe belediyeleri için ortak bir zorluk yaratıyor. Buna rağmen CDP raporlamasında B skoru elde ettik ve uluslararası ağlara üyeliklerimizle birlikte iyi uygulamaların paylaşımı ve görünürlüğü açısından önemli bir ilerleme sağladık” şeklinde konuştu. Pelin Kıvrıkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uyum ve dirençlilik başlıkları yerel yönetimler için giderek daha kritik hale geliyor. Bu kapsamda enerji yönetimi, sıfır atık uygulamaları ve döngüsel ekonomi projelerini hayata geçiriyoruz. Avrupa Birliği destekli ‘RISE Üsküdar – Riskten Hazırlığa: Üsküdar’da İklim Direncine Giden Kurumsal Yollar’ projesiyle iklim direncine yönelik doğal tabanlı çözümler geliştirirken, ‘Atıksız Üsküdar Atıksız Pazar’ projesiyle semt pazarlarında oluşan organik atıkları komposta dönüştürerek yeniden kullanıma kazandırıyoruz. Bu proje hem ödüller aldı hem de diğer belediyeler için örnek bir uygulama haline geldi. Bunun yanı sıra bitkisel atık yağların toplanması, çevre festivalleri, gıda israfını azaltmaya yönelik çalışmalar ve mahalle buluşmalarıyla vatandaşın sürece aktif katılımını sağlamaya odaklanıyoruz. Yerel ölçekte bu tür somut uygulamaların yaygınlaşmasının iklim mücadelesinde gerçek etki yarattığına inanıyoruz. Ayrıca COP sürecinde yerel yönetimlerin daha görünür olması ve özellikle kadın liderler olarak bu alanda söz söyleyebilmemiz için aktif rol almaya hazırız.” Asya Yüce: “Gençler Sürecin İzleyicisi Değil, Aktif Katılımcısı Olmak İstiyor” Türkiye genelinde 208 üniversiteyi kapsayan iklim elçileri ağını temsil eden Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce, iklim krizinin gençler için teorik bir tartışma değil, doğrudan deneyimlenen bir gerçeklik olduğuna dikkat çekti. Gençlerin iklim sürecinde yalnızca izleyici değil, aktif bir paydaş olduğunu vurgulayan Asya Yüce, “2021 yılından bu yana her üniversiteden seçilen temsilciler olarak kampüslerimizde sürdürülebilirlik ve iklim kriziyle mücadele alanında öncülük ediyoruz. COP31 sürecinde genç katılımının en az yüzde 10 seviyesinde hedeflenmesiyle birlikte kapasitemiz ve etki alanımız da her geçen gün artıyor,” şeklinde konuştu. İklim elçilerinin sahadaki rolüne dikkat çeken Asya Yüce, “Bakanlığımız tarafından düzenlenen eğitim kamplarında iklim değişikliği, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıklarda yoğun eğitimler alıyor; ardından bu bilgi birikimini hem üniversitelerimizde hem de toplum genelinde yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Amacımız, iklim krizini teorik bir tartışma alanı olmaktan çıkararak herkesin sahiplendiği bir çevre kültürüne dönüştürmek. Bu kapsamda söyleşiler, paneller ve farkındalık etkinlikleri düzenliyor, aynı zamanda ulusal ve uluslararası platformlarda iklim diplomasisi yürütüyoruz” dedi. Asya Yüce, sözlerini şöyle sürdürdü: “Taraflar Konferansı’nda yalnızca katılımcı değil, çözüm ortağı olarak yer alıyoruz. Birleşmiş Milletler’in gençlik yapılanmalarıyla koordineli çalışarak ulusal gençlik bildirilerini küresel karar vericilere iletiyor, gençlerin taleplerinin ulusal katkı beyanları gibi resmi politika metinlerine dahil edilmesini hedefliyoruz. COP süreci bizim için bir zirve noktası; Türk gençliğinin organize, donanımlı ve çözüm odaklı yapısını uluslararası alanda göstermek istiyoruz. Bu süreçte gençlerin karar mekanizmalarında yalnızca temsil edilmesi değil, kararları doğrudan etkileyen bir konuma gelmesi gerektiğine inanıyoruz.”

Son 5 Yılda İklim Krizi için 3 Milyon İmza Haber

Son 5 Yılda İklim Krizi için 3 Milyon İmza

İklim krizi küresel ölçekte derinleşirken; aşırı sıcaklıklar, seller, orman yangınları ve kuraklık Türkiye’de de hayatın bir parçası haline geldi. Bilim insanları 1,5°C hedefinin risk altında olduğuna dikkat çekerken, toplumun iklim talepleri de büyüdü. Türetim Ekonomisi Derneği İklim Programı’nın 2021- 2025 Değerlendirme Raporu, vatandaşların iklim krizi mücadelesi için başlattıkları kampanyaların etkilerini ve toplanan imzaların karar alma süreçlerine yansımalarını ortaya koyuyor. 3 Milyon Vatandaş "İklim Adaleti" Dedi Rapora göre: Program süresince 550 yeni kampanya başlatıldı ve toplam 2,7 milyon imza toplandı.46 kampanya, somut etki yaratarak yerel yönetimler ve üniversitelerde politika değişikliklerine, yenilenebilir enerji çözümlerine ve afet yönetimine katkıda bulundu.Karar vericilerle yapılan 132 görüşme ve 28 imza teslimi sayesinde toplumsal talepler politika süreçlerine taşındı.700’den fazla kişi, 50’den fazla eğitimle kampanyacılık, savunuculuk ve iklim iletişimi alanlarında güçlendirildi.Sosyal medya ve iletişim çalışmalarıyla 81 milyondan fazla kişiye ulaşım sağlandı. İklim Politikalarında Toplumsal Katılımın Gücü 5 yıl boyunca bakanlıklar, milletvekilleri ve belediye başkanları ile 100’den fazla doğrudan görüşme gerçekleştirildi. Bu çalışmalar, yerel yönetimlerden üniversitelere kadar 46 farklı alanda somut politika değişikliklerini tetikledi. Kömürden çıkıştan adil dönüşüme, yerel ekoloji direnişlerinden gençlerin gelecek hakkına kadar pek çok başlıkta toplanan talepler, karar vericilerin masasına taşındı. Değişim Elçileri Programı ile Mücadele Tabana Yayılıyor İklim Programı’nın bir parçası olarak yürütülen Değişim Elçileri Programı, 2023 yılından bu yana Türkiye genelinde gençler ve kadınların iklim mücadelesinde aktif rol almasını sağladı. Program kapsamında 88 katılımcı, kampanya ve savunuculuk eğitimleri alarak kendi bölgelerinde 24 kampanya başlattı ve 100.000’den fazla imza topladı. Program, hem yerel halkın çevre taleplerinin görünür olmasına hem de Türkiye’nin iklim krizine karşı daha etkin mücadele etmesine tabandan katkı sundu. “COP31’in Türkiye’de düzenlenecek olması ise önemli bir sorumluluk ve fırsatı birlikte getiriyor” Rapor, vatandaşların ve sivil toplumun iklim krizine karşı daha güçlü ve somut politikalar talep ettiğini ortaya koyuyor. Türkiye’nin 2026’da ev sahipliği yapacağı COP31 Zirvesi (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı), bu toplumsal talebin ulusal ve uluslararası iklim müzakerelerde dikkate alınması açısından kritik bir döneme işaret ediyor. Raporun önsözünde bu sürece dikkat çeken Türetim Ekonomisi Derneği YK Başkanı Dr. Uygar Özesmi ve İklim Programı Yöneticisi Yaz Güvendi, şu değerlendirmede bulundu: “Birleşmiş Milletler’in son Ulusal Katkı Beyanı (NDC) Sentez Raporu, mevcut planların 1,5°C hedefiyle uyumlu olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Aynı dönemde Türkiye’nin güncellediği ulusal katkı beyanı da bilimsel gerekliliklerin gerisinde kaldığı gerekçesiyle eleştirildi. Önümüzdeki yıl COP31’in Türkiye’de düzenlenecek olması ise önemli bir sorumluluk ve fırsatı birlikte getiriyor: Daha iddialı hedefler, daha şeffaf politikalar ve adil bir dönüşüm iradesi.” İnsanlar, Hayvanlar Ve Tüm Canlılar için Eko Alan Türetim Ekonomisi Derneği çatısı altında yürütülen İklim Programı, yıllardır yürüttüğü kampanyacılık ve savunuculuk destek çalışmalarını, saha deneyimi ve dayanışmayı temel alarak artık Eko Alan adıyla sürdüreceğini duyurdu.. Program Yönetici Yaz Güvendi Eko Alan’ı şöyle tarifliyor: “Eko Alan; çevre ve iklim alanındaki gelişmeleri ve politika süreçlerini izleyen, yerel mücadeleleri görünür kılan ve güçlendiren, güvenilir bilgiye erişimi kolaylaştıran bir ortak alan olarak konumlanıyor. Yerelde yürütülen mücadelelere kampanyacılık ve savunuculuk desteği sunmayı, farklı aktörler arasında dayanışmayı artırarak dijital ve sahadaki etkiyi birlikte büyütmeyi hedefliyor. İnsanlar, hayvanlar ve tüm canlılar için adil, canlandıran ve yaşanabilir bir dünya adına bu yolculuğu birlikte sürdürmek istiyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.