Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çatışmalar

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Çatışmalar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çatışmalar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump karşıtı 'No Kings' protestoları Amerika Birleşik Devletleri genelinde yeniden alevlendi. Haber

Trump karşıtı 'No Kings' protestoları Amerika Birleşik Devletleri genelinde yeniden alevlendi.

ABD’de Donald Trump yönetimini ikinci yılına girilirken, ülke tarihini sarsan dev bir protesto dalgası yaşandı. 50 eyaletin tamamında eş zamanlı olarak sokağa dökülen milyonlarca kişi, Beyaz Saray’a bu sloganla seslendi: “No Kings” . Yaklaşık 9 milyon kişinin katıldığı tahmin edilen gösteriler, ABD tarihindeki en kitlesel eylemlerden biri olarak kayıtlara geçti. Etkinliğe katılan Senatör Bernie Sanders da vatandaşların ülkenin geleceğini şekillendirmedeki rolünü vurgulayarak demokratik ilkelerin korunması çağrısında bulundu. Büyük çaplı gösteriler yalnızca Minnesota ile sınırlı kalmadı; New York, Los Angeles, Philadelphia, Dallas ve Washington, D.C. dahil olmak üzere birçok şehirde de kaydedildi. Dikkat çekici bir şekilde, bu etkinliklerin yaklaşık üçte ikisi büyük şehirlerin dışında gerçekleşti ve bu da hareketin giderek artan etkisini gösterdi. Dallas'ta protestocular ve karşı protesto grupları arasında çeşitli çatışmalar yaşandı. Güvenlik ve düzeni sağlamak amacıyla kolluk kuvvetleri çok sayıda tutuklama gerçekleştirdi. Reuters/Ipsos anketine göre, Başkan Donald Trump'ın onay oranı şu anda %36 seviyesinde olup, Beyaz Saray'a dönüşünden bu yana en düşük seviyesinde bulunuyor. Bu arada, Cumhuriyetçiler protestoları eleştirerek, bazı aşırı görüşlerin güçlendirildiğini savundular ve muhalif politikacıların hareketi açıkça desteklemesinden endişe duyduklarını dile getirdiler. Gözlemciler, protesto dalgasının, Amerika Birleşik Devletleri'nin yıl sonundaki ara seçimlere hazırlık dönemine girdiği ve geleneksel olarak Cumhuriyetçi Parti'nin kalesi olarak kabul edilen bölgeler de dahil olmak üzere birçok eyalette siyasi kampanyaların arttığı işaretlerinin görüldüğü bir dönemde gerçekleştiğine inanıyor. Washington'da protesto gösterisine katılan 45 yaşındaki Morgan Taylor, Trump'ın İran'daki askeriharekatına öfkelendiğini belirterek, bunu "anlamsız bir savaş" olarak nitelendirdi. "Kimse bize saldırmadı. Orada olmamıza gerek yoktu" dedi. “Kral Yok” hareketi Haziran 2025'te başlatıldı ve hızla ülke geneline yayıldı. Protestolar, organizatörlerin ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hava saldırılarına karşı harekete geçilmesi çağrısında bulunduğu bir ortamda gerçekleşti; bu çatışma dördüncü haftasına girmişti. Hollywood’un efsane aktörü Robert De Niro, New York’taki eylemlerin sembol ismi oldu. Ünlü oluncu meydanları dolduran yüz binlere, şu sözlerle hitap etti: ABD’de Trump yönetimini ikinci yılına girilirken, ülke tarihini sarsan dev bir protesto dalgası yaşandı. 50 eyaletin tamamında eş zamanlı olarak sokağa dökülen Yaklaşık 9 milyon kişi, Beyaz Saray’a bu sloganla seslendi: “No Kings” Robert De Niro, eylemlerin sembol ismi oldu. pic.twitter.com/FW5sl59ICC — 724.guncelhaber (@724guncelhaber) March 30, 2026 “Her lanet olası günde yeni ve çılgın bir şey oluyor. Ama bugün farklı! Çünkü ülke genelinde; şehirlerde, kasabalarda, fabrikalarda ve çiftliklerde milyonlarca insan bir araya gelip tek bir ağızdan haykırıyor: KRALA HAYIR!”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor

Dünya Ekonomik Forumu ((WEF) Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı, İstanbul’da gerçekleşti. Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde düzenlenen toplantıya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye’de yatırımı bulunan çok uluslu şirketlerin küresel CEO’ları, uluslararası finans kuruluşlarının üst düzey temsilcileri ve dev fon yöneticileri katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğinde düzenlenen toplantı, dünyanın önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticilerini Türkiye’nin ekonomi yönetimi ve ekonomi bürokrasisiyle bir araya getirdi. "Şu bir gerçek ki, çatışmalar sona ermezse, ödenecek fatura da kabaracaktır" Toplantıda katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün burada hem sizlerin Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerinizi dinlemek, hem de şirketlerinizin gelecek vizyonunda ülkemizi nasıl konumlandıracağınızı anlamak üzere, bir araya gelmiş bulunuyoruz. Malumunuz son yıllarda küresel ekonomi, salgın sonrası toparlanma süreci, yeşil ve dijital dönüşüm, artan ticaret gerilimleriyle jeopolitik gelişmelerle şekillenen bir gündemin içinde sürükleniyor. Enerji piyasalarında üretim, bilişim, ulaşım ve ticaret ağlarının işleyişine kadar, geniş bir alanda savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor. Daha önce farklı vesilelerle ifade ettiğim gibi, bir aydır bölgemizi sarsan bu anlamsız, hukuksuz ve gereksiz savaşın faturasını çatışmaların tarafı kadar tüm insanlık da ödüyor. Diplomasi ve diyalog yoluyla ortak bir paydada buluşma imkanı varken, bu yolların sabote edilmesinin yükünü insanlık ailesi olarak hepimiz birlikte çekiyoruz. Şu bir gerçek ki, çatışmalar sona ermezse, ödenecek fatura da kabaracaktır. Coğrafi mesafenin bu süreçte bir anlamı olmayacak. Hatta farklı kıtalarda yer alan ülkeler, anlaşıldığı kadarıyla enerji boyutuyla daha çok etkilenecektir. Küresel risk analizleri, uluslararası sistemde daha rekabetçi ve daha kırılgan bir döneme girildiğini ortaya koymaktadır. Bu yeni dönemde global ekonomik düzen birçok cepheden tehdide maruz kalmaktadır. Enerji güvenliği ve tedarik zincirlerinin aşınması uluslararası ticaret rejiminin erozyona uğraması ve korumacı politikalar kırılganlıkları arttırmakta, tüm bu gelişmeler istikrarlı ekonomilerin sayısını azaltmaktadır" ifadelerini kullandı. "Küresel Bir Merkezde Büyüme, Rekabet Gücünü ve Dayanıklılığı Güçlendirmek" temasıyla gerçekleştirilen toplantıda, küresel ekonomide Türkiye’nin konumu ve iş birliği imkanları ele alındı. Toplantı kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık ettiği ve 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans, altyapı, varlık yönetimi, sağlık, gıda ve havacılık gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan 23 uluslararası yatırımcının katıldığı stratejik diyalog oturumu, Türkiye’nin küresel ekonomik sistemdeki rolü, yatırım potansiyeli ve uzun vadeli büyüme perspektifi üzerine kapsamlı değerlendirmelere sahne oldu. Stratejik diyalog oturumuna Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, AK Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci’nin yanı sıra BlackRock Başkan ve Yönetim Kurulu Başkanı ve Dünya Ekonomik Forumu Eş Başkanı Laurence Fink ile Dünya Ekonomik Forumu Başkan ve İcra Kurulu Başkanı Alois Zwinggi, katıldı. Toplantı çerçevesinde gerçekleştirilen oturumlarda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomik istikrar ve makroekonomik politika alanında kapsamlı bir sunum gerçekleştirerek, Türkiye’nin reform gündemi, mali disiplin yaklaşımı ve yatırım ortamının güçlendirilmesine yönelik politikaları değerlendirdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise enerji güvenliği ve kaynak yönetimi başlıklı oturumda, Türkiye’nin enerji arz güvenliği, çeşitlendirme stratejileri ve enerji merkezi olma hedeflerini ele aldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin bölgesel istikrar ve güvenlikteki rolü, jeoekonomik dönüşüm sürecinde üstlendiği konum ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine yönelik perspektifleri içeren oturumu yönetti. Küresel ekonomide artan belirsizlikler, jeopolitik gelişmeler ve değer zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde gerçekleştirilen toplantı, kamu ve özel sektör arasında diyalog ve iş birliğini güçlendirmeyi, yatırım odaklı büyümeyi desteklemeyi ve Türkiye’nin küresel ekonomide bir "bağlantı noktası" olarak konumunu daha da pekiştirmeyi hedefliyor. Toplantıda ayrıca Türkiye’nin rekabet gücünün artırılması, ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesi, sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi ve uluslararası doğrudan yatırımların hızlandırılmasına yönelik somut iş birliği alanları ele alındı. Dünya Ekonomik Forumu Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı, Türkiye’nin küresel ekonomideki stratejik rolünü pekiştiren, çok taraflı iş birliğini teşvik eden ve geleceğe yönelik ortak vizyonun güçlendirilmesine katkı sağlayan önemli bir platform olarak öne çıkıyor.

Trump: İran saldırılarını ne zaman bitireceğimize ben karar vereceğim. Haber

Trump: İran saldırılarını ne zaman bitireceğimize ben karar vereceğim.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik başlatılan saldırıların ne zaman sona ereceğine ilişkin nihai kararı kendisinin vereceğini, ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun görüşlerini de dikkate alacağını söyledi. ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırıların ardından başlayan çatışmalar 10’uncu gününe girdi. İran’ın misillemeleriyle çatışmalar bölgedeki bazı ülkelere de yayılırken, savaşın bilançosu giderek ağırlaşıyor. Saldırıların ilk gününde İran’ın dini lideri Ali Hamaney ile birlikte çok sayıda üst düzey İranlı yetkili hayatını kaybetmişti. İran yönetimi ise dün Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’i ülkenin yeni dini lideri olarak seçti. “Son kararı ben vereceğim” Trump, Mücteba Hamaney’in seçilmesinin ardından The Times of Israel gazetesine verdiği röportajda, İran’a yönelik saldırıların ne zaman sona erdirileceğine ilişkin net bir takvim açıklamadı. ABD Başkanı, saldırıların sona erdirilmesi konusunda nihai kararın kendisine ait olduğunu belirterek şunları söyledi: “Son kararı ben vereceğim, ancak Netanyahu’nun görüşlerini de dikkate alacağım.” Trump ayrıca, ABD’nin savaşı sona erdirmesi durumunda İsrail’in saldırılara devam edip etmeyeceğine ilişkin bir soruya da “Bunun gerekli olacağını düşünmüyorum” yanıtını verdi. “İsrail’i yok etmek isteyen bir ülkeyi yok ettik” 28 Şubat’ta başlatılan saldırılara değinen Trump, İran’ın İsrail’i hedef aldığını öne sürerek, “Birlikte çalıştık ve İsrail’i yok etmek isteyen bir ülkeyi yok ettik” ifadelerini kullandı. Trump saldırıların ne kadar süreceğine dair tarih vermekten kaçınırken, Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt ise cuma günü yaptığı açıklamada Washington yönetiminin savaşın 4 ila 6 hafta sürmesini beklediğini söylemişti. Öte yandan İran’a göre ABD ve İsrail’in saldırılarında şu ana kadar 1332 kişi hayatını kaybetti.

Suriye'de çatışmalar sırasında düzinelerce IŞİD tutuklusu serbest bırakıldı Haber

Suriye'de çatışmalar sırasında düzinelerce IŞİD tutuklusu serbest bırakıldı

SDF tarafından yayınlanan videolarda, siyah kar maskeli kişiler tarafından Şaddadi'deki bir hapishaneden IŞİD üyelerinin kaçırıldığı gösterildi. Hükümete bağlı savaşçıların saldırısı sonucu onlarca kişinin öldüğü veya yaralandığı bir saldırıdan sonra binanın kontrolünü kaybettikleri belirtildi. Devlet haber ajansı Sana'nın bildirdiğine göre, Suriye ordusu Pazartesi günü geç saatlerde kaçışı doğruladı ve Şaddadi'de tam bir sokağa çıkma yasağı ilan etti. Ancak hapishaneye saldırdıklarını reddetti ve kaçışlardan SDF'yi sorumlu tutarak, militanları aramak için şehri tarayacaklarını söyledi. Çatışmalar, Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara'nın hükümetinin SDF ile ateşkes konusunda anlaştığını ve grubun ülkenin kuzeydoğusundaki on yıllık kontrolünü ortadan kaldırıp kendi yönetimini önemli ölçüde pekiştirmek için harekete geçeceğini açıklamasından 24 saatten kısa bir süre sonra meydana geldi. SDF'nin Suriye'nin kuzeyinde ani yenilgisi, on binlerce erkek ve kadın IŞİD destekçisinin bulunduğu hapishaneler ve kampların kontrolünü elinde tutma yeteneği hakkında soruları gündeme getiriyor. Eski SDF kontrolündeki Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin dışında da çatışmalar olduğu bildirildi ve şehirdeki diğer iki hapishane olan Taameer ve bir çocuk ıslah merkezinin Kürt kaynaklarına göre yerel halk tarafından boşaltıldığı belirtildi. Suriye ordusu, "içeride SDF güçlerinin bulunmasına rağmen" El-Aktan'ı güvence altına almak için oraya ulaştığını söyledi. İngiltere de dahil olmak üzere 70 ülkeden gelen diğer birçok IŞİD tutuklusu, terör örgütünün 2019'daki toprak yenilgisinden bu yana çoğunun tutulduğu Kürt çoğunluklu bölgelerde, kuzeydoğuda tutuluyor. Kadın tutukluların ve ailelerinin büyük çoğunluğu, yaklaşık 26 bin kişinin tutulduğu El-Hawl ve Şamima Begüm'ün kaldığı daha küçük Roj kampında tutuluyor. Yaklaşık 4 bin 500 erkek ise Panorama veya Gweiran hapishanesinde tutuluyor. Şaddadi'deki mahkumları kimin serbest bıraktığı belirsizliğini koruyor. SDF, olaya karışan silahlı kişilerin "Şam fraksiyonları" olduğunu ve savaşçılarından bazılarının başının kesildiğini iddia etti. SDF, yaptığı açıklamada, ABD liderliğindeki IŞİD karşıtı koalisyonun, yakındaki bir koalisyon üssüne yapılan tekrarlanan yardım çağrılarına yanıt vermediğini belirtti. ABD ordusunun merkez komutanlığı, e-posta yoluyla gönderilen yorum talebine hemen yanıt vermedi.

İran'da protestolar devam ediyor. Ölü sayısını yaklaşık 16 olduğu bildiriliyor. Haber

İran'da protestolar devam ediyor. Ölü sayısını yaklaşık 16 olduğu bildiriliyor.

İran'daki protestolar sekizinci gününe ulaştı. Hem devlet medyası hem de insan hakları grupları hafta boyunca birçok ölüm ve tutuklamalar olduğunu rapor etti. Son üç yılın en büyük protesto hareketleri olarak tanımlanan gösteriler, ülke genelinde genişleyerek sürüyor. İnsan hakları örgütü Hengaw, protestoların başlangıcından bu yana "en az 17 kişinin öldüğünü" duyurdu. İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) ise "en az 16 kişinin öldüğünü ve 582 kişinin gözaltına alındığını" açıkladı. HRANA ayrıca "protestoları organize eden çevrimiçi platformların yöneticilerinin de gözaltına alındığını" bildirirken, devlet kaynakları bu bilgiyi doğruladı. İran Emniyet Genel Müdürü Ahmed Rıza Radan, devlet medyasına yaptığı açıklamada, "güvenlik güçlerinin son iki gün protesto liderlerini hedef aldığını" ifade etti. Şiddet devam ederken yeni ölümler rapor edildi İran'ın batı bölgelerinde şiddetli çatışmalar rapor edilirken, başkent Tahran da dahil olmak üzere orta ve güneydoğudaki Belucistan eyaletinde göstericilerle polis arasında çatışmalar yaşandı. İran'ın Kum kentinin valisi, dün gece yaptığı açıklamada, "kentteki olaylarda iki kişinin öldüğünü, bunlardan birinin kendi yaptığı patlayıcının erken patlaması sonucu yaşamını yitirdiğini" bildirdi. Hamaney'den "sert müdahale" uyarısı İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, ülke çapında yayılan protestolar hakkında ilk defa konuştu. Dini lider, "olayların arkasında ABD ve İsrail gibi dış güçlerin bulunduğunu" iddia ederken, göstericilere karşı bazı uyarılarda bulundu. Devlet televizyonundan halka seslenen Hamaney, riyalin değer kaybı ve hayat pahalılığı nedeniyle sokakta olanların "taleplerini meşru gördüklerini ve yetkililerin bu gruplarla diyalog kanallarını açık tutmaları gerektiğini" ifade etti. Ancak "Barışçıl talepler ve şiddet eylemleri ayrılmalıdır" vurgusu yapan Hamaney, "Protestocularla diyalog kurarız ancak şiddete başvuranlara taviz verilmeyecek" dedi. Ayetullah Ali Hamaney, "sokak olaylarını kışkırtanlara karşı devletin güçlü bir tutum sergileyeceğini" söyledi.

Putin'den Zaporijya için orduya talimat: Tam kontrol istiyorum Haber

Putin'den Zaporijya için orduya talimat: Tam kontrol istiyorum

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2025'in sonlarında düzenlenen askeri değerlendirme toplantısında, Zaporijya'daki operasyonların hızlandırılması yönünde emir verdi. Kremlin tarafından yapılan açıklamada, bölgenin idari sınırlarına ulaşmanın stratejik bir öncelik teşkil ettiği belirtildi. Cephe hattında çatışmalar yoğunlaştı Putin’in talimatıyla Rus kuvvetleri, Zaporijya'nın kuzeyindeki Stepnohirsk ve Prymorskyi hatlarında yeni bir saldırı dalgası başlattı. Bölgede edinilen bilgilere göre, özellikle Huliaipole çevresinde çatışmaların arttığı ve lojistik hatların füze saldırıları ile hedef alındığı bildiriliyor. Nükleer santralde önemli gelişmeler Çatışmanın hassas noktalarından biri olan Zaporijya Nükleer Santrali'nde (ZNPP) enerji güvenliği için yeni bir adım atıldı. Savaş nedeniyle hasar gören ana besleme hattı, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) denetiminde tamamlanan onarım çalışmaları sonrasında dün itibarıyla tekrar hizmete girdi. Rus yetkililer, güvenlik sağlandığı takdirde santralin 2027'de tam kapasite elektrik üretimine başlayabileceğini öngörüyor. Müzakerelerde "Zaporijya" şartı Diplomatik cephede ise gerilim devam ediyor. Putin, barış görüşmelerinin başlaması için Ukrayna birliklerinin Zaporijya ve diğer ilhak edilen bölgelerden tamamen çekilmesi gerektiğini yeniden ifade etti. Ukrayna ise bu talepleri "egemenlik ihlali" olarak değerlendirerek reddetmeyi sürdürüyor. Bölgedeki askeri hareketliliğin, Ocak 2026'da gerçekleştirilmesi planlanan uluslararası güvenlik zirvesi öncesinde tarafların pozisyonunu güçlendirme çabası olduğu düşünülüyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, "Ukrayna ordusu işgal ettiği bölgelerden çekilecek, o zaman çatışmalar duracak. Haber

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, "Ukrayna ordusu işgal ettiği bölgelerden çekilecek, o zaman çatışmalar duracak.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, "Ukrayna ordusu, işgal ettiği bölgelerden çekildiğinde çatışmalar sona erecek" diyerek, "Ukrayna yönetimi ile bir anlaşma imzalamak anlamsız" açıklamasında bulundu. Rusya Devlet Başkanı Putin, Kırgızistan’ın Bişkek şehrinde yapılan Kolektif Güvenlik Anlaşması Devlet Başkanları Zirvesi sonrasında bir basın toplantısı gerçekleştirdi. ABD'nin Ukrayna'daki krize dair çözüm planı hakkındaki soru üzerine Putin, "(Ukrayna barışı) anlaşma taslağı yoktu. Müzakere edilmesi ve nihai bir forma büründürülmesi önerilen çeşitli konular vardı. Amerika Birleşik Devletleri ziyaretinden önce Amerikalı arabulucularla tartışmıştık ve ardından 28 maddelik bir plan oluşturuldu ve daha önce belirttiğim gibi belirli kanallar üzerinden değerlendirilmek üzere bize ulaştırıldı. Cenevre'de ABD ve Ukrayna heyetleri arasında müzakereler gerçekleşti. Anladığım kadarıyla, 28 maddeyi 4 bölüme ayırarak anlaşmanın temelini oluşturabileceği üzerinde uzlaştılar. Nihai bir versiyon henüz mevcut değil. Genel olarak, ABD'nin Alaska ziyaretim öncesi ve sonrası tutumunu değerlendirdiğini görüyoruz. Belirli konuları ciddi bir şekilde ele almalıyız. Her şeyi diplomatik yollardan çözmeliyiz." dedi. "Hiçbir zaman Avrupa’ya saldırmayı düşünmedik" Rusya Devlet Başkanı Putin, Avrupa'nın güvenlik garantileri hakkında yaptığı açıklamada, "Rusya'nın Avrupa'ya saldırı hazırlığında olduğuna dair söylentiler bizi güldürüyor. Asla böyle bir düşüncemiz olmadı. Bunu bizzat duyurmak isterlerse sorun yok. Orada bazı kişiler, kendi ülkelerinde Rusya'nın Avrupa'ya saldırı hazırlığında olduğunu iddia ediyorlar. Kendi savunma kapasitelerini artırmaları gerektiğini söylüyorlar veya savunma sanayi kuruluşları ve özel şirketlerin çıkarlarına hizmet ediyor ya da iç politikada popülerlik kazanma çabasındalar. Hareket motivasyonlarını söylemek zor. Bu tamamen saçma görünüyor bize. Yine de Avrupa’ya herhangi bir saldırı planımız olmadığını duymak isterlerse uygun bir şekilde kayıtlara geçmeye hazırız. Eğer hepimiz bir araya gelerek Avrupa güvenliği konusunda bazı belirleyici noktalar oluşturmak istiyorsak, belki bu mantıklı olabilir. Zirve önerimiz de bu doğrultudadır. Eğer Batılı sözde ortaklar bunu istiyorsa, biz hazırız. Bu konuları ciddi bir şekilde ele almamız ve tartışmamız gerektiğinin farkındayız. Stratejik istikrar konularını ABD'li ortaklarla çözmemiz gerektiği bir belgede hatırlatılıyor. Obama yönetimine bu öneriyi yapmıştık. "Evet'" yanıtını aldık, ancak ardından Obama yönetiminin Beyaz Saray'dan ayrılmasına az bir süre kala her şey durdu. Biz ciddi tartışmaları yürütmeye hazırız. Gelecek hafta ABD delegasyonunun Moskova'yı ziyaret etmesi bekleniyor." dedi. "Savaş esirlerinin takasıyla ilgili konuların çözümü için Abu Dabi aktif olarak kullanılıyor" Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de Ukrayna konulu görüşmelerin gerçekleştirildiğine dair soru karşısında Putin, "Abu Dabi konusunda evet, bu konuyla ilgili birkaç haber duydum. Ancak olağanüstü veya gizli bir şey olmadı. Rus ve Ukraynalı istihbarat servisleri, zorlu zamanlarda dahi daima iletişim içindeydi ve halen öyleler. Şimdi oradalar. Ne yapıyorlar? İnsani meseleleri ele alıyorlar, öncelikli olarak savaş esirlerinin takasıyla ilgili meselelerde ve bu konuda Abu Dabi aktif bir şekilde kullanılmakta." dedi. Witkoff-Uşakov görüşmesinin sızdırılması ABD Başkanı Donald Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Yardımcısı Yuri Uşakov arasında 14 Ekim'de yapılan telefon görüşmesinin sızdırılması olayına değinen Putin, bunu bir suç olarak nitelendirdi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı görüşmenin ardından "gözden düştüğüne" dair iddialara değinen Putin, bunun "yalan" olduğunu belirterek, "Onun kendi programı var. Bana programıyla ilgili bilgi verdi. ABD'li meslektaşlarıyla görüşmek için hazırlanıyor" ifadelerini kullandı. "Ukrayna ordusu işgal ettiği bölgelerden çekilecek, o zaman çatışmalar duracak" Ukrayna'da çatışmaların durup durmayacağı hakkında konuşan Putin, "Ukrayna ordusu, işgal ettiği bölgelerden çekildiğinde çatışmalar sona erecek. Çekilmezlerse bu sonuca silahsız yolla ulaşılamaz" ifadesini kullandı. Putin, "Kırım, Donbas ve Novorossiya’nın tanınması, ABD ile Rusya arasındaki müzakerelerin konularından biri olmalıdır" dedi. Putin, Avrupa’daki Rus varlıklarının ele geçirilmesi, Avrupa Birliği için sonuçlarını değerlendirerek, "Bu durumun dünya finans sistemi üzerinde olumsuz etkileri kaçınılmazdır. Euro bölgesine olan güven hızla azalacaktır. Avrupa ekonomisinin dinamosu konumundaki Almanya'nın resesyona girdiği zorlu ekonomik koşullar göz önünde bulundurulduğunda, bunun kolay bir sınav olmayacağını düşünüyorum. Rusya hükümeti, benim talimatımla, böyle bir durum ortaya çıkarsa devreye sokulacak bir önlem paketini hazırlıyor. Bu, başkalarının malına el koyma anlamına geldiği için herkes bunun hırsızlık olduğunu açıkça bilmekte ve ifade etmektedir." dedi. Putin, Ukrayna’daki askeri gerilim sona erdikten sonra devlet başkanlığı seçimleri, referandum yapılması ve yeni bir anayasa mahkemesi oluşturulması gerektiğini belirterek, "Sonuç olarak Ukrayna ile bir anlaşmaya varmayı arzu ediyoruz. Ancak şu an için bu mümkün değil ve hukuki olarak imkansız. Onlara göre kim arzu ediyorsa müzakere edebilir. Bizim kararlarımızın uluslararası arenada kabul görmesi önem arz ediyor." ifadelerini kullandı. Mevcut Ukrayna yönetimiyle anlaşma imzalamanın anlamını yitirdiğini belirten Putin, "Ukrayna yönetimiyle anlaşma imzalamak manasız. Yönetimleri, başkanlığa aday olma korkusuyla köklü ve stratejik bir hata yaptı ve başkanlığın meşru statüsünü kaybetti." diyerek sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.