Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bm Şartı

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Bm Şartı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bm Şartı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Erdoğan’dan Uluslararası Adalet Zirvesi’nde mesaj: “Adalet, haklıya hakkının teslim edilmesidir” Haber

Erdoğan’dan Uluslararası Adalet Zirvesi’nde mesaj: “Adalet, haklıya hakkının teslim edilmesidir”

Dört kıtadan temsilcilerin katıldığı Uluslararası Adalet Zirvesi 2026, İstanbul’da gerçekleştiriliyor. 8-9 Ekim tarihlerinde düzenlenen zirvede küresel adalet mekanizmaları ve insan hakları, 8 farklı panel ve oturumda ele alınıyor. Zirvenin ikinci gününde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, adaletin yalnızca ülkelerin hukuk sistemleriyle sınırlı olmadığını, insanlığın ortak ideali olduğunu vurguladı. “Adalet, güçsüzün güçlüye ezdirilmemesidir” Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, zirvenin ülkeler ve insanlık için hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni etti. Farklı ülkelerin farklı anayasalara, hukuk sistemlerine ve yargılama usullerine sahip olduğunu belirten Erdoğan, adalet anlayışının ortak bir temelde buluştuğunu ifade etti. Erdoğan, adalet kavramını şu sözlerle tanımladı: “Adalet, haklıya hakkının teslim edilmesidir. Adalet, güçsüzün güçlüye ezdirilmemesidir. Adalet, mazlumu zalimden koruma kudretidir. Adalet, devletin üzerine bina edildiği temeldir.” Adaletin insanlığın ortak hedefi ve ideali olduğunu dile getiren Erdoğan, farklı hukuk geleneklerine rağmen bu kavramın evrensel bir anlam taşıdığını söyledi. “Hak ve özgürlüklerin aşındığı yerde adalet olmaz” Cumhurbaşkanı Erdoğan, adaletin sağlanabilmesi için vicdan, hakkaniyet ve kanun önünde eşitliğin korunması gerektiğini belirtti. Hak ve özgürlüklerin giderek zayıfladığı bir ortamda adaletin tesis edilemeyeceğini ifade eden Erdoğan, bu ilkelerin uluslararası sistem açısından da geçerli olduğunu kaydetti. Erdoğan, devletin temel sorumluluklarından birinin adaleti sağlamak olduğunu vurgulayarak, uluslararası sistemin de küresel barış ve güvenliği tesis etme misyonunu yerine getirmesi gerektiğini söyledi. BM Şartı’na vurgu yaptı Uluslararası sistemin temel ilkelerine değinen Erdoğan, 81 yıl önce San Francisco’da imzalanan Birleşmiş Milletler Şartı’nı hatırlattı. BM Şartı’nın birinci maddesinin uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına ilişkin olduğunu belirten Erdoğan, kural ve ilkelere dayandığı ifade edilen uluslararası sistemin bu hedef doğrultusunda hareket etmesi gerektiğine dikkat çekti. İstanbul’da iki gün süren Uluslararası Adalet Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen panel ve oturumlarda, küresel adalet mekanizmaları ile insan haklarına ilişkin konuların ele alınması hedefleniyor.

BM Genel Sekteri Guterres’ten Gazze mesajı: “İki devletli çözümün gözlerimizin önünde yok olmasına izin veremeyiz” Haber

BM Genel Sekteri Guterres’ten Gazze mesajı: “İki devletli çözümün gözlerimizin önünde yok olmasına izin veremeyiz”

Guterres: “Barış, çatışmanın yokluğundan çok daha fazlasıdır” New York’taki BM Genel Merkezi’nde konuşan Guterres, dünya genelinde devam eden savaşlara ve uluslararası sistemde yaşanan sorunlara değindi. Sivillerin hedef alındığını, insan haklarının ihlal edildiğini ve insani yardım çalışanlarının öldürüldüğünü belirten Guterres; uluslararası hukukun geri plana itildiğini, jeopolitik ayrışmaların ve eşitsizliklerin arttığını söyledi. İklim krizinin günlük yaşamın bir parçası haline geldiğini ve yapay zekanın da hızlı biçimde geliştiğini ifade etti. 21’inci yüzyılın ilk büyük güç sınavının barış ve güvenlik olduğunu belirten Guterres, barışın yalnızca çatışmaların sona ermesi anlamına gelmediğini söyledi. BM Şartı'na atıfta bulunan Guterres, gücün hukukla sınırlandırılması gerektiğini vurguladı. Gazze için ateşkes ve insani yardım çağrısı Guterres, konuşmasında Gazze’deki duruma geniş yer verdi. Bölgedeki çatışmaların sona erdirilmesi ve insani yardımın Gazze’ye ulaştırılması gerektiğini belirten BM Genel Sekreteri, tüm tarafların uluslararası hukuka ve Uluslararası Adalet Divanı’nın kararlarına uyması gerektiğini ifade etti. Guterres, Gazze’deki yıkımın görev süresi boyunca gördüğü en ağır örneklerden biri olduğunu belirterek, işgal altındaki Batı Şeria’da yaşanan şiddet, yerinden edilmeler ve yerleşimlerin genişletilmesinin barış ihtimalini daha da zayıflattığını söyledi. BM Genel Sekreteri, “Görev sürem boyunca Gazze'de hiçbir şeye benzemeyen bir katliam ve yıkım yaşandı. İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'daki şiddeti, yerinden etme politikaları ve yerleşim yerlerini genişletmesi, barışa giden yolu yerle bir ediyor. İki devletli çözümün gözlerimizin önünde yok olup gitmesine izin veremeyiz” ifadelerini kullandı. İklim krizine de dikkat çekti Guterres konuşmasının devamında iklim krizinin etkilerinin giderek genişlediğini belirtti. Büyük petrol şirketlerinin uzun yıllar boyunca çevresel etkiler konusunda sorumluluk taşıdığını savunan Guterres, iklim değişikliği ve kirliliğin yol açtığı zararların giderilmesi için daha fazla adım atılması gerektiğini söyledi. Guterres ayrıca yapay zekanın hızlı gelişiminin küresel ölçekte yeni fırsatların yanı sıra ciddi riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çekti.

Mekke'de tarihi anlaşma: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ortak savunma mekanizması kurdu Haber

Mekke'de tarihi anlaşma: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ortak savunma mekanizması kurdu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında savunma ve güvenlik alanındaki ilişkileri yeni bir seviyeye taşıyan Ortak Savunma Anlaşması imzalandı. Mekke'de gerçekleştirilen temaslar sırasında imzalanan anlaşmayla üç ülke arasındaki savunma iş birliğinin kurumsal bir zemine taşınması ve kolektif caydırıcılık kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Anlaşma, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman'ın daveti üzerine gerçekleştirdiği Mekke ziyareti sırasında imzalandı. Görüşmelerde Erdoğan'ın yanı sıra Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de yer aldı. Üç ülke arasındaki anlaşma, bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bir dönemde dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıktı. Erdoğan: "Hiçbir ülkeyi hedef almıyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmanın ardından yaptığı açıklamada, yeni savunma mekanizmasının temelinde kolektif caydırıcılık bulunduğunu belirtti. Erdoğan, anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını özellikle vurgularken, bölgenin huzur, refah ve istikrarına katkı sağlayacak diğer kardeş ülkelerin de bu iş birliğine katılımına açık olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı'nın açıklamasında, anlaşmanın yalnızca askeri bir iş birliği çerçevesi olmadığı mesajı da öne çıktı. Güvenlik ve savunma alanındaki ilişkilerin geliştirilmesinin yanı sıra savunma sanayisinde ortak projeler oluşturulması ve terörizmle mücadelede koordinasyonun artırılması hedefleniyor. BM Şartı'nın 51. maddesine vurgu Anlaşmanın dikkat çeken unsurlarından biri de Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesine yapılan atıf oldu. Erdoğan, Mekke'de imzalanan anlaşmanın devletlerin savunma hakkını teyit ettiğini belirtti. Bu yaklaşım, üç ülke arasındaki savunma iş birliğinin uluslararası hukuk temelinde şekillendirileceği mesajını taşıyor. Anlaşmanın "savunma odaklı" bir iş birliği niteliği taşıdığı ve herhangi bir ülkeye karşı oluşturulmadığı vurgusu da bu çerçevede önem kazanıyor. Suudi Arabistan: Stratejik ilişkilerin derinliğini gösteriyor Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan da anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bin Ferhan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nın üç ülke arasındaki kardeşlik ve stratejik ilişkilerin ulaştığı seviyeyi gösterdiğini belirtti. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Bin Ferhan, anlaşmayı üç ülkenin savunma iş birliği sürecinde önemli bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Suudi Bakan, bölgenin güvenliği ve istikrarını tehdit eden zorluklara karşı üç ülkenin güç birliği yapma yönündeki ortak iradesinin anlaşmayla somutlaştığını ifade etti. "Bölgenin tamamı üzerinde olumlu etki oluşturacak" Bin Ferhan'ın açıklamasında ekonomik ve sosyal istikrar da savunma anlaşmasının dolaylı hedefleri arasında gösterildi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, anlaşmanın bölgenin tamamında olumlu bir etki oluşturmasını beklediklerini belirterek, güvenliğin güçlendirilmesinin kalkınma ve refah açısından yeni fırsatlar ortaya çıkarabileceğini vurguladı. Bu yaklaşım, Mekke Anlaşması'nın yalnızca askeri kapasite oluşturmayı değil, güvenlik ile ekonomik kalkınma arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi amaçladığı yönünde bir çerçeve ortaya koyuyor. Savunma sanayisinde yeni ortaklıklar gündeme gelebilir Anlaşmanın Türkiye açısından önemli başlıklarından biri savunma sanayisi olacak. Türkiye'nin insansız hava araçları, hava savunma sistemleri, zırhlı araçlar, elektronik harp ve farklı savunma teknolojilerinde geliştirdiği kapasite, Suudi Arabistan ve Pakistan'la yürütülen mevcut iş birliklerinin genişletilmesi açısından önemli bir zemin oluşturuyor. Anlaşmayla birlikte üç ülkenin ortak savunma projeleri geliştirmesi, teknoloji ve deneyim paylaşımını artırması ve savunma sanayisindeki karşılıklı bağımlılığı güçlendirmesi beklenebilir. Pakistan'ın Güney Asya'daki stratejik konumu ile Suudi Arabistan'ın Körfez bölgesindeki ağırlığı, Türkiye'nin NATO üyeliği ve bölgesel savunma kapasitesiyle birleştiğinde ortaya farklı coğrafyaları birbirine bağlayan bir iş birliği modeli çıkıyor. Bölgesel güvenlik açısından yeni denklem Mekke'de imzalanan anlaşmanın zamanlaması da dikkat çekiyor. Ortadoğu'da devam eden çatışmalar, Körfez güvenliği, terör tehdidi ve küresel güç rekabeti, bölge ülkelerinin savunma kapasitelerini yeniden değerlendirmesine neden oluyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın ortak savunma mekanizması oluşturması, bu ortamda üç ülkenin güvenlik politikaları arasında daha güçlü koordinasyon kurulmasını sağlayabilir. Ancak Erdoğan ve Suudi Arabistan tarafının anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını vurgulaması, mekanizmanın doğrudan yeni bir askeri blok şeklinde konumlandırılmadığını gösteriyor. Erdoğan'dan diplomasi mesajı Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma anlaşmasının yanı sıra Türkiye'nin bölgesel krizlere yönelik diplomatik yaklaşımını da yineledi. Türkiye'nin çatışma ve krizlerin uluslararası hukuka saygı, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesine yönelik politikasını sürdüreceğini belirten Erdoğan, bölgesel sahiplenme vizyonunun devam edeceğini ifade etti. Bu mesaj, Türkiye'nin bir taraftan savunma ve caydırıcılık kapasitesini artırırken diğer taraftan diplomatik çözüm arayışlarını koruyacağına işaret ediyor. Mekke Anlaşması'nın geleceği merak ediliyor Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Ortak Savunma Anlaşması, üç ülkenin savunma ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Kolektif caydırıcılık, savunma sanayisi, terörle mücadele ve ortak güvenlik anlayışı anlaşmanın temel başlıklarını oluştururken, mekanizmanın ilerleyen dönemde hangi somut projelerle destekleneceği önem kazanacak. Suudi Arabistan'ın anlaşmayı üç ülke arasındaki stratejik ilişkilerin derinliğinin göstergesi olarak tanımlaması ve Türkiye'nin anlaşmanın diğer kardeş ülkelere açık olduğunu açıklaması, Mekke'de başlayan bu yeni iş birliği modelinin ileride daha geniş bir bölgesel çerçeveye taşınabileceği mesajını veriyor.

Suudi Arabistan, Riyad 'ta bulunan İran Büyükelçiliği 'ndeki askeri ataşeye 24 saat içinde ülkeyi terk etmesini bildirdi Haber

Suudi Arabistan, Riyad 'ta bulunan İran Büyükelçiliği 'ndeki askeri ataşeye 24 saat içinde ülkeyi terk etmesini bildirdi

Suudi Arabistan, Riyad 'ta bulunan İran Büyükelçiliği'ndeki askeri ataşeyi, yardımcısını ve misyon personelinden üç kişiyi istenmeyen kişi ilan etti ve 24 saat içinde ülkeyi terk etmelerini istedi. Bu açıklama, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada yer aldı. Açıklamaya göre Suudi Arabistan bir kez daha Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin yanı sıra bazı Arap ve Müslüman ülkelere yönelik açık saldırılarından dolayı İran’ı kınadı. Açıklamada, İran’ın Suudi Arabistan’ı, ülkenin egemenliğini, sivil hedefleri, sivilleri, ekonomik çıkarlarını ve diplomatik temsilciliklerini hedef almaya devam etmesinin, ilgili tüm uluslararası sözleşmelere, iyi komşuluk ilkelerine, devletlerin egemenliğine saygı ilkesine, Pekin Anlaşması’na ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2026 tarihli ve 2817 sayılı kararına karşı açık bir ihlal olduğu belirtilirken bu durumun İran tarafının sürekli bahsettiği İslam kardeşliği ile İslam dininin değerleri ve ilkeleriyle çeliştiği; sözlerinin eylemleriyle örtüşmediği vurgulandı. Dışişleri Bakanlığı, 9 Mart tarihinde bakanlık tarafından yayınlanan bildiride yer alan, İran’ın aralıksız saldırılarının gerginliğin daha da tırmanmasına yol açacağı ve bunun mevcut ve gelecekteki ilişkiler üzerinde ciddi bir etki yaratacağına dair ifadelere atıfta bulundu. Suudi Arabistan, BM Şartı'nın 51’inci maddesi uyarınca egemenliğini korumak, güvenliğini sağlamak, topraklarını, hava sahasını, vatandaşlarını, ülkede ikamet edenleri, kaynaklarını ve çıkarlarını korumak için gerekli önlemleri almaktan çekinmeyeceğini vurguladı.

İsrail, İran'ın dini lideri Hamaney'e yönelik suikast planlarının geçen yıldan beri yürürlükte olduğunu açıkladı. Haber

İsrail, İran'ın dini lideri Hamaney'e yönelik suikast planlarının geçen yıldan beri yürürlükte olduğunu açıkladı.

Hamaney, geçen Cumartesi başlayan ABD-İsrail ortak hava saldırısı harekatının ilk saatlerinde suikasta kurban gitti. İsrail'in N12 televizyon kanalına konuşan Katz, "Kasım ayı başlarında Başbakanla çok sınırlı bir platformda görüştük ve Başbakan, Hamaney'i görevden alma hedefini belirledi" dedi. Katz'a göre, ilk hedef 2026 yılının ortalarıydı. İranlılar, hava saldırısında hayatını kaybettiğini öğrendikten sonra Yüksek Lider Ayetullah Ali Hamaney'in ölümünden duydukları üzüntüyü dile getirdiler. Ancak bu gizli plan sonunda ABD hükümetiyle paylaşıldı ve İran'da protestoların patlak vermesinin ardından hızlandırıldı. Birleşmiş Milletler'in 4 Mart'ta yaptığı bir soruşturma, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını kınayarak, bu saldırıların BM Şartı'nı ihlal ettiğini belirtti. BM Şartı, herhangi bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanımını yasaklamaktadır. BM'nin İran'a yönelik bağımsız uluslararası soruşturma misyonu bir açıklamasında, "İran'ın bölge genelinde gerçekleştirdiği misilleme saldırılarıyla birlikte gelen bu saldırılar, BM Şartı'na aykırıdır" dedi. BM açıklamasında ayrıca, ABD ve İsrail hava saldırılarında aralarında Yüksek Lider Ayetullah Ali Hamaney'in de bulunduğu düzinelerce İranlı yetkilinin öldürülmesinin, uluslararası hukuk uyarınca kabul edilebilir bir adalet yöntemi olmadığı vurgulandı.

Babacan: Türkiye, önlem almada aktif ve hazırlıklı olmalıdır Haber

Babacan: Türkiye, önlem almada aktif ve hazırlıklı olmalıdır

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, İsrail’in İran’a başlattığı ve ABD’nin de katıldığı askeri operasyonun, uluslararası hukukun ve BM Şartı’nın temel ilkelerinin açık bir ihlali olduğunu belirtti. İsrail’in gerekçe olarak kullandığı “önleyici savaş” kavramının uluslararası hukukta yeri olmadığını ifade eden Babacan, müzakere süreçleri devam ederken başvurulan bu saldırganlığın, bölgesel istikrar için büyük bir tehlike oluşturduğunu bildirdi. Babacan, geçmiş tecrübelerin, dış müdahalelerle demokrasi inşa edilemeyeceğini, bu tür girişimlerin yalnızca kaosu ve insani trajedileri derinleştirdiğini tüm dünyaya gösterdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Komşumuz İran’ın yönetim merkezlerinin ve altyapısının hedef alınması; Türkiye için doğrudan ekonomik riskleri ve yeni göç dalgalarını tetikleyebilir. Hürmüz Boğazı üzerinden enerji rotalarının tehdit edilmesi ise dünya ekonomisini sarsacak bir boyuta ulaşabilir. İran'a karşı başlatılan bu saldırıları kınıyorum. Bölgeyi ateşe atacak, daha fazla masum insanın ölümüne sebebiyet verecek hesaplara karşı; bizim yerimiz, diplomasi masasının, sağduyunun ve uluslararası hukukun yanıdır.” Babacan, Türkiye’nin, hem diplomasi kanallarını canlandırmada hem de olası krizlere karşı önlem almada aktif ve hazırlıklı olması gerektiğini ifade etti.

Rusya, ABD'nin Küba'ya ablukasını kınadı Haber

Rusya, ABD'nin Küba'ya ablukasını kınadı

Zakharova, "Birleşmiş Milletler ve BM Şartı'nın yanı sıra uluslararası hukukun diğer normlarını ihlal ederek egemen bağımsız devletlere karşı uygulanan tek taraflı yaptırımlar kesinlikle kabul edilemez. Havana'ya karşı uygulanan gayrimeşru yasaklama önlemlerini ve Küba liderliğine ve vatandaşlarına yapılan baskıyı şiddetle kınıyoruz." dedi. Perşembe günü, Beyaz Saray Başkanı Donald Trump, Küba'ya petrol sağlayan ülkelere gümrük vergisi uygulayan bir başkanlık emri imzaladı ve Havana'dan kaynaklandığı iddia edilen ulusal güvenlik tehdidini gerekçe göstererek olağanüstü hal ilan etti. Bir gün önce, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Amerika Birleşik Devletleri'nin adada hükümet değişikliğiyle ilgileneceğini belirtmişti. Zakharova, Washington'ın eylemlerini Küba'ya baskı yapma stratejisine geri dönüş ve onu ekonomik olarak boğma girişimi olarak nitelendirdi, Moskova ve Havana arasındaki işbirliği üçüncü ülkelere karşı yönlendirilmiş olmadığını ve gelişmeye devam edeceğini söyledi. Dışişleri sözcüsü, yeni Küba karşıtı belgede ABD'nin Rusya'yı "düşman" ve "kötü niyetli" bir devlet olarak sınıflandırdığını belirtti. "Bu etiketleme ne Rus-Amerikan diyaloğunun istikrara kavuşmasına katkıda bulunuyor ne de Washington'ın dünyanın çeşitli bölgelerindeki krizleri çözmek için yaptığı önemli arabuluculuk çabalarının etkinliğini artırıyor." sözleriyle vurguladı. Zakharova, Küba'daki zorlu sosyo-ekonomik durumun büyük ölçüde Amerika Birleşik Devletleri tarafından uygulanan yaklaşık 70 yıllık ekonomik ablukadan kaynaklandığını da sözlerine ekledi.

Çin’den İran’ın egemenliğine saygı çağrısı Haber

Çin’den İran’ın egemenliğine saygı çağrısı

Çin’in BM Cenevre Ofisi’ndeki temsilcisi Jia Guide, İran’da meydana gelen olayların ülkenin iç işi olduğunu belirterek, insan hakları bahanesiyle diğer ülkelerin iç işlerine karışılmasına karşı olduklarını söyledi. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nde dün düzenlenen özel toplantıda, İran’daki insan hakları durumu ele alındı. Çin’in BM Cenevre Ofisi ve İsviçre’deki diğer uluslararası örgütler nezdindeki Daimi Temsilcisi Jia Guide, toplantıda yaptığı konuşmada, her ülkenin insan haklarını bağımsız şekilde geliştirme yolunu seçme hakkına sahip olduğuna dikkat çekerek, Çin’in insan hakları bahanesiyle diğer ülkelerin iç işlerine karışma, belirli ülkelere yönelik insan hakları mekanizmaları dayatma ve insan hakları konusunda çifte standart uygulama girişimlerine karşı çıktığını belirtti. Çinli temsilci Jia Guide, İran’da meydana gelen olayların bu ülkenin iç işi olduğunu ve kararın İran halkı tarafından verilmesi gerektiğini vurguladı. Çin’in öteden beri BM Şartı’nın amaç ve ilkeleri ile uluslararası hukuka sadık kalınmasından yana olduğunu ifade eden Jia, uluslararası ilişkilerde güç kullanımına veya kullanma tehdidinde bulunmaya karşı çıktıklarını dile getirdi. Jia Guide, uluslararası toplumun İran’ın egemenliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterme temelinde, İran hükümeti ve halkını zorlukların üstesinden gelerek, ulusal istikrarın ve meşru hak ve çıkarlarının korunmasında desteklemesi çağrısında bulundu. Çinli temsilci, ilgili anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesini temenni ettiklerini ve bu konuda yapıcı rol oynamaya hazır olduklarını sözlerine ekledi.

Trump, Rusya ve Çin'in Grönland'ı ele geçirmesini önlemek için Grönland'ı istiyor Haber

Trump, Rusya ve Çin'in Grönland'ı ele geçirmesini önlemek için Grönland'ı istiyor

Trump, Cuma günü BBC'den gelen bir soruya yanıt olarak gazetecilere, "Ülkelerin mülkiyete sahip olması gerekir ve mülkiyeti savunursunuz, kiralamaları değil. Ve Grönland'ı savunmak zorundayız" dedi. "Kolay yoldan" veya "zor yoldan" yapacağız" diye ekledi. Beyaz Saray, yönetimin NATO üyesi Danimarka'nın yarı özerk bölgesini satın almayı düşündüğünü, ancak zorla ilhak seçeneğini de dışlamadığını yakın zamanda açıklamıştı. Danimarka ve Grönland, bölgenin satılık olmadığını söylüyor. Danimarka, askeri müdahalenin transatlantik savunma ittifakının sonunu getireceğini belirtmişti. En seyrek nüfuslu bölge olmasına rağmen, Grönland'ın Kuzey Amerika ve Arktik arasında yer alması, füze saldırıları durumunda erken uyarı sistemleri ve bölgedeki gemilerin izlenmesi için elverişli bir konumda olmasını sağlıyor. ABD Başkanı, Grönland'ın ABD ulusal güvenliği için hayati önem taşıdığını defalarca dile getirdi ve kanıt olmadan "her yerinde Rus ve Çin gemileriyle dolu" olduğunu iddia etti. ABD, Grönland'ın kuzeybatı ucundaki Pituffik üssünde halihazırda 100'den fazla askeri personeli daimi olarak konuşlandırmış durumda; bu tesis, İkinci Dünya Savaşı'ndan beri ABD tarafından işletiliyor. Danimarka ile mevcut anlaşmalar uyarınca, ABD Grönland'a istediği kadar asker getirme yetkisine sahip. Ancak Washington'da gazetecilere konuşan Trump, kira sözleşmesinin yeterli olmadığını söyledi. "Ülkeler dokuz yıllık veya hatta 100 yıllık anlaşmalar yapamazlar." dedi ve mülkiyete sahip olmaları gerektiğini ekledi. "Çin halkını seviyorum. Rus halkını seviyorum." dedi Trump. "Ama onları Grönland'da komşu olarak istemiyorum, bu olmayacak." "Ve bu arada NATO'nun da bunu anlaması gerekiyor." diye ekledi ABD başkanı. Danimarka'nın NATO müttefikleri -başlıca Avrupa ülkeleri ve Kanada da dahil olmak üzere- bu hafta "ilişkileriyle ilgili konularda yalnızca Danimarka ve Grönland'ın karar verebileceğini" teyit eden açıklamalarla Danimarka'ya destek verdi. Arktik güvenliği konusunda ABD kadar istekli olduklarını vurgulayan ülkeler, bunun ABD de dahil olmak üzere müttefikler tarafından "topluca" başarılması gerektiğini söyledi. Ayrıca "egemenlik, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı da dahil olmak üzere BM Şartı'nın ilkelerinin korunması" çağrısında bulundular.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.