Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Beyaz Saray

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Beyaz Saray haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Beyaz Saray haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump’tan dikkat çeken açıklamalar: İran tehdidi, Rusya’daki salgın ve dizel krizi Haber

Trump’tan dikkat çeken açıklamalar: İran tehdidi, Rusya’daki salgın ve dizel krizi

ABD Başkanı Donald Trump, ara seçim kampanyası kapsamında Nebraska'ya hareket etmeden önce Beyaz Saray'da gazetecilerin sorularını yanıtladı. Trump; Ukrayna'nın Rusya'daki petrol rafinerilerine yönelik saldırıları, dizel fiyatları, İran bağlantılı tehdit iddiası, İngiltere'den çekilen ABD bombardıman uçakları ve Rusya'da gündeme gelen olası veba vakasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Trump, ABD'nin B-1 bombardıman uçaklarını İngiltere'deki RAF Fairford üssünden çekmesinin arkasında bir tehdit bulunduğunu doğruladı. ABD Başkanı, tehdidin İran bağlantılı olduğunu düşündüğünü söyledi. ABD bombardıman uçakları neden İngiltere'den çekildi? Gazetecilerin ABD bombardıman uçaklarının İngiltere'den çekilmesinin belirli bir tehditle bağlantılı olup olmadığını sorması üzerine Trump, uçakların tesadüfen bölgeden ayrılmadığını belirtti. Trump, üste bazı tehditler bulunduğunu ve bu nedenle uçakların başka bir noktaya taşındığını söyledi. ABD Başkanı ayrıca tehdidi oluşturan kişilerin kim olduğunu bildiklerini ifade etti. Trump'a tehdidin İran bağlantılı olup olmadığı da soruldu. ABD Başkanı, tehdidin İran ile bağlantılı olduğunu düşündüğünü belirtti. İngiltere'deki RAF Fairford üssünde bulunan yaklaşık 12 B-1 bombardıman uçağının güvenlik endişeleri nedeniyle yeniden konuşlandırıldığı bildirilmişti. İngiliz makamlarının üs çevresinde terör şüphesiyle bazı kişileri gözaltına almasının ardından güvenlik önlemleri artırılmıştı. Trump: İran'la doğrudan görüşmeye her zaman açığım İran'la doğrudan görüşme ihtimaline ilişkin soruya Trump, "Evet, her zaman" yanıtını verdi. ABD Başkanı, İran'ın İngiltere'ye savaş dronları sokmuş olabileceği iddiasıyla ilgili ise kesin bilgi paylaşmadı. Böyle bir durumun tespit edilmesi halinde İran'ın ağır sonuçlarla karşılaşacağını söyledi. Trump ayrıca İran'ın nükleer silaha sahip olamayacağını savundu. Dizel fiyatlarında Rusya ve Ukrayna etkisi Trump'ın gündemindeki bir diğer konu enerji fiyatları oldu. Ukrayna'nın Rusya'daki petrol rafinerilerine yönelik saldırılarının dizel piyasasında sorunlara yol açtığını belirten Trump, yaşanan sıkıntının temelinde rafineri kapasitesindeki problemin bulunduğunu söyledi. ABD Başkanı, Rusya'daki rafinerilerin saldırılarda ağır hasar gördüğünü ve bunun özellikle dizel piyasasını etkilediğini ifade etti. Avrupa'nın da sahip olduğu dizel rezervlerinin bir bölümünü piyasaya sürdüğünü belirten Trump, ülkelerin yakıt piyasasındaki sorunları aşmak için birlikte çalıştığını söyledi. Trump, savaşın sona ermesiyle benzin fiyatlarının da hızlı şekilde gerileyeceğini savundu. Rusya'daki olası veba vakası için ABD'den yardım mesajı Gazeteciler Trump'a Rusya'da gündeme gelen olası veba vakasına ilişkin endişelerini de sordu. Trump, konuyu yakından takip ettiklerini ve Rusya'ya yardım etmeye hazır olduklarını söyledi. ABD Başkanı, hastalığın ciddi olduğunu belirterek gerektiğinde Rusya'ya destek sağlayabileceklerini ifade etti. Ancak Rusya'daki olayın kesin olarak bir veba salgını olduğu henüz doğrulanmış değil. Rus sağlık makamları, Irkutsk bölgesindeki bir anti-veba araştırma enstitüsünde çalışan bir kişinin ölümünü "nedeni bilinmeyen zatürre" olarak açıklarken, veba etkeniyle ilgili kesin bir doğrulama yapılmadığı bildirildi. Trump ile Vance arasında Flydubai açıklaması farkı Trump ayrıca Flydubai uçağında yaşanan ve pilotun kokpite saldırdığı olayla ilgili İran bağlantısı konusunda değerlendirmede bulundu. ABD Başkanı, olayın arkasında İran'ın olduğunu şahsen düşündüğünü söyledi. Ancak Başkan Yardımcısı JD Vance, aynı konuya ilişkin açıklamasında İran'ın olayda rol oynadığına dair kesin bir kanıt görmediğini ifade etmişti. Böylece Trump ile Vance'in olayın İran bağlantısına ilişkin açıklamaları arasında farklılık ortaya çıktı. Trump'ın açıklamaları, ABD'nin İran'la devam eden gerilim, küresel enerji piyasalarındaki gelişmeler ve yaklaşan ara seçimler öncesindeki siyasi gündemi açısından dikkat çekti.

Trump’tan İran açıklaması: “İran’la hiçbir zaman barış sağlanabileceğini düşünmüyorum” Haber

Trump’tan İran açıklaması: “İran’la hiçbir zaman barış sağlanabileceğini düşünmüyorum”

ABD Başkanı Donald Trump, TIME dergisine verdiği röportajda İran savaşı, Hürmüz Boğazı, İsrail, Gazze, Venezuela ve Suudi Arabistan’a ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran’la “gerçek bir anlaşma” istediklerini söyleyen Trump, çatışmanın başlangıcında öngördüğü süreden daha uzun sürmesine rağmen operasyonları durdurmak yerine “daha ileri gitmeye karar verdiğini” ifade etti. Trump: “Daha ileri gitmeye karar verdim” Trump, 28 Eylül’de Beyaz Saray’da TIME dergisine verdiği röportajda, şubat ayında başlayan İran savaşının 7’nci ayına girmesine ilişkin soruyu yanıtladı. Trump, savaşın başlangıcında operasyonların 6 ila 8 hafta süreceğini söylediğini hatırlatarak, İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırıların ardından operasyonları sonlandırabileceğini ancak bunu tercih etmediğini belirtti. Trump, İran ile “gerçek bir anlaşma” yapmak istediklerini belirterek, İran’ın nükleer kapasitesinin yeniden ortaya çıkmasını istemediğini söyledi. ABD Başkanı, İran’daki operasyonların sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerinde ise ülkenin nükleer kapasitesinin, donanmasının ve hava kuvvetlerinin büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini iddia etti. Trump ayrıca İran’a ait 159 geminin imha edildiğini söyledi. Bu rakam ve askeri kayıplara ilişkin ifadeler Trump’ın kendi açıklamaları olarak aktarılıyor. “Hürmüz Boğazı’nı kontrol altına aldık” Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından kapatılabileceği yönündeki tehdidin savaş öncesinde gündemde olup olmadığı sorulan Trump, böyle bir ihtimalin her zaman bulunduğunu söyledi. Trump, İran’ın boğazı kapatma tehdidine karşı kendilerinin de askeri müdahale uyarısında bulunduğunu ve sonrasında boğaz üzerinde kontrol sağladıklarını savundu. İran’ın son ateşkes önerisini reddettiğini de belirten Trump, teklifin Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını içermesine rağmen kendisi açısından yeterli olmadığını ifade etti. İran’ın önerisi, yedi günlük ateşkes ve boğazın yeniden ticari gemilere açılmasını öngörüyordu. “İran’la hiçbir zaman barış sağlanabileceğini düşünmüyorum” İran’ı “yok edebileceğini” daha önce söylediğinin hatırlatılması üzerine Trump, bunun mümkün olduğunu ifade etti. Trump, İran’ın yok edilmesinin nasıl barış getireceği sorusuna ise, “İran’ı yok ederek dünyada barış tesis ettik. İran’la hiçbir zaman barış sağlanabileceğini düşünmüyorum” şeklinde yanıt verdi. İran’daki sivil kayıplara ilişkin soruyu da yanıtlayan Trump, İran yönetiminin protestoculara yönelik müdahalelerinde on binlerce kişinin öldürüldüğünü iddia etti. Trump’ın verdiği can kaybı rakamları bağımsız bir doğrulama olarak değil, ABD Başkanı’nın röportajdaki beyanı olarak aktarılıyor. “Bombardımanı artırmam mümkün” Trump, ABD’de yapılacak ara seçimlerin ardından İran’a yönelik bombardımanın artırılabileceği yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine bunun mümkün olduğunu söyledi. ABD Başkanı’nın İran’a yönelik açıklamaları, çatışmanın sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde geldi. İran tarafı da savaşın yeniden başlaması ihtimaline karşı hazırlıklı olduğunu belirtirken, diplomasiye açık olduğunu açıklamıştı. Venezuela’da seçim için “henüz erken” Trump, Venezuela konusunda da değerlendirmelerde bulundu. Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez ile iyi ilişkileri olduğunu söyleyen Trump, ülkede petrol üretiminin artırılmasına yönelik çalışmalardan söz etti. Venezuela’da seçim yapılmasını isteyip istemedikleri sorusuna ise Trump, seçimlerin yapılması gerektiğini ancak mevcut koşullarda bunun için “henüz erken” olduğunu söyledi. Gazze ve Hamas açıklaması Gazze’de oluşturulması planlanan “Barış Kurulu” ve Hamas’ın silah bırakması konusunda ne yapılacağı sorulan Trump, bu konuda gerekli kararı daha sonra vereceğini söyledi. Trump, bölgedeki gelişmeler konusunda nihai kararların ABD yönetimi tarafından değerlendirileceğini ifade etti. Netanyahu’ya ilişkin iddialara yanıt İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 7 Ekim 2023 saldırısından önce olası bir saldırı konusunda uyarıldığı yönündeki iddialar da Trump’a soruldu. Trump, söz konusu iddiayı ilk kez duyduğunu belirterek Netanyahu’nun böyle bir saldırıyı önceden bilmesi halinde gerekli önlemleri alacağını düşündüğünü söyledi. İsrail'de Netanyahu'nun yeniden seçilmesini isteyip istemediği sorusuna ise Trump, artık siyasete karışmadığını söyledi. Netanyahu karşısındaki muhtemel rakiplerden eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot hakkında ise “kötü şeyler duymadım” değerlendirmesinde bulundu. Trump ayrıca Netanyahu’yu hafife almamak gerektiğini ifade etti. “Suudi Arabistan’ı koruyorum” ABD-Suudi Arabistan ilişkilerine ilişkin soruyu da yanıtlayan Trump, ilişkilerin iyi olduğunu söyledi. Trump, Suudi Arabistan için çok şey yaptığını ve ülkeyi koruduğunu belirterek, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile ilişkilerinin de iyi olduğunu ifade etti. ABD Başkanı, Suudi Arabistan ve İsrail’in kendi başkanlığı döneminde korunmasına ilişkin güçlü ifadeler kullanırken, bölgedeki güvenlik politikalarının Washington açısından önemini vurguladı.

Trump’tan Irak açıklaması: “Onurlu ve saygın bir şekilde ayrıldık” Haber

Trump’tan Irak açıklaması: “Onurlu ve saygın bir şekilde ayrıldık”

ABD Başkanı Donald Trump, ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesine ilişkin yaptığı açıklamada, ülkesinin 23 yılın ardından Irak’tan “onurlu ve saygın” bir şekilde ayrıldığını söyledi. Trump, Irak’ta ABD’nin yaklaşık 4 bin 500 kişinin kaybına uğradığını belirterek, elde edilen sonucun bu bedeli karşılamadığını savundu. “Irak’ta bulunmak başından beri hataydı” Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısında ABD’nin Irak’taki askeri varlığı ve çekilme sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Irak’ta bulunmanın en başından itibaren hata olduğunu ifade eden Trump, ABD’nin ülkeden ayrılırken geride herhangi bir şey bırakmadığını belirtti. Trump, Irak’tan çekilmeyi “onurlu ve saygın” bir şekilde gerçekleştirildiği sözleriyle değerlendirdi. ABD Başkanı, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin ABD yönetimine yönelik olumlu yaklaşım sergilediğini de öne sürerek, Irak tarafının ABD’ye teşekkür ettiğini söyledi. “Gerekirse geri döneriz” Trump, ABD’nin ihtiyaç duyulması halinde Irak’a yeniden yardım amacıyla dönebileceğini belirtti. Yaklaşık 23 yıllık sürecin ardından Irak’tan çekilmeyi “büyük olay” olarak nitelendiren Trump, ABD’nin Irak savaşında yaklaşık 4 bin 500 kişinin hayatını kaybettiğini ifade etti. Trump, “Elde edilen sonuç buna değmedi” diyerek ABD’nin Irak’taki askeri müdahalesinin maliyetine ilişkin değerlendirmede bulundu. “Tek neden DEAŞ’tı” ABD Başkanı Trump, Irak’ta bulunmalarının temel gerekçesinin DEAŞ olduğunu söyledi. Trump, örgütü “kökünden kazımak” amacıyla hareket ettiklerini ve bunun kendi ilk başkanlık döneminde gerçekleştirildiğini savundu. ABD’nin Irak’taki askeri varlığının sona ermesi, Washington’ın Irak’taki güvenlik rolünün yeniden şekillendiği bir döneme denk geliyor. Beyaz Saray daha önce ABD güçlerinin Irak ve Suriye’de DEAŞ’a karşı operasyonlarını sürdürdüğünü açıklamıştı.

Trump ve Xi Beyaz Saray’da buluştu: Ticaret, yapay zeka ve güvenlik gündemde Haber

Trump ve Xi Beyaz Saray’da buluştu: Ticaret, yapay zeka ve güvenlik gündemde

Trump: Büyük bir dostluk geliştirdik Beyaz Saray’daki törende konuşan Trump, Xi Jinping’i ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirtti. ABD Başkanı, Xi ile 2016’daki ilk başkanlık seçiminden bu yana karşılıklı saygı ve iki ülke halklarının çıkarları temelinde güçlü bir ilişki geliştirdiklerini söyledi. ABD-Çin arasındaki ekonomik ilişkilere de değinen Trump, iki ülkenin daha dengeli bir ticari ilişki için çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Amerikalı çiftçiler ve hayvancılık sektöründeki üreticiler için yeni pazar imkanlarının da gündemde olduğunu belirten Trump, güvenlik, teknoloji ve yapay zeka konularının da görüşüleceğini kaydetti. Trump, toplantılarda alınacak kararların iki ülkenin yanı sıra daha geniş ölçekte barış ve refaha katkı sağlayabileceğini dile getirdi. Xi: İletişimi güçlendirmeliyiz Xi Jinping ise ABD ziyaretinin dostluğu sürdürmek, işbirliğini geliştirmek ve iki ülke halklarının refahına katkı sağlamak amacı taşıdığını söyledi. Çin ve ABD arasında farklılıklar bulunduğunu belirten Xi, sorunların aşılması için düzenli ve kapsamlı diyaloğun önemine dikkat çekti. Çin lideri, iletişimin güçlendirilmesiyle tarafların birbirini daha iyi anlayabileceğini ve karşılıklı güvenin geliştirilebileceğini ifade etti. Xi, iki ülkenin işbirliğinden kazanabileceğini, çatışmadan ise her iki tarafın da zarar göreceğini belirterek rekabetin sağlıklı ve belirli sınırlar içerisinde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Yapay zeka ve güvenlik gündemde Çin ve ABD’nin yapay zeka alanında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını belirten Xi, bu teknolojinin geliştirilmesi ve yönetilmesinde iki ülkenin sorumluluk taşıdığını söyledi. Xi, yapay zekanın insan kontrolünde geliştirilmesi ve insanların refahına hizmet etmesi gerektiğini vurguladı. İki ülke orduları arasındaki düzenli diyaloğun sürdürülmesi ve kriz iletişimi ile krizleri önlemeye yönelik mekanizmaların geliştirilmesi gerektiğini de ifade etti. Çin’den 100 bin genç Amerikalıya davet Xi Jinping, Çin ile ABD arasındaki halklar arası ilişkilerin geliştirilmesine yönelik bir program da açıkladı. Çin’in gelecek 5 yıl içinde 100 bin genç ABD vatandaşını eğitim ve değişim programları kapsamında ülkeye davet edeceğini söyledi. Xi ayrıca iki dev pandanın kısa süre içinde Atlanta Hayvanat Bahçesi’ndeki yeni yuvalarına gönderileceğini açıkladı. Ping Ping ve Fu Shuang adlı pandaların Çin-ABD halkları arasındaki dostluğun sembolü olarak görüldüğü belirtildi. Xi’nin Washington’a 11 yıl sonra ilk ziyareti Xi Jinping’in ziyareti, Çin Devlet Başkanı’nın 2015’ten bu yana Washington’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret oldu. Beyaz Saray da ziyareti, Xi’nin 10 yılı aşkın sürenin ardından gerçekleştirdiği Washington ziyareti olarak duyurdu. İki liderin görüşmesinde ticaret ve teknoloji başlıklarının yanı sıra yapay zeka, güvenlik ve iki ülke arasındaki stratejik rekabetin yönetilmesine ilişkin konuların öne çıktığı bildirildi. Ticaret ateşkesinin de görüşmeler kapsamında uzatıldığı açıklandı.

Trump’tan Xi Jinping’e kırmızı halılı karşılama: Çin Devlet Başkanı Xi Jinping 3 Yıl sonra Amerika’da Haber

Trump’tan Xi Jinping’e kırmızı halılı karşılama: Çin Devlet Başkanı Xi Jinping 3 Yıl sonra Amerika’da

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, eşi Peng Liyuan ile birlikte ABD’ye geldi. Xi ve Peng, Joint Base Andrews Hava Üssü’nde ABD Başkanı Donald Trump ve eşi Melania Trump tarafından karşılandı. Kırmızı halının serildiği törende ABD askeri onur kıtası yerini alırken, askeri bando iki ülkenin milli marşlarını çaldı. Tören sırasında top atışı yapılırken B-1 bombardıman uçakları da üssün üzerinden uçuş gerçekleştirdi. Xi’nin ziyareti, Çin liderinin yaklaşık üç yıl sonra ABD’ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret ve 2015’ten bu yana bir Çin devlet başkanının ABD’ye yaptığı ilk devlet ziyareti olarak kayda geçti. 11 yıl sonra bir ilk ABD başkanlarının yabancı liderleri çoğunlukla Beyaz Saray’da karşılaması nedeniyle Trump’ın Xi’yi Joint Base Andrews’te bizzat karşılaması dikkat çekti. Reuters kaynaklı haberlere göre bu karşılama, 2015’te dönemin ABD Başkanı Barack Obama’nın Papa Francis’i aynı üste karşılamasından bu yana bir ABD başkanının yabancı bir lideri Joint Base Andrews’te karşılamasına yönelik ilk örnek oldu. Xi: “Çin ve ABD ortak olmalı” Xi Jinping, karşılama töreninin ardından yaptığı yazılı açıklamada Çin ile ABD’nin rakipler yerine ortaklar olması gerektiğini belirtti. İki ülkenin çıkarlarının birbirine bağlı olduğunu ifade eden Xi, Çin’in ulusal yeniden canlanma hedefi ile Trump’ın “ABD’yi yeniden büyük yapma” söyleminin birbirini tamamlayabileceğini savundu. Xi ayrıca iki ülkenin iş birliğini temel alan, farklılıkların yönetilebildiği ve istikrarın korunduğu bir ilişki geliştirmesi gerektiğini söyledi. Xi, ABD ziyaretinin verimli geçmesini umduğunu ve iki ülke arasındaki yapıcı ilişkilerin geliştirilmesini beklediğini ifade etti. Trump ve Xi Beyaz Saray’da görüşecek Trump ile Xi’nin bugün Beyaz Saray’da bir araya gelmesi bekleniyor. Görüşmelerin gündeminde ticaret ve gümrük tarifelerinin yanı sıra teknoloji, yapay zeka, Tayvan, İran, nadir toprak elementleri ve askeri iletişim kanallarının geliştirilmesi gibi başlıkların bulunması bekleniyor. İki ülke arasındaki ticaret ilişkilerinin yanı sıra Çin’in ABD'den tarım ürünleri ve Boeing uçakları satın almasına yönelik taahhütleri ile teknoloji ve kritik mineraller konularının da görüşmelerde ele alınması bekleniyor. Ticaret ateşkesi 10 Ocak 2027’ye uzatıldı ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Xi’nin Washington ziyareti öncesinde Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile yaptığı görüşmenin ardından, iki ülkenin “Busan Anlaşması” olarak adlandırılan ticaret ateşkesini uzatma konusunda anlaşmaya vardığını açıkladı. Bessent’in açıklamasına göre 10 Kasım 2026’da sona ermesi planlanan mevcut düzenleme 10 Ocak 2027’ye kadar uzatıldı. Böylece Washington ve Pekin, daha kapsamlı bir ekonomik anlaşma için görüşmelerini sürdürme imkanı elde etti. Ticaret ateşkesinin uzatılması, iki ülke arasındaki tarife geriliminin kısa vadede yeniden tırmanmasını önlerken, tarafların ticaret, teknoloji ve kritik mineraller gibi başlıklardaki müzakerelerini sürdürmesine imkan tanıyor.

Fed’den 3 yıl sonra ilk faiz artırımı: Faiz 25 baz puan yükseltildi Haber

Fed’den 3 yıl sonra ilk faiz artırımı: Faiz 25 baz puan yükseltildi

Fed’den oybirliğiyle faiz artırımı Fed’in 15-16 Eylül’de gerçekleştirdiği Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının ardından faiz kararı açıklandı. Komite, federal fonlama faizinin hedef aralığını 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 seviyesine çekti. Kararın 12-0 oyla alınması dikkat çekti. Faiz artışı, Fed’in üç yılı aşkın bir aradan sonra gerçekleştirdiği ilk faiz artırımı olarak kayıtlara geçti. Reuters da kararın Temmuz 2023'ten bu yana ilk artış olduğunu bildirdi. Fed açıklamasında ABD ekonomisindeki faaliyetlerin sağlam bir hızda genişlemeyi sürdürdüğü, iç talebin dirençli olduğu, verimlilik artışının güçlü seyrettiği ve sermaye yatırımlarının yüksek olduğu belirtildi. İstihdam tarafında ise iş gücüne katılımla uyumlu kazanımların devam ettiği ve işsizlik oranında önemli bir değişiklik yaşanmadığı ifade edildi. Buna karşın enflasyonun yüksek kalmaya devam ettiği vurgulandı. Warsh: Öncelik fiyat istikrarı Fed Başkanı Kevin Warsh, faiz kararının ardından yaptığı değerlendirmelerde fiyat istikrarının öncelikli hedef olduğunu vurguladı. Warsh, iş gücü piyasasının istihdam hedefi açısından iyi durumda olduğunu belirtirken, enflasyonun uzun süredir Fed’in yüzde 2'lik hedefinin üzerinde seyrettiğine dikkat çekti. Fed Başkanı, gelecekteki faiz kararları konusunda piyasalara önceden yön vermekten kaçınacağını belirterek herhangi bir sonraki adım için taahhütte bulunmadı. Warsh ayrıca tahvil faizlerindeki yükselişte ekonomik büyümenin güçlü seyretmesi, sermaye için artan rekabet ve sermaye harcamalarındaki artış ile jeopolitik gelişmelerin etkili olduğunu ifade etti. 2026'da bir faiz artışı daha bekleniyor Fed’in yeni ekonomik projeksiyonları, yetkililerin önemli bölümünün 2026 yılı içinde bir faiz artışı daha beklediğine işaret etti. Reuters'ın aktardığına göre karar sonrası piyasalarda yılın ilerleyen dönemlerinde yeni bir faiz artışı ihtimali değerlendiriliyor. Yatırımcıların sonraki toplantılara ilişkin beklentileri de faiz kararının ardından yeniden şekillenirken, piyasalarda ek faiz artışı ihtimali yakından izleniyor. Beyaz Saray’dan Fed kararına tepki Faiz kararının ardından Beyaz Saray'dan da açıklama geldi. Beyaz Saray Sözcüsü Desai, Fed'in faiz artırma kararını "talihsiz" olarak nitelendirdi. Beyaz Saray'ın açıklaması, Fed'in enflasyonla mücadele kapsamında aldığı kararın ardından yönetim ile merkez bankası arasındaki para politikası görüş ayrılığının sürdüğünü gösteren değerlendirmeler arasında yer aldı. Fed ise karar metninde, alınan faiz adımının enflasyonun yüzde 2'lik hedefe daha zamanında dönmesini destekleyeceğini belirtti.

Fed faiz kararı için kritik hafta: Trump baskısı ve enflasyon arasında zorlu sınav Haber

Fed faiz kararı için kritik hafta: Trump baskısı ve enflasyon arasında zorlu sınav

Toplantının, Fed Başkanı Kevin Warsh açısından da ayrı bir önem taşıdığı belirtiliyor. Uzmanlara göre Warsh, bir yandan ABD Merkez Bankası’nın bağımsızlığını korumaya çalışırken diğer yandan faizlerin düşürülmesini isteyen ABD Başkanı Donald Trump’ın beklentileriyle karşı karşıya. ABD ekonomisinde enflasyon baskısı sürüyor ABD ekonomisi son yıllarda mal ve hizmet fiyatlarındaki yükselişin oluşturduğu baskıyla mücadele ediyor. Son dönemde ise İran’a yönelik savaşın etkileri, Trump yönetiminin ithal ürünlere uyguladığı yüksek gümrük tarifeleri ve yapay zeka sektöründeki hızlı büyümenin fiyatlar üzerinde ek baskı oluşturduğu belirtiliyor. Son resmi verilere göre ABD’de enflasyon ağustos ayında yüzde 3,4 seviyesinde kaldı. Fed’in uzun vadeli hedefi ise enflasyonu yüzde 2 seviyesinde tutmak. Piyasaların faiz beklentisi ne? Piyasalarda Fed’in çarşamba günü faiz oranını 0,25 puan artırması yönünde beklenti öne çıkıyor. Yatırımcıların yüzde 85’inden fazlasının bu yönde pozisyon aldığı belirtiliyor. Halihazırda Fed’in politika faizi yüzde 3,50-3,75 aralığında bulunuyor. Faiz kararının yanı sıra Fed yetkililerinin ekonominin görünümüne ilişkin vereceği mesajların da piyasalar tarafından yakından takip edilmesi bekleniyor. Trump faiz artışına neden karşı? ABD Başkanı Donald Trump, ikinci başkanlık döneminin başlamasından bu yana Fed’in para politikalarını ve faiz kararlarını sık sık eleştiriyor. Trump, ekonomik aktiviteyi ve piyasaları desteklemek amacıyla faiz oranlarının düşürülmesini savunuyor. Bu yaklaşımın, özellikle kasım ayında yapılması planlanan Kongre ara seçimleri öncesinde daha fazla gündeme geldiği ifade ediliyor. Beyaz Saray Ulusal Ekonomi Konseyi Direktörü Kevin Hassett de CNN’e yaptığı açıklamada, kendisinin ve Trump’ın mevcut koşullarda faizlerin artırılması için bir gerekçe görmediğini söyledi. Fed Başkanı Kevin Warsh için kritik karar Trump tarafından Fed başkanlığına aday gösterilen Kevin Warsh’ın vereceği karar, bankanın bağımsızlığı açısından da yakından izlenecek. Faizlerin artırılmaması durumunda Warsh’ın finans piyasalarının güvenini zedeleme ve siyasi baskıya boyun eğdiği yönündeki eleştirilerle karşılaşma ihtimali bulunuyor. Buna karşılık enflasyonla mücadele amacıyla faizlerin artırılması halinde ise Trump yönetiminin sert tepkisini çekme riski ortaya çıkabilir. Brookings Enstitüsü uzmanı David Wessel, söz konusu kararın Warsh için önemli bir sınav olduğunu belirterek, Fed başkanının ya piyasaların beklentilerini karşılamama ya da Trump’ın tepkisini çekme arasında seçim yapmak zorunda kalabileceğini ifade etti. Faiz artışı ekonomiyi yavaşlatabilir Fed’in eski ekonomistlerinden Claudia Sahm, olası faiz artışını ekonomi açısından “acı ve pahalı bir ilaç” olarak değerlendirdi. Sahm’a göre faiz oranlarının yükselmesi, vatandaşların ve şirketlerin krediye erişim maliyetini artırıyor. Bu durum tüketicilerin harcamalarını, şirketlerin ise yatırımlarını azaltmasına neden olabiliyor. Faiz artışlarının fiyat baskısını hafifletme ihtimali bulunurken, ekonomik büyümenin yavaşlaması ve istihdam piyasasının olumsuz etkilenmesi gibi riskler de ortaya çıkabiliyor. Fed’in iki günlük toplantısının ardından faiz kararını çarşamba günü açıklaması bekleniyor. Piyasalar, kararın yanı sıra Fed’in bundan sonraki döneme ilişkin para politikası sinyallerine de odaklanacak.

ABD-İran Geriliminde Kritik Eşik: Ortadoğu'da Askeri Hareketlilik Artıyor, Diplomasi Çıkmazda Haber

ABD-İran Geriliminde Kritik Eşik: Ortadoğu'da Askeri Hareketlilik Artıyor, Diplomasi Çıkmazda

ABD ve İran Arasında Gerilim Yeniden Zirveye Çıktı ABD ile İran arasında uzun süredir devam eden siyasi ve askeri gerilim, son 24 saatte yaşanan gelişmelerle yeni bir boyut kazandı. Karşılıklı açıklamalar ve askeri hareketlilik, diplomatik çözüm umutlarını zayıflatırken tarafların sert söylemleri dikkat çekiyor. ABD Başkanı Donald Trump, son açıklamalarında İran'ın yeniden müzakere masasına dönmesini istediklerini belirtse de, Tahran yönetimi iki haftadan uzun süredir Washington'dan resmi bir diplomatik teklif almadıklarını öne sürdü. Bu karşılıklı açıklamalar, taraflar arasındaki güven krizinin derinleştiğine işaret ediyor. Trump, Beyaz Saray'da yaptığı değerlendirmede İran'a yönelik sert mesajlar vererek, ABD'nin gerektiğinde güçlü karşılık vermeye hazır olduğunu söyledi. Kısa süre sonra ABD ordusu da yaptığı açıklamada, Ortadoğu'daki Amerikan güçlerine yönelik saldırı girişimlerine etkili şekilde karşılık verildiğini duyurdu. Ortadoğu'da Askeri Hareketlilik Dikkat Çekiyor Bölgedeki askeri hareketliliğin artması, uluslararası gözlemciler tarafından dikkatle takip ediliyor. Özellikle Ürdün'deki ABD askeri üssüne yönelik saldırı girişiminin engellendiğinin açıklanması, güvenlik risklerinin halen yüksek seviyede olduğunu ortaya koydu. Savunma uzmanlarına göre tarafların karşılıklı caydırıcılık mesajları vermesi, yanlış hesaplama riskini de artırıyor. Bu durumun kontrol dışına çıkması halinde yalnızca ABD ve İran'ı değil, bölgedeki birçok ülkeyi etkileyebilecek yeni bir güvenlik krizinin yaşanabileceği değerlendiriliyor. Suudi Arabistan'ın Tavrı Dengeleri Değiştirdi Gerilimin en dikkat çekici gelişmelerinden biri ise Suudi Arabistan'ın ABD ile koordineli şekilde Irak'taki İran destekli silahlı gruplara yönelik operasyonlara katıldığını kamuoyuna açık biçimde duyurması oldu. Uzmanlara göre bu açıklama, Riyad'ın bugüne kadar benimsediği temkinli yaklaşımın ötesine geçtiğini gösteriyor. Aynı zamanda İran'a, enerji altyapısı ve petrol tesislerine yönelik olası saldırılara karşı daha sert bir güvenlik politikası izleneceği mesajı verildiği değerlendiriliyor. Öte yandan Suudi Arabistan yönetimi, askeri iş birliğine rağmen diplomatik çözüm çağrısını da sürdürüyor. Suudi Savunma Bakanı Halid bin Selman'ın Washington temaslarında hem Başkan Donald Trump hem de Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile yaptığı görüşmelerde, gerilimin düşürülmesi ve müzakerelerin yeniden başlaması yönündeki beklentilerini dile getirdiği bildirildi. İran'dan Bulgaristan ve Güney Kıbrıs'a Uyarı Tahran yönetimi yalnızca ABD'ye değil, bölgedeki askeri hareketliliğe destek verdiğini düşündüğü ülkelere yönelik mesajlarını da sertleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Bulgaristan yönetiminin ABD askeri uçaklarının Bezmer Hava Üssü'nü kullanmasına izin vermesini eleştirerek bunun uluslararası hukuka aykırı olduğunu savundu. Erakçi, İran'a yönelik olası askeri operasyonlara destek veren ülkelerin doğacak sonuçlardan sorumlu tutulacağını ifade etti. Bulgaristan ise İran'a karşı herhangi bir askeri operasyona katılma niyetlerinin bulunmadığını belirterek diplomatik çözümden yana olduklarını açıkladı. Benzer şekilde İran, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile yaptığı temaslarda da adadaki yabancı askeri üslerin İran'a yönelik operasyonlarda kullanılmaması gerektiğini vurguladı. GKRY yönetimi ise İngiltere ile yapılan görüşmeler sonucunda üslerin başka ülkelere yönelik saldırılarda kullanılmayacağı yönünde güvence aldıklarını bildirdi. Washington'da Savaşın Ekonomik ve Siyasi Maliyeti Tartışılıyor ABD'de ise dikkatler yalnızca sahadaki gelişmelere değil, olası uzun süreli bir çatışmanın ekonomik sonuçlarına da çevrilmiş durumda. Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde, İran ile yaşanabilecek kapsamlı bir askeri çatışmanın Amerikan kamuoyunda siyasi baskıyı artırabileceği değerlendiriliyor. Beyaz Saray'ın özellikle enerji fiyatlarındaki yükseliş, küresel petrol arzı ve enflasyon üzerindeki olası etkileri yakından takip ettiği belirtiliyor. Savunma çevrelerinde ise son çatışmalarda Patriot ve THAAD hava savunma sistemlerine ait füze stoklarının önemli ölçüde kullanıldığı yönündeki değerlendirmeler öne çıkıyor. Uzmanlar, uzun süreli bir kriz halinde ABD'nin bölgedeki savunma kapasitesinin yeni lojistik planlamalar gerektirebileceğini ifade ediyor. Diplomatik Çözüm Umutları Zayıflıyor Uluslararası arabuluculuk girişimlerine rağmen taraflar arasında yeni bir müzakere sürecinin kısa vadede başlaması beklenmiyor. Uzmanlara göre Washington ile Tahran arasındaki güven bunalımı, yalnızca mevcut askeri gerilimden değil, yıllardır biriken siyasi anlaşmazlıklardan da kaynaklanıyor. Tarafların karşılıklı olarak birbirlerini güvenilir bir müzakere ortağı olarak görmemesi, diplomatik çözüm ihtimalini zorlaştırıyor. 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşma, iki ülke arasında son yılların en önemli diplomatik kazanımı olarak değerlendirilmişti. Ancak sonraki süreçte yaşanan anlaşmazlıklar ve karşılıklı yaptırımlar nedeniyle anlaşmanın fiilen işlevini yitirmesi, ilişkilerin yeniden çatışma eksenine kaymasına neden oldu. Küresel Piyasalar Gelişmeleri Yakından İzliyor ABD-İran gerilimi yalnızca bölgesel güvenliği değil, uluslararası enerji piyasalarını da doğrudan etkiliyor. Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz gibi küresel petrol ticareti açısından kritik bölgelerde yaşanabilecek olası bir askeri kriz, petrol fiyatlarında sert dalgalanmalara yol açabilir. Ekonomi uzmanları, enerji maliyetlerindeki artışın küresel enflasyonu yeniden yukarı çekebileceği, tedarik zincirlerinde yeni sorunlara neden olabileceği ve finans piyasalarında dalgalanmaları artırabileceği görüşünü dile getiriyor. Önümüzdeki günlerde Washington ve Tahran'dan gelecek yeni açıklamalar, bölgedeki askeri hareketliliğin seyri ve diplomatik girişimlerin yeniden başlayıp başlamayacağı uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip edilecek. Mevcut tablo ise Ortadoğu'da tansiyonun yüksek seyrini koruduğunu ve belirsizliğin devam ettiğini gösteriyor.

ABD Senatosu'ndan Trump'a İran Yetkisi: Askeri Operasyonları Sınırlandıracak Tasarı Kıl Payı Reddedildi Haber

ABD Senatosu'ndan Trump'a İran Yetkisi: Askeri Operasyonları Sınırlandıracak Tasarı Kıl Payı Reddedildi

Senato'da Kritik Oylama: Tasarı Bir Oy Farkla Geçemedi ABD Senatosu'nda Demokrat senatörler tarafından hazırlanan ve Başkan Donald Trump'ın İran'a karşı askeri güç kullanma yetkilerini sınırlandırmayı amaçlayan yasa tasarısı, yapılan kritik oylamada yeterli desteği bulamadı. Tasarı, 49 senatörün desteğini almasına karşın 50 "hayır" oyuyla reddedildi. Kabul edilmesi için gerekli olan 51 oya ulaşılamaması nedeniyle düzenleme Senato'da ilerleyemedi ve askıya alındı. Böylece Başkan Trump'ın İran'a yönelik askeri operasyonlar konusunda sahip olduğu mevcut yetkiler korunmuş oldu. Tasarı Ne Öngörüyordu? Demokratların hazırladığı düzenleme, ABD Anayasası'nda Kongre'ye tanınan savaş ilan etme yetkisini temel alıyordu. Tasarıya göre Kongre açık bir savaş ilanında bulunmadığı sürece Başkan'ın İran'a yönelik askeri operasyonları tek taraflı sürdürmesi engellenmek isteniyordu. Yasa teklifinin kabul edilmesi halinde, Kongre'den resmi onay alınmadan yürütülen askeri faaliyetlerde görev yapan ABD askerlerinin belirli bir süre içerisinde bölgeden çekilmesi gerekecekti. Destekleyen senatörler, bu düzenlemenin yürütme organının savaş yetkilerini dengeleyeceğini savundu. Ancak Senato'daki oylama sonucunda bu girişim başarısız oldu ve mevcut uygulama değişmeden kaldı. Trump'ın Askeri Yetkileri Korundu Oylamanın ardından Başkan Donald Trump'ın İran'a yönelik askeri karar alma yetkilerinde herhangi bir değişiklik yapılmadı. Bu sonuç, Beyaz Saray'ın Orta Doğu politikalarında hareket alanını koruması açısından önemli görülüyor. Uzmanlara göre Senato'dan çıkan sonuç, yönetimin olası güvenlik tehditlerine karşı hızlı karar alma kapasitesini sürdürmesini sağlayacak. Ancak aynı zamanda Kongre ile Beyaz Saray arasındaki savaş yetkileri tartışmasının da devam edeceğine işaret ediyor. ABD'de başkanların askeri operasyon yetkileri uzun yıllardır siyasi ve hukuki tartışmaların merkezinde yer alıyor. Özellikle Kongre onayı olmadan gerçekleştirilen operasyonlar, geçmiş dönemlerde de benzer anlaşmazlıklara neden olmuştu. Demokratlardan Sert Eleştiriler Tasarıyı destekleyen Demokrat senatörler, İran konusunda atılan askeri adımların Kongre'nin bilgisi ve onayı olmadan yürütülmesinin anayasal dengeyi zedelediğini savundu. Muhalefet, askeri gerilimin yalnızca dış politika açısından değil, ABD ekonomisi üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu dile getirdi. Özellikle enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmaların ve akaryakıt fiyatlarındaki artışın, İran ile yükselen tansiyonun ekonomik sonuçlarından biri olduğu ifade edildi. Demokratlar ayrıca, ABD'nin yeni ve kapsamlı bir askeri çatışmanın içine sürüklenmemesi için Kongre'nin daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini savunuyor. Parti İçi Ayrışmalar Dikkat Çekti Senato'daki oylamanın en dikkat çekici yönlerinden biri ise her iki büyük partide de yaşanan görüş ayrılıkları oldu. Cumhuriyetçi senatörler Susan Collins, Lisa Murkowski ve Rand Paul, parti yönetiminin aksine hareket ederek Trump'ın askeri yetkilerinin sınırlandırılması yönünde oy kullandı. Bu isimlerin kararı, Cumhuriyetçi Parti içinde dış politika konusunda farklı yaklaşımların sürdüğünü gösterdi. Öte yandan Demokrat Senatör John Fetterman, partisinin büyük çoğunluğundan ayrılarak tasarıya karşı oy verdi ve Cumhuriyetçilerle aynı safta yer aldı. Fetterman'ın tercihi, Demokrat Parti içerisinde de İran politikasına ilişkin ortak bir görüş bulunmadığını ortaya koydu. Cumhuriyetçi liderlerden Senatör Mitch McConnell ise oylamaya katılmadı. McConnell'ın yokluğu da Washington kulislerinde dikkat çeken gelişmeler arasında değerlendirildi. ABD-İran Geriliminde Yeni Dönem Senato'dan çıkan sonuç, ABD'nin İran politikasında kısa vadede önemli bir değişiklik beklenmediğini gösteriyor. Başkan Trump yönetimi, Kongre'den yeni bir yetki almaksızın mevcut yasal çerçevede hareket etmeyi sürdürebilecek. Bununla birlikte uzmanlar, İran ile yaşanabilecek yeni gelişmelerin Kongre'de benzer girişimlerin yeniden gündeme gelmesine yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle Orta Doğu'da güvenlik dengelerini etkileyebilecek olası askeri operasyonlar, hem iç siyasette hem de uluslararası arenada yakından takip ediliyor. Washington'da yaşanan bu kritik oylama, yalnızca Başkan Trump'ın yetkilerini değil, ABD'de yürütme ve yasama organları arasındaki güç dengesine ilişkin tartışmaları da yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı. Önümüzdeki dönemde İran ile ilişkilerde yaşanacak gelişmelerin, Kongre'nin benzer düzenlemeleri tekrar değerlendirmesine zemin hazırlayabileceği ifade ediliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.