Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Cinayet

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Cinayet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cinayet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Adalet Bakanı Akın Gürlek: Faili meçhul bir cinayet daha aydınlatıldı Haber

Adalet Bakanı Akın Gürlek: Faili meçhul bir cinayet daha aydınlatıldı

Bakan Gürlek, Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı Mazı Köyü’nde 2016 yılında yaşamını yitiren Fatma ve İbrahim Teryaki çiftine ilişkin faili meçhul cinayetin yeniden açılan soruşturma kapsamında çözüldüğünü açıkladı. X sosyal medya hesabından açıklama yapan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi’nin koordinasyonunda dosyanın yeniden ele alındığını bildirdi. Gürlek, yürütülen “titiz ve çok yönlü soruşturma” sonucunda olayın tüm yönleriyle aydınlatıldığını ifade etti. Bakan Gürlek, cinayetin gerçek failinin tutuklandığını bildirdi. Bakan Gürlek'in açıklaması şöyle: “Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan liderliğinde hükümetimizin faili meçhul dosyaların aydınlatılmasına yönelik ortaya koyduğu kararlı irade, sonuçlarını vermeye devam ediyor. "Adalet zamanaşımına uğramaz" ilkesiyle hareket eden yargı teşkilatımız, karanlıkta kaldığı zannedilen hadiselerin üzerine kararlılıkla gidiyor. Bu çerçevede Nevşehir Ürgüp Mazı Köyü’nde 2016 yılında Fatma ve İbrahim Teryaki’nin hayatını kaybettiği cinayet, Bakanlığımız bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi’nin sağladığı koordinasyonla yeniden ele alındı; yürütülen titiz ve çok yönlü soruşturma neticesinde işlenen bu cinayet 10 yıl sonra tüm yönleriyle aydınlatıldı. “Hiçbir suçun karanlıkta kalmasına izin verilmeyecek” Gerçekleştirilen kapsamlı çalışmalar sonucunda; olayın aile içinden kişiler tarafından işlendiği tespit edildi, şüphelilerin geçmişte dikkatleri farklı yöne çekerek adli süreci manipüle etmeye çalıştıkları ortaya çıkartıldı. Soruşturmada alınan ikrarlar ve elde edilen deliller doğrultusunda cinayetin gerçek faili tutuklandı. Bu uzun soluklu süreci büyük bir titizlik ve özveriyle yürüten Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığımıza, adli kolluk görevini eksiksiz yerine getiren Nevşehir İl Jandarma Komutanlığımıza ve soruşturmada görev alan tüm yetkili arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Hiçbir suçun karanlıkta kalmasına izin vermeyecek, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin maddi gerçeği ortaya çıkarmak ve adaleti tecelli ettirmek için tüm imkânlarımızı seferber etmeye devam edeceğiz. Hukuk devletinde hiçbir suçlu cezasız kalmayacaktır.” Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan liderliğinde hükümetimizin faili meçhul dosyaların aydınlatılmasına yönelik ortaya koyduğu kararlı irade, sonuçlarını vermeye devam ediyor. "Adalet zamanaşımına uğramaz" ilkesiyle hareket eden yargı teşkilatımız, karanlıkta kaldığı zannedilen… — Akın Gürlek (@abakingurlek) May 18, 2026

Cemal Kaşıkçı cinayeti dosyası yeniden açılıyor Haber

Cemal Kaşıkçı cinayeti dosyası yeniden açılıyor

Fransa'da terörle mücadele savcılığı (PNAT) tarafından 16 Mayıs'ta yapılan duyuruya göre, Cemal Kaşıkçı cinayetini soruşturmak üzere bir yargıç görevlendirildi. Soruşturmanın merkezinde “işkence” ve “zorla kaybetme” gibi suçlamalar yer alıyor. Fransa’nın terörle mücadele savcılığı, Kaşıkçı cinayetini soruşturmak üzere bir yargıç görevlendirildiğini açıkladı. İşkence ve zorla kaybetme suçlamalarını içeren soruşturma, aralarında Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) de bulunduğu insan hakları örgütlerinin başvurusu üzerine başlatıldı. Başvurular ilk aşamada reddedilmiş ancak Paris İstinaf Mahkemesi 11 Mayıs’ta dosyanın kabul edilebilir olduğuna hükmetmişti. Ardından Fransa’nın terörle mücadele savcılığı bugün soruşturmayı yürütmek üzere bir hakim atandığını duyurdu. Cemal Kaşıkçı cinayeti Kaşıkçı, 2 Ekim 2018’de evlilik işlemleri için gittiği İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürülmüştü. Cinayetin ardından ABD istihbaratı, operasyon emrinin Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman tarafından verildiği sonucuna varmıştı. Bin Selman ise cinayet emri verdiği iddiasını reddetmişti. Kaşıkçı cinayetiyle ilgili Türkiye’de açılan dava, 2022’de Suudi Arabistan’a devredilmişti. Bu karar, insan hakları örgütleri tarafından sert biçimde eleştirilmişti. Fransa’daki yeni soruşturma, davanın uluslararası alanda yeniden yargı gündemine taşınması açısından dikkati çekti. Neden Fransa? Fransa; Birleşmiş Milletler’in “İşkenceye Karşı Sözleşme” ile “Zorla Kaybetmelere Karşı Sözleşme”ye taraf bir ülke. Bu sözleşmeler uyarınca Fransa, dünyada nerede işlenirse işlensin, işkence ve zorla kaybetme şüphelisi bir kişi kendi topraklarına ayak bastığı an o kişiyi soruşturmak ve yargılamakla yükümlü. İnsan hakları örgütleri TRIAL International ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın 2022 yılında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşmek üzere Paris’e geldiği gün, Fransız yargısına jet hızıyla suç duyurusunda bulunmuştu. Muhammed bin Selman'ın Fransa topraklarında bulunması, mahkemenin bu dosyayı açmasına imkan sağladı.

9 yıldır çözülemeyen Onur Sefer dosyasında yeni rapor: ‘İntihar değil cinayet olabilir’ Haber

9 yıldır çözülemeyen Onur Sefer dosyasında yeni rapor: ‘İntihar değil cinayet olabilir’

2017 yılında Dersim’in Hozat ilçesinde bir otomobil içerisinde göğsünden av tüfeğiyle vurulmuş halde bulunan Onur Sefer dosyasında, aradan geçen 9 yıla ve 4 savcı değişmesine rağmen herhangi bir ilerleme sağlanamadı. Aile ise yıllardır olayın aydınlatılması için hukuk mücadelesi yürütüyor. Olay, 7 Mayıs 2017 tarihinde Hozat'a bağlı Ergen Köyü mevkiinde meydana geldi. O dönem 25 yaşında olan Onur Sefer, kendisine ait otomobilin içinde ölü bulundu. Olayın ardından Hozat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Ancak dosyada geçen yıllara rağmen kayda değer bir gelişme yaşanmadı. Onur Sefer'e ait otopsi raporuna göre, Sefer'in sol göğsünün üst kısmı ile sol koltuk altına yakın bölgesine en az iki av tüfeği saçması isabet etti. Her iki atışın da bitişik atış mesafesinden yapıldığı belirtilirken; tüfeğin boyutu, Sefer'in araç içindeki yatış pozisyonu ve araçtaki saçma giriş delikleri arasında uyumsuzluk bulunduğu kaydedildi. Bilirkişi raporunda ayrıca aracın sağ ön koltuğunda el parmaklarını andıran sürüntü şeklinde kan lekeleri bulunduğu, ancak bu izlerin Sefer'in araç içerisindeki pozisyonuyla örtüşmediği belirtildi. Aracın sol arka tekerlek kısmındaki kan lekelerinin nasıl oluştuğuna ilişkin ise teknik bir açıklama yapılamadığı ifade edildi. Raporda şu değerlendirmeye yer verildi: "Tüm bu gerekçelere dayanılarak ölümün orijininin intiharı destekleyici nitelikte olmadığı, olayın orijininin cinayet olmasının muhtemel olduğu ve araçta bulunan av tüfeğinin özellikleri dikkate alındığında söz konusu eylemin araç içerisinde ve özellikle sağ ön kapı açık iken gerçekleştirilmesinin mümkün olduğuna ilişkin bilirkişi kanaatimi tensip makamınıza ait olmak üzere arz ederim." Tüm bu bulgulara rağmen dosyada halen somut bir ilerleme sağlanamadı. Savcılığa yeni başvuru Ailenin avukatı Cihan Ezer'in, dosyanın yeniden ele alınması ve soruşturmanın derinleştirilmesi talebiyle Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuruda bulunduğu öğrenildi. Onur Sefer'in kardeşi Metin Sefer, soruşturma sürecinde kendilerine uzun süre bilgi verilmediğini belirterek, dosyada kimliği belirsiz kan örnekleri, saç telleri ve araç içerisindeki çamur izlerine rağmen olayın "intihar" olarak değerlendirildiğini söyledi. Onun Sefer'in anne ve babası “Kardeşimin kim tarafından öldürüldüğünün bulunmasını istiyoruz" Metin Sefer, "O dönemin savcılarına biz defalarca intihar olmadığını söyledik. Bize hiçbir ayrıntıyı anlatmadılar. Dört yıl boyunca bizi getirip götürdüler. Gizlilik kararı koydular. Bize ve avukatlarımıza bilgi verilmedi. Savcılara yalvardık, 'Bu olayı aydınlatın' dedik. Artık bizim sabrımız kalmadı" dedi. Dosyada yer alan delillere dikkat çeken Sefer, "Arabanın içinde kimliği belirsiz kan var. Bir ayakkabısı ayağında, diğeri yok. Arabanın içinde çamur ve saç örnekleri var. Bunların kime ait olduğu ortaya çıkarılmadı. Artık kardeşimin kim tarafından öldürüldüğünün bulunmasını istiyoruz" diye konuştu. Sefer ailesi, 9 yıldır aydınlatılamayan dosyada sorumluların bulunarak yargılanmasını talep ediyor. 85 yaşındaki baba Süleyman Sefer ise yetkililere çağrıda bulunarak, "Bakandan rica ediyorum, katil bulunsun ve mahkemeye çıkarılsın. Ben ölmeden bunu görmek istiyorum" ifadelerini kullandı. Anne Sultan Sefer de yıllardır yaşadıkları acının dinmediğini belirterek, "Ben Onur'umun katillerinin bulunmasını istiyorum. Tek dileğim Onur'umun katillerinin ortaya çıkarılmasıdır" dedi.

Adalet Bakanı Akın  Gürlek, Kübra Yapıcı cinayetinin aydınlatıldığını bildirdi Haber

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Kübra Yapıcı cinayetinin aydınlatıldığını bildirdi

Gürlek, X hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, "Türkiye Yüzyılı'nı Adaletin Yüzyılı kılma" vizyonu doğrultusunda Adalet ve İçişleri bakanlıklarınca faili meçhul dosyalara karşı ortaya koydukları iradeyle dün gece bir cinayetin daha aydınlatıldığını belirtti. Antalya'da 30 Nisan gecesi kaybolan Kübra Yapıcı'nın katil zanlılarının Manavgat, Serik ve Burdur Cumhuriyet Başsavcılıkları ile emniyet ve jandarma teşkilatlarının güçlü koordinasyonuyla kıskıvrak yakalandığını ifade eden Gürlek, şunları kaydetti: "Devletimizin tüm imkanlarını seferber ettiği bu süreçte, hızlı reaksiyon, etkin teknik takip ve kurumlar arası işbirliğiyle çelişkili ifadeler deşifre edildi, cinayetin işlendiği yer ve deliller tek tek ortaya çıkartıldı, failler farklı illerde yakalanarak adalete teslim edildi. Yürüttükleri titiz soruşturma dolayısıyla Manavgat, Serik ve Burdur Cumhuriyet Başsavcılıklarımıza, büyük bir özveri ile çalışan emniyet ve jandarma teşkilatlarımıza, soruşturmanın seyrine HTS-baz verilerini ivedilikle paylaşarak önemli katkı sunan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumumuza teşekkür ediyorum. Hiçbir suçun cezasız kalmaması, hiçbir dosyanın faili meçhul olarak karanlıkta bırakılmaması için adalet ve güvenlik teşkilatları olarak eşgüdüm içerisinde omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz. Bu acı olayda metanetini koruyarak evladının izini süren acılı babaya başsağlığı diliyor, adaletin tesisi için gece gündüz demeden görev yapan tüm yargı ve güvenlik mensuplarımızı tebrik ediyorum." Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan'ın liderliğinde “Türkiye Yüzyılı'nı Adaletin Yüzyılı kılma” vizyonumuz doğrultusunda Adalet ve İçişleri Bakanlıkları olarak faili meçhul dosyalara karşı ortaya koyduğumuz irade ile DÜN GECE bir cinayet daha aydınlatıldı. Antalya’da 30 Nisan… — Akın Gürlek (@abakingurlek) May 6, 2026 Bakan Gürlek’in duyurduğu Kübra Yapıcı cinayetinin ayrıntıları çıktı: Cesedi yakıp baraja atmışlar Adalet Bakanı Akın Gürlek’in aydınlatıldığını duyurduğu Kübra Yapıcı cinayetinin failleri yakalandı. Faillerin itirafları kan dondurdu. Silahla öldürülen genç kadının cesedinin yakıldığı ve kemiklerinin baraj suyuna atıldığı ortaya çıktı. Türkiye Adalet Bakanı Akın Gürlek sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda, Antalya'da 30 Nisan gecesi kaybolan Kübra Yapıcı'nın katil zanlılarının Manavgat, Serik ve Burdur Cumhuriyet Başsavcılıkları ile emniyet ve jandarma teşkilatlarının güçlü koordinasyonuyla kıskıvrak yakalandığını duyurdu. Yakalanan zanlıların itirafları ile Kübra Yapıcı’nın öldürüldüğü ortaya çıktı. Babası birebir iz sürdü Manavgat, Serik ve Burdur cumhuriyet başsavcılıklarının faili meçhul suçları araştırma birimleriyle koordineli hızlı reaksiyonu ve acılı baba Yunus Yapıcı'nın birebir iz sürmesi sayesinde Kübra Yapıcı cinayeti kısa sürede aydınlatıldı. Antalya'da yaşayan Kübra Yapıcı'dan 30 Nisan gecesi saat 02.00'den sonra haber alınamaması üzerine korku dolu süreç başladı. Baba Yunus Yapıcı, kızının hayatından endişe ederek aynı gün Serik Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yapılan ilk incelemelerde genç kadının gece saat 03.30 sıralarında Kepez'deki bir kafede iki erkekle birlikte oturduğu ve saat 04.45'te bu kişilerle mekândan ayrıldığı güvenlik kameralarıyla net şekilde belirlendi. Babanın ifadesi Şüpheli isimlere ulaşıldı, çelişkili ifadeler dikkat çekti Soruşturma derinleştikçe "Ata" ve "Umut" isimlerini kullanan iki şahsın izine ulaşıldı. Ancak verilen ifadeler olayın seyrini değiştirdi. "Umut" isimli şüpheli, Kübra'yı bir market önünde bıraktığını iddia etti. Fakat yapılan saha incelemesinde o saatlerde marketin kapalı olduğu ortaya çıktı. Bu çelişki, şüpheleri daha da güçlendirdi. Baba gerçek kimliklerine ulaştı Tam bu noktada devreye giren baba Yunus Yapıcı, yürüttüğü bireysel araştırmalarla şüphelilerin gerçek kimliklerine ulaştı ve bu bilgileri savcılıkla paylaştı. Kübra'nın yanındaki 2 kişi ile kafedeki görüntüsü Korkunç itiraf: Ormanda öldürdüler, cesedi yaktılar Elde edilen deliller doğrultusunda yakalanan İlyas Umut D.'nin alınan ifadesi, cinayetin vahşetini gözler önüne serdi. İlyas Umut D., Kübra Yapıcı'nın diğer şüpheli Ata Berk S.'ye borcu olduğu gerekçesiyle Burdur'daki ormanlık alana götürüldüğünü ve burada silahla öldürüldüğünü anlattı. İtirafa göre cinayet sonrası ceset önce gömüldü, ardından tekrar çıkarılarak yakıldı. Parçaların bir kısmı ise baraj sularına atıldı. Bu kan donduran detaylar üzerine Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı ve jandarma teşkilatı da sürece dahil oldu. Cesedin yakıldığı varil Deliller tek tek ortaya çıktı Şüpheli beyanları doğrultusunda yapılan aramalarda, ormanlık alanda Kübra Yapıcı'ya ait olduğu değerlendirilen yanmış ceset parçalarına ulaşıldı. Bu bulgular, cinayetin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması adına kritik bir eşik oldu. Soruşturma kapsamında İlyas Umut D. gözaltına alınırken, cinayetin diğer faili olduğu değerlendirilen Ata Berk S., İstanbul'da kıskıvrak yakalandı. Cinayet mahalli Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı sınırlarında kaldığından dosyanın burada ikmal edileceği ve yargılamanın yapılacağı öğrenildi.

Bursa 'da kan donduran torun dehşetine rekor ceza Haber

Bursa 'da kan donduran torun dehşetine rekor ceza

Türkiye son dönemde ardı ardına gelen çocukların işlediği vahşet haberleriyle sarsılırken Bursa’da üç kişinin ölümüyle sonuçlanan gasp girişimi davasında rekor ceza çıktı. Bursa’nın ilk çocuk ağır ceza mahkemesi suça sürüklenen çocuklara (SSÇ) karşı "caydırıcılık" mesajı vererek iyi hal indirimlerini kapattığı emsal bir karara imza attı. Bursa’nın Orhaneli ilçesinde 11 Ekim 2024 tarihinde meydana gelen olayda, iddianamede yer alan bilgilere göre alkol ve uyuşturucu alan M.K. (17) ve arkadaşı U.U., "kısa yoldan zengin olma" hayaliyle M.K.’nin öz dedesi Mustafa Macar’ın evine av tüfekleriyle baskın yaptı. Olayda, dede Mustafa Macar ve yatalak eşi Cahide Aydın vahşice öldürülürken, arbede sırasında suç ortaklarından U.U. (17) da arkadaşı M.K.’nin av tüfeğinden çıkan fişekle hayatını kaybetti. Olayın ardından kaçan sanıkların, dikkat çekmemek için bir komşularına misafirliğe gittikleri ve ertesi gün maktullerin cesetleri bulunana kadar hiçbir yardım çağrısında bulunmadıkları da dosyaya yansıyan çarpıcı bilgiler arasında yer aldı. 3 kişiyi vahşice öldürdü, "pişman değilim" dedi Bursa Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki karar duruşması, son zamanlarda çocukların işlediği dehşet verici olayın gölgesinde geçti. Mahkeme heyeti, artan "çocuk vahşeti" sarmalını ve suçun işlenişindeki soğukkanlılığı dikkate alarak sanıklara taviz vermedi. Bursa’daki suça sürüklenen çocuk tutuklu M.K.’nin son sözünde sarf ettiği, "Pişman değilim, bir daha olsa yine yaparım" ifadesi, yargılamanın en kan donduran anı olarak kayıtlara geçti. Rekor ceza: toplam 111 yıl Kentin ilk çocuk ağır ceza mahkemesi, ne Bursa’daki sanıklara ne de benzer suç profillerine geçit vermeyeceğini net bir şekilde gösterdi. Hiçbir iyi hal indirimi (TCK 62) uygulanmayan davada: Suça sürüklenen tutuklu çocuk M.K., 3 ayrı cinayet ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından toplamda 63 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cinayetler ve gasp olaylarıyla hiçbir ilgisinin olmadığını savunan diğer tutuklu suça sürüklenen çocuk A.E., son sözünde "Ben böyle biriyle arkadaşlık yaptığım için pişmanım" demesi de yetmedi. A.E. yaşlı çiftin vahşice öldürüldüğü sadece 2 cinayete iştirakten 48 yıl hapis cezası aldı. Yaş küçüklüğü yerine toplum vicdanı Hukukçular ve toplum bilimciler, Kahramanmaraş’taki okul saldırısı ve Bursa’daki torun dehşeti gibi olayların; kontrolsüz silaha erişim, alkol ve madde kullanımı ve dijital şiddetin bir sonucu olduğunu belirtiyor. Mahkemelerin verdiği bu ağır cezalar, suça sürüklenen çocuklara yönelik yargılamalarda artık "yaş küçük" kriterinin yerini "suçun vahameti ve toplum vicdanı" ilkesinin aldığını gösteriyor.

Erbil’de Anne ve babasını öldürüp bir ay evde sakladı Haber

Erbil’de Anne ve babasını öldürüp bir ay evde sakladı

Erbil’in Pirmam ilçesinde kan donduran bir cinayet zinciri ortaya çıktı. Bir gencin, anne ve babasını öldürdükten sonra cansız bedenlerini bir ay boyunca evde sakladığı ortaya çıktı. Dehşet verici olay, dün sabah bir gencin yaralı olarak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmesi üzerine yapılan soruşturmada gün yüzüne çıktı. Sabah saatlerinde gelen ölüm haberi Olay, 20 Nisan Pazartesi sabahı Pirmam Hastanesi’ne getirilen ve yolda yaşamını yitiren bir gencin ölümüyle hareketlendi. Pirmam Hastanesi İdari Müdürü Rizgar Muhammed’in verdiği bilgilere göre, dün sabah saat 08:15 sularında vücudunda kurşun yaraları olan 20 yaşındaki bir genç hastaneye ulaştırıldı. Ancak talihsiz gencin, hastaneye ulaşmadan dakikalar önce hayatını kaybettiği belirlendi. Korkunç sır: Bir ay sonra bulunan cenazeler Cinayete ilişkin soruşturma derinleştirilince olayın arkasındaki asıl dehşet ortaya çıktı. Güvenlik güçleri, olayın faili olduğundan şüphelenilen ve yaralı halde yakalanan bir gencin anne ve babasının da izine ulaştı. Yapılan incelemelerde, baba Muhammed Şanedari ve eşi Mümin’in yaklaşık bir ay önce öldürüldüğü ve cenazelerinin o günden beri evde saklandığı tespit edildi. Rûdaw muhabiri Rence Cemal, bir gencin Pirmam'da bir evden kötü kokunun yayılmasını fark etmesi sonucu, katil zanlısı tarafından olay açığa çıkmasın diye başına ateş açılmak suretiyle öldürüldüğünü söyledi. Söz konusu genç hastaneye kaldırıldığı esnada yolda yaşamını yitirdi. Polisin mahallede yaptığı inceleme sonucu bir başka genç yaralı olarak bulundu. Şüpheli evlat yaralı olarak yakalandı Hastaneye yaralı olarak getirilen ve ilk müdahalesinin ardından Erbil’e sevk edilen şüpheli gencin, hem anne ve babasının hem de sabah saatlerinde ölü bulunan 20 yaşındaki gencin katil zanlısı olduğu tahmin ediliyor. Şüphelinin nasıl yaralandığına dair polis soruşturması ise devam ediyor. Rûdaw muhabiri, polisin yaralı olarak yakalanan zanlının 20 yaşındaki genci evinden yayılan kötü kokuyu fark etmesi nedeniyle öldürdüğü ihtimali üzerine durduğunu söyledi. Genç adamı öldüren zanlının daha sonra kendisini de vurduğu belirtiliyor. Polis: "Darp izi var ancak kurşun yarası yok" Erbil Polis Sözcüsü Yarbay Kifah Hasan, olayın vahametini doğrulayan çarpıcı açıklamalarda bulundu. Anne ve babanın cesetleri üzerinde yapılan ilk incelemelere değinen Hasan şunları söyledi: "Cenazelerin üzerinde darp ve işkence izlerine rastlanmış durumda. Ancak şaşırtıcı olan, cesetlerde herhangi bir kurşun veya bıçak yarası bulunmamasıdır. Kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu'ndan gelecek raporu bekliyoruz."* Geniş çaplı soruşturma başlatıldı Erbil emniyet birimleri, bu trajik olayın nedenlerini, cinayetlerin işleniş biçimini ve şüphelinin suç ortaklığı olup olmadığını belirlemek amacıyla geniş kapsamlı bir soruşturma yürütüyor. Bölgeyi sarsan bu olayın tüm ayrıntılarının, otopsi raporları ve ifadelerin ardından netleşmesi bekleniyor.

Turhan Çömez: Gülistan Doku’nun SİM kartındaki delillerin silinmesi için valilik bütçesinden para gönderildi Haber

Turhan Çömez: Gülistan Doku’nun SİM kartındaki delillerin silinmesi için valilik bütçesinden para gönderildi

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, 5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Çömez; eski Dersim Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in, uyuşturucu kullanmayı reddeden Doku’yu tecavüz edip öldürdüğünü, cesedin gizlice gömüldüğünü söyledi. Çömez ayrıca "Cinayet izleri valilik bütçesinden 10 bin dolar harcanarak silindi" dedi. Turhan Çömez, olayın bir "kayıp" vakası değil, vahşi bir cinayet ve sistemli bir gizleme operasyonu olduğunu söyledi. Çömez, iddiasının detaylarını şu ifadelerle dile getirdi: "İddiaya göre; milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna ‘özel bir oda’ tahsis ediyor. Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor. Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor. Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor." Yer: Tunceli… AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş… İddiaya göre; Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor. Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz… pic.twitter.com/9iwhHhhfxg — Turhan Çömez (@ComezTurhan) April 19, 2026 "Cinayet izlerini silmek için valilik bütçesinden 10 bin dolar harcandı" Çömez’in en dikkat çekici iddialarından biri de cinayetin ardından delillerin yok edilmesi süreciyle ilgili oldu. Devletin imkanlarının suçun üstünü örtmek için seferber edildiğini söyleyen Çömez, süreci şöyle anlattı: "Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor. Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor. Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor. Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor. Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor." Hastane kayıtları ve "yılın doktoru" ödülü Olayın sağlık bürokrasisi ayağında da dehşet verici usulsüzlükler olduğunu belirten Turhan Çömez, delil karartma operasyonuna katılanların ödüllendirildiğini öne sürerek şunları kaydetti: “Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor. Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı ‘Yılın Doktoru’ ödülünü veriyor. Vali de kendisini, yaptığı ‘başarılı hizmetlerden dolayı’ İl Sağlık Müdürü olarak atıyor. Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor. Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri..." “Bu, çürümüş düzenin küçük bir resmi" Siyasi iktidara sert eleştiriler yönelten Çömez, Gülistan Doku dosyasının AK Parti’nin "Türkiye Yüzyılı" vizyonunun bir özeti olduğunu savundu. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarını sessiz kalmakla suçlayan Çömez, açıklamasını şu sarsıcı ifadelerle noktaladı: “‘Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur’ diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi bu… Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler. Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı. Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz? Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?"

Manavgat 'ta markette alışverişe gelen 19 yaşındaki genç öldürüldü Haber

Manavgat 'ta markette alışverişe gelen 19 yaşındaki genç öldürüldü

21 Mart tarihinde Manavgat ilçesi Yukarı Pazarcı Mahallesi 1064 Sokak’ta bulunan bir markette meydana gelen olayda, market sahibinin oğlu Hakan K. ile markete müşteri olarak gelen Hasan Şimşek (19) arasında bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine Hakan K., iş yerindeki tabancayla Hasan Şimşek’e ateş ederken, ihbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrolde Hasan Şimşek’in olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Cinayet şüphelisi Hakan K. olayda kullandığı tabancayla birlikte Manavgat Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri tarafından olay yerinde gözaltına alınırken, yapılan alkol kontrolünde 3,87 promil alkollü olduğu belirlendi. Hayatını kaybeden Hasan Şimşek’in yakınları olay yerinde sinir krizi geçirirken, gencin cansız bedeni Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Buradaki işlemlerinin ardından Şimşek’in cenazesi ailesi ve yakınları tarafından teslim alınarak toprağa verildi. Öte yandan 19 yaşında gencin hayatını kaybettiği olaya ait güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde, market sahibinin oğlu Hakan K.’nın Şimşek’in boynuna sarıldığı, ardından diğer elinde bulunan tabancayı ateşleyerek genci vurduğu anlar kayda girerken Şimşek’in tabancadan çıkan kurşunla yere yığılmasının ardından Hakan K.’nın silahı tezgaha bırakarak gencin yerde yatan cansız bedenini kontrol ettiği görüldü.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.