Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Birleşik Arap Emirlikleri

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Birleşik Arap Emirlikleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Birleşik Arap Emirlikleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump: İran'a yarın için planlanan askeri saldırı ertelendi Haber

Trump: İran'a yarın için planlanan askeri saldırı ertelendi

Trump, İran’a yönelik planlanan saldırının Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri liderlerinin talebi üzerine ertelendiğini açıkladı. Trump, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan’ın kendisinden saldırının ertelenmesini talep ettiğini belirtti. Bu talebin gerekçesi olarak ise bölgedeki diplomatik temasların devam etmesi gösterildi. Trump, yürütülen müzakerelerin “kabul edilebilir bir anlaşma” ile sonuçlanabileceğini ifade ederek, söz konusu anlaşmanın en önemli maddesinin “İran’ın nükleer silaha sahip olmaması” olduğunu bildirdi. Trump ayrıca, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve ABD Genelkurmay Başkanlığına bağlı askeri birimlere, saldırı planının durdurulduğu ancak olası bir başarısızlık durumunda hızlı şekilde yeniden devreye girilmesi için hazırlıklı olunması talimatı verdiğini kaydetti. Trump: İranlılar yakında neler olacağını biliyor ABD Başkanı Donald Trump, İran'la ilgili herhangi bir taviz vermeye açık olmadığını ifade ederek, Tahran'ın son gönderdiği öneriyi yetersiz bulduklarını bildirdi. Trump, "İranlılar yakında neler olacağını biliyor" diyerek olası bir saldırı sürecine geri dönme ihtimaline açık kapı bıraktı. New York Post gazetesine telefonla röportaj veren ABD Başkanı Trump, İran'la süren gerilimin çözümüne yönelik olumsuz bir tablo çizdi. Tahran'ın dün kendilerine ilettiği güncellenmiş öneriyi yetersiz bulduklarını anlatan Trump, İran'a yönelik kırmızı çizgilerin aynen geçerli olduğunu vurguladı. ABD Başkanı, İran'ın uranyum zenginleştirme programını 20 yıl askıya almasını kabul ettiği yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine, "Şu anda hiçbir şeye açık değilim" diyerek herhangi bir taviz vermeye sıcak bakmadığını belirtti. Trump, "İranlılar yakında neler olacağını biliyor" diyerek olası bir saldırı sürecine geri dönme ihtimaline açık kapı bıraktı. Trump, ulusal güvenlik ekibini salı günü yeniden topluyor Öte yandan Axios haber platformunun üst düzey ABD'li yetkililere dayandırdığı haberinde, Trump'ın yarın Beyaz Saray'da ulusal güvenlik ekibini yeniden toplayacağı belirtildi. Haberde Trump'ın, İran'dan dün gelen son öneriyi "yetersiz" bulduğunu dile getirdiği ve tüm seçenekleri ulusal güvenlik ekibiyle bir kez daha değerlendirmek istediği kaydedildi. Trump, 17 Mayıs'ta Axios'a verdiği röportajda, İran'ın zamanının azaldığını vurgulayarak, saldırılara yeniden başlaması halinde bu ülkeyi "öncekinden daha sert şekilde" vuracaklarını ifade etmişti.

İran: ABD'nin teklifini düşünüyoruz Haber

İran: ABD'nin teklifini düşünüyoruz

Körfez’de gerilim yeniden yükselişe geçti. ABD ile İran arasında devam eden kriz, bu kez Birleşik Arap Emirlikleri’nin de dahil olmasıyla daha da büyüdü. Bölgedeki karşılıklı saldırı ve açıklamalar, Ortadoğu’daki ateşkes sürecini yeniden belirsizliğe sürüklerken, taraflardan peş peşe dikkat çeken hamleler geldi. İran: ABD'nin teklifini hala düşünüyoruz İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD’nin sunduğu 14 maddelik mutabakat teklifine ilişkin açıklama yaptı. Teklifin halen değerlendirme aşamasında olduğunu belirten Erakçii, “Verdiğimiz yanıt hala değerlendirme aşamasındadır ve nihai sonuca ulaşıldığında bunu açıklayacağız.” dedi. “Ateşkes durumundayız” Erakçi, bölgede devam eden gerilimle ilgili de değerlendirmelerde bulundu. İran güçlerinin yüksek alarm seviyesinde olduğunu söyleyen Erakçii, “Ateşkes durumundayız ve güçlerimiz en üst düzey hazırlık halinde olup gelişmeleri dikkatle izliyoruz.” ifadelerini kullandı. İran Dışişleri Bakanı, dün gece İran’a yönelik düzenlenen ABD saldırılarına da tepki gösterdi. Erakçi, “Yaşananlar, uluslararası hukukun açık bir ihlali ve ateşkesin ihlaliydi.” dedi. “Güçlü bir şekilde karşılık vereceğiz” İran’ın saldırılara karşılık verdiğini belirten Erakçi, “Güçlerimiz düşmana güçlü bir darbe vurdu ve ihtiyaç duyulması halinde herhangi bir saldırıya veya yeni bir maceraya güçlü bir şekilde karşılık vereceğiz.” ifadelerini kullandı. İran el koyduğu gemiye Hamaney fotoğrafı astı Öte yandan İran Devrim Muhafızları Donanması, el koyduğu İsrail bağlantılı konteyner gemisinin görüntülerini ilk kez dünya ile paylaştı. Görüntülerdeki gemi, "Francesca" isimli dev yük gemisi.Fars Haber Ajansı tarafından servis edilen kayıtlarda, geminin şu an dünyanın en kritik enerji ve ticaret rotası olan Hürmüz Boğazı yakınlarında demirli olduğu görülüyor. İranlı askerler, el koydukları İsrail bağlantılı geminin kamaralarına ve duyuru panolarına İranlı liderlerin fotoğraflarını asmış durumda. Bu hamle, Tahran yönetiminin denizlerde yürüttüğü psikolojik savaşın en net kanıtlarından biri. Hürmüz Boğazı’nda gerilim yeniden tırmandı Ortadoğu’da ateşkes süreci yeni bir krizle karşı karşıya kaldı. İran ordusu, ABD güçlerinin kıyı sularında bir İran petrol tankerini ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Füceyre Limanı yakınlarında ikinci bir gemiyi hedef aldığını açıkladı. İran tarafından yapılan açıklamada, ABD hava saldırılarında İran’ın güneyindeki Bender Hamir, Sirik ve Kiş Adası’ndaki sivil bölgelerin vurulduğu belirtildi. Batı Tahran’da ise hava savunma sistemlerinin devreye girdiği ifade edildi. “Üç petrol tankeri ablukayı aştı” İran basınında yer alan bilgilere göre, İran bayraklı ve yük taşımayan üç petrol tankeri son iki gün içinde Hürmüz Boğazı’ndaki ABD Donanması ablukasını aşarak İran’a geri döndü. ABD ordusundan açıklama geldi ABD ordusu ise Hürmüz Boğazı’ndaki deniz kuvvetlerinin İran tarafından füze, insansız hava aracı ve sürat tekneleriyle hedef alındığını duyurdu. Açıklamada, “yaklaşan tehditlerin etkisiz hale getirildiği” belirtilirken, ABD güçlerine yönelik saldırılardan sorumlu İran askeri tesislerinin vurulduğu ifade edildi. Trump: Ateşkes devam ediyor ABD Başkanı Donald Trump da yaşanan gelişmelere ilişkin açıklama yaptı. İran hedeflerine yönelik saldırıları “hafif bir uyarı” olarak nitelendiren Trump, “Ateşkes devam ediyor. Yürürlükte” ifadelerini kullandı. BAE’YE füze ve dron saldırısı Öte yandan Reuters’ın aktardığına göre, Birleşik Arap Emirlikleri’ne İran’dan 2 balistik füze ve 3 dron gönderildi. Saldırılarda 3 kişinin yaralandığı bildirildi. BAE yönetimi sabah saatlerinde İran füzelerini engellemek amacıyla hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini açıklamıştı. Özet: İran ile ABD arasında Hürmüz Boğazı merkezli gerilim yeniden yükseldi. Taraflar karşılıklı saldırı açıklamaları yaparken, BAE’ye yönelik füze ve dron saldırılarında 3 kişinin yaralandığı bildirildi.

Suwen Körfez’de Büyümesini Hızlandırdı Haber

Suwen Körfez’de Büyümesini Hızlandırdı

Türkiye’nin önde gelen iç giyim ve lifestyle markalarından Suwen, global büyüme stratejisi kapsamında yurt dışındaki mağazalaşma atağını sürdürüyor. Abu Dabi’de gerçekleştirdiği ilk yatırımın ardından marka, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki ikinci mağazasını Dubai’nin en köklü alışveriş merkezlerinden BurJuman Mall’da açtı. Yeni yatırımla birlikte Suwen’in yurt dışındaki mağaza sayısı 8 ülkede 19 noktaya ulaştı. İç giyimden ev giyimine, plaj giyiminden aksesuara uzanan geniş ürün gamıyla Türkiye’de kategori liderleri arasında konumlanan Suwen, son dönemde ivme kazanan uluslararası büyüme stratejisine Körfez Bölgesi’ni de güçlü şekilde dahil ediyor. Abu Dabi ve Gürcistan açılışlarının ardından Dubai’de kapılarını açan yeni mağaza, markanın global perakende vizyonunun önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor. Dubai’nin dinamik yaşamına uygun yeni nesil mağaza deneyimi Dubai’nin merkezi lokasyonlarından Al Mankhool bölgesinde, Khalid Bin Al Waleed Caddesi üzerinde konumlanan 137 metrekarelik yeni mağaza; modern mağazacılık anlayışı, yalın mimarisi ve kategori deneyimini öne çıkaran kurgusuyla dikkat çekiyor. Suwen’in BurJuman Mall’daki yeni mağazasında; iç giyim, pijama, ev giyim ve aksesuar koleksiyonları bir arada sunulurken, marka özellikle konfor ve fonksiyonelliği odağına alan ürün seçkisiyle bölge tüketicisinin ihtiyaçlarına cevap vermeyi hedefliyor. Hafif ve nefes alabilen kumaşlar, vücuda uyum sağlayan kalıplar, iz bırakmayan tasarımlar ve gün boyu konfor sunan ürün grupları; Dubai’nin çok kültürlü ve hızlı yaşam dinamiğine uygun bir deneyim sunuyor. Suwen’in global büyüme yolculuğunda yeni eşik Dubai yatırımıyla birlikte Suwen, uluslararası operasyon ağını daha da güçlendirdi. Marka bugün Romanya’daki 7 mağazasının yanı sıra; Kıbrıs, Irak ve Moğolistan’da ikişer mağaza, Azerbaycan, Cezayir, Gürcistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki yatırımlarıyla toplam 8 ülkede faaliyet gösteriyor. Suwen, farklı coğrafyalardaki büyümesini yalnızca mağaza yatırımı olarak değil; Türk moda ve perakende sektörünün tasarım gücünü uluslararası pazarlara taşıyan stratejik bir dönüşüm olarak konumluyor. Dubai yatırımı global vizyonumuz açısından stratejik önem taşıyor Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Ali Bolluk, şunları söyledi: “Türk perakendesinin tasarım, kalite ve erişilebilirlik gücünü global pazarlarda daha görünür kılmayı hedefliyoruz. Abu Dabi’nin ardından Dubai gibi bölgenin en güçlü ticaret ve yaşam merkezlerinden birinde yer almak, Suwen’in uluslararası büyüme yolculuğu açısından önemli bir adım. Farklı kültürlerden kadınların beklentilerine yanıt veren ürünler geliştirirken, konforu ve estetik yaklaşımı birlikte sunmaya devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde yeni mağaza yatırımları ve yeni pazar açılımlarıyla global büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz.”

Müslüman çoğunluklu ülkelerin ekonomik büyüklük sıralaması değişti. Türkiye kaçıncı sırada? Haber

Müslüman çoğunluklu ülkelerin ekonomik büyüklük sıralaması değişti. Türkiye kaçıncı sırada?

IMF, nisan ayında yayımladığı Dünya Ekonomik Görünümü raporuna ilişkin veri haritasında, ülkelerin nominal GSYH'lerine dair güncel projeksiyonlara yer verdi. Buna göre Türkiye'de GSYH'nin bu yıl 1,64 trilyon dolar seviyesine yükseleceği tahmin edildi. Söz konusu projeksiyonda, Türkiye'nin ekonomik büyüklüğünün nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkeler arasında zirvede yer alması dikkati çekti. Uzun süredir bu alanda sürdürdüğü liderliğini IMF'nin 2025 yılı tahminlerine göre Türkiye'ye kaptıran Endonezya'nın GSYH'sinin bu sene 1,54 trilyon dolar olacağı öngörüldü. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin ekonomik büyüklük sıralamasında Türkiye ve Endonezya'nın ardından gelen Suudi Arabistan'ın 2026'da 1,39 trilyon dolarlık GSYH'ye ulaşacağı tahmin edildi. Yalnızca 3 ekonomi trilyon dolar bandını aştı Bu gruptaki trilyon dolarlık ekonomiye sahip olan ülkeler Türkiye, Endonezya ve Suudi Arabistan ile sınırlı kaldı. Listenin devamında, yaklaşık 622 milyar dolarlık hacmiyle Birleşik Arap Emirlikleri, 516 milyar dolarla Malezya ve yaklaşık 511 milyar dolarla Bangladeş yer aldı. Kuzey Afrika'nın en büyük ekonomilerinden Mısır'ın GSYH'sinin 2026'da yaklaşık 430 milyar dolara çıkacağı tahmin edildi. IMF'nin güncel projeksiyonunda Pakistan'a ilişkin 2026 GSYH tahmini yer almazken ülkenin geçen yıl 408 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaştığı öngörüldü. "Çeşitlendirilmiş ekonomi büyümeyi sürdürülebilir kılıyor" Analistler, Türkiye'nin GSYH verisindeki öngörülen sıçramada, imalat sanayisindeki genişleme, turizmdeki toparlanma, ihracat artışları ve dolar kuru etkilerinin ana unsurlar olarak öne çıktığını belirtti. Bu unsurların bir araya gelmesinin Türkiye'nin nominal GSYH'sini nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin önüne geçirdiğine işaret eden analistler, nüfus avantajı ve doğal kaynak zenginliğine rağmen Endonezya'nın bazı sektörlerdeki yavaşlama ve küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalardan etkilendiğini ifade etti. Analistler, bu ülke grubundaki diğer büyük ekonomilerin daha çok ham madde ve enerji ihracatına dayalı bir yapı sergilediğini vurgulayarak, Türkiye'nin sanayi ve hizmet ile çeşitlendirilmiş ekonomik yapısının büyüme ivmesini sürdürülebilir kıldığını kaydetti. IMF, ocak ayındaki tahminlerinde Türkiye ekonomisinin 2026'da yüzde 4,2 büyüyeceğini öngörmüştü. Nisan ayında ise yüksek petrol ve doğal gaz fiyatlarının ekonomik faaliyeti olumsuz etkileyeceğini belirten IMF, Türkiye için 2026 reel büyüme tahminini yüzde 3,4'e revize etmişti. IMF'nin güncel projeksiyonlarına göre nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin ekonomik büyüklük (milyar dolar) sıralaması şöyle: Ülke GSYH Türkiye 1.640 Endonezya 1.539 Suudi Arabistan 1.389 Birleşik Arap Emirlikleri 622 Malezya 516 Bangladeş 511 Mısır 430 Pakistan 408 Kazakistan 360 Cezayir 317 İran 300 Irak 265 Katar 217 Fas 194 Özbekistan 182 Kuveyt 173 Umman 117

Birleşik Arap Emirlikleri OPEC'ten ayrılıyor Haber

Birleşik Arap Emirlikleri OPEC'ten ayrılıyor

Birleşik Arap Emirlikleri, 28 Nisan'da, 1 Mayıs'tan itibaren geçerli olmak üzere, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nden (OPEC) ve OPEC+ ittifakından resmen çekildiğini duyurdu. Bu karar, 1967'de Abu Dabi Emirliği'nin örgüte katılmasıyla başlayan ve 1971'de Birleşik Arap Emirlikleri'nin birleşik bir ulus olarak kurulmasından önce gerçekleşen yaklaşık altmış yıllık üyeliği sona erdiriyor. Birleşik Arap Emirlikleri, altmış yıllık üyeliğin ardından OPEC'ten ayrılma kararı aldı. Fotoğraf: SB Mintel Bu olay, Suudi Arabistan ve Irak'tan sonra OPEC'in üçüncü büyük petrol üreticisi olan ve günlük 4,8 milyon varile kadar üretim kapasitesine sahip Birleşik Arap Emirlikleri'nde şok etkisi yarattı. Ancak bu ani bir şok değildi; aksine, uzun süredir biriken çelişkili çıkarların sonucuydu. Son on yılda Abu Dabi, sessiz ama kararlı bir şekilde petrol ve doğalgaz altyapısına büyük yatırımlar yapma stratejisi izledi. Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC) aracılığıyla ülke, petrol sahalarını modernize etmek ve üretim kapasitesini artırmak için 150 milyar dolardan fazla yatırım yaptı. Hedefleri açık: 2027 yılına kadar günlük 5 milyon varil üretim seviyesine ulaşmak. Ancak, OPEC çerçevesinde yer almasına rağmen, BAE sürekli olarak küresel petrol fiyatlarını korumayı amaçlayan üretim kesintileriyle karşı karşıya kaldı. OPEC kotaları, BAE'nin üretimini genellikle günlük 2,9 ila 3,2 milyon varil arasında tutuyor. Bu da BAE'nin büyük yatırımlar yaptığı yaklaşık 2 milyon varillik üretim kapasitesinin atıl durumda kaldığı anlamına geliyor. Dramatik bir ekonomik dönüşüm geçiren bir ülke için, böylesine büyük bir finansal kaynağı "dondurmak" kabul edilemez bir yük haline gelir. Abu Dabi, özellikle Net Sıfır 2050 planını uygulamak ve petrol dışı ekonomisini çeşitlendirmek için önemli miktarda sermayeye ihtiyaç duyduğu bir dönemde, mevcut fiyat seviyesini korumak için ulusal çıkarları feda etmenin uzun vadeli vizyonuyla artık uyumlu olmadığını kabul etmektedir. Ayrıca, BAE'nin lojistik haritasındaki konumu da önemli ölçüde değişti. Hürmüz Boğazı'ndaki devam eden jeopolitik güvenlik sorunlarının ortasında, BAE Hint Okyanusu kıyısında Fujairah limanını proaktif bir şekilde geliştirdi. Batıdaki sahalardan doğudaki sahalara petrol taşıyan bir boru hattı sistemi, Hürmüz Boğazı'nın hassas sularından geçmeden günde yaklaşık 1,5 milyon varil petrolü doğrudan ihraç etmelerine olanak tanıyor. Ulaşım yolları üzerindeki bu özerklik, önemli bir rekabet avantajı yaratmakta ve OPEC'in ortak dağıtım kurallarına uymayı kısıtlayıcı hale getirerek Asya'daki stratejik ortaklarla uzun vadeli tedarik sözleşmeleri imzalama konusunda esneklikten yoksun bırakmaktadır. Ortak ülkelere petrol ihracatını artırma özgürlüğü. Birleşik Arap Emirlikleri'nin birlikten ayrılma kararının yürürlüğe girmesinin hemen ardından, en doğrudan etki fiyatlandırma mekanizmalarında ve arz akışlarında meydana gelen değişiklik oldu. Üretim kesintisi anlaşmalarına artık bağlı olmayan BAE, başta Japonya, Güney Kore ve Hindistan olmak üzere, petrolünün %90'ından fazlasını Orta Doğu'dan ithal eden başlıca müşterilerinin gerçek talebine göre üretimini ayarlamakta özgürdü. Bu özgürlük, BAE'nin yenilenebilir enerjinin yükselişi nedeniyle giderek daha rekabetçi hale gelen enerji piyasasında müşterilerini elde tutmak için daha esnek finansal ve indirim araçları kullanmasına olanak tanıyor. Birleşik Arap Emirlikleri Enerji Bakanı Suhail Mohamed al-Mazrouei. Fotoğraf: YouTube Uluslararası piyasalardan gelen tepki, daha istikrarlı bir arz beklentisiyle karışık bir temkinlilik oldu. Başlıca petrol borsalarında, yatırımcılar BAE'den gelebilecek potansiyel arz fazlasını yeniden hesaplarken, Brent ve WTI ham petrol fiyatlarında kısa vadeli dalgalanmalar yaşandı. Ancak, büyük bir satış dalgası yerine, piyasada enerji ittifaklarında bir yeniden yapılanma yaşanıyor gibi görünüyor. OPEC üretiminin yaklaşık %10'unu oluşturan bir üreticinin ayrılması, örgütün fiyatları manipüle etme yeteneğini önemli ölçüde zayıflatıyor. OPEC artık küresel ham petrol üretiminin %30'undan daha azını kontrol ediyor; bu da Viyana'daki üretim kesintisi duyurularının ağırlığını eskisine göre daha az belirleyici kılıyor. Asya'daki büyük petrol tüketen ülkeler hızla yeni yaklaşımlar benimsedi. ADNOC ile yapılan vadeli işlem sözleşmelerinin, nakliye ve depolama konusunda daha uygun şartlarla yeniden müzakere edilmesi muhtemel. Birleşik Arap Emirlikleri'nin Fujairah limanındaki stratejik konumu, onu Hint Okyanusu'nda güvenli, dev bir "yakıt istasyonu" haline getiriyor. Bu durum, bölgesel istikrarsızlık nedeniyle artan nakliye sigorta maliyetlerini düşürmeye yardımcı olmakla kalmayıp, Doğu Asya sanayi ekonomileri için enerji güvenliğini de sağlamaktadır. Açıkça görüldüğü üzere, BAE'nin ayrılması, birliğin idari önlemleriyle yapay olarak yüksek tutulan fiyatlar yerine, arz istikrarı ve işlem şeffaflığının önceliklendirildiği bir piyasa senaryosunu tetiklemiştir. Bu, düzenlenmiş petrol piyasaları döneminin sonu mu? Uzun vadede, BAE'nin kararı uluslararası enerji yönetişim yapısı için dikkate değer bir emsal teşkil etmektedir. Bu karar, geleneksel petrol kartelleri aracılığıyla yürütülen piyasa yönetimi modelinin, üye devletlerin kaynakları bireysel olarak optimize etme eğilimi karşısında giderek cazibesini kaybettiğini göstermektedir. Bu çözülme, mutlaka şiddetli bir petrol fiyat savaşına yol açmaz, ancak tekelci fiyat düzenlemesi döneminin sonunu işaret eder. Petrol piyasası, arz ve talebin doğal yasalarının daha baskın bir rol oynadığı "yeni bir normale" doğru kaymaktadır. Birleşik Arap Emirlikleri'nin OPEC'ten ayrılması birçok yeni zorluğu beraberinde getiriyor ve küresel enerji piyasası için yeni oyun kuralları belirleyebilir. Fotoğraf: Finance with JC OPEC için, BAE'nin çekilmesi örgütün sonu değil, kolektif kontrol modelinden daha merkezi olmayan ve çok kutuplu bir petrol piyasası yapısına geçişi işaret eden kritik bir dönüm noktasıdır. OPEC'in etkisi azalacak, ancak ortadan kaybolmayacak. Bu, Al Jazeera ile görüşen birçok bağımsız uzmanın da paylaştığı değerlendirmedir. Ancak, yüksek finansal disipline ve modern üretim kapasitesine sahip bir üye olan Birleşik Arap Emirlikleri'nin ayrılması, OPEC'in güvenilirliği ve uygulama gücü için büyük bir darbe anlamına geliyor. Blok zorlu bir ikilemle karşı karşıya kalacak: diğer üyelerin bütçelerine fayda sağlayacak bir seviyede petrol fiyatlarını nasıl tutacak ve aynı zamanda Irak veya Kuveyt gibi üretimi artırmak isteyen ülkelerden gelebilecek bir "ayrılık" dalgasını nasıl önleyecek? Toplumsal birlik ile ulusal çıkarlar arasındaki çizgi her zamankinden daha kırılgan hale geliyor. Bu ayrışma, geçmişteki geniş ama çoğu zaman çatışmalarla dolu ittifak yerine, benzer düşüncelere sahip birkaç üreticiye odaklanan daha küçük bir OPEC yapısına yol açabilir. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, bu olay Körfez ülkelerinin petrol sonrası bir geleceğe hazırlanmasını yansıtıyor. Birleşik Arap Emirlikleri, küresel talep yüksek kalırken, yeşil enerjiye ve ileri teknolojiye geçiş için sermaye biriktirmek amacıyla "kara altın" kaynaklarını en üst düzeyde kullanmayı tercih etti. Bu, dinamik ekonomik düşünceyi yansıtan ve artık geleneksel siyasi taahhütlerle sınırlı olmayan pragmatik bir hamledir. Petrol artık tek jeopolitik silah olmadığında, uluslar halklarına en büyük ekonomik faydayı sağlayan ve sürdürülebilir gelecek gelişimlerini güvence altına alan yolu önceliklendireceklerdir. Birleşik Arap Emirlikleri'nin OPEC'ten çekilmesi, Körfez jeopolitik yapısındaki derin bir ayrılığın da somut bir işaretidir. Bu, sadece dünyanın en büyük petrol ihracatçısı ve hala OPEC'e hakim olan Riyad ile Abu Dabi arasındaki bir ayrılık değil, aynı zamanda kendi "ulusal çıkarlarını" tanımlamada daha özgüvenli ve bağımsız bir Birleşik Arap Emirlikleri'nin ortaya çıkışıdır.

ABD Senatosu, Trump'ın İran’a yönelik saldırılarını sınırlayan tasarıyı reddetti Haber

ABD Senatosu, Trump'ın İran’a yönelik saldırılarını sınırlayan tasarıyı reddetti

ABD Senatosu’nda, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik olası ya da devam eden askeri operasyonlarının Kongre denetimine tabi tutulmasını amaçlayan “savaş yetkileri” tasarısı oylamaya sunuldu. Demokrat senatörler tarafından hazırlanan tasarı, yapılan oylamada 47 “evet” oyuna karşılık 53 “hayır” oyuyla reddedildi. Oylamada dikkat çeken bir ayrışma yaşandı. Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul partisinin çoğunluk tutumundan ayrılarak tasarı lehinde oy kullanırken, Demokrat Senatör John Fetterman ise tasarıya karşı çıktı. “Savaş Yetkileri Yasası” neyi kapsıyor? 1973 tarihli “Savaş Yetkileri Yasası”, ABD başkanının herhangi bir ülkeye yönelik askeri müdahale kararını Kongre onayına bağlamayı amaçlıyor. Yasa ayrıca, başkanın böyle bir adım atmadan önce Kongre’yi bilgilendirmesini zorunlu kılıyor. ABD-İsrail’in İran’a saldırıları İsrail ve ABD, Tahran ile Washington arasında müzakerelerin sürdüğü bir dönemde, 28 Şubat’ta İran’a yönelik askeri saldırılar başlattı. İran ise bu saldırılara, İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bölgedeki bazı hedefleri vurarak karşılık verdi. ABD ve İsrail’in düzenlediği saldırılarda, İran lideri Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkilinin hayatını kaybettiği bildirildi. İranlı yetkililere göre saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı bin 348’i aşarken, yaralı sayısı ise 17 bini geçti.

Hürmüz Boğazı'ndaki saldırının ardından 20 Taylandlı denizci geri döndü. Haber

Hürmüz Boğazı'ndaki saldırının ardından 20 Taylandlı denizci geri döndü.

Bu dönüş, gemilerinin 11 Mart'ta Hürmüz Boğazı'nda bir saldırının hedefi olmasının ardından yaşanan korkunç bir yolculuğun sonunu işaret ediyor. Ancak, üç meslektaşlarının hala kayıp olması nedeniyle, yeniden bir araya gelmenin sevinci tam değil. Tayland'daki havaalanına gelen denizcilerin görüntüleri. Tayland bayraklı Mayuree Naree gemisi, Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki bir limandan ayrıldıktan sonra Basra Körfezi su yolunda seyrederken saldırıya uğradı. Umman Donanması, olaydan sonra 20 mürettebat üyesini derhal kurtardı. İran Devrim Muhafızları, Liberya bayrağı taşıyan bir başka gemiyle birlikte bu gemiye de saldırdıklarını, çünkü bu gemilerin daha önceki uyarıları dikkate almadığını iddia etti. 16 Mart sabahı erken saatlerde Suvarnabhumi Havalimanı'na indikten hemen sonra, denizciler bekleyen medyaya röportaj vermeden yetkililer tarafından hızla uzaklaştırıldı. Umman Donanması, 11 Mart'ta meydana gelen olayın ardından bu 20 denizciyi derhal kurtardı. Geminin sahibi Precious Shipping, mürettebat için tıbbi kontroller ve ruh sağlığı değerlendirmeleri de dahil olmak üzere sosyal destek hizmetleri sağlamayı taahhüt etti. Şirketin şu anki önceliği, kayıp üç mürettebat üyesini arama çalışmalarına devam etmektir. Geçen haftaki bilgilere göre, bu üç kişinin saldırıdan sonra en ağır hasar gören bölge olan makine dairesinde mahsur kaldığı düşünülüyor. Bu acil durum ışığında, Tayland Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Bayan Maratee Andamo, ülkenin hâlâ mahsur kalanları kurtarmak için diğer iki ülkeden aktif olarak yardım aradığını doğruladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.