Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bağımlılık

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Bağımlılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bağımlılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zuckerberg, Meta'nın 13 yaş altı kullanıcıları ve kullanım hedefleri hakkında sorgulandı Haber

Zuckerberg, Meta'nın 13 yaş altı kullanıcıları ve kullanım hedefleri hakkında sorgulandı

Meta ve YouTube'a karşı açılan tarihi dava Ocak ayı sonlarında başladı. Dava, "KGM" olarak tanımlanan bir davacının iddialarına odaklanıyor; KGM, küçük yaşta sosyal medya kullanmanın kendisini bağımlı hale getirdiğini ve ruh sağlığına zarar verdiğini iddia ediyor. Şu anda 20 yaşında olan KGM, Facebook, Instagram ve YouTube'un, öneri algoritmaları ve sonsuz kaydırma özelliğiyle bağımlılık yapacak şekilde tasarlandığını iddia ediyor. Çarşamba günü mahkemede Zuckerberg, KGM'nin avukatı Mark Lanier'den, Meta'nın 13 yaş altı çocukların Instagram'a erişmesine izin verme politikası hakkında sorular aldı. Lanier'e göre KGM, Instagram'ı 9 yaşında kullanmaya başladı. Zuckerberg, 13 yaşın altındaki kullanıcıların platforma giremeyeceğini söyledi, ancak "hizmetlerimizi kullanmak için yaşlarını yalan söyleyen önemli sayıda insan olduğu için" bu kuralı uygulamanın zor olduğunu da ekledi. Lanier ayrıca Zuckerberg'e şirketin hedeflerinden birinin kullanıcıların Instagram'da geçirdikleri süreyi artırmak olup olmadığını sordu. Zuckerberg, Meta'nın TikTok gibi rakiplerine karşı performansını ölçmek için uygulamada geçirilen süreyi bir gösterge olarak kullandığını söyledi. "Bu, sadece süreyi artırmaya çalışmamızdan farklı. Sadece sektörde nasıl bir konumda olduğumuzu görmeye çalışıyoruz." dedi. Bu, Zuckerberg'in daha önce Meta'nın platformlarındaki gençlerin güvenliği konusunda Kongre önünde ifade vermiş olmasına rağmen, şirketini bir jüri önünde ilk kez savunması anlamına geliyor. Davanın sonucu, sosyal medya devlerine karşı açılan binlerce benzer davanın nasıl sonuçlanacağını şekillendirebilir. TikTok ve Snapchat başlangıçta davanın bir parçasıydı, ancak dava başlamadan önce uzlaştılar. Bazı uzmanlar, sosyal medya davasını, şirketleri ürünlerinden ve pazarlamalarından sorumlu tutmayı amaçlayan 1990'lardaki tütün endüstrisi davalarıyla kıyaslıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gençlerimizi hedef alan saldırı dalgasını ancak bir olursak püskürtebiliriz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gençlerimizi hedef alan saldırı dalgasını ancak bir olursak püskürtebiliriz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen Birlik Vakfı 40. Kuruluş Yıldönümü Programı’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: “Hem hasret giderdiğimiz hem de mücadeleyle, dava ile adanmışlıkla dolu 40 yıllık bir maziye hep birlikte nazar eylediğimiz bu buluşmanın hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Birlik Vakfı’mıza, Milli Türk Talebe Birliği’mize, organizasyonun icrasında emeği geçen her bir kardeşime canı gönülden teşekkür ediyorum. Şahsımın da kurucuları arasında yer aldığı Birlik Vakfı, özellikle eğitim ve kültür alanında 40 yıldır mühim bir misyonu hamdolsun başarıyla yerine getiriyor. 50 ilimizdeki 55 şubesiyle barınma hizmetlerinden burs desteklerine, bilim, kültür ve sanat faaliyetlerinden yabancı dil kurslarına oldukça geniş bir yelpazede gençlerimizin elinden tutuyor, onları yarınlara hazırlıyor, istikbalimizin güvencesi olan genç arkadaşlarımıza rehberlik ediyor. Konferanslarıyla, panelleriyle, matbu ve dijital yayın faaliyetleriyle farklı ihtisas alanlarındaki 20’yi aşkın komisyonuyla Birlik Vakfı’mız; ilim, kültür ve irfan hazinemizi maziden atiye ulaştırıyor. Buradaki arkadaşlarımız, milli ve manevi değerlerine sıkı sıkıya sarılan, bilgisiyle, eğitimiyle, ufku ve karakteriyle karanlıklar içinde ışıl ışıl parlayan bir gençliğin yetişmesi için 40 yıldır elinden geleni yapıyor. Vakfımızın niyeti hayır olduğu için hamdolsun cehdi de, emeği de, gayreti de hayırlı neticelerle taçlanıyor. Merkezinde birlik anlayışının yer aldığı bu ocaktan yetişen kardeşlerimiz, bugün siyasetten iş hayatına, akademiden bürokrasiye her alanda Türkiye’ye alınlarının akıyla hizmet ediyor. Tüm zorluklara, tüm sıkıntılara rağmen 29 Mayıs 1985’ten beri tekerliğin tümsekte kalmasını bekleyenlere rağmen bütün bu hizmetleri yaptık, yapıyoruz, Rabbim ömür verdikçe de yapmaya devam edeceğiz. İnşallah daha nice yıllar boyunca Birlik Vakfı’mızın ülkemize, milletimize, gençlerimize ve ümmete özveriyle hizmet edeceğine yürekten inanıyorum. Tabii şu gerçek de hafızalarımıza silinmez bir şekilde kaydolmuştur. 1916 yılında kurulan Milli Türk Talebe Birliği, Türkiye’nin en köklü öğrenci teşkilatı olarak dalları vatanımızın dört bir yanına uzanan binlerce talebeyi gölgesinde serinleten büyük bir çınardır. Milli Türk Talebe Birliği, Türkiye’nin sancılı günlerinde şahsım dahil birçok gencin milli şuur kazanmasına, dahası bu ülkeyi, bu milleti, bu toprakları anlamasına, idrak etmesine vesile oldu. Milli Türk Talebe Birliği’ne zorla bıraktırılan sancağı Birlik Vakfı’mız devralmış, millete ve ümmete hizmet mücadelesi kesintiye uğramamış, uğratılamamıştır. Bir kapı kapanmış fakat Cenab-ı Allah’ın sonsuz lütfuyla çok daha geniş, çok daha güçlü yeni bir kapı açılmıştır. 1985’te kutlu fethin yıl dönümünde kurulan Birlik Vakfı, teessüs ettiği günden itibaren daima milletin ve milli iradenin safında yer almıştır. 29 Şubat’ın yasakçı zihniyetinden vesayet odaklarıyla mücadeleye, Gezi Olaylarından 15 Temmuz kanlı ihanetine en kritik dönemeçlerde ateşten gömlek giydiğimiz tüm imtihan günlerinde Birlik Vakfı’nı hep milletin yanında hakkın ve hakikatin tepesinde gördük. Bunun için de her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, Rabbim sizlerden razı olsun diyorum. Çağın çok hızlı bir şekilde değiştiği, buna paralel olarak kültürün, geleneğin, kıymet atfedilen değerlerin de dönüştüğü hatta tüm bunların kuşatma altına alındığı bir dönemde yaşıyoruz. Bilgi ve enformasyon, geçmişte hiç olmadığı kadar hızla yayılıyor. Teknoloji ve dijitalleşme, eski dönemlerle kıyas dahi kabul etmeyecek yeni imkanlar, yeni avantajlar sunuyor. Bu nimetlerden hepimiz elbette azami ölçüde istifade ediyoruz. Fakat bunların beraberinde getirdiği yeni tehditleri, yeni sınamaları da çok yakından hissediyoruz. Küresel ölçekte kültür emperyalizminin dayatmaları sebebiyle bireyden aileye, aileden de topluma uzanan bir tefessüh riskiyle karşı karşıyayız. LGBT gibi sapkın akımlardan bağımlılığa, mahremiyetin yok olmasından aile kurumuna dönük saldırılara, 7’den 70’e tüm insanlığa bununla birlikte 86 milyon vatandaşımızı da tehdit eden meydan okumalarla yüz yüzeyiz. Tehdit yalnızca şekil ve boyut değiştirmiştir. Lakin hedef her zaman olduğu gibi aynıdır. Hedef, insandır, hedef ailedir, hedef milli ve manevi değerlerimizin tahrip edilmesidir. Buna karşı devlet ve hükümet olarak kuşkusuz her seviyede tedbirlerimizi aldık, alıyoruz. Mesela insanımızı bataklığa sürükleyen sanal bahis ve kumar belasının kökünü kurutmak için kapsamlı bir eylem planını uygulamaya koyduk. Aynı şekilde toplumun çekirdeği olan aileyi güçlendirmek amacıyla faklı projeleri hayata geçirdik. Çocuk başına yapılan ödemelerin artırılmasından yuva kurmak isteyen gençlerimize yardımcı olunmasına kadar pek çok destek paketini devreye aldık. Fakat şurası bir gerçek ki bağımlılık gibi, aile kurumuna yönelik saldırılar gibi, uyuşturucu, sanal bahis, kumar gibi küresel boyutu olan tehditlerle mücadele yalnızca devlet eliyle yürütülemez, yürütülse dahi arzu edilen neticeye ulaşılamaz. Bilhassa bağımlılık denilen modern zaman vebasının başını erkenden ezmezsek Allah korusun yarın daha derin sosyal krizlerle karşılaşabiliriz. Bakınız çok açık söylüyorum: Gençlerimizi, neslimizi, geleceğimizi hedef alan bu saldırı dalgasını ancak bir olursak, birlikte hareket edersek, birlikte savaşırsak püskürtebiliriz. Sadece kendi evinin önünü temizlemek yetmez, komşularımızı da özellikle el ele verip onlara da el uzatmak, onlara da yardımcı olmak mecburiyetindeyiz. Bunun için toplumun her kesiminin desteğine ve katkısına ihtiyacımız var. Gönüllü kuruluşlarımızın, medyamızın, üniversitelerimizin bu mücadelede bize omuz vermesine ihtiyacımız var. Siyasi partilerimizin abuk sabuk gündemleri terk edip ülkenin ve milletin can yakıcı sorunlarına odaklanmasına ihtiyacımız var. Gençlerimizin rol model gördüğü sporcularımızın, sanatçılarımızın, kanaat önderlerinin bu mücadeleyi sahiplenmesine ihtiyacımız var. Hepsinden öte ailelerimizin bilinçlenmesine, meselenin farkına varmasına ihtiyacımız var. Tekrar vurguluyorum: Dijital tekno kültürün, bilhassa gençlerimizin üzerindeki olumsuz etkilerini sadece topyekun bir dayanışma ruhuyla engelleyebiliriz. Aileyi önemsiz hale getirmeyi, değerlerimizi yıpratmayı, gençlerimizi manen ve ruhen çökertmeyi, böylece adım adım bireyi köleleştirmeyi hedefleyen bu melun kuşatmayı ancak el ele verirsek kırabiliriz. Kimse kusura bakmasın. Bugün yaşadığımız pek çok sorunun temelinde kendi öz değerlerinden ve milletin hassasiyetlerinden tiksinen işte bu çarpık zihniyet bulunmaktadır. Jakoben, elitist üstenci anlayışın egemen olduğu dönemlerde toplumu bir arada tutan çimento zayıfladı. Milli bünyemiz, daha kırılgan hale geldi. 23 yıldır aynı zamanda birikmiş bu yanlışları da düzeltmeye çalışıyoruz. Bilhassa iktidarın alternatifi olması gereken ana muhalefet partisinin böyle bir gündemi, kaygısı, tasavvuru, niyeti mevcut değil. Dünyada ne olup bittiğini, insanlığın nereye gittiğini, gençleri hangi tehdit ve tehlikelerin beklediğini takip bile etmiyorlar. Belediyeleri haraca bağlamış rüşvetsiz selam dahi olmayan bir avuç rant şebekesinin gündemine tamamen hapsolmuş vaziyetteler. Meselenin daha vahim tarafı şudur: Alkolün, uyuşturucunun, kumarın yuvaları dağıttığı ortadayken bunlar çıkıyor grup kürsülerinden kumarı meşrulaştırıyor, içkiyi özendiriyorlar. Mezar başında kadeh tokuşturmak gibi saçmalıkları savunuyorlar. LGBT denilen aile ve fıtrat düşmanı akımlara hamilik yapanlar yine bunlar. Sokak eylemlerinde öne sürdükleri gençler üzerinden prim toplamaya çalışanlar yine bunlar. Görevini yapan jandarma personeline, yolsuzlukların peşine düşen yargı mensuplarına, baklava kutularına gizlenen rüşveti deşifre eden polislere hakaret eden, şiddet uygulayan, tehdit eden aynı şekilde yine bunlar. Ne bir fikir, ne bir öneri ne de bir siyasetin ufkunu açan bir proje her gün 10 yerde konuşuyorlar ama ortada elle tutulur hiçbir şey yok. Durum öyle vahim ki böyle giderlerse en büyük eserleri olarak onlardan geriye sadece hacimli bir hakaret sözlüğü kalacaktır. Ana muhalefet yönetimi, eğer gerçekten Türkiye merkezli siyaset yapmak istiyorsa kendilerini düzeltmeli, bu anormallikten kurtulmalı, iradelerine vurulan vesayet zincirlerini parçalayıp atmalıdır. Diğer türlü uzaktan kumandayla kontrol edilenleri ne millet ciddiye alır ne de biz muhatap alırız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Birlik Vakfı’mızın 40. yaşını bir kez daha tebrik ediyorum.”

Zafer Partisi Genel Başkanı  Ümit Özdağ "Tertemiz Türkiye Projesi" ni açıkladı. Haber

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ "Tertemiz Türkiye Projesi" ni açıkladı.

“UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE KANUNU ÇIKARTACAĞIZ” “UYUŞTURUCU ÇETELERİNİ TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK TANIMLAYACAĞIZ” “UYUŞTURUCU VE SANAL KUMAR SUÇLARINDA İNFAZ İNDİRİMİ YAPILMAYACAK” “UYUŞTURUCU ÖRGÜTLERİYLE BAĞLANTILI SİYASETÇİ VE BÜROKRATLARIN MAL VARLIĞINA EL KONULACAK, HAZİNEYE DEVREDİLECEK” “TEDAVİYİ GÖNÜLLÜ DEĞİL ZORUNLU HALE GETİRECEĞİZ” Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, partisinin Türkiye’yi uyuşturucu ve sanal kumardan kurtaracağı tek çözüm yolu olan Tertemiz Türkiye Projesini açıkladı. Türkiye’nin ünlü ekonomistlerinden Selçuk Geçer 'in Zafer Partisine katıldığı toplantıda, rozetini Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ taktı. Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Değerli Basın Mensupları, değerli Zafer Partililer ve televizyonlarının, sosyal medyalarının başında bizi izleyen çok değerli yurttaşlarım. 19 Mayıs 2021'de arkadaşlarımızla birlikte Anıtkabir'i ziyaret ettik. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün aziz ruhuna dua ederek şükranlarımızı sunduktan sonra bugün sahip olduğumuz milli kimliğin oluşmasında en temel görevi yerine getiren, işlevi üstlenen ve İslamiyet'in Türkler arasında yayılmasını sağlayan Hoca Ahmet Yesevi'nin Türkistan'da Yesi'deki türbesini ziyaret ederek dua ettik. Yesi'den aldığımız toprağı da Hacı Bektaş Veli'ye getirerek 14 Haziran 2021'de Hacı Bektaş Veli'nin türbesinin önündeki karadut ağacının dibine yüzlerce yıl sonra serdik. 26 Ağustos 2021'de Büyük Taarruzun yıl dönümünde Zafer Partisi'nin kuruluşunu bir bildirgeyle açıkladık ve bu bildirgede Türk milletinin karşı karşıya olduğu tehditleri ve fırsatları ortaya çok net bir şekilde koyduk. Türk milletine bu tehditleri nasıl aşacağımıza dair sözlerimizi verdik. Bu sözlerden birisi de Türkiye için artık çok önemli bir milli güvenlik tehdidine dönüşen organize suç örgütleri, uyuşturucu ve sanal kumar ile mücadele edeceğimiz sözüydü. Şöyle söyledik, göçlerle ülkemizdeki Suriyeli ve dünyadaki uyuşturucunun yaklaşık yüzde 90'ını üreten ve artık son zamanla ülkemizde de pazarlayan Afganlı uyuşturucu ve mafya çeteleri gençliğimizi zehirlemeye çalışmaktadır. Bir yandan uyuşturucu kartellerine, PKK adlı uyuşturucu holdingine, kartellerin devlet içindeki ve dışındaki uzantılarına karşı amansız bir mücadele başlatacağız. Diğer yandan sağlıkta önceliklerimizden birisi uyuşturucudan arınma tedavi programları olacak. Çocukları uyuşturucu kullanan anne ve babalara söz veriyoruz. Çocuklarınızı size geri vereceğiz ve söz veriyoruz bir gün kucaklarınıza siz de sağlıklı torunlar alacaksınız. Uyuşturucu çeteleri size de söz veriyoruz. Lanet olası ruhunuz cehenneme gitmeden önce size cehennemi yeryüzünde yaşatacağız. Değerli Basın Mensupları, Büyük Türk Milleti, Çocuklarımızı organize suç örgütlerinin elinden almak, uyuşturucu ve sanal kumar çetelerinin tuzağına düşmekten kurtarmak ve bu tuzağa düşenleri sağlıklarına kavuşturmak, ailelerine ve topluma kazandırmak için Tertemiz Türkiye Projemizi açıklıyoruz. Tertemiz Türkiye Projesi’nin amacı organize suç örgütlerine, uyuşturucu ve sanal kumar çetelerine büyük bir savaş açarak onlara cehennemi yaşatıp ezerken Türk gençliğini ve Türk milletini bu illetten korumaktır. Türkiye'ye karşı dolaylı bir savaş sürdürülmektedir. Bu savaş, 19. yüzyılda İngiltere'nin Çin'e karşı sürdürdüğü Afyon Savaşı'na benzemektedir. Bizim milli güvenlik anlayışımız, dışarıdan gelen tehditleri etkisiz hale getirmeye yönelik olarak kurgulanmıştır. Oysa milli güvenlik tehditleri sadece dışarıdan kaynaklanmaz hem içeriden hem dışarıdan eş zamanlı olarak gelebilir. Uyuşturucu ve sanal kumar tehdidi de içeriden ve dışarıdan eş zamanlı olarak gelen tehditlerdir. AK Parti iktidarında ülkemiz için adeta milli bir varlık tehdidi haline gelen tehditlerden birisi de Ekvator, Meksika, Kolombiya'daki çeteler gibi ülkemizde de artık kartelleşme aşamasına yaklaşmış olan organize suç örgütlerinin ortaya çıkması, uyuşturucu ve sanal kumarın katlanılmaz bir tehdit haline de gelmiş olmasıdır. 2023 Küresel Organize Suçlar Endeksi’ne göre organize suçlarda Türkiye, Avrupa'da ne yazık ki 1. durumdadır. Dünyada ise 14. sıraya gelmiştir. Aynı raporda organize suç örgütlerinin Türkiye'de siyaset ve bürokrasi ile olan yaygın bağından bahsedilmektedir. Yerli ve milli Escobarların siyaseti de damgasını vurduğu bir ülkede yaşamaktayız ve bu şekilde organize suça karşı, uyuşturucu ve sanal kumara karşı gerçek bir mücadele vermek mümkün değildir. Değerli Basın Mensupları, sevgili Zafer Partililer ve bizi televizyonlarının ve sanal medyanın başında izleyen çok değerli izleyiciler, Bu yapmış olduğum tespitler siyasi tespit olmaktan çok uzaktır. Bu yapmış olduğum tespitlerin tamamı profesyonellerin, polislerin, istihbaratçıların, doktorların yapmış olduğu bir tespittir. Emekli Emniyet Müdürleri tarafından kurulan TEMUD-DER yaptığı açıklamada ülkemizin karşı karşıya olduğu durumun ne kadar vahim olduğunu net bir şekilde ifade etmektedir. Türkiye'de asayiş ve örgütlü suçların ulaştığı aşamanın 1970-1990 arasında terör olaylarının ulaştığı aşamayla aynı olduğunu Emekli Emniyet Müdürleri ifade etmektedir. Emekli Emniyet Müdürleri, organize suç örgütleri şehirlerimiz için kurtulmuş bölgeler oluşturduğunu kaydettikten sonra böyle gider ise ülkemizin polisin bir sokak kabadayısına bile bulaşmak istemeyeceği devlet otoritesinin maskaraya döndüğü bir Latin Amerika ülkesine döneceğini ifade etmektedirler. Bu tespitin olağanüstü, vahim ve üzücü bir tespit olduğunu sizler de takdir edersiniz. Değerli Basın Mensupları, Büyük Türk Milleti, AK Parti'nin 2011 sonrasında Suriye ve İran sınırında açık kapı politikası izlemeye başlaması sonucunda Afganistan ve Suriye'den de ülkemize gelen uyuşturucu miktarında patlama olmuştur. AK Parti uyuşturucuda geçiş ülkesi olan ülkemizin hedef ülke haline gelmesine neden olan politikalar izlemiştir. AK Parti iktidarı narko-terör örgütlerine, organize suç örgütlerine, uyuşturucu çetelerine, sanal kumar örgütlerine karşı gereken sert ve kapsamlı mücadeleyi vermeyerek hatta zaman zaman çok yumuşak davranarak önünü açmıştır. Bugünlerde bir telaş içerisinde bazı polisiye önlemlerin alınmaya çalışıldığını görüyoruz ama bunun asla yeterli stratejik düşünülen uzun vadeli kapsamlı bir mücadele olmadığını da biliyoruz. Çeteler askeri ve polisi alenen tehdit ederken bunları kamuoyuna açıklarken görmeyen siyasi iktidarın muhaliflerden gelen eleştirileri ise cezaevi süreçleriyle bastırmaya çalıştığını da Türk milleti de dünya da net bir şekilde görüyor. Türk gençleri ağır bir uyuşturucu tehdidi altındadır. Son 20 yılda uyuşturucunun kullanımı, dağılımı, uyuşturucudan ötürü ölümler ve uyuşturucu çeşitleri 327’ye ulaşarak büyük bir artış kaydetmiştir. Uyuşturucu kullananların yüzde 82’si 20-35 yaş aralığındadır. 10 milyona yakın insanımızın sigara dışında bir madde veya davranışsal bağımlı olduğuna dair bilgiler vardır. Değerli Basın Mensupları, değerli Türk halkı, Sadece uyuşturucudan dolayı denetimli serbestlikle birikmiş dosya sayısı 800 bindir. 2023 itibariyle cezaevlerinde bulunan 291 bin 380 tutuklu ve mahkûmun 98 bin 355'i yani üçte biri uyuşturucu suçlarından dolayı içeridedir. Ülkemizde uyuşturucu kullanım yaşı ne yazık ki 15 yaşın altına inmiştir. Ortaokula hatta ilkokula giden çocuklarımız tehdit altındadır. 15-64 yaş aralığında uyuşturucu işlemi yapılanlarda oran 2014'te binde 165 iken 2023'te yani 9 sene sonra bu oran binde 413'e yükselmiştir. 2025 itibariyle uyuşturucudan bağımlı olduğu düşünülen insan sayısı 2 milyondur. Türk gençliği adeta ağır bir saldırıyla içeriden çürütülmektedir. Damarlarında asil kan dolaşması gereken bu gençlerimizin kanına uyuşturucu sızdırılmaya çalışılmaktadır. Uyuşturucuya ulaşmak sigaraya ulaşmak kadar kolay hale gelmiştir. Sokaklarda gezen zombiler korkunç, infazlara imza atan bağımlılar, mevcut haliyle hiçbir işe yaraması mümkün olmayan insan çöplükleri etrafımızı sarmaktadır. Bu Türkiye'nin sessiz bir savaşla yok edilmesidir. Türk milletinin zehirlenerek tüketilmeye çalışıldığını görüyoruz. Türk gençliği, Türk çocukları adeta narko-terör örgütlerinin karşısında savunmasızdır. Körpe bedenler kurşun ile değil uyuşturucu ile yok edilmeye çalışılmaktadır. Uyuşturucudan dolayı aileler parçalanmakta veya en iyi durumda bile büyük trajediler yaşanmaktadır. Uyuşturucu kullanan çocuğunun krize girmesine dayanamayıp çocuğu için uyuşturucu arayan anneler, uyuşturucu almak için krize girdiği zaman annesini babasını döven çocuklar veya babasını bıçaklayan uyuşturucu müptelaları... Ne yazık ki Türkiye'de hiç de az karşılaşılmayan manzaralar olmak durumundadır. Uyuşturucu geliri ortaya çok büyük bir gelir de çıkartmaktadır. Karadeniz bölgesinin çalışkan insanları bütün yıl fındıkta çalışırlar ve Türkiye'nin fındıktan elde ettiği gelir 2-2,5 milyar dolardır. Uyuşturucu baronları aynı miktarı bir ay içinde İstanbul'un sokaklarından toplamaktadır. Zehir ticareti en kanlı sektör haline gelmiştir. Değerli Basın Mensupları, çok değerli Zafer Partililer ve bizleri sosyal medyanın ve ekranların başında izleyen çok değerli izleyiciler, Hem Türk ekonomisinin içinden geçmiş olduğu ağır krizi ve bu krizden çıkış yollarını çalışan, hem Türk ekonomisine ve Türk insanına ağır darbeler vuran ve darbelerin şiddeti gittikçe artan suç ekonomisiyle ilgili araştırmalar yapan çok değerli bir ekonomist arkadaşımız aramızda. Onu zaten sosyal medyadan, televizyonlardan yapmış olduğu tahlillerden tanıyorsunuz. Selçuk Geçer bugün Zafer Partisi'ne aramıza katılıyor. Bu mücadelede birlikte yürümeye devam edeceğiz. Selçuk Bey aramıza hoş geldiniz. Selçuk Bey'e bugün rozetini burada sizlerin huzurunda gururla takıyorum ve bundan sonra birlikte Türk ekonomisiyle ilgili çalışmalara ve suç ekonomisinin ağır tahribatı konusuna eğilmeye devam edeceğiz. Aramıza hoş geldiniz Selçuk Bey. Uyuşturucudan ortaya çıkan para, çeteleri ve narko-terör örgütlerini daha da güçlendirmektedir. Kartelleşmektedir. Bu para bürokrasiyi, ticareti ve siyaseti korkunç bir hızla kirletmektedir. Bugün sadece İstanbul'da binden fazla tetikçinin 10 büyük çetede örgütlendiğini görüyoruz. Adları komik de olsa bu çetelerin hiçbir komik tarafı yoktur. 15-25 yaş aralığında çoğu uyuşturucu kullanan motor bisikletli çete mensupları esnaftan haraç almakta, uyuşturucu pazarlamakta, kiralık katil olarak hizmet görmektedirler. Kimleri ve nasıl öldürdükleri, nasıl siyasi cinayetlerde bu uyuşturucu çetelerinin kullanıldığı büyük Türk milletinin malumudur. Bu çetelerin kurtarılmış bölgeler olarak nitelendirdiği bölgeler oluşmuştur. Mevcut eğilimin devam etmesi durumunda çeteler, Güney Amerika'daki çeteler gibi devletle açık çatışmaya gireceklerdir. Geçtiğimiz günlerde Samsunlu bir özel harekatçı kardeşimizin İstanbul'da gün ortasında bir alçak çete mensubu tarafından nasıl şehit edildiğini hep birlikte gördük. Değerli Basın Mensupları, büyük Türk milleti, Dünyadaki en büyük narkotik kaçakçısı örgüt hiç şüphesiz PKK'dır. PKK uyuşturucunun Orta Doğu'dan Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınmasını ve Avrupa'da perakende satışını bizzat gerçekleştirmektedir. Avrupa ülkelerinde uyuşturucunun sokaklarda pazarlanmasının yüzde 65’ini çoğu PKK'lı olan Türk vatandaşları gerçekleştirmektedir. PKK'nın uyuşturucudan elde ettiği aklanmış paranın tutarı 28 milyar euro artı 3 milyar dolardır. PKK terör örgütü ile yürütülen müzakereler Öcalan ve PKK'nın istediği şekilde sonuçlansa da PKK uyuşturucu kaçaklığından vazgeçmeyecektir. PKK Avrupa'da oluşmuş suç şebekelerine ve bağlantılarına biz artık demokratik siyaset yapıyoruz. Suç ve uyuşturucu piyasasından çekildik demeyecektir. Türkiye'de legalleşmiş bir PKK arkasındaki uyuşturucu desteğiyle Türkiye'nin başını büyük bir bela olarak ağrıtmaya ve ülkemizi bölme çalışmalarına devam edecektir. AK Parti'nin sınırlarda açık kapı politikası Türkiye'ye uyuşturucu girişini nasıl kolaylaştırdıysa 400 bin dolara vatandaşlık satılması da dünyanın bütün suç örgütlerinin ülkemize yerleşmesine yol açmıştır. Sırbistan, Rusya, Karabağ, Gürcistan, Azerbaycan mafyaları Türkiye'yi, özellikle de İstanbul'u üs olarak seçmiştir. İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan mafya liderleri bile Türkiye'de vatandaşlık almışlar ve yabansı mafyalar Ege ve Akdeniz kıyılarındaki bölgemizde turizm ve inşaat işine girmiştir. Ülkemizde hızla örgütlenen diğer iki yabancı mafya grubu hiç şüphesiz Afganlar ve Suriyelilerdir. Son dönemlerde Afgan torbacıları sokakta ‘Afgan Gülleri’ diye isim bile yapmıştır. Bu grupları besleyen güçlü insan kaynakları bulunmaktadır. Güvenlik güçlerinin bu yapılara karşı teknik ve istihbarati çalışması kullandıkları dinlerden ve yurt dışındaki bağlantılardan dolayı daha da zordur. Değerli Basın Mensupları, Büyük Türk milleti, sevgili Zafer Partililer, Organize suç örgütlerinin ve uyuşturucu çetelerinin oluşturduğu tehdidi daha da arttıran bir başka bağımlılık tehdidi de sanal kumardır. Güya ülkemizde kumar yasaktır. Kumar oynamak için KKTC'ye veya Gürcistan'a giderler. Oysa bu doğru değildir. Sanal kumar ve yasa dışı bahis bize cep telefonumuz kadar yakındır. Sanal kumar ve yasa dışı bahisten dolayı toplumun çekirdeği olan aileler parçalanmakta insanlar intihar etmektedir. Geçtiğimiz günlerde Manisa'daydık. Manisa'nın bir ilçesinde bir kahve sahibi genç adam sanal kumar borcundan dolayı intihar etmişti. Türkiye'de en çok intihar eden meslek gruplarının başında polis geliyor. Ve polis intiharlarında da sanal kumarın önemli bir rolü olduğunu hepimiz biliyoruz. Sanal kumar yasa dışı bahis bağımlılarıyla uyuşturucu bağımlıları arasında bağımlılık anlamında hemen hemen hiçbir fark yok. Her ikisi de benzer fiziksel ve ruhsal sonuçları olan bağımlılığı yaşamaktadırlar. Yasa dışı bahis birkaç hafta önce başlayan operasyonlara kadar yıllarca rahatsız edilmeden sürdü. Neden? Neden yıllarca dokunulmadı? Bugün dokunulmasının nedeni nedir? 2011-2018 arasında Türkiye'de yasa dışı bahis oynatan bir İngiliz şirketi yöneticilerinin rüşvet ve dolandırıcılık suçuyla yargılandıklarını biliyoruz. Acaba bu şirket Türkiye'de de rüşvet dağıtmış mıdır? Dağıtmışsa kimlere dağıtmıştır bu rüşveti? Değerli Basın Mensupları, Büyük Türk milleti, Organize suç örgütleri, uyuşturucu ve sanal kumar çeteleri tarafından kıskaca alınmış olan Türkiye, bu kıskacı Zafer Partisi'nin Tertemiz Türkiye Projesi’yle darmadağın edecektir. Tekrar ediyoruz. Sorunların büyümesine ve bu noktaya bir milli tehdit olma noktasına gelmesine neden olan AKP iktidarının organize suç, uyuşturucu ve sanal kumar ile başa çıkmayan politikalarıdır. Mücadele etmeyen politikalarıdır. AK Parti anayasamızın 58. maddesinde yer alan Türk gençliğini, alkol düşkünlüğü, uyuşturucu madde ve kumardan koruma görevini yerine getirmemiştir. Zafer Partisi olarak iktidara geldiğimiz zaman Tertemiz Türkiye Projesi çerçevesinde organize suç örgütleri, uyuşturucu ve sanal kumar çetelerine karşı büyük bir mücadele başlatacağız. Bu mücadelenin temel altyapısını bir ekiple birlikte oluşturduk. Şimdi sizlere bu ekibi de tanıtmak istiyorum. Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Mahmut Karaaslan. Mahmut Bey yıllarca polis istihbaratta terör konusunda uzman bir emniyet mensubu olarak çalıştıktan sonra Van'da Van Emniyet Müdürü olarak ve Ankara'da Ankara Emniyet Müdürü olarak sadece PKK ve FETÖ'yle mücadele etmemiş 15 Temmuz FETÖ'cü darbe girişimi gecesi FETÖ'cü teröristlere Ankara'yı dar eden emniyet müdürü olmanın dışında uyuşturucu çeteleriyle de yıllarca mücadele etmiş bir deneyimli eski emniyet mensubu ve Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısıdır. Yine Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı bağımlılık konusunda yapmış olduğu Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri'nde araştırmalarla uzman psikiyatri profesörü, Prof. Dr. Sertaç Ak. Yine yıllarını emniyette emniyet müdürü olarak sahada yapmış olduğu çalışmalarla, özellikle FETÖ terör örgütü konusunda ve FETÖ terör örgütüyle vermiş olduğu mücadele konusunda emniyet içinde ve Türkiye'de tanınan 15 Temmuz gecesi Ankara Emniyet Müdürlüğü önünde FETÖ’cülerin açmış olduğu ateşle ağır yaralanan ve hayata güçlü şekilde tutunup bugün Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı olarak mücadeleye devam eden Fatih Eryılmaz Bey de ekibimizin içerisindedir. Bu çalışmanın içinde yine bir başka psikiyatrist arkadaşımız, deneyimli bir hekim ve iletişim stratejileri konusunda bir uzman, Dr. Semih Dikkatli, Biz bir ekip olarak burada aramızda şu anda olmayan ama çalışmalara katkı veren arkadaşlarımızla ve bütün Zafer Partisi Genel Merkez il ve ilçe kadrolarımızla Tertemiz Türkiye Projesi’ni geliştirerek güncelleyerek ve güçlendirerek yola devam edeceğiz. Öncelikle yeni yasal düzenlemeler gerekiyor. Bağımsız bir uyuşturucu ile mücadele yasasının olmaması ve soruşturma yöntemlerinin bu yasayla düzenlenmemesi hukuki mücadeleyi zorlaştırmaktadır. Ayrıca yargılama sırasında uyuşturucu ticareti öncül suçuyla mal varlığını aklama suçu arasındaki illiyet bağının mutlak ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması gereği uyuşturucu patronlarını adeta korumaktadır. Bunu değiştireceğiz. Uyuşturucu ile mücadele mevzuatını bir araya getiren yanlış eksikleri gideren yeni ve bağımsız bir uyuşturucuyla mücadele kanunu çıkartacağız.Sadece kumar ve sanal kumarla mücadeleyi düzenleyen bir yasal düzenleme gerçekleştireceğiz.Uyuşturucu kaçakçılığını insanlığa karşı suç kapsamında tanımlayarak terör suçu ve uyuşturucu çetelerini de terör örgütü olarak tanımlayacağız.Uyuşturucu ve sanal kumar çetelerine karşı terörle mücadele hukuki yöntemlerini ve idari yöntemlerini kullanacağız.Yapılacak hukuki düzenlemeler ile uyuşturucu tacir ve çetelerinin bütün mal varlıklarına el koyarak devlete devredeceğiz. Diyelim ki 5 milyon dolarlık bir uyuşturucu sevkiyatını yakaladık ama çete liderinin mal varlığı 100 milyon dolar. Tamamına el konulacak.Uyuşturucu ve sanal kumar suçlarıyla ilgili infaz indirimi yapılmayacak. Ancak ayrı yasal düzenlemeler gerekecek. Ve bu zorlaştırılacak.Uyuşturucu örgütleriyle bağlantılı siyasetçi ve bürokratların mal varlığına el konularak hazineye devredilecek. 3. kişiler üzerine alındığı tespit edilen mal varlıklarına da el konulacak.Narkotik mali suçlar ve organize suç birimlerinin insan gücü, eğitimi ve mali kaynakları arttırılacak. Narkotik daire, en güçlü dairelerden birisi haline gelecek.Emniyet Genel Müdürlüğü’nün uyuşturucu örgütleriyle yurtdışında, diğer ülkelerin ilgili birimleriyle ortak veya bağımsız mücadele vereceği nitelikli operasyonlar yapabilmesi için imkân sağlayan hukuki düzenlemeler gerçekleştireceğiz.Organize suç örgütleri, uyuşturucu ve sanal kumar örgütlenmeleriyle ilgili cezalar ağırlaştırılacak.Özellikle İstanbul'da ilçelere bir geçiş dönemi için valilik yapmış mülki memurlar kaymakam olarak atanacak. İl Emniyet Müdürlüğü yapmış narkotik ve organize suç konusunda deneyimli İl Emniyet Müdürleri kadroları saklı olmak üzere ilçe emniyet müdürü olarak görevlendirecek. Bu mücadelenin, bu savaşın merkez üstü İstanbul'dur. İstanbul'u çetelerin elinden geri alacağız.Uyuşturucu ve sanal kumar ile mücadele konusunda bilimsel araştırma ve projelere ağırlık verilecek. Üniversiteler uyuşturucu ve sanal kumar ile mücadeleye bilimsel temel oluşturacak araştırmalara yönlenecekler.Bağımlılık ile kitlesel mücadele için klinik psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve benzer uzmanların eğitimi sağlanacak ve devlette istihdam edilecekler.Uyuşturucu ile mücadele eğitim ile başlar, tek seferlik eğitimin baştan savma eğitimlerin yerini Millî Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere değişik kurum ve kuruluşlarla bir sürekli eğitim haline getireceğiz ve gençleri, aileleri uyuşturucu çetelerine, sanal kumar çetelerine karşı eğiteceğiz.Uyuşturucu ile mücadelede denetimli serbestlik müessesesi çok ciddi şekilde denetim altına alınacak ve ağır hukuki şartlara bağlanacak. Bugün savcıya bile gitmeden serbest bırakıldıklarını biliyoruz. Bu böyle devam etmez.Tedaviyi gönüllü değil zorunlu hale getireceğiz. Eğer uyuşturucu bağımlısıysanız sadece kendiniz için değil aileniz ve toplum için de tehdit oluşturuyorsunuz. Nasıl vücuduna bomba bağlamış bir canlı bomba ‘bu benim kişisel yaşamım bu bomba patlarsa ben ölürüm bu kimseyi ilgilendirmez’ diyerek sokaklarda dolaşamaz ise bir uyuşturucu bağımlısı da ‘ben tedavi olmak istemiyorum böyle hayatımdan memnunum’ diyemez. Anne, baba veya kardeşlerinin imzasıyla zorunlu olarak tedavi edilecek.Çetelerin insan kaynağını kurutacağız. Sınırlarımızı güvenlik altına almak ve sığınmacı ve kaçakları vatanlarına geri yollamak için oluşturduğumuz Anadolu Kalesi Projemizle sınırlarımızı teröristlere, göçlere ve uyuşturucu tüccarlarına tamamen kapatacağız. Böylece dışarıdan gelen insan kaynağını sona erdireceğiz. Vatandaşlık verilmiş mafya üyelerinin tamamını vatandaşlıktan çıkartacağız. Uyuşturucuyla mücadeleyi sınır dışından yurt dışı operasyonlarla başlatacağız. Sokak çocuklarını sokaklardan okullara, yurtlara, atölyelere alarak devletin çocukları halde getireceğiz. Sokaklarımızda hiçbir sokak çocuğu kalmayacak. Hepsi Türk Devleti'nin çocukları olacak. Organize suçu örgütlerinin avlandıkları alanları örgütlere eleman devşirdikleri yerleri ilçe ilçe, cadde cadde, sokak sokak, meydan meydan, kafeterya kafeterya, lokanta lokanta biliyoruz. Onları gençlerimizin avlanma alanı olmaktan çıkartıp mafyayı avladığımız alan haline getireceğiz.Bağımlıların aileleri en büyük trajedi yaşayanlar. En büyük trajedi çocuklarını uyuşturucuya kaybedip gözlerinin önünde yok olmasını izlemek zorunda kalarak yaşıyorlar. Ve bu aileler büyük ölçüde yalnız bırakılıyorlar. Biz uyuşturucuya yavrularını kaptırmış ailelerin de yanında olacağız. Sevgili anneler, sevgili babalar, sizin yaşamış olduğunuz zorlukları hayal dahi edemeyiz. Ne kadar büyük bir ızdırap yaşadığınızı ancak tahmin edebiliriz. Bir anne bir baba çocuğunu bir hastalıkta bir kazada kaybettiği zaman veya ülke savunması sırasında şehit verdiği zaman hiç şüphesiz çok büyük bir acı yaşar. Ama siz çocuklarınızın ağır çekim ölümünü izliyorsunuz. Biz sizin yanınızda olacağız. Ve çocuklarınızı uyuşturucudan çetelerin elinden geri alıp sizlere sağlıklı evlatlar olarak vereceğiz. Size söz veriyoruz.Mevcut haliyle uyuşturucu tedavi sistemi adeta çökmüştür. Tedavi için 5-6 ay beklenmektedir. Halen mevcut yataklı tedavi sayısı bin 500 civarındadır. 2 milyona yakın bağımlılığının olduğu bir ülkede bin 500 yataklı tedavi olur mu? Birkaç merkezle sınırlı kalır mı? Hayır. Yataklı tedavi merkezlerini ve ayaktan tedavi merkezlerini bütün Türkiye'ye yayacağız. Sadece psikolojik tıbbi değil sosyolojik bir rehabilitasyon da oluşturacağız. Bu insanlarımızı Türkiye'nin gücü olarak Türkiye'ye tekrar kazanacağız. Bu mücadele bekleyecek bir mücadele değil. Bu mücadele ertelenecek bir mücadele değil. Bu mücadeleyi engellemek için çok çaba sarf eden olacaktır. İçeriden ve dışarıdan. Siyasetin içerisindeki narkotik çetelerinin uzantılarından, narkotik çetelerinden, sanal kumar çetelerinden, onların arkasındaki yabancı servislerden. Ancak bu mücadelenin engellenmesini engelleyecek Türk milleti var. Ve Türk milleti bu mücadeleye destek olacak. Türk milleti bilsin, Türkiye Zafer Partisi’yle bu mücadeleyi kazanacak. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Tertemiz bir Türkiye’de buluşma dileğiyle.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.