Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Büyüme

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Büyüme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Büyüme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor

Dünya Ekonomik Forumu ((WEF) Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı, İstanbul’da gerçekleşti. Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde düzenlenen toplantıya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye’de yatırımı bulunan çok uluslu şirketlerin küresel CEO’ları, uluslararası finans kuruluşlarının üst düzey temsilcileri ve dev fon yöneticileri katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğinde düzenlenen toplantı, dünyanın önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticilerini Türkiye’nin ekonomi yönetimi ve ekonomi bürokrasisiyle bir araya getirdi. "Şu bir gerçek ki, çatışmalar sona ermezse, ödenecek fatura da kabaracaktır" Toplantıda katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün burada hem sizlerin Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerinizi dinlemek, hem de şirketlerinizin gelecek vizyonunda ülkemizi nasıl konumlandıracağınızı anlamak üzere, bir araya gelmiş bulunuyoruz. Malumunuz son yıllarda küresel ekonomi, salgın sonrası toparlanma süreci, yeşil ve dijital dönüşüm, artan ticaret gerilimleriyle jeopolitik gelişmelerle şekillenen bir gündemin içinde sürükleniyor. Enerji piyasalarında üretim, bilişim, ulaşım ve ticaret ağlarının işleyişine kadar, geniş bir alanda savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor. Daha önce farklı vesilelerle ifade ettiğim gibi, bir aydır bölgemizi sarsan bu anlamsız, hukuksuz ve gereksiz savaşın faturasını çatışmaların tarafı kadar tüm insanlık da ödüyor. Diplomasi ve diyalog yoluyla ortak bir paydada buluşma imkanı varken, bu yolların sabote edilmesinin yükünü insanlık ailesi olarak hepimiz birlikte çekiyoruz. Şu bir gerçek ki, çatışmalar sona ermezse, ödenecek fatura da kabaracaktır. Coğrafi mesafenin bu süreçte bir anlamı olmayacak. Hatta farklı kıtalarda yer alan ülkeler, anlaşıldığı kadarıyla enerji boyutuyla daha çok etkilenecektir. Küresel risk analizleri, uluslararası sistemde daha rekabetçi ve daha kırılgan bir döneme girildiğini ortaya koymaktadır. Bu yeni dönemde global ekonomik düzen birçok cepheden tehdide maruz kalmaktadır. Enerji güvenliği ve tedarik zincirlerinin aşınması uluslararası ticaret rejiminin erozyona uğraması ve korumacı politikalar kırılganlıkları arttırmakta, tüm bu gelişmeler istikrarlı ekonomilerin sayısını azaltmaktadır" ifadelerini kullandı. "Küresel Bir Merkezde Büyüme, Rekabet Gücünü ve Dayanıklılığı Güçlendirmek" temasıyla gerçekleştirilen toplantıda, küresel ekonomide Türkiye’nin konumu ve iş birliği imkanları ele alındı. Toplantı kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık ettiği ve 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans, altyapı, varlık yönetimi, sağlık, gıda ve havacılık gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan 23 uluslararası yatırımcının katıldığı stratejik diyalog oturumu, Türkiye’nin küresel ekonomik sistemdeki rolü, yatırım potansiyeli ve uzun vadeli büyüme perspektifi üzerine kapsamlı değerlendirmelere sahne oldu. Stratejik diyalog oturumuna Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, AK Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci’nin yanı sıra BlackRock Başkan ve Yönetim Kurulu Başkanı ve Dünya Ekonomik Forumu Eş Başkanı Laurence Fink ile Dünya Ekonomik Forumu Başkan ve İcra Kurulu Başkanı Alois Zwinggi, katıldı. Toplantı çerçevesinde gerçekleştirilen oturumlarda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomik istikrar ve makroekonomik politika alanında kapsamlı bir sunum gerçekleştirerek, Türkiye’nin reform gündemi, mali disiplin yaklaşımı ve yatırım ortamının güçlendirilmesine yönelik politikaları değerlendirdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise enerji güvenliği ve kaynak yönetimi başlıklı oturumda, Türkiye’nin enerji arz güvenliği, çeşitlendirme stratejileri ve enerji merkezi olma hedeflerini ele aldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin bölgesel istikrar ve güvenlikteki rolü, jeoekonomik dönüşüm sürecinde üstlendiği konum ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine yönelik perspektifleri içeren oturumu yönetti. Küresel ekonomide artan belirsizlikler, jeopolitik gelişmeler ve değer zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde gerçekleştirilen toplantı, kamu ve özel sektör arasında diyalog ve iş birliğini güçlendirmeyi, yatırım odaklı büyümeyi desteklemeyi ve Türkiye’nin küresel ekonomide bir "bağlantı noktası" olarak konumunu daha da pekiştirmeyi hedefliyor. Toplantıda ayrıca Türkiye’nin rekabet gücünün artırılması, ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesi, sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi ve uluslararası doğrudan yatırımların hızlandırılmasına yönelik somut iş birliği alanları ele alındı. Dünya Ekonomik Forumu Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı, Türkiye’nin küresel ekonomideki stratejik rolünü pekiştiren, çok taraflı iş birliğini teşvik eden ve geleceğe yönelik ortak vizyonun güçlendirilmesine katkı sağlayan önemli bir platform olarak öne çıkıyor.

IMF, Ukrayna'ya 8,1 milyar dolarlık kredi onayladı. Haber

IMF, Ukrayna'ya 8,1 milyar dolarlık kredi onayladı.

IMF, bu Rusya ile yaşanan çatışmanın resmi olarak beşinci yılına girmesiyle birlikte ülke ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan 136,5 milyar dolarlık daha büyük bir uluslararası yardım paketinin bir parçasıdır. Bu yeni program, 2023'teki 15,5 milyar dolarlık yardım paketinin yerini alıyor ve Kiev hükümetinin ekonomik istikrarı korumasına ve kamu harcamalarının kesintisiz devam etmesini sağlamasına yardımcı olmakta hayati bir rol oynuyor. Ukrayna Başbakanı Yulia Svyrydenko, enerji altyapısına yönelik devam eden saldırılar karşısında öngörülen bütçe açığını dengelemek için krediyi hayati bir unsur olarak övdü. Svyrydenko Telegram üzerinden şunları vurguladı: "Topyekûn savaşın beşinci yılında, enerji sektörüne yönelik sistematik saldırılar arasında, Ukrayna'nın devletin istikrarlı bir şekilde işleyişini sürdürmesi için ortaklardan uluslararası mali destek ve kaynaklara sahip olması bizim için çok önemli." IMF, Ukrayna ekonomisinin 2026'da %1,8 ila %2,5 arasında büyüyeceğini, enflasyonun ise 2025'te kaydedilen %12,7'nin sadece yarısı olan yaklaşık %6,1'e keskin bir düşüş göstereceğini öngörüyor. Ukrayna, 2026 yılında yaklaşık 52 milyar dolarlık mali açığı kapatmak için bu programdan sağlanacak fonlara ek olarak Avrupa Birliği, G7 grubu ve diğer ikili anlaşmalardan da destek alacak. IMF Genel Direktörü Kristalina Georgieva, savaşın ağır ekonomik ve sosyal hasara yol açtığını ancak Ukrayna'nın makroekonomiyi istikrara kavuşturma ve özel sektör borcunu yeniden yapılandırma çabalarının takdire şayan olduğunu belirtti. Georgieva şunları söyledi: "Ukrayna ve halkı, dört yılı aşkın süren uzun ve yıkıcı bir savaştan olağanüstü bir dirençle çıktı." Bu kredi sadece mali destek kaynağı olmakla kalmayıp, ödemeler dengesi sorunlarını ele almayı ve Ukrayna'nın Avrupa Birliği'ne katılmak için gerekli adımları atmasına yardımcı olmayı da amaçlamaktadır. Bununla birlikte, ekonomik görünüm son derece belirsizliğini korumaktadır ve programın başarısı büyük ölçüde sürdürülen uluslararası desteğe ve Ukrayna yetkililerinin reformlara olan bağlılığına bağlı olacaktır. Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Kanada, Birleşik Krallık ve Japonya gibi önemli ortaklar, Ukrayna'nın fona olan borçlarını geri ödeyebilmesi için tam mali destek sağlama taahhütlerini yeniden teyit ettiler. Buna ek olarak, Dünya Bankası, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve Ukrayna hükümetinin yeni bir raporuna göre, ülkenin yeniden inşasının maliyetinin önümüzdeki on yılda 588 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Ukrayna hükümeti, yolsuzlukla mücadele, vergi kaçakçılığının önlenmesi, enerji piyasasının reformu ve finansal piyasa altyapısının güçlendirilmesi yoluyla büyüme önündeki engelleri gidermeye odaklanacağına söz verdi. IMF ayrıca, gelecekte başarılı barış görüşmeleri gerçekleşirse bu destek programının derhal ayarlanacağını da belirtti.

Japonya'da daire fiyatları rekor seviyeye ulaştı. Haber

Japonya'da daire fiyatları rekor seviyeye ulaştı.

Japonya Gayrimenkul Ekonomik Araştırma Enstitüsü, 25 Şubat'ta yayınladığı raporda, ülkedeki yeni apartman dairelerinin ortalama satış fiyatının yükselmeye devam ettiğini ve 2025 yılında art arda dokuzuncu kez rekor seviyeye ulaştığını gösterdi. Artan inşaat maliyetleri, apartman fiyatlarını yıllık bazda %7,8 artırarak birim başına ortalama 65,56 milyon yen (yaklaşık 421.000 dolar) seviyesine çıkardı. Rapora göre, geçen yıl Japonya genelinde satılan daire sayısı da %0,8'lik hafif bir artışla 59.940 adede ulaşarak 2021'den bu yana ilk kez büyüme kaydetti. Sadece Tokyo ve çevresinde bile ortalama daire fiyatı %17,4 artarak birim başına 91,82 milyon yene yükseldi ve ilk kez 90 milyon yeni aştı. Buna karşılık, Japonya'nın batısındaki Osaka'yı da kapsayan Kinki bölgesinde ortalama daire fiyatı %0,5'lik hafif bir düşüşle birim başına 53,28 milyon yene geriledi. Büyük şehirler arasında, Japonya'nın kuzeyindeki Hokkaido Adası'nda bulunan Sapporo'da ortalama daire fiyatı %17 artarak birim başına 60,22 milyon yene yükseldi. Bu arada, Sendai, Nagoya, Hiroşima ve Fukuoka'da ise daha küçük ve daha uygun fiyatlı dairelerin arzındaki artış nedeniyle daire fiyatları düştü. Gayrimenkul Ekonomik Araştırma Enstitüsü, Japonya genelinde apartman dairesi satışlarının bu yıl %3,4 artarak 62.000 adede ulaşabileceğini öngörüyor. Bu artışa Tokyo ve çevresi ile güneybatıdaki Kyushu ve Okinawa bölgeleri öncülük edecek.

DEVA Partili Şahin: Bu revizyonun anlamı nettir; enflasyon hala yüksek seyrediyor Haber

DEVA Partili Şahin: Bu revizyonun anlamı nettir; enflasyon hala yüksek seyrediyor

DEVA Partisi Ankara Milletvekili Şahin, TCMB'nin açıkladığı Enflasyon Raporu’nu değerlendirdi. Merkez Bankası’nın 2026 yılı enflasyon tahmin aralığını yüzde 15-21 bandına yükseltmesine tepki gösteren Şahin, revizyonun ekonomik gidişata dair önemli bir gösterge olduğunu ifade etti. Şahin, “Bu revizyonun anlamı nettir; enflasyon hala yüksek seyrediyor, vatandaşın cebi hala yanıyor. Ekonomi uzun süre düşük büyüme, baskılı istihdam ve eriyen alım gücüyle devam edecek. Bu revizyon bir başarı değil; günü kurtarma politikalarının ve bağımsız kurumları yıpratmanın faturasıdır.” dedi. Hayat pahalılığına ilişkin verileri de paylaşan Şahin, Şubat 2026 kira artış oranının yüzde 33,98 seviyesine ulaştığını belirtti. Asgari ücretin net 28 bin lira, en düşük emekli maaşının 20 bin lira olduğunu kaydeden Şahin, açlık sınırının 31 bin 224 liraya, yoksulluk sınırının ise 101 bin 706 liraya yükseldiğini ifade etti. Vatandaşların yaşadığı ekonomik zorluklara dikkat çeken Şahin, “Çocuklarını okutamayan anne-baba, kira yüzünden taşınan aile, poşetini dolduramayan emekli… Bunlar rakam değil, yorgun iktidarın görmezden geldiği, bu ülkenin her gün yaşadığı acı gerçeklerdir.” ifadelerini kullandı. İktidara yönelik eleştirilerini sürdüren Şahin, sosyal adaletsizlik vurgusu yaparak, “Siz fakir sofrasından geldiniz, şimdi zengin sofrasından kalkmıyorsunuz. Vatandaşın sofrasından, cebinden, umudundan kesip zenginlerin cebine aktarmayı artık bırakın. Emekliye 20 bin lira reva görmek yokluk değil, bir tercihtir.” dedi. Şahin, açıklamasında fakir ve dar gelirli vatandaşların haklarını savunmaya devam edeceklerini belirtti.

Getir, Uber grubu tarafından satın alındı. Haber

Getir, Uber grubu tarafından satın alındı.

Uber, Getir’in Türkiye’deki yemek, market, çarşı ve su portföyünün satın alınması konusunda anlaşmaya varıldığını duyurdu. Uber ve Getir’den yapılan açıklamaya göre, satın alma süreci, ilgili resmi kurumların onayları ve işlem koşullarının yerine getirilmesinin ardından sonuçlanacak. Bu anlaşma Getir’i ve Trendyol Go’yu Uber çatısı altında buluşturacak. İşlemin onaylanmasının ardından Uber, Getir ve Trendyol Go’nun farklı yetkinliklerini bir araya getirerek ekosistemin büyümesine katkı sağlamayı hedefliyor. Bu sinerji sayesinde tüketicilere sunulan seçeneklerin artırılması, kuryeler için yeni kazanç fırsatlarının yaratılması ve Türkiye genelindeki işletmeler için talebin canlandırılması amaçlanıyor. Süreç tamamlandığında Getir kullanıcıları, homelier Getir uygulaması üzerinden erişmeye devam ederken Trendyol Go’nun geniş restoran ağından da yararlanabilecekler. Benzer şekilde Trendyol Go kullanıcıları, Getir ve GetirBüyük hizmetlerine doğrudan kendi uygulamaları üzerinden ulaşabilecek. Uber, Getir'in teslimat operasyonlarını satın almak üzere şirketin ana yatırımcısı Mubadala Investments ile anlaşmaya vardıklarını açıkladı. Açıklamada görüşlerine yer verilen Uber Üst Yöneticisi (CEO) Dara Khosrowshahi, “Büyüyen dijital ekonomisi ve dinamik tüketici kitlesiyle Türkiye, Uber’in uzun vadeli yatırım yapma kararlılığını sürdürdüğü bir pazardır. Bu iki güçlü platformu bir araya getirerek; tüketiciler, kuryeler ve işletmeler için daha fazla değer yaratan, canlı ve rekabetçi bir ekosistemin büyümesini desteklemeyi amaçlıyoruz.” ifadelerini kullandı. Uber'in 9 Şubat'taki yazılı basın açıklamasına göre şirket, Getir'in Türkiye'deki yemek, market, perakende ve su teslimatı operasyonlarını alacak. Şirketin aynı gün Amerikan Sermaye Piyasası Komisyonu'na (SEC) yaptığı bildirime göre anlaşma Uber'in Getir'in yemek siparişi işinin tamamını 335 milyon dolar nakit karşılığında satın almasını öngörüyor. Belgeye göre, Getir'in yemek sipariş operasyonu Getir Yemek, 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 50'nin üzerinde büyüyerek, brüt 1 milyar doların üzerinde sipariş tutarına ulaştı. Uber, bu iş biriminin satın alımının 2026'nın ikinci yarısında tamamlanacağını öngörüyor. Buna ek olarak Uber, Getir'in market, perakende ve su teslimatı faaliyetlerinin %15'ini 100 milyon dolara alacak. Getir'in teslimat portföyünün geri kalanının devralınmasının ise, belirli operasyonel ve finansal performans koşullara bağlı olduğu belirtiliyor. Getir Üst Yöneticisi (CEO) Batuhan Gültakan ise şunları kaydetti: “Bu anlaşma, Getir için önemli bir dönüm noktası ve ekibimizin ülkemizde inşa ettiği güçlü operasyonel modelin ve yarattığı lider markanın bir kanıtıdır. Getir’in öncü ultra hızlı teslimat uzmanlığını Uber’in küresel ekosistemine taşıyacak olmaktan ve tüketiciler, kuryeler, restoranlar ve tedarikçiler için deneyimi geliştirmeye devam etmekten büyük heyecan duyuyoruz. Mubadala’nın desteğiyle başardıklarımızdan gururluyuz, Uber ailesinin bir parçası olarak büyüme yolculuğumuzun bir sonraki aşamasını sabırsızlıkla bekliyoruz.”

Putin, Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile bir araya geldi Haber

Putin, Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile bir araya geldi

Kremlin’den yapılan açıklamaya göre, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, çalışma ziyareti için Rusya'ya gitti. Görüşmelerin gündeminde, çeşitli alanlarda ikili ilişkilerin durumu ve Orta Doğu'daki güncel durum yer aldı. Rusya Devlet Başkanı Putin, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’yı tekrar Moskova’da görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Son görüşmeden bu yana zamanın boşa geçmediğini, eyaletler arası ilişkileri yeniden kurma konusunda çok şey yapıldığını belirten Putin, “Ayrıca, yüzde 4’ün üzerinde bir büyüme ile ekonomik iş birliğinde yaşanan tıkanıklığı da aşmayı başardık. Bu, istediğimiz kadar iddialı olmayabilir, ancak yine de kayda değer bir ilerleme ve bu dikkat çekici trendi kesinlikle sürdürmeliyiz. İlişkilerimizi her alanda geliştirmek için çok şey yapıyoruz.” dedi. Putin, Rusya-Suriye ilişkilerinin derin kökleri olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: “Şimdi, yeni gerçekler içinde, kısmen ve her şeyden önce sizin çabalarınız sayesinde, Suriye ile Rusya arasındaki ilişkiler gelişiyor. Ekonomik bileşenden zaten bahsetmiştim. Burada tartışılacak çok şey var ve bugünkü ziyaretinizi bu konuları görüşmek için kesinlikle kullanacağız.” Suriye'nin toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması yönündeki çabaları yakından takip ettiklerini belirten Putin, “Bu sürecin kazandığı ivme için sizi tebrik ediyorum. Suriye'nin toprak bütünlüğünün yeniden sağlanmasını her zaman savunduk; bunu biliyorsunuz ve bu yöndeki tüm çabalarınızı destekliyoruz.” diye konuştu. Suriye Cumhurbaşkanı Şara ise “Suriye geçen yıl çok yol kat etti ve yaptırımlar aşamasını atlattı. Ve elbette, en büyük zorluklardan biri Suriye'nin birleşmesidir. Geçen yıldan beri bu konu üzerinde çalışıyoruz. Rusya, elbette, sadece orada değil, bölgede de durumu istikrara kavuşturmada büyük bir rol oynuyor. Aslında, bölgemiz istikrara son derece ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle, bu konudaki çabalarınız için size çok teşekkür ederim, Sayın Başkan.” dedi.

Macron, Davos'ta Trump'a mesaj gönderdi: Tehditlere karşı çıkarlarımızı koruyacağız Haber

Macron, Davos'ta Trump'a mesaj gönderdi: Tehditlere karşı çıkarlarımızı koruyacağız

Konuşmasını, odadaki büyük kahkahalara "Barış, istikrar ve öngörülebilirlik zamanı" diyerek açtı. Yine de "istikrarsızlık ve dengesizliğe" yaklaştık, diye ekledi Macron ve "çatışmanın normalleştiğini" belirtti. Ardından Trump'a dolaylı potshot geldi: 2025'in düzinelerce savaşla boğuştuğuna işaret ederken, Fransız cumhurbaşkanı, "Bazılarının çözüldüğünü duydum" dedi. Aksi takdirde ekonomi ağırlıklı konuşmasının sonuna doğru konuya geri döndü. Macron, "Yeni emperyalizm veya yeni sömürgecilik zamanı değil" dedi. "Bu, vatandaşlarımız için bu üç küresel zorluğu çözmek için bir işbirliği zamanı." Macron, "Zorbalara saygıyı tercih ediyoruz," diye bitirdi. "Ve hukukun üstünlüğünü vahşete tercih ediyoruz." Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'na (WEF) hitap etti. Dünyanın bir kuralsızlık düzenine kaydığını, uluslararası hukukun ayaklar altına alındığını ve emperyal hırsların yeniden su yüzüne çıktığını söyleyen Macron, "Önümüzdeki ay dördüncü yılına girecek olan Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü saldırı savaşı, bunun en açık örneğidir. Orta Doğu ve Afrika genelinde çatışmalar sürmektedir. Bu tablo, etkili kolektif yönetişimin olmadığı bir dünyaya doğru kayışı yansıtıyor" dedi. ABD'yi Avrupa'yı kendine tabi kılmaya çalışmakla suçladı Kolektif yönetişimin olmadığı yerde işbirliğinin yerini azılı bir rekabete bıraktığını ifade eden Macron, "Rekabet çerçevesinde ABD, ihracat çıkarlarımızı zayıflatan ticaret anlaşmaları ve azami tavizler talep ederek açık bir şekilde Avrupa'yı zayıflatmayı ve kendisine tabi kılmayı hedefliyor. Buna, esasen kabul edilemez olan ve özellikle ülkelerin toprak bütünlüğü ve egemenliğine karşı baskı aracı olarak kullanıldığında daha da sorunlu hale gelen, bitmek bilmeyen yeni gümrük tarifeleri ekleniyor" dedi. "Danimarka'yı desteklemek amacıyla Grönland'daki ortak tatbikata katılmaya karar verdik" Macron, "Dünyanın giderek daha da sertleştiği bir ortamda Fransa ve Avrupa, etkili birçok taraflılığı savunmalıdır. Çünkü bu, bizim çıkarlarımıza ve güç kullanımı kuralına boyun eğmeyi reddeden herkesin çıkarına hizmet eder" ifadelerini kullandı. Fransız lider, "Bu ilkeler doğrultusunda kimseyi tehdit etmeden, yalnızca başka bir Avrupalı müttefikimiz olan Danimarka'yı desteklemek amacıyla Grönland'daki ortak tatbikata katılmaya karar verdik" şeklinde konuştu. Ticaret savaşları, korumacı gerginlik ve aşırı üretim yarışlarının sadece kaybeden taraflar oluşturacağını vurgulayan Macron, "Bu nedenle temel önceliğimiz, küresel ekonomik dengesizliklerle mücadeledir. Mevcut dengesizlikler bazı kilit olgulara dayanıyor ve hepimizin kendi gündemini ortaya koyması gerekiyor. Bunlar arasında ABD'de aşırı tüketim, Çin'de yetersiz tüketim ve aşırı yatırım ile Avrupa'da yetersiz yatırım ve rekabet gücü eksikliği yer alıyor" dedi. Avrupa'nın pazar olarak fazla saf hareket ettiğini ve herkese açık bir pazar konumunda olduğunu vurgulayan Macron, "Avrupa pazarına erişildiği gibi Çin pazarına erişilemez. ABD ve pek çok başka ülke de yatırım ve ticarette belirli koruma düzeyleri mevcut. Avrupalılar ise diğer ülkeler, küresel oyun kurallarına uymadığında kendi şirketlerini ve pazarlarını koruyamayan tek taraf" dedi. ABD'ye karşı "ticaret bazukası" ABD'ye karşı AB'nin "ticaret bazukası" olarak adlandırılan ekonomik misilleme mekanizmasının devreye sokmasını talep eden Macron, "Avrupa'nın çok güçlü ekonomik araçları bulunuyor ve bize saygısızlık edildiğinde ve oyunun kurallarına uyulmadığında bunları kullanmalıyız. Avrupa'nın zorlama karşıtı aracı güçlü bir enstrüman ve bugünün zorlu ortamında onu devreye sokmaktan çekinmemeliyiz" dedi. "Daha fazla Çin yatırımına ihtiyaç var" Çin'e karşı olmadıklarını fakat Avrupa'nın Çin konusunda kendi sanayisini koruyacak adımlara ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Macron, "Avrupa'da bazı kilit sektörlerde daha fazla doğrudan Çin yatırımına ihtiyaç duyuyoruz. Bunlar, büyümemize katkı sağlayacak ve teknoloji transferi sağlayacak yatırımlar olmalı. AVrupa'da üretilenlerle aynı standartlara sahip olmayan ve çok daha fazla sübvanse edilen ürünlerin Avrupa'ya ihraç edilmesine ihtiyacımız yok" dedi. Macron, 2026'da daha güçlü ve daha bağımsız bir Avrupa için daha fazla yatırım, savunma ve güvenlik için çalışacaklarını ifade ederek, "Daha fazla büyüme ve istikrara ihtiyacımız var. Zorbalık yerine saygıyı, siyasallaşma yerine bilimi, vahşet yerine hukukun üstünlüğünü tercih ediyoruz" dedi. Oturumun panel kısmında rekabet açısından ABD'nin gerisinde kalan Avrupa ekonomisi için çözümün ne olduğu yönündeki bir soruya cevabında Macron, Avrupa'da büyük çaplı bir sadeleştirme paketinin "oyun değiştirici" olacağını söyledi. Macron, "2025 yılında Çin, tarihte ilk kez dünyanın geri kalanına karşı bu denli büyük bir ticari fazla verdi. Bunun üçte biri ABD, üçte biri Avrupa, üçte biri de dünyanın geri kalanı ile oldu. Bu, bir trilyon dolar civarındaydı ve daha önce hiç olmadığı kadar büyüktü" dedi. Almanya ve Çin arasındaki ticari dengenin de ilk defa Almanya adına bir ticaret açığına dönüştüğüne dikkat çeken Macron, "Bu, Avrupa adına oyunu değiştiren bir gelişme. Bu yüzden, bu sorunu mutlaka çözmemiz gerekiyor" dedi. Bir diğer meselenin de tarifeler olduğunu söyleyen Macron, "Mevcut bağlamda müttefikler arasında tarifelerin olması mantıklı değil" ifadelerini kullandı. Macron, "Tarifelerin olması, yani bölünmüş olmak, hatta mevcut durumda ilave tarifelerle tehdit edilmek mantıklı değil. Bizim için asıl çılgın olan şey ise, ABD'nin ilave tarifeler getirmesi durumunda ilk kez ABD'ye karşı zorlama karşıtı aracı kullanmak zorunda bırakılacak olmamız. Bunu hayal edebiliyor musunuz? Bu çılgınlık. Buna üzülüyorum ama öngörülmezliğin ve gereksiz saldırganlığın sonucu bu. Dolayısıyla yapmamız gereken, hepimizin sakin kalması" dedi.

Büyük adımlarla ilerleyen Çin, 2026 dünyasına güven katacak Haber

Büyük adımlarla ilerleyen Çin, 2026 dünyasına güven katacak

Uluslararası basın kuruluşları, bu yeni yıl mesajının yansıttığı Çin güveni ve gücüne odaklandı. Söz konusu bu güven, Çin’in kararlı kalkınma adımlarından kaynaklanıyor. Geride bıraktığımız yılda dünya ekonomisi gümrük vergisi savaşları ve ticaret savaşlarının baskısı altında ciddi sınamalarla karşılaştı. Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin, tüm bu baskılara rağmen ekonomik büyümesini sürdürdü. Çin’in 14. Beş Yıllık Planı’nın son yılı olan 2025'te, ülke ekonomisinin yüzde 5 civarında büyümesi ve dünya ekonomisine katkı oranının yüzde 30 seviyelerinde seyretmesi bekleniyor. Cumhurbaşkanı Xi Jinping, yeni yıl mesajında; yapay zeka modelleri, çip geliştirme ve insansı robotlar gibi örnekler vererek Çin ekonomisinin kazandığı yeni nitelikleri aktardı. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü(WIPO) tarafından yayımlanan rapora göre, Çin’in inovasyon endeksi ilk kez dünyada ilk on arasına girdi. Analistler, Çin’in yeni nitelikli üretici güçleri var gücüyle geliştirmesinin, yeni büyüme avantajları şekillendireceğini ve bunun ülkenin uzun vadeli kalkınmasına büyük bir enerji katacağını savunuyor. Halkın müreffeh bir yaşam sürmesini sağlamak, Çin hükümetinin öncelikli görevidir. İstihdamın teşvik edilmesinden gelirlerin artırılmasına, yaşlı ve çocuk bakımına kadar halkın yaşamına dokunan bir dizi politikanın hayata geçirilmesiyle, Çin vatandaşlarının mutluluk ve güven duygusu sürekli artıyor. “Her aile dinamik ve mutlu olursa, ülke de dinamikleşir ve ilerler” ifadesi, Çin Komünist Partisi’nin "halka hizmet" ilkesine dayanan asıl gayesini ortaya koyuyor. Aynı zamanda, dünyanın en büyük gelişmekte olan ülkesi olarak Çin’in kalkınması, küresel modernleşme sürecine de güçlü bir destek sunuyor. Bu güvenin ikinci kaynağı ise Çin’in dünya barışını teşvik etme ve küresel yönetişimi iyileştirmedeki zekâsı ve katkısıdır. Geçtiğimiz yıl dünya genelinde çatışmaların sıklığı, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana rekor seviyeye ulaştı. Sorumlu bir devlet anlayışıyla Çin, barış ve müzakere yollarının açık tutulmasında ısrarcı oldu. Cumhurbaşkanı Xi, Shanghai İşbirliği Örgütü Tianjin Zirvesi’nde Küresel Yönetişim İnisiyatifi’ni ileri sürdü ve 150’den fazla ülke ile uluslararası örgütün desteğini kazandı. Çin Halkının Japon Saldırganlığına Karşı Direniş Savaşı ve Dünya Faşizmle Mücadele Savaşı’nda elde edilen zaferlerin 80. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma etkinlikleri, uluslararası topluma adaletin, barışın ve halkların nihayetinde kazanacağı mesajını verdi. Çin’in sunduğu güven, aynı zamanda dışa açılım ve işbirliğine sadık kalma sorumluluğundan besleniyor. Tek taraflılık ve korumacılığa karşı Çin, “el ele verme” ve “zincirleri uzatma” önerileriyle yüksek düzeyli dışa açılımı sürdürdü. 2025 yılı sonunda Hainan Serbest Ticaret Limanı’nda gümrük kapatma işlemleri resmen tamamlandı. Bazı Batılı medya kuruluşları dahi bu limanın, uluslararası ticari işbirliği için çok daha istikrarlı bir platform sağladığını kabul etti. Hainan’daki bu gelişme şu gerçeği bir kez daha doğruluyor: Dünya iyi olursa Çin de iyi olur; Çin iyi olursa dünya daha da iyi olur. Çaba sarf edilen her şey mutlaka karşılığını verecektir ve sürekli olarak yeni gelişmeler ortaya çıkacaktır. 2026 yılı, 15. Beş Yıllık Plan’ın başlangıç yılıdır. Cumhurbaşkanı Xi’nin mesajında yer alan “Hedefimize kilitlenmeli, güvenle ve ivme kazanarak yüksek nitelikli gelişmeyi hızlandırmalı, reform ve dışa açılmayı daha da ilerletmeli, tüm halkın ortak refaha kavuşmasını teşvik etmeli ve Çin mucizesinin yeni sayfasını açmalıyız.” şeklindeki kararlı sözleri, Çin’in yeni yıl için gelişme hedeflerini çizerken, Çin halkını büyük bir güvenle yeni bir döneme adım atmaya teşvik ediyor. Son zamanlarda birçok uluslararası kuruluş, Çin'in ekonomik büyüme beklentilerini yukarı yönlü revize etti. Pek çok uluslararası ekonomi uzmanı, Çin ekonomisinin gelecekte daha güçlü bir büyüme kaydedebileceğini düşünüyor. Yeni yılda, Çin'in dış ilişkileri ve işbirlikleri açısından bir dizi önemli gelişme yaşanacak. Çin-Afrika diplomatik ilişkilerinin kuruluşunun 70. yılı, Çin’in ev sahipliğindeki ikinci Çin-Arap Ülkeleri Zirvesi ve 33. Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Zirvesi gibi büyük etkinlikler planlanıyor. Tıpkı Cumhurbaşkanı Xi’nin dile getirdiği gibi, Çin her zaman tarihin doğru tarafında duruyor, tüm ülkelerle birlikte el ele vererek barış ve gelişmeyi hızlandırmaya, insanlığın kader birliğini inşa etmeye hazır bulunuyor. 2026 yılında Çin, Ay Takvimi'ne göre “At Yılı”nı karşılayacak. At, Çin kültüründe dinamizm, girişimcilik ve ilerlemeyi simgeler. Çin’in iktidar partisi ÇKP’nin liderliğinde, 1,4 milyardan fazla Çin vatandaşı, büyük başarılar elde etmek için kararlılıkla çaba gösterecek ve yenilikçi adımlar atarak geleceği şekillendirmeyi hedefleyecek. 15. Beş Yıllık Plan’ın güçlü bir başlangıç yapması ve Çin tarzı modernleşme yolunda yeni bir dönemin açılması için yoğun gayret sarf edilecek. Kendine güvenen, dışa açık ve kararlı bir şekilde ilerleyen Çin, dünyaya daha fazla güven ve güç katacak. Yazar: Cao Beidan

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.