Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Balkanlar

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Balkanlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Balkanlar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde Haber

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) teması, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" olarak belirlendi. 17-19 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumun ikinci gününde, ADF Sohbetleri kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha da önem kazandığını belirterek, forumun özellikle bölgesel meselelerin ele alınması bakımından ayrı bir zemin sunduğunu söyledi. "Antalya Diplomasi Forumu bölgemiz için eşsiz bir fırsat" Antalya Diplomasi Forumu’nun dünya siyasetinde daha etkili bir yer edinmeye başladığını kaydeden Fidan, "Antalya Diplomasi Forumu her geçen yıl çok verimli bir yönde gelişiyor; katılımcı sayısı da, ele alınan konu başlıklarının sayısı da artıyor ve dünya siyasetinde çok daha etkili bir yer edinmeye başlıyor. Aslında Antalya Diplomasi Forumu ile yapmaya çalıştığımız şey, bu platformu özellikle bölgesel meselelerimiz açısından öne çıkarmaktır" ifadelerini kullandı. Dünyadaki benzer platformlarda çoğunlukla küresel ve Batı merkezli sorunların ele alındığını belirten Fidan, "Bölgesel meseleler, özellikle bizim bölgemizle çok yakından ilgili konular, belki Ukrayna meselesi dışında, derinlemesine tartışılmıyor. Ama bunun dışında, örneğin Orta Doğu, Kuzey Afrika, hatta Balkanlar ve Akdeniz’e ilişkin meselelerde çok fazla platform görmüyoruz. Bu bakımdan Antalya Diplomasi Forumu’nun bölgemiz için bölgesel tartışmalar yürütme, bölgesel çözümler ve fikirler ortaya koyma açısından eşsiz bir fırsat sunduğunu düşünüyorum" dedi. "Diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var" Uluslararası sistemde çok taraflılığın ve kurallara dayalı yapının zayıfladığını belirten Fidan, mevcut dönemde diplomasinin daha da hayati hale geldiğini söyledi. Fidan, "Diplomasinin her zamankinden daha ilgili ve her zamankinden daha gerekli olduğu bir dönemdeyiz. Çünkü çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çöktüğünü gördüğümüz bir çağda, çok daha fazla diyaloğa ihtiyaç duyuyoruz" diye konuştu. Yerleşik bir sistemin işlediği dönemlerde devletlerin daha az temas ihtiyacı hissettiğini, ancak sistemin zayıfladığı anlarda koordinasyonun zorunlu hale geldiğini belirten Fidan, "Uluslararası sistemin çökmekte olduğunu ve hukuksuzluğun ortaya çıktığını gördüğünüzde, daha fazla koordinasyona başlamanız gerekir. Diğer taraflarla daha fazla iletişim kurmanız gerekir; aksi halde ezilirsiniz ve kendinizi bir kazanın içinde bulabilirsiniz" dedi. Soğuk Savaş sonrasındaki dönemin 1990’lardan itibaren değişmeye başladığını, 2010-2011 sonrasının ise "serbest düşüş" dönemi olduğunu söyleyen Fidan, insanlığın artık yıkım ve savaş yaşandıktan sonra öğrenen bir döngüden çıkması gerektiğini vurguladı. "Bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim" Fidan, Orta Doğu başta olmak üzere Türkiye’nin çevresindeki bölgelerde uzun süredir güç siyasetinin belirleyici olduğunu belirterek, bunun ciddi yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Fidan, savaşların sadece bölgeyi değil, kısa sürede diğer ülkeleri de olumsuz etkilediğini kaydederek, "Ne yazık ki bizim bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim durumda. Bu yüzden bir tür düzen getirmemiz gerekiyor. Çünkü sorunları çözmenin eski yöntemi, çoğu zaman savaşı içeriyor ve bu da bize yardımcı olmuyor" şeklinde konuştu. Bölgede kalıcı istikrarın temel şartının egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve güvenliğe saygıdan geçtiğini söyleyen Fidan, "Bakın, her ulusun kendi sınırı var. Dolayısıyla hiçbir ülke başka bir ülkenin toprağının peşinde değil; İsrail hariç. İsrail yayılmacı politikaların peşinde. Ama İsrail dışında, bölgedeki ülkelerin kendi sınırları, kendi bayrakları ve kendi devletleri var. O halde, bölgede diğer ulus devletlerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine, emniyetine ve güvenliğine saygı duyduğumuz sürece, bu çok temel bir başlangıç noktasıdır. Bence sorunların yüzde 80’inden fazlasını çözeriz" ifadelerini kullandı. "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz" Türkiye’nin bölgesel krizlerdeki yaklaşımını da anlatan Fidan, diplomasinin çatışmalarda tüm taraflarla temas kurmayı zorunlu kıldığını vurguladı. Fidan, "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz. Savaşta taraf tutmanız gerekir; ama diplomaside çatışmaya dâhil olan her tarafla, bütün taraflarla temas kurmanız gerekir. Bizim için başlangıç noktası budur" dedi. Bölgede dış politika önceliklerinin savaşların önlenmesi ve süren çatışmaların sonlandırılması olduğunu belirten Fidan, "Bölgede dış politika önceliğimiz ise savaşların patlak vermemesini sağlamak, eğer süren bir çatışma varsa bunun durdurulması ya da sona erdirilmesidir. Bölgemizde ticaretin, kalkınmanın, emniyetin, güvenliğin ve istikrarın mümkün olmasının tek yolu budur" diye konuştu. Türkiye’nin Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar çok sayıda kriz alanında yoğun çaba yürüttüğünü söyleyen Fidan, "İşte bu nedenle bölgemizde hâlihazırda süren yangınları söndürmek için çok yoğun çalışıyoruz; Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar, gerekirse zaman zaman Balkanlar’da da devreye giriyoruz" dedi. "İran’daki savaş, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itti" Ukrayna-Rusya savaşına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, sürecin inişli çıkışlı seyrettiğini ancak tarafların ve arabulucuların görüşmeleri sürdürme iradesini koruduğunu söyledi. Fidan, "Ne yazık ki Ukrayna-Rusya savaşı inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Ancak olumlu olan taraf şu ki, her iki tarafın ve arabulucuların en azından süreci sürdürme konusunda hâlâ istekli olduğunu görüyoruz. Bu hepimiz için büyük bir artı" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tarafları ateşkes ve kalıcı çözüme yönlendirmeye çalıştığını belirten Fidan, Ukrayna’daki savaşın büyük bir yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini söyledi. Fidan, "Şu anda Ukrayna görüşmeleri bakımından karşı karşıya olduğumuz tek olumsuzluk, İran’daki savaştır. Bu durum, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itmiş durumda. İnşallah, İran’la ilgili ateşkes ya da barış anlaşması sağlanır sağlanmaz, dikkatimizi derhal yeniden Ukrayna görüşmelerine çevireceğiz. Bu çok önemli. O meseleye olan odağımızın kaymasına izin veremeyiz" dedi. Söz konusu savaşın yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel ve küresel dengeleri de etkilediğini vurgulayan Fidan, tırmanma riskine de dikkat çekti. "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" İsrail’in uzun süredir kendi güvenliğini gerekçe göstererek uluslararası kamuoyunda bir algı oluşturduğunu belirten Fidan, son yıllarda bunun arkasında daha fazla toprak hedefinin bulunduğunun netleştiğini söyledi. Fidan, "İsrail, uluslararası alanda, kendi güvenliğinin peşinde olduğu yönünde bir yanılsama oluşturdu. Ancak özellikle son yıllarda çok daha net hale geldi ki, bu kavramın altında İsrail’in peşinde olduğu şey daha fazla topraktır. Gerçekte olan budur. İsrail kendi güvenliğinin peşinde değil; daha fazla toprağın peşinde. Güvenlik, Netanyahu hükümeti tarafından daha fazla toprağı işgal etmek için bir gerekçe olarak kullanılıyor" diye konuştu. Bu sürecin Filistin topraklarından başladığını, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ten Lübnan ve Suriye’ye uzanan bir yayılmacılık politikası izlendiğini belirten Fidan, "Bu, bölgede süregelen bir işgal ve yayılmacılık politikasıdır. Bence bunun durması gerekiyor" dedi. İsrail’in ancak diğer ülkelerin güvenlik, egemenlik ve özgürlüklerine saygı göstermesi halinde bölgede kalıcı barış içinde yaşayabileceğini vurgulayan Fidan, "İsraillilerin daha fazla toprak elde etmeye dönük yayılmacı politikaları, bölgesel ölçekte çok büyük bir sorun oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Avrupa Birliği, İsrail’i sınırlamak için daha fazlasını yapmalı" İsrail’e verilen Batı desteğinin meseleyi daha da karmaşık hale getirdiğini belirten Fidan, özellikle Avrupa Birliği’nin son dönemde bazı adımlar atsa da bunun yeterli olmadığını söyledi. Fidan, "Avrupa’nın, Avrupa Birliği olarak ve kurumsal bir yapı olarak bir araya gelmesi, kendi gücünü gerçekten İsrail’in bölgesel ve küresel güvenliği istikrarsızlaştıran eylemlerini sınırlamak için kullanması gerekiyor. Şu anda Avrupa Birliği’nden görmediğimiz şey tam olarak budur" dedi. Batı Şeria’daki bazı aşırı yerleşimcilerin yaptırım listesine alınmasını hatırlatan Fidan, buna rağmen İsrail’in işgal, saldırı ve insani hukuk ihlalleri karşısında daha güçlü adımlar gerektiğini söyledi. Fidan, "İsrail’in bölgede nasıl davranması gerektiğini gerçekten sağlamak için daha fazlasını yapmaları gerekiyor. Soykırım işlemeyi durdurmalı. Yerleri işgal etmeyi durdurmalı. Batı Şeria ve Gazze’de olduğu gibi başkasına ait toprakları çalmayı durdurmalı" ifadelerine yer verdi. "Gazze Planı’nın ilk aşamasındaki insani yükümlülükler yerine getirilmedi" Gazze’deki son duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, geçen yıldan itibaren Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin ABD ile birlikte Gazze Barış Planı’na öncülük ettiğini söyledi. Planın savaşın durdurulmasında etkili olduğunu belirten Fidan, "Geçen yıldan itibaren, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir dizi ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte hareket ederek Gazze Barış Planı’na öncülük etti. Bu da Gazze’de savaşı durdurmayı mümkün kıldı. Özellikle o zamana kadar aktif bir soykırım söz konusuydu. Şimdi İsrailliler Gazze halkını hâlâ kasıtlı olarak öldürüyor, ancak en azından kitlesel öldürme düzeyi durdu" dedi. Planın aşamalardan oluştuğunu kaydeden Fidan, şu anda Kahire’de devam eden görüşmelerde birinci aşamanın performansının değerlendirildiğini ve ikinci aşamaya geçiş zemininin ele alındığını ifade etti. Fidan, "Her iki taraf da farklı şeyler ileri sürüyor. Ancak genel olarak şunu söyleyebilirim: Özellikle anlaşmanın insani boyutu söz konusu olduğunda, İsrail’in birinci aşamayla ilgili yükümlülüklerini fiilen yerine getirdiğini görmedik" diye konuştu. İlk aşamanın gerekleri arasında daha fazla insani yardım, tıbbi destek, barınak girişine izin verilmesi ve Filistin teknik komitesinin Gazze’de çalışmaya başlamasının yer aldığını söyleyen Fidan, "Daha fazla insani yardıma, daha fazla tıbbi yardıma ihtiyacımız var. Barınakların içeri sokulmasına izin verilmesi gerekiyor. Filistin teknik komitesinin Gazze’de kendi çalışmalarına başladığını görmemiz gerekiyor; ancak henüz başlamış değiller. Gazze’ye girişlerine izin verilmiyor. Bunlar birinci aşamanın gerekleridir" dedi. Fidan, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin ardından ikinci aşamaya geçilerek daha somut sonuçların görülebileceğini belirterek, "Ama şu anda insani durum, birinci aşama şartlarının gerektirdiği şekilde tam anlamıyla ele alınmıyor. Şu an bulunduğumuz nokta budur. Ve umarım Kahire’de devam eden görüşmeler, inşallah, olumlu bir sonuç verecektir" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye’yi geleceğe taşıyacak güç, nitelikli eğitimdir. Şiddete töleransımız yoktur. Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye’yi geleceğe taşıyacak güç, nitelikli eğitimdir. Şiddete töleransımız yoktur.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eğitim Ailesi ile İftar Programı’nda yaptığı konuşmada, Çanakkale ruhundan eğitimin önemine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında Çanakkale Zaferi’nin taşıdığı anlamı vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin sadece 783 bin kilometrekareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale’dir. Çanakkale’de Anadolu’nun her ili, Balkanlar, Kafkaslar ve Kuzey Afrika vardır” ifadelerini kullandı. Eğitimin bir milletin geleceğini belirleyen en önemli unsur olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir milleti büyük yapan sadece kazandığı zaferler değil, aynı zamanda iyi yetişmiş, özgüven sahibi fertleridir. Güçlü bir Türkiye hedefi, ancak iyi eğitim almış insan kaynağıyla mümkündür” dedi. Son 23 yılda eğitim alanında önemli reformlar hayata geçirildiğini belirten Erdoğan, Türkiye’yi “muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyacak en önemli kaldıraçlardan birinin nitelikli ve milli bir eğitim sistemi” olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: “Öğretmene kalkan el, geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el, bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bir kuyumcu titizliğiyle yetiştiren kıymetli… pic.twitter.com/ZTfx5avFCD — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 18, 2026 Öğretmenlere yönelik şiddet konusuna da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda net bir duruş sergileyerek, “Öğretmene kalkan el, geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmenlerimize karşı şiddete asla toleransımız yoktur, olmayacaktır. Bu sorunun üzerine kararlılıkla gidiyoruz.” dedi. Erdoğan, öğretmenlerin güvenli ve huzurlu bir ortamda görev yapabilmesi için gerekli tüm adımların atılacağını belirterek, Türkiye Yüzyılı hedefini birlikte inşa edeceklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "İftar soframızı teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 81 vilayetimizin 922 ilçemizin her birinde aşkla görev yapan eğitimcilerimizin Ramazan-ı Şerif'ini tebrik ediyorum. Bir taraftan rahmet mevsimini uğurlamanın burukluğu diğer taraftan da Ramazan bayramına kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Ramazan'a girerken duamız 'Ya Rab bizleri Ramazan-ı Şerif'e kavuşturduğun gibi Ramazan bayramına da kavuştur'. Şimdi Ramazan-ı Şerif'i geride bırakırken 'Elveda Ramazan' diyoruz. Ramazan bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslâm dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Temiz bir kalple yapılacak duaların Cenab-ı Hak katında karşılığını mutlaka bulacağına inanıyoruz. Rabbim tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibadetlerini, ettiğiniz duaları katında kabul ve makbul buyursun diyorum. Daha fazlasını keşfedinGazeteSağlık haberleri bülteniDünya haberleri Bugün aynı zamanda Çanakkale deniz zaferimizin 111. yıldönümünü büyük bir gururla idrak ediyoruz. Vatan topraklarının şahit olduğu en büyük kahramanlık sahnelerinden biri olan Çanakkale destanının üzerinden tam 111 yıl geçti. 111. yılında kara toprağı al kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle, şükranla yâdediyorum. Anadolu her ocağından her ailesinden şehit veren mubarek toprakların adıdır. Dikkat edin ana dolu, baba dolu denmiyor. Burası çok anlamlı. Şehit ahvadı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Conk Bayırı, Gelibolu, Çanakkale'dir. Ve dost düşman iyi bilir ki; Çanakkale geçilmez. İnşallah Çanakkale dünya durdukça Türk milletin hürriyet tutkusunun yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır. Türkiye'nin sadece 783 bin kilometrekareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale'dir. Çanakkale'yi geçilmez kılan irade, ittihat fikri, mücadele azmidir. Çanakkale'de Anadolu'nun her ili, bir ilçesi vardır. Çanakkale'de Saraybosna, Balkanlar, Kafkaslar, Kuzey Afrika vardır. Çanakkale'de gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinin duası, niyazi, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan milyonların muhabbeti vardır. Çanakkale destanı epik olduğu kadar dramatik bir hikâyedir. Bakınız 1914-1918 yılları arasında Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi, İstanbul Lisesi, Yozgat Lisesi, Balıkesir Lisesi, Kayseri Lisesi'nin tamamı Çanakkale'de şehit olduğu için mezun verememiştir. İnşallah son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak, bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakârlıklarını asla unutmayacağız. 111. seneyi devriyesinde bizlere cennet vatanı miras bırakar, büyük cumhuriyeti emanet eden istiklal kahramanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle anıyorum. Bir milleti büyük yapan sadece tarihe şanla şerefle yazdırdığı zaferleri değildir. Aynı zamanda eğitimli, özgüven sahibi iyi yetişmiş fertleridir. Bu hassasiyetle çalışıyor, eğitime önem ve öncelik vermeyi ihmal etmiyoruz. Güçlü toplum güçlü ülke hedefini ancak insan kaynağı, iyi eğitim almış güçlü içtimai bünye ile gerçekleştireceğimizin farkındayız. Bugünün ve yarının dünyasında ilerleme, kalkınmanın her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor. Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine taşıyacak kaldırıç, nitelikli, milli, zamanın ruhunu yakalamış eğitim sistemidir. Son 23 yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık. Tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihi reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere katsayı gibi adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Ders müfredatlarını ve kitapları gözden geçirerek çağdışı ve vesayetçi unsurları temizledik, bilimsel anlayışla yeni baştan hazırladık. Hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile çalışmalarımızı kapsamlı bir zemine oturttuk. Ailelerimize her yıl kırtasiye kırtasiye gezmek zorunda bırakmıyor, ders kitaplarını çocuklarımıza ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Eğitim kurumlarımızı, spor salonları, dijital kütüphaneler, akıllı tahtalar ile donatarak modern bir çehreye kavuşturduk. 821 binden fazla öğretmenimizin atamasını yaparak eğitim ordumuzun gücüne güç kattık. Öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkanlarında da kaydadeğer iyileştirmeler gerçekleştirdik. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. En son Fatmanur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarını lanetlediğimizi, bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum. Öğretmene kalkan el geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuk ve gençlerimizi kuyumcu t itizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete töleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır. Sayısı azalmakla birlikte zaman zaman karşılaştığımız şiddet sorununun üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bundan sonra da ödün vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz. Kızılelmamız Türkiye Yüzyılı'nı inşallah sizlerle birlikte inşa edeceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "İftar soframızı teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 81 vilayetimizin 922 ilçemizin her birinde aşkla görev yapan eğitimcilerimizin Ramazan-ı Şerif'ini tebrik ediyorum. Bir taraftan rahmet mevsimini uğurlamanın burukluğu diğer taraftan da Ramazan bayramına kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Ramazan'a girerken duamız 'Ya Rab bizleri Ramazan-ı Şerif'e kavuşturduğun gibi Ramazan bayramına da kavuştur'. Şimdi Ramazan-ı Şerif'i geride bırakırken 'Elveda Ramazan' diyoruz. Ramazan bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslâm dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Temiz bir kalple yapılacak duaların Cenab-ı Hak katında karşılığını mutlaka bulacağına inanıyoruz. Rabbim tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibadetlerini, ettiğiniz duaları katında kabul ve makbul buyursun diyorum. Daha fazlasını keşfedinGazeteSağlık haberleri bülteniDünya haberleri Bugün aynı zamanda Çanakkale deniz zaferimizin 111. yıldönümünü büyük bir gururla idrak ediyoruz. Vatan topraklarının şahit olduğu en büyük kahramanlık sahnelerinden biri olan Çanakkale destanının üzerinden tam 111 yıl geçti. 111. yılında kara toprağı al kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle, şükranla yâdediyorum. Anadolu her ocağından her ailesinden şehit veren mubarek toprakların adıdır. Dikkat edin ana dolu, baba dolu denmiyor. Burası çok anlamlı. Şehit ahvadı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Conk Bayırı, Gelibolu, Çanakkale'dir. Ve dost düşman iyi bilir ki; Çanakkale geçilmez. İnşallah Çanakkale dünya durdukça Türk milletin hürriyet tutkusunun yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır. Türkiye'nin sadece 783 bin kilometrekareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale'dir. Çanakkale'yi geçilmez kılan irade, ittihat fikri, mücadele azmidir. Çanakkale'de Anadolu'nun her ili, bir ilçesi vardır. Çanakkale'de Saraybosna, Balkanlar, Kafkaslar, Kuzey Afrika vardır. Çanakkale'de gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinin duası, niyazi, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan milyonların muhabbeti vardır. Çanakkale destanı epik olduğu kadar dramatik bir hikâyedir. Bakınız 1914-1918 yılları arasında Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi, İstanbul Lisesi, Yozgat Lisesi, Balıkesir Lisesi, Kayseri Lisesi'nin tamamı Çanakkale'de şehit olduğu için mezun verememiştir. İnşallah son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak, bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakârlıklarını asla unutmayacağız. 111. seneyi devriyesinde bizlere cennet vatanı miras bırakar, büyük cumhuriyeti emanet eden istiklal kahramanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle anıyorum. Bir milleti büyük yapan sadece tarihe şanla şerefle yazdırdığı zaferleri değildir. Aynı zamanda eğitimli, özgüven sahibi iyi yetişmiş fertleridir. Bu hassasiyetle çalışıyor, eğitime önem ve öncelik vermeyi ihmal etmiyoruz. Güçlü toplum güçlü ülke hedefini ancak insan kaynağı, iyi eğitim almış güçlü içtimai bünye ile gerçekleştireceğimizin farkındayız. Bugünün ve yarının dünyasında ilerleme, kalkınmanın her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor. Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine taşıyacak kaldırıç, nitelikli, milli, zamanın ruhunu yakalamış eğitim sistemidir. Son 23 yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık. Tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihi reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere katsayı gibi adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Ders müfredatlarını ve kitapları gözden geçirerek çağdışı ve vesayetçi unsurları temizledik, bilimsel anlayışla yeni baştan hazırladık. Hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile çalışmalarımızı kapsamlı bir zemine oturttuk. Ailelerimize her yıl kırtasiye kırtasiye gezmek zorunda bırakmıyor, ders kitaplarını çocuklarımıza ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Eğitim kurumlarımızı, spor salonları, dijital kütüphaneler, akıllı tahtalar ile donatarak modern bir çehreye kavuşturduk. 821 binden fazla öğretmenimizin atamasını yaparak eğitim ordumuzun gücüne güç kattık. Öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkanlarında da kaydadeğer iyileştirmeler gerçekleştirdik. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. En son Fatmanur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarını lanetlediğimizi, bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum. Öğretmene kalkan el geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuk ve gençlerimizi kuyumcu t itizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete töleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır. Sayısı azalmakla birlikte zaman zaman karşılaştığımız şiddet sorununun üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bundan sonra da ödün vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz. Kızılelmamız Türkiye Yüzyılı'nı inşallah sizlerle birlikte inşa edeceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "İftar soframızı teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 81 vilayetimizin 922 ilçemizin her birinde aşkla görev yapan eğitimcilerimizin Ramazan-ı Şerif'ini tebrik ediyorum. Bir taraftan rahmet mevsimini uğurlamanın burukluğu diğer taraftan da Ramazan bayramına kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Ramazan'a girerken duamız 'Ya Rab bizleri Ramazan-ı Şerif'e kavuşturduğun gibi Ramazan bayramına da kavuştur'. Şimdi Ramazan-ı Şerif'i geride bırakırken 'Elveda Ramazan' diyoruz. Ramazan bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslâm dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Temiz bir kalple yapılacak duaların Cenab-ı Hak katında karşılığını mutlaka bulacağına inanıyoruz. Rabbim tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibadetlerini, ettiğiniz duaları katında kabul ve makbul buyursun diyorum. Daha fazlasını keşfedinGazeteSağlık haberleri bülteniDünya haberleri Bugün aynı zamanda Çanakkale deniz zaferimizin 111. yıldönümünü büyük bir gururla idrak ediyoruz. Vatan topraklarının şahit olduğu en büyük kahramanlık sahnelerinden biri olan Çanakkale destanının üzerinden tam 111 yıl geçti. 111. yılında kara toprağı al kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle, şükranla yâdediyorum. Anadolu her ocağından her ailesinden şehit veren mubarek toprakların adıdır. Dikkat edin ana dolu, baba dolu denmiyor. Burası çok anlamlı. Şehit ahvadı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Conk Bayırı, Gelibolu, Çanakkale'dir. Ve dost düşman iyi bilir ki; Çanakkale geçilmez. İnşallah Çanakkale dünya durdukça Türk milletin hürriyet tutkusunun yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır. Türkiye'nin sadece 783 bin kilometrekareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale'dir. Çanakkale'yi geçilmez kılan irade, ittihat fikri, mücadele azmidir. Çanakkale'de Anadolu'nun her ili, bir ilçesi vardır. Çanakkale'de Saraybosna, Balkanlar, Kafkaslar, Kuzey Afrika vardır. Çanakkale'de gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinin duası, niyazi, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan milyonların muhabbeti vardır. Çanakkale destanı epik olduğu kadar dramatik bir hikâyedir. Bakınız 1914-1918 yılları arasında Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi, İstanbul Lisesi, Yozgat Lisesi, Balıkesir Lisesi, Kayseri Lisesi'nin tamamı Çanakkale'de şehit olduğu için mezun verememiştir. İnşallah son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak, bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakârlıklarını asla unutmayacağız. 111. seneyi devriyesinde bizlere cennet vatanı miras bırakar, büyük cumhuriyeti emanet eden istiklal kahramanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle anıyorum. Bir milleti büyük yapan sadece tarihe şanla şerefle yazdırdığı zaferleri değildir. Aynı zamanda eğitimli, özgüven sahibi iyi yetişmiş fertleridir. Bu hassasiyetle çalışıyor, eğitime önem ve öncelik vermeyi ihmal etmiyoruz. Güçlü toplum güçlü ülke hedefini ancak insan kaynağı, iyi eğitim almış güçlü içtimai bünye ile gerçekleştireceğimizin farkındayız. Bugünün ve yarının dünyasında ilerleme, kalkınmanın her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor. Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine taşıyacak kaldırıç, nitelikli, milli, zamanın ruhunu yakalamış eğitim sistemidir. Son 23 yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık. Tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihi reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere katsayı gibi adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Ders müfredatlarını ve kitapları gözden geçirerek çağdışı ve vesayetçi unsurları temizledik, bilimsel anlayışla yeni baştan hazırladık. Hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile çalışmalarımızı kapsamlı bir zemine oturttuk. Ailelerimize her yıl kırtasiye kırtasiye gezmek zorunda bırakmıyor, ders kitaplarını çocuklarımıza ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Eğitim kurumlarımızı, spor salonları, dijital kütüphaneler, akıllı tahtalar ile donatarak modern bir çehreye kavuşturduk. 821 binden fazla öğretmenimizin atamasını yaparak eğitim ordumuzun gücüne güç kattık. Öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkanlarında da kaydadeğer iyileştirmeler gerçekleştirdik. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından böyle bir anlam ifade etmektedir. Kültürümüzde anne ve babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük, öğretmene saygıda kusur etmemeye gördük. Öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük saygısızlığı kabul etmemiz, hoşgörmemiz mümkün değildir. En son Fatmanur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarını lanetlediğimizi, bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum. Öğretmene kalkan el geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuk ve gençlerimizi kuyumcu t itizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete töleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır. Sayısı azalmakla birlikte zaman zaman karşılaştığımız şiddet sorununun üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bundan sonra da ödün vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz. Kızılelmamız Türkiye Yüzyılı'nı inşallah sizlerle birlikte inşa edeceğiz."

İstanbul’da Metrekareye 21 Kilogram Yağış Düştü Haber

İstanbul’da Metrekareye 21 Kilogram Yağış Düştü

İBB Afet İşleri Dairesi AKOM, İstanbul ve Marmara Bölgesi’ni etkisi altına alan soğuk hava ve fırtınaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bazı bölgelerde metrekareye düşen yağış miktarı 21 kilogramı bulurken en fazla yağış alan bölge Terkos Barajı ve Silivri Orman Sahası oldu. Barajlardaki doluluk oranı ise 1 Ocak’ta yüzde 18 seviyelerindeyken bugün (2 Şubat) yüzde 30 seviyelerine ulaştı. AKOM, bugün öğle saatlerinden itibaren batı ilçelerinde karla karışık yağmur ve kar yağışı beklendiğini açıkladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet İşleri Dairesi AKOM’un değerlendirmelerine göre, Orta Akdeniz ve Balkanlar üzerinden gelen sistemlerin birleşmesiyle İstanbul genelinde şiddetli yağışlar kaydedildi. Dün akşamdan bu yana yapılan ölçümlere göre, şehrin farklı bölgelerinde metrekareye 11 ila 21 kg aralığında yağış düştü. Barajlardaki doluluk oranı ise 1 Ocak’ta yüzde 18 seviyelerindeyken bugün (2 Şubat) yüzde 30 seviyelerine ulaştı. Yağışların ilerleyen saatlerde fırtınayla birlikte etkisini daha da artırması bekleniyor. BATI İLÇELERİNDE KAR Hava sıcaklıklarının öğle saatlerinden itibaren 2–4 derece daha azalarak kış değerlerine gerileyeceği tahmin ediliyor. Bu düşüşle birlikte; Silivri, Çatalca, Arnavutköy, Büyükçekmece ve Başakşehir gibi İstanbul’un batı yakasında kalan bölgelerde yağışların karla karışık yağmur ve yer yer kar şeklinde görülmesi öngörülüyor. Soğuk havanın Salı sabahına kadar süreceği, Çarşamba gününden itibaren ise bahar değerlerine (15 derece) döneceği belirtiliyor. İBB 45 OLAYA MÜDAHALE ETTİ Dün akşam saatlerinde etkili olan fırtına nedeniyle İstanbul genelinde toplam 45 olay bildirimi yapıldı. İBB ekipleri tarafından müdahale edilen olaylar; 17 ağaç devrilmesi ve dal kırılması, 22 tehlike arz eden parça (tabela, reklam panosu vb.), 2 çatı uçması ve 2 direk devrilmesi, 2 istinat duvarı çökmesi ve toprak kayması oldu. OLASI RİSKLERE KARŞI UYARI Yetkililer, salı sabahına kadar etkili olması beklenen kış koşulları nedeniyle yaşanabilecek su baskını, göllenme, kar yağışı, buzlanma, don ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı vatandaşların dikkatli olmaları gerektiğini belirtti.

Bursa’nın Balkan Şehirleri Ağı’na Üyeliği Kesinleşti Haber

Bursa’nın Balkan Şehirleri Ağı’na Üyeliği Kesinleşti

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin, Balkanlar'daki yerel yönetimleri bir araya getirmek amacıyla kurulan B40 Balkan Şehirleri Ağına üyeliği kesinleşti. Avrupa Birliği'nin doğu sınırlarını ve Avrasya'nın batı ayağını oluşturan önemli bir bölge olan Balkanlar'daki yerel yönetimleri bir araya getirmek amacıyla 2021 yılında kurulan B40 Balkan Şehirleri Ağı’nın 5. Yıllık Zirvesi, Hırvatistan’ın Zagreb kentinde yapıldı. BALKANLARLA GÜÇLÜ İŞBİRLİĞİ Belediye başkanları, yerel yönetim temsilcileri ve alanında uzman isimleri bir araya geldiği zirvede, Balkanlar ile güçlü bağları bulunan Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin de üyeliği de kesinleşti. Bu üyelikle Bursa Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir şehircilik, demokratik yönetişim, kültürel ve ekonomik iş birlikleri ile bölgesel dayanıklılığın artırılmasına yönelik somut, iş birliğine dayalı ve geleceğe dönük projelerde aktif rol üstlenecek. “BURSA, BALKAN COĞRAFYASINDA AKTİF ROL ÜSTLENECEK” Marmara Belediyeler Birliği Başkanı ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, B40 Balkan Şehirleri Ağı üyeliğinin tarihi bir adım olduğunu söyledi. Balkanlar ile olan köklü tarihi ve kültürel bağları, bugünün vizyonu ve yarının projeleriyle birleştirdiklerini vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, Avrupa ve Balkanlar’ın en kapsamlı yerel yönetim ağının bir parçası olarak; yeşil dönüşümden sürdürülebilir şehirciliğe kadar pek çok stratejik alanda iş birliğinin kurumsal temelini attıklarını dile getirdi. Tarihi ve kültürel bağların en güçlü olduğu Balkan coğrafyasına Bursa’nın tecrübesini aktaracaklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Hayata geçireceğimiz ekonomik projelerle şehrimizi geleceğe hep birlikte hazırlayacağız. Sınırları aşan kardeşliğimizi, bölgesel kalkınma ve ortak bir gelecek hedefiyle çok daha ileriye taşıyacağız” dedi. ÜYE ŞEHİRLER ARASINDA BİLGİ PAYLAŞIMI Zirve programında ‘Yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik’, ‘Kültür ve turizm alanında iş birliği’, ‘Demokrasi ve yerel demokrasinin güçlendirilmesi’ başlıkları ön plana çıktı. Program kapsamında üye şehirler arasında bilgi paylaşımını artırmayı ve ortak eylemleri hızlandırmayı hedefleyen yuvarlak masa toplantıları düzenlendi. YÜKSEK DÜZEYLİ İKİLİ GÖRÜŞMELER Zirve kapsamında ayrıca B40 Genel Kurulu, Yürütme Kurulu Toplantısı, Şehir liderleri arasında gerçekleştirilen yüksek düzeyli ikili görüşmeler düzenlendi. Eurocities iş birliğiyle organize edilen Yerel Demokrasi Paneli de birçok büyük Avrupa kentinin belediye başkanını bir araya getirerek yerel demokrasinin korunması ve güçlendirilmesine odaklandı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, program kapsamında Selanik Belediye Başkanı Stelios Aggeloudis ve Zagreb Belediye Başkanı Tomislav Tomašević ile de ikili görüşmeler gerçekleştirdi. 60’TAN FAZLA ÜYE ‘Daha İyi Gelecek, Daha İyi İşbirliği’ temasıyla 2021 yılında düzenlenen İstanbul Zirvesi sonrasında imzalanan ‘İstanbul Deklarasyonu’ ile kurulan B40 Balkan Şehirleri Ağı’nın gelinen aşamada 60’tan fazla üye kenti bulunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.