Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Birleşmiş Milletler

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Birleşmiş Milletler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Birleşmiş Milletler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Birleşmiş Milletler, siber alanda çocukların korunması çağrısında bulunuyor. Haber

Birleşmiş Milletler, siber alanda çocukların korunması çağrısında bulunuyor.

Sosyal medyanın ve çevrimiçi platformların hızla büyümesi, çocukların bilgiye erişmesi için birçok fırsat yaratırken, aynı zamanda güvenlik, gizlilik ve ruh sağlığıyla ilgili giderek daha karmaşık riskleri de beraberinde getiriyor. Bu gerçek ışığında, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, hükümetleri dijital ortamda çocukları korumak için daha güçlü önlemler almaya çağırdı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, 29 Mayıs'ta Almanya'nın Frankfurt kentinde yaptığı açıklamada, siber alanda çocukların korunmasının tüm ülkeler için acil bir öncelik haline gelmesi gerektiğini vurguladı. Türk, meselenin sadece koruyucu önlemlerin uygulanmasında değil, aynı zamanda bu önlemlerin gerçekten etkili ve çocukların hak ve çıkarlarıyla tutarlı olmasının sağlanmasında da yattığını savundu. Volker Türk, “Çocukların çevrimiçi ortamda korunmasının güçlendirilmesi, sadece uygulanması değil, doğru bir şekilde uygulanmasını da sağlamamız gereken acil bir önceliktir” dedi. Ona göre, dijital ortam çocukların ve gençlerin hayatında giderek daha önemli bir rol oynuyor, bu nedenle koruyucu önlemlerin buna göre güncellenmesi gerekiyor. BM İnsan Hakları Ofisi, sorumluluğun yalnızca düzenleyici kurumlarda değil, teknoloji şirketlerinin kendilerinde de olduğunu savunuyor. Ofis, çevrimiçi platformları, olaylar meydana geldikten sonra riskleri ele almak yerine, çocuk güvenliği özelliklerini ürünlerinin tasarım ve işletim aşamalarından itibaren entegre etmeye çağırıyor. Bu çağrı, birçok ülkenin sosyal medyaya yönelik daha sıkı kontrolleri değerlendirdiği bir dönemde geliyor. Zararlı içerik, siber zorbalık, dolandırıcılık ve gençlerin ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerle ilgili endişeler, hükümetleri teknoloji platformları için hesap verebilirliği artıracak yeni yasal çerçeveler geliştirmeye yöneltiyor. Uzmanlar, dijital ortamda çocukların korunmasının önümüzdeki yıllarda küresel teknoloji yönetişiminin ana konularından biri olacağına inanıyor. Çocukların internette geçirdikleri süre arttıkça, asıl sorun artık çevrimiçi platformların düzenlenip düzenlenmemesi değil, bilgiye erişim, gizlilik ve genç neslin güvenliği arasında nasıl bir denge kurulacağıdır.

Putin: Rusya ve Çin küresel sorunların çözümüne katkıda bulunuyor Haber

Putin: Rusya ve Çin küresel sorunların çözümüne katkıda bulunuyor

Vladimir Putin, ülkesi ile Çin'in uluslararası alanda önemli dengeleyici rol oynadığını belirterek, "Rusya ile Çin, küresel ve bölgesel sorunların çözümüne katkıda bulunuyor" dedi. Xinhua'nın haberine göre, iki günlük ziyaret için dün gece Pekin'e ulaşan Putin için bu sabah Tiananmen Meydanı'nda devlet töreni düzenlendi. Törenin ardından liderler, Büyük Halk Salonu'nda baş başa ve heyetler arası görüşmeler yaptı. Taraflar, görüşmede 2001'de imzalanan "Çin-Rusya İyi Komşuluk, Dostluk ve İşbirliği Anlaşması"nın süresinin uzatılmasında mutabakata vardı. Çin Devlet Başkanı Şi, 25 yıl önce imzalanan anlaşmanın, iki ülke arasında uzun dönemli dostluğun ve kapsamlı stratejik eşgüdüm ilişkisinin temelini oluşturduğunu belirtti. Uluslararası ortamın hızlı değişimlerden geçtiğine ve uluslararası ilişkilerde güçlünün haklı olduğu orman kanuna dönüş tehlikesi olduğuna dikkati çeken Şi, bu arka plan dikkate alındığında anlaşmanın ileri görüşlülüğünün ve güncel öneminin giderek daha belirgin hale geldiğini ifade etti. Şi, Çin'in anlaşmanın uzatılmasını desteklediğini, ilkelerinin korunması ve iki ülke arasında karşılıklı desteğe dayalı stratejik eşgüdümünün ilerletilmesi için Rusya ile birlikte çalışacağını vurguladı. Şi’den Ortadoğu'da çatışmaların durdurulması çağrısı ABD ile İsrail'in İran'a saldırıları ile başlayan ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan savaşa ilişkin Şi, "Körfez bölgesi ve Ortadoğu savaş ile barış arasında kritik bir kavşakta, derhal tüm çatışmalara son verilmeli ve müzakerelere dönülmeli" dedi. Şi Cinping (sağda) ile Vladimir Putin (solda), Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda baş başa ve heyetler arası görüşmeler yapmak üzere bir araya geldi. Şi, çatışmaların sonlandırılmasının enerji tedarikinde yaşanan sıkıntıları azaltacağının, sanayi ve tedarik zincirleri ile uluslararası ticaret düzeninin sağlıklı işleyişini sağlayacağının altını çizdi. Çin lideri, krizin çözümünde barış içinde bir arada yaşama, ulusal egemenlik, uluslararası hukukun üstünlüğü ve güvenlik ile kalkınma arasındaki dengenin sağlanması ilkelerine işaret eden 4 maddelik barış önerisinin gerilimin düşürülmesi ve çatışmaların sonlandırılmasına yönelik uluslararası mutabakat oluşturmayı hedeflediğini kaydetti. “Rusya-Çin ilişkileri yüksek bir seviyeye ulaştı” Rus lider Putin de iki ülkenin bir kez daha tutum ve tavırlarında uyumu sağlamış olduğunu görmekten mutluluk duyduğunu, Rusya-Çin ilişkilerinin hiç olmadığı kadar yüksek bir seviyeye ulaştığını belirtti. Olumsuz dış koşulların varlığına rağmen Rusya ile Çin arasındaki etkileşimin güçlü ve yüksek bir ivme yakaladığına işaret eden Putin, "Ticaret hacmimiz son 25 yılda 30 kat arttı. Birkaç yıldır da 200 milyar doları rahat şekilde aşıyor" ifadesini kullandı. Putin, "Ortadoğu'da krizin devam ettiği bir dönemde Rusya enerji kaynaklarında güvenilir bir tedarikçi, Çin de bu kaynakların sorumlu bir müşterisi olmayı sürdürüyor" şeklinde konuştu. Şi Cinping (sağda) ile Vladimir Putin (solda), Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda baş başa ve heyetler arası görüşmeler yapmak üzere bir araya geldi. "Çok kutuplu dünya oluştu” Rusya-Çin işbirliğinin uluslararası alanda istikrarın temel sacayağı olduğunu vurgulayan Putin, "Tüm aktörlerin çıkarlarının dengelendiği çok kutuplu bir dünyayı oluşturmanın karmaşık süreci yolunda ilerliyor" değerlendirmesinde bulundu. Putin, dünyada gerginliklerin hakim olduğu bir dönemde Çin ile BRICS, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve G20 gibi çok taraflı platformlarda yakın iletişimi ve işbirliğini sürdüreceklerini ifade etti. ŞİÖ'nün geniş bir coğrafyada entegrasyon ve sorunların ortaklaşa çözümünün önemli bir örneği olduğuna işaret eden Putin, Çin'in Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) ev sahipliğini desteklediğini bu yıl Şıncın şehrinde düzenlenecek zirveye katılacağını bildirdi. Rus lider, Çinli mevkidaşını gelecek yıl resmi ziyaret için ülkesine davet etti. Ortak basın toplantısı düzenlediler Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, yaptıkları görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Rusya ile Çin'in ödemeleri ulusal para birimlerinde yaptıklarına dikkati çeken Putin, Çin ile dış etkenlerden ve küresel piyasalardaki olumsuz eğilimlerden korunan istikrarlı ticari sistem kurduklarını söyledi. Putin, Rusya ile Çin'in enerji alanında yoğun işbirliği yaptıklarını dile getirerek, "Ülkemiz, Çin'e petrol, sıvılaştırılmış gaz dahil doğal gaz ve kömür tedarik eden en büyük ihracatçılardan biri. Hızla büyüyen Çin pazarına söz konusu kaynakların kesintisiz tedarikini güvenilir şekilde sağlamaya devam edeceğiz” diye konuştu. Rus Devlet Enerji Kuruluşu Rosatom'un Çin pazarında başarılı şekilde faaliyetlerini sürdürdüğünü söyleyen Putin, Tianwan Nükleer Güç Santrali (NGS) ve Xudabao Nükleer Santrali'nde Rus tasarımlı enerji ünitelerinin inşasının tamamlanmak üzere olduğu bilgisini paylaştı. Çin ile yeşil teknolojilerin entegre edilmesini gerektiren kritik elementler ve metaller alanındaki ortaklığın güçlendirilmesine de odaklandıklarını belirten Putin, Rusya ile Çin'in demir dışı metalurji, kimya, kağıt, biyoteknoloji, ilaç, uçak üretimi ve uzayın keşfedilmesi gibi alanlarında ortak projeler uyguladıklarını dile getirdi. Lojistik bağlantılarının geliştirilmesi konusunda da işbirliği yaptıklarını anlatan Putin, Rusya'nın doğu yönünde demir yollarını iyileştirdiklerine işaret etti. Çin ile turizm alanındaki işbirliğinin de geliştiğinin altını çizen Putin, vizesiz seyahat uygulamasının bunu teşvik ettiğine dikkati çekti. Şi Cinping (sağda) ile Vladimir Putin (solda), Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda baş başa ve heyetler arası görüşmeler yapmak üzere bir araya geldi. “Rusya ve Çin bağımsız siyaset izliyor" Vladimir Putin, Şi ile kabul ettikleri ortak bildiride, Rusya ve Çin'in uluslararası meselelere ilişkin ilkeli tutumlarının yer aldığını aktararak, şunları kaydetti: "Rusya ve Çin, bağımsız siyaset izliyor, stratejik ortaklık kapsamında hareket ediyor, uluslararası alanda önemli dengeleyici rol oynuyor. Barış ve refah için birlikte çalışıyoruz. Bu bağlamda, Moskova ve Pekin, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın korunmasından yana tavır sergiliyor." Çin ile Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), BRICS ve diğer uluslararası platformlarda etkileşimde olduklarını dile getiren Putin, "Rusya ile Çin, küresel ve bölgesel sorunların çözümüne katkıda bulunuyor" dedi. Putin, Çinli mevkidaşı Şi ile yaptıkları görüşmenin ikili ilişkileri geliştireceği umudunu paylaştı.

Cemal Kaşıkçı cinayeti dosyası yeniden açılıyor Haber

Cemal Kaşıkçı cinayeti dosyası yeniden açılıyor

Fransa'da terörle mücadele savcılığı (PNAT) tarafından 16 Mayıs'ta yapılan duyuruya göre, Cemal Kaşıkçı cinayetini soruşturmak üzere bir yargıç görevlendirildi. Soruşturmanın merkezinde “işkence” ve “zorla kaybetme” gibi suçlamalar yer alıyor. Fransa’nın terörle mücadele savcılığı, Kaşıkçı cinayetini soruşturmak üzere bir yargıç görevlendirildiğini açıkladı. İşkence ve zorla kaybetme suçlamalarını içeren soruşturma, aralarında Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) de bulunduğu insan hakları örgütlerinin başvurusu üzerine başlatıldı. Başvurular ilk aşamada reddedilmiş ancak Paris İstinaf Mahkemesi 11 Mayıs’ta dosyanın kabul edilebilir olduğuna hükmetmişti. Ardından Fransa’nın terörle mücadele savcılığı bugün soruşturmayı yürütmek üzere bir hakim atandığını duyurdu. Cemal Kaşıkçı cinayeti Kaşıkçı, 2 Ekim 2018’de evlilik işlemleri için gittiği İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürülmüştü. Cinayetin ardından ABD istihbaratı, operasyon emrinin Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman tarafından verildiği sonucuna varmıştı. Bin Selman ise cinayet emri verdiği iddiasını reddetmişti. Kaşıkçı cinayetiyle ilgili Türkiye’de açılan dava, 2022’de Suudi Arabistan’a devredilmişti. Bu karar, insan hakları örgütleri tarafından sert biçimde eleştirilmişti. Fransa’daki yeni soruşturma, davanın uluslararası alanda yeniden yargı gündemine taşınması açısından dikkati çekti. Neden Fransa? Fransa; Birleşmiş Milletler’in “İşkenceye Karşı Sözleşme” ile “Zorla Kaybetmelere Karşı Sözleşme”ye taraf bir ülke. Bu sözleşmeler uyarınca Fransa, dünyada nerede işlenirse işlensin, işkence ve zorla kaybetme şüphelisi bir kişi kendi topraklarına ayak bastığı an o kişiyi soruşturmak ve yargılamakla yükümlü. İnsan hakları örgütleri TRIAL International ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın 2022 yılında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşmek üzere Paris’e geldiği gün, Fransız yargısına jet hızıyla suç duyurusunda bulunmuştu. Muhammed bin Selman'ın Fransa topraklarında bulunması, mahkemenin bu dosyayı açmasına imkan sağladı.

Alman 'lardan Hürmüz Boğazı hamlesi Haber

Alman 'lardan Hürmüz Boğazı hamlesi

DW’de Nina Werkhäuser’in haberine göre Baltık Denizi kıyısındaki Kiel-Wik deniz üssünden hareket eden "Fulda" mayın avlama gemisinin yakında Akdeniz’e doğru yola çıkması bekleniyor. Geminin ilk etapta bir NATO antimayın birliğine entegre edilmesi planlanıyor. "Fulda", Hürmüz Boğazı'ndaki deniz mayınlarını tespit edip imha etme konusunda en üst seviyede donanım ve kabiliyete sahip. 28 Şubat’ta başlayan İran savaşından bu yana Tahran yönetimi, uluslararası ticaret açısından kritik önemdeki bu dar deniz geçidini bloke ediyor. İran'ın buraya deniz mayını döşediği tahmin ediliyor. Bu abluka nedeniyle küresel piyasalarda petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz fiyatları önemli ölçüde yükseldi. Abluka Alman ekonomisini vurdu Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Almanya’nın bir barış düzenlemesinin güvence altına alınmasına katkı sunmaya hazır olduğunu defalarca dile getirdi. Ancak bunun, İran savaşının sona ermesinden sonra mümkün olacağını vurguladı. Alman birinci televizyon kanalı ARD’de yayımlanan "Caren Miosga" adlı siyasi söyleşi programına katılan Merz, bu mesajı ABD Başkanı Donald Trump’a da ilettiğini belirtti: "Son ziyaretimde ve telefon görüşmelerimizde kendisine bu savaşın artık bizim üzerimizde de ciddi etkileri olduğunu, sona ermesini istediğimizi ve yardım sunmaya hazır olduğumuzu söyledim." Alman donanması, mayın temizleme konusunda geniş bir deneyime sahip. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana özellikle Baltık Denizi’nde eski mühimmatın temizlenmesi kesintisiz sürdürülüyor. Modern insansız sistemler ve yüksek eğitimli mayın dalgıçlarıyla donatılmış on mayın avlama gemisi, bu alanda Almanya’ya uluslararası itibar kazandırdı. NATO içinde mayın temizleme kapasitesi ise sınırlı kabul ediliyor. Son söz Federal Meclis'te Alman ordusu Bundeswehr'in her silahlı yurtdışı görevi gibi, Hürmüz Boğazı’ndaki olası bir deniz misyonu da belirli şartlara bağlı. Bu şartlar Almanya Anayasası ve Federal Anayasa Mahkemesi içtihatlarıyla belirleniyor. Buna göre böyle bir görev, Birleşmiş Milletler, NATO veya Avrupa Birliği (AB) gibi bir "kolektif güvenlik sistemi" çerçevesinde yürütülmeli. Ayrıca Federal Meclis (Bundestag), görevlendirme hakkında bilgilendirilmeli, konuyu görüşmeli ve nihai olarak onay vermeli. Bu yetki belgesinde Bundeswehr’in görevi, kullanılacak askeri kapasite, görev bölgesi, azami asker sayısı ve görev süresi ayrıntılı şekilde belirleniyor. Donanmanın tüm unsurları çeşitli görevlerde Meclis onayı günler, hatta haftalar sürebileceği için donanma şimdiden hazırlık yapıyor. Ancak bunun için mevcut görevlerde değişiklik yapılması gerekiyor. Mayın Avlama Filosu Komutanı Fırkateyn Kaptanı Inka von Puttkamer, Kiel’de düzenlenen bir basın toplantısında şöyle konuştu: "Elimizdeki tüm unsurlar halihazırda zaten çeşitli görevlerde. Bu özellikle mayın avlama filosu için geçerli. Yeni bir görev her zaman mevcut bir görevin aleyhine olur." Savunma Bakanı Boris Pistorius’un da belirttiği gibi, Alman donanması, Avrupa Birliği, NATO ve Birleşmiş Milletler görevleri kapsamında zaten yoğun şekilde konuşlandırılmış durumda. Von Puttkamer, mayın temizleme gibi riskli operasyonların ancak koruma altında yapılabileceğini vurguladı: "Mayın karşı tedbir birlikleri, su üstü ve hava tehditleri bertaraf edilmeden görev yapamaz. Bir fırkateyn mayın bulamaz, bir mayın avlama gemisi de hava muharebesi yapamaz. Bu nedenle her zaman fırkateyn veya korvetlerle birlikte görev yaparız." Yeni nesil P-8 Poseidon deniz devriye uçakları da böyle bir operasyonda kullanılabilir. Pistorius: ABD olmadan görev yok Savunma Bakanı Pistorius’a göre, böyle bir görev ancak müttefiklerle ve özellikle ABD ile birlikte yürütülebilir. ABD'nin bölgede "en kapsamlı durumsal farkındalığa" sahip olduğunu belirten Pistorius, Nisan ayında ARD’de yayımlanan "Bericht aus Berlin" (Berlin Raporu) programında şunları söyledi: "Bu savaşı Amerikalılar İsrail ile birlikte yürütüyor. Dolayısıyla sonuçlarıyla ilgili operasyonlarda da birlikte hareket etmemiz gerekiyor." Hürmüz Boğazı’nın ne ölçüde mayınlandığıise bilinmiyor. Aynı şekilde Alman ordusunun göreve katılmasının ön koşulu olan İran savaşının kalıcı biçimde sona erip ermeyeceği de belirsiz. Şu an için böyle bir sona dair işaretler yok; aksine son dönemde bölgede gerilim yeniden tırmanmış durumda.

İçişleri’nden 'geri dönüş' iddialarına yanıt... 1,4 milyon Suriyeli ülkesine döndü Haber

İçişleri’nden 'geri dönüş' iddialarına yanıt... 1,4 milyon Suriyeli ülkesine döndü

İçişleri Bakanlığı, bazı basın yayın organlarında yer alan Suriyelilerin geri dönüş sayılarına ilişkin çelişki iddialarına yazılı açıklamayla yanıt verdi. Bakanlık, kamuoyuna sunulan verilerin farklı dönemleri kapsadığına dikkat çekerek, karşılaştırmaların bu nedenle yanıltıcı olabileceğini bildirdi. Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından paylaşılan verilerin 2016 yılından itibaren gerçekleşen toplam gönüllü geri dönüşleri kapsadığı ifade edilirken, buna göre, söz konusu tarihten bugüne kadar Türkiye’den gönüllü, güvenli ve düzenli şekilde ülkesine dönen Suriyeli sayısı 1 milyon 407 bin 568 olduğu kaydedildi. Göç İdaresi Başkanlığı verilerine göre de Türkiye’de geçici koruma statüsünde bulunan Suriyeli sayısının 2 milyon 280 bin 542 olduğu belirtildi. 8 Aralık 2024 sonrası dönemde gönüllü geri dönüş yapanların sayısının ise 667 bin 565 olduğu kaydedildi. Öte yandan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği verilerine göre, aynı tarihten bu yana bölge genelinde 1 milyon 630 bin 874 Suriyelinin ülkesine döndüğü tahmin ediliyor. Türkiye’nin 639 bin 995 kişi ile geri dönüşlerde ilk sırada yer aldığı ifade edildi. https://twitter.com/TC_icisleri/status/2051294669133242581 Bakanlık, farklı tarihlere ait verilerin aynı döneme aitmiş gibi sunulmasının gerçeği yansıtmadığını vurgulayarak, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

BM Özel Raportörü, 'Avrupa'nın İsrailleşmesi' tehlikesine karşı uyarıda bulundu. Haber

BM Özel Raportörü, 'Avrupa'nın İsrailleşmesi' tehlikesine karşı uyarıda bulundu.

Yunanistan'ın Atina kentinde Filistinlilerin çektiği acılara ve direnişlerine destek göstermek amacıyla düzenlenen bir etkinlikte konuşan Albanese, İsrail'in dünyanın en büyük iki uluslararası mahkemesi olan Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) ve Uluslararası Adalet Divanı (ICJ) önünde savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım ile suçlandığını vurguladı. Birleşmiş Milletler İşgal Altındaki Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese. Fotoğraf: AA Bayan Albanese, Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) kararına atıfta bulunarak şunları söyledi: "İsrail'in Filistin'i işgali -uluslararası hukukun, uluslararası mahkeme kararlarının ve BM Güvenlik Konseyi kararlarının ihlali- tamamen ve koşulsuz olarak sona erene kadar, BM üye devletlerinin İsrail'e herhangi bir biçimde yardım veya destek sağlamasına izin verilmez." "Avrupa ülkeleri İsrail ile bağlarını koparmak yerine, İsrail'i korumak, silahlandırmak, silah satmak, İsrail'den gözetleme ekipmanı satın almak, toplumlarındaki güvenliği sıkılaştırmak, vatandaşları tutuklamak, aktivistleri gözaltına almak ve temel özgürlükleri bastırmak için ticarete devam ediyor. Bu, toplumlarımızın İsrailleştirilmesidir," dedi. Bayan Albanese sözlerine şöyle devam etti: "Ve toplumlarımız İsrailleşmeye başladıkça, bazı toplumlar da Filistinleşmeye başlayacak ve bu zaten oluyor." Bu etkinlikte ayrıca eski Yunanistan Maliye Bakanı Yiannis Varoufakis, "İsrailleşmenin en iyi örneğini sergileyen bir ülkede bulunuyorsunuz. Bu ülke, Avrupa'daki diğer tüm ülkelerden daha fazla İsrailleştirilmiştir" şeklinde bir açıklama yaptı.

Putin nükleer silahsız bir dünya inşa etme çağrısında bulunuyor. Haber

Putin nükleer silahsız bir dünya inşa etme çağrısında bulunuyor.

Birleşmiş Milletler merkezinde devam eden Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması'nın (NPT) 11. Gözden Geçirme Konferansı sırasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'nın küresel nükleer güvenliği korumaya yönelik uluslararası yükümlülüklerini her zaman ciddiyetle yerine getirdiğini teyit etti. Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması'nı (NPT) gözden geçiren konferans. Fotoğraf: X Rusya Dışişleri Bakanlığı'nın Olağanüstü ve Tam Yetkili Büyükelçisi Andrey İvanoviç Belousov'un 29 Nisan'da yaptığı resmi konuşmada, Başkan Putin, Rusya'nın her zaman sorumlu bir taraf ve NPT'nin sadık bir koruyucusu olduğunu vurguladı. Putin bir bildiriyle şunları söyledi: "Mevcut karmaşık uluslararası durum bağlamında, nükleer silahsız bir dünyainşa etme yolunda ilerlemeyi kolaylaştırmak için daha fazla çok taraflı çabaya ihtiyaç duyulduğuna inanıyoruz." Başkan Putin ayrıca, nükleer silahsızlanma sürecinin, büyük güçler arasında stratejik istikrarı sağlayacak olan "herhangi bir taraf için güvenlikten ödün verilmemesi" ilkesiyle birlikte yürütülmesi gerektiğini belirtti. Açıklamaya göre, Rusya barışçıl amaçlı nükleer enerji alanında ilgili ülkelerle işbirliğini genişletmeye hazır. Moskova, NPT kapsamındaki yükümlülüklerini tam olarak yerine getiren ülkelerin, aşırı kısıtlamalar olmaksızın sivil nükleer teknolojiye erişme hakkına sahip olduğuna inanıyor. Başkan Putin ayrıca, küresel güvenliğe yönelik sayısız zorluğun ortasında, nükleer silahsızlanma sürecini teşvik etmek için uluslararası çabaların artırılması çağrısında bulundu. Rusya, konferansın etkili olmasını ve küresel nükleer silahların yayılmasını önleme mekanizmasının güçlendirilmesine katkıda bulunmasını umduğunu ifade etti. Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması'nın (NPT) 11. Gözden Geçirme Konferansı 27 Nisan'da resmen açıldı ve 22 Mayıs'a kadar sürmesi planlanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.