Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Barış

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Barış haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Barış haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz. Haber

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz.

Ümit Özdağ'ın konuşmasındaki satırbaşları şöyle ; Bir ramazanda daha iftar sofrasında bir araya geldik. Var olun. Davetimizi kabul ettiniz geldiniz. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ne yazık ki ramazanların tadı kalmadı, bayramların tadı kalmadı. Ramazan sabır ayıdır, kanaat ayıdır, şükür ayıdır. Biz de millet olarak sabrediyoruz, şükrediyoruz ve Allah biliyor ya, milletimiz kanaat ediyor; kanaat etmek zorunda kalıyor. Çünkü adaletin olmadığı, kul hakkının yendiği, bayramların bayram, ramazanların ramazan tadı vermediği günlerden geçiyoruz. Değerli Antalyalılar, Geçen sene sahurları ve iftarları, bu salonda yaptığım bir konuşmadan dolayı Silivri Cezaevi’nde gerçekleştiriyordum. Nasip oldu, bu ramazanda yine aynı salonda, bu sefer sizlerle birlikte iftar sofrasında bir araya geldik. Biz bir araya geldik ama haksız yere tutuklu olan yurttaşlarımız hâlâ hapishanelerde kalmaya devam ediyor ve haksız yargılanmalar sürüyor. Belki sizler de görmüşsünüzdür; birkaç gün önce sosyal medyada küçük bir video dolaştı. Bir vatandaş, orada gördüğü bir başkasına, ‘Acaba İstanbul’da Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne nasıl gidebilirim’ diye soruyor. Soruyu sorduğu kişi ise, ‘Twitter kullanıyor musun’ diyor. ‘O zaman Twitter’a ‘Hükümet istifa’ yaz, seni hemen götürürler’ diyor. Maalesef böyle bir dönemden geçiyoruz ve düşman ceza hukuku uygulamaları devam ediyor. Öte yandan, 14 kişiyi diri diri yakarak öldüren bir terörist hapishaneden serbest bırakılıyor ve şimdi şehir şehir dolaştırılıyor. Gittiği şehirlerde belirli bir grup tarafından kahraman gibi karşılanıyor, konuşmalar yaptırılıyor. Bu adalet mi arkadaşlar? Bu adalet değil. Adaletsizlik sadece yargı sisteminde de değil; pazarda, çarşıda da var. Kul hakkının yenmesi, piyasada her gün yaşadığımız bir şey. Toplumun yüzde 10’u bütün servetin yüzde 68’ini kontrol ederken, 44 milyon insanın sahip olduğu servet Türkiye’nin toplam servetinin yüzde 2,47’si. Bazıları parfüm banyosu yapıp en lüks araçlara binip yurt dışında villalar satın alırken, ithal mal patlaması yaşanırken; 20 bin lira maaşla geçinmeye çalışan emekli, 250 lirayı cebine koyup pazar alışverişine gitmek zorunda kalıyor. 16 bin lira maaş alan bir dul, o 16 bin lirayla ayın sonunu getirebilmek için çalışıyor. Bakın, Hazreti Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi; sizden önceki toplulukların helak olmasına neden olan şeylerin başında şu gelir: İçlerinden zengin ve soylu birisi suç işlediği zaman cezasız bırakılır, fakir ve zayıf birisi suç işlerse ona ceza verilir. İşte bu toplumlar helak olur. Eski Kızılay Genel Müdürü’nün kızı ölümlü bir trafik kazası yaptı. Bir gün bile hapishaneye girmedi. Aynı kazayı fakir veya muhalif bir insan yapsaydı, şu anda hapisteydi. İşte bu adil değil. Biz, herkesin yasalar önünde eşit olduğu bir Türkiye istiyoruz. Anayasa’nın 10. maddesinin, yani bütün yurttaşların yasalar önünde eşit olduğunu söyleyen maddenin uygulandığı bir Türkiye istiyoruz. Türk halkının büyük çoğunluğu fakirleşirken, küçük bir azınlığın kontrolsüz bir şekilde zenginleşmesine, bu ülkenin zenginliklerini talan etmesine ‘hayır’ diyoruz. Herkese aynı yasaların, aynı adalet anlayışıyla uygulandığı bir Türkiye’nin mücadelesini veriyoruz. Değerli Antalyalılar, değerli Zafer Partililer, Bütün bunlar olurken, bir de bütün bu sürecin içerisinde İmralı’daki bir teröristin yapılan pazarlıklar neticesinde yeni bir statü elde ettiğini görüyoruz. Bir taraftan MHP, öbür taraftan DEM; Öcalan için barışa olan hizmetlerinden dolayı yeni bir statü istiyor. Öcalan Türkiye’ye huzur getiriyormuş. Sanki 1976’dan 2026’ya kadar geçen 50 yıl içerisinde on binlerce yurttaşımızın ölümüne bu adam neden olmamış gibi; kadın, erkek, çocuk, bebek demeden binlerce insanı öldürtmemiş gibi; beşikteki bebeği, kümesteki tavuğu öldürün emrini vermemiş gibi, ‘Öcalan Türkiye’ye barış getiriyor, ona yeni bir statü lazım’ diyorlar. Demek ki Öcalan’ın İmralı’daki mahkûm statüsü sona erdi, artık yeni bir statü verecekler. Peki bu statü nasıl verilecek? Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Öcalan Komisyonu’nu çıkardığı raporla, Öcalan’ın nasıl serbest kalacağına ve PKK’lılara nasıl af getirileceğine ilişkin yol haritasını zaten çizdi. Öcalan’ın yeni statüsünün ne olacağını ise, Öcalan yapmış olduğu ikinci açıklamasında ortaya koyuyor. Öcalan kendisini baş müzakereci ve Cumhuriyet’in yeniden kuruluşunun kurucu önderi olarak gösteriyor. Öcalan bu utanmaz açıklamasında, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl yanlış kurulduğunu ve devletin nasıl yeniden kurulması gerektiğini anlatıyor. Öcalan bize demokrasi ve hukuk dersi veriyor. Öcalan vatandaşlığı yeniden tanımlayacağımızı bize öğretiyor. Buradan, Anayasa’nın 66. maddesinde tanımlanan Türk vatandaşlığını değiştirmeyi düşünenlere sesleniyoruz: Vatandaşlığı değiştirenler, vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir. Buna izin vermeyiz.

MSB: Gazze’de ateşkese rağmen İsrail’in ihlalleri , Somali'ye S400 gönderimi, İran ve gündemdeki konulara ilişkin basın açıklaması yaptı. Haber

MSB: Gazze’de ateşkese rağmen İsrail’in ihlalleri , Somali'ye S400 gönderimi, İran ve gündemdeki konulara ilişkin basın açıklaması yaptı.

MSB açıklamasında, “Gazze’de, Barış Kurulu’nun faaliyete geçmiş olmasına rağmen İsrail’in ateşkes ihlalleri sürmekte, insani kriz devam etmektedir. Gazze’nin yeniden inşası ile insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasının hayati önem taşıdığını bir kez daha vurguluyoruz,” denildi. Bakanlık ayrıca, “İsrail’in ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları hilafına Batı Şeria’da yasa dışı yerleşimleri genişletme çabaları, barış ve istikrarın tesisine zarar vermektedir,” ifadelerini kullandı. Açıklamada tüm aktörlere de çağrı yapılarak, “Tüm aktörleri, yapıcı bir dil kullanmaya ve sağduyulu hareket ederek iki devletli çözüm hedefine bağlı kalmaya davet ediyoruz,”sözleri aktarıldı. MSB: “Türkiye’nin İran topraklarına girmeyi planladığı” iddiaları gerçeği yansıtmıyor MSB tarafından, İran’daki gelişmeler ve hudutta alınan tedbirlerle ilgili açıklama yapıldı. Bakanlık açıklamasında, Türkiye’nin bölgede tüm ihtilafların barışçıl yollarla çözülmesi ve kalıcı istikrarın sağlanması yönündeki çabalarının devam ettiği belirtildi. Açıklamada, “Öte yandan, doğabilecek risklere karşı devletimizin ilgili kurumlarıyla koordineli olarak gerekli önlemler alınmaktadır.” ifadesine yer verildi. Bakanlık ayrıca bazı basın ve sosyal medya yayınlarında yer alan “ABD’nin İran’a saldırması durumunda Türkiye’nin de güvenlik gerekçesiyle İran topraklarına girmeyi planladığı” yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurguladı. MSB: S-400’lerin Somali’ye gönderimi yönünde bir planlama yok MSB, S-400 hava savunma sistemlerinin Somali’ye gönderileceği yönündeki iddialara ilişkin açıklama yaptı. Bakanlık, Somali ile Türkiye arasında imzalanan anlaşmalar çerçevesinde Somali Silahlı Kuvvetlerinin teşkilatlanması ve terörle mücadelesine destek sağlamak, Somali’nin ekonomik kaynaklarının güvenliğini ve Türkiye’nin millî çıkarlarını korumak amacıyla yürütülen faaliyetlerin kararlılıkla sürdüğünü belirtti. Açıklamada, “Daha önce açıkladığımız üzere, S-400 hava savunma sistemleri Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harekat ihtiyaçları doğrultusunda alınmış olup göreve hazır durumdadır. S-400 hava savunma sistemlerinin Somali’de kullanılması yönünde herhangi bir planlama bulunmamaktadır,” ifadelerine yer verildi. Bakanlık ayrıca, S-400’lerle ilgili basın ve sosyal medyada dönem dönem spekülasyonlar yapıldığını hatırlatarak, “Bu konuda açıklamalarımız dışındaki iddia ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir,” uyarısı yaptı. MSB: Düşen F-16 uçağımızın enkazına ulaşıldı, kazanın nedeni araştırılıyor MSB açıklamasında, hava sahasının kontrol ve güvenliğinin radar, erken ihbar, elektronik harp ve önleme unsurlarını kapsayan katmanlı ve entegre bir mimariyle 7/24 sağlandığı belirtildi. Radarlarla tanımlanan veya tanımlanamayan hava izlerinin teşhis ve takibine yönelik uçaklarla alarm reaksiyon görevleri icra edildiği kaydedildi. Açıklamada, “25 Şubat’ta Bulgaristan sınırımızda tanımlanamayan bir radar izi tespit edilmesi üzerine, alarm reaksiyon görevi kapsamında 2 adet F-16 savaş uçağımız 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı-Balıkesir’den aynı anda kalkış yapmıştır. Savaş uçağımızın biri ile 00.56’dan itibaren telsiz irtibatı ve radar iz bilgisi kesilmiştir” denildi. Başlatılan arama-kurtarma çalışmaları sonucunda, uçağın kaza kırım ekibi tarafından enkazına ulaşıldığı ve kahraman pilotun uçağı terk etmek için fırlatma sistemini son anda kullandığının tespit edildiği ifade edildi. Meydana gelen kazada pilotun şehit olduğu vurgulandı. Bakanlık ayrıca, “Olayın meydana geliş sebebi, kaza kırım ekibinin detaylı incelemesi sonrası açıklığa kavuşacaktır. Bu konudaki yapılacak resmi açıklamalarımız dışında iddia ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir” uyarısı yaptı. Son olarak, şehit pilot için, “Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu olayda hayatını kaybeden aziz şehidimize bir kez daha Allah’tan rahmet; kederli ailesine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır diliyoruz” ifadelerine yer verildi. MSB: Bu yıl da MSÜ kadın aday sayısı erkek aday sayısından fazla MSB, personel ve askeri öğrenci temin faaliyetlerinin planlandığı şekilde sürdüğünü duyurdu. Bakanlık açıklamasına göre,MSÜ’ye askeri öğrenci temini kapsamında düzenlenecek aday belirleme sınavına 340 bin 513’ü kadın olmak üzere toplam 645 bin 402 aday başvurdu. Sınav 1 Mart’ta gerçekleştirilecek. Açıklamada, önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da kadın aday sayısının erkek aday sayısından fazla olmasının memnuniyet verici olduğu belirtilerek, adaylara ve ailelerine teşekkür edildi, sınava katılacak öğrencilere başarı dileğinde bulunuldu. Öte yandan, 25 Şubat’ta başlayan “2026 Yılı Teknik Sınıflarda Uzman Erbaş Temini” başvurularının 9 Mart’a kadar devam edeceği kaydedildi. Bakanlık, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) personel temin faaliyetlerini planlı şekilde sürdürdüğünü ve ülkenin savunma kapasitesini güçlendirmeye devam edeceğini vurguladı. MSB: “Helikopter Yakalama ve Transfer Sistemi”nin kalifikasyon süreci tamamlandı MSB,TSK’nın güçlü, modern ve etkin savunma kapasitesinin yerli ve milli savunma sanayi ürünleriyle geliştirilmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini açıkladı. Bu kapsamda,MKE tarafından geçtiğimiz hafta muhtelif adet ve çapta silah ile mühimmatın teslimatının tamamlandığı bildirildi. MKE’nin ayrıca 23-25 Şubat tarihleri arasında Almanya’da düzenlenen Enforce Tac 2026 savunma ve güvenlik fuarına katılım sağladığı kaydedildi. Öte yandan, Bakanlığa bağlı ASFAT ile Sonitus iş birliğinde yerli ve millî imkânlarla geliştirilen “Helikopter Yakalama ve Transfer Sistemi”nin, Açık Deniz Karakol Gemisi’nde icra edilen helikopter harekatı sırasında başarıyla test edildiği ve sistemin kalifikasyon sürecinin tamamlandığı bildirildi. Açıklamada ayrıca, OYAK’ın 1 Mart 1961 tarihli kuruluş yıl dönümü dolayısıyla tebrik mesajına da yer verilerek, kurumun ülke ekonomisine ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin imkan ve kabiliyetlerine sunduğu katkıların artarak devam etmesi temennisi iletildi. MSB: 5 terörist teslim oldu, 108 kişi sınırda yakalandı MSB, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin(TSK) terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetlerine ilişkin haftalık bilgilendirme yaptı Açıklamada, TSK’nın terörle mücadelesine ve ülke savunmasına kararlılıkla devam ettiği belirtilerek, son bir haftada 5 PKK’lı teröristin teslim olduğu bildirildi. Kalıcı güvenliğin sağlanması amacıyla sınır içi ve sınır ötesinde mayın ve el yapımı patlayıcılar ile mağara, sığınak ve barınaklara yönelik tespit ve imha çalışmalarının sürdürüldüğü kaydedildi. Öte yandan, Bahar Kalkanı Harekatı’nın 6’ncı yıl dönümü dolayısıyla şehitler anılırken, gaziler ile şehit ve gazi ailelerine saygı ve şükran mesajı iletildi. Hudut güvenliği faaliyetleri kapsamında ise son bir haftada sınırdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 3’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 108 kişinin yakalandığı, 551 kişinin ise hududu geçemeden engellendiği bildirildi. Yıl başından bu yana yasa dışı geçiş girişiminde bulunurken yakalananların sayısının bin 74’e, hududu geçemeden engellenenlerin sayısının ise 10 bin 265’e ulaştığı açıklandı.

Babacan: Kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz Haber

Babacan: Kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol grubunda yaptığı konuşmada terörsüz Türkiye sürecine ve komisyon raporuna değindi. Terörsüz Türkiye sürecinin ilk günlerini hatırlatan Babacan, şunları söyledi: “Terörsüz Türkiye sürecinin gündeme geldiği ilk günlerde biz sözlerimize şöyle başlamıştık: ‘Barış savaştan iyidir.’ ‘Diyalog çatışmadan iyidir’ demiştik. ‘Yeter ki bu ülke bu sorunu çözsün; biz değil elimizi, gerekirse bedenimizi taşın altına koyarız’ diye de eklemiştik. O günden bu yana, tam 1 yıl 4 ay geçti. Sürece katkı sunacak her zeminde yer aldık. Siyasetin, Meclis’in ve demokratik zeminin yanında durduk; durmaya da devam edeceğiz inşallah. Geçtiğimiz hafta komisyon raporu oylandı ve yayınlandı. Böylesine zor bir konuda ortak bir metin kaleme almak elbette kıymetlidir. Silahların susması, terör örgütünün feshi, şiddetin tamamen devreden çıkması çok önemlidir ama bugün geldiğimiz noktada şunu açıkça söylemek zorundayız: Kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz. Kalıcı barış; adaletle mümkündür; hukuk devletiyle mümkündür; temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıyla mümkündür. Eğer hukuk devleti güçlendirilmezse, eğer yargı bağımsız ve tarafsız işlemezse, eğer meselenin kök sebepleri cesaretle ele alınmazsa, bu süreç kalıcı bir sonuca ulaşamaz.” Kayyım uygulamaları ve yargı kararlarının uygulanmasına ilişkin değerlendirmesinde Babacan “Kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi yönünde raporda zikredilen iradeyi değerli buluyoruz. Ama sadece bir ifade yeterli değil. Bu konunun sağlam hukuki güvencelerle desteklenmesi gerekir. İdari vesayeti azaltan, demokratik meşruiyeti güçlendiren açık ve net bir çerçevenin oluşturulması gerekir. Öte yandan, yüksek yargı kararlarının uygulanmaması gibi, hukuka olan güveni zedeleyen işler devam ederse, toplumun devlete olan güveni de boşa çıkmış olur. Yargıtay ve Danıştay denetiminden geçip haklarında takipsizlik veya beraat kararı verildiği halde hala KHK mağduriyeti yaşayanlar varsa, sürece olan güveni pekiştiremezsiniz. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ortadayken uygulama yoksa, hangi hukuk devletinden söz edilebilir?” sorusunu sordu. “Casperlar” adlı silahlı suç örgütü soruşturmasına ilişkin Babacan, “Kamuoyuna yansıyan ‘Casperlar’ adlı silahlı suç örgütü soruşturmasında çok çarpıcı bir detay ortaya çıktı. Aralarında polis memurlarının, bir zabıt katibinin ve bir gümrük muhafaza memurunun da bulunduğu toplam 14 kamu görevlisi, suç örgütüne yardım ettikleri ve adli kayıtları sızdırarak haksız menfaat sağladıkları iddiasıyla tutuklandı. Bir suç örgütünün kamu görevlileriyle irtibat ve menfaat ilişkisine girdiğinin tespit edilmesi, yargı ve kolluk açısından çok vahim bir durumdur. Kamu görevi yürüten kişiler bir suç örgütünün hiyerarşisi içinde hareket etmişse burada yalnızca bireysel bir yozlaşma değil, kurumsal bir güvenlik zafiyeti vardır. Devlet yönetimi bu türden sızmaları kaldırmaz, kaldıramaz. Bu kamu görevlileri hangi mekanizmalar üzerinden bilgi paylaştı? Denetim mekanizmaları niçin zamanında alarm vermedi? Bu tür örgütler bürokrasi ve siyasetle ilişki içinde hareket eder” dedi. Filistin’deki gelişmelere de değinen Babacan, “Gazze’de tam iki yıl süren bir soykırımına şahit olduk. Gazze’de 70 binden fazla insan hayatını kaybetti. Yapıların yüzde 90’ı kullanılamaz hale geldi. Ateşkes işlenen suçların cezasız kalması anlamına gelmemelidir. Netanyahu’nun dünya kamuoyuna meşru bir aktör olarak tekrar sunulmaya çalışıldığı hiçbir platforma Türkiye destek vermemelidir. Nihai hedef olan iki devletli çözümü riske sokacak her türlü girişimin karşısında Türkiye kararlılıkla durmalıdır. Kudüs’te ve Batı Şeria’da yaşayan Filistinlilerin durumu yakından izlenmelidir” diye konuştu.

Meksika, kartel patronunun öldürülmesinden kaynaklanan şiddet olaylarının patlak vermesinin ardından Dünya Kupası için güvenlik sözü verdi Haber

Meksika, kartel patronunun öldürülmesinden kaynaklanan şiddet olaylarının patlak vermesinin ardından Dünya Kupası için güvenlik sözü verdi

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum, üst düzey bir kartel patronunun ölümünün, yolları kapatan ve ülke genelinde güvenlik güçlerine saldıran silahlı adamlardan bir misilleme şiddeti dalgasını tetikledikten sonra, ülkede yapılması planlanan Fifa Dünya Kupası maçlarına gelen ziyaretçiler için "risk olmadığını" söyledi. Meksika ordusu, Pazar günü şafakta Jalisco Yeni Nesil Karteli'nin lideri "El Mencho"yu gözaltına almaya çalıştı ve hastaneye havadan kaldırılırken ölmeden önce ölümcül şekilde yaralandığı bir çatışmaya yol açtı. Gerçek adı Nemesio Rubén Oseguera Cervantes olan El Mencho'nun takipçileri hemen sokaklara döküldü, yaklaşık 100 ana yolu kapattı ve özellikle Jalisco ve Michoacán eyaletlerinde ulusal muhafız üslerine saldırdı. Çatışmada en az 25 asker ve 34 silahlı kartel öldü. Pazartesi gününe kadar şiddet büyük ölçüde azalmıştı - ancak yerel medya Pazartesi günü gece boyunca Jalisco eyaletinin birkaç kırsal belediyesinde şiddet olayları bildirdi. Jalisco'nun başkenti Guadalajara, dört Dünya Kupası maçına ev sahipliği yapacak. Meksika'nın ABD ve Kanada ile birlikte ev sahipliği yaptığı turnuvada, efsanevi Azteca stadyumunda Monterrey ve Mexico City'deki maçlar da yer alacak. Sheinbaum, Salı günü yaptığı günlük basın toplantısında, Dünya Kupası'nın Meksika'da düzenlenmesi için "tüm garantilerin" olduğunu söyledi. Pazar günkü şiddet olayları nedeniyle kapatılan Guadalajara ve tatil şehri Puerto Vallarta, bu hafta kademeli olarak yeniden açılıyor. Sheinbaum, "[Jalisco'daki] durum yavaş yavaş normale dönüyor," dedi. Fifa patronu Gianni Infantino Salı günü AFP haber ajansına Meksika'nın ev sahibi olarak rolü konusunda "çok rahat" olduğunu söyledi. "Her şey yolunda. Muhteşem olacak," dedi Infantino Kolombiya'nın Barranquilla şehrinde. Sheinbaum ayrıca, Pazartesi günü uyuşturucu kaçakçılarından emir aldığını iddia ettikten sonra teknoloji milyarderi Elon Musk'a karşı yasal işlem yapmayı düşündüğünü ve Donald Trump'ın Meksika'nın "karteller tarafından yönetildiği" iddialarını yinelediğini söyledi. El Mencho'nun öldürülmesinden sonra X'teki bir gönderide Musk, Sheinbaum'un kartel şiddetini tartıştığı 2025 videosuna "kartel patronlarının ona söylemesini söylediklerini söylediğini" iddia ederek yanıt verdi. Klipte Sheinbaum, "uyuşturucuya karşı savaşa" geri dönmenin bir seçenek olmadığını söyledi. "Narco'ya karşı savaş yasaların dışında," dedi. "Çünkü herhangi bir yargılanmadan öldürme iznidir." Geçmişte, kartel liderlerini hedef almak, teğmenleri kontrolü ele geçirmek için savaşırken genellikle örgütlerinin parçalanmasına yol açtı. Bunun, Başkan Felipe Calderón'un 20 yıl önce Meksika kartellerine karşı askeri bir saldırı başlattığından beri Meksika'daki yüksek cinayet oranını artırmaya yardımcı olduğuna inanılıyor. Ancak Sheinbaum, El Mencho'yu öldüren operasyon ile selefinin güvenlik politikaları arasındaki karşılaştırmayı reddetti. "Organize bir suç grubunun bir üyesinin tutuklanması sırasında, hakkında tutuklama emri olan ordu üyelerinin saldırıya uğradığı ve karşılık verdiği ve nakliye sırasında öldüğü bir durum ortaya çıktı" dedi. "Savaş değil, barış arıyoruz" diye ekledi. "Fark bu."

Kurtulmuş ve Özel’den komisyon sürecine ilişkin ortak açıklama Haber

Kurtulmuş ve Özel’den komisyon sürecine ilişkin ortak açıklama

TBMM Başkanı Kurtulmuş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Geçtiğimiz hafta raporun neredeyse oybirliği ile kabul edilmesinden sonra bugün bu komisyona destek veren siyasi partilerimizin sayın genel başkanlarını ziyaret etme kararı aldık. Sabahleyin Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Bahçeli’yi ziyaret ettim, bugün de Cumhuriyet Halk Partisi’nin Sayın Genel Başkanı Özgür Özel Bey’i ziyaret ettim. Gayet güzel bir görüşme oldu. Öncelikle bir kere daha huzurlarınızda Sayın Genel Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nden komisyonda bulunan arkadaşlara komisyon çalışmalarına verdikleri destek dolayısıyla çok teşekkür ediyorum. Gerçekten samimi bir şekilde bu sürecin başından itibaren destek verdiler ve Türkiye demokrasi bakımından örnek bir çalışmayı yüz akıyla tamamlamış olduk. Bu kadar farklı siyasi kanaatlere sahip olan milletvekili arkadaşlarımız aynı masa etrafında bir araya gelerek neredeyse hiç seslerini birbirine karşı yükseltmeden meseleleri konuştular, tartıştılar. Türkiye’nin farklı kesimlerinden, çok farklı kanaatlere ve siyasi oryantasyonlara sahip 137 kişi geldi, bunları dinledik ve sonuçta müzakereler sonucunda bütün partilerin ortaklaştığı bir rapor ortaya çıkmış oldu. Siyasi partilerimiz kendi tutum belgeleri mahiyetindeki raporlarını da Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sundular. Raporda, raporun ekinde de siyasi partilerin raporları yer almış oldu. Çatışma çözümleri bakımından örnek olacak bir çalışma ortaya konulmuş oldu. Üçüncü bir göze ihtiyaç duyulmaksızın, başka birisinin moderatörlüğüne ihtiyaç duyulmaksızın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, milli iradenin tecelligahı olan, Türkiye demokrasisinin kalbi olan bu kutsal mekânda siyasi partiler farklı görüşlerle bir araya geldi ve ortak bir metni Türk kamuoyuyla buluşturmuş oldular. Hayırlı uğurlu olsun. Bundan sonra ümit ediyorum ki kısa bir süre içerisinde özellikle altıncı ve yedinci bölümde dile getirilen somut teklifler yine siyasi partiler tarafından ele alınacak ve Meclisimizin Genel Kurulu’nda yasama faaliyetlerine başlanacaktır. Artık Türkiye’nin, Cumhuriyetimizin ilk asrının neredeyse yarısını meşgul etmiş olan terör sarmalının geride kalmasını ve Türkiye’nin bir daha asla o günlere dönmemesini temenni ediyorum. Bu çerçevede milletimizin tamamına yakınının verdiği desteğin siyasi temsilcileri olarak komisyonda büyük destek veren bütün siyasi partilerimize, özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’ne, Sayın Genel Başkanı’na ve komisyonda yer alan milletvekili arkadaşlara katkılarından dolayı çok teşekkür ediyorum. Bu, hep beraber Türkiye’de demokrasinin başarısıdır; komisyona katkı veren partilerimizin ortak başarısıdır.” CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Sayın Kurtulmuş, Meclis Başkanımız olarak bu önemli süreçte komisyona bizzat başkanlık etti. İlk toplantıda da söylemiştim; biz bu komisyonun başkanının herhangi bir partiden ya da dönüşümlü olması yerine Meclis Başkanı tarafından yürütülmesini ve onun güvencesinde yürütülmesinin önemine vurgu yapmıştık. Bugün de içeride, Sayın Kurtulmuş’un bize yaptığı teşekkür üzerine, bu süreçteki yönetimi ve uzlaşı kültürüne yaptığı liderlik için kendisine teşekkür ettim. Komisyona girme evresinde en çok merak edilen konu Cumhuriyet Halk Partisi’nin tutumuydu ve çok şiddetli tartışmalar vardı. O gün büyük bir özgüvenle şunu söylemiştik: Cumhuriyet Halk Partisi ülkenin kurucu partisidir, bugün ana muhalefet partisidir, son seçimlerin birinci partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin olduğu değil, olmadığı komisyondan korkun. Biz kimseye hesap veremeyeceğimiz, bilhassa şehit ailelerinin ve gazilerin yüzüne bakamayacağımız hiçbir işin içinde olmayız. Ama mesele tarihi olarak çok önemlidir ve çözülmelidir. Zaman zaman ‘CHP komisyonda devam edecek mi?’ soruları soruldu. Hep aynı yanıtı verdik: Türkiye’de kardeşin kardeşin kanını akıttığı, anaların gözyaşlarının aktığı bir süreç duracaksa, Türkiye’ye barış gelecekse ve bunun en büyük katkısı olağanüstü bir kalkınma imkânı olacaksa; hem Türklere hem Kürtlere hem Türkiye’de yaşayan herkesin yarınlarına katkı sağlayacaksa; evlatlarımıza, torunlarımıza çatışma ve kavga değil zenginlik ve refah devredeceksek bu meselenin çözülmesi için herkes elini taşın altına koymalıdır dedik. Bundan sonraki süreçte de hepimiz süreci takip edeceğiz ve sonuçlandırılması için elimizden gelen katkıyı yapmaya devam edeceğiz. Raporumuzun altıncı ve yedinci maddelerinin gecikmeden ve birlikte hayata geçirilmesi önemlidir. Altıncı madde sorunun çözümüne yönelik düzenlemeleri, yedinci madde ise demokratikleşme adımlarını içermektedir. Raporda da altı çizildiği gibi peş peşe değil, iç içe bir süreçten bahsediyoruz. Bu süreç başarıya ulaştığında Türkiye hem terör sorunundan kurtulmuş hem de başta yargı kararlarına, Anayasa Mahkemesi kararlarına ve hukukun üstünlüğüne saygı olmak üzere; tutuksuz yargılamanın esas olması ve raporda yer alan önemli demokratikleşme adımlarının atılmış olması sağlanmış olacaktır. Bu güvencenin takipçisi olmak çok önemlidir. Süreç başarıya ulaştığında kaybedeni olmayacak, kazananı Türkiye olacaktır. Türkiye’nin kazandığı bir yerde katkı koymak hepimizin görevidir.”

Erdoğan: Savunmada dijital egemenlik milli güvenliğimizin ayrılmaz parçasıdır Haber

Erdoğan: Savunmada dijital egemenlik milli güvenliğimizin ayrılmaz parçasıdır

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin değerli mensupları, HAVELSAN’ımızın değerli yöneticileri ve çalışanları, Türk Silahlı Kuvvetlerinin değerli temsilcileri, kıymetli misafirler; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Öncelikle her birinizin Ramazan-ı Şerif’ini ayrı ayrı tebrik ediyorum. Bu mübarek günlerin ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sizlerin şahsında HAVELSAN’ımızın, savunma sanayi sektörümüzün ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm mensuplarına buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Ay yıldızlı al bayrağımızın gökte gururla dalgalanması için; devletimizin bekası, milletimizin yarınları, vatanımızın bağımsızlığı için canlarını feda eden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Aynı şekilde bin yıldır kendimize yurt kıldığımız, etrafımıza barış ve güven yaydığımız bu topraklar için bedel ödeyen tüm gazilerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Son olarak; savunma sanayinde gecesini gündüzüne katarak bugünlere gelmemizi sağlayan tüm mühendislerimize, teknisyenlerimize, yazılımcılarımıza, akademisyenlerimize ve tabii ki sahada kahramanca görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin mensuplarına gönülden tebrik ediyorum. Bu çalışmaları etkin bir koordinasyon içinde yürüten Savunma Sanayii Başkanlığımızı ve sektördeki 3 bin 500'ü aşkın firmamızı başarılarından ötürü yürekten kutluyorum. Rabbim ayağınıza taş değdirmesin. Sizlerin bu emeğini, bu gayretini daha güçlü bir geleceğin, daha müreffeh yarınların teminatı eylesin diyorum. Değerli arkadaşlar; bugün Türkiye'nin mühendislik aklına, savunma alanındaki imkan ve kabiliyetlerine, yerli ve milli teknolojiyle şekillenen istikbal yürüyüşüne bir kez daha şahitlik edeceğiz. Birazdan inşallah SANCAR Silahlı İnsansız Deniz Aracımızı hizmete alacak, Simülatör Üretim ve Entegrasyon Tesisi'nin temellerini atacak, KAAN Teknoloji Tesisi ile Deniz Savaş Yönetim Sistem Merkezi'nin de açılışını yapacağız. Envanterimize katacağımız SANCAR SİDA ile denizlerdeki insansız kabiliyetlerimizi güçlendiriyor; güvenliğimizi, etkinliğimizi ve gözetim kapasitemizi artırıyoruz. Simülatör Üretim ve Entegrasyon Tesisi ile eğitim, hazırlık ve sürdürülebilir operasyon altyapımızı büyütüyor, insan kaynağımızı daha nitelikli hale getiriyoruz. Bu kompleks tamamlandığında simülasyon teknolojilerinde Avrupa'nın en büyük üretim ve entegrasyon tesisi olacak. KAAN Teknoloji Tesisi ve Deniz Savaş Yönetim Sistem Merkezi ile hava ve deniz platformlarımızın kritik teknoloji omurgasını inşallah daha da sağlamlaştırıyoruz. Bu gurur verici sistem, tesis ve platformları bizlere kazandıran HAVELSAN’ımızı yürekten tebrik ediyor, kendilerine şahsım ve milletim adına şükranlarımı iletiyorum. Türkiye'nin hem gök vatanda hem de mavi vatandaki savunma gücünü, kapasitesini, caydırıcılığını bir üst seviyeye taşıyacak bu eserlerin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Kıymetli misafirler, değerli kardeşlerim; şunu evvelemirde açık açık ifade etmek isterim. Caydırıcılık yalnızca sahip olduğumuz sistem ve platformların sayısıyla ölçülemez. Günümüzde caydırıcılığın belirleyici faktörleri platformlara akıl veren yazılım, güvenli veri akışı, kesintisiz haberleşme ve siber dayanıklılıktır. Bunun için Türkiye olarak savunma alanında dijital egemenliği milli güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bugün hizmete alacağımız, açılışını gerçekleştireceğimiz ve temellerini atacağımız bu yatırımlar savunma ekosistemimizin bütüncül kapasitesini ve tesirini artıracak stratejik hamlelerin devamıdır. Bu tesis ve platformlarla birlikte mühendislik süreçlerimiz daha da hızlanacak, test ve doğrulama disiplinimiz güçlenecek, eğitim ve simülasyon kabiliyetlerimiz genişleyecek. Deniz ve hava unsurlarımızın yazılım ve temelli yetenekleri inşallah daha da yukarılara taşınacak. Şu hakikati en iyi sizler biliyorsunuz. Güvenlik ve savunma asla tek boyutlu değildir. Güçlü bir savunma mimarisi denizin derinliklerinden uzaya, karadan siber güvenliğe kadar her alanı kapsamak mecburiyetindedir. Biz hamdolsun özellikle insansız teknolojilerde son 23 yılda yaptığımız atılımla bugün artık tüm dünyaya parmak ısırttan bir seviyeye eriştik. Bu seviyeye dost ve müttefik bildiklerimizin önümüze çıkardığı engellere rağmen sabırla ulaştık, azimle ulaştık. Her hamlemizi en ince ayrıntısına kadar titizlikle planlayarak ulaştık. Bir zamanlar yüzde 80 düzeyinde olan dışa bağımlılık seviyesini yüzde 20'ye indirdik. Mühendislerimiz, teknisyenlerimiz, firmalarımız, tersanelerimiz havada, karada ve denizde tarihi bir başarı hikayesi yazdı. Cenabıallah’a hamdolsun ki artık kendi teknolojisini tasarlayan, kendi yazılımını üreten ve ürettiklerini tüm dünyaya ihraç eden bir Türkiye var. Artık yalnızca kendi ordusunun değil talep edilmesi halinde dost, kardeş ve müttefiklerinin de güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan bir Türkiye var. Artık 3T modelini yani tespit, teşhis ve taarruz süreçlerini yerli ve milli teknolojisiyle tatbik eden dünyada yıldızı giderek yükselen bir Türkiye var. Büyük bir gururla ifade etmek isterim ki bugün Türkiye dünyada kendi savaş gemisini geliştirip denize indiren 10 ülkeden biridir. Savunma ve havacılık ihracatında her geçen yıl yeni rekorlar kırıyoruz. Bakınız sadece geçtiğimiz sene savunma ihracatımız bir önceki yıla kıyasla yüzde 48 oranında artarak 10 milyar doları geride bıraktı. Bu rakam dikkatinizi çekerim; 2002'de yalnızca 248 milyon dolardı. Halihazırda savunma ihracatında dünyanın en büyük 11. ülkesiyiz. 2028'de 11 milyar dolarlık ihracat hedefimize ulaşarak savunma ve havacılık ihracatında inşallah dünyada ilk 10 ülke arasına gireceğiz. 2023 sonu itibarıyla savunma sanayindeki proje hacmimiz 100 milyar doların, proje sayımız ise 1400'ün üzerine çıktı. Değerli kardeşlerim; peki biz bu başarıları nasıl elde ettik? Her şeyden önce kendimize inandık. Aziz milletimize güvendik. Bu ülkenin gençlerine yatırım yaptık ve onların önünü açtık. Diğerleri yapabiliyorsa biz neden yapamayalım diyerek bu yola çıktık. Tam bağımsız Türkiye idealini savunma alanında kararlı bir devlet politikası olarak benimsedik ve uyguladık. Kritik teknolojiler başta olmak üzere sistemlerimizi, platformlarımızı, altyapımızı sürekli gelişen, sürekli yenilenen bir teknoloji ekosistemine dönüştürdük. Bundan 22 sene önce HAVELSAN’a geldiğimde yabancı hava platformlarının simülatörlerini tecrübe ettiğimiz, dışa bağımlılığın sınırlarını her alanda hissettiğimiz o eski günleri çok iyi hatırlıyorum. Bugün ise yerli ve milli platformlarımızı kendimiz simüle edebiliyor, kritik süreçleri kendi yazılımımızla, kendi mühendisliğimizle yönetebiliyoruz. Bu büyük dönüşümde diğer kurumlarımız gibi HAVELSAN’ımızın da çok büyük bir payı ve emeği vardır. Şunu büyük bir kıvançla ve memnuniyetle ifade etmek isterim, yürüttüğü projeler, gerçekleştirdiği çalışmalarla HAVELSAN; komuta kontrol simülasyon, eğitim, siber güvenlik ve otonom kabiliyetler gibi alanlarda savunma gücümüzün dijital omurgasını teşkil eden yüz akı kurumlarımızın biridir HAVELSAN. Türkiye'nin savunma gücünü yazılımla büyüten, akılla derinleştiren, entegrasyonla hızlandıran stratejik bir kuvvet çarpanıdır HAVELSAN. Bakın HAVELSAN’ımız şu anda çok önemli projeler yürütüyor. Türkiye'nin geleceği adına hayati bir misyonu icra ediyor. Bulut Bilişim Sistemi projesi bunlardan biridir. Bu proje nihayete erdiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerimizin karargahlarındaki operasyonlar; insanlı ve insansız sistemler HAVELSAN’ımızın komuta kontrol yazılımlarıyla gerçek zamanlı olarak yönetilecek. Yine HAVELSAN’ımızın geliştireceği yerli siber kalkanla korunacak bu sistemle stratejik, operatif ve taktiksel kabiliyetlerimizi tahkim edeceğiz. Şurası da mühimdir; eğer bir ülkenin yazılımları milli değilse o ülkede güvenli bir gelecekten söz edilemez. Dolayısıyla tam bağımsızlık, teknolojik bağımsızlıktan ayrı düşünülemez. İşte bu anlayışla 'Türkiye'nin verileri Türkiye'de kalmalı' diyerek milli teknoloji hamlemizi yazılım sektöründe de devreye aldık. Türkiye'nin en kritik verileri HAVELSAN gibi milli ve güvenilir kurumlarımızın yazılımlarıyla kodlandı. Kurumlarımızın altyapılarını HAVELSAN’ın milli mühendislik ürünü KOVAN yeni nesil iş yönetim sistemiyle koruyor ve güçlendiriyoruz. Savunma ve bilişim sistemlerimize yaptıkları bu önemli katkılardan ötürü HAVELSAN ailesinin tüm mensuplarına bir kez daha şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Değerli kardeşlerim, şunu da ayrıca sizlere ve milletimizin dikkatine getirmek arzusundayım. Uzun olduğu kadar dikenli de olan bu yolda önümüzü kesmek, ümidimizi yıkmak, cesaretimizi kırmak isteyenler oldu. 'Biz neden kendimiz üretelim?', 'Neden bunca sıkıntıya girelim?', 'Hazır yapılmışı var, onları alalım' diyen vizyonsuzlar oldu. Biz her alanda tam bağımsız Türkiye ülküsüyle ilerlerken bunlar bizim başımıza iş açacak, 'bu yoldan dönün' diyen kifayetsizler oldu. Bunların hiçbirine aldırmadık. Öğrenilmiş çaresizliklerin girdabına kapılmadık. Bizi kendi seviyelerine çekmek isteyenlere kulak asmadık. Vecihi Hürkuşların, Piri Reis'lerin, Barbaros Hayrettin Paşa'ların hayallerini gerçeğe dönüştürmek için canımızı dişimize taktık. 1940'lı yılların ilk yarısında kendi tasarlayıp geliştirdiği 6 kişilik, çift motorlu Nu.D 38 yolcu uçağını İstanbul'dan Ankara'ya 90 dakikada uçuran Nuri Demirağ'ın yarım kalan hikayesini tamamlamak için uğraştık. Merhum Özdemir Bayraktar ağabeyimizin davasını, mefkuresini kuvveden fiile çıkarmak; onun gibi nice akıncının, nice kahramanın ektiği tohumları yeşertmek için durmaksızın çalıştık. 100 yıldan beri bir toplu iğne yapmaktan bile aciz bu milleti; radyosunu, otomobilini, traktörünü, dikiş makinesini yapmaya zorlayacak bir nizam. 'İstersen bunları tenekeden yap, fakat kendin yap' diyecek bir nizam. İşte Üstat Necip Fazıl'ın bu sözlerle resmettiği o muhteşem nizamı Allah’a hamdolsun savunma sanayinde kurmayı başardık. İnşallah bundan sonra da aynı azimle, aynı iştiyakla, aynı şevk ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Kıymetli misafirler; şu nokta dünyada çoğu zaman göz ardı ediliyor. Bir şeyi nasıl yapacağını bilmek elbette önemlidir. Fakat bundan daha önemlisi o şeyi ne için yaptığını bilmektir. Biz tüm bu teknolojileri bir amacımız, bir hedefimiz, bir davamız olduğu için; millet olarak asra mührümüzü vuracağımız Türkiye Yüzyılı'nı inşa etmek için geliştiriyoruz. Farklı vesilelerle dile getirdiğim bir hususu bugün tekrar sizlerle paylaşmak isterim. Bizim kimsenin bir avuç toprağında gözümüz yoktur. Tahakküme dayalı bir güç ve nüfuz peşinde asla değiliz. Tek derdimiz bölgemizle birlikte küresel barış ve güvenliğe, huzur ve istikrara en yüksek düzeyde katkı sunan bir Türkiye inşa etmektir. Dost düşman herkesin ilkeli duruşundan emin olduğu; sözünü, tavrını ve eylemlerini tüm dünyanın pürdikkat takip ettiği bir Türkiye inşa etmektir. Elimizi ve gerektiğinde gövdemizi taşın altına işte bunun için koyuyoruz. Tarihimize ve değerlerimize yakışır şekilde, büyük millet olmanın hakkını vererek yolumuza inşallah bu şekilde devam edeceğiz. İşte sizler de gördünüz. NATO'nun Almanya'da düzenlenen tatbikatında ordumuz Bayraktar TB3 ve TCG Anadolu gemimizle birlikte adeta destan yazdı. Bu önemli tatbikatta Bayraktar TB3, Baltık Denizi'nin zorlu hava koşullarında atışlı görev icra edip TCG Anadolu'ya emniyetli iniş yaparak NATO'nun en dikkat çekici performanslarından birine imza attı. EUROFIGHTER savaş uçaklarıyla koordineli bir şekilde 8 saat havada kalan Bayraktar TB3, toplamda 1700 kilometrelik mesafe kat ederek üstün yeteneklerini tek tek sergiledi. Donanma havacılığı konseptine yeni bir soluk getiren bu başarılarda emeği geçen her bir kardeşimi yürekten tebrik ediyorum. Rabbim daha nice başarıları, nice eserleri bu aziz millete kazandırmayı sizlere, bizlere, hepimize inşallah nasip eylesin diyorum. Bu düşüncelerle bugün hizmete alacağımız, açılışını yapacağımız ve temellerini atacağımız sistem, tesis ve platformlarımızın bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Milli Savunma Bakanlığımıza, Savunma Sanayii Başkanlığımıza, Türk Silahlı Kuvvetlerimize, HAVELSAN ailemize ve sektöre emek veren tüm paydaşlarımıza canıgönülden şükranlarımı iletiyorum. Bu sistemleri tasarlayıp geliştiren mühendislerimize, teknisyenlerimize, katkı sunan herkese yürekten teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Sağ olun, var olun; Allah’a emanet olun."

Japonya, Pasifik ada ülkeleriyle daha güçlü deniz güvenliği bağları kurulması çağrısında bulundu Haber

Japonya, Pasifik ada ülkeleriyle daha güçlü deniz güvenliği bağları kurulması çağrısında bulundu

Papua Yeni Gine, Fiji ve Tonga savunma bakanları Tokyo'daki toplantıya katılırken, bazı ASEAN üye ülkeleri de gözlemci olarak yer aldı. Pazartesi günü yapılan bu toplantı, Japonya'nın bu girişimi başlatmasından bu yana gerçekleştirilen üçüncü toplantıydı. Koizumi açılış konuşmasında, Japonya-ABD ittifakı ile Pasifik ada devletleri ve Güneydoğu Asya ülkeleri de dahil olmak üzere benzer düşüncelere sahip ülkeler arasındaki bağlantıyı güçlendirmenin önemli olduğunu söyledi. Barış ve refaha yönelik tehditlere karşı koymak için dayanıklılığı ve özerkliği artırmanın gerekliliğini vurguladı. Koizumi, statükoyu güç kullanarak değiştirme girişimlerinin kabul edilemez olduğunu belirterek, barışa olan bu bağlılığını diğer ülkelerle de paylaşmayı umduğunu sözlerine ekledi. Konferansın ana konuları arasında deniz güvenliği ve iklim değişikliği yer aldı ve katılımcılar bu zorlukların üstesinden gelmek için birlikte çalışmaya karar verdiler. Koizumi daha sonra Pasifik ada ülkelerinin Japonya için önemli ortaklar olduğunu ve hukukun üstünlüğü ile özgürlük ve demokrasi gibi temel değerlere dayalı özgür ve açık bir uluslararası düzene olan bağlılığı paylaştıklarını söyledi. Japonya'nın, özgür ve açık bir Hint-Pasifik'in gerçekleştirilmesine yardımcı olmak amacıyla bu ülkelerle savunma ve diğer alanlarda işbirliğini derinleştirmeyi hedeflediğini de sözlerine ekledi. Kaynak : NHK

Çin: Japonya, BMGK’ne daimi üye olmaya layık değil Haber

Çin: Japonya, BMGK’ne daimi üye olmaya layık değil

Çin’in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Fu Cong, Japonya’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) daimi üye olmaya layık olmadığını yineledi. Fu Cong, dün BM Genel Kurulu’nda düzenlenen BMGK’deki koltukların adil dağılımı ve üye sayısının artırılması konulu oturumda yaptığı konuşmada, Japonya’nın saldırganlık tarihinde işlediği suçlar üzerine özeleştiri yapmayı reddederek alenen savaş sonrası uluslararası düzeni bozduğunu, diğer ülkelerin egemenliğine müdahale ettiğini ve bölgenin barış ile istikrarı için yeni tehditler oluşturduğunu belirtti. Fu Japonya’nın BMGK’ye daimi üyelik hakkını kazanmaya layık olmadığını yineledi. Çinli temsilci, ayrıca Çin’in BMGK’de reforma ilişkin görüşlerini açıkladı. Reform sürecinin, sadece birkaç büyük ve zengin ülkenin çıkarına hizmet etmemesi gerektiğine işaret eden Çinli temsilci, gelişmekte olan ülkelerin temsiliyet ve söz hakkının somut adımlarla artırılmasının, bağımsız dış politikaya sahip daha fazla küçük ve orta ölçekli ülkenin BMGK’ye girmesinin sağlanmasının önemine dikkat çekti. Çinli temsilci, özellikle Afrika ülkelerinin karşılaştığı tarihsel adaletsizliğin düzeltilmesi ve bu ülkelerin beklentilerine uyulması için öncelikli ve özel düzenlemeler yapılması gerektiğini vurguladı. Fu, ayrıca reformların stratejik bir vizyon ve uzun vadeli bir perspektifle planlanması gerekliliğinin de altını çizdi.

Trump: 8 savaşı bitirdik, 9’uncu da yolda Haber

Trump: 8 savaşı bitirdik, 9’uncu da yolda

ABD Başkanı Trump’ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: “Yaptığımız şey çok basit. Amacımız, barış. Burada bizimle olan liderler, gerçekten çok yardımcı oldu. Ülkemiz tarihinde görülmemiş bir başarıya imza attık. 8 savaşı bitirdik ve 9’uncu da yolda diye düşünüyoruz. Belki o en kolayı o olacak diye düşünüyordum ama tabii ki konu savaş olunca hiçbir zaman bilemezsiniz. Ancak çok iyi bir ilişkimiz var ve bu kadar çok kişiyle harika ilişkiler geliştirdik. Barış Kurulu da gerçekten en önemli projelerimizden biri. Amerika Birleşik Devletleri Barış Enstitüsü’nde Barış Kurulu’nun ilk toplantısında sizi ağırlamaktan gerçekten büyük şeref duyuyorum. Çünkü bu gerçekten güç ve prestij anlamında böylesine, buna yaklaşabilen bir dünya liderleri topluluğu olduğunu düşünmüyorum. Barıştan daha önemli hiçbir şey yok. Aslında barıştan daha az pahalı olan bir şey yok. Çünkü savaştığınız zaman barış yapmaktan yüzlerce kat fazlasını harcıyorsunuz. İran şu anda çok sıcak bir nokta. İran’ın temsilcileriyle de iyi ilişkileri var. İyi görüşmeler yapıyorlar. Geçen yıllarda anlamlı bir anlaşma yapmanın zor olduğunu gördük ama anlamlı bir anlaşma yapmalıyız yoksa kötü şeyler olacak. Orta Doğu’da hep bir kara bulutlar dolaşılıyordu. Hiçbir zaman o bulut var olduğu sürece barış olmayacaktı. Suudi Arabistan, Katar gibi ülkeler, hep bu tehdidin gölgesinde kalacaktı. Ve Orta Doğu’da barış olmayacaktı. Belki de bunu bir adım öteye götürmemiz gerekebilir. Ama bunu yapmayabiliriz de. Önümüzdeki 10 gün içerisinde bir anlaşmaya ulaşabiliriz. Ben göreve geldiğimde Gazze’de ölümlerin sonu gelmeyecekmiş gibi görünüyordu. Ama bu salondaki ülkelerin iradeli yaklaşımıyla şu anda geldiğimiz noktaya ulaştık. Gerçekten 59 ülkenin imzası var. Gazze’deki savaş bitti, ufak alevler var belki. Silahları bırakacağız dediler, eğer bunu yapmazlarsa büyük sertlikle karşılaşacaklar. İnsanlar ölmek istemez, onlar da ölmek istemiyor. Ateşkes devam ediyor. Bütün ölü ya da diri bütün rehineler geri alındı. Bize bu konuda yardımcı olan tüm uluslara teşekkür etmek istiyoruz. Sayısız hayat kurtardık. Barışı ve barış konseptini getirdik. Kimsenin aklına bile gelmeyen bir şeydi. Bana her zaman Orta Doğu’da barışın imkansız olduğu söylenirdi. Tabii İran ile ilgili yapmamız gerekenler var. Nükleer silaha sahip olamazlar. Eğer İran’ın nükleer silahı olursa Orta Doğu’da barış olmaz. Çok güçlü bir şekilde nükleer silaha sahip olamayacaklarını söyledik. Ekimdeki ateşkesten sonra büyük miktarda insani yardımın Gazze’ye girişini sağladı ABD ve müttefikleri. Kasım ayında BM Güvenlik Konseyi, Barış Kurulu’nu oy birliğiyle kabul ettikten sonra 2 düzineden fazla kurucu üyeyi kattık. BM ile yakın iş birliği içindeyiz. Birlikte Gazze’nin doğru şekilde yönetildiğinden emin olacağız. Orta Doğu ile hiç alakası olmayan ülkeler bile bu işin içindeler. Bana sürekli, ‘Buraya gidip eğer gerekirse asker göndeririz’ diyorlar ama gerekmeyeceğini düşünüyoruz. Oraya girmek isteyen iki ülkemiz var, Hamas ile çatışmak istediğini söyleyen bir iki ülke oldu ama gerek olmayacak. Hamas, silahlarını teslim edecek. Savaşmaya, çatışmaya ihtiyaç olmayacak. Benim amacım, hayat kurtarmak. Benim aklımda tek bir şey var, insanların öldürülmesini görmek istemiyorum. Amerika Birleşik Devletleri de Barış Kurulu’na 10 milyar dolarlık katkıda bulunacak. Bunu da açıklamaktan şeref duyuyorum.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.