Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bölge Güvenliği

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Bölge Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bölge Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Savaşa geri dönülmesi yıkımı artırmaktan başka işe yaramaz Haber

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Savaşa geri dönülmesi yıkımı artırmaktan başka işe yaramaz

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile Katar'da basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Bakan Fidan, şu ifadeleri kullandı: "Hürmüz Boğazı'nın kapalı olması dünya ekonomisine, enerji güvenliğine, bölgedeki ekonomik istikrara, siyasi istikrara büyük bir baskı uygulamakta. Dünya hükümetleri, bu ekonomik baskıyı her türlü şekilde hissetmekte. Dolayısıyla aslında genel dünya kamuoyunun çabası, bir an önce bu anlaşmaya varılması ve boğazın açılması, seyrüsefer emniyetinin bir an önce hayata geçmesi. İkili ilişkilerimizin yanı sıra bölgedeki diğer konuları da konuşup başta Gazze meselesi olmak üzere... Karşı karşıya olduğumuz mevcut sorun, Gazze konusunu hiçbir şekilde unutturmamalı. Al Sani ise "İran'da olan savaş tabii ki Pakistan'ın bu konuda arabuluculuğu devam etmektedir. Kardeş Pakistan çaba harcamaktadır. Bu savaşa çözüm bulmak için her şeyden önce tabii ki ateşkesin sağlanması önemli. Hürmüz Boğazı'nda, seyrüseferin normal düzenine geçmesi için çalışmalarını yürütmektedir. Körfez İşbirliği Konseyi'ndeki ülkelerle istişarelerimize, koordinasyonumuza devam ediyoruz. Bir an önce istikrarın bölgede sağlanmasını ve mutlaka bu savaşın bir çözüme diplomatik yollarla varmasını arzu etmekteyiz” dedi. "İran, Hürmüz Boğazı’nı silah olarak kullanmamalıydı" Daha sonra, iki bakan da gazetecilerin sorularını yanıtladı. İran ve ABD arasındaki ateşkes müzakerelerinin sürecine ilişkin değerlendirmelerinin sorulması üzerine Al Sani, müzakerelere destek verdiklerini belirterek, "Arabulucu ülkelerdeki çabaları destekliyoruz. En kısa vakitte çözüm anlaşmasını destekliyoruz. Her bir müzakere sürecinde olumlu ve olumsuz hususlar olacaktır" dedi. Hürmüz Boğazı’nın uluslararası bir geçiş noktası olduğuna dikkati çeken Al Sani, "İran bu boğazı bir silah olarak kullanmamalıydı. Bu uluslararası bir boğazdır ve korunmalıdır" dedi. Fidan da "Türkiye’nin Katar ile birlikte müzakere sürecine güçlü destek verdiğini" belirterek, "Pakistanlı kardeşlerimizin ortaya koyduğu çaba her türlü takdirin üstünde" dedi. Tarafların savaşın sona ermesini istediğini kaydeden Fidan, "Her iki taraf da savaşın durmasını istiyor, boğazın açılmasını istiyor, nükleer dosyaların bir şekilde çözüme bağlanmasını istiyor" diye konuştu. Müzakerelerin zorluklarına işaret eden Fidan, "Problem bunu nasıl bir önceliklendirme ve ifadelendirme ile kağıda dökeceğiz ki taraflar bunu kabul edebilsin" değerlendirmesinde bulundu. Fidan, yeniden çatışma ihtimaline ilişkin ise "Tekrar savaşa dönülmesi, daha önce gördüğümüz gibi yıkım etkisini artırmaktan başka bir işe yaramayacak" dedi. Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güvenliğinin önemine dikkati çeken Fidan, "Hürmüz Boğazı’nın bir silah olarak kullanılmaması, bölge güvenliği ve dünya ekonomisi açısından fevkalade önemli" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin diplomatik çözüm çabalarını desteklediğini vurgulayan Fidan, "Öncelik verdiğimiz husus, barışçıl ve diplomatik çabaların hayata geçmesi. Boğazın diplomasi yoluyla açılması gerektiğini bütün platformlarda söylüyoruz" dedi.

MSB: Ocean Link gemisine yönelik taciz söz konusu değildir Haber

MSB: Ocean Link gemisine yönelik taciz söz konusu değildir

MSB tarafından yapılan açıklamada, Yunanistan’ın Ege Denizi’nde Türkiye’nin deniz yetki alanlarından kaynaklanan hak ve menfaatlerini yok sayarak tek taraflı faaliyetler yürütme girişiminde olduğu belirtildi. Açıklamada, söz konusu girişimlerin uluslararası hukuk çerçevesinde ve Türkiye’nin girişimleriyle etkisiz kılındığı ifade edildi. Açıklamada, Yunanistan tarafından seyir duyuruları yayımlanan Panama bayraklı Ocean Link kablo döşeme gemisinin optik kablo döşemesine ilişkin faaliyetlerinin yakından takip edildiği belirtilerek, “Yunan basınında iddia edildiği gibi Türkiye tarafından söz konusu gemiye yönelik taciz söz konusu değildir.” denildi. MSB: Ukrayna’ya barış gücü gönderilmesi ateşkes ve net misyon tanımına bağlıdır MSB tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşında kalıcı bir ateşkesin sağlanması amacıyla yürütülecek her türlü yapıcı girişime katkı sunmaya hazır olduğu ve bu kapsamda Gönüllüler Koalisyonu’na aktif katılım sağladığı belirtildi. Açıklamada, Türkiye’nin Ukrayna’ya barış gücü kapsamında asker göndermesinin, öncelikle ateşkesin sağlanmasına, ardından görev tanımı netleştirilmiş bir misyonun belirlenmesine ve hangi ülkenin ne ölçüde katkı sağlayacağının ortaya konulmasına bağlı olduğu ifade edildi. MSB açıklamasında ayrıca, sağlanacak bir ateşkes sonrasında Karadeniz’de güvenlik ve istikrarın sürdürülmesi ile seyrüsefer emniyetinin sağlanmasına yönelik askeri planlamalara Türkiye’nin liderlik ettiği kaydedildi. Türkiye’nin, bölgesel sahiplik ilkesi doğrultusunda Karadeniz’deki dengeyi sağlayan ve bölge güvenliği açısından büyük önem taşıyan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni dikkatli, sorumlu, tarafsız ve tavizsiz bir şekilde uyguladığı ve uygulamaya devam edeceği vurgulandı.

Davutoğlu’ndan Somaliland Uyarısı: Bu gelişme alarm niteliğindedir Haber

Davutoğlu’ndan Somaliland Uyarısı: Bu gelişme alarm niteliğindedir

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, İsrail’in Somaliland’i tanımasını İslam dünyası ve bölge güvenliği açısından “alarm niteliğinde” bir gelişme olarak nitelendirdi; hükümeti acil diplomatik adımlar atmaya çağırdı. Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu, İsrail’in Somaliland’i tanımasına ilişkin yaptığı açıklamada, söz konusu adımın İsrail’in İslam ülkelerini bölme ve stratejik bölgeleri çevreleyerek etkisiz kılma politikasının bir parçası olduğunu belirtti. Davutoğlu, bunun uzak bir coğrafyada yaşanan sıradan bir gelişme olmadığını vurgulayarak, “alarm niteliğinde bir olay” ifadesini kullandı. Davutoğlu, bu adımla yüzde 100 Müslüman bir ülke olan Somali’nin fiilen bölündüğünü, Sudan benzeri büyük katliamların yaşanabileceği bir iç savaş riskinin tetiklendiğini ifade etti. İsrail’in bu yolla Kızıldeniz çıkışında Aden Körfezi’nde son derece stratejik öneme sahip Berbera Limanı’na erişim sağladığını kaydetti. Bu gelişmenin, Kızıldeniz’in iki önemli gücü olan Mısır ve Suudi Arabistan ile Somali’de Afrika politikası ve savunma sanayisi açısından stratejik bir üsse sahip olan Türkiye’yi çevreleme anlamına geldiğini belirten Davutoğlu, Gazze’deki saldırılar sürerken yaşanan bu süreci “İslam dünyası için tam bir zillet” olarak nitelendirdi. Davutoğlu, geçmişte benzer girişimlerin engellendiğini hatırlatarak, 2012-2013 yıllarında bazı Batı ülkelerinin Somaliland’ın bağımsızlığını tanıma çabalarına karşı harekete geçtiklerini, Somali Federal Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hassan Sheikh Mohamud ile Somaliland Cumhurbaşkanı Ahmed Mohamed Silanyo’yu 11-13 Nisan 2013 tarihlerinde Ankara’da bir araya getirdiklerini ve oluşturulan üçlü mekanizma ile bu planın bozulduğunu ifade etti. “Şimdi de harekete geçme vaktidir” diyen Davutoğlu, Cumhurbaşkanı ve hükümeti acilen adım atmaya davet etti. Davutoğlu, atılması gereken adımları şu şekilde sıraladı: ''Somali ve Somaliland Cumhurbaşkanlarıyla doğrudan temas kurulması ve Türkiye’ye davet edilerek yüz yüze görüşülmesi. Bir özel temsilci atanarak bölgeye gönderilmesi; bu görev için eski Somali Büyükelçisi Kani Torun’un en yetkin isim olduğu. Mısır ve Suudi Arabistan liderleriyle acilen temas kurularak, üç ülkenin dışişleri bakanlarından oluşan ortak bir heyetin her iki tarafa gönderilmesi. Berbera Limanı’nın işletmesini elinde bulunduran BAE ile temas edilerek İsrail’in politikaları konusunda uyarı ve istişarelerde bulunulması. Üç ülke liderinin eşgüdümlü biçimde ABD Başkanı Trump ve İngiltere Başbakanı Starmer ile görüşerek Somali’nin bölünmesinin tanınmasının önüne geçilmesi. Somaliland nüfusunun yaklaşık yarısını temsil eden ve Mogadişu’ya bağlılığını ilan eden Northeastern State federal yönetimiyle derhal temas kurulması. Afrika Birliği Dönem Başkanı Angola, İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı Gambiya ve Arap Ligi Dönem Başkanı Lübnan ile temasa geçilerek Somali’nin birliğinin korunması için diplomatik girişimlerin başlatılması.'' Davutoğlu, İsrail’in Hazar’dan Aden’e, Doğu Akdeniz’den Körfez’e uzanan bir hegemonik düzen kurma çabası içinde olduğunu savunarak, Abraham Anlaşmaları olarak adlandırılan sürecin İslam dünyasını ve Afrika’yı daha küçük parçalara ayırmayı hedeflediğini belirtti. Bu gelişmeler karşısında harekete geçmeyen ülkelerin ve liderlerin tarih önünde büyük bir sorumluluk taşıyacağını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.