Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Batı Şeria

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Batı Şeria haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Batı Şeria haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay: Türkiye-Ürdün ticaret hacmi 5 milyar doları aşmalı Haber

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay: Türkiye-Ürdün ticaret hacmi 5 milyar doları aşmalı

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, Ürdünlü heyetle görüşmesinde ekonomik, ticari, savunma ve enerji alanlarında iş birliğinin artırılmasını vurguladı. ANKARA (İGFA) - TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, Ürdün Senatosu Ürdün-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı Yasin El Husban ve beraberindeki heyetle TBMM’de bir araya geldi. Görüşmeye Dışişleri Komisyonu üyesi milletvekilleri de katıldı. Oktay, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2 milyar doları aştığını, hedeflerinin 3 milyar dolar, daha sonra ise 5 milyar doların üzerine çıkmak olduğunu söyledi. SERBEST TİCARET VE SAVUNMA SANAYİİ VURGUSU Görüşmede, Serbest Ticaret Anlaşması’nın yeniden yürürlüğe konulması, askeri savunma sanayii iş birliğinin güçlendirilmesi ve turizm alanında ortak çalışmalar yapılmasının önemine dikkat çekildi. Oktay, Amman uçuşlarının yeniden başlatılmasının turizm potansiyeline katkı sağlayacağını ifade etti. ENERJİ ALANINDA SOMUT PROJELER HEDEFLENİYOR Enerji başlığında da değerlendirmelerde bulunan Oktay, Ürdün ile özellikle yenilenebilir enerji alanında olmak üzere enerji arz güvenliğini güçlendirecek somut projeler geliştirmeyi amaçladıklarını belirtti. Ürdün’ün Suriye ve Filistin açısından önemli bir konumda bulunduğunu vurgulayan Oktay, Gazze’de yaşananların yanı sıra Batı Şeria’daki işgal politikalarının da kabul edilemez olduğunu söyledi. İsrail saldırganlığının durdurulmasının önemine işaret eden Oktay, ABD’nin İsrail’in politikalarına destek vermemesi gerektiğini ifade etti. HUSBAN: “ERDOĞAN’IN BM KONUŞMASI GÖNÜLLERDE TAHT KURDU” Ürdün Senatosu Ürdün-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı Yasin El Husban ise iki ülkenin birçok insani konuda ve kriz dönemlerinde birbirine yakın durduğunu belirtti. Husban, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasının İslam dünyasında büyük karşılık bulduğunu söyledi.

Kanada’dan Filistin’e 100 milyon Kanada dolarlık yardım Haber

Kanada’dan Filistin’e 100 milyon Kanada dolarlık yardım

Carney’den Gazze açıklaması Gazze’de insani krizin sürdüğünü belirten Carney, Filistin’e yönelik yardım paketinin bölgedeki ihtiyaçların karşılanmasına katkı sağlamasının amaçlandığını söyledi. Kanada hükümeti haziran ayında da Filistinlilere yönelik 100 milyon Kanada doları tutarında ek uluslararası yardım açıklamıştı. Bu kapsamda insani yardımın yanı sıra barış ve istikrar çalışmalarına yönelik finansman sağlanmıştı. E1 yerleşim projesine tepki Carney, İsrail hükümetinin Doğu Kudüs yakınlarındaki E1 yerleşim projesine ilişkin kararının iki devletli çözüm açısından tehdit oluşturduğunu ifade etti. Kanada, Fransa ve İngiltere başbakanlarının 8 Eylül'de yayımladığı ortak açıklamada da Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişletilmesinin iki devletli çözüm ihtimalini tehdit ettiği belirtilmiş, yerleşimlerden gelen ürünlerin ithalatının yasaklanmasına yönelik adımlar atılacağı duyurulmuştu. Carney, yerleşimlerde üretilen mallara yönelik ticaret kısıtlamalarının hayata geçirilmesinin, iki devletli çözüm ihtimalini korumaya ve kalıcı barış için somut adımlar atmaya yönelik olduğunu söyledi. Kanada Başbakanı, BM Genel Kurulu marjında bölgedeki gelişmelerle ilgili temaslarını da sürdürüyor. Carney, 22 Eylül’de Ürdün Kralı 2’nci Abdullah ile yaptığı görüşmede Gazze’deki insani kriz, Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişlemesi ve bölgesel gerilimleri ele aldı.

BM Genel Sekteri Guterres’ten Gazze mesajı: “İki devletli çözümün gözlerimizin önünde yok olmasına izin veremeyiz” Haber

BM Genel Sekteri Guterres’ten Gazze mesajı: “İki devletli çözümün gözlerimizin önünde yok olmasına izin veremeyiz”

Guterres: “Barış, çatışmanın yokluğundan çok daha fazlasıdır” New York’taki BM Genel Merkezi’nde konuşan Guterres, dünya genelinde devam eden savaşlara ve uluslararası sistemde yaşanan sorunlara değindi. Sivillerin hedef alındığını, insan haklarının ihlal edildiğini ve insani yardım çalışanlarının öldürüldüğünü belirten Guterres; uluslararası hukukun geri plana itildiğini, jeopolitik ayrışmaların ve eşitsizliklerin arttığını söyledi. İklim krizinin günlük yaşamın bir parçası haline geldiğini ve yapay zekanın da hızlı biçimde geliştiğini ifade etti. 21’inci yüzyılın ilk büyük güç sınavının barış ve güvenlik olduğunu belirten Guterres, barışın yalnızca çatışmaların sona ermesi anlamına gelmediğini söyledi. BM Şartı'na atıfta bulunan Guterres, gücün hukukla sınırlandırılması gerektiğini vurguladı. Gazze için ateşkes ve insani yardım çağrısı Guterres, konuşmasında Gazze’deki duruma geniş yer verdi. Bölgedeki çatışmaların sona erdirilmesi ve insani yardımın Gazze’ye ulaştırılması gerektiğini belirten BM Genel Sekreteri, tüm tarafların uluslararası hukuka ve Uluslararası Adalet Divanı’nın kararlarına uyması gerektiğini ifade etti. Guterres, Gazze’deki yıkımın görev süresi boyunca gördüğü en ağır örneklerden biri olduğunu belirterek, işgal altındaki Batı Şeria’da yaşanan şiddet, yerinden edilmeler ve yerleşimlerin genişletilmesinin barış ihtimalini daha da zayıflattığını söyledi. BM Genel Sekreteri, “Görev sürem boyunca Gazze'de hiçbir şeye benzemeyen bir katliam ve yıkım yaşandı. İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'daki şiddeti, yerinden etme politikaları ve yerleşim yerlerini genişletmesi, barışa giden yolu yerle bir ediyor. İki devletli çözümün gözlerimizin önünde yok olup gitmesine izin veremeyiz” ifadelerini kullandı. İklim krizine de dikkat çekti Guterres konuşmasının devamında iklim krizinin etkilerinin giderek genişlediğini belirtti. Büyük petrol şirketlerinin uzun yıllar boyunca çevresel etkiler konusunda sorumluluk taşıdığını savunan Guterres, iklim değişikliği ve kirliliğin yol açtığı zararların giderilmesi için daha fazla adım atılması gerektiğini söyledi. Guterres ayrıca yapay zekanın hızlı gelişiminin küresel ölçekte yeni fırsatların yanı sıra ciddi riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çekti.

İsrail, Slovenya’daki ilk büyükelçiliğini açtı: Filistin yanlılarından protesto Haber

İsrail, Slovenya’daki ilk büyükelçiliğini açtı: Filistin yanlılarından protesto

Büyükelçiliğin açılışı, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşim politikaları ve Gazze’de devam eden savaş nedeniyle bazı Avrupa ülkeleriyle ilişkilerinde gerilim yaşadığı bir döneme denk geldi. Saar: “Tarihi bir gün” İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, büyükelçiliğin açılışı için Slovenya’nın başkenti Ljubljana’yı ziyaret etti. Saar, Slovenya Dışişleri Bakanı Tanja Fajon ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen törende büyükelçiliğin açılmasını “tarihi bir gün” olarak nitelendirdi. Saar, İsrail’i Ortadoğu’daki tek demokrasi olarak tanımlarken, ülkesinin Avrupa'nın güvenliğine doğrudan ve dolaylı katkı sağladığını savundu. İsrail’in Batı medeniyetinin savunulmasında ön saflarda yer aldığını ifade eden Saar, Avrupa ile ilişkilerin önemine vurgu yaptı. Slovenya: Yeni dönemin başlangıcı olsun Slovenya Dışişleri Bakanı Tanja Fajon ise büyükelçiliğin açılmasının iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olmasını temenni etti. Fajon, daha kapsamlı bir siyasi diyaloğun kurulması, iş birliğinin güçlendirilmesi ve iki ülke halklarının yararına somut sonuçlar elde edilmesi yönündeki beklentisini dile getirdi. İsrail’in Ljubljana’daki büyükelçiliğinin açılması, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kurumsal düzeyde güçlendirilmesi yönünde atılmış önemli bir adım olarak öne çıktı. Yüzlerce kişi büyükelçilik önünde protesto düzenledi Büyükelçiliğin açılışı ise Slovenya’da protestolara sahne oldu. Filistin yanlısı yüzlerce gösterici, tören sırasında büyükelçilik binasının önünde toplandı. Göstericiler İsrail’in Gazze’deki politikalarına ve Batı Şeria’daki yerleşim uygulamalarına tepki gösterirken, yeni açılan büyükelçiliğin kapatılması çağrısında bulundu. Büyükelçilik açılışı Avrupa’daki gerilimin gölgesinde gerçekleşti Saar’ın Slovenya ziyareti, İngiltere’nin işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklama kararının ve Fransa ile Kanada’nın benzer adımlar atacaklarını açıklamalarının hemen ardından gerçekleşti. Bu gelişmeler, İsrail’in en yakın Batılı müttefiklerinden bazılarıyla yerleşim politikası ve Gazze savaşı konusunda görüş ayrılıklarının arttığı bir döneme işaret ediyor. Öte yandan İsrail, İngiltere’nin kararına sert tepki göstererek Kudüs’teki İngiliz konsolosluğunu kapatacağını açıkladı. Slovenya’daki büyükelçiliğin açılması, İsrail’in Avrupa’da diplomatik ilişkilerini güçlendirme arayışının bir parçası olarak değerlendirilirken, Gazze savaşı ve Batı Şeria’daki yerleşim politikaları nedeniyle Avrupa’daki siyasi baskının da sürdüğü görülüyor.

İngiltere'den İsrail'e sert çıkış: Miliband “Batı Şeria'da etnik temizlik” dedi Haber

İngiltere'den İsrail'e sert çıkış: Miliband “Batı Şeria'da etnik temizlik” dedi

“İki devletli çözüm her iki halkın güvenliği için tek yol” Avam Kamarası'nda İngiltere'nin İsrail ve Filistin politikasına ilişkin konuşan Miliband, İsrail'e yönelik desteği ile Filistin devletine verdiği desteğin birbirine zıt olmadığını söyledi. Britanyalı Yahudi kimliğinden gurur duyduğunu belirten Miliband, ailesinin Nazi döneminde büyük kayıplar yaşadığını ve bu nedenle İsrail devletine yönelik özel bir minnet duygusu taşıdığını ifade etti. Miliband, İsrail'in güvenliği ile Filistinlilerin bağımsız bir devlete sahip olmasının birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, iki devletli çözümü İngiltere'nin Orta Doğu politikasının temel hedefi olarak tanımladı. “Batı Şeria'da etnik temizlik yapılıyor” Miliband, Batı Şeria'daki Filistinlilerin maruz kaldığı saldırı ve zorla yerinden edilme iddialarına dikkat çekti. İsrailli bazı eski yetkililerin açıklamalarını da konuşmasında gündeme getiren Miliband, Batı Şeria'daki bazı bölgelerde yaşananların “etnik temizlik” olarak nitelendirilebileceğini söyledi. İngiliz hükümetinin değerlendirmesine göre, yerleşimci grupların Filistinlilere yönelik saldırıları sonucunda evlerin yıkıldığını, altyapının zarar gördüğünü ve bazı ailelerin yaşadıkları bölgelerden ayrılmak zorunda kaldığını belirten Miliband, İsrail hükümetinin bu uygulamalara yeterince müdahale etmediğini savundu. İngiliz bakan, “etnik temizlik” ifadesinin son derece ağır olduğunun farkında olduğunu ancak yaşananların açık şekilde tanımlanmasının adalet arayışının ilk adımı olduğunu dile getirdi. İngiltere işgalin hukuka aykırı olduğu görüşünü benimsedi Miliband, İngiltere hükümetinin İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşimlerini uzun süredir yasa dışı kabul ettiğini hatırlattı. Bunun yanında hükümetin artık İsrail'in Batı Şeria üzerindeki işgalinin hukuki statüsüne ilişkin tutumunu da netleştirdiğini söyledi. İngiliz hükümetinin mevcut görüşünün, İsrail'in kalıcı kontrol ve egemenliğini genişletmeye yönelik politikaları ile yasa dışı yerleşimler nedeniyle işgalin hukuka aykırı olduğu yönünde olduğunu belirten Miliband, bu yaklaşımın ekonomik politikalara da yansıtılacağını açıkladı. Yerleşimlerden gelen ürünlere ithalat yasağı geliyor Miliband, İngiltere'nin işgal altındaki Batı Şeria'daki yasa dışı İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere ithalat yasağı getireceğini duyurdu. Ayrıca yerleşimlerin genişletilmesine yönelik inşaat, altyapı finansmanı ve gayrimenkul hizmetleri sağlayan bazı şirket ve kişilere karşı da yaptırım uygulanacağını belirten Miliband, yerleşimlerin İngiltere'de tanıtılmasına yönelik faaliyetlerin de engelleneceğini açıkladı. Yeni düzenlemelerin hazırlanarak yürürlüğe girmesinin yaklaşık 6 ila 9 ay süreceği bildirildi. İngiltere, söz konusu adımların doğrudan İsrail ekonomisinin tamamını hedeflemediğini, yasa dışı yerleşim faaliyetlerine odaklandığını vurguladı. Kanada, Fransa ve bazı Avrupa ülkeleri de Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere yönelik benzer kısıtlamaları destekledi. İngiltere, Fransa ve Kanada'nın yanı sıra toplam 12 ülke ortak bir açıklamayla yerleşim politikalarına karşı yeni adımlar atılacağını duyurdu. İsrail'e silah ihracatında yeni uygulama İngiltere'nin İsrail'e yönelik silah ihracatı politikasına da değinen Miliband, Gazze'de kullanılabilecek bazı silah sistemlerine ilişkin 30'dan fazla ihracat izninin daha önce askıya alındığını hatırlattı. Miliband, bundan sonraki süreçte işgale doğrudan katkı sağlayacağı değerlendirilen silah ve diğer ürünlerin ihracat izinlerinin de reddedileceğini söyledi. Böylece mevcut ihracat kısıtlamalarının işgal sürdüğü müddetçe uygulanmasının amaçlandığını belirtti. Gazze'deki gelişmeler de gündeme geldi Miliband, konuşmasında Gazze'deki savaşın sonuçlarına da değindi. 7 Ekim'de Hamas'ın gerçekleştirdiği saldırının ardından yaşananların İsrail'in sonraki eylemlerini meşrulaştıramayacağını savunan Miliband, bölgede çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini ve milyonlarca kişinin yerinden edildiğini söyledi. Hastanelerin ve konutların büyük bölümünün zarar gördüğünü, insani yardımların bölgeye ulaştırılmasında ciddi sorunlar yaşandığını belirten Miliband, İsrail ordusunun eylemlerine ilişkin uluslararası soruşturmalarda savaş suçu işlendiğine dair bulguların ortaya konulduğunu ifade etti. Miliband, Gazze'de soykırım işlendiğine yönelik iddiaların ise kapsamlı ve bağımsız hukuki süreçler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Uluslararası Adalet Divanı'nın sürecini desteklediklerini söyledi. Muhalefet: “Tedbirler etkisiz kalacak” İngiltere'deki ana muhalefetin Gölge Dışişleri Bakanı Tom Tugendhat ise hükümetin açıkladığı tedbirleri eleştirdi. Tugendhat, İsrail ile Filistin ekonomilerinin birbirine bağlı olması nedeniyle yerleşimlerden gelen ürünlere yönelik ticaret kısıtlamalarının uygulanmasının zor olacağını savundu. Muhalefet temsilcisi, söz konusu politikaların İsrail'deki aşırı görüşleri güçlendirebileceğini ve beklenen sonucu vermeyeceğini ileri sürdü. İngiltere'nin yerleşim politikalarına yönelik adımları, Londra ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerin son dönemde daha da gerildiği bir süreçte geldi. İsrail ise İngiltere, Fransa ve Kanada'nın kararlarına sert tepki göstererek söz konusu adımları siyasi müdahale olarak nitelendirdi.

Hakan Fidan yarın Katar’ı ziyaret edecek Haber

Hakan Fidan yarın Katar’ı ziyaret edecek

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre Fidan, ziyaret kapsamında ikili ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirecek. Görüşmelerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad El Sani başkanlığında 2026 yılında Türkiye’de düzenlenmesi planlanan Türkiye-Katar Yüksek Stratejik Komite Toplantısı’nın hazırlıklarının gözden geçirilmesi bekleniyor. Hürmüz Boğazı ve bölgesel güvenlik gündemde Fidan’ın görüşmelerde, Türkiye’nin Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin yeniden sağlanmasına verdiği önemi vurgulaması öngörülüyor. Bu konunun hem bölgesel güvenlik hem de ekonomik istikrar açısından kritik olduğuna dikkat çekmesi bekleniyor. Bakan Fidan’ın ayrıca, son dönemde Katar’a yönelik saldırılar karşısında Türkiye’nin desteğini yinelemesi planlanıyor. Görüşmelerde, bölgedeki gelişmeler ışığında askeri ve savunma alanındaki iş birliğinin öneminin arttığına dikkat çekilmesi bekleniyor. Fidan’ın, bağlantısallık ve ortak diplomatik girişimlerin bölgesel istikrar açısından stratejik değer taşıdığını ifade etmesi, Körfez’deki ihtilafların kalıcı şekilde sona erdirilmesinin öncelikli hedef olduğunu vurgulaması öngörülüyor. Gazze ve Batı Şeria’daki gelişmeler ele alınacak Bakan Fidan’ın görüşmelerde ayrıca İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki saldırılarının yol açtığı insani krizi gündeme getirmesi bekleniyor. Fidan’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin politikalarının barış çabalarını zora soktuğunu ifade etmesi, Lübnan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunmasının bölgesel istikrar açısından önem taşıdığına dikkat çekmesi öngörülüyor.

Üç AB ülkesi, İsrail ile yapılan anlaşmanın askıya alınmasının yeniden gözden geçirilmesini talep ediyor. Haber

Üç AB ülkesi, İsrail ile yapılan anlaşmanın askıya alınmasının yeniden gözden geçirilmesini talep ediyor.

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, 21 Nisan'da Lüksemburg'da düzenlenen AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde yaptığı konuşmada, üç ülkenin de bu konunun gündeme alınması için resmi olarak talepte bulunduğunu söyledi. Uluslararası Adalet Divanı ve Birleşmiş Milletler'in tavsiyeleri doğrultusunda AB'nin insan hakları ve uluslararası hukuk ilkelerine bağlı kalması gerektiğinin altını çizdi. Üç ülke, geçen hafta AB Dış Politika Yüksek Komiseri Kaja Kallas'a gönderdikleri ortak mektupta, İsrail'in insan hakları ve uluslararası insancıl hukuk ihlallerinde bulunduğunu ve ikili ilişkileri bu değerlere saygıya bağlayan 1995 AB-İsrail Ortaklık Anlaşması'nı ihlal etmiş olabileceğini belirtti. Dışişleri bakanları ayrıca, İsrail'de askeri mahkemelerde hüküm giyen Filistinliler için ölüm cezası öngören yasa tasarısını ağır bir insan hakları ihlali olarak değerlendirerek endişelerini dile getirdiler. Ayrıca, "dayanılmaz" olarak nitelendirilen Gazze'deki insani durum, sınırlı yardım ve sürekli ihlal edilen ateşkes anlaşmaları nedeniyle daha da kötüleşiyor. İşgal altındaki Batı Şeria'da da şiddetin tırmandığına inanılıyor; yerleşimci faaliyetleri ve askeri operasyonlar sivil kayıplara yol açıyor. Üç ülke, AB'nin "sessiz kalmaya devam edemeyeceğini" ve İsrail ile ilişkilerini kısmen askıya almak da dahil olmak üzere tüm seçenekleri değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Bu ülkelere göre, İsrail anlaşmanın insan haklarına saygı ile ilgili temel bir maddesi olan 2. Maddeyi ihlal etmiş olabilir. Daha önceki bir AB değerlendirmesi de İsrail'in yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediğinin "muhtemelen" doğru olduğu sonucuna varmıştı ve durum şimdi daha da kötüleşti. Bu arada Kallas, Brüksel'deki bir bağışçı konferansında Gazze'nin yeniden inşasının tahmini maliyetinin 71 milyar dolara yükseldiğini söyledi. İrlanda ve İspanya, 2024'ten beri anlaşmanın gözden geçirilmesi için baskı yapıyordu ancak bir uzlaşmaya varamamıştı. Hollanda'nın öncülüğünde başlatılan bir girişim ise AB'nin resmi gözden geçirme sürecini tetikledi. Bu arada İrlanda, işgal altındaki Filistin topraklarındaki İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklayan mevzuatı yeniden yürürlüğe koymaya çalışıyor. Slovenya ve İspanya da benzer ticaret kısıtlamaları getirdi; Slovenya Ağustos 2025'ten itibaren yerleşim yerlerinden ithalatı yasaklarken, İspanya da 2026 yılının başından itibaren benzer önlemleri uygulamaya koyacak. Üç ülke de Mayıs 2024'te, bölgeye kalıcı barış getirmek amacıyla iki devletli çözümü teşvik etmeyi hedefleyen koordineli bir diplomatik hamleyle Filistin Devleti'ni tanıdı.

Babacan: İktidarı Filistin meselesinde daha aktif politika uygulamaya davet ediyorum Haber

Babacan: İktidarı Filistin meselesinde daha aktif politika uygulamaya davet ediyorum

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Filistin’deki güncel durum ve İran merkezli küresel gerilimler üzerine değerlendirmelerde bulundu. Batı Şeria’daki şiddet olaylarına vurgu yapan Babacan, ""Dünyanın gözü şu anda Iran'da ama Filistin'de sıkıntılar, zorluklar, vahşet tam gaz devam ediyor. İran gündemi olağanüstü bir şekilde işgal etmişken, özellikle Batı Şeria'daki son gelişmelere dikkatinizi çekmek istiyorum. Batı Şeria'da yılbaşından bu yana tam 25 Filistinli kardeşimiz hayatını kaybetti." dedi. Gazze’deki duruma da değinen Babacan, ""Gazze'de zaten bu ateşkesten bu yana 650 Filistinli kardeşimizin öldüğünü biliyoruz. Adı ateşkes ama fiilen vahşet devam ediyor. Fakat Batı Şeria'daki gelişmelerin de son derece tehlikeli olduğunun altını özellikle çizmek istiyorum." ifadelerini kullandı. Türkiye’nin geçmişteki diplomatik gücü ile bugünkü durumunu kıyaslayan Babacan, 2007 yılındaki müzakere süreçlerini hatırlatarak şu ifadelere yer verdi: "Türkiye'nin olması gerekenden çok daha pasif, çok daha durgun bir çizgi izlediğini de üzülerek tespit ediyoruz. Bu Iran savaşı, aslında çok daha erken dönemde başlayabilecek bir savaştı. Yıl 2007. Bugünkü Alman Cumhurbaşkanı Steinmeier o gün Alman Dışişleri Bakanıydı. Beni aradı ve dedi ki 'Biz Iran'la bir müzakere sürdürüyoruz ama işler iyiye gitmiyor”

Batı Şeria'da 15 köy ateşe verildi Haber

Batı Şeria'da 15 köy ateşe verildi

İşgal altındaki Filistin toprağı Batı Şeria, tarihinin en karanlık ve sistemli işgalci saldırılarından birini yaşıyor. Son saldırı dalgasında İsrailli radikal yerleşimciler 15’ten fazla Filistin köy ve kasabasını ateş çemberine aldı. Evler ateşe veriliyor, aileler alevlerin ortasında mahsur bırakılıyor, yaşlı siviller demir sopalarla darp ediliyor. Batı Şeria’da saatler gece yarısını gösterdiğinde, yüzlerce İsrailli işgalci aynı anda harekete geçti. Filistinlilere ait 15'ten fazla köy araçlar ve tarlalar birer birer ateşe verildi. Yerleşimcilerin aileleri diri diri yakmaya çalıştığı dehşet anları kameralara yansıdı. Birçok evde vatandaşlar alevlerin arasında mahsur kaldı. Saatlerce süren pogrom boyunca İsrail güvenlik birimlerinin müdahale etmemesi, saldırıların devlet destekli olduğu iddialarını güçlendirdi. Vahşetin boyutları sadece yangınlarla sınırlı kalmadı. Karyut köyünde yaşlı bir Filistinli, işgalci yerleşimciler tarafından demir sopalarla darp edilerek hastanelik edildi. Ramallah-Nablus yolunda ise bir çift ve araçtaki bir yolcu, taşlı ve sopalı saldırıda ağır yaralandı. İlk belirlemelere göre en az 9 kişi hastaneye kaldırıldı ancak gerçek rakamın çok daha yüksek olmasından endişe ediliyor. Sahadaki bu katliam girişimi karşısında Filistinlilerin tek aldığı mesaj, yönetimden gelen "dikkatli olun" uyarısıydı. Halk, kendilerini koruyacak bir güç olmadığını belirterek acil uluslararası müdahale çağrısında bulunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.