Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Avrupa Parlamentosu

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Avrupa Parlamentosu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Parlamentosu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MSB'den Avrupa Parlamentosu kararına sert tepki: "Mesnetsiz iddiaları reddediyoruz" Haber

MSB'den Avrupa Parlamentosu kararına sert tepki: "Mesnetsiz iddiaları reddediyoruz"

MSB Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, İstanbul'daki Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığı'nda düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında Bakanlığın faaliyetleri ve gündemdeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. MSB'den Avrupa Parlamentosu'nun kararına tepki Toplantının ardından Bakanlık tarafından Avrupa Parlamentosu'nda alınan karara ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'na ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik "mesnetsiz" iddiaların reddedildiği belirtildi. MSB, Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu'nun GKRY tarafından önerilen ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ni hedef alan söz konusu projeye kaynak ayrılmasını tavsiye etmesini, tarihi gerçekleri çarpıtan taraflı bir yaklaşım olarak değerlendirdi. Bakanlık açıklamasında, Kıbrıs Türklerine yönelik 1963-1974 dönemindeki saldırıların ve EOKA'nın eylemlerinin göz ardı edilmesinin Kıbrıs meselesinin çözümüne katkı sağlamayacağı savunuldu. MSB, üçüncü taraflara tarihi gerçekler dikkate alınarak adil ve tarafsız bir yaklaşım sergileme çağrısında bulundu. Açıklamada ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri'nin adadaki barış ve istikrarın teminatı olmaya devam ettiği vurgulandı. Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi'nin faaliyetleri Tuğamiral Zeki Aktürk, Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığı'nın NATO standartlarında faaliyet gösterdiğini belirtti. Komutanlığın gelişmiş simülasyon, komuta-kontrol, haberleşme ve bilgi sistemleriyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nin harekat kabiliyetine katkı sağladığını aktaran Aktürk, bilgisayar destekli tatbikatlarla personelin karar verme, planlama ve sevk-idare yeteneklerinin geliştirildiğini söyledi. NATO İletişimciler Konferansı'na 42 ülkeden 542 uzman katıldı Aktürk, Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığı'nın 7-10 Eylül tarihleri arasında NATO İletişimciler Konferansı'na ev sahipliği yaptığını açıkladı. 42 ülkeden 542 iletişim uzmanının katıldığı konferansta NATO'nun stratejik iletişim kapasitesinin geliştirilmesi, dezenformasyonla mücadele, müttefikler arasındaki koordinasyon, yapay zeka araçlarının kullanımı ve değişen iletişim ortamının ortaya çıkardığı fırsat ve risklerin ele alındığı bildirildi. Son bir haftada 2 PKK'lı teslim oldu MSB Sözcüsü Aktürk, son bir hafta içerisinde 2 PKK'lı teröristin güvenlik güçlerine teslim olduğunu açıkladı. Hudutlarda yasa dışı yollarla geçiş girişiminde bulunan 790 kişinin yakalandığını belirten Aktürk, yılbaşından bu yana yakalananların sayısının 10 bin 445'e ulaştığını söyledi. Engellenen 887 kişiyle birlikte yıl içerisinde hudutlardan yasa dışı geçişi engellenen kişi sayısının 49 bin 394 olduğunu aktardı. Aktürk ayrıca Iğdır ve Hakkari hudut hatlarında gerçekleştirilen arama-tarama faaliyetlerinde yaklaşık 7 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildiğini bildirdi. Libya'da "Tek Libya, Tek Ordu" hedefi Libya'nın doğu ve batısındaki silahlı kuvvetler mensuplarından oluşan 362 askeri personelin katıldığı Komando Temel Eğitimi'nin başarıyla tamamlandığını açıklayan Aktürk, Türkiye'nin Libya'nın birlik ve bütünlüğüne verdiği öneme dikkat çekti. Aktürk, Türkiye'nin "Tek Libya, Tek Ordu" hedefi doğrultusunda Libya'nın doğusu ve batısıyla ilişkilerini geliştirmeyi ve askeri eğitim ile iş birliği faaliyetlerini sürdürmeyi planladığını söyledi. MSB'den Gazze ve Lübnan açıklaması İsrail'in Gazze ve Lübnan'a yönelik saldırılarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Aktürk, saldırıların sürdüğünü ve bölge halkının göçe zorlandığını savundu. Aktürk, Lübnan'da 2 Mart 2026'dan bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 4 bin 300'ü, yaralıların sayısının ise 12 bin 300'ü aştığını ifade etti. Gazze'de ise ateşkesin yürürlüğe girmesinden sonra 1.300'den fazla Filistinlinin yaşamını yitirdiğini, Ekim 2023'ten bu yana toplam can kaybının yaklaşık 75 bine ulaştığını söyledi. MSB, uluslararası toplumun İsrail'in bölgedeki politikalarına karşı somut ve etkili tedbirler alması gerektiğini belirtti. Altay tankının ana silah sistemi teslim edildi Savunma sanayisine ilişkin gelişmeleri de paylaşan Aktürk, son bir hafta içerisinde çeşitli silah ve mühimmat sistemlerinin Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine teslim edildiğini açıkladı. Bu kapsamda MKE tarafından Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na çeşitli silah ve mühimmatların yanı sıra savunma sanayi paydaşlarına orta menzilli füze yakıt çubuğu ve Altay tankının ana silah sisteminin teslim edildiği belirtildi. ASELSAN tarafından ise Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na HGK-84 Hassas Güdüm Kiti ile LGK-82 Lazer Güdüm Kiti teslimatlarının gerçekleştirildiği bildirildi. MKE'nin ayrıca Mısır'daki El-Alameyn Hava Fuarı ile Polonya'daki MSPO Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı'na katıldığı, MSPO kapsamında Polonya'nın savunma sanayisi kuruluşlarından PGZ ile hava savunma sistemleri alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalandığı açıklandı. Girne ve Silivri'deki kazalar için arama kurtarma çalışmaları sürüyor MSB Sözcüsü Aktürk, Girne açıklarında 30 Ağustos'ta meydana gelen yolcu gemisi kazası ile 2 Eylül'de Marmara Denizi Silivri açıklarında iki ticari geminin çarpışması sonucu meydana gelen kazaya ilişkin arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini söyledi. Deniz Kuvvetleri unsurlarının her iki olayda kayıp kişilerin bulunması amacıyla 7 gün 24 saat esasına göre çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Aktürk, kazalarda hayatını kaybedenler için başsağlığı mesajı verdi. MSB'den SDG'nin fesih ve entegrasyon sürecine ilişkin açıklama Bakanlık, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) fesih sürecine ilişkin de değerlendirmede bulundu. Açıklamada, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve "tek devlet, tek ordu" anlayışı çerçevesinde yürütülen fesih ve entegrasyon sürecinin yakından takip edildiği belirtildi.

İletişim Başkanı Duran’dan AB’ye Kıbrıs Tepkisi: “Adil ve Yapıcı Yaklaşım Bekliyoruz” Haber

İletişim Başkanı Duran’dan AB’ye Kıbrıs Tepkisi: “Adil ve Yapıcı Yaklaşım Bekliyoruz”

Duran’dan Avrupa Parlamentosu Komisyonuna Tepki İletişim Başkanı Burhanettin Duran, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu’nun Kıbrıs konusunda aldığı tavsiyeyi değerlendirdi. Duran, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hedef almak amacıyla hayata geçirilmek istendiğini belirttiği söz konusu anıt projesine AB bütçesinden kaynak ayrılmasının “kabul edilemez” olduğunu ifade etti. Bu girişimin tarihi olayların tek taraflı ve siyasi saiklerle yeniden yorumlanmasına yönelik olduğunu savunan Duran, Kıbrıs Türk halkının yıllar boyunca yaşadığı zulüm ve varoluş mücadelesinin göz ardı edildiğini belirtti. “Tarihi Rolü Gölgelemeye Yönelik Çabalar Hakikatleri Değiştiremez” Duran, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın Türkiye açısından taşıdığı öneme de dikkat çekti. İletişim Başkanı Duran, harekatın Kıbrıs Türk halkının güvenliğini ve geleceğini güvence altına aldığını, Ada’da uzun yıllardır devam eden barış ortamının oluşmasına katkı sağladığını ifade etti. Duran, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kıbrıs’taki rolünün “asılsız ithamlar ve iftiralarla” gölgelenmeye çalışıldığını savunarak, bu girişimlerin tarihi gerçekleri değiştiremeyeceğini söyledi. “İki Tarafın Haklarına Saygılı Yaklaşım Bekliyoruz” Avrupa Birliği kurumlarının Kıbrıs meselesindeki tutumuna ilişkin beklentilerini de açıklayan Duran, tek taraflı siyasi söylemlerin desteklenmemesi gerektiğini belirtti. Duran, AB kurumlarından Ada’daki gerçekleri dikkate alan, iki tarafın haklarına saygı gösteren, adil ve yapıcı bir yaklaşım beklediklerini vurguladı. “Kıbrıs Türk Halkının Davasını Her Platformda Savunacağız” Burhanettin Duran, açıklamasının sonunda Türkiye’nin Kıbrıs politikasına ilişkin mesaj verdi. Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin tarihi gerçeklerin çarpıtılmasına karşı durmayı sürdüreceğini belirterek, Kıbrıs Türk halkının haklı davasını her platformda savunmaya devam edeceklerini ifade etti.

Dışişleri Bakanlığı’ndan AB’ye Kıbrıs Tepkisi: “Toplumlar Arası Güveni Zedeliyor” Haber

Dışişleri Bakanlığı’ndan AB’ye Kıbrıs Tepkisi: “Toplumlar Arası Güveni Zedeliyor”

Dışişleri Bakanlığı’ndan AB’ye Kıbrıs Mesajı Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu’nun 2027 yılı AB bütçesine yönelik görüşünde yer alan tavsiyeye dikkat çekildi. Açıklamada, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik suçlamalar içeren bir anıtın inşa edilmesi amacıyla kaynak ayrılmasının tavsiye edildiğinin öğrenildiği belirtildi. “Tarihi Gerçekler Çarpıtılıyor” Dışişleri Bakanlığı, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’na ilişkin Türkiye’nin tutumunu da yineledi. Açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin harekatla Kıbrıs Türk halkının yok edilmesinin önüne geçtiği ve adada uzun yıllardır devam eden barış ortamının sağlandığı savunuldu. Rum tarafınca ortaya atılan iddiaların ise tarihi gerçekleri çarpıttığı ve konuyu siyasallaştırdığı ifade edildi. “AB Kurumları Rum Tarafının Propagandasına Alet Olmamalı” Bakanlık açıklamasında, Avrupa Birliği kurumlarının Kıbrıs meselesinin çözümüne katkı sağlamak yerine Rum tarafının tezlerini destekleyen adımlar atmasının toplumlar arasındaki güveni olumsuz etkilediği belirtildi. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “AB kurumlarının, Kıbrıs meselesinin çözümüne katkı sunmak yerine, tarafsızlık ve adalet ilkelerinden uzaklaşarak Rum tarafının propagandasına alet olması, toplumlar arası güveni daha da zedelemektedir.” AB Yetkililerine Çağrı Dışişleri Bakanlığı, açıklamasının sonunda AB yetkililerine de çağrıda bulundu. Türkiye’yi Avrupa Birliği’nden uzaklaştırmayı amaçlayan çevrelerin AB kurumlarını araç haline getirmemesi gerektiği vurgulanarak, Brüksel yönetiminin Kıbrıs konusunda daha tarafsız bir yaklaşım sergilemesi istendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı Mehmet Uçum’dan AİHM’nin Kavala kararına tepki Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı Mehmet Uçum’dan AİHM’nin Kavala kararına tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı Mehmet Uçum, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Osman Kavala hakkında verdiği ihlal kararına sert tepki gösterdi. Uçum, AİHM kararlarının ulusal mahkemeler üzerinde hiyerarşik bir bağlayıcılığının bulunmadığını savunarak, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) taraf olma durumunu ve AİHM’e bireysel başvuru imkanını yeniden değerlendirebileceği mesajını verdi. Uçum, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada AİHM Büyük Dairesi’nin Kavala kararı ile Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor’un değerlendirmelerini eleştirdi. Açıklamasını “AİHM de, Amor da haddini bilsin!” başlığıyla paylaşan Uçum, ulusal yargının hem ülke içindeki güç odaklarından hem de dışarıdaki kurum ve mercilerden bağımsız olması gerektiğini ifade etti. Uçum: AİHM ulusal mahkemelerin üzerinde değil AİHM’nin bir derece mahkemesi veya ulusal mahkemelerin üzerinde hiyerarşik bir yargı mercii olmadığını belirten Uçum, AİHM denetiminin de hiyerarşik denetim olarak değerlendirilemeyeceğini savundu. Uçum, uluslararası sözleşme ve kararların ulusal yargının bağımsızlığını ortadan kaldıracak şekilde yorumlanamayacağını belirterek, “Asıl olan ulusal yetkilerdir, uluslararası düzenlemeler ve kararlar talidir” ifadelerini kullandı. AİHM kararlarının ulusal mahkemeler açısından doğrudan ve kesin bir hukuki sonuç doğurmadığını öne süren Uçum, ihlal kararlarının ancak ilgili yargılamanın iadesi süreci kapsamında ele alınabileceğini söyledi. Uçum ayrıca, yeniden yargılama yapılması halinde ulusal mahkemelerin AİHM kararının gerekçesini değerlendirebileceğini ve sonucunda önceki kararını koruyabileceği gibi yeni bir hüküm de kurabileceğini savundu. “İhlal kararlarına uyup uymama yetkisi milli mahkemelere ait” AİHS’nin 46. maddesinin AİHM kararlarının ulusal yargı bakımından “esastan kesin bağlayıcı” olduğu şeklinde yorumlanmasına karşı çıkan Uçum, bunun milli yargının asli niteliğini zedeleyeceğini ileri sürdü. Uçum, “İhlal kararlarına uyup uymama yetkisi ilgili milli mahkemelere aittir” dedi. Uluslararası kurumların Türk yargısına talimat vermesinin kabul edilemeyeceğini belirten Uçum, Türkiye’de yargı bağımsızlığının korunması gerektiğini ifade etti. Amor’a sert sözlerle tepki Uçum, AP Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor’un Kavala kararı sonrasında yaptığı açıklamaları da eleştirdi. Amor’un açıklamalarını “küstah ve asılsız” olarak nitelendiren Uçum, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı’na yönelik ifadelerin kabul edilemeyeceğini söyledi. Uçum ayrıca Avrupa ülkelerini ırkçılık, yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı ve mülteci hakları konusunda eleştirerek, AİHM kararlarının uygulanmasında Batı ülkelerinin çifte standart sergilediğini öne sürdü. “Türkiye AİHS ve AİHM seçeneğini gözden geçirebilir” Uçum’un açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm ise Türkiye’nin AİHS ve AİHM sistemiyle ilişkisine yönelik değerlendirmesi oldu. AİHM’nin Türkiye aleyhine “siyasi hesaplarla” karar vermeye devam etmesi halinde Türkiye’nin AİHS’ye taraf olma durumunu ve AİHM’e bireysel başvuru imkanını gözden geçirmesinin kaçınılmaz hale gelebileceğini savunan Uçum, böyle bir gelişmenin AİHM sisteminin geleceği açısından da sonuçlar doğuracağını ileri sürdü. Uçum, Türkiye’nin AİHM kararlarına yönelik eleştirilerini sürdürürken, Kavala hakkında verilen son kararın ardından Ankara ile Avrupa kurumları arasındaki hukuki ve siyasi tartışmanın daha da yoğunlaşabileceği mesajını verdi.

Almanya'da Cem Özdemir eyalet başbakanı oldu Haber

Almanya'da Cem Özdemir eyalet başbakanı oldu

157 sandalyeli parlamentoda 93 oy alan Özdemir, Yeşiller ve CDU arasında kurulan koalisyonun adayı olarak eyaletin yeni başbakanı oldu. Bu sonuçla Özdemir, Almanya’da bir eyaletin başına geçen ilk Türkiye kökenli siyasetçi olarak tarihe geçti. Seçim süreci, Yeşiller’in 8 Mart 2026’daki eyalet seçimlerinden birinci parti çıkmasının ardından şekillendi. Ardından CDU ile yürütülen koalisyon müzakereleri tamamlandı ve iki parti ekonomi, sanayi dönüşümü ve iklim politikalarında uzlaşarak hükümet programını oluşturdu. Özdemir, koalisyonun ortak adayı olarak parlamentoda çoğunluğu sağlayarak göreve geldi. Yeni hükümet programında ekonomik büyümenin güçlendirilmesi, sanayinin rekabet gücünün artırılması ve bürokrasinin azaltılması öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Bunun yanında eyaletin 2040 yılına kadar iklim nötr olması hedefi korunuyor. Ayrıca şirket kuruluş süreçlerinin hızlandırılması ve eğitim alanında reformlar da koalisyon anlaşmasında dikkat çekiyor. Özdemir’in başbakanlığı, Almanya siyasetinde sembolik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Türkiye kökenli göçmen bir ailenin çocuğu olarak siyasette yükselen Özdemir, hem Yeşiller’in lider kadrosunda hem de federal hükümette üstlendiği görevlerle uzun süredir ülke siyasetinin tanınan isimleri arasında yer alıyor. Baden-Württemberg gibi ekonomik açıdan güçlü bir eyaletin yönetimine gelmesi, bu kariyerin zirvesi olarak görülüyor. 1965 yılında Bad Urach’ta doğan Özdemir, 18 yaşında Alman vatandaşlığına geçti ve genç yaşta siyasete atıldı. 1981’de Yeşiller’e katıldı, 1994’te Federal Meclis’e girdi ve daha sonra Avrupa Parlamentosu ile federal bakanlık görevlerinde bulundu. Kariyeri boyunca hem göçmen kimliği hem de Alman siyasetine entegrasyonu üzerinden tartışmaların odağında yer aldı. DW kaynaklı haberde, Özdemir’in hem Almanya’da hem de Türkiye’de farklı kesimler tarafından zaman zaman eleştirilse de özellikle Baden-Württemberg’de geniş bir siyasi taban oluşturduğu vurgulandı. Pragmatik siyasi çizgisi ve yerel kimliğe yakın diliyle tanınan Özdemir’in yeni görevinde ekonomi ve iklim politikaları arasında denge kurması bekleniyor. Cem Özdemir hakkında kısaca Cem Özdemir, Almanya'nın Baden-Württemberg eyaletindeki Bad Urach şehrinde, Türkiye'den göç eden Tokatlı Çerkes kökenli bir baba ve İstanbullu bir annenin çocuğu olarak 1965 yılında dünyaya geldi. Kendisini "Anadolulu bir Svabyalı" (Anatolische Schwabe) olarak tanımlayan Özdemir, Almanya'da doğup büyümüş bir siyasetçidir. Özdemir, 1981 yılından beri Yeşiller Partisi'nin Ludwigsburg İlçe Teşkilatı üyesidir. 1989 ile 1994 yılları arasında Baden-Württemberg'in parti eyalet yönetiminde yer aldı. 1992'de göçmen hakları için kurulan Immi-Grün - Bündnis der neuen InländerInnen grubunun kurucuları arasında yer aldı. Özdemir, 2004 ile 2009 yılları arasında Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı (Yeşiller/EFA) parlamento grubunda Avrupa Parlamentosu üyeliği yaptı. Bu süre zarfında grubun dış politika sözcüsü ve Dış İlişkiler Komitesi (AFET) üyesi olarak görev yaptı. Ayrıca, Avrupa Parlamentosu'nun Orta Asya raportörü ve Irak ile İlişkiler Daimi Geçici Delegasyonu'nun başkan yardımcısı olarak görev yaptı. 2006 ile 2007 yılları arasında Özdemir, ABD Merkezî İstihbarat Teşkilatı'nın (CIA) Avrupa'daki operasyonlarına yönelik araştırma ekibinin başkan yardımcılığını yaptı. Özdemir, 2013 seçimleri sonucunda yeniden Federal Meclis'e girdi.[17] Alman-Çin Parlamento Dostluk Grubu'nun başkan yardımcısı olarak görev yaptı.

Fransa, dijital alanda özerklik elde etme çabasıyla Windows'u terk edip Linux'a geçti. Haber

Fransa, dijital alanda özerklik elde etme çabasıyla Windows'u terk edip Linux'a geçti.

Bu, ülkenin Amerikan teknoloji şirketlerine olan bağımlılığını azaltma ve dijital alanda özerkliğini güçlendirme yönündeki daha geniş kapsamlı çabalarının son adımıdır. Karar, Avrupa liderleri arasında Trump yönetiminin istikrarsızlığı ve öngörülemezliği hakkındaki artan endişelerin ortasında geldi. Linux işletim sistemi, ücretsiz olarak indirilebilen ve kullanılabilen açık kaynaklı bir platformdur ve belirli amaçlar için tasarlanmış birçok özelleştirilmiş sürümü mevcuttur. Linux'a geçmek yalnızca maliyet tasarrufu sağlamakla kalmaz, aynı zamanda Fransız hükümetinin dijital altyapısı üzerinde tam kontrol sahibi olmasını da sağlar. Fransa Bakanı David Amiel, resmi bir açıklamada, bu çabanın Amerikan teknoloji şirketlerine olan bağımlılığımızı azaltarak "dijital kaderimizin kontrolünü yeniden ele geçirmeyi" amaçladığını vurguladı. Amiel ayrıca, Fransız hükümetinin ulusal veriler ve dijital altyapı üzerindeki kontrol eksikliğini daha fazla kabul edemeyeceğini de belirtti. Bu değişim, Avrupa genelindeki yasa koyucuların Amerikan teknolojisine aşırı bağımlılığın yarattığı tehdidin daha fazla farkına varmasıyla gerçekleşiyor. Bu durum, Avrupa Parlamentosu'nun Avrupa Komisyonu'na yabancı tedarikçilere olan bağımlılığın azaltılması gereken alanları belirleme talimatı veren bir raporu kabul etmesine yol açtı. Fransa henüz tüm geçiş süreci için belirli bir zaman çizelgesi vermemiş olsa da, süreç Fransız hükümetinin dijital ajansı DINUM'a ait bilgisayarlarda başlayacak. Fransa, dijital alanda daha fazla özerklik kazanmak için Linux'a geçiyor. Fransa, Windows'tan vazgeçme kararı almadan önce, çevrimiçi toplantılar için Microsoft Teams'i kullanımdan kaldırarak ve yerine uçtan uca şifreleme özelliklerine sahip açık kaynaklı Jitsi platformuna dayanan Fransız yapımı bir araç olan Visio'yu getirerek benzer adımlar atmıştı. İşletim sistemi değişikliğinin yanı sıra, Fransız hükümeti sağlık verileri platformunu da bu yılın sonuna kadar yeni, güvenilir bir platforma taşımayı planlıyor. Bu adımlar, özellikle ABD teknoloji hizmetlerinin siyasi amaçlar için silah olarak kullanıldığına dair raporların ardından, dijital egemenliğin inşasında tutarlı bir stratejiyi ortaya koyuyor. Fransa'da ve diğer birçok Avrupa ülkesinde, dijital çağda ulusal güvenliği sağlamak için yerli ve açık kaynaklı çözümlere doğru geçiş kaçınılmaz bir eğilim olarak değerlendirilmektedir.

Dışişleri Bakanlığı: Ülkemizi hedef alan asılsız iddiaları tümüyle reddediyoruz Haber

Dışişleri Bakanlığı: Ülkemizi hedef alan asılsız iddiaları tümüyle reddediyoruz

Bakanlık, Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen ve Türkiye’ye yönelik asılsız iddialar içeren kararlar hakkında açıklama yaptı. Avrupa Parlamentosu tarafından dün kabul edilen bazı kararlarda Türkiye’yi hedef alan asılsız iddiaların tümüyle reddedildiği belirtilen açıklamada ‘Kuzeydoğu Suriye’deki durum” konulu kararın, Suriye’nin yeniden kendi ayakları üzerinde durmasında ve istikrarının tesisinde Türkiye’nin rolünü göz ardı ettiği bildirildi. Avrupa Parlamentosu’na, yanlış ve art niyetli kararlar almak yerine, sahadaki gerçekler ile Suriye’nin ve Suriyelilerin beklentilerini anlayabilmek için daha fazla gayret sarf etmesi tavsiyesinde bulunulan açıklamada şunlar kaydedildi: “Öte yandan, ‘Türkiye’de yabancı gazetecilerin ve yabancı Hristiyanların hedefli şekilde sınır dışı edilmesi’ konulu kararda, ülkemizdeki ifade ve din özgürlüğüne yönelik olarak öne sürülen iddialar gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Avrupa Parlamentosu dahil, hiçbir yabancı kurum, ülkemizde yürütülen adli süreçlere müdahale edemez. Söz konusu kararlar, Türkiye-AB ilişkilerini geliştirme çabalarının ruhuna da ters düşmektedir. Avrupa Parlamentosu’nu, ülkemiz aleyhindeki çabalara alet olmak ve iç işlerimize müdahaleye yeltenmek yerine, Türkiye-AB ilişkileri için yapıcı adımlar atmaya çağırıyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.