Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Barış Planı

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Barış Planı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Barış Planı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hakan Fidan: İsrail GKRY ile birlikte Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular Video Galeri

Hakan Fidan: İsrail GKRY ile birlikte Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2026’nın kapanışı kapsamında "ADF Youth Talk" oturumuna katılarak, gazetecilerin sorularını yanıtladı. 5. Antalya Diplomasi Forumu’nu yoğun, nitelikli ve verimli bir programın ardından tamamladıklarını ifade eden Fidan, üç gün boyunca Antalya’nın bir kez daha küresel diplomasinin merkezlerinden biri haline geldiğini vurguladı. Oturumda Asya-Pasifik’ten Latin Amerika’ya, Avrupa’dan Orta Asya’ya kadar dünyanın dört bir yanından gelen liderlerin, karar alıcıların ve uzmanların aynı çatı altında bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduğunu belirten Bakan Fidan, "Bu yıl 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan 6 bin 400 katılımcı forumumuza katıldı. Bu sayı, hem kapsadığı coğrafya hem de katılımcı sayısı bakımından benzer organizasyonlarla kıyaslandığında oldukça yüksek bir düzeydedir. 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, meclis başkanları, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisi foruma iştirak etti. Forum kapsamında Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanı Yardımcımız ve bakanlarımız muhataplarıyla verimli temaslarda bulundu" dedi. Uluslararası gündemi belirleyen temaslar Forum kapsamında Recep Tayyip Erdoğan’ın yoğun ve verimli temaslar gerçekleştirdiğini dile getiren Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve bakanların da Türkiye’ye gelen muhataplarıyla önemli görüşmeler yaptığını ifade etti. Fidan, forum süresince uluslararası gündemi şekillendirecek kritik toplantılara da ev sahipliği yapıldığını belirterek, "Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile gerçekleştirdiğimiz dörtlü toplantıda, bölgemizde barış ve istikrarı destekleyecek adımları ve seyrüsefer serbestisinin kalıcı şekilde tesisine yönelik olası girişimleri ele aldık" diye konuştu. Fidan, Gazze bağlamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde düzenlenen "Filistin için Tek Yürek: Eğitimde Yıkıma Karşı Geleceği Korumak" başlıklı oturumun forumun en anlamlı buluşmalarından biri olduğunu da ifade etti. "Arabuluculuk rolümüzü sürdüreceğiz" Diplomasinin tüm imkanlarından istifade ederek iş birliğini çeşitlendirmeyi ve dostluk köprülerini çoğaltmayı kararlılıkla sürdüreceklerini bildiren Bakan Fidan, "Kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz. Türkiye’nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü önümüzdeki dönemde de artan bir ivmeyle inşallah büyümeye devam edecek" şeklinde konuştu. "Bu dört ülke aslında daha geniş bir bölgenin temsili niteliğini taşıyor" "Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır dörtlü toplantısını, üçüncüsünü de ifade ettiğiniz gibi gerçekleştirdik ve bunu kamuoyuyla paylaştık" diyen Bakan Fidan, "En başından beri hedefimiz bu dört ülkenin bölgesel sahiplenmeyi gerektiren tüm konuları ele alarak sahici, gerçekçi ve uygulanabilir bir gündemle süreci ilerletmesidir. Liderlerimizin bu konuda bir iradesi var. Bizler de dışişleri bakanları olarak bu iradeyi ekonomi, teknoloji, sağlık ve savunma gibi birçok alanda hayata geçirmeye çalışıyoruz. Bizim inancımız şu; bu dört ülke aslında daha geniş bir bölgenin temsili niteliğini taşıyor. Ancak bölgedeki iş birliği imkanları yeterince kullanılmadığı için potansiyel tam anlamıyla hayata geçirilemiyor. Bu tespitten hareketle somut alanlarda iş birliğini geliştirmek için bir araya geliyoruz" şeklinde konuştu. "Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular" Bölgede çok ciddi siyasi krizler ve çatışmaların olduğunu ifade eden Bakan Fidan, "Bu çatışmaların azaltılması ve istikrarın sağlanması için de neler yapılabileceğini değerlendiriyoruz. Biz İsrail gibi değiliz yani İsrail’in söylediğiniz gibi, onlar biliyorsunuz Kıbrıs ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile bir araya gelip bölgedeki Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular. Biz onların yaptığını yapmıyoruz. Biz bölgemizdeki çatışmaları nasıl söndürürüz, ekonomik ilerlemeyi nasıl sağlarız, istikrarı nasıl hayata geçiririz onun arayışı içerisindeyiz. Biz şunu gördük: Eğer dışarıdan yardım beklemeye, kurtarıcı beklemeye bu bölge devam ederse, bu bölge ilelebet bu sorunlarla baş başa kalmaya devam edecek. Onun için akıllı aktörler hikmetle, geçmişten ders çıkartarak geleceklerine yön verirler. Diğer Gazze konusunda yaptığımız toplantıda da şu anda Gazze barış planının bir uygulama süreci var malumunuz. Gazze barış planının başlangıcına sebep olan sekizli grubun New York’ta biliyorsunuz geçtiğimiz yıl eylül ayında Sayın Trump’la liderlerimiz bir araya geldiler. Buradan çıkan görüş ve iradeyle Gazze barış planı, Barış Kurulu gibi mekanizmalar hayata geçirilmeye başlandı. Şimdi bunun kurucu ruhunu oluşturan bu ülkelerle tekrar bir araya geldik. Tüm bu Gazze soykırımını durdurmaya ve tersine çevirmeye yönelik çabalarımız, çalışmalarımız geride bıraktığımız süreç içerisinde nerede? Alınan kararlar, ortaya konan vizyon, yapısal kurumsallaşmalar bizi nereye getirdi? Bununla ilgili çok detaylı tartışmaları ele aldık" şeklinde konuştu. "Hürmüz Boğazı ile ilgili zihinlerde karışık bir durum var" Hürmüz Boğazı’yla ilgili şu anda zihinlerde karışık bir durum olduğunu belirten Fidan, "Zaman zaman işte tarafların açıldığı, zaman zaman kısmi bloke etmelerin olduğu yönünde beyanlar var. Uygulamayı da yakından takip ediyoruz. Deniz Kuvvetleri üzerinden bu konuda gelişmeler oldukça biz de kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz" dedi. "Umudumuz ateşkes anlaşmasına uyup bu süre içerisinde sorunlarını çözmeleri" İran ile ABD arasında Pakistan’ın arabuluculuğunda süren müzakereleri sadece yakından takip etmekle kalmadıklarını ifade eden Bakan Fidan, "Elimizden gelen bütün desteği vermeye çalışıyoruz. Hem Amerikalı hem İranlı taraflarla görüşerek, Pakistanlı kardeşlerimizin mevcut çabasına ne türden katkılar yapabiliriz, onun arayışı içerisindeyiz. Şimdi görüşmelerde kritik bir aşamaya gelindi. Ortada, yani bu herkesin malumu güzel olan şu; her iki taraf da çok ciddi bir niyetle, samimiyetle esas itibarıyla görüşmelere devam ediyor. Devam etme iradeleri var. Mevcut şu andaki ateşkesten sadece taraflar değil, bütün dünya açıkçası rahatlama içerisinde. Tabii ki bunun devam etmesi herkes için önemli ve ben savaşan tarafların da bunun bilincinde olduğunu görüyorum. Bu forumda da buluştuğumuz bütün aktörler doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden hepsi savaşın tekrar başlamaması için endişelerini sürekli bize iletiyor. Biz de bu konuda elimizden gelen bütün çabayı göstereceğimizi söylüyoruz. Geldiğimiz noktada tarafların hala bir tartışma içerisine olduğunu biliyoruz. Bu noktada araya girmek istemiyoruz ama gelmeden önce Pakistan tarafı ile önemli bir görüşme yaptım. Önümüzdeki hafta ateşkesin sona ermesi ile beraber tekrar yeni bir savaşın başlamasını hiç kimse istemiyor. Umudumuz tarafların dünya kamuoyunun yaptığı baskının etkisinde ateşkes süresinin uzatılması ve ateşkes süresi içerisinde bu güne kadar çözemedikleri ama çözme iradesinde oldukları sorunları çözmeleri" diye konuştu. Rusya-Ukrayna savaşında barış çabaları ve Türkiye’nin rolü İran-ABD arasındaki müzakereleri yakından takip ettikleri gibi Rusya-Ukrayna müzakerelerini de takip ettiklerini anlatan Fidan, "Orada da rol alıyoruz gerektikçe. Gerçekten beşinci yılına giren bu savaş artık bitmek durumunda, çok fazla maliyet üretti. Ama savaşın belli bir coğrafyada devam ediyor olması da kanıksanmış durumda. Bu aslında hem Ukrayna hem Rusya için iyi bir durum değil. Barış çabalarını artırarak devam ettirmemiz gerekiyor. Türkiye olarak bu konuda bizim vizyonumuz, çabamız ortada. Tarafları geçen yaz üç defa İstanbul’da bir araya getirdik. Tekrar getirmeye hazırız. İster teknik düzeyde ister liderler düzeyinde. Ama taraflar başka başkentlerde de bir araya geliyor. Bizim gördüğümüz şu anda aslında bunu da konuşuyoruz. Burada da söylemekte bir sıkıntı görmüyorum. Bir taraftan İran-Amerika müzakereleri devam ederken aslında İran-Amerika savaşı daha acil sorunları birden unutturdu. Yani Ukrayna’daki barış müzakerelerini ve Gazze’deki yürüyen barış planına dünya kamuoyunun birdenbire ilgisi azalır gibi oldu. Bunun bir yansıması olarak burada birtakım aksamalarla karşılaşmayı açıkçası biz stratejik endişeyle karşılıyoruz. Bunun olmaması için tarafları şimdiden uyarıyoruz. Tekrar tekrar diyoruz ki buralardan bizim dikkatimizi dağıtmamamız lazım. Hem Ukrayna hem Gazze meselesi oldukça önemli. Bu iki konudaki dikkatimizi devam ettirmeliyiz" şekline konuştu. Doğu Akdeniz’deki askeri ittifaka ilişkin değerlendirme İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bir araya gelip askeri ittifak kurmasının tehdit önceliği olduğunu söyleyen Fidan, "Yani Türkiye ile beraber diğer ülkeler, yani bunun başka türlü bir izlenim oluşturmasını da kimse bekleyemez. Bunun aksi yönünde bize ne öncesinde ne sonrasında bir güvence veya beyan verilmedi. Kimse bu ittifaklar oluşturulurken bize ’Ya biz bunu size karşı yapmıyoruz’ demedi. Tam tersine bu ittifakın oluşturulduğu seremonide liderler yan yana iken İsrail başbakanının, hem Yunanistan başbakanının hem Kıbrıs Rum Kesimi cumhurbaşkanının bulunduğu yerde yaptığı beyanlar var. Bu ittifakın ruhunu neden yapıldığını tanımlayan. Şimdi bu gerçekler ortadayken, bizim ortaya koyduğumuz tepkinin Yunanistan’la aramızda yürüttüğümüz müzakere sürecinden dolayı az bile olduğunu düşünüyorum. O toplantıda İsrail başbakanının söylediği şeyler ortada, somut askeri yapılanmalar var, askeri iş birlikleri var. Şimdi bunu görmemezlikten gelemeyiz. Hani Yunanistan bunu başka türlü anlatabilir, saklayabilir. Kendisi zaten NATO ülkesi, daha sonra diğer ülkelerle bu türden bir askeri iş birliğine girmesi, Avrupa’da Yunanistan dışında bu türden bir askeri iş birliği veya ortak birlik kurma anlaşması imzalayan hiç kimse yok. Dolayısıyla bu -sadece bizim için değil- bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Söylemiyorlar ama bölgedeki bütün Müslüman ülkeler ciddi endişe içerisindeler ve soru soruyorlar. Bir de son zamanlarda İsrail’in bölgedeki işgalci ve yayılmacı politikasından hareketle. Şimdi böyle bir isim varken Türkiye gereksiz yere endişe üretiyormuş söyleminde bulunmak da doğru değil. Ortada gerçekler var, insanların endişeleri var bölge ülkelerinde. Türkiye kendisini koruyacak nitelikte ama bölgede daha zayıf nitelikte olup, bu askeri ittifaka endişeyle bakan ülkeler var" dedi. "Dünyanın başına bela olmuş durumda" Gazze’ye yönelik sorular üzerine Bakan Fidan, "Gazze’deki soykırımın değişik şekillerde devam ettirilmeye çalışıldığı gerçeği ortada. Yani insanlar açlığa mahkum edilerek, soğukta kalmaya zorlanarak, gerekli barınma imkanlarının sağlanmadığı ortada. Tabii ki bu var. Biz şunu görüyoruz, yani bunu her yerde de söyledik. Biz uluslararası toplum olarak bir araya geldik. Gazze Barış Planı’nı uygulamak için, hayata geçirmek için yoğun çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımızın bu konuda Sayın Trump ve bölge liderleriyle başlattığı yoğun müzakere süreci var son 1 yıldır. Ama buna rağmen İsrail’in asli niyeti olan Gazze’yi ister insanlarını öldürerek, ister sürerek insansızlaştırmaya yönelik politikasının değişmediğini bütün herkes biliyor. Sadece söylemiyor. Herkes biliyor bunu. Dolayısıyla uluslararası toplum Antalya Diplomasi Forumu’nda da çok sık kullanıldığı gibi diplomasinin bütün imkanlarını kullanarak bunu engelleme yolunda gereken adımları atma yönünde çok ciddi çaba ortaya koyuyor. Bu sorun -İsrail yayılmacılığı sorunu- yani sizin anlattığınız o uzun sorunu biz öyle tanımlıyoruz. İsrail yayılmacılığı sorunu sadece bölgenin değil, artık dünyanın bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Bu yayılmacılığın hangi yöntemlerle, uluslararası toplum tarafından nasıl durdurulacağı meselesi yine uluslararası toplumun kendi ana gündem maddelerinden biridir. Süreç içerisinde ben bu konuda da olumlu gelişmeler olacağını düşünüyorum. Bir araya geldiğimiz bütün aktörler aynı endişeyi taşıyor. Yani İsrail’in bu yayılmacılığına artık kimse bahane bulabilecek durumda değil. Sürdürülebilir de değil. Sürekli uluslararası krizlerin tetiklendiği ve uluslararası krizleri tetikleyen irrasyonel, fundamentalist bir hükümetten söz ediyoruz. Dünyanın başına bela olmuş durumda. Bu sadece Türkiye’nin sorunu değil. Bazıları çok fazla Türkiye’yle ilişkilendirmeye çalışıyor da bu sadece bizim sorunumuz değil. Sadece bölgenin de sorunu değil. Dünyanın başına bela olmuş bir güvenlik sorunundan bahsediyoruz. Orada bir fundamentalist hükümetten dolayı" diye konuştu. Antalya Diplomasi Forumu’nda bu yıl 150 ülkeden ve 66 uluslararası kuruluştan toplam 6 bin 400 katılımcı yer aldı. Forum kapsamında 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı ile 50 bakan ağırlandı.

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde Haber

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) teması, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" olarak belirlendi. 17-19 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumun ikinci gününde, ADF Sohbetleri kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha da önem kazandığını belirterek, forumun özellikle bölgesel meselelerin ele alınması bakımından ayrı bir zemin sunduğunu söyledi. "Antalya Diplomasi Forumu bölgemiz için eşsiz bir fırsat" Antalya Diplomasi Forumu’nun dünya siyasetinde daha etkili bir yer edinmeye başladığını kaydeden Fidan, "Antalya Diplomasi Forumu her geçen yıl çok verimli bir yönde gelişiyor; katılımcı sayısı da, ele alınan konu başlıklarının sayısı da artıyor ve dünya siyasetinde çok daha etkili bir yer edinmeye başlıyor. Aslında Antalya Diplomasi Forumu ile yapmaya çalıştığımız şey, bu platformu özellikle bölgesel meselelerimiz açısından öne çıkarmaktır" ifadelerini kullandı. Dünyadaki benzer platformlarda çoğunlukla küresel ve Batı merkezli sorunların ele alındığını belirten Fidan, "Bölgesel meseleler, özellikle bizim bölgemizle çok yakından ilgili konular, belki Ukrayna meselesi dışında, derinlemesine tartışılmıyor. Ama bunun dışında, örneğin Orta Doğu, Kuzey Afrika, hatta Balkanlar ve Akdeniz’e ilişkin meselelerde çok fazla platform görmüyoruz. Bu bakımdan Antalya Diplomasi Forumu’nun bölgemiz için bölgesel tartışmalar yürütme, bölgesel çözümler ve fikirler ortaya koyma açısından eşsiz bir fırsat sunduğunu düşünüyorum" dedi. "Diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var" Uluslararası sistemde çok taraflılığın ve kurallara dayalı yapının zayıfladığını belirten Fidan, mevcut dönemde diplomasinin daha da hayati hale geldiğini söyledi. Fidan, "Diplomasinin her zamankinden daha ilgili ve her zamankinden daha gerekli olduğu bir dönemdeyiz. Çünkü çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çöktüğünü gördüğümüz bir çağda, çok daha fazla diyaloğa ihtiyaç duyuyoruz" diye konuştu. Yerleşik bir sistemin işlediği dönemlerde devletlerin daha az temas ihtiyacı hissettiğini, ancak sistemin zayıfladığı anlarda koordinasyonun zorunlu hale geldiğini belirten Fidan, "Uluslararası sistemin çökmekte olduğunu ve hukuksuzluğun ortaya çıktığını gördüğünüzde, daha fazla koordinasyona başlamanız gerekir. Diğer taraflarla daha fazla iletişim kurmanız gerekir; aksi halde ezilirsiniz ve kendinizi bir kazanın içinde bulabilirsiniz" dedi. Soğuk Savaş sonrasındaki dönemin 1990’lardan itibaren değişmeye başladığını, 2010-2011 sonrasının ise "serbest düşüş" dönemi olduğunu söyleyen Fidan, insanlığın artık yıkım ve savaş yaşandıktan sonra öğrenen bir döngüden çıkması gerektiğini vurguladı. "Bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim" Fidan, Orta Doğu başta olmak üzere Türkiye’nin çevresindeki bölgelerde uzun süredir güç siyasetinin belirleyici olduğunu belirterek, bunun ciddi yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Fidan, savaşların sadece bölgeyi değil, kısa sürede diğer ülkeleri de olumsuz etkilediğini kaydederek, "Ne yazık ki bizim bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim durumda. Bu yüzden bir tür düzen getirmemiz gerekiyor. Çünkü sorunları çözmenin eski yöntemi, çoğu zaman savaşı içeriyor ve bu da bize yardımcı olmuyor" şeklinde konuştu. Bölgede kalıcı istikrarın temel şartının egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve güvenliğe saygıdan geçtiğini söyleyen Fidan, "Bakın, her ulusun kendi sınırı var. Dolayısıyla hiçbir ülke başka bir ülkenin toprağının peşinde değil; İsrail hariç. İsrail yayılmacı politikaların peşinde. Ama İsrail dışında, bölgedeki ülkelerin kendi sınırları, kendi bayrakları ve kendi devletleri var. O halde, bölgede diğer ulus devletlerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine, emniyetine ve güvenliğine saygı duyduğumuz sürece, bu çok temel bir başlangıç noktasıdır. Bence sorunların yüzde 80’inden fazlasını çözeriz" ifadelerini kullandı. "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz" Türkiye’nin bölgesel krizlerdeki yaklaşımını da anlatan Fidan, diplomasinin çatışmalarda tüm taraflarla temas kurmayı zorunlu kıldığını vurguladı. Fidan, "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz. Savaşta taraf tutmanız gerekir; ama diplomaside çatışmaya dâhil olan her tarafla, bütün taraflarla temas kurmanız gerekir. Bizim için başlangıç noktası budur" dedi. Bölgede dış politika önceliklerinin savaşların önlenmesi ve süren çatışmaların sonlandırılması olduğunu belirten Fidan, "Bölgede dış politika önceliğimiz ise savaşların patlak vermemesini sağlamak, eğer süren bir çatışma varsa bunun durdurulması ya da sona erdirilmesidir. Bölgemizde ticaretin, kalkınmanın, emniyetin, güvenliğin ve istikrarın mümkün olmasının tek yolu budur" diye konuştu. Türkiye’nin Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar çok sayıda kriz alanında yoğun çaba yürüttüğünü söyleyen Fidan, "İşte bu nedenle bölgemizde hâlihazırda süren yangınları söndürmek için çok yoğun çalışıyoruz; Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar, gerekirse zaman zaman Balkanlar’da da devreye giriyoruz" dedi. "İran’daki savaş, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itti" Ukrayna-Rusya savaşına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, sürecin inişli çıkışlı seyrettiğini ancak tarafların ve arabulucuların görüşmeleri sürdürme iradesini koruduğunu söyledi. Fidan, "Ne yazık ki Ukrayna-Rusya savaşı inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Ancak olumlu olan taraf şu ki, her iki tarafın ve arabulucuların en azından süreci sürdürme konusunda hâlâ istekli olduğunu görüyoruz. Bu hepimiz için büyük bir artı" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tarafları ateşkes ve kalıcı çözüme yönlendirmeye çalıştığını belirten Fidan, Ukrayna’daki savaşın büyük bir yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini söyledi. Fidan, "Şu anda Ukrayna görüşmeleri bakımından karşı karşıya olduğumuz tek olumsuzluk, İran’daki savaştır. Bu durum, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itmiş durumda. İnşallah, İran’la ilgili ateşkes ya da barış anlaşması sağlanır sağlanmaz, dikkatimizi derhal yeniden Ukrayna görüşmelerine çevireceğiz. Bu çok önemli. O meseleye olan odağımızın kaymasına izin veremeyiz" dedi. Söz konusu savaşın yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel ve küresel dengeleri de etkilediğini vurgulayan Fidan, tırmanma riskine de dikkat çekti. "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" İsrail’in uzun süredir kendi güvenliğini gerekçe göstererek uluslararası kamuoyunda bir algı oluşturduğunu belirten Fidan, son yıllarda bunun arkasında daha fazla toprak hedefinin bulunduğunun netleştiğini söyledi. Fidan, "İsrail, uluslararası alanda, kendi güvenliğinin peşinde olduğu yönünde bir yanılsama oluşturdu. Ancak özellikle son yıllarda çok daha net hale geldi ki, bu kavramın altında İsrail’in peşinde olduğu şey daha fazla topraktır. Gerçekte olan budur. İsrail kendi güvenliğinin peşinde değil; daha fazla toprağın peşinde. Güvenlik, Netanyahu hükümeti tarafından daha fazla toprağı işgal etmek için bir gerekçe olarak kullanılıyor" diye konuştu. Bu sürecin Filistin topraklarından başladığını, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ten Lübnan ve Suriye’ye uzanan bir yayılmacılık politikası izlendiğini belirten Fidan, "Bu, bölgede süregelen bir işgal ve yayılmacılık politikasıdır. Bence bunun durması gerekiyor" dedi. İsrail’in ancak diğer ülkelerin güvenlik, egemenlik ve özgürlüklerine saygı göstermesi halinde bölgede kalıcı barış içinde yaşayabileceğini vurgulayan Fidan, "İsraillilerin daha fazla toprak elde etmeye dönük yayılmacı politikaları, bölgesel ölçekte çok büyük bir sorun oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Avrupa Birliği, İsrail’i sınırlamak için daha fazlasını yapmalı" İsrail’e verilen Batı desteğinin meseleyi daha da karmaşık hale getirdiğini belirten Fidan, özellikle Avrupa Birliği’nin son dönemde bazı adımlar atsa da bunun yeterli olmadığını söyledi. Fidan, "Avrupa’nın, Avrupa Birliği olarak ve kurumsal bir yapı olarak bir araya gelmesi, kendi gücünü gerçekten İsrail’in bölgesel ve küresel güvenliği istikrarsızlaştıran eylemlerini sınırlamak için kullanması gerekiyor. Şu anda Avrupa Birliği’nden görmediğimiz şey tam olarak budur" dedi. Batı Şeria’daki bazı aşırı yerleşimcilerin yaptırım listesine alınmasını hatırlatan Fidan, buna rağmen İsrail’in işgal, saldırı ve insani hukuk ihlalleri karşısında daha güçlü adımlar gerektiğini söyledi. Fidan, "İsrail’in bölgede nasıl davranması gerektiğini gerçekten sağlamak için daha fazlasını yapmaları gerekiyor. Soykırım işlemeyi durdurmalı. Yerleri işgal etmeyi durdurmalı. Batı Şeria ve Gazze’de olduğu gibi başkasına ait toprakları çalmayı durdurmalı" ifadelerine yer verdi. "Gazze Planı’nın ilk aşamasındaki insani yükümlülükler yerine getirilmedi" Gazze’deki son duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, geçen yıldan itibaren Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin ABD ile birlikte Gazze Barış Planı’na öncülük ettiğini söyledi. Planın savaşın durdurulmasında etkili olduğunu belirten Fidan, "Geçen yıldan itibaren, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir dizi ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte hareket ederek Gazze Barış Planı’na öncülük etti. Bu da Gazze’de savaşı durdurmayı mümkün kıldı. Özellikle o zamana kadar aktif bir soykırım söz konusuydu. Şimdi İsrailliler Gazze halkını hâlâ kasıtlı olarak öldürüyor, ancak en azından kitlesel öldürme düzeyi durdu" dedi. Planın aşamalardan oluştuğunu kaydeden Fidan, şu anda Kahire’de devam eden görüşmelerde birinci aşamanın performansının değerlendirildiğini ve ikinci aşamaya geçiş zemininin ele alındığını ifade etti. Fidan, "Her iki taraf da farklı şeyler ileri sürüyor. Ancak genel olarak şunu söyleyebilirim: Özellikle anlaşmanın insani boyutu söz konusu olduğunda, İsrail’in birinci aşamayla ilgili yükümlülüklerini fiilen yerine getirdiğini görmedik" diye konuştu. İlk aşamanın gerekleri arasında daha fazla insani yardım, tıbbi destek, barınak girişine izin verilmesi ve Filistin teknik komitesinin Gazze’de çalışmaya başlamasının yer aldığını söyleyen Fidan, "Daha fazla insani yardıma, daha fazla tıbbi yardıma ihtiyacımız var. Barınakların içeri sokulmasına izin verilmesi gerekiyor. Filistin teknik komitesinin Gazze’de kendi çalışmalarına başladığını görmemiz gerekiyor; ancak henüz başlamış değiller. Gazze’ye girişlerine izin verilmiyor. Bunlar birinci aşamanın gerekleridir" dedi. Fidan, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin ardından ikinci aşamaya geçilerek daha somut sonuçların görülebileceğini belirterek, "Ama şu anda insani durum, birinci aşama şartlarının gerektirdiği şekilde tam anlamıyla ele alınmıyor. Şu an bulunduğumuz nokta budur. Ve umarım Kahire’de devam eden görüşmeler, inşallah, olumlu bir sonuç verecektir" şeklinde konuştu.

Türkiye ile Yunanistan'ın ticaret hedefi 10 milyar dolar Haber

Türkiye ile Yunanistan'ın ticaret hedefi 10 milyar dolar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile düzenlenen anlaşmaların imza töreni ve ortak basın toplantısında, ikili ticaret hacmini 10 milyar dolara çıkarma hedefini yineledi. Erdoğan, Ege ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere bölgesel meselelerin uluslararası hukuk temelinde çözülebileceğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmi ziyarette bulunan Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile gerçekleştirilen Türkiye- Yunanistan 6. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Heyetler Arası Görüşme Oturumu ve anlaşmaların imza töreni ile ortak basın toplantısında açıklamalarda bulundu. İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz yıl yaklaşık 7 milyar dolara ulaşan ticaret hacmini 10 milyar dolara çıkarma hedefi doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Miçotakis ile yaptığı görüşmede Ege ve Doğu Akdeniz’e ilişkin konuları açık ve samimi bir şekilde ele aldıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Meseleler çetrefil olmakla birlikte uluslararası hukuk temelinde çözümsüz değildir. Dostum Kiryakos ile bu konuda hemfikir olduğumuzu gördüm” dedi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile Anlaşmaların İmza Töreni ve Ortak Basın Toplantısı’nda konuştu: "Geçtiğimiz yıl yaklaşık 7 milyar dolara ulaşan ikili ticaretimizi 10 milyar dolara çıkarma hedefimiz doğrultusunda çalışmaya… pic.twitter.com/wulUQKEhbR — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) February 11, 2026 AZINLIKLAR VE BATI TRAKYA MESAJI İkili ilişkilerde beşeri unsurların önemine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, azınlıklar konusunda tarihi sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Batı Trakya Türk azınlığının dini özgürlükler ve eğitim imkanlarından tam olarak yararlandırılması yönündeki beklentilerini Yunanistan Başbakanı’na ilettiğini aktardı. Görüşmede bölgesel gelişmelerin de ele alındığını belirten Erdoğan, Gazze’deki ateşkes süreci ve barış planı hakkında değerlendirmelerde bulunduklarını ifade etti. İsrail’in Batı Şeria’da kontrolünü genişletmeye ve Filistin yönetimini zayıflatmaya yönelik kararlarını reddettiklerini belirten Erdoğan, bu adımların bölgesel barışa zarar verdiğini dile getirdi. Suriye’de istikrarın sağlanmasının önemine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bu süreçte üstlendiği yapıcı rolün yalnızca Suriye için değil, Yunanistan ve Avrupa’nın güvenliği açısından da önemli olduğunu vurguladı.

Trump, Gazze'deki ''barış kurulu''na Blair, Kushner ve Rubio'yu atadı Haber

Trump, Gazze'deki ''barış kurulu''na Blair, Kushner ve Rubio'yu atadı

Beyaz Saray, yedi üyeli "kurucu yönetim kurulu"nda ayrıca Trump'ın özel temsilcisi, emlak geliştiricisi Steve Witkoff; Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ve başkanın damadı ve uzun süredir danışmanı olan Jared Kushner'in de yer alacağını söyledi. Trump'ın kendisi başkanlık yapacak ve önümüzdeki haftalarda daha fazla atama bekleniyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "Yönetim kurulu üyelerinin her biri, Gazze'nin istikrara kavuşması ve uzun vadeli başarısı için kritik öneme sahip, tanımlanmış bir portföyü denetleyecek; bu portföy, yönetişim kapasitesi geliştirme, bölgesel ilişkiler, yeniden yapılanma, yatırım çekme, büyük ölçekli finansman ve sermaye seferberliği gibi alanları kapsayacak ancak bunlarla sınırlı kalmayacaktır. “Amerika Birleşik Devletleri, İsrail, önemli Arap ülkeleri ve uluslararası toplumla yakın iş birliği içinde çalışarak bu geçiş çerçevesini desteklemeye tam olarak bağlı kalmaktadır.” denildi. Başkan ayrıca, “günlük strateji ve operasyonları” denetlemek üzere Aryeh Lightstone ve Josh Gruenbaum'u yönetim kuruluna kıdemli danışman olarak atadı. Bulgaristanlı siyasetçi ve eski BM Ortadoğu özel temsilcisi Nickolay Mladenov, Gazze Yüksek Temsilcisi olarak görev yapacak. Liste, Trump'ın Gazze'deki çatışmayı sona erdirmek için ABD arabuluculuğunda yürütülen planın ikinci aşamasının bir parçası olarak "barış kurulu"nun kurulduğunu açıklamasından bir gün sonra kamuoyuna açıklandı. Her zamanki gibi coşkulu bir üslupla konuşan başkan, bunu "herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde kurulmuş en büyük ve en prestijli kurul" olarak nitelendirdi. Kurulun kuruluşu, savaş sonrası Gazze'de günlük işleri yürütmekle görevli 15 üyeli Filistinli teknokrat bir komitenin kurulmasının ardından gerçekleşti. Bu kurulun başkanlığını, Gazze doğumlu ve Filistin Yönetimi'nde eski bakan yardımcısı olan Ali Sha'ath yapacak. Trump ayrıca, bölgedeki güvenliği denetleyecek Uluslararası İstikrar Gücü'nün (ISF) başına eski ABD özel kuvvetleri komutanı Tümgeneral Jasper Jeffers'ı atadı. 10 Ekim'de başlatılan ABD destekli barış planı, Hamas tarafından tutulan tüm rehinelerin serbest bırakılmasını ve İsrail ile militan grup arasında çatışmaların sona ermesini sağladı. İkinci aşama şu anda devam ediyor, ancak yardım eksikliği ve ara sıra yaşanan şiddet olayları süreci gölgelemeye devam ediyor. Ateşkesin ardından İsrail, Gazze'nin hala kontrolünde olan kısmında savaştan kalan binlerce yapıyı, evleri ve seraları da yıktı.

Trump, Ukrayna barış anlaşmasının '"her zamankinden daha yakın"' olduğunu söyledi Haber

Trump, Ukrayna barış anlaşmasının '"her zamankinden daha yakın"' olduğunu söyledi

Florida, 29 Aralık- ABD Başkanı Donald Trump, Pazar günü Florida'da Volodymyr Zelenski ile iki saat süren görüşmesinin ardından, Ukrayna'daki savaşı sona erdirecek bir anlaşmanın "her zamankinden daha yakın" olduğunu söyledi, ancak doğu Donbas bölgesinin geleceğiyle ilgili "zorlu" soruların henüz çözülmediğini de kabul etti. Trump, savaşı sona erdirecek bir anlaşma taslağının neredeyse "yüzde 95'inin tamamlandığını" söyledi. "Gerçekten de her iki tarafla da her zamankinden daha yakın olduğumuzu düşünüyorum," dedi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de "bunun gerçekleşmesini görmek istediğini" ekledi. ABD Başkanı, toprak ve savaşın nasıl sona erebileceği konusunda "bir iki zorlu" konunun hala çözülmediğini kabul etti ve Rusya'nın ateşkes istememesine sempati duyduğunu ifade etti. "Diğer tarafı anlamanız gerekiyor," dedi. Ayrıca, olası bir barış planı oylaması öncesinde Ukrayna parlamentosuna hitap etmek üzere Kiev'e gitmeyi teklif etti ve bunun muhtemelen gerekli olmayacağını düşündüğünü söyledi. Zelenski araya girerek, "Her zaman bekleriz," dedi. Görüşme, Trump'ın Rusya Devlet Başkanı ile uzun bir telefon görüşmesi yapmasından sadece birkaç saat sonra gerçekleşti. Trump, "İki lider de bunun sona ermesini istiyor," dedi ve ekledi: "Bence oldukça hızlı hareket edebiliriz. Aksi takdirde çok uzun süre devam edecek." Trump, Zelenski'yi de övdü ve şunları söyledi: "Bu beyefendi çok çalıştı ve çok cesur, halkı da çok cesur. Bence bir anlaşmaya varacak zemin hazır. İki istekli ülke var. Görüşmelerin son aşamasındayız." Gazetecilere konuşan iki lider, 20 maddelik barış planının son halini ve Ukrayna'nın doğusundaki Donbas bölgesinin geleceğine ilişkin çözülmemiş sorunu ele aldı. Trump'ın yanında duran Zelenski, ABD ve Ukrayna müzakerecilerinin son haftalarda önemli ilerleme kaydettiğini ve taslağın “yüzde 90'ının” üzerinde anlaşmaya varıldığını söyledi. Toplantı öncesinde Truth Social'da bir yazı paylaşan Trump, Putin ile yaptığı 1 saat 15 dakikalık görüşmeyi “iyi ve çok verimli” olarak nitelendirdi. Putin'in barış konusunda ciddi olup olmadığı sorulduğunda Trump, “Bence ciddi” yanıtını verdi.

Zelenskyy: Ukrayna, ABD-Rusya planı konusunda 'çok zor bir seçim'le karşı karşıya Haber

Zelenskyy: Ukrayna, ABD-Rusya planı konusunda 'çok zor bir seçim'le karşı karşıya

Başkan Volodymyr Zelenskiy Cuma günü, Ukrayna'nın kilit Rus taleplerini onaylayan bir ABD barış planı nedeniyle onurunu ve özgürlüğünü veya Washington'un desteğini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyardı. Donald Trump'ın Kiev'in bir hafta içinde kabul etmesi gerektiğini söylediği bir öneri. ABD başkanı Fox News Radio'ya Perşembe gününün Kiev'in planı kabul etmesi için uygun bir son tarih olduğuna inandığını söyledi ve iki kaynağın Reuters'e söylediklerini doğruladı. Trump daha sonra gazetecilere yaklaşan kış göz önüne alındığında zamanın kısa olduğunu ve kan dökülmesini sona erdirmesi gerektiğini ve Zelenskiy'nin planı onaylaması gerekeceğini söyledi. "Bundan hoşlanması gerekecek ve eğer bundan hoşlanmıyorsa, o zaman biliyorsun, sanırım kavga etmeye devam etmeliler," dedi. Trump, "Bir noktada kabul etmediği bir şeyi kabul etmek zorunda kalacak," dedi. Şubat ayında Zelenskiy ile yaptıkları çekişmeli toplantıyı hatırlatan Trump şunları ekledi: "Oval Ofis'te çok uzun zaman önce, 'Kartların yok' dediğimi hatırlıyorsunuz." Washington'un 28 maddelik planı, Ukrayna'yı topraklarını bırakmaya, ordusunun sınırlarını kabul etmeye ve NATO'ya katılma hırslarından vazgeçmeye çağırıyor. Reuters tarafından görülen bir taslağa göre, Moskova'nın itiraz edebileceği bazı öneriler de içeriyor ve güçlerinin ele geçirdikleri bazı bölgelerden geri çekilmelerini gerektiriyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance Cuma günü geç saatlerde yaptığı açıklamada, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sona erdirmeye yönelik herhangi bir planın Ukrayna egemenliğini koruması ve her iki ülke için de kabul edilebilir olması gerektiğini, ancak ABD'nin Kiev'e daha fazla para veya silah vermesi veya Moskova'ya daha fazla yaptırım uygulaması durumunda Ukrayna'nın kazanabileceğini düşünmenin bir "fantezi" olduğunu söyledi. Vance, X'te "Daha fazla para, daha fazla silah veya daha fazla yaptırım verirsek, zaferin elin altında olduğuna dair bir fantezi var" diye yazdı. Rusya'nın kilit toprak ve güvenlik talepleri konusunda hareket etmeyi reddeden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cuma günü yaptığı açıklamada, ABD'nin planının yaklaşık dört yıllık çatışmanın nihai çözümünün temeli olabileceğini söyledi. Kiev'in plana karşı olduğunu ancak ne kendisinin ne de Avrupalı müttefiklerinin Ukrayna'daki Rus ilerlemelerinin gerçekliğini anlamadığını söyledi. Önerilen ABD barış planı, Ukrayna'nın geniş bir bölümünü Rus kontrolüne devrediyor 28 maddelik, ABD destekli barış planı, Rusya'ya Luhansk, Donetsk ve Kırım üzerinde fiili kontrol sağlar; Kherson ve Zaporizhzhia'daki cephe hattını dondurur ve mevcut cephe hattı ile Donetsk sınırı arasında askerden arındırılmış bir bölge oluşturur. 'UKRAYNALILARIN HAYSIYETI VE ÖZGÜRLÜĞÜ' Geçmişte teslimiyet olarak planın şartlarını reddeden Zelenskiy, Ukraynalılara birlik çağrısında bulundu ve Ukrayna'ya asla ihanet etmeyeceğini söyledi. "Şimdi, Ukrayna çok zor bir seçimle karşı karşıya kalabilir - ya onurunu kaybedebilir ya da büyük bir ortağı kaybetme riskini alabilir" dedi ve ekledi: "Plandaki en az iki noktanın gözden kaçmamasını sağlamak için 7/24 savaşacağım - Ukraynalıların haysiyeti ve özgürlüğü." Putin'in yatırım elçisi Kirill Dmitriev Cuma günü yaptığı açıklamada, ABD'nin planının daha fazla Ukraynalı ölümünü ve toprak kaybını önlemeyi amaçladığını söyledi. Birkaç kaynak Reuters'e planın Dmitriev ile Trump'ın özel elçisi Steve Witkoff arasındaki arka kanal konuşmalarının bir sonucu olduğunu söyledi. Dmitriev, X sosyal medya platformunda İngilizce olarak "Savaş kışkırtıcılarının propagandası nedeniyle birçok insan, Trump'ın Barış Planı'nın Ukrayna'yı daha da fazla toprak ve can kaybetmekten kurtarmak için tasarlandığını kaçırıyor" diye yazdı. İki kaynak Reuters'e, Washington'un anlaşmayı kabul etmezse Ukrayna'ya istihbarat paylaşımını ve silah tedarikini kesmekle tehdit ettiğini söyledi. Üst düzey bir ABD yetkilisi daha sonra ABD'nin istihbaratı alıkoymakla tehdit ettiğini söylemenin doğru olmadığını söyledi. Cuma günü İngiltere, Almanya ve Fransa'nın liderlerinin yanı sıra Vance ile konuşan Zelenskiy, ABD planını reddetmemeye veya Amerikalıları gücendirmemeye özen gösterdi. Zelenskiy, "Amerika Birleşik Devletleri'nin, Başkan Trump'ın ve ekibinin bu savaşı sona erdirmeyi amaçlayan çabalarına değer veriyoruz" dedi. "Bu, gerçek ve onurlu bir barış sağlayan bir plan olmalı." Ukrayna için kötü bir anlaşma, yaklaşık dört yıllık amansız savaştan sonra toplumunun istikrarını test edebilir. İngiltere'nin Chatham House düşünce kuruluşundan Tim Ash, "Rusya istediği her şeyi alıyor ve Ukrayna çok fazla bir şey elde etmiyor" dedi. "Zelenskiy bunu kabul ederse, Ukrayna'da büyük bir siyasi, sosyal ve ekonomik istikrarsızlık bekliyorum." Planın, Trump'ın boykotuna rağmen Avrupalı liderlerin bu hafta sonu katıldığı Johannesburg'daki G20 zirvesinin oturum aralarındaki tartışmalara hakim olması bekleniyor. 'ÇOK TEHLIKELI BIR AN' Üç kaynak Reuters'e, Ukrayna'nın İngiltere, Fransa ve Almanya ile birlikte 28 maddelik plana karşı bir teklif üzerinde çalıştığını söyledi. Avrupalılara ABD planı hakkında danışılmadı ve Kiev'e güçlü bir destek verdiler. "Hepimiz bu savaşın bitmesini istiyoruz, ama nasıl biteceği önemli. AB dış politika şefi Kaja Kallas, "Rusya'nın işgal ettiği ülkeden herhangi bir taviz almaya hiçbir yasal hakkı yok" dedi. "Bu herkes için çok tehlikeli bir an." ABD'li yetkililer, planlarının Temmuz ayına kadar savunma bakanı olarak görev yapan yakın bir Zelenskiy müttefiki olan Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi sekreteri Rustem Umerov ile yapılan istişarelerin ardından hazırlandığını söyledi. Üst düzey bir ABD yetkilisi Perşembe günü yaptığı açıklamada, Umerov'un "birkaç değişiklik yaptıktan sonra planın çoğunu kabul ettiğini ve bunu Başkan Zelenskiy'ye sunduğunu" söyledi. Ancak Umerov, planın herhangi bir şartını kabul ettiğini reddetti ve görüşmeleri organize etmek için yalnızca teknik bir rol oynadığını söyledi. RUSYA'NIN TALEPLERI BELIRTILDI, KIEV'IN BELIRSIZ KALDI Plan, Ukrayna'nın, Rusya'nın ilhak ettiğini iddia ettiği doğu eyaletlerinde hala kontrol ettiği topraklardan çekilmesini gerektirirken, Rusya diğer bölgelerde sahip olduğu daha az miktarda araziden vazgeçecek. Ukrayna'nın NATO askeri ittifakına katılması kalıcı olarak yasaklanacak ve silahlı kuvvetleri 600.000 askerle sınırlandırılacaktı. NATO, oraya asla asker konuşlandırmamayı kabul ederdi. Rusya'ya yönelik yaptırımlar kademeli olarak kaldırılacak, Moskova sanayileşmiş ülkelerden oluşan G8 grubuna geri davet edilecek ve dondurulmuş Rus varlıkları bir yatırım fonunda bir araya getirilecek ve Washington'a karların bir kısmı verilecekti. Ukrayna'nın ana taleplerinden biri, Rusya'yı tekrar saldırmaktan caydırmak için NATO'nun karşılıklı savunma maddesine eşdeğer uygulanabilir garantiler, ayrıntı olmadan tek bir satırda ele alınıyor: "Ukrayna sağlam güvenlik garantileri alacak". 28 MADDELİK BARIŞ PLANI 28 maddelik planın taslak metni ise şu şekilde: "1. Ukrayna'nın egemenliği teyit edilecektir. 2. Rusya, Ukrayna ve Avrupa arasında kapsamlı bir saldırmazlık anlaşması imzalanacaktır. Son 30 yılın tüm belirsizlikleri çözüme kavuşturulmuş sayılacaktır. 3. Rusya'nın komşu ülkeleri işgal etmeyeceği ve NATO'nun daha fazla genişlemeyeceği öngörülecektir. 4. Küresel güvenliği sağlamak, işbirliği imkanlarını artırmak ve gelecekte ekonomik kalkınmaya zemin hazırlamak amacıyla tüm güvenlik sorunlarının çözülmesi ve gerilimin azaltılması için ABD'nin arabuluculuğunda Rusya ile NATO arasında bir diyalog gerçekleştirilecek. 5. Ukrayna güvenilir güvenlik garantileri alacaktır. 6. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri'nin personel sayısı 600 bin ile sınırlandırılacaktır. 7. Ukrayna, anayasasında NATO'ya katılmayacağını güvence altına almayı; NATO da Ukrayna'nın gelecekte üyeliğe kabul edilmeyeceğine dair bir hükmü tüzüğüne eklemeyi kabul edecektir. 8. NATO, Ukrayna'da asker konuşlandırmayacağını kabul edecektir. 9. Polonya'da Avrupa ülkelerine ait savaş uçakları konuşlandırılacaktır. 10. ABD, garanti karşılığında tazminat alacak; Ukrayna Rusya'ya saldırırsa garanti hakkını kaybedecek, Rusya, Ukrayna'yı işgal ederse, kararlı ve koordineli bir askeri yanıtın yanı sıra tüm küresel yaptırımlar yeniden uygulanacak, yeni toprakların tanınması ve bu anlaşmanın tüm diğer avantajları geri alınacaktır; Ukrayna, herhangi bir gerekçe olmadan Rusya'nın Moskova veya St. Petersburg şehirlerine füze saldırısı düzenlerse, güvenlik garantisi geçersiz sayılacaktır. 11. Ukrayna, AB üyeliği için uygun kabul edilecek ve bu konu değerlendirildiği sürece Avrupa pazarına kısa vadeli ayrıcalıklı erişim hakkı elde edecektir. 12. Ukrayna'yı yeniden inşa etmek amacıyla kapsamlı ve güçlü bir küresel önlem paketi oluşturulacak, paket şu maddeleri içerecek ve bunlarla sınırlı olmayacaktır: Ukrayna'nın teknoloji ve veri merkezleri ile yapay zeka daha dahil olmak üzere hızla büyüyen sektörlere yatırımını sağlamak için Ukrayna Kalkınma Fonu oluşturulacaktır; ABD, Ukrayna ile iş birliği yaparak Ukrayna'nın boru hatları ve depolama tesisleri de dahil olmak üzere gaz altyapısını birlikte yeniden inşa edecek, geliştirecek, modernize edecek ve işletilecektir; Savaşta etkilenen bölgelerin onarımı için şehirlerin ve yerleşim alanlarının restorasyonu, yeniden inşası ve modernizasyonuna yönelik ortak çalışmalar yürütülecektir; altyapı geliştirme çalışmaları yürütülecektir; mineral ve doğal kaynakların çıkarılmasına yönelik çalışmalar yürütülecektir; Dünya Bankası, bu çabaların hızlandırılması amacıyla özel bir finansman paketi geliştirecektir. 13. Rusya, küresel ekonomiye yeniden entegre edilecektir: Yaptırımların kaldırılması, aşamalı olarak ve ilgili durumlara göre görüşülüp karara bağlanacaktır; ABD, enerji, doğal kaynaklar, altyapı, yapay zeka, veri merkezleri, Arktik bölgesindeki nadir toprak metali çıkarma projeleri ve diğer karşılıklı fayda sağlayacak kurumsal fırsatlar alanlarında ortak kalkınma amacıyla uzun vadeli bir ekonomik iş birliği anlaşması imzalayacaktır; Rusya, G8'e yeniden katılmaya davet edilecektir. 14. Dondurulan varlıklar belirtilen şekilde kullanılacaktır: Rusya'nın 100 milyar dolar değerindeki dondurulmuş varlıkları, ABD liderliğinde Ukrayna'yı yeniden inşa etme ve yatırım yapma çabalarına yönlendirilecektir; ABD, bu girişimden elde edilecek karın yüzde 50'sini alacaktır. Avrupa, Ukrayna'nın yeniden inşası için kullanılacak yatırım miktarını artırmak amacıyla 100 milyar dolar ekleyecektir. Dondurulmuş Avrupa fonları serbest bırakılacaktır. Kalan dondurulmuş Rus fonları ise, belirli alanlarda ortak projeler yürütecek ayrı bir ABD-Rus yatırım aracına yönlendirilecektir. Bu fon, ilişkileri güçlendirmeyi ve ortak çıkarları artırmayı hedefleyerek çatışmaya geri dönmeme konusunda güçlü bir teşvik oluşturacaktır. 15. Bu anlaşmanın tüm hükümlerine uyumun sağlanmasını ve teşvik edilmesini amaçlayan ortak bir ABD-Rusya güvenlik çalışma grubu kurulacaktır. 16. Rusya, Avrupa ve Ukrayna'ya karşı saldırmazlık politikasını yasalarla güvence altına alacaktır. 17. ABD ve Rusya, Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması'nın (START) Antlaşması da dahil olmak üzere nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ve kontrolüne ilişkin antlaşmaların geçerlilik süresini uzatmayı kabul edecektir. 18. Ukrayna, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması (NPT) uyarınca nükleer silah bulundurmayan bir devlet olmayı kabul edecektir. 19. Zaporijya Nükleer Santrali, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) gözetiminde çalıştırılacak ve üretilen elektrik, Rusya ile Ukrayna arasında yarı yarıya eşit oranda dağıtılacaktır. 20. Her iki ülke de okullarda ve toplum genelinde, farklı kültürlerin anlaşılmasını ve hoşgörüyü teşvik eden, ırkçılığı ve önyargıyı ortadan kaldırmayı amaçlayan eğitim programlarını uygulamayı taahhüt edecektir: Ukrayna, dini hoşgörü ve dilsel azınlıkların korunmasına ilişkin AB kurallarını benimseyecektir; her iki ülke de tüm ayrımcı uygulamaları kaldırmayı, karşılıklı basın ve eğitim haklarını güvence altına almayı kabul edecektir; Nazi ideolojisi ait tüm faaliyetler kınanacak ve yasaklanacaktır. 21. Bölgeler; Kırım, Luhansk ve Donetsk bölgeleri fiilen Rusya'ya ait olarak tanınacaktır. ABD de bu tanıma kararına dahil olacaktır; Herson ve Zaporijya, temas hattı boyunca "donmuş" statüde tutulacak. Bu, temas hattı boyunca fiili bir tanıma statüsü anlamına gelecektir; Rusya, söz konusu 5 bölge dışında kontrolündeki topraklardan feragat edecektir; Ukrayna güçleri, Donetsk bölgesinin kontrol ettikleri bölümünden çekilecek ve bu çekilme bölgesi, uluslararası alanda Rusya'ya ait toprak olarak tanınan, tarafsız ve silahsızlandırılmış bir tampon bölge olarak kabul edilecektir. Rus askeri bu silahsızlandırılmış bölgeye girmeyecektir. 22. Gelecekteki toprak düzenlemeleri üzerinde anlaşmaya varıldıktan sonra, hem Rusya hem de Ukrayna, bu düzenlemeleri zorla değiştirmemeyi taahhüt edecektir. Bu taahhüdün ihlali durumunda herhangi bir güvenlik garantisi geçerli olmayacaktır. 23. Rusya, Ukrayna'nın Dnipro Nehri'ni ticari faaliyetler için kullanmasını engellemeyecek ve Karadeniz üzerinden tahıl taşımacılığının serbest şekilde yapılmasına ilişkin anlaşmalar sağlanacaktır. 24. Bekleyen konuları çözmek amacıyla bir insani yardım komitesi kurulacaktır: Taraflar arasında kalan tüm tutuklular ve cenazeler için "herkese karşı herkes" esasına göre takas gerçekleştirilecektir; tüm sivil tutuklular ve rehineler, çocuklar da dahil olmak üzere iade edilecektir; aile birleşimi programı uygulanacaktır; çatışmanın mağdurlarının acılarını hafifletmek için önlemler alınacaktır. 25. Ukrayna'da 100 gün içinde seçim düzenlenecektir. 26. Çatışmaya dahil olan tüm taraflar, savaş sırasında gerçekleştirdikleri eylemler nedeniyle tam af alacak ve gelecekte herhangi bir talepte bulunmamayı veya herhangi bir şikayeti gündeme getirmemeyi kabul edeceklerdir. 27. Bu anlaşma yasal olarak bağlayıcı olacaktır. Uygulaması, ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık edeceği Barış Konseyi tarafından izlenecek ve güvence altına alınacaktır. İhlaller durumunda yaptırımlar uygulanacaktır. 28. Tüm taraflar bu mutabakata onay verdikten sonra, anlaşmanın uygulanmasına başlamak üzere her iki tarafın üzerinde anlaşılan noktalara çekilmesinin hemen ardından ateşkes yürürlüğe girecektir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.