Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çanakkale

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Çanakkale haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çanakkale haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Diplomasi yeniden devreye girmeli Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Diplomasi yeniden devreye girmeli

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan Bayramı vesilesiyle Kültür Park Altın Salon'da düzenlenen “Vatandaşlarla Bayramlaşma” programında bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında memleketi Rize'nin 11 ilçesinde ve Türkiye'nin 81 vilayetinde yaşayan vatandaşlara selamlarını gönderdi. Yurt içi ve dışındaki tüm vatandaşların, gönül coğrafyasındaki dostlar ile tüm İslam âleminin Ramazan Bayramı'nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Rabb'imizin bizlere mükâfatı olan bu mübarek günlerin aramızdaki birliği, kardeşliği, şu güzel dayanışma iklimini güçlendirmesini temenni ediyorum. Ailelerinizle, sevdiklerinizle dostlarınızla birlikte inşallah sağlık, huzur ve afiyet içinde bir bayram geçirmenizi diliyorum. Aynı şekilde bayramın ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını yüce Allah'tan niyaz ediyorum. Bizleri bir kez daha Ramazan Bayramı'na kavuşturan Cenabıallah'a hamdolsun.” Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gazze başta olmak üzere Yemen'de, Sudan'da, Somali'de, Arakan'da, Lübnan'da, hülasa kalbimizin attığı, canımızın yandığı tüm topraklarda bayramı hüzünle, kederle, sızıyla geçiren tüm dostlarımıza buradan en güçlü dayanışma mesajlarımı iletiyorum. Müslümanlar olarak, Allah'ın sabredenlerin yanında olduğuna biz tüm kalbimizle iman ediyoruz. Bu zorlu günleri, coğrafyamızdaki bu imtihan devresini birbirimize destek olarak, birbirimize yaslanarak, umutla, sabırla, metanetle inşallah çok yakın bir zamanda geride bırakacağımıza inanıyorum. Peygamber Efendimizin, Aleyhissalatü Vesselam, bir hadisi şeriflerinde buyurduğu gibi 'Müminler birbirlerini sevmede, birbirlerine şefkat ve merhamet göstermede, tıpkı bir organın rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer.' Evet, bir vücudun azaları gibi birbirimize bağlı kalarak, yaralarımızı beraberce sararak, inşallah çocukların yüzlerinin güleceği, huzura hasret kalplerin feraha ereceği o güzel günleri hep birlikte göreceğiz." “KARDEŞLİĞİMİZİ, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ İNŞALLAH DAHA DA GÜÇLENDİRECEĞİZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da ebedî azaptan kurtuluş olan Ramazan-ı Şerif'i en güzel şekilde ihya etmeye çalıştıklarını belirterek, şehit ve gazi yakınlarından eğitim ordusuna, sağlık çalışanlarından çiftçi ve emekçilere, milletin her kesimiyle aynı sofrayı paylaştıklarını ve aynı ekmeği bölüştüklerini söyledi. Ramazan’ın manevi iklimini aynı anda soluduklarını, tuttukları oruçlarla, yaptıkları ibadetlerle, semaya açtıkları ellerle, dualarla, niyazlarla zekât, sadaka ve yardımlarla Ramazan ayını mehabetine uygun biçimde idrak etmenin çabasında olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Yurt içinde gönüllü kuruluşlarımız ve hayırseverlerimiz, yurt dışında ise Kızılay'ımız, AFAD'ımız ve diğer kurumlarımız özellikle kriz, afet ve çatışma bölgelerindeki yardım çalışmalarını başarıyla sürdürdü. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gece’mizi de yine aynı ruhla, aynı ihlasla değerlendirdik. O kutlu gecenin feyzi bereketinden inşallah istifade ettik. Ve sonunda hamdolsun aynı kıbleye yöneldiğimiz tüm kardeşlerimizle birlikte Ümmet-i Muhammed'in fertleri olarak Ramazan Bayramı'na eriştik” Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Orucu bir 'ruh şöleni' olarak tanımlayan merhum Sezai Karakoç bakınız Ramazan Bayramı'nı hangi sözlerle resmediyor: 'Bugün dünya yüzündeki bütün Müslümanlar, bir aylık orucun insana mahsus nimetlerini kutlayacaklar. Bir Müslümanın eli öbür Müslümanın eline onun eli de bir başka Müslümanın eline, böylece bütün Müslüman eller birbirlerine kenetlenecek, Horasan'la kaynaşmışçasına kaynaşacaklar ve bütün Müslüman dünya kopmaz, yıkılmaz bir bina kuracak. Evlerden evlere barış taşınacak, muştu yani müjde götürülecek. Yüzleri Kur'an neşesi saracak, her Müslüman Kur'an'dan bir ayet gibi kalbini öbür Müslümanlara götürecek. İşte bu eşsiz bayram yalnız bizim bayramımızdır.' Tam da rahmetli Karakoç üstadımızın işaret ettiği bu bilinci kuşanarak, inşallah Ramazan Bayramı'mızı bizlere yakışır biçimde ihya edeceğiz." Eş, dost ve akraba ziyaretleriyle dayanışma ve yardımlaşma faaliyetleriyle bu bayramın da hakkını vereceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sıkılı yumrukları indirecek, çatık kaşları çözecek, birbirimizle musafaha edeceğiz. Yetim ve öksüzlerin başını şefkatle okşayacak, kimi kimsesi olmayan garipleri sevindirecek, kalplere, gönüllere, hanelere gireceğiz. Muhabbetimizi, kardeşliğimizi, birlik ve beraberliğimizi inşallah daha da güçlendireceğiz" diye konuştu. “BİRBİRİNE KENETLENMİŞ İNSANLARIN NELERİ BAŞARABİLECEĞİNİ TÜM DÜNYAYA GÖSTERDİK” Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki gün 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'nin 111. yıl dönümünün idrak edildiğini anımsatarak, "Çanakkale Destanı'nı biz Anadolu'dan Balkanlara, Kafkaslar'dan Kuzey Afrika'ya gönül coğrafyamızın dört bir yanındaki o kahramanların canlarını feda etmesiyle yazdık. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılarımızın cephe gerisindeki fedakârlıklarıyla bu zaferi tarihe kaydettirdik. İmanın, inancın ve dayanışmanın bir duvarın tuğlaları gibi yani 'bünyanün mersus' ayette geçtiği gibi birbirine kenetlenmiş insanların neleri başarabileceğini dost düşman herkese, tüm dünyaya gösterdik. Devamında Millî Mücadele yıllarına taşıdığımız bu yüksek ruhla istiklal ve istikbalimizi, bu topraklardaki ebedî varlığımızı bir kez daha teyit ve tescil ettik. Bu vesileyle Malazgirt önlerindeki ilk akınlardan Çanakkale'ye, İstiklal Harbi'nden 15 Temmuz'a, ezanımız, bayrağımız, millî ve manevi varlığımız için toprağa düşen tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyorum" ifadelerini kullandı. “İSLAM DÜNYASI OLARAK ENGELLERLE, TERTİP VE TUZAKLARLA DOLU BİR YOLU DAHA AŞMAYA ÇALIŞIYORUZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İslam dünyası olarak engellerle, çukurlarla, tertip ve tuzaklarla dolu bir yolu daha aşmaya çalışıyoruz" diyerek, şöyle devam etti: "Yüzümüzü nereye çevirsek dramla, acıyla, trajediyle karşılaşıyoruz. Kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna Savaşı beşinci yılına girdi. Gazze'de siyonist soykırım şebekesi, insani yardım girişlerini engellemeye, can almaya, yıkım ve haydutluğa devam ediyor. İran savaşını bahane ederek ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı ibadete kapattı. Batı Şeria'da ve işgal altında tuttuğu diğer Filistin topraklarında yasa dışı yerleşim faaliyetlerine ve yayılmacılık siyasetine hız verdi." "Netanyahu terörü bölgesel ve küresel barışı tehdit etmeyi sürdürüyor" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "28 Şubat'ta Netanyahu'nun tahrikleri ile başlatılan İran merkezli saldırılar bölgemizdeki istikrarsızlığı daha da derinleştirmiş durumda. Lübnan'daki İsrail saldırılarında 2 Mart'tan bu yana bin kişi hayatını kaybetti. Zorla yerinden edilenlerin sayısı 1 milyonu geçti. Türkiye olarak barışın ve huzurun tesisi, diyalog ve diplomasinin yeniden devreye girmesi için tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz. İşte en son bizim de gayretlerimizle Pakistan ve Afganistan arasındaki çatışmaların bayram boyunca durdurulmasına karar verildi. En azından iki kardeş ülke arasında ellerin tetikten çekilmesini, kan dökülmeyecek olmasını, iki kardeş halkın huzurla bayram yapacak olmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Temennimiz geçici sükûnetin kalıcı hâle gelmesidir." “HADİSELERİ TAKİP ETMEYE, HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALMAYA DEVAM EDECEĞİZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükûmet olarak gittikçe genişleyen ateş çemberinden Türkiye'nin etkilenmemesi için ne gerekiyorsa yaptıklarını vurgulayarak, "Devletimizin ilgili kurumları çok etkin bir koordinasyon içinde çalışmalarını sürdürüyor. Milletimizin gönlü rahat olsun. Şer güçlerin bir hesabı varsa âlemlerin Rabbi olan Allah'ın da bir hesabı vardır. Ve eninde sonunda Allah'ın hesabı diğer tüm hesaplara galip gelecektir. Umutsuzluğa asla kapılmayacağız, sıkıntılı günlerin ardından unutmayın güneşli güzel günlerin bizi beklediğini, her zorluğun ardından bir kolaylığın, mutlaka bir kolaylığın geleceğini unutmayacağız. Biz de bu süreçte hükûmet olarak hadiseleri dikkatle takip etmeye, ihtiyaç duyulan her türlü tedbiri almaya inşallah devam edeceğiz. Geride bıraktığımız 23 yılda nice zorlukla, saldırıyla, badireyle karşılaştık ama milletimize hayal kırıklığı asla yaşatmadık. Allah'ın izniyle bundan sonra da hiçbir şekilde yaşatmamanın gayreti içerisinde olacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun" şeklinde konuştu. Vatandaşların Ramazan Bayramı'nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Allah'tan sağlık ve huzur içerisinde nice bayramlara eriştirmesini niyaz etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehirdeki programı kapsamında Rize Valiliğini ziyaret etti. Rize Valisi İhsan Selim Baydaş tarafından karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, polis tören mangasını selamladı. Rize Valisi Baydaş ve Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin'den kentteki çalışmalar hakkında bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Valilik Şeref Defteri'ni imzaladı.

CHP Lideri Özgür Özel: Saraçhane mitinginden hükümete seslendi Haber

CHP Lideri Özgür Özel: Saraçhane mitinginden hükümete seslendi

“O GÜN BU DEVLETİN ALTINA DİNAMİTİ KOYDULAR” “Bu yolda bize, size ömür biçenler oldu. ‘Dayanamazlar’ dediler. ‘Dağılırlar’ dediler. ‘Vazgeçerler, teslim olurlar’ dediler. Teslim olmayanlar burada. ‘Bin kez budadılar körpe dallarımızı, bin kez kırdılar. Yine çiçekteyiz işte, yine meyvedeyiz. Bin kez korkuya boğdular zamanı. Bin kez ölümlediler. Yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz. Bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek. Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek.’ Değerli İstanbullular, bugün her şeyin başladığı yerde, milletin evinde, Saraçhane’deyiz. Korkanların sığınağında değil, cesurların meydanındayız. Tam 365 sabah oldu, tam 365 akşam. 365 kez doğdu güneş, 365 kez battı. ‘Bir Ekrem’i aldık, işi bitirdik, onları sindirdik’ sanıyorlardı. İşte bir yıl sonra bir Ekrem’in yerine yüz binlerce Ekrem meydanda. Bir yıl önce bir iftar vaktiydi. Ekrem Başkan’ın 31 yıllık diplomasını iptal ettiler. Hem de diplomayı veren fakülte direndiği halde, dekan ‘Olmaz’ dediği halde, her sorulduğunda ‘Diploma geçerli’ dedikleri halde zorlayarak, bastırarak, dekanı istifa ettirerek, en nihayetinde İşletme Fakültesi’nden değil İstanbul Üniversitesi’nin yönetim kurulundan, yani işi diploma vermek, denklik vermek değil boya yapmak, ring seferlerini düzene koymak olan üniversite yönetim kurulundan diploma iptaline gittiler. İşte o gün artık hiç kimsenin, hiçbirimizin, hiç birinizin elindeki devletin verdiği hiçbir kağıdın bir önemi, bir kıymeti kalmadı. Ne tapu tapuydu artık, ne evlendirme cüzdanının bir anlamı vardı. Bankada parası olan da güvenemezdi, hisse senedi alan da. İşte o gün birileri bu devletin, bu devleti devlet yapan toplum sözleşmesinin, anayasanın altına dinamiti koydu. O gün devlete olan güveni boşa çıkarıp, milleti birilerinin elinde oyuncak etmeye çalıştılar. Hemen ardından sahur vaktinde kapısına yüzlerce polisle birlikte dayandılar. Yalanlarla, iftiralarla dolu bir kumpası başlattılar.” “O GÜN BİRLİKTE TARİHİ BİR DİRENİŞİN MEŞALESİNİ YAKTIK” “İşte o gün Ekrem Başkan’ın kapısına gelenler onu Vatan Emniyet’e götürdüğünde eşi Dilek Hanım, evlatları ve yol arkadaşları dimdik ayaktaydı. O gün hep beraber buradaydık. O gün ‘Ne olacaksa olacak ama bugün olacak’ dedik. Biz darbenin hedefinde olan kişinin Ekrem Başkan, hedefinde olan eylemin partinin iktidara yürüyüşü, hedefinde olan mekanın Saraçhane olduğunu biliyorduk. Burayı savunmak için sizlere çağrı yaptık. Bunu duyar duymaz bir yasağı duyurdular. ‘Üç kişi bir araya gelmeyecek, beş gün boyunca eylem, toplantı ve yürüyüş olmayacak ve herkes evinde oturacak’ dediler. Yetmedi, metroları kapattılar. Otobüsleri durdurdular, köprüleri kaldırdılar, vapurları bağladılar. İşte o gün Vatan Emniyet’in önünde 4 bin Cumhuriyet Halk Partili ve Beyazıt Meydanı’nda İstanbul Üniversiteliler barikatla, bariyerle karşı karşıyaydılar. O gün Vatan’da ve Beyazıt’ta o bariyerleri yıkanlara, demokrasiye yürüyenlere, geleceğine sahip çıkanlara selam olsun, helal olsun. O gün bugündür geleceğine sahip çıkan İstanbul Üniversitesi’nin, Boğaziçi’nin, Yıldız Teknik’in, İTÜ’nün, İstanbul’daki tüm üniversitelerin ve tüm gençliğin önünde saygı ile eğiliyorum. O gün bu otobüsün üzerine çıktık ve sizden aldığımız güçle tarihi bir direnişin meşalesini yaktık. Hep birlikte yaptık. Tam yedi gece bu meydanda aynı otobüsün üstünden, aynı mikrofona konuşarak, hep beraber Türkiye’ye ve dünyaya ‘Siz istediğiniz zaman bir şey bitmez. Biz bitmedi demeden bitmez. Biz buradayız, meydandayız, eylemdeyiz’ dedik.” “99’UNCU EYLEMDE YİNE SARAÇHANE’DEYİZ” “İlk gece tüm yasaklamalara rağmen buraya 110 bin kişi geldi. Bu hayat gelir geçer, bugün varız, yarın yokuz. Ama ahir ömrümde bana ‘Bir madalyan var demokrasiye dair, bir madalyan var Cumhuriyet’e ve ülkenin geleceğine dair, Kime verirsin?’ deseler, o madalyandan 110 bin tane isterim, geçen sene ilk gece burayı dolduran her birinize veririm. İlk gece 110 bin kişi, her gece artan bir kalabalık ve 23 Mart günü; ön seçimin günü, Ekrem İmamoğlu’nun 15,5 milyon kişinin oyuyla adaylaştığı, milletin Cumhurbaşkanı adayı olduğu gün bu meydanda 1,2 milyon kişiyle ne bu meydanı, bütün yarımadayı insanlar büyük bir azimle doldurdular. Dron gitti, gitti. Dronun menzili bitti ama bu kalabalığın sonu gelmedi. İşte o günden beri Cumhuriyet’in, demokrasinin hikayesi bu memlekette bitmedi. Bitmedi, bitmeyecek. Direnişimiz bununla sınırlı kalmadı. Saraçhane’den yakılan meşale tüm Türkiye’de gür alevlere dönüştü. Boğazı aştık, karşıya geçtik. Maltepe’de 2,2 milyon olduk. Sonrasında her çarşamba İstanbul’un bir ilçesinde ve her hafta sonu Anadolu’nun bir ilinde. Önce bu eylemlerle o illere gittik. Buranın, İstanbul’un selamını Anadolu’ya taşıdık. Buranın kıvılcımıyla orada kor alevler olduk. Bu eylemleri bir gün İstanbul’da, bir gün Anadolu’da bir yıl boyunca sürdürdük. Önce ‘Bu eylemler bir aya biter’ dediler. ‘Yaz geldi, sıcakta kimseler kalmaz. Öğrenciler memlekete, İstanbullular tatile gider’ dediler. Ama ne yazın ne kışın; Antalya’da 45 derecede, Çankırı’da eksi dört derecede sizin yaktığını meşale yandı, yandı. Bütün Türkiye’yi sardı. Siz başardınız. Bir yılda elbette hep konuştuk. ‘Soğukta olmaz’, eyvallah. ‘Sıcakta olmaz’, elbette. Ama hep dedik ki ‘Biz bir eyleme, bir mücadeleye yani kuru kuruya bir mitinge değil; bir mücadeleye çağırıyoruz insanları.’ İşte 98’incisi geride kaldı, bu akşam 99’uncu eylemde hep birlikte yeniden Saraçhane’deyiz. Hep birlikteyiz.” “DÜNYANIN ÇEVRESİ 40 BİN KİLOMETRE, 105 BİN KİLOMETRE YAPTIK” “Bu mikrofon tam 112 saat boyunca elimde. Tam 4,5 gün durmadan, duraksamadan ben konuştum, siz dinlediniz. Dünyanın çevresi 40 bin kilometre, bu otobüs 1 yılda yaptı 105 bin kilometre. Sizlerden aldığımız güçle, yol arkadaşlarımızla hiç durmadan, koşarak çalıştık. Tabii ki ne bu otobüs kendi başına gider, ne bu mücadele bir başına sürer. Direksiyonundaki şoföründen ses teknisyenine, personeline bir yıldır evlerinden daha çok bu otobüste yatanlara, emek verenlere, kameramanından fotoğrafçısına, tercümanından dron kullanana, helal olsun tüm emekçi kardeşlerime. Bu süreçte bize destek veren tüm siyasi partilere, başta ilk günlerde buraya koşan gelen tüm genel başkanlara, tüm siyasi partilerin mensuplarına, gençlik kollarına, kadın kollarına, aslan sosyal demokratlara, milliyetçi demokratlara, muhafazakar demokratlara, Kürt demokratlara, liberal demokratlara, sosyalist demokratlara, Türkiye’nin bütün demokratlarına selam olsun. Ayrı ayrı teşekkür ediyorum her birine. Tüm meslek örgütlerine, çok değerli sendikaların yöneticilerine, üyelerine, sivil topluma, derneklere ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sizler, 98 eyleme katılan 15,5 milyon yürekli kahraman insan ve bugün hep beraber 16 milyona dayanıyoruz. En büyük alkışı bu meydan, bu meydanlar, bu kahramanlar hak ediyor. Bizler sizleri alkışlıyoruz.” “GÜCÜMÜZÜ, SEÇTİĞİNE SAHİP ÇIKANDAN ALIYORUZ” “Biz gücümüzü okyanusun ötesinden almıyoruz. Biz gücümüzü Trump’tan almıyoruz. Biz gücümüzü bu meydandan, bu meydanın mücadele azminden, Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet’ten, onun en önemli kazanımı sandığa inananlardan, seçme hakkına sarılanlardan, seçtiğine sahip çıkanlardan alıyoruz. Biz gücümüzü sizden alıyoruz, gücümüzü sonuna kadar koruyacağız. Asla ve asla hiç kimseyi geride bırakmayacağız. 98’inci mitingi Uşak’ta yaparken tüm Türkiye'ye seslendik. Dedik ki ‘Şimdi sıra yine Saraçhane’de. Saraçhane’ye gidiyoruz, beklesinler bizi. Saraçhane’de 99’uncu mitingde buluşuyoruz’ dedik. ‘Bekle bizi İstanbul’ dedik. İşte şimdi İstanbul’a geldik. Herkes hazırsa ‘Bekle bizi İstanbul’u’ bu sefer Özgür Özel’le değil, otobüsün üstünde Onur Akın’la birlikte söylemeye var mısınız? Göreyim telefonların ışıklarını. 99’uncu eylemde ‘bekle’ dediğimiz İstanbul bir kez daha bizi bekledi. Ama evde beklemedi. Geleceğine sahip çıkmak için, ülkesine sahip çıkmak için hep birlikte yine birlikteyiz, yine meydandayız, yine eylemdeyiz, yine ayaktayız.” “100’ÜNCÜ EYLEM İÇİN HERKESİ ÇANAKKALE’YE BEKLİYORUZ” “Bugün Çanakkale Deniz Zaferi'nin tam 111’inci yıl dönümü. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, tüm şehitlerimizi, gazilerimizi minnetle anıyoruz, rahmetle anıyoruz. Çanakkale’yi geçilmez kılanları, İstanbul’a varmasın diye o donanma, gözü kırpmadan can verenleri anıyoruz. Sonra Mehmetçik’in geçirmediği o donanmayı bir kişinin kararıyla getirdiklerini, İstanbul’a demir attığını, birilerinin çok sevdiklerinin oraya kırmızı halılar serdiğini, sonra sıkışınca da arkadan zırhlıya binip kaçanları da o donanma geldiğinde Kartal İstimbotu’nun üzerinden ufka bakarken yanındakine ‘Ağlama çocuk. Geldikleri gibi gidecekler’ diyenleri de biliyoruz. İşte tam bu ruhla, tam bu inançla, tam bu azimle 99 eylemden sonra ‘Duracak mısın?’ diyenlere ‘Durmayacağız, devam edeceğiz’ diyoruz ve 100’ncü eyleme herkesi Çanakkale’ye bekliyoruz.” “DEMOKRATLARIN BAŞARISI” “Değerli İstanbullular ‘Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür’ derler. Tazeleyelim hafızaları. Her şey Kasım 2023’te başladı. Birkaç ay öncesinde büyük bir seçim yenilgisinden çıkan partimiz; umutlar yerlerdeyken, başlar yerdeyken, moraller bozukken, gençlerin ‘Ayağa kalkalım’ demesiyle, genç ve kadın kadrolarıyla yeniden ayağa kalkarak büyük bir değişimi gerçekleştirmeyi başardı. Ve bundan sadece dört ay sonra girilen seçimlerde AK Parti, tarihinde ilk kez yenildi. Cumhuriyet Halk Partisi, 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi oldu. Ve bu zaferi ne kendimize ne tek başına partimize saydık. Bunu demokratların başarısı, bunu yan yana duranların, birlikte olanların başarısı olarak gördük. Erdoğan bu gidişi kendi deyimiyle durduramayacağını biliyordu. Bu yüzden o ne partisine ne partisinin gençlik kollarına, kadın kollarına güveniyordu. Onun için olmayacak bir işe kalkıştı. Bir siyasetçiyi, geçmişte mahkeme mahkeme gezdirdiği, adaleti katlettirdiği, sonra ödüllendirip Bakan Yardımcısı yaptığı birisini, bu sefer İstanbul’a başsavcı olarak gönderdi. O kullanışlı aparat hemen göreve başladı. Bu ismin kurduğu çete ise her türlü kirli işe bulaşan bir AK Toroslar çetesine dönüştü. Bir darbe planı adım adım işledi. Önce 30 Ekim'de Esenyurt Belediye Başkanımız Sevgili Ahmet Özer alındı. Türkiye’nin en büyük ilçesine kayyım atandı. Ahmet Özer tam 377 gün hapis yattı, alnının akıyla çıktı. Ardından Beşiktaş, Beykoz operasyonları yapıldı. 18 Mart’ta Ekrem Başkan’ın 31 yıllık diploması iptal edildi. 19 Mart’ta ülkeye sivil bir darbe yapılmaya, bir darbe girişimine kalkışmaya çalışıldı. Milletin seçtiği belediye başkanları, bürokratlar, Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu gözaltına alındı. Tam 365 gündür o darbe sürüyor. Millet darbeye karşı 365 gündür direniyor.” “DEVLETLE MİLLET ARASINDAKİ SÖZLEŞMEYİ YIRTMA GİRİŞİMİ” “Değerli İstanbullular, 19 Mart, devlet ve millet arasındaki sözleşmeyi yırtma girişimidir. 19 Mart, bu ülkeyi kim yöneteceğine millet karar vermesin diye yapılmıştır. Millet vergisini versin, askere gitsin, trafik cezası ödesin ama kendi iradesiyle iktidarı değiştiremezsin diye yapılmıştır. Bizim, sizin bir yıldır verdiğimiz mücadele bir mevzi olarak parti mücadelesi değildir. Bir cephe olarak demokrasi mücadelesidir. Bunun önemini, kıymetini kısaca şöyle hatırlatabiliriz. Biz demokratlar sandığın önemini biliyoruz. Geçtiğimiz haftalarda AK Parti İçişleri Bakanlığı bir düzenleme yaptı ve modifiye araçlara ceza kesen yeni bir uygulamaya geçti. Toplumdan beklenmedik bir tepki yükseldi. Ve bugüne kadar oyunu Cumhur İttifakı’na veren, AK Parti’ye veren, belki bizim bu mücadelelerimizi denk geldiğinde ‘Ne yapıyor bunlar?’ diyenler sosyal medyadan AK Parti’ye karşı ‘Sandıkta görüşürüz’ yazmaya başladılar. İşte 19 Mart milletin, ‘Sandıkta görüşürüz’ deme iradesine karşı, yani ister AK Parti’ye oy veren, sanayi sitesinde çalışan, bütün hayali aracını birazcık daha kendi hoşuna giden şekle sokmaya çalışan, aracının iki katı cezayı görünce sandıkta hesaplaşma isteyen olsun, ister İstanbul Üniversitesi’nin önünde toplanan, geleceğine sahip çıkan gençler olsun. Milletin egemen olduğu, milletin tek söz sahibi olduğu, tek adamların değil seçilmişlerin yönettiği, milletin istediğini başa getirdiği istemediğini gönderdiği bir düzen; bu ülkeyi var eden, kurtaran, kuran, bugünlere taşıyan düzendir. Bunun için sandığı ortadan kaldırmak isteyenlere, bir avuç darbeci kendisine göre bir düzen kurarsa bir daha kimsenin yüzüne bakmak istemeyen bu düzenbazlara karşı bu mücadeleyi, siyaseti ve sandığı koruma mücadelesini toplumsallaştırıyoruz. İşte sanayi sitelerine yayılan, işte köylerde tarlalarda konuşulan, işte işçi servislerinde gündeme gelen ‘Kardeşim hakkımı yiyorlar, hakkımı alırım. Almazsam karşı çıkarım. İstemediğimi değiştiririm’ diyen bu anlayış, bu darbeyi püskürtmek için en önemli güvencemizdir. Bu meydan sadece kendinden değil, bu mücadeleyi büyütmekten de mesuldür. Bu mücadeleyi büyütmeye, adım adım büyütmeye hep birlikte iktidara yürümeye hazır mıyız? Hazır mıyız?” “MÜHÜR KİMDEYSE SÜLEYMAN ODUR” “Bu darbeyi püskürtmek tüm demokratların görevidir. Mühür kimdeyse Süleyman odur. Bizim mücadelemiz bir avuç insanın Süleyman olmaması içindir. Bizim mücadelemiz mührün, hükmün millette kalma mücadelesidir. Herkes hesabını buna göre yapmalıdır. Bundan sonra bu mücadeleyi dalga dalga büyütmeye var mıyız? Hazır mıyız? İşte Esenyurt Belediye Başkanımız Ahmet Özer burada. İşte Adana’nın seçilmiş Başkanı Zeydan Karalar aramızda. Hapisteki kardeşlerimizi, dostlarımızı, yiğitlerimizi hiçbir zaman unutmadık, yalnız bırakmadık, bırakmayacağız. Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat, Beykoz Belediye Başkanımız Alaattin Köseler, Beylikdüzü Belediye Başkanımız Mehmet Murat Çalık, Şişli Belediye Başkanımız Resul Emrah Şahan, Büyükçekmece Belediye Başkanımız Hasan Akgün, Avcılar Belediye Başkanımız Utku Caner Çaykara, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanımız Hakan Bahçetepe, Ceyhan Belediye Başkanımız Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanımız Oya Tekin, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek, Şile Belediye Başkanımız Özgür Kabadayı, Beyoğlu Belediye Başkanımız İnan Güney, Bayrampaşa Belediye Başkanımız Hasan Mutlu, Büyükçekmece Başkanvekilimiz Ahmet Şahin, Parti Meclisi Üyemiz Baki Aydöner, önceki dönem milletvekilimiz, Genel Başkan Yardımcımız Aykut Erdoğdu, Bolu Belediye Başkanımız Tanju Özcan, Kuşadası Belediye başkanımız Ömer Günel ve 15,5 milyonun oylarıyla belirlediği, 25,5 milyonun imzayla istediği, İstanbul Büyükşehir'in seçilmiş Belediye Başkanı, milletin evladı, Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu. Ona, can yoldaşıma, kardeşime, ağabeyime, canıma şöyle yazmıştım: ‘Bekle kar altında yatan buğday tanesi, yine onun sularıyla yeşereceksin. Gözyaşların çare değil ağlama büyü, başını dik tutabilirsen boy vereceksin. Korku kar eylemez yola düşene. Sen bir aşkın içindesin, yaşayacaksın. Dört bir yanı börtü böcek sarsa ne çıkar. Toprağa sıkı sarıl, başaracaksın. Her yanında allı morlu güller açar türlü türlü. Bu fırtına dünden belli, baş edeceksin.’ İlkay Akkaya.” “ARTIK BU DAVAYI SÜRDÜRMEK MİLLETE İHANETTİR” “Arkadaşlarımıza ne yalanlar, ne iftiralar attılar. Ama her gün bir doğru bir yalanı çürüttü, bir dürüst bir iftiracıyı püskürttü. ‘560 milyar lira yolsuzluk’ diye yola çıkmışlardı, gelinen noktada 560 kuruş bile ispatlanamadı, iddianameye giremedi. ‘Bin 200 cep telefonu dağıtıldı’ dediler, yalan çıktı. ‘Valizlerde para’ dediler, jammer çıktı. ‘Parke altından 2 milyon Euro’ dediler, tamamı yalan çıktı. ‘İmamoğlu’nun lüks araçları’ MHP’li vekilin çıktı. Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin kasası, AK Partilinin ve içinden dolar yerine mühür çıktı. Ancak TRT bunların yerine montaj görüntülerle yayıncılık yapan bir haysiyet celladının ellerinde çıktı. Bizim haklılığımızla onların kumpasları da tek tek ortaya çıktı. Bugün ellerinde gizli tanıklarından başka hiçbir şey kalmadı. İşte onlar, şimdi iftiralarından vazgeçiyorlar. Antalya’da daha bugün bir itirafçı ‘Baskı gördüm, tehdit edildim, yalan söyledim. Söylediklerimden zarar görenler hakkını helal etsin’ dedi. Mahkeme hakkında işlem başlatmaya kalktı. İBB davasında gizli tanık Meşe vardı. Ekrem Başkan onun ifadeleri ile tutuklandı. İddianame gelince Meşe’nin ortada olmadığı çıktı. Aynı lafların başka bir gizli tanığa aynen yapıştırıldığı çıktı. Bugün Antalya’da ‘Baskı gördüm, günaha giremem’ diyen de geçen hafta İstanbul’da Silivri’de konuşan da bugün ‘Ben bu ifadeyi demedim. Savcı böyle yazdı, imzalattı’ deyip doğruyu anlatan da bir kumpasın nasıl çöktüğünü hepimize gösteriyor. Devletin gücünü kötüye kullanarak bize efelik yapanlara söylüyoruz; biz kimsenin değil, milletin gücünü kullanıyoruz. Biz hiçbir yerden değil; milletten, meydandan destek alıyoruz. Bakın duruşmalarda canlı yayın isteyecek kadar kendimize, arkadaşlarımıza güveniyoruz. Ama onlar duruşma salonlarını bile boşaltacak kadar korkuyorlar. Artık bu darbeyi sürdürmek millete ihanettir. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Tarihe uzun yıllar başbakanlık, cumhurbaşkanlığı yapan biri olarak geçebilirdin. Ama bir darbeye kalkıştın, ısrar ettin, tarihe bir darbeci olarak; Cumhurbaşkanı değil, Cunta Başkanı olarak geçeceksin.” “KİRLİ APARATININ MAL VARLIĞI AÇIKLANSIN” “Sevgili İstanbullular, küçük turpun dün bir basın toplantısı yaptık ve küçük turpun marifetlerini anlatmaya başladık. İzlediniz mi? Büyük turpu biliyor musunuz? Turpun büyüğü belli, küçüğü 1,50. Onu da biliyor musunuz? İşte o her darbede, her kumpasta aparat olanlar kısa süreli de olsa bazen menfaat elde edebilirler. Makam ve mevki elde edebilirler. Ama milletin vicdanı bunları unutmaz. Gerçekler teker teker ortaya çıkar. 19 yıl devlet memurluğu yapmış; en yüksek maaştan ömür boyunca bir kibrit kutusu bile almamış, bir bardak su bile içmemiş olsa bütün maaşlarına biriktirse 45 milyon lira edecek birisinin üzerinden 452 milyon liralık taşınmazlar, daireler, arsalar çıktı. Belgelerin altında ezildi. Hiç birisine yanıt veremedi. Bugün bir ekran görüntüsüyle tapu kayıtlarının bazı illerini filtreleyerek ‘Dört evim var’ diye gösterdi. Bu dört evin üçünün yeni alındığına ilişkin ikonlar yanında duruyordu. Bunları yanıtlamak yerine dün 12 taşınmaz söyledim. Yedisinin ID numaralarını verdim. Bu yayın bitince bütün basına 12’sinin de ID numaralarını geçeceğiz. Diğer beşi de geldi. Bu ID numarası sisteme girince o taşınmazdaki o işlemi gösteriyor. ‘ID numarası doğru değil’ diyemiyor. ‘Ben bunu satın almadım, sonra satmadım’ diyemiyor. Sadece ‘Bende dört tane var’ diyor. Bakın şimdi buradan kendisine sesleniyorum. Bugün ekranda görünmeyen, dün açıkladığım Avcılar Ispartakule Bizim Evler projesinde 2024’ün yedinci ayında emlak bildirimi yapmışsın. Bizzat emlak vergisini yatırmışsın. Ayrıca yine basına geçiyorum. Dün söylediğimiz Mesa İstanbul Evlerinde, bugün bende yok diyorsun, ilki 3 milyon ve her ay 2 milyon taksit ödediğin ödeme çizelgesini, belgesini Mesa’nın resmi evrakı olarak basınla paylaşıyorum. Buradan açıkça Erdoğan’a sesleniyorum. Kirli aparatının mal varlığı açıklansın. Açıkladığım ID numaralarını sisteme girin ve ona ait olmadığını gösterin. Devlet elinizde, yapamıyorsunuz. İki; e-devlette bütün taşınmazları dökün ve Türk Lirası, döviz, altın cinsinden verdiği mal beyanını açıklayın. İki aydır elindeki taşınmazları satanın karşılığında aldığı paraları bu milletin bilmeye hakkı var. Bir darbeye kalkışacaksınız, alıp bu insanları iftiraya zorlayacaksınız, ‘İftira atarsan çıkar, çocuğa kavuşursun’ diyeceksiniz. Malına çöktüğüne ‘Şu kadar vereceksin’ diye avukat yollayacaksınız, ondan sonra da hiç çekinmeden pişkin pişkin oturup orada duracaksınız. Bu millet tüy bitmemiş yetimin hakkını size yedirmez. Yedirmeyeceğiz, peşini bırakacağız. Bir yanda cep dolduranlar, bir yanda ekmek kavgası verenler… Bir tarafta kumpas kuranlar, bir tarafta meydanlarda tarih yazanlar, zindanlarda tarih yazanlar… Biz, siz tarihin doğru tarafında duranlarsınız. Darbeyi bitirmek için gerekirse 99 değil, 999 eylem yapacağız. Durmayacağız. 100’üncü eylemde 111 yıl önce geçilmeyen Çanakkale’de olacağız. Burada defalarca hep beraber zindanlarda; Silivri zindanlarında, Antalya’da, İzmir’de, Bolu’da, Düzce’de, Gebze’de, Tekirdağ’da zindanlarda duran yiğitlerimize, aslanlarımıza seslendik. Zülfü Livaneli’den dinledik. Rahmetli Volkan Konak’tan dinledik. Bugün Zülfü Ağabey bir sağlık sorunu, bir yakınının sağlık sorunu nedeniyle yurtdışında. Ama onun da çok sevdiği, bizim de çok sevdiğimiz birisi ‘Yiğidim Aslanım’ demek için burada. Sevingül Bahadır geliyor. ‘Yiğidim Aslanım’ demeye geliyor.” “KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA” “Bir büyük acının yıldönümünde, bir büyük ayıbın yıldönümünde, bir muhteşem direnişin 365’nci gününde, bu soğukta, bu ayazda buraya geldiniz, burada beklediniz. Şimdi buradan hep beraber 111’nci yıldönümünde Çanakkale Zaferi’ni ve ‘Savaş kaçınılmaz değilse cinayettir’ diyen, hem tarihin gördüğü en büyük askeri, hem de tarihin gördüğü en büyük devlet ve barış adamını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü selamlıyoruz. Buradan Filistin’i, Bülent Ecevit’in Yaser Arafat’ı selamladığı gibi, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının mücadelesi gibi selamlarken buradan Amerikan emperyalizmine meydan okuyoruz. Kahrolsun Amerikan emperyalizmi. Hep beraber barış istiyoruz, kardeşlik istiyoruz ve yarınlara hep birlikte yürümek istiyoruz. Yeni bir dünya kuracağız, yağmurlarda yıkanıp güneşte kuruyacağız. Göklerle dost, yıldızlarla kardeş olacağız. Dökülürken dünyamıza ayın ışıkları, tutup kollarından bulutları hep beraber halaya duracağız. Tüm Türkiye’de bir söz veriyorum ve onu tekrarlamak istiyorum. Seçim olacak ya bir pazar er ya da geç bir pazar, o pazar günü o seçimi kazanacağız. O pazar günü partimizi iktidar, Ekrem Başkan’ı Cumhurbaşkanı yapacağız. O pazartesi günü akşam yeniden Saraçhane’de toplanacağız ve Bozdoğan Kemeri’nin önünde öğrencisiyle, polisiyle, işçisiyle, emekçisiyle, emeklisiyle, esnafıyla, eşrafıyla, omuz omuza halaya duracağız. Var mısınız? Var mısınız? Var mısınız? Şunu bilelim. Öğrenci kurtulmadan polis kurtulmaz. Tutsak kurtulmadan infaz koruma memuru kurtulmaz. Emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Köylü kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.” “BİR AN ÖNCE SEÇİM OLSUN, TÜRKİYE’DE HER GÜN BAYRAM OLSUN” “Bu soğukta, bu zorlukta buraya koşanlara, gelenlere, sahip çıkanlara, birlikte olanlara helal olsun, selam olsun. Birazdan maça çıkıp çok büyük bir başarıyla Türkiye’yi ayağa kaldıracak olan Galatasaray'ımıza başarılar diliyoruz. Ekrem Başkan’a ve arkadaşlara sabır, gayret diliyoruz. En sonunda biz kazanacağız. Bugün buradan hep birlikte ayrılıyoruz. Görev yapan emniyet güçlerine teşekkür ediyoruz. En ufak bir sorun yaşamadan meydanı boşaltıyoruz. Hep birlikte iktidara yürümeye var mısınız? Birlikte yürüyecek miyiz? O zaman hepimizin yolu açık olsun. Hepinizin yolu açık olsun. Güle güle gidin, iyi bayramlar olsun. Bir an önce seçim olsun, Türkiye’de her gün bayram olsun. Yürüyelim arkadaşlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye’yi geleceğe taşıyacak güç, nitelikli eğitimdir. Şiddete töleransımız yoktur. Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye’yi geleceğe taşıyacak güç, nitelikli eğitimdir. Şiddete töleransımız yoktur.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eğitim Ailesi ile İftar Programı’nda yaptığı konuşmada, Çanakkale ruhundan eğitimin önemine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında Çanakkale Zaferi’nin taşıdığı anlamı vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin sadece 783 bin kilometrekareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale’dir. Çanakkale’de Anadolu’nun her ili, Balkanlar, Kafkaslar ve Kuzey Afrika vardır” ifadelerini kullandı. Eğitimin bir milletin geleceğini belirleyen en önemli unsur olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir milleti büyük yapan sadece kazandığı zaferler değil, aynı zamanda iyi yetişmiş, özgüven sahibi fertleridir. Güçlü bir Türkiye hedefi, ancak iyi eğitim almış insan kaynağıyla mümkündür” dedi. Son 23 yılda eğitim alanında önemli reformlar hayata geçirildiğini belirten Erdoğan, Türkiye’yi “muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyacak en önemli kaldıraçlardan birinin nitelikli ve milli bir eğitim sistemi” olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: “Öğretmene kalkan el, geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el, bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bir kuyumcu titizliğiyle yetiştiren kıymetli… pic.twitter.com/ZTfx5avFCD — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 18, 2026 Öğretmenlere yönelik şiddet konusuna da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda net bir duruş sergileyerek, “Öğretmene kalkan el, geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmenlerimize karşı şiddete asla toleransımız yoktur, olmayacaktır. Bu sorunun üzerine kararlılıkla gidiyoruz.” dedi. Erdoğan, öğretmenlerin güvenli ve huzurlu bir ortamda görev yapabilmesi için gerekli tüm adımların atılacağını belirterek, Türkiye Yüzyılı hedefini birlikte inşa edeceklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "İftar soframızı teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 81 vilayetimizin 922 ilçemizin her birinde aşkla görev yapan eğitimcilerimizin Ramazan-ı Şerif'ini tebrik ediyorum. Bir taraftan rahmet mevsimini uğurlamanın burukluğu diğer taraftan da Ramazan bayramına kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Ramazan'a girerken duamız 'Ya Rab bizleri Ramazan-ı Şerif'e kavuşturduğun gibi Ramazan bayramına da kavuştur'. Şimdi Ramazan-ı Şerif'i geride bırakırken 'Elveda Ramazan' diyoruz. Ramazan bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslâm dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Temiz bir kalple yapılacak duaların Cenab-ı Hak katında karşılığını mutlaka bulacağına inanıyoruz. Rabbim tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibadetlerini, ettiğiniz duaları katında kabul ve makbul buyursun diyorum. Daha fazlasını keşfedinGazeteSağlık haberleri bülteniDünya haberleri Bugün aynı zamanda Çanakkale deniz zaferimizin 111. yıldönümünü büyük bir gururla idrak ediyoruz. Vatan topraklarının şahit olduğu en büyük kahramanlık sahnelerinden biri olan Çanakkale destanının üzerinden tam 111 yıl geçti. 111. yılında kara toprağı al kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle, şükranla yâdediyorum. Anadolu her ocağından her ailesinden şehit veren mubarek toprakların adıdır. Dikkat edin ana dolu, baba dolu denmiyor. Burası çok anlamlı. Şehit ahvadı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Conk Bayırı, Gelibolu, Çanakkale'dir. Ve dost düşman iyi bilir ki; Çanakkale geçilmez. İnşallah Çanakkale dünya durdukça Türk milletin hürriyet tutkusunun yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır. Türkiye'nin sadece 783 bin kilometrekareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale'dir. Çanakkale'yi geçilmez kılan irade, ittihat fikri, mücadele azmidir. Çanakkale'de Anadolu'nun her ili, bir ilçesi vardır. Çanakkale'de Saraybosna, Balkanlar, Kafkaslar, Kuzey Afrika vardır. Çanakkale'de gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinin duası, niyazi, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan milyonların muhabbeti vardır. Çanakkale destanı epik olduğu kadar dramatik bir hikâyedir. Bakınız 1914-1918 yılları arasında Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi, İstanbul Lisesi, Yozgat Lisesi, Balıkesir Lisesi, Kayseri Lisesi'nin tamamı Çanakkale'de şehit olduğu için mezun verememiştir. İnşallah son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak, bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakârlıklarını asla unutmayacağız. 111. seneyi devriyesinde bizlere cennet vatanı miras bırakar, büyük cumhuriyeti emanet eden istiklal kahramanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle anıyorum. Bir milleti büyük yapan sadece tarihe şanla şerefle yazdırdığı zaferleri değildir. Aynı zamanda eğitimli, özgüven sahibi iyi yetişmiş fertleridir. Bu hassasiyetle çalışıyor, eğitime önem ve öncelik vermeyi ihmal etmiyoruz. Güçlü toplum güçlü ülke hedefini ancak insan kaynağı, iyi eğitim almış güçlü içtimai bünye ile gerçekleştireceğimizin farkındayız. Bugünün ve yarının dünyasında ilerleme, kalkınmanın her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor. Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine taşıyacak kaldırıç, nitelikli, milli, zamanın ruhunu yakalamış eğitim sistemidir. Son 23 yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık. Tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihi reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere katsayı gibi adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Ders müfredatlarını ve kitapları gözden geçirerek çağdışı ve vesayetçi unsurları temizledik, bilimsel anlayışla yeni baştan hazırladık. Hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile çalışmalarımızı kapsamlı bir zemine oturttuk. Ailelerimize her yıl kırtasiye kırtasiye gezmek zorunda bırakmıyor, ders kitaplarını çocuklarımıza ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Eğitim kurumlarımızı, spor salonları, dijital kütüphaneler, akıllı tahtalar ile donatarak modern bir çehreye kavuşturduk. 821 binden fazla öğretmenimizin atamasını yaparak eğitim ordumuzun gücüne güç kattık. Öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkanlarında da kaydadeğer iyileştirmeler gerçekleştirdik. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. En son Fatmanur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarını lanetlediğimizi, bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum. Öğretmene kalkan el geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuk ve gençlerimizi kuyumcu t itizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete töleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır. Sayısı azalmakla birlikte zaman zaman karşılaştığımız şiddet sorununun üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bundan sonra da ödün vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz. Kızılelmamız Türkiye Yüzyılı'nı inşallah sizlerle birlikte inşa edeceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "İftar soframızı teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 81 vilayetimizin 922 ilçemizin her birinde aşkla görev yapan eğitimcilerimizin Ramazan-ı Şerif'ini tebrik ediyorum. Bir taraftan rahmet mevsimini uğurlamanın burukluğu diğer taraftan da Ramazan bayramına kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Ramazan'a girerken duamız 'Ya Rab bizleri Ramazan-ı Şerif'e kavuşturduğun gibi Ramazan bayramına da kavuştur'. Şimdi Ramazan-ı Şerif'i geride bırakırken 'Elveda Ramazan' diyoruz. Ramazan bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslâm dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Temiz bir kalple yapılacak duaların Cenab-ı Hak katında karşılığını mutlaka bulacağına inanıyoruz. Rabbim tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibadetlerini, ettiğiniz duaları katında kabul ve makbul buyursun diyorum. Daha fazlasını keşfedinGazeteSağlık haberleri bülteniDünya haberleri Bugün aynı zamanda Çanakkale deniz zaferimizin 111. yıldönümünü büyük bir gururla idrak ediyoruz. Vatan topraklarının şahit olduğu en büyük kahramanlık sahnelerinden biri olan Çanakkale destanının üzerinden tam 111 yıl geçti. 111. yılında kara toprağı al kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle, şükranla yâdediyorum. Anadolu her ocağından her ailesinden şehit veren mubarek toprakların adıdır. Dikkat edin ana dolu, baba dolu denmiyor. Burası çok anlamlı. Şehit ahvadı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Conk Bayırı, Gelibolu, Çanakkale'dir. Ve dost düşman iyi bilir ki; Çanakkale geçilmez. İnşallah Çanakkale dünya durdukça Türk milletin hürriyet tutkusunun yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır. Türkiye'nin sadece 783 bin kilometrekareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale'dir. Çanakkale'yi geçilmez kılan irade, ittihat fikri, mücadele azmidir. Çanakkale'de Anadolu'nun her ili, bir ilçesi vardır. Çanakkale'de Saraybosna, Balkanlar, Kafkaslar, Kuzey Afrika vardır. Çanakkale'de gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinin duası, niyazi, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan milyonların muhabbeti vardır. Çanakkale destanı epik olduğu kadar dramatik bir hikâyedir. Bakınız 1914-1918 yılları arasında Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi, İstanbul Lisesi, Yozgat Lisesi, Balıkesir Lisesi, Kayseri Lisesi'nin tamamı Çanakkale'de şehit olduğu için mezun verememiştir. İnşallah son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak, bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakârlıklarını asla unutmayacağız. 111. seneyi devriyesinde bizlere cennet vatanı miras bırakar, büyük cumhuriyeti emanet eden istiklal kahramanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle anıyorum. Bir milleti büyük yapan sadece tarihe şanla şerefle yazdırdığı zaferleri değildir. Aynı zamanda eğitimli, özgüven sahibi iyi yetişmiş fertleridir. Bu hassasiyetle çalışıyor, eğitime önem ve öncelik vermeyi ihmal etmiyoruz. Güçlü toplum güçlü ülke hedefini ancak insan kaynağı, iyi eğitim almış güçlü içtimai bünye ile gerçekleştireceğimizin farkındayız. Bugünün ve yarının dünyasında ilerleme, kalkınmanın her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor. Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine taşıyacak kaldırıç, nitelikli, milli, zamanın ruhunu yakalamış eğitim sistemidir. Son 23 yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık. Tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihi reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere katsayı gibi adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Ders müfredatlarını ve kitapları gözden geçirerek çağdışı ve vesayetçi unsurları temizledik, bilimsel anlayışla yeni baştan hazırladık. Hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile çalışmalarımızı kapsamlı bir zemine oturttuk. Ailelerimize her yıl kırtasiye kırtasiye gezmek zorunda bırakmıyor, ders kitaplarını çocuklarımıza ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Eğitim kurumlarımızı, spor salonları, dijital kütüphaneler, akıllı tahtalar ile donatarak modern bir çehreye kavuşturduk. 821 binden fazla öğretmenimizin atamasını yaparak eğitim ordumuzun gücüne güç kattık. Öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkanlarında da kaydadeğer iyileştirmeler gerçekleştirdik. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. En son Fatmanur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarını lanetlediğimizi, bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum. Öğretmene kalkan el geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuk ve gençlerimizi kuyumcu t itizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete töleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır. Sayısı azalmakla birlikte zaman zaman karşılaştığımız şiddet sorununun üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bundan sonra da ödün vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz. Kızılelmamız Türkiye Yüzyılı'nı inşallah sizlerle birlikte inşa edeceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "İftar soframızı teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 81 vilayetimizin 922 ilçemizin her birinde aşkla görev yapan eğitimcilerimizin Ramazan-ı Şerif'ini tebrik ediyorum. Bir taraftan rahmet mevsimini uğurlamanın burukluğu diğer taraftan da Ramazan bayramına kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Ramazan'a girerken duamız 'Ya Rab bizleri Ramazan-ı Şerif'e kavuşturduğun gibi Ramazan bayramına da kavuştur'. Şimdi Ramazan-ı Şerif'i geride bırakırken 'Elveda Ramazan' diyoruz. Ramazan bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslâm dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Temiz bir kalple yapılacak duaların Cenab-ı Hak katında karşılığını mutlaka bulacağına inanıyoruz. Rabbim tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibadetlerini, ettiğiniz duaları katında kabul ve makbul buyursun diyorum. Daha fazlasını keşfedinGazeteSağlık haberleri bülteniDünya haberleri Bugün aynı zamanda Çanakkale deniz zaferimizin 111. yıldönümünü büyük bir gururla idrak ediyoruz. Vatan topraklarının şahit olduğu en büyük kahramanlık sahnelerinden biri olan Çanakkale destanının üzerinden tam 111 yıl geçti. 111. yılında kara toprağı al kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle, şükranla yâdediyorum. Anadolu her ocağından her ailesinden şehit veren mubarek toprakların adıdır. Dikkat edin ana dolu, baba dolu denmiyor. Burası çok anlamlı. Şehit ahvadı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Conk Bayırı, Gelibolu, Çanakkale'dir. Ve dost düşman iyi bilir ki; Çanakkale geçilmez. İnşallah Çanakkale dünya durdukça Türk milletin hürriyet tutkusunun yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır. Türkiye'nin sadece 783 bin kilometrekareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale'dir. Çanakkale'yi geçilmez kılan irade, ittihat fikri, mücadele azmidir. Çanakkale'de Anadolu'nun her ili, bir ilçesi vardır. Çanakkale'de Saraybosna, Balkanlar, Kafkaslar, Kuzey Afrika vardır. Çanakkale'de gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinin duası, niyazi, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan milyonların muhabbeti vardır. Çanakkale destanı epik olduğu kadar dramatik bir hikâyedir. Bakınız 1914-1918 yılları arasında Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi, İstanbul Lisesi, Yozgat Lisesi, Balıkesir Lisesi, Kayseri Lisesi'nin tamamı Çanakkale'de şehit olduğu için mezun verememiştir. İnşallah son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak, bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakârlıklarını asla unutmayacağız. 111. seneyi devriyesinde bizlere cennet vatanı miras bırakar, büyük cumhuriyeti emanet eden istiklal kahramanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle anıyorum. Bir milleti büyük yapan sadece tarihe şanla şerefle yazdırdığı zaferleri değildir. Aynı zamanda eğitimli, özgüven sahibi iyi yetişmiş fertleridir. Bu hassasiyetle çalışıyor, eğitime önem ve öncelik vermeyi ihmal etmiyoruz. Güçlü toplum güçlü ülke hedefini ancak insan kaynağı, iyi eğitim almış güçlü içtimai bünye ile gerçekleştireceğimizin farkındayız. Bugünün ve yarının dünyasında ilerleme, kalkınmanın her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor. Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine taşıyacak kaldırıç, nitelikli, milli, zamanın ruhunu yakalamış eğitim sistemidir. Son 23 yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık. Tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihi reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere katsayı gibi adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Ders müfredatlarını ve kitapları gözden geçirerek çağdışı ve vesayetçi unsurları temizledik, bilimsel anlayışla yeni baştan hazırladık. Hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile çalışmalarımızı kapsamlı bir zemine oturttuk. Ailelerimize her yıl kırtasiye kırtasiye gezmek zorunda bırakmıyor, ders kitaplarını çocuklarımıza ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Eğitim kurumlarımızı, spor salonları, dijital kütüphaneler, akıllı tahtalar ile donatarak modern bir çehreye kavuşturduk. 821 binden fazla öğretmenimizin atamasını yaparak eğitim ordumuzun gücüne güç kattık. Öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkanlarında da kaydadeğer iyileştirmeler gerçekleştirdik. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. En son Fatmanur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarını lanetlediğimizi, bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum. Öğretmene kalkan el geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuk ve gençlerimizi kuyumcu t itizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete töleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır. Sayısı azalmakla birlikte zaman zaman karşılaştığımız şiddet sorununun üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bundan sonra da ödün vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz. Kızılelmamız Türkiye Yüzyılı'nı inşallah sizlerle birlikte inşa edeceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan :  Çanakkale ruhu en büyük ilham kaynağımız Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan : Çanakkale ruhu en büyük ilham kaynağımız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Çanakkale’nin yalnızca bir savaş değil; inanç, fedakârlık ve vatan sevgisinin destanı olduğunu ifade etti. Erdoğan, Anadolu’nun dört bir yanından cepheye koşan kahramanların milletçe tek yürek olarak vatanı savunduğunu belirterek, bu direnişin sadece Türkiye’nin değil, mazlum milletlerin kaderini de etkilediğini kaydetti. Çanakkale’de ortaya konan birlik ve dayanışma ruhunun bugün de yol gösterici olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı hedeflerimize yürürken ecdadımızın mirasından güç alıyoruz” dedi. Çanakkale ruhunun, milli birlik ve beraberliğe yönelik tehditlere karşı en büyük ilham kaynağı olmaya devam edeceğini dile getirdi. Mesajında, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanları, şehitleri ve gazileri anan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ruhları şad, mekânları cennet olsun” ifadelerine yer verdi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 111. Yıl Dönümü Mesajı: “Milletimizin en şanlı destanlarından biri olan Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünü büyük bir gurur ve heyecanla idrak ediyor, Çanakkale’yi geçilmez kılan… — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 18, 2026

Çanakkale Zaferi'nin 111. yıl dönümü kutlanıyor Haber

Çanakkale Zaferi'nin 111. yıl dönümü kutlanıyor

Kocaman bir dünya savaşının sadece bir cephesi olsa da, Çanakkale hem kazanan hem de kaybeden için pahalıya mal oldu. Atatürk ve askerleri tarihe altın harflerle geçen zafere imza attığı, tarihin akışını değiştiren destan yazılırken tüm dünyaya haykırdı: ÇANAKKALE GEÇİLMEZ! ÇANAKKALE SAVAŞININ TARİHİ VE ÖNEMİ Çanakkale Savaşı, batılı ülkelerin oluşturduğu itilafa karşı Osmanlı Devleti’nin savunmada olduğu bir savaşın adıdır. Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Savaşında bütün bir millet olarak destan yazdığı savaştır. 3 Kasım 1914 yılı-18 Mart 1915 yılı tarihleri arasında deniz savaşları olarak yapılmış, 25 Nisan 1915-9 Ocak 1916 tarihleri arasında ise Gelibolu yarımadasında kara savaşları olarak yapılmıştır. İtilaf devletleri, bu savaşta Çanakkale Boğazını ve İstanbul’u ele geçirmeyi amaçlamışlardır. Eğer Çanakkale Boğazı’nın İtilaf Devletleri’ne geçmiş olsaydı Rusya’ya her türlü desteği kolaylıkla sağlayabileceklerdi. Bunun için ilk olarak Çanakkale Boğazı’na 1915 yılı Şubat ayında saldırılar başlamıştı. 18 Mart 1915 tarihinde ise en güçlü saldırı yapılmıştır. Bu saldırılara karşı Osmanlı Ordusu’nun savaş stratejisi olarak boğaza döşediği mayınlar ile düşman donanmasında ağır kayıplar vermesini sağlamıştır. Donanma için büyük öneme sahil olan Nusret Mayın Gemisi’nin batırılması ile itilaf Devletleri birlikleri bozguna uğratılmış ve deniz saldırısından vazgeçmek zorunda bırakılmışlardır. 25 Nisan 1915’te Gelibolu Yarımadası’nda kara çıkartması yaparak saldırıya devam etmişlerdir. Ancak Osmanlı ordusu ile birlikte Türk milletinin büyük mücadelesi sonucunda büyük bir mağlubiyete düşmüşlerdir. Toplamda üç defa kara çıkartması yapan itilaf devletleri üçüncü yenilgi sonrasında 1916 yılı Aralık ayında Gelibolu Yarımadası’ndan çekilmek zorunda kalmışlardır. Zorlu bir savaş olan Çanakkale Savaşı, Türk tarihinde destan olarak nitelendirilir. Güçlü bir donanmaya sahip olan itilaf devletlerine karşı daha zayıf bir ordu ile çok büyük bir zafer elde edildiğinden Türk milletinin kazandığı zafer olarak tarihe geçmiştir. ÇANAKKALE SAVAŞI SONUÇLARI İtilaf Devletleri donanmaları 18 Mart 1915’te Osmanlı ordusu tarafından bozguna uğratılmıştır ve Çanakkale Savaşı’nın deniz savaşı bölümü sona ermiştir. Gelibolu Yarımadası’na yapılan kara çıkartmaları yine Osmanlı ordusunun büyük çabası ile bertaraf edilmiştir. İtilaf birlikleri 19-20 Anafartalar ve Arıburnu’ndan, 9 Ocak 1916’da da Seddülbahir’den çekilmesiyle büyük yenilgiye uğramıştır. Dünya Savaşı’nın gidişatı değişmiştir. Bu savaş Batı ülkelerinin beklentilerinin tersine gelişmelerle sonuçlanmıştır. Çarlık Rusya’nın çöküşünü hızlandırmıştır. Bu savaşın sonucunda İngiltere’de yönetim değişikliği olmuştur. Türk tarihine büyük bir destan olarak yazılmış ve Anadolu toprakları ve Boğazların Türkler hâkimiyetinde kalmasını sağlamıştır. MİNNETLE ANIYORUZ Vatanını korumak için cesaret ve kahramanlıkla savaşan Mehmetçik, tüm dünyaya “Çanakkale Geçilmez” sözünü haykırdı. Bir ulusun kaderini değiştiren Çanakkale’deki kahramanlık destanı, tarihe altın harflerle yazılan bir şeref abidesi oldu, Kurtuluş Savaşı’nın kıvılcımını ateşledi. Unutulmamalı ki; her karış toprağı şehit kanıyla ıslanan bu topraklar kolay kazanılmadı ve kaybedilmeyecek. Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıldönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Çanakkale’yi geçilmez kılan tüm kahramanlarımızı minnetle anıyoruz. Fotoğraf Kaynağı: - 100. Yılında Fotoğraflarla Çanakkale, TBMM Yayınları, 2015 - Kültür ve Turizm Bakanlığı, www.ktb.gov.tr https://youtu.be/AAlkG2g8xPk

Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek ’in 11 daire ve arsaya sahip olduğunu iddia etti Haber

Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek ’in 11 daire ve arsaya sahip olduğunu iddia etti

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığına ilişkin dikkat çekici iddialarda bulundu. Özel, Gürlek’in toplam değerinin 452 milyon lirayı bulduğunu öne sürdüğü gayrimenkullere sahip olduğunu söyledi. “Maaşıyla 190 yılda alamayacağı kadar gayrimenkul” Özel, Gürlek’in 11 daire ve bir arsasının bulunduğunu, bu taşınmazların toplam değerinin 325 milyon lira olduğunu belirtti. Son dönemde satıldığı ifade edilen 4 gayrimenkulle birlikte toplam varlığın 452 milyon liraya ulaştığını savundu. CHP lideri, Gürlek’in kamu görevlisi olarak elde ettiği toplam gelirin yaklaşık 45 milyon lira olduğunu belirterek, “Maaşıyla 190 yılda alamayacağı kadar gayrimenkul almış” dedi. Gürlek’e çağrı yapılmıştı Özel daha önce Gürlek’e mal varlığını açıklaması için süre verdiklerini, ancak 11 Mart’a kadar herhangi bir açıklama yapılmadığını ifade etti. CHP ise söz konusu açıklamaları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Turpun büyüğü heybede” sözlerine gönderme yaparak “Turpun küçüğü” başlığıyla duyurdu. “Yargı üzerinden siyasi operasyon” iddiası Özel konuşmasında, yargı süreçlerinin siyasi amaçlarla kullanıldığını öne sürdü. Geçmiş darbelere atıf yapan Özel, “Bir darbenin tankla değil, cübbeyle yapıldığının örneğiyle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyonlara da değinen Özel, sürecin siyasi saiklerle yürütüldüğünü iddia etti. Atama sürecine eleştiri Özel, Gürlek’in Adalet Bakan Yardımcılığı görevinden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na atanmasını eleştirerek, bunun siyasi bir tercih olduğunu savundu. “Kanun açık: Bir hâkim ya da savcı siyasete girerse geri dönemez” diyen Özel, yapılan görevlendirmenin hukuka aykırı olduğunu ileri sürdü. Gözaltı ve soruşturma süreçlerine tepki Operasyonların yürütülme biçimini de eleştiren Özel, sabah baskınları ve gözaltı uygulamalarına tepki gösterdi. Ailelerin de süreçlerden etkilendiğini öne süren Özel, “Ailelere dokunuldu, eşlere, çocuklara dokunuldu” dedi. Bazı şüphelilere baskı yapıldığını iddia eden Özel, imza karşılığında serbest bırakılma teklifleri yapıldığını savundu. Gayrimenkul listesi paylaşıldı Özel, Gürlek’e ait olduğunu öne sürdüğü taşınmazları da tek tek sıraladı. İstanbul, Ankara ve İzmir’de çok sayıda konut ile Çanakkale’de bir arsanın bulunduğunu belirtti. Ayrıca satıldığı ifade edilen dört taşınmazdan elde edilen gelirle birlikte toplam varlığın 452 milyon liraya ulaştığını söyledi. Yeni iddia: Etiler’de lüks konut Özel, İstanbul Etiler’de yer alan bir projede yaklaşık 95 milyon lira değerinde bir daire alım girişimi olduğunu da öne sürdü. Bu işlemin kamuoyundaki tartışmalar sonrası durdurulduğunu savunan Özel, konuyla ilgili resmi kayıtlara işaret etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.