Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Atık Yönetimi

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Atık Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Atık Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir Karabağlar’da ilçenin her yıl 80 milyon TL'si sahipsiz atıklara gidiyor. Haber

İzmir Karabağlar’da ilçenin her yıl 80 milyon TL'si sahipsiz atıklara gidiyor.

Karabağlar Atık Yönetim Sistemi Sorunlar ve Çözüm Önerileri Koordinasyon Toplantısı kapsamında; çevreyi tehdit eden sahipsiz atıkların yol açtığı kamu kaynağı kayıpları, denetim süreçleri ve kurumların üstlendiği sorumluluklar kapsamlı bir şekilde değerlendirildi. Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay'ın ev sahipliğiyle gerçekleştirilen toplantıya; Karabağlar Belediyesi'nin ilgili birimlerinin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Karabağlar İlçe Emniyet Müdürlüğü, Karabağlar İlçe Jandarma Komutanlığı, Çevre Mühendisleri Odası, Terziler Odası, Oto Tamirciler Odası, Mobilyacılar Odası ile atık yönetimi ve çevre alanında faaliyet gösteren firma temsilcileri katılım sağladı. Toplantıda değerlendirmelerde bulunan Başkan Helil Kınay, sahipsiz atık probleminin yeni bir mesele olmadığını, yaklaşık iki yıldır ilgili kurumlarla koordinasyon toplantıları yürüterek kalıcı çözümler üretmek için çalıştıklarını belirtti. Çevreyi korumanın sadece belediyelerin değil; tüm kamu kurumlarının, meslek odalarının, işletmelerin ve vatandaşların ortak görevi olduğunu vurgulayan Kınay, kalıcı bir sonucun ancak tüm tarafların sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmesiyle alınabileceğini ifade etti. HER YIL 80 MİLYON LİRALIK EK YÜK Karabağlar Belediyesi'nin, kendi görev alanında olmamasına rağmen kent estetiği ve çevre sağlığını korumak adına sahipsiz atıkları toplamak durumunda kaldığını kaydeden Başkan Kınay, bu durumun belediye bütçesine yıllık yaklaşık 80 milyon TL ek maliyet getirdiğini açıkladı. Kınay, "Bu durum sadece ekonomik bir külfet değil; aynı zamanda ciddi bir zaman, emek ve işgücü kaybıdır. Bu kaynakları sahipsiz atıkları toplamak yerine; parklarımıza, yollarımıza, sosyal destek projelerimize ve yeni hizmetlerimize aktarmak istiyoruz. Bu toplantının temel amacı, belediyenin tek başına göğüslediği bu yükü, ilgili kurumların sorumluluklarını almasıyla minimize etmektir." dedi. Karabağlar Belediyesi'nin sadece temizlik faaliyetleri yapmadığını, denetim ve yaptırım mekanizmalarını da aktif olarak kullandığını belirten Kınay, Zabıta Müdürlüğü bünyesindeki Çevre Hizmetleri Ekibi'nin; kaçak moloz, mobilya atıkları, ağaç dalları ve işletme kaynaklı atıklara karşı düzenli denetimler yaptığını aktardı. Bu çalışmalar kapsamında 1 Nisan 2024 ile 6 Temmuz 2026 tarihleri arasında 707 idari işlem uygulanırken, toplamda 4 milyon 70 bin 462 TL idari para cezası kesildi. Ayrıca, atık dökümünün yoğun olduğu noktalara 10 güvenlik kamerası kurularak denetimler sıkılaştırıldı. Diğer yandan belediye ekipleri, hacimli atıkların ve sahipsiz mobilyaların toplanması için gün boyu çok sayıda personel ve araçla çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. Buna karşın sorunun kaynağında çözülememesi nedeniyle belediye, görev alanı dışındaki önemli bir yükü taşımaya devam ediyor.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Gazimağusa Belediyesi kardeş oldu Haber

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Gazimağusa Belediyesi kardeş oldu

İmza töreninde değerlendirmelerde bulunan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, KKTC ile ortak hedefler doğrultusunda yol aldıklarını ifade ederek, “Biz biriz, beraberiz, kardeşiz, aynı kaderin çocuklarıyız, aynı coğrafyanın evlatlarıyız, aynı geleceğe doğru imanla, aşkla bakıyoruz.” şeklinde konuştu. GAZİ ŞEHRİN 29’UNCU KARDEŞİ GAZİMAĞUSA OLDU Farklı alanlarda ortak projeler yürüten Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Gazimağusa Belediyesi, mevcut iş birliklerini kardeş şehir protokolü ile resmiyete kavuşturdu. Böylece Gazimağusa, Gaziantep’in 29’uncu kardeş şehri olma unvanını aldı. Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda düzenlenen imza törenine Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gazimağusa Belediye Başkanı Dr. Süleyman Uluçay, Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, Uluslararası Demokratlar Birliği Genel Başkanı Kenan Aslan ve kurum yöneticileri katıldı. İki Gazi şehir arasındaki kardeşlik köprüsü, imzalanan protokol ile tescillenmiş oldu. ŞAHİN: BİZİM MEDENİYETİMİZİN VERDİĞİ TALİMATLARA UYMAMIZ, ŞEHİRCİLİKTE DE BUNA GÖRE BAKMAMIZ GEREKİYOR Törende konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye arasındaki tarihsel bağlara vurgu yaparak şunları kaydetti: “‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ vizyonuyla hareket ettik. ‘Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ dedik. Bakıldığında Doğu Akdeniz'in incisi Kuzey Kıbrıs'ta artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Büyük Osmanlı ve Selçuklu gittiği her yere adaleti nasıl taşıdı, şehirciliği nasıl inşa etti? Önce altyapıyı kuruyorlar. Önce şehri temizliyorlar. Ardından hamamlarla bedensel temizliği sağlıyorlar. Sonrasında ise külliyelerle ruhu besliyorlar. Aklı selim, fikri selim, zevki selim insan; mutlu insan. Bizim medeniyetimizin ortaya koyduğu prensiplere uymamız, şehircilik anlayışımızı da buna göre şekillendirmemiz gerekiyor. Gazimağusa’ya da bu pencereden bakıyoruz.” KIBRIS'A HUZUR GELECEK, MUTLULUK GELECEK 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile şekillenen siyasi iradeyi hatırlatan Başkan Şahin, o dönem başlayan mücadelenin bugün de aynı kararlılıkla sürdüğünü belirterek şöyle devam etti: “‘Biz biriz, beraberiz, kardeşiz, aynı kaderin çocuklarıyız, aynı coğrafyanın evlatlarıyız, aynı geleceğe doğru imanla, aşkla bakıyoruz. Bu imza benim nazarımda çok kıymetli. Gazimağusa’daki Maraş’ın hak ettiği seviyeye gelmesi şart. Maraş'ın turizm ve kültür turizmindeki o muazzam potansiyelini tüm dünyaya tanıtmalıyız. Bizler, karıncalar gibi çalışarak dev eserler bırakan bir ecdadın, bir tarihin emanetçileriyiz. Kuzey Kıbrıs'ı vakit kaybetmeden yeniden yeşil ada yapmalıyız. Gaziantep Büyükşehir; OECD’nin Şampiyon Şehri, EBRD’nin Yeşil Şehri, Euro Prize Onur Ödülü sahibi ve sıfır atık hedefinde dünyanın en yakın 20 şehrinden biridir. Doğru modeller ve doğru uygulamalarla Kıbrıs'a huzur ve mutluluk gelecektir. Orası bizim evimiz, ortak kaderimiz, ortak toplumumuz ve ortak geleceğimizdir.” ULUÇAY: YEREL YÖNETİMLERDE BAŞKAN ŞAHİN ÇOK GÜZEL BİR ÖRNEK OLUYOR Gazimağusa Belediye Başkanı Dr. Süleyman Uluçay ise hitabında, kentin KKTC içerisindeki tarım, ticaret ve turizm gibi alanlardaki stratejik önemine değinerek şunları söyledi: “Maraş'ın ziyarete açılmasıyla beraber, 6 yıllık süreçte ziyaretçi sayısı 5 milyona yaklaştı ve bunların büyük bir kısmı yabancı turistlerden oluşuyor. Maraş'ın kapılarının açılması, orayı ciddi bir turizm merkezi haline getirdi. Gazimağusa; üreten insanların, çalışan işçilerin, eğitim gören öğrencilerin şehri olarak KKTC'de farklı bir vizyonla ilerleyen bir kenttir. Gaziantep denildiğinde akla fıstık, baklava ve tarih geliyor ancak benim zihnimde ilk olarak Fatma Şahin beliriyor. Yerel yönetimler konusunda Başkan Şahin çok güzel bir örnek teşkil ediyor ve bu başarı diğer şehirlere de ilham veriyor.” YEREL YÖNETİMLERİN HALKIN HAYATINDA ÇOK BÜYÜK BİR ÖNEMİ VAR Kıbrıslı Türklerin verdiği mücadeledeki yerini ve tarihi önemini vurgulayan Başkan Uluçay, sözlerini şöyle tamamladı: “Yerel yönetimlerin insanların gündelik yaşamında çok büyük bir etkisi vardır. Türkiye'nin bölgemizde yaşanan felaketler ve her türlü acı karşısında barışı korumak, çatışmaları bitirmek adına sergilediği insanüstü gayreti hepimiz görüyoruz ve bununla gurur duyuyoruz.” YILMAZ: FATMA ŞAHİN GAZİANTEP'İN BİR ANNESİ, ABLASI OLDU, BU PROTOKOLLE DE KIBRIS'IN BİR ABLASI OLACAK Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz da törendeki konuşmasında anne tarafının Kıbrıs Türkü olduğunu ve üniversite eğitimini KKTC’de tamamladığını ifade ederek şöyle konuştu: “Fatma Şahin Gaziantep'in bir annesi, ablası oldu; bu protokolle birlikte artık Kıbrıs'ın da ablası olacaktır. Biz Kıbrıs ile iki ayrı millet veya iki ayrı bayrak değiliz. Tek bayrak, tek toprak ve tek vatanız. Kıbrıs'ı sadece bir yavru vatan olarak değil, Türkiye'nin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Kıbrıs'a uzanan her el, aslında Türkiye'ye uzanan eldir. Bugün imzalanan protokolü çok anlamlı buluyorum. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Fatma Şahin’e teşekkürlerimi sunuyorum. Belediyeciliği Türkiye'de bir marka haline getirmiş bir yönetimin tecrübeleri artık Gazimağusa'ya da aktarılacak.” ALTYAPIDAN EĞİTİME İŞ BİRLİĞİ! Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Gazimağusa Belediyesi arasındaki kardeş şehir ortaklığı, altyapıdan eğitime kadar geniş bir yelpazede projelerle derinleşiyor. Bu kapsamda Gazimağusa'nın Maraş ve Laguna bölgelerindeki aydınlatma direkleri yenilenirken, LED armatür dönüşüm projesine teknik destek sağlandı. Ayrıca Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin katkılarıyla, KKTC'nin en büyük robotik kodlama laboratuvarı Gazimağusa'da kurularak gençlerin teknolojiyle buluşmasına imkan tanındı. YENİ DÖNEMDE ORTAK PROJELER DEVAM EDECEK İki şehir arasındaki bağlar; karşılıklı ziyaretler, GastroAntep festivalleri ve Kardeş Şehirler Uluslararası Gençlik Kampı gibi faaliyetlerle pekiştirildi. Çevre, ulaşım, bilişim, atık yönetimi ve gastronomi alanlarında teknik bilgi paylaşımı sürerken, gelecek dönemde akıllı şehircilik ve hayvanat bahçesi projeleriyle iş birliğinin daha ileri seviyelere taşınması hedefleniyor.

İstanbul'da sağlık hizmetlerinin güvenliği için tıbbi atıklar emin ellerde Haber

İstanbul'da sağlık hizmetlerinin güvenliği için tıbbi atıklar emin ellerde

İstanbul'da sağlık hizmetlerinin güvenli ve kesintisiz bir şekilde yürütülebilmesi için hayati önem taşıyan tıbbi atık yönetimi, atığın kaynağında oluştuğu andan nihai bertaraf aşamasına kadar entegre bir sistemle yönetiliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı'nın koordinasyonunda İSTAÇ tarafından yürütülen bu süreç, Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği ve güncel çevre mevzuatına uygun olarak gerçekleştiriliyor. Kamu, özel ve üniversite hastanelerinin yanı sıra aile sağlığı merkezleri, tıp merkezleri, laboratuvarlar ve diyaliz merkezleri dahil olmak üzere yaklaşık 10 bin sağlık kuruluşundaki tıbbi atıklar, lisanslı araçlar ve uzman eğitimli personelce 7 gün 24 saat boyunca toplanıyor. Toplanan bu atıklar, bertaraf edilmek üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait Tıbbi Atık Yakma Tesisi ile Tıbbi Atık Sterilizasyon Tesisi'ne naklediliyor. İKİ FARKLI BERTARAF YÖNTEMİ UYGULANIYOR İstanbul'daki tıbbi atık bertaraf altyapısı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'ndan onaylı ve lisanslandırılmış iki ayrı tesis üzerinden hizmet sunuyor. Tıbbi atıkların bertarafında iki temel yöntem kullanılıyor. Bunlardan ilki olan “yakma” yöntemi, 1995 yılında hizmete giren ve günlük 24 ton kapasiteye sahip olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Tıbbi Atık Yakma Tesisi'nde, atıkların 850-1100 Santigrat derece sıcaklıkta yakılmasıyla sağlanıyor. İkinci yöntem olan “sterilizasyon” ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2013 yılında günlük 108 ton kapasiteyle açtığı ve 2026 yılı itibarıyla günlük 144 ton kapasiteye ulaştığı Tıbbi Atık Sterilizasyon Tesisi'nde gerçekleştiriliyor. Bu tesisteki otoklavlarda tıbbi atıklar, 3,2 bar basınç ve 140-145 Santigrat derece sıcaklıkta 40 ile 60 dakika arasında tutularak sterilize ediliyor. Artan gereksinimler doğrultusunda tesislerde modernizasyon çalışmaları kesintisiz sürdürülüyor; özellikle Covid-19 pandemisi dönemindeki yoğunluğu karşılamak adına sterilizasyon tesisine ek otoklav yatırımları yapılarak kapasitede %33'lük bir artış sağlandı. STERİLİZASYON İŞLEMİNDE TİTİZ ÇALIŞMA Sterilizasyon sürecinin güvenliği sadece teknik ayarlar ile değil, çok aşamalı kontrol mekanizmalarıyla da denetleniyor. Her işlemde kimyasal indikatörler kullanılırken, haftalık olarak biyolojik indikatör testleri uygulanıyor. Ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü denetiminde, belirli aralıklarla bağımsız biyolojik doğrulama testleri yapılarak işlemin etkinliği kanıtlanıyor. Sterilizasyon aşamasını başarıyla tamamlayan atıklar, ilgili mevzuat uyarınca artık tıbbi atık değil, enfeksiyon riski giderilmiş evsel nitelikli atık statüsünde kabul ediliyor. DÜZENLİ DEPOLAMA “KONTROLSÜZ GÖMME” DEMEK DEĞİL! Sterilizasyon sonrası evsel nitelikli hale gelen atıkların son durağı düzenli depolama alanlarıdır. Dünyanın pek çok ülkesinde uygulanan ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından lisanslanmış olan bu nihai bertaraf yöntemi, ileri mühendislik çözümleri içeriyor. 4 katmanlı bir yapıdan oluşan sistemde; geçirimsiz taban sistemleri, geomembran uygulamaları, sızıntı suyu toplama-arıtma altyapısı ve gaz toplama sistemleri yer alıyor. Bu sayede atıkların toprakla teması tamamen engelleniyor. TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK TIBBİ ATIK YÖNETİM ALTYAPISI İSTANBUL'DA İstanbul, Türkiye'nin en yüksek tıbbi atık üretim miktarının olduğu il olmasının yanında, en gelişmiş yönetim altyapısına da sahip şehirdir. Türkiye genelindeki toplam tıbbi atığın yaklaşık dörtte biri İstanbul'da oluşmakta ve bu atıklar İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı koordinesinde İSTAÇ tarafından mevzuata uygun şekilde bertaraf edilmektedir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait Tıbbi Atık Yakma Tesisi, Türkiye'deki tek faal tıbbi atık yakma tesisi olma özelliğini korumaktadır. Türkiye genelinde 67 ilde Bakanlık lisanslı sterilizasyon tesisleri bulunurken, İstanbul teknik imkanları ve kapasitesiyle öncü rol oynamaya devam etmektedir. Kurumsal tecrübesi ve teknik donanımıyla öne çıkan İstanbul Büyükşehir Belediyesi tesisleri; çok sayıda üniversite, kamu kurumu, belediye ve yurt dışı teknik heyetler tarafından ziyaret edilerek örnek bir uygulama merkezi olarak incelenmiştir.

İzmir için ortak akıl buluşmaları devam ediyor Haber

İzmir için ortak akıl buluşmaları devam ediyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından katılımcı demokrasi kültürünü güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen Yurttaş Meclisleri çalışmaları kapsamında şu ana kadar 12 ilçede buluşmalar sağlandı. Menderes, Seferihisar, Torbalı, Selçuk, Tire, Bayındır, Beydağ, Kiraz ve Ödemiş'in ardından yürütülen süreç; Narlıdere, Balçova ve Güzelbahçe ile devam etti. Yerel sorunların değerlendirildiği, çözüm alternatiflerinin üretildiği ve ortak aklın ön plana çıkarıldığı meclis toplantıları, İzmir'in toplam 30 ilçesinde tamamlanmış olacak. Kent genelini kapsayacak şekilde genişletilecek Gerçekleştirilen toplantılarda katılımcılara Yurttaş Meclisi'nin işleyiş prensipleri anlatıldı. Program dahilinde “İzmirli Olmak, İzmir’de Yaşamak”, “Demokrasi ve İnsan Hakları Eğitimi” ile “Anayasa, Yurttaşlık ve Müzakereci Demokrasi” başlıklarında oturumlar düzenlendi. Tematik masalarda bir araya gelen İzmirliler, ilçelerinin öncelikli ihtiyaçları üzerine görüş alışverişinde bulundu. Sağlık konusu ortak çalışma alanı olarak öne çıkarken; eğitim, kültür sanat, atık yönetimi ve su gibi başlıklar da detaylandırıldı. Toplanan görüşler politika metinlerine dönüştürülerek oylama yoluyla karara bağlandı. İlçe bazında hazırlanan bu öneriler, İzmir İl Yurttaş Meclisi çatısı altında kent genelini kapsayacak şekilde genişletilecek. Son tamamlanan üç ilçenin verilerine göre; Narlıdere’de 28, Balçova’da 30 ve Güzelbahçe’de 31 politika önerisi oylamaya sunuldu. Böylelikle bu üç ilçeden kamu politikalarına yön verecek toplam 89 öneri kabul görmüş oldu. Takvim işliyor Meclis takvimine göre süreç; 3, 4 ve 6 Ağustos tarihlerinde Konak, Karabağlar ve Gaziemir; 17, 18 ve 20 Ağustos'ta Çiğli, Karşıyaka ve Bayraklı; 31 Ağustos, 1 ve 3 Eylül'de Buca ve Kemalpaşa; 31 Ağustos, 2 ve 3 Eylül'de Bornova; 14, 15 ve 17 Eylül'de Çeşme, Karaburun ve Urla; 28, 29 Eylül ve 1 Ekim tarihlerinde Aliağa, Foça ve Menemen; 12, 13 ve 15 Ekim'de ise Bergama, Kınık ve Dikili ilçelerinde gerçekleştirilecek.

ÇEVKO’dan COP31 Öncesi Kritik Gündem: İklim, Finansman ve Gençlik Masaya Yatırıldı Haber

ÇEVKO’dan COP31 Öncesi Kritik Gündem: İklim, Finansman ve Gençlik Masaya Yatırıldı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlenen 2026 yılı söyleşilerinin ikincisi, 27 Nisan günü yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın üstlendiği söyleşinin konuşmacıları; ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Bahar Özay, Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu ve Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce oldular. Mete İmer: “Artık Gerçekleştirilebilenlerin Samimi Bir Muhasebesini Yapma ve Uygulamayı Öne Çıkarma Zamanı” İklim krizinin etkisini artırmaya devam ettiğini ve COP31’in zor küresel koşullar altında toplanacağını vurgulayan ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, “Dünya Meteoroloji Örgütü verilerine göre son 10 yıl, kayıtlara geçen en sıcak yıllar arasında yer aldı. Diğer taraftan dünyadaki olumsuz politik ve ekonomik gelişmeler, Amerika Birleşik Devletleri’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi, bölgesel savaşlar ve iklim finansmanındaki yetersizlikler devam ediyor. Antalya’da Kasım ayında gerçekleşecek 31. Taraflar Konferansı bu koşullar altında toplanacak. Bu nedenle zor bir gündemle karşı karşıyayız,” dedi. Paris İklim Anlaşması’ndan bu yana geçen 10 yılda hedeflere ne kadar yaklaşıldığının samimi biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Mete İmer, “Uygulama artık belirleyici bir aşama haline geldi. Geride kalan dönemde hedeflere ne kadar yaklaşıldığını, uygulamanın ne ölçüde başarılı olduğunu açık biçimde muhasebe etmeliyiz. Türkiye olarak da bu muhasebeyi yapmalı; yasal düzenlemelerimizi ne kadar hayata geçirdiğimizi, iklim finansmanını ne ölçüde temin edebildiğimizi ve toplumu harekete geçirmek için neler yaptığımızı sorgulamalıyız. Eksikliklerimizi gidermemiz büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu. Özellikle kentlerin iklim krizine karşı dirençli hale getirilmesinin giderek daha acil bir başlık haline geldiğine işaret eden Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplumu yakından ilgilendiren ve giderek daha acil hale gelen konu, kentlerin ve yaşam alanlarının iklim krizine karşı direnç kazanmasıdır. Yaşadığımız seller, afetler ve kuraklıklar; şehirlerde bundan sonra daha güvenli bir yaşam için altyapı yatırımlarını, bu alana yönelik finansman ihtiyacını ve yerel yönetimlerin rolünü öncelikli hale getirdi. Bu nedenle bu toplantıda ve bundan sonraki söyleşilerimizde belediye temsilcilerine de söz vermek, onları dinlemek istiyoruz. Çünkü burada belediyelerin sorumluluğu ve yapacakları çalışmalar çok önemli.” Selda Susal Saatçi: “Her 5 Saniyede Bir Futbol Sahası Kadar Verimli Toprak Kaybediliyor” İklim krizinde “uygulama” ve “sonuç” odaklı yeni bir döneme girildiğini vurgulayan Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, “Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31’e doğru ilerlerken aslında bir kırılma noktasındayız. Yıllarca hedefleri ve taahhütleri konuştuk; artık bu hedeflerin sahadaki karşılığını, uygulamaların somut çıktılarını görmeye ihtiyaç duyuyoruz. COP31’in de bu yaklaşım üzerine kurulduğunu yakından takip ediyoruz. Bu çerçevede döngüsel ekonomi, atık yönetimi, iklim finansmanına erişim, tarım, su ve gıda güvenliği, adil dönüşüm ve gençlik katılımı öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor,” dedi. Sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine alan bir yaklaşım benimsediklerini belirten Selda Susal Saatçi, “Biz Anadolu Efes olarak ‘7. nesil düşünce’ yaklaşımıyla hareket ediyoruz. Yani bugün aldığımız her kararın, yaptığımız her eylemin gelecek nesiller üzerindeki etkisini gözetiyoruz. Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca bir başlık değil, iş yapış biçimimizin merkezinde yer alan ve uzun vadeli değer yaratma modelimizin ayrılmaz bir parçası olan dönüştürücü bir strateji. Türkiye’de sürdürülebilirlik raporlamasını ilk gerçekleştiren şirketlerden biri olarak çevresel, sosyal ve yönetişim performansımızı şeffaf şekilde paylaşıyoruz ve son iki yıldır entegre raporlama yaklaşımını benimsiyoruz,” diye konuştu. Selda Susal Saatçi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarım, iklim krizinden en çok etkilenen ve aynı zamanda krizi etkileyen alanlardan biri. Küresel ölçekte tarımsal faaliyetler emisyonların yaklaşık yüzde 13’ünü oluştururken, su kaynaklarının yüzde 70’inden fazlasını tüketiyor. Her yıl yaklaşık 75 milyar ton verimli toprak kaybediliyor; bu, her 5 saniyede bir futbol sahası büyüklüğünde alanın yok olması anlamına geliyor. Artan nüfusla birlikte 2050’ye kadar tarımsal üretimin iki katına çıkması gerekiyor. Bu tablo, tarımda daha dayanıklı ve sürdürülebilir yöntemlere geçişi zorunlu kılıyor. Bu kapsamda biz de onarıcı tarım uygulamalarına odaklanıyoruz. Yaptığımız pilot çalışmalarda somut ve cesaret verici sonuçlar elde ettik. Toprak organik maddesinde yüzde 25’e varan artış, su tutma kapasitesinde yüzde 13 iyileşme ve hektar başına 6,7 ton karbon tutulumu sağladık. Bu sonuçlar ışığında bu yıl onarıcı tarım uyguladığımız alanları genişletme kararı aldık. Bununla birlikte, çiftçilere sağladığımız 220 milyon TL’yi aşan teşvik paketi, gençlere yönelik sürdürülebilir tarım eğitim programları ve kadınların güçlenmesine katkı sunan döngüsel ekonomi projeleriyle bütüncül bir etki yaratmayı hedefliyoruz. Tarım, gıda güvenliği, sıfır atık, gençlik ve eğitim başlıklarında atılan adımların tek başına değil, iş birlikleriyle ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz; COP31’in de bu anlamda güçlü bir sinerji yaratma potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz.” Dr. Bahar Özay: “Sürdürülebilirlik Artık Sadece Çevresel Değil, Ekonomik ve Jeopolitik Bir Mesele” Sürdürülebilirliğin artık yalnızca çevresel bir gündem değil, ekonomik, teknolojik ve jeopolitik boyutları olan çok katmanlı bir dönüşüm alanı haline geldiğini vurgulayan BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Dr. Bahar Özay, “Bugün içinde bulunduğumuz tablo, sürdürülebilirlik ve iklim konularının ekonomi politikalarından enerji ve gıda güvenliğine, toplumsal refahtan küresel rekabet gücü ve dış politikaya kadar uzanan yapısal bir dönüşüm gündemi haline geldiğini açıkça gösteriyor. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın başarılması için belirlenen 2030 takvimi bağlamında yapılan değerlendirmeler, amaçların yalnızca yaklaşık yüzde 17’sinin hedeflenen hızda ilerlediğini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu. Küresel ölçekte sürdürülebilirlik hedeflerinin önündeki en temel engelin kalkınma ve iklim finansmanındaki açık olduğuna dikkat çeken Dr. Bahar Özay, “Bugün geldiğimiz noktada finansman konusu belirleyici bir kırılma alanı. 2015 yılında yıllık 2,5 trilyon dolar olarak hesaplanan ihtiyaç, bugün 4 trilyon dolar seviyesine ulaşmış durumda. Mevcut kaynakların adil, etkin ve verimli kullanılamaması ve çok taraflı iş birliklerinde yaşanan sorunlar, bu süreci daha da zorlaştırıyor. Aynı zamanda jeopolitik gelişmeler, çatışmalar ve küresel yönetişim mekanizmalarındaki zayıflama, sürdürülebilirlik gündeminin ilerlemesini doğrudan etkiliyor” dedi. Dr. Bahar Özay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çok katmanlı kriz ortamında Türkiye’nin ‘orta güç’ olarak farklı bölgeler, ekonomiler ve aktörler arasında köprü kurabilecek önemli bir rol üstlenme potansiyeli bulunuyor. COP31 süreci, Türkiye’nin hem yeşil dönüşüm hem de kalkınma ve iklim finansmanı ile uluslararası diyalog açısından konumunu güçlendirebileceği kritik bir fırsat sunuyor. Türkiye gibi ‘zanaatkar devlet’ olarak tanımlanabilecek ülkeler, değişen küresel koşullara daha hızlı uyum sağlayabilen, mevcut araç ve kurumları yeniden şekillendirme kapasitesine sahip aktörler olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda hem sanayi politikalarının daha düşük karbon yoğunluklu ve yüksek katma değerli bir yapıya evrilmesi hem de eğitim ve gençlik odaklı iklim eylemlerinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Özellikle COP31 kapsamında iklim eğitimi ve gençlik katılımının değerlendirilmesi, Türkiye’nin avantajlı olduğu alanlardan biri olarak öne çıkıyor.” Pelin Kıvrıkoğlu: “İklim Eyleminde Yerel Yönetimler Uygulamanın Doğrudan Sahasında” Yerel yönetimlerin iklim eyleminde doğrudan uygulayıcı rol üstlendiğini vurgulayan Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu, “Yerel yönetimler olarak sürecin tam sahasındayız ve doğrudan vatandaşla temas eden bir yapı olarak iklim politikalarının uygulamadaki karşılığını üretmekle sorumluyuz. Üsküdar Belediyesi olarak 2021 yılında hazırlanan sürdürülebilir enerji ve iklim eylem planımız kapsamında 2030 yılına kadar yüzde 40 emisyon azaltım hedefiyle ilerliyoruz. Ancak eylem planlarının yalnızca raflarda kalan stratejik dokümanlar olmaması, izlenebilir ve ölçülebilir uygulamalarla desteklenmesi gerekiyor. Bu nedenle yeni dönem ihtiyaçlarını da kapsayan güncel bir iklim eylem planı çalışmasını başlatmış bulunuyoruz” dedi. Emisyon kaynakları ve yerel yönetimlerin sınırlılıklarına da dikkat çeken Pelin Kıvrıkoğlu, “2024 yılı itibarıyla sera gazı emisyonumuzu 1.832.339 ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesapladık. Bunun yüzde 70’i enerji, yüzde 23’ü ulaşım ve yüzde 7’si ise atık kaynaklı. Ancak enerji tüketiminin önemli bir bölümü hane ve sanayi kaynaklı olduğu için yerel yönetimlerin doğrudan müdahale alanı dışında kalıyor. Bu durum, özellikle enerji başlığında tüm ilçe belediyeleri için ortak bir zorluk yaratıyor. Buna rağmen CDP raporlamasında B skoru elde ettik ve uluslararası ağlara üyeliklerimizle birlikte iyi uygulamaların paylaşımı ve görünürlüğü açısından önemli bir ilerleme sağladık” şeklinde konuştu. Pelin Kıvrıkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uyum ve dirençlilik başlıkları yerel yönetimler için giderek daha kritik hale geliyor. Bu kapsamda enerji yönetimi, sıfır atık uygulamaları ve döngüsel ekonomi projelerini hayata geçiriyoruz. Avrupa Birliği destekli ‘RISE Üsküdar – Riskten Hazırlığa: Üsküdar’da İklim Direncine Giden Kurumsal Yollar’ projesiyle iklim direncine yönelik doğal tabanlı çözümler geliştirirken, ‘Atıksız Üsküdar Atıksız Pazar’ projesiyle semt pazarlarında oluşan organik atıkları komposta dönüştürerek yeniden kullanıma kazandırıyoruz. Bu proje hem ödüller aldı hem de diğer belediyeler için örnek bir uygulama haline geldi. Bunun yanı sıra bitkisel atık yağların toplanması, çevre festivalleri, gıda israfını azaltmaya yönelik çalışmalar ve mahalle buluşmalarıyla vatandaşın sürece aktif katılımını sağlamaya odaklanıyoruz. Yerel ölçekte bu tür somut uygulamaların yaygınlaşmasının iklim mücadelesinde gerçek etki yarattığına inanıyoruz. Ayrıca COP sürecinde yerel yönetimlerin daha görünür olması ve özellikle kadın liderler olarak bu alanda söz söyleyebilmemiz için aktif rol almaya hazırız.” Asya Yüce: “Gençler Sürecin İzleyicisi Değil, Aktif Katılımcısı Olmak İstiyor” Türkiye genelinde 208 üniversiteyi kapsayan iklim elçileri ağını temsil eden Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce, iklim krizinin gençler için teorik bir tartışma değil, doğrudan deneyimlenen bir gerçeklik olduğuna dikkat çekti. Gençlerin iklim sürecinde yalnızca izleyici değil, aktif bir paydaş olduğunu vurgulayan Asya Yüce, “2021 yılından bu yana her üniversiteden seçilen temsilciler olarak kampüslerimizde sürdürülebilirlik ve iklim kriziyle mücadele alanında öncülük ediyoruz. COP31 sürecinde genç katılımının en az yüzde 10 seviyesinde hedeflenmesiyle birlikte kapasitemiz ve etki alanımız da her geçen gün artıyor,” şeklinde konuştu. İklim elçilerinin sahadaki rolüne dikkat çeken Asya Yüce, “Bakanlığımız tarafından düzenlenen eğitim kamplarında iklim değişikliği, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıklarda yoğun eğitimler alıyor; ardından bu bilgi birikimini hem üniversitelerimizde hem de toplum genelinde yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Amacımız, iklim krizini teorik bir tartışma alanı olmaktan çıkararak herkesin sahiplendiği bir çevre kültürüne dönüştürmek. Bu kapsamda söyleşiler, paneller ve farkındalık etkinlikleri düzenliyor, aynı zamanda ulusal ve uluslararası platformlarda iklim diplomasisi yürütüyoruz” dedi. Asya Yüce, sözlerini şöyle sürdürdü: “Taraflar Konferansı’nda yalnızca katılımcı değil, çözüm ortağı olarak yer alıyoruz. Birleşmiş Milletler’in gençlik yapılanmalarıyla koordineli çalışarak ulusal gençlik bildirilerini küresel karar vericilere iletiyor, gençlerin taleplerinin ulusal katkı beyanları gibi resmi politika metinlerine dahil edilmesini hedefliyoruz. COP süreci bizim için bir zirve noktası; Türk gençliğinin organize, donanımlı ve çözüm odaklı yapısını uluslararası alanda göstermek istiyoruz. Bu süreçte gençlerin karar mekanizmalarında yalnızca temsil edilmesi değil, kararları doğrudan etkileyen bir konuma gelmesi gerektiğine inanıyoruz.”

Pacific Avenue Capital Partners, ESE World'ü satın almak için özel görüşüyor Haber

Pacific Avenue Capital Partners, ESE World'ü satın almak için özel görüşüyor

ACCESS Newswire / LOS ANGELES, KALİFORNİYA VE PARİS, FRANSA (İGFA) - Orta ölçekli pazardaki kurumsal ayrılmalar (carve-outs) ve diğer karmaşık işlemlere odaklanan küresel bir özel sermaye şirketi olan Pacific Avenue Capital Partners ("Pacific Avenue"), bugün bir iştirakinin, dünyanın önde gelen küresel ambalaj şirketlerinden biri olan Amcor'dan ESE World'ü ("Şirket" veya "ESE") satın almak üzere özel görüşmelere başladığını duyurdu. ESE, hem plastik hem de çelik atık konteynerlerinin önde gelen Avrupalı üreticisi ve ilgili atık yönetimi hizmetlerinin sağlayıcısıdır. Yaklaşık 300 milyon Euro gelir elde eden Şirket; Almanya (Neuruppin ve Olpe) ve Fransa'daki (Crissey) üç üretim tesisiyle dünya çapındaki müşterilerine hizmet vermektedir. ESE, Pacific Avenue'nun yönetimi altında müşterilerinin ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanacak; operasyonel iyileştirme, coğrafi genişleme ve stratejik ek satın almalarla bağlantılı çeşitli büyüme girişimlerini hayata geçirecektir. Pacific Avenue, bu girişimleri sürdürmek ve Şirket'in bir sonraki büyüme aşamasını hızlandırmak için ESE'nin mevcut yönetim ekibiyle yakın ortaklık içinde çalışacaktır. Pacific Avenue Kurucusu ve Yönetici Ortağı Chris Sznewajs, "Bu işlem ESE için heyecan verici bir sonraki büyüme aşamasını simgeliyor. İşletme, sektör lideri şirketlerden oluşan portföyümüze güçlü bir uyum sağlıyor ve Pacific Avenue'nun, karmaşık ayrılma işlemlerinin sorunsuz bir şekilde yürütülmesini isteyen AB'deki ve küresel ölçekteki kurumsal satıcılar için güvenilir bir ortak konumunda olduğunun bir kanıtıdır. Güçlü bir marka, sektör lideri inovasyon ve savunulabilir bir pazar konumuyla, uzun vadeli değer yaratımını teşvik etmek için gereken kaynakları ve uzmanlığı sağlamayı sabırsızlıkla bekliyoruz," dedi. Pacific Avenue Capital Partners Avrupa Başkanı ve Direktörü Xavier Lambert ise şunları ekledi: "ESE, kanıtlanmış bir ürün inovasyonu geçmişine ve güçlü, sadık bir müşteri tabanına sahip yüksek kaliteli bir işletmedir. Pacific Avenue, ESE yönetim ekibiyle ortaklık kurmaktan ve işletmeye hem organik olarak hem de stratejik ek satın almalar yoluyla yeniden yatırım yapmaktan heyecan duyuyor. Güçlü bir operasyonel temel üzerine inşa ederek, ESE'nin bir sonraki büyüme aşamasını ve uzun vadeli değer yaratımını desteklemek için önemli fırsatlar görüyoruz." ESE'nin satın alınması Pacific Avenue için önemli bir dönüm noktasını temsil etmekte olup, Firmanın Avrupa'daki üçüncü işlemini ve Fund II (Fon II) ile ona bağlı özel Avrupa yan fonundan (sidecar) yapılan ilk Avrupa yatırımını işaret etmektedir. Bu durum, Pacific Avenue'nun ana faaliyet konusu olmayan işletmelerin karmaşık ayrılma süreçlerini başarıyla yürütmek için küresel kurumsal satıcılarla ortaklık kurma becerisinin bir başka örneğidir. Chris Sznewajs, "Bu satın alma, Pacific Avenue'nun Avrupa'daki küresel ayak izini genişletme taahhüdünün doğrudan bir sonucudur. Avrupa'daki varlığımızı tesis ettiğimizden beri Pacific Avenue tam olarak bu tür bir fırsatı belirlemeye odaklanmıştır; büyük bir kurumsal satıcı tarafından elden çıkarılan yüksek kaliteli ve pazar lideri bir işletme. Şirket hikayesinin bir sonraki bölümünü yazmak için ESE yönetim ekibiyle ortaklık kurmayı dört gözle bekliyoruz," diyerek sözlerini tamamladı. İşlem, iş konseyi danışma sürecinin tamamlanmasına tabidir ve bu sürecin ardından satış ve satın alma anlaşması imzalanabilecektir. İşlemin, geleneksel düzenleyici onaylara ve kapanış koşullarına tabi olarak 2026 yılının ikinci çeyreğinde kapanması hedeflenmektedir. Pasific Avenue'ya bu süreçte Willkie Farr & Gallagher LLP, Accuracy ve PwC; Amcor'a ise bir Mizuho iştiraki olan Greenhill ve Latham & Watkins danışmanlık yapmıştır. PACİFİC AVENUE CAPİTAL PARTNERS HAKKINDA Pacific Avenue Capital Partners, merkezi Los Angeles'ta bulunan ve Fransa'nın Paris kentinde ofisi olan küresel bir özel sermaye şirketidir. Firma, orta ölçekli pazardaki kurumsal bölünmelere (divestitures) ve diğer karmaşık durumlara odaklanmaktadır. Pacific Avenue, kapsamlı birleşme ve satın alma (M&A - Mergers and Acquisitions) ve operasyon deneyimine sahiptir; bu da firmanın karmaşık işlemleri yönetmesine ve operasyonel iyileştirme, sermaye yatırımı ve hızlandırılmış büyüme yoluyla değer yaratmasına olanak tanır. Pacific Avenue, işletmelerin tam potansiyellerine ulaşmalarına yardımcı olurken kalıcı ve stratejik değişimi teşvik etmek için güçlü yönetim ekipleriyle iş birliği içinde bir yaklaşım benimser. Pacific Avenue, 31 Aralık 2025 itibarıyla 3,7 milyar dolardan fazla Yönetilen Varlığa (AUM - Assets Under Management) sahiptir. Pacific Avenue ekibinin üyeleri, birleşik kariyerleri boyunca çok sayıda sektörde 50'den fazla kurumsal elden çıkarma dahil olmak üzere 120'den fazla işlemi kapatmıştır. Daha fazla bilgi için lütfen www.pacificavenuecapital.com adresini ziyaret ediniz. AMCOR HAKKINDA Amcor, beslenme, sağlık, güzellik ve zindelik kategorileri için çeşitli malzemelerden sorumlu tüketici ambalajları ve dağıtım çözümleri geliştirme ve üretme konusunda küresel liderdir. Amcor'un küresel ürün inovasyonu ve sürdürülebilirlik uzmanlığı, şirketin her gün dünya çapındaki ambalaj zorluklarını çözmesini sağlayarak müşterileri ve tüketicileri için daha sürdürülebilir, işlevsel ve çekici bir dizi esnek ambalaj, sert ambalaj, karton ve kapak üretmesine olanak tanır. Amcor, müşterilerini yüceltme, hayatları şekillendirme ve geleceği koruma amacı doğrultusunda hareket eder. Güvenlik taahhüdüyle desteklenen 75.000'den fazla çalışan, 40'tan fazla ülkede 400'den fazla lokasyona yayılan operasyonlardan yıllık 23 milyar dolar satış gerçekleştirmektedir. Daha fazla bilgi için lütfen www.amcor.com adresini ziyaret ediniz.

Nilüfer Belediyesi “sıfır Atık Belgesi”ni Yeniledi Haber

Nilüfer Belediyesi “sıfır Atık Belgesi”ni Yeniledi

Nilüfer Belediyesi, 12 Temmuz 2019 tarihli Sıfır Atık Yönetmeliği kapsamında kurduğu sistemle Bursa Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından verilen Temel Seviye Sıfır Atık Belgesi’ni almaya ve yenilemeye hak kazandı. Söz konusu belge, 13 Mart 2031 tarihine kadar geçerliliğini koruyacak. İlçe sınırları dahilindeki mahallelerden haftada bir gün ambalaj atığı toplayan belediye ekipleri, dini bayramlar ve resmi tatiller de dahil olmak üzere çalışmalarını kesintisiz sürdürüyor. Mahalle toplama günlerinde sabah saat 08.00’e kadar dışarı çıkarılan geri kazanım poşetleri araçlar tarafından toplanırken, hanelere alınan dolu poşet sayısı kadar boş poşet bırakılıyor. Sisteme dahil olmak isteyen vatandaşlar, 444 16 03 numaralı hattı arayarak kayıt oluşturabiliyor ve geri dönüşüm kutusu ile poşet taleplerini iletebiliyor. Sadece 2025 yılı içinde ilçe sakinlerine toplam 7 bin 63 adet geri dönüşüm kutusu teslim edildi. Vatandaşların mağduriyet yaşamaması adına muhtarlık binalarına da düzenli olarak poşet bırakılıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, çevre duyarlılığının Nilüfer’de bir kurum kültürü olduğuna dikkat çekti. Nilüfer’de yıllardır başarıyla sürdürülen çevre dostu politikaların Sıfır Atık Belgesi ile taçlanması ve yenilenmesinin kendileri için büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Hemşehrilerimizin atık ayrıştırma konusundaki hassasiyeti ve desteği olmadan bu başarıyı elde etmemiz mümkün değildi. Gelecek nesillere daha yaşanabilir ve temiz bir Nilüfer bırakmak için tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi. 14 FARKLI TÜRDE ATIK KABUL EDİLİYOR Belediyenin atık yönetimi çalışmaları sadece ambalaj atıklarıyla da sınırlı kalmıyor. Ocak 2021’den bu yana faaliyette olan 1. Sınıf Atık Getirme Merkezi, 14 farklı türde atığı kabul ederek lisanslı firmalar aracılığıyla geri kazanıma ve bertarafa gönderiliyor. Vatandaşlar elektronik atıklarını bu merkeze kendi imkanlarıyla getirebildikleri gibi, 444 16 03 numaralı hattı arayıp kayıt bırakmaları halinde atıkların 3 iş günü içinde evlerinden alınmasını da sağlayabiliyorlar. Ayrıca, Bursa Eczacılar Odası tarafından belirlenen 59 eczaneden ayda bir kez atık ilaç toplanarak güvenli bir şekilde bertaraf tesislerine iletiliyor. Daha yeşil, daha temiz ve yaşanabilir bir dünya hedefiyle geri kazanım çalışmalarını yürüten Nilüfer Belediyesi, eğitim kurumlarında da çevre bilincini artırmayı hedefliyor. Milli Eğitim Müdürlüğü ile ortaklaşa düzenlenen Atık Pil Toplama Yarışması sonucunda her yıl dereceye giren okullar ödüllendiriliyor. Doğaya zarar vermemesi adına evsel atıklardan ayrı toplanması gereken piller, şeffaf pet şişelerde biriktirilerek güvenle geri kazanım sistemine dahil ediliyor.

ÇEVKO Vakfı Yeşil Nokta Sanayi Ödülleri 2026 Başvuruları Başladı Haber

ÇEVKO Vakfı Yeşil Nokta Sanayi Ödülleri 2026 Başvuruları Başladı

Bu yıl sekizincisi gerçekleştirilen ödül programı; sürdürülebilirlik alanındaki örnek uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sağlamayı ve sanayi kuruluşlarında çevresel sorumluluk bilincini güçlendirmeyi hedefliyor. ÇEVKO Vakfı’nın, Türkiye’deki tek temsilcisi olduğu ve çoğunluğu AB üyesi 31 ülkede, 540 milyon tüketiciyi kapsayan Yeşil Nokta sembolünün, genişletilmiş üretici sorumluluğu modelinin en başarılı uygulama örnekleri arasında yer aldığını belirten ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, “Yeşil Nokta, sorumlu üreticiyi ve tüketicinin sorumluluğa gösterdiği saygı ve beğeniyi simgeliyor. Sürdürülebilir üretim, kaynak verimliliği ve çevresel performans alanlarında, belirlenen kriterleri en yüksek oranda sağlayan kuruluşların yasal sorumluluklarının ötesinde gerçekleştirmekte oldukları örnek çalışmaları ödüllendirirken; aynı zamanda piyasaya süren konumda olan tüm firmaları benzer çalışmalara özendirmeyi ve teşvik etmeyi hedefliyoruz” dedi. Yeşil Nokta Marka Alt Lisans Sözleşmesi bulunan firmalar; “Ambalajda Önleme Uygulamaları”, “Atık Yönetimi Sistemi ve Uygulamaları” ve “Çevre Konulu Sosyal Sorumluluk Uygulamaları” kategorilerinde sürdürülebilirlik alanındaki başarılı çalışmalarını ödül programı kapsamında sunma fırsatı buluyor. Başvurular, Büyük Ölçekli İşletmeler ile Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler için ayrı ayrı değerlendirilerek her ölçekteki kurumun adil koşullarda ele alınması sağlanıyor. ÇEVKO Vakfı Yeşil Nokta Sanayi Ödülleri'nin 2026 yılı başvuruları 2 Mart – 22 Mayıs tarihleri arasında https://www.cevko.org.tr/oduller/sanayi-odulleri web sitesi üzerinden devam edecek. Ödül sürecinde önceki yıllarda Yeşil Nokta Sanayi Ödülünü almaya hak kazanan firmalar şöyle sıralanıyor: Abdi İbrahim, Akçansa, Anadolu Efes, Bayer, Boyner, Coca-Cola İçecek, Eczacıbaşı Girişim, Danone Hayat, Frito Lay, Gürok Turizm, Hidropar, Korozo Ambalaj, Kurtsan İlaçları, Mey/Diageo, Migros, Mondi Tire Kutsan, Nestle Waters, Netpak Ambalaj, PepsiCo Türkiye, Procter & Gamble, Reckitt Benckiser, Sapro, Sarten Ambalaj, Şişecam, Tat Gıda, Tetra Pak, Tofaş, Unilever ve Vestel Beyaz Eşya. Yeşil Nokta Sembolünün Türkiye’deki Tek Temsilcisi ÇEVKO Vakfı ÇEVKO Vakfı 2003 yılında PRO-Europe’la yaptığı sözleşme kapsamında uluslararası “Yeşil Nokta” sembolünün Türkiye’deki kullanım hakkının tek sahibi konumunda bulunuyor. Avrupa’da çok yaygın olan bu sembolü ülkemizde kullanmak isteyen kuruluşlar, ÇEVKO Vakfı ile alt lisans sözleşmesi yaparak “Yeşil Nokta” sembolünü kullanabiliyorlar. Türkiye’de 1.600’e yakın firma piyasaya sürdüğü ürünlerinin ambalajında Yeşil Nokta sembolünü kullanıyor ve geri dönüşüm sistemine mali katkı sağladığını tüketicilerine gösteriyor. Tüketiciler Türkiye’de Yeşil Nokta kullanan şirketleri önemsiyor. ÇEVKO Vakfı’nın 2024 yılı içerisinde yaptırdığı “Yeşil Nokta Algı Araştırması” sonuçları, vakfın Türkiye’deki temsilcisi olduğu uluslararası Yeşil Nokta işaretinin ülkemizdeki bilinirliği, algısı, markalar ve şirketler için tüketicilerin satın alma kararlarına etkisi hakkında çarpıcı sonuçlar ortaya koymuştu. Araştırma sonuçlarına göre her iki kişiden biri YEŞİL NOKTA işaretini daha önce gördüğünü belirtiyor. Her beş kişiden biri Yeşil Nokta’nın anlamını doğru ifade ediyor. Araştırmaya katılanların yüzde 75’inden fazlası, kısa bir tanıtımın ardından, Yeşil Nokta’lı markalara güvendiklerini, satın almaları halinde geri dönüşüme destek oldukları için kendilerini iyi hissedeceklerini, Yeşil Nokta’lı ürünleri kullanmayı sürdüreceklerini ve başkalarına da önereceklerini ifade ediyor. Araştırmaya katılan tüketicilerin yüzde 74’ten fazlası, Yeşil Nokta’yı kullanan şirketleri yasal yükümlülüğünü yerine getiren, sürdürülebilirlik konusunda çalışan, çevreye olan etkisini hesaplayan, geri dönüşüme mali destek veren, üretici sorumluluğunu uygulayan şirketler olarak algıladıklarını beyan ediyor. Ürünün çevreye olan etkisi, tüketicilerin seçtikleri markaya karar vermelerinde en etkili dört faktör arasında yer alıyor ve her iki tüketiciden birinin dikkatini çekiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.