Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Büyüme

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Büyüme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Büyüme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Bolat açıkladı: Türk tekstilinin dünya ihracatındaki payı yüzde 3,6 Haber

Bakan Bolat açıkladı: Türk tekstilinin dünya ihracatındaki payı yüzde 3,6

Bolat, İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) ile İTKİB Fuarcılık iş birliğinde düzenlenen TEXHIBITION Kumaş ve Tekstil Aksesuarları Fuarı'nın açılışına katıldı. Açılış programının ardından fuar alanını ziyaret eden Bolat, tekstil sektörünün Türkiye ekonomisi ve ihracatı açısından önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tekstil ve konfeksiyon ihracatında 31 milyar dolarlık hacim Bakan Bolat'ın verdiği bilgilere göre Türkiye'nin tekstil ve hammaddeleri ihracatı geçen yıl 9,4 milyar dolar, hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı ise 18,6 milyar dolar oldu. Halı ve kaplamalar sektöründeki yaklaşık 2,9 milyar dolarlık ihracat ile yaklaşık 3 milyar dolarlık ev tekstili ihracatının da eklenmesiyle sektörün toplam dış ticaret büyüklüğünün önemli bir seviyeye ulaştığını belirten Bolat, Türkiye'nin küresel tekstil pazarındaki konumuna dikkat çekti. Bolat, Türkiye'nin dünya tekstil ihracatında dördüncü, hazır giyim ihracatında ise sekizinci sırada bulunduğunu ifade etti. "Türkiye tedarik ve üretim üssü olarak öne çıkıyor" Türkiye'nin ihracat performansına da değinen Bolat, yılın ilk 8 ayında toplam ihracatın 185 milyar dolara ulaştığını ve yıllık bazda yüzde 4,2 artış kaydedildiğini söyledi. Ağustos ayında ihracatın yüzde 8,1 artışla yükseldiğini belirten Bolat, son 12 aylık mal ihracatının ise 280,3 milyar dolara çıktığını açıkladı. Küresel emtia piyasalarındaki dalgalanmalar, bölgesel çatışmalar ve bunların lojistik ile navlun maliyetlerine etkisine rağmen Türkiye'nin üretim, tedarik ve lojistik merkezi olma özelliğini koruduğunu vurgulayan Bolat, ihracat hedeflerine ulaşma konusunda olumlu mesaj verdi. "6 yıldır kesintisiz büyüme sağlandı" Türkiye ekonomisinin büyüme performansına ilişkin de değerlendirmede bulunan Bolat, ekonominin 2020'de başlayan Kovid-19 süreci de dahil olmak üzere büyüme kaydettiğini söyledi. Bolat, ikinci çeyrekte ekonominin yüzde 2,3, yılın ilk yarısında ise yüzde 2,5 büyüdüğünü belirterek, Türkiye ekonomisinin 24 çeyrektir, başka bir ifadeyle 6 yıldır kesintisiz büyüdüğünü ifade etti. İkinci çeyrekteki yüzde 2,3'lük büyümeye net mal ve hizmet ihracatının 0,6 puan katkı verdiğini belirten Bolat, yatırımların da son 7 çeyrektir büyümeye katkı sunduğunu kaydetti. Fuar sektörünün ekonomik büyüklüğü 7,5 milyar avroya ulaştı Türkiye'nin uluslararası fuarcılık alanında da önemli bir merkez haline geldiğini belirten Bolat, ülkedeki fuarcılık sektörünün ekonomik büyüklüğünün 7,5 milyar avroya ulaştığını söyledi. Bu büyüklüğün yaklaşık 4 milyar avroluk bölümünün doğrudan gayrisafi yurt içi hasılaya katkı sağladığını belirten Bolat, Türkiye'nin fuarcılık kapasitesini daha ileri taşımayı hedeflediklerini ifade etti. Bolat, özellikle tekstil, hazır giyim ve konfeksiyon alanında ihracat göstergelerinde toparlanma başladığını ve yıl sonunda bu eğilimin daha belirgin hale gelmesini beklediklerini söyledi. İhracatçılara 45 milyar liralık destek Ticaret Bakanı Bolat, 2026 yılı kapsamında ihracat destekleri için 45 milyar liralık kaynak ayrıldığını açıkladı. Bu tutarın 33 milyar lirasının mal ihracatına, 12 milyar lirasının ise hizmet ihracatına yönelik desteklerde kullanılacağını belirtti. Bolat ayrıca 2023-2026 döneminde ihracatçılara toplam 180 milyar liralık, yaklaşık 5 milyar dolarlık destek sağlandığını, 2026 yılında şu ana kadar verilen desteklerin ise 61 milyar liraya ulaştığını söyledi. TEXHIBITION fuarlarına yönelik desteklerin de sürdüğünü belirten Bolat, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik düzenlemelerin sektöre katkı sağlayacağını ifade etti. "Tekstil ve giyimde 2026 istihdam açısından stabil yıl" Bolat, tekstil ve giyim sektörünün yalnızca ihracat açısından değil, istihdam bakımından da stratejik öneme sahip olduğunu belirtti. 2026'nın tekstil ve giyim sektöründe istihdamın korunması açısından stabil bir yıl olmasının beklendiğini söyleyen Bolat, Türkiye'nin kalite, tasarım, marka ve hızlı teslimat kapasitesiyle küresel pazarda güçlü bir konuma sahip olduğunu ifade etti. Bakan Bolat, ihracat hedeflerinin yakalanacağına inandığını belirterek, gelecek yıl Orta Vadeli Program hedeflerine ulaşılması için sektör temsilcileriyle birlikte çalışmaya devam edeceklerini kaydetti.

PLASFED: sanayinin ikinci çeyrekte yüzde 2,4 büyümesinin umut verici olarak görüyoruz Haber

PLASFED: sanayinin ikinci çeyrekte yüzde 2,4 büyümesinin umut verici olarak görüyoruz

Büyüme verilerini değerlendiren Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, sanayinin yeniden büyüme ivmesi kazanmasının Türkiye ekonomisinin üretim gücü açısından önemli olduğunu söyledi. Karadeniz, “Sanayi sektörünün yılın ilk çeyreğinde yaşadığı yüzde 0,8'lik daralmanın ardından ikinci çeyrekte yüzde 2,4 büyümesi, üretim cephesinde yeniden hareketlenme başladığını göstermesi açısından umut verici. Ancak Türkiye'nin sürdürülebilir ve yüksek kaliteli bir büyüme patikasına girebilmesi için sanayideki bu toparlanmanın kalıcı hale gelmesi gerekiyor” dedi. “SANAYİNİN BÜYÜMESİ TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL” Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesinin ancak üretim ve sanayinin güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğine dikkat çeken Karadeniz, büyümenin niteliğinin de en az büyüme oranı kadar önemli olduğunu vurguladı. Karadeniz, “Sanayinin yüzde 2,4 büyümesi önemli ve değerli bir gelişme. Ancak sanayicimizin bugün karşı karşıya olduğu yüksek finansman maliyetleri, enerji ve hammadde giderleri, işçilik maliyetleri ve küresel rekabet baskısı devam ediyor. Bu koşullar altında elde edilen büyümeyi kalıcı hale getirmek için üretim maliyetlerini aşağı çekecek ve yatırımları destekleyecek politikaların güçlendirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. “PLASTİK SEKTÖRÜ SANAYİ ÜRETİMİNİN TEMEL TAŞI” Plastik sektörünün otomotivden ambalaja, inşaattan sağlığa kadar çok geniş bir üretim zincirine girdi sağladığını hatırlatan Karadeniz, sektörün Türkiye'nin sanayi ve ihracat kapasitesi açısından stratejik önem taşıdığını belirtti. Plastiğin artık neredeyse tüm sektörlerde kullanılan, teknoloji ve inovasyon açısından da önemli bir üretim alanı olduğuna dikkat çekti. Karadeniz, “Plastik sanayisi, Türkiye'nin üretim ekosisteminin temel sektörlerinden biri. Dolayısıyla sanayideki toparlanmanın plastik sektörüne de güçlü biçimde yansımasını istiyoruz. Bunun için sektörümüzün yüksek oranda dışa bağımlı olduğu hammaddede, finansmanda ve enerji maliyetlerinde yaşanan sorunların çözülmesi gerekiyor. Üretim kapasitemizi koruyarak daha yüksek katma değerli ve rekabetçi bir yapıya geçmeliyiz” dedi.

Destek Faktoring’in İlk Yarı Net Kârı %74 Artarak 2,6 Milyar TL’yi Aştı Haber

Destek Faktoring’in İlk Yarı Net Kârı %74 Artarak 2,6 Milyar TL’yi Aştı

Destek Faktoring, 2026 yılının ilk yarısında güçlü büyüme performansını sürdürdü. Şirketin net kârı geçen yılın aynı dönemine göre %74 artarak 2,6 milyar TL’ye ulaşırken, toplam aktifleri %65, toplam özkaynakları ise %49 büyüdü. Destek Faktoring, etkin bilanço yönetimi, güçlü sermaye yapısı ve reel sektörün finansman ihtiyaçlarına yönelik sunduğu çözümlerle 2026 yılının ilk yarısında güçlü finansal sonuçlara imza attı. Bu doğrultuda büyümesini sürdüren Destek Faktoring’in konsolide toplam aktifleri, geçen yılın aynı dönemine göre %65 artarak 60,9 milyar TL’ye ulaştı. Şirketin kombine aktif büyüklüğü %59 artışla 75,3 milyar TL’ye yükselirken, toplam özkaynakları %49 büyüyerek 14,8 milyar TL olarak gerçekleşti. Faktoring alacakları 22,6 milyar TL’ye ulaştı Destek Faktoring, reel sektörün işletme sermayesi ve nakit akışı ihtiyaçlarına sağladığı finansman desteğini yılın ilk yarısında da artırarak sürdürdü. Şirketin faktoring alacakları, geçen yılın aynı dönemine göre %24 artarak 22,6 milyar TL’ye ulaştı. Güçlü sermaye yapısını koruyan Destek Faktoring’in sermaye yeterlilik oranı %25,1 olarak gerçekleşirken, takipteki alacaklar oranı %0,19 ile oldukça düşük bir seviyede kaydedildi. Şirketin özkaynak kârlılığı ise %17,7 olarak gerçekleşti. “Güçlü finansal yapımızla reel sektöre sağladığımız desteği büyütüyoruz” Destek Faktoring Genel Müdürü Nuray Elmastaş, 2026 yılının ilk yarısına ilişkin finansal sonuçları şöyle değerlendirdi: “2026 yılının ilk yarısında güçlü sermaye yapımız, etkin risk yönetimimiz ve müşteri odaklı yaklaşımımız sayesinde istikrarlı büyümemizi sürdürdük. Net kârımızı %74 artırarak 2,6 milyar TL’nin üzerine taşırken, toplam aktiflerimizde ve özkaynaklarımızda da güçlü bir büyüme kaydettik. Bu sonuçlar, finansal yapımızın sağlamlığını ve sürdürülebilir büyüme stratejimizin başarısını ortaya koyuyor. Yurt içi faktoring pazarındaki öncü konumumuzu daha da güçlendirme vizyonumuz doğrultusunda, müşterilerimiz ve iş ortaklarımızla uzun vadeli ve güçlü iş birlikleri kurmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde teknolojiye, insan kaynağımıza ve hizmet kalitemize yönelik yatırımlarımızı sürdürerek müşterilerimizin işletme sermayesi ve nakit akışı ihtiyaçlarına hızlı, etkin ve yenilikçi finansman çözümleri sunmaya; reel sektöre ve ülke ekonomisine sağladığımız katkıyı artırmaya devam edeceğiz.”

IMF: Asya'nın küresel şoklara dayanabilmesi için bölge içi ticareti artırması gerekiyor. Haber

IMF: Asya'nın küresel şoklara dayanabilmesi için bölge içi ticareti artırması gerekiyor.

IMF Asya-Pasifik Departmanı Direktörü Krishna Srinivasan, artan bölgesel entegrasyonun Asya'nın dış şokların etkisini azaltmasına yardımcı olacak önemli bir "tampon" görevi görebileceğini söyledi. Ona göre, ülkeler arasındaki ticareti artırmak bile riskleri azaltmaya ve daha fazla iş imkanı yaratmaya yardımcı olacaktır. Asya şu anda Çin, Japonya ve Hindistan gibi birçok büyük ekonomiye ev sahipliği yapıyor, ancak bölge içi ticaret henüz tam potansiyeline ulaşmadı. IMF'nin raporuna göre, bölgenin ara mallarının yaklaşık %60'ı Asya içinde üretilirken, nihai malların yalnızca yaklaşık %30'u bölge içinde tüketiliyor; bu da ABD ve Avrupa gibi dış pazarlara önemli bir bağımlılığı ortaya koyuyor. Güneydoğu Asya'da, özellikle Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) içinde, bölgesel ticaret, özellikle nihai ürünler için sınırlı kalmaktadır. IMF, ülkelerin düzenlemeler, prosedürler veya ticareti kısıtlayıcı politikalar gibi tarife dışı engelleri azaltmaları durumunda, bölgenin artan büyümeden büyük ölçüde fayda sağlayabileceğini öne sürmektedir. Shinjuku, Japonya. Fotoğraf: Unsplash Bu arada, Asya, İran'daki gerilimlerle bağlantılı olarak enerji arzında yaşanan aksaklıklardan kaynaklanan artan risklerle karşı karşıya. IMF, Asya'nın Orta Doğu'dan ithal edilen yakıta olan yoğun bağımlılığı nedeniyle özellikle savunmasız olduğunu belirtiyor. Şu anda Asya, ham petrolünün yaklaşık %60'ını Orta Doğu'dan ithal ediyor ve bunun büyük bir kısmı Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Petrol ve doğalgaz tüketimi, bölgenin GSYİH'sının yaklaşık %4'ünü oluşturuyor; bu oran Avrupa'nın neredeyse iki katı. Net enerji ithalatı ise GSYİH'nın yaklaşık %2,5'ine denk geliyor. IMF, enerji arzındaki şokların enflasyonu yükselttiğini ve ödemeler dengesini zayıflattığını söylüyor. En kötü senaryoda, Asya'nın büyümesi 2027 yılına kadar 1 ila 2 puan düşebilirken, enflasyon da 1 ila 4 puan daha artabilir. Gerilimlerin devam etmesi durumunda, özellikle ABD ve İran arasında ateşkes anlaşması için net bir zaman çerçevesinin olmaması göz önüne alındığında, bu risk daha da büyüktür. Enerji ithalatına büyük ölçüde bağımlı ekonomiler daha ciddi şekilde etkilenecek, büyüme yavaşlayacak, iş kayıpları yaşanacak ve sanayi üretimi olumsuz etkilenecektir. IMF, sınırlı kaynakları etkin bir şekilde kullanmak ve desteği en ağır şekilde etkilenen gruplara odaklamak için ülkelerin yaygın sübvansiyonlar yerine hedefli destek önlemleri benimsemelerini önermektedir. Çok sayıda riskle karşı karşıya olmasına rağmen, IMF, Asya'nın düşük enflasyon ve istikrarlı büyüme de dahil olmak üzere nispeten sağlam bir temel üzerine bu aşamaya girdiğini değerlendiriyor. Bununla birlikte, şokların beklenenden daha uzun sürmesi durumunda bu görünüm değişebilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor

Dünya Ekonomik Forumu ((WEF) Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı, İstanbul’da gerçekleşti. Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde düzenlenen toplantıya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye’de yatırımı bulunan çok uluslu şirketlerin küresel CEO’ları, uluslararası finans kuruluşlarının üst düzey temsilcileri ve dev fon yöneticileri katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğinde düzenlenen toplantı, dünyanın önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticilerini Türkiye’nin ekonomi yönetimi ve ekonomi bürokrasisiyle bir araya getirdi. "Şu bir gerçek ki, çatışmalar sona ermezse, ödenecek fatura da kabaracaktır" Toplantıda katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün burada hem sizlerin Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerinizi dinlemek, hem de şirketlerinizin gelecek vizyonunda ülkemizi nasıl konumlandıracağınızı anlamak üzere, bir araya gelmiş bulunuyoruz. Malumunuz son yıllarda küresel ekonomi, salgın sonrası toparlanma süreci, yeşil ve dijital dönüşüm, artan ticaret gerilimleriyle jeopolitik gelişmelerle şekillenen bir gündemin içinde sürükleniyor. Enerji piyasalarında üretim, bilişim, ulaşım ve ticaret ağlarının işleyişine kadar, geniş bir alanda savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor. Daha önce farklı vesilelerle ifade ettiğim gibi, bir aydır bölgemizi sarsan bu anlamsız, hukuksuz ve gereksiz savaşın faturasını çatışmaların tarafı kadar tüm insanlık da ödüyor. Diplomasi ve diyalog yoluyla ortak bir paydada buluşma imkanı varken, bu yolların sabote edilmesinin yükünü insanlık ailesi olarak hepimiz birlikte çekiyoruz. Şu bir gerçek ki, çatışmalar sona ermezse, ödenecek fatura da kabaracaktır. Coğrafi mesafenin bu süreçte bir anlamı olmayacak. Hatta farklı kıtalarda yer alan ülkeler, anlaşıldığı kadarıyla enerji boyutuyla daha çok etkilenecektir. Küresel risk analizleri, uluslararası sistemde daha rekabetçi ve daha kırılgan bir döneme girildiğini ortaya koymaktadır. Bu yeni dönemde global ekonomik düzen birçok cepheden tehdide maruz kalmaktadır. Enerji güvenliği ve tedarik zincirlerinin aşınması uluslararası ticaret rejiminin erozyona uğraması ve korumacı politikalar kırılganlıkları arttırmakta, tüm bu gelişmeler istikrarlı ekonomilerin sayısını azaltmaktadır" ifadelerini kullandı. "Küresel Bir Merkezde Büyüme, Rekabet Gücünü ve Dayanıklılığı Güçlendirmek" temasıyla gerçekleştirilen toplantıda, küresel ekonomide Türkiye’nin konumu ve iş birliği imkanları ele alındı. Toplantı kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık ettiği ve 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans, altyapı, varlık yönetimi, sağlık, gıda ve havacılık gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan 23 uluslararası yatırımcının katıldığı stratejik diyalog oturumu, Türkiye’nin küresel ekonomik sistemdeki rolü, yatırım potansiyeli ve uzun vadeli büyüme perspektifi üzerine kapsamlı değerlendirmelere sahne oldu. Stratejik diyalog oturumuna Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, AK Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci’nin yanı sıra BlackRock Başkan ve Yönetim Kurulu Başkanı ve Dünya Ekonomik Forumu Eş Başkanı Laurence Fink ile Dünya Ekonomik Forumu Başkan ve İcra Kurulu Başkanı Alois Zwinggi, katıldı. Toplantı çerçevesinde gerçekleştirilen oturumlarda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomik istikrar ve makroekonomik politika alanında kapsamlı bir sunum gerçekleştirerek, Türkiye’nin reform gündemi, mali disiplin yaklaşımı ve yatırım ortamının güçlendirilmesine yönelik politikaları değerlendirdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise enerji güvenliği ve kaynak yönetimi başlıklı oturumda, Türkiye’nin enerji arz güvenliği, çeşitlendirme stratejileri ve enerji merkezi olma hedeflerini ele aldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin bölgesel istikrar ve güvenlikteki rolü, jeoekonomik dönüşüm sürecinde üstlendiği konum ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine yönelik perspektifleri içeren oturumu yönetti. Küresel ekonomide artan belirsizlikler, jeopolitik gelişmeler ve değer zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde gerçekleştirilen toplantı, kamu ve özel sektör arasında diyalog ve iş birliğini güçlendirmeyi, yatırım odaklı büyümeyi desteklemeyi ve Türkiye’nin küresel ekonomide bir "bağlantı noktası" olarak konumunu daha da pekiştirmeyi hedefliyor. Toplantıda ayrıca Türkiye’nin rekabet gücünün artırılması, ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesi, sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi ve uluslararası doğrudan yatırımların hızlandırılmasına yönelik somut iş birliği alanları ele alındı. Dünya Ekonomik Forumu Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı, Türkiye’nin küresel ekonomideki stratejik rolünü pekiştiren, çok taraflı iş birliğini teşvik eden ve geleceğe yönelik ortak vizyonun güçlendirilmesine katkı sağlayan önemli bir platform olarak öne çıkıyor.

IMF, Ukrayna'ya 8,1 milyar dolarlık kredi onayladı. Haber

IMF, Ukrayna'ya 8,1 milyar dolarlık kredi onayladı.

IMF, bu Rusya ile yaşanan çatışmanın resmi olarak beşinci yılına girmesiyle birlikte ülke ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan 136,5 milyar dolarlık daha büyük bir uluslararası yardım paketinin bir parçasıdır. Bu yeni program, 2023'teki 15,5 milyar dolarlık yardım paketinin yerini alıyor ve Kiev hükümetinin ekonomik istikrarı korumasına ve kamu harcamalarının kesintisiz devam etmesini sağlamasına yardımcı olmakta hayati bir rol oynuyor. Ukrayna Başbakanı Yulia Svyrydenko, enerji altyapısına yönelik devam eden saldırılar karşısında öngörülen bütçe açığını dengelemek için krediyi hayati bir unsur olarak övdü. Svyrydenko Telegram üzerinden şunları vurguladı: "Topyekûn savaşın beşinci yılında, enerji sektörüne yönelik sistematik saldırılar arasında, Ukrayna'nın devletin istikrarlı bir şekilde işleyişini sürdürmesi için ortaklardan uluslararası mali destek ve kaynaklara sahip olması bizim için çok önemli." IMF, Ukrayna ekonomisinin 2026'da %1,8 ila %2,5 arasında büyüyeceğini, enflasyonun ise 2025'te kaydedilen %12,7'nin sadece yarısı olan yaklaşık %6,1'e keskin bir düşüş göstereceğini öngörüyor. Ukrayna, 2026 yılında yaklaşık 52 milyar dolarlık mali açığı kapatmak için bu programdan sağlanacak fonlara ek olarak Avrupa Birliği, G7 grubu ve diğer ikili anlaşmalardan da destek alacak. IMF Genel Direktörü Kristalina Georgieva, savaşın ağır ekonomik ve sosyal hasara yol açtığını ancak Ukrayna'nın makroekonomiyi istikrara kavuşturma ve özel sektör borcunu yeniden yapılandırma çabalarının takdire şayan olduğunu belirtti. Georgieva şunları söyledi: "Ukrayna ve halkı, dört yılı aşkın süren uzun ve yıkıcı bir savaştan olağanüstü bir dirençle çıktı." Bu kredi sadece mali destek kaynağı olmakla kalmayıp, ödemeler dengesi sorunlarını ele almayı ve Ukrayna'nın Avrupa Birliği'ne katılmak için gerekli adımları atmasına yardımcı olmayı da amaçlamaktadır. Bununla birlikte, ekonomik görünüm son derece belirsizliğini korumaktadır ve programın başarısı büyük ölçüde sürdürülen uluslararası desteğe ve Ukrayna yetkililerinin reformlara olan bağlılığına bağlı olacaktır. Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Kanada, Birleşik Krallık ve Japonya gibi önemli ortaklar, Ukrayna'nın fona olan borçlarını geri ödeyebilmesi için tam mali destek sağlama taahhütlerini yeniden teyit ettiler. Buna ek olarak, Dünya Bankası, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve Ukrayna hükümetinin yeni bir raporuna göre, ülkenin yeniden inşasının maliyetinin önümüzdeki on yılda 588 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Ukrayna hükümeti, yolsuzlukla mücadele, vergi kaçakçılığının önlenmesi, enerji piyasasının reformu ve finansal piyasa altyapısının güçlendirilmesi yoluyla büyüme önündeki engelleri gidermeye odaklanacağına söz verdi. IMF ayrıca, gelecekte başarılı barış görüşmeleri gerçekleşirse bu destek programının derhal ayarlanacağını da belirtti.

Japonya'da daire fiyatları rekor seviyeye ulaştı. Haber

Japonya'da daire fiyatları rekor seviyeye ulaştı.

Japonya Gayrimenkul Ekonomik Araştırma Enstitüsü, 25 Şubat'ta yayınladığı raporda, ülkedeki yeni apartman dairelerinin ortalama satış fiyatının yükselmeye devam ettiğini ve 2025 yılında art arda dokuzuncu kez rekor seviyeye ulaştığını gösterdi. Artan inşaat maliyetleri, apartman fiyatlarını yıllık bazda %7,8 artırarak birim başına ortalama 65,56 milyon yen (yaklaşık 421.000 dolar) seviyesine çıkardı. Rapora göre, geçen yıl Japonya genelinde satılan daire sayısı da %0,8'lik hafif bir artışla 59.940 adede ulaşarak 2021'den bu yana ilk kez büyüme kaydetti. Sadece Tokyo ve çevresinde bile ortalama daire fiyatı %17,4 artarak birim başına 91,82 milyon yene yükseldi ve ilk kez 90 milyon yeni aştı. Buna karşılık, Japonya'nın batısındaki Osaka'yı da kapsayan Kinki bölgesinde ortalama daire fiyatı %0,5'lik hafif bir düşüşle birim başına 53,28 milyon yene geriledi. Büyük şehirler arasında, Japonya'nın kuzeyindeki Hokkaido Adası'nda bulunan Sapporo'da ortalama daire fiyatı %17 artarak birim başına 60,22 milyon yene yükseldi. Bu arada, Sendai, Nagoya, Hiroşima ve Fukuoka'da ise daha küçük ve daha uygun fiyatlı dairelerin arzındaki artış nedeniyle daire fiyatları düştü. Gayrimenkul Ekonomik Araştırma Enstitüsü, Japonya genelinde apartman dairesi satışlarının bu yıl %3,4 artarak 62.000 adede ulaşabileceğini öngörüyor. Bu artışa Tokyo ve çevresi ile güneybatıdaki Kyushu ve Okinawa bölgeleri öncülük edecek.

DEVA Partili Şahin: Bu revizyonun anlamı nettir; enflasyon hala yüksek seyrediyor Haber

DEVA Partili Şahin: Bu revizyonun anlamı nettir; enflasyon hala yüksek seyrediyor

DEVA Partisi Ankara Milletvekili Şahin, TCMB'nin açıkladığı Enflasyon Raporu’nu değerlendirdi. Merkez Bankası’nın 2026 yılı enflasyon tahmin aralığını yüzde 15-21 bandına yükseltmesine tepki gösteren Şahin, revizyonun ekonomik gidişata dair önemli bir gösterge olduğunu ifade etti. Şahin, “Bu revizyonun anlamı nettir; enflasyon hala yüksek seyrediyor, vatandaşın cebi hala yanıyor. Ekonomi uzun süre düşük büyüme, baskılı istihdam ve eriyen alım gücüyle devam edecek. Bu revizyon bir başarı değil; günü kurtarma politikalarının ve bağımsız kurumları yıpratmanın faturasıdır.” dedi. Hayat pahalılığına ilişkin verileri de paylaşan Şahin, Şubat 2026 kira artış oranının yüzde 33,98 seviyesine ulaştığını belirtti. Asgari ücretin net 28 bin lira, en düşük emekli maaşının 20 bin lira olduğunu kaydeden Şahin, açlık sınırının 31 bin 224 liraya, yoksulluk sınırının ise 101 bin 706 liraya yükseldiğini ifade etti. Vatandaşların yaşadığı ekonomik zorluklara dikkat çeken Şahin, “Çocuklarını okutamayan anne-baba, kira yüzünden taşınan aile, poşetini dolduramayan emekli… Bunlar rakam değil, yorgun iktidarın görmezden geldiği, bu ülkenin her gün yaşadığı acı gerçeklerdir.” ifadelerini kullandı. İktidara yönelik eleştirilerini sürdüren Şahin, sosyal adaletsizlik vurgusu yaparak, “Siz fakir sofrasından geldiniz, şimdi zengin sofrasından kalkmıyorsunuz. Vatandaşın sofrasından, cebinden, umudundan kesip zenginlerin cebine aktarmayı artık bırakın. Emekliye 20 bin lira reva görmek yokluk değil, bir tercihtir.” dedi. Şahin, açıklamasında fakir ve dar gelirli vatandaşların haklarını savunmaya devam edeceklerini belirtti.

Getir, Uber grubu tarafından satın alındı. Haber

Getir, Uber grubu tarafından satın alındı.

Uber, Getir’in Türkiye’deki yemek, market, çarşı ve su portföyünün satın alınması konusunda anlaşmaya varıldığını duyurdu. Uber ve Getir’den yapılan açıklamaya göre, satın alma süreci, ilgili resmi kurumların onayları ve işlem koşullarının yerine getirilmesinin ardından sonuçlanacak. Bu anlaşma Getir’i ve Trendyol Go’yu Uber çatısı altında buluşturacak. İşlemin onaylanmasının ardından Uber, Getir ve Trendyol Go’nun farklı yetkinliklerini bir araya getirerek ekosistemin büyümesine katkı sağlamayı hedefliyor. Bu sinerji sayesinde tüketicilere sunulan seçeneklerin artırılması, kuryeler için yeni kazanç fırsatlarının yaratılması ve Türkiye genelindeki işletmeler için talebin canlandırılması amaçlanıyor. Süreç tamamlandığında Getir kullanıcıları, homelier Getir uygulaması üzerinden erişmeye devam ederken Trendyol Go’nun geniş restoran ağından da yararlanabilecekler. Benzer şekilde Trendyol Go kullanıcıları, Getir ve GetirBüyük hizmetlerine doğrudan kendi uygulamaları üzerinden ulaşabilecek. Uber, Getir'in teslimat operasyonlarını satın almak üzere şirketin ana yatırımcısı Mubadala Investments ile anlaşmaya vardıklarını açıkladı. Açıklamada görüşlerine yer verilen Uber Üst Yöneticisi (CEO) Dara Khosrowshahi, “Büyüyen dijital ekonomisi ve dinamik tüketici kitlesiyle Türkiye, Uber’in uzun vadeli yatırım yapma kararlılığını sürdürdüğü bir pazardır. Bu iki güçlü platformu bir araya getirerek; tüketiciler, kuryeler ve işletmeler için daha fazla değer yaratan, canlı ve rekabetçi bir ekosistemin büyümesini desteklemeyi amaçlıyoruz.” ifadelerini kullandı. Uber'in 9 Şubat'taki yazılı basın açıklamasına göre şirket, Getir'in Türkiye'deki yemek, market, perakende ve su teslimatı operasyonlarını alacak. Şirketin aynı gün Amerikan Sermaye Piyasası Komisyonu'na (SEC) yaptığı bildirime göre anlaşma Uber'in Getir'in yemek siparişi işinin tamamını 335 milyon dolar nakit karşılığında satın almasını öngörüyor. Belgeye göre, Getir'in yemek sipariş operasyonu Getir Yemek, 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 50'nin üzerinde büyüyerek, brüt 1 milyar doların üzerinde sipariş tutarına ulaştı. Uber, bu iş biriminin satın alımının 2026'nın ikinci yarısında tamamlanacağını öngörüyor. Buna ek olarak Uber, Getir'in market, perakende ve su teslimatı faaliyetlerinin %15'ini 100 milyon dolara alacak. Getir'in teslimat portföyünün geri kalanının devralınmasının ise, belirli operasyonel ve finansal performans koşullara bağlı olduğu belirtiliyor. Getir Üst Yöneticisi (CEO) Batuhan Gültakan ise şunları kaydetti: “Bu anlaşma, Getir için önemli bir dönüm noktası ve ekibimizin ülkemizde inşa ettiği güçlü operasyonel modelin ve yarattığı lider markanın bir kanıtıdır. Getir’in öncü ultra hızlı teslimat uzmanlığını Uber’in küresel ekosistemine taşıyacak olmaktan ve tüketiciler, kuryeler, restoranlar ve tedarikçiler için deneyimi geliştirmeye devam etmekten büyük heyecan duyuyoruz. Mubadala’nın desteğiyle başardıklarımızdan gururluyuz, Uber ailesinin bir parçası olarak büyüme yolculuğumuzun bir sonraki aşamasını sabırsızlıkla bekliyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.