Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Askeri Operasyon

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Askeri Operasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Askeri Operasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CIA Direktörü Ratcliffe’in Moskova ziyaretine ilişkin dikkat çeken iddia Haber

CIA Direktörü Ratcliffe’in Moskova ziyaretine ilişkin dikkat çeken iddia

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü John Ratcliffe’in bu hafta gerçekleştirdiği Moskova ziyaretinin amacıyla ilgili ABD basınında yeni bir iddia gündeme geldi. Ziyaretin, Rusya’ya NATO üyesi ülkelere yönelik olası bir saldırının ciddi sonuçlar doğuracağı mesajını iletmek amacı taşıdığı öne sürüldü. ABD basınında yer alan haberlere göre, Ratcliffe’in sürpriz Moskova temasının, ABD istihbaratının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in önümüzdeki birkaç yıl içinde NATO’nun kararlılığını sınamak amacıyla ittifak üyesi bir ülkeye yönelik saldırı düzenleyebileceğine ilişkin değerlendirmelerinin ardından gerçekleştiği iddia edildi. Baltık ülkeleri endişesi The Wall Street Journal’a konuşan ABD’li yetkililer, Washington’da özellikle Baltık ülkelerinin olası bir Rus müdahalesinin hedefi olabileceğine ilişkin endişelerin bulunduğunu aktardı. Yetkililere göre Rusya’nın olası bir müdahalesi doğrudan geniş çaplı bir askeri operasyon şeklinde olmayabilir. Siber saldırılar veya sınırlı kara operasyonları gibi farklı yöntemlerin de gündeme gelebileceği değerlendiriliyor. ABD’li yetkililer ayrıca, İran savaşı nedeniyle Batılı ülkelerin savunma harcamalarını artırması ve mühimmat stoklarının azalmasının da Rusya’nın olası bir saldırı hesabında dikkate alınabileceğini belirtti. Bu değerlendirmeler doğrultusunda Ratcliffe’in Moskova temaslarında Rus tarafına, NATO ülkelerinden herhangi birine yönelik saldırının ciddi sonuçlar doğuracağı konusunda doğrudan mesaj verdiği ileri sürüldü. Ratcliffe, Rus istihbarat yetkilileriyle görüştü Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ratcliffe’in Moskova’da Rus istihbarat yetkilileriyle görüştüğünü doğrulamıştı. Peskov, CIA Direktörü’nün Putin ile bir görüşme gerçekleştirmediğini, ancak Rusya Devlet Başkanı’nın Ratcliffe’in temasları hakkında bilgilendirildiğini açıklamıştı. Trump, iddiaları reddetti ABD Başkanı Donald Trump ise Ratcliffe’in Moskova ziyaretine ilişkin farklı bir değerlendirmede bulundu. Trump, ziyareti "yarı rutin" olarak nitelendirirken, temasların NATO veya İngiltere’ye yönelik olası Rus askeri tehditleriyle bağlantılı olduğu iddiasını reddetti. Washington ve Moskova tarafından Ratcliffe’in görüşmelerinin içeriğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama yapılmazken, ABD basınında yer alan iddialar ziyaretin Rusya-NATO ilişkilerindeki olası güvenlik riskleriyle bağlantılı olabileceğine işaret ediyor.

ABD Senatosu'ndan Trump'a İran Yetkisi: Askeri Operasyonları Sınırlandıracak Tasarı Kıl Payı Reddedildi Haber

ABD Senatosu'ndan Trump'a İran Yetkisi: Askeri Operasyonları Sınırlandıracak Tasarı Kıl Payı Reddedildi

Senato'da Kritik Oylama: Tasarı Bir Oy Farkla Geçemedi ABD Senatosu'nda Demokrat senatörler tarafından hazırlanan ve Başkan Donald Trump'ın İran'a karşı askeri güç kullanma yetkilerini sınırlandırmayı amaçlayan yasa tasarısı, yapılan kritik oylamada yeterli desteği bulamadı. Tasarı, 49 senatörün desteğini almasına karşın 50 "hayır" oyuyla reddedildi. Kabul edilmesi için gerekli olan 51 oya ulaşılamaması nedeniyle düzenleme Senato'da ilerleyemedi ve askıya alındı. Böylece Başkan Trump'ın İran'a yönelik askeri operasyonlar konusunda sahip olduğu mevcut yetkiler korunmuş oldu. Tasarı Ne Öngörüyordu? Demokratların hazırladığı düzenleme, ABD Anayasası'nda Kongre'ye tanınan savaş ilan etme yetkisini temel alıyordu. Tasarıya göre Kongre açık bir savaş ilanında bulunmadığı sürece Başkan'ın İran'a yönelik askeri operasyonları tek taraflı sürdürmesi engellenmek isteniyordu. Yasa teklifinin kabul edilmesi halinde, Kongre'den resmi onay alınmadan yürütülen askeri faaliyetlerde görev yapan ABD askerlerinin belirli bir süre içerisinde bölgeden çekilmesi gerekecekti. Destekleyen senatörler, bu düzenlemenin yürütme organının savaş yetkilerini dengeleyeceğini savundu. Ancak Senato'daki oylama sonucunda bu girişim başarısız oldu ve mevcut uygulama değişmeden kaldı. Trump'ın Askeri Yetkileri Korundu Oylamanın ardından Başkan Donald Trump'ın İran'a yönelik askeri karar alma yetkilerinde herhangi bir değişiklik yapılmadı. Bu sonuç, Beyaz Saray'ın Orta Doğu politikalarında hareket alanını koruması açısından önemli görülüyor. Uzmanlara göre Senato'dan çıkan sonuç, yönetimin olası güvenlik tehditlerine karşı hızlı karar alma kapasitesini sürdürmesini sağlayacak. Ancak aynı zamanda Kongre ile Beyaz Saray arasındaki savaş yetkileri tartışmasının da devam edeceğine işaret ediyor. ABD'de başkanların askeri operasyon yetkileri uzun yıllardır siyasi ve hukuki tartışmaların merkezinde yer alıyor. Özellikle Kongre onayı olmadan gerçekleştirilen operasyonlar, geçmiş dönemlerde de benzer anlaşmazlıklara neden olmuştu. Demokratlardan Sert Eleştiriler Tasarıyı destekleyen Demokrat senatörler, İran konusunda atılan askeri adımların Kongre'nin bilgisi ve onayı olmadan yürütülmesinin anayasal dengeyi zedelediğini savundu. Muhalefet, askeri gerilimin yalnızca dış politika açısından değil, ABD ekonomisi üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu dile getirdi. Özellikle enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmaların ve akaryakıt fiyatlarındaki artışın, İran ile yükselen tansiyonun ekonomik sonuçlarından biri olduğu ifade edildi. Demokratlar ayrıca, ABD'nin yeni ve kapsamlı bir askeri çatışmanın içine sürüklenmemesi için Kongre'nin daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini savunuyor. Parti İçi Ayrışmalar Dikkat Çekti Senato'daki oylamanın en dikkat çekici yönlerinden biri ise her iki büyük partide de yaşanan görüş ayrılıkları oldu. Cumhuriyetçi senatörler Susan Collins, Lisa Murkowski ve Rand Paul, parti yönetiminin aksine hareket ederek Trump'ın askeri yetkilerinin sınırlandırılması yönünde oy kullandı. Bu isimlerin kararı, Cumhuriyetçi Parti içinde dış politika konusunda farklı yaklaşımların sürdüğünü gösterdi. Öte yandan Demokrat Senatör John Fetterman, partisinin büyük çoğunluğundan ayrılarak tasarıya karşı oy verdi ve Cumhuriyetçilerle aynı safta yer aldı. Fetterman'ın tercihi, Demokrat Parti içerisinde de İran politikasına ilişkin ortak bir görüş bulunmadığını ortaya koydu. Cumhuriyetçi liderlerden Senatör Mitch McConnell ise oylamaya katılmadı. McConnell'ın yokluğu da Washington kulislerinde dikkat çeken gelişmeler arasında değerlendirildi. ABD-İran Geriliminde Yeni Dönem Senato'dan çıkan sonuç, ABD'nin İran politikasında kısa vadede önemli bir değişiklik beklenmediğini gösteriyor. Başkan Trump yönetimi, Kongre'den yeni bir yetki almaksızın mevcut yasal çerçevede hareket etmeyi sürdürebilecek. Bununla birlikte uzmanlar, İran ile yaşanabilecek yeni gelişmelerin Kongre'de benzer girişimlerin yeniden gündeme gelmesine yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle Orta Doğu'da güvenlik dengelerini etkileyebilecek olası askeri operasyonlar, hem iç siyasette hem de uluslararası arenada yakından takip ediliyor. Washington'da yaşanan bu kritik oylama, yalnızca Başkan Trump'ın yetkilerini değil, ABD'de yürütme ve yasama organları arasındaki güç dengesine ilişkin tartışmaları da yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı. Önümüzdeki dönemde İran ile ilişkilerde yaşanacak gelişmelerin, Kongre'nin benzer düzenlemeleri tekrar değerlendirmesine zemin hazırlayabileceği ifade ediliyor.

ABD-İran Geriliminde Kırılgan Ateşkes: Hava Saldırıları Durdu Haber

ABD-İran Geriliminde Kırılgan Ateşkes: Hava Saldırıları Durdu

ABD ile İran arasında son haftalarda tırmanan askeri krizde, çatışmaların 13'üncü gününün ardından sahada geçici bir sessizlik oluştu. Son 24 saat içerisinde taraflar arasında yeni bir hava saldırısı gerçekleştirilmezken, uzmanlar bu durumun kalıcı bir ateşkesten ziyade diplomatik temaslara alan açan geçici bir duraklama olduğuna dikkat çekiyor. Her ne kadar cephede silahlar kısa süreliğine susmuş görünse de, Washington ve Tahran'dan gelen açıklamalar ile bölgedeki askeri hareketlilik, gerilimin her an yeniden yükselebileceğine işaret ediyor. Trump'ın diplomasi hamlesi gündemde ABD basınında yer alan haberlere göre, Başkan Donald Trump'ın, diplomatik girişimlere fırsat tanımak amacıyla cuma günü planlanan bazı askeri operasyonların ertelenmesi yönünde orduya talimat verdiği öne sürüldü. Haberde, Umman'ın Hürmüz Boğazı'nın yeniden güvenli hale getirilmesi ve taraflar arasında arabuluculuk yürütmesi için temaslarını sürdürdüğü belirtilirken, Washington yönetiminin de bu süreçte diplomatik kanalların tamamen kapanmasını istemediği ifade edildi. Trump'ın, İran'a yönelik mesajında ise anlaşma yapılması gerektiğini, aksi halde çok daha sert askeri adımların gündeme gelebileceğini dile getirdiği iddia edildi. Londra'da kritik güvenlik zirvesi hazırlığı Diplomatik temasların bir diğer ayağını ise deniz güvenliği oluşturuyor. Uluslararası kaynaklara göre gelecek hafta Londra'da düzenlenmesi planlanan konferansta, Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilerin güvenli geçişini sağlayacak uluslararası bir deniz koalisyonunun oluşturulması masaya yatırılacak. Dünya petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı'nda yaşanabilecek olası bir kriz, enerji piyasaları açısından küresel risk oluşturuyor. İran Hürmüz Boğazı'nda dört gemiyi durdurdu Cephede saldırılar durmuş olsa da denizde tansiyon yükselmeye devam etti. İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nda uyarı ateşi açılmasının ardından dört geminin durdurulduğunu açıkladı. Gemilerin hangi ülkelere ait olduğu veya operasyonun ayrıntıları konusunda resmi bilgi paylaşılmazken, gelişme uluslararası deniz taşımacılığı açısından yeni endişeleri beraberinde getirdi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Said Hatibzade de Filipinler'in başkenti Manila'da düzenlenen ASEAN toplantılarının ardından yaptığı açıklamada, ülkesinin ABD'nin bölgedeki politikalarını kabul etmeyeceğini belirterek "Amerikan hegemonyasını reddediyoruz" mesajını yineledi. İsrail alarm seviyesini yükseltti İsrail basınında yer alan haberlerde ise Tel Aviv yönetiminin olası yeni saldırı ihtimaline karşı güvenlik önlemlerini en üst seviyeye çıkardığı belirtildi. İsrail Yayın Kurumu'nun aktardığı bilgilere göre, Washington'ın yeniden geniş çaplı bir askeri operasyon başlatması halinde İran'ın gelişmiş balistik füze sistemleriyle karşılık verebileceği değerlendiriliyor. Güvenlik kaynakları, özellikle uzun menzilli ve yüksek hassasiyetli füze sistemlerinin kullanılabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Nükleer program yeniden gündemde Gerilimin en kritik başlıklarından biri ise İran'ın nükleer programı olmaya devam ediyor. Uluslararası basında yer alan haberlerde, İran'ın yeni lideri Mücteba Hamaney'in nükleer silah geliştirme konusunda selefine kıyasla daha sert bir yaklaşım benimseyebileceğine ilişkin istihbarat değerlendirmelerinin Washington'da yakından takip edildiği öne sürüldü. Söz konusu iddialar resmi makamlar tarafından doğrulanmazken, uzmanlar nükleer programın krizde belirleyici unsur olmaya devam edeceğini ifade ediyor. ABD özel operasyon seçeneğini değerlendiriyor iddiası ABD medyasında yer alan bazı haberlerde ise Washington yönetiminin olası bir geniş çaplı çatışma senaryosu için farklı askeri seçenekleri değerlendirdiği ileri sürüldü. İddialara göre, İran'ın Fordo ve İsfahan'daki nükleer tesislerinde bulunan zenginleştirilmiş uranyum stoklarının kontrol altına alınmasına yönelik özel kuvvet operasyonları da senaryolar arasında bulunuyor. Ancak ABD yönetiminden bu iddiaları doğrulayan resmi bir açıklama yapılmış değil. Zelenskiy'den Rusya'ya suçlama Krizin uluslararası boyutu da genişlemeye devam ediyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya'nın İran'a uydu teknolojileri ve istihbarat desteği sağlayarak bölgedeki saldırılara dolaylı katkıda bulunduğunu öne sürdü. Moskova ise bu iddialara ilişkin henüz resmi bir değerlendirme yapmadı. İran petrol gelirlerinde dikkat çeken açıklama Tüm askeri gerilime rağmen İran Petrol Bakanlığı, enerji sektörünün faaliyetlerini sürdürdüğünü açıkladı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, savaş koşullarına rağmen yıllık petrol gelir hedefinin yaklaşık yüzde 60'ına ulaşıldığı belirtilirken, ihracat faaliyetlerinin tamamen durmadığı ifade edildi. Uzmanlar, önümüzdeki günlerde diplomatik temaslardan çıkacak sonuçların yalnızca Orta Doğu'nun güvenliği açısından değil, küresel enerji piyasaları, deniz taşımacılığı ve uluslararası ticaret üzerinde de belirleyici olacağını değerlendiriyor.

Rusya, ateşkesi uzatmak için şartlarını açıkladı Haber

Rusya, ateşkesi uzatmak için şartlarını açıkladı

Rus tarafı, Kiev bu talepleri reddederse çatışmaların derhal yeniden başlayacağında ısrar ediyor. Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov, kararın artık Cumhurbaşkanı Zelenskyy'de olduğunu vurgulayarak, Ukrayna'nın Moskova'nın taleplerini kabul etmesi halinde barışın derhal sağlanabileceğini belirtti. Dmitry Peskov, 12 Nisan'da yayınlanan bir röportajda Rusya'nın çatışmayı sona erdirme olasılığına ilişkin pozisyonunu açıkladı. Şunları söyledi: "Sürdürülebilir barış, çıkarlarımızı güvence altına aldığımızda ve en başından beri belirlediğimiz hedeflere ulaştığımızda gelebilir. Bu, kelimenin tam anlamıyla bugün yapılabilir. Ancak Sayın Zelenskyy bu zaten apaçık olan çözümleri kabul etmelidir." Peskov ayrıca, taleplerin karşılanmaması halinde askeri operasyonların devam edeceği konusunda doğrudan bir uyarıda bulundu. Şunları ekledi: "Sayın Zelenskyy bu sorumluluğu üstlenecek cesareti göstermedikçe, ateşkes sona erdikten sonra da özel askeri operasyon devam edecektir." Başlangıçta sadece 32 saat sürmesi planlanan ve Cumartesi günü saat 16:00'dan Pazar günü sonuna kadar (Moskova saatiyle) geçerli olacak bu geçici ateşkes, halkın dini faaliyetlerini kolaylaştırmayı amaçlıyordu. Ancak Rusya'nın kararlı tutumu göz önüne alındığında, bu anlaşmanın uzatılma olasılığı artık son derece düşük. Beşinci yılına giren savaşa kısa süreli bir sakinlik getirmesi beklenen ateşkese rağmen, savaş alanında binlerce ihlal kaydedildi. Bu ateşkes, Zelenskyy'nin önerisi üzerine geçen Perşembe günü Rusya Devlet Başkanı Putin tarafından kabul edildi. Ancak, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı, 12 Nisan sabahı saat 07:00 itibarıyla 2.299 ihlal kaydettiğini bildirdi. Bu ihlaller arasında 28 düşman saldırısı, 479 topçu bombardımanı, 747 insansız hava aracı saldırısı ve 1.045 FPV insansız hava aracı saldırısı yer alıyordu. Buna rağmen, Ukrayna bu dönemde füze veya güdümlü bomba saldırısı olmadığını doğruladı. Öte yandan, Rusya Savunma Bakanlığı da Ukrayna güçlerine benzer suçlamalarda bulundu. TASS haber ajansının bir raporuna göre, Rusya, 11 Nisan saat 16:00 ile 12 Nisan saat 08:00 arasında Ukrayna silahlı birlikleri tarafından toplam 1.971 ateşkes ihlali kaydetti. Ateşkes döneminde silahlı çatışmalardaki artış, iki taraf arasında aşırı gerginlik ve güven eksikliğine işaret ediyor. 32 saatlik ateşkesin sona ermesiyle birlikte, büyük çaplı savaş tehlikesi yeniden belirirken, diplomatik çabalar henüz ortak bir zemin bulamadı.

Hizbullah: 2 Mart’tan bu yana İsrail’e 1100 operasyon düzenledik Haber

Hizbullah: 2 Mart’tan bu yana İsrail’e 1100 operasyon düzenledik

Lübnan Hizbullahı, İsrail’in saldırılarına karşı başlattığı misilleme operasyonlarının bilançosunu açıkladı. Yapılan açıklamada, 2 Mart’tan bu yana İsrail hedeflerine yönelik bin 100 askeri operasyon gerçekleştirildiği belirtildi. Hizbullah’a bağlı askeri medya birimi tarafından 29 Mart 2026 Pazar gecesi yapılan açıklamada, İsrail’e yönelik saldırıların kapsamı ve sayısı paylaşıldı. “Lübnan’ı savunmak için 1100 operasyon” Hizbullah’ın kısa açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “Direniş güçlerimiz, İsrail saldırganlığının başladığı tarihten bu yana Lübnan’ı ve halkını savunmak amacıyla bugüne kadar toplam bin 100 askeri operasyon icra etmiştir.” Lübnan’da sivil bilanço ağırlaşıyor Hizbullah’ın bu açıklamasıyla aynı gün, Lübnan Sağlık Bakanlığı da savaşın insani boyutuna ilişkin verileri güncelledi. Bakanlık, 2 Mart tarihinden bu yana İsrail bombardımanları sonucu Lübnan genelinde bin 238 kişinin hayatını kaybettiğini, 3 bin 543 kişinin ise yaralandığını duyurdu. Savaşın tetikleyicisi: Hamaney suikastı İran’ın en yakın müttefiki olan Hizbullah; İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in ABD ve İsrail operasyonunda öldürülmesinin ardından savaşa dahil olmuştu. Hizbullah, İsrail’in Lübnan’daki ateşkesi ihlal etmesi ve İran’daki suikastlara tepki olarak İsrail’in kuzeyindeki askeri mevzileri yoğun şekilde hedef almaya başladığını savunuyor. İsrail kara harekatını derinleştiriyor Buna karşılık İsrail ordusu, Lübnan’a yönelik operasyonlarını hem havadan hem de karadan genişletiyor. Başkent Beyrut’un güney banliyöleri (Dahiye), Lübnan’ın güneyi ve doğusundaki Bekaa Vadisi aralıksız bombalanırken; İsrail kara birlikleri de sınır hattında “sınırlı kara operasyonu” adı altında ilerleyişini sürdürüyor.

Trump: Venezuela’nın geçici cumhurbaşkanı, Maduro’dan daha kötü bir kaderle karşı karşıya kalabilir Haber

Trump: Venezuela’nın geçici cumhurbaşkanı, Maduro’dan daha kötü bir kaderle karşı karşıya kalabilir

ABD Başkanı Donald Trump, The Atlantic dergisine verdiği röportajda Venezuela’ya ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Trump, Venezuela’nın geçici liderinin ABD’nin taleplerine uymaması halinde, Nicolás Maduro’dan daha ağır sonuçlarla karşılaşabileceğini söyledi. Michael Shearer imzasıyla yayımlanan röportajda Trump, Venezuela’nın yeni lideri Delcy Rodríguez ile yaptığı telefon görüşmesine atıfta bulunarak, “Eğer doğru olanı yapmazsa, çok büyük bir bedel ödeyecek, belki de Maduro’nun ödediğinden daha fazlasını” ifadelerini kullandı. Trump, şu anda New York’ta hapsedilen Nicolás Maduro’ya işaret ederek, Rodríguez’in Maduro’nun yakalanmasına yol açan ABD askeri müdahalesini meydan okurcasına reddetmesini hoş görmeyeceğini açıkça belirtti. Telefon görüşmesi sırasında Batı Palm Beach’teki golf kulübüne yeni varmış olan Trump’ın neşeli olduğu aktarılırken, Venezuela’nın ABD müdahalesiyle karşılaşacak son ülke olmayabileceğini yinelediği belirtildi. “Rejim değişikliği şu ankinden daha kötü olamaz” Venezuela’nın geleceği hakkında konuşan Trump, rejim değişikliğine ve ulus inşasına karşı önceki isteksizliğinden açık şekilde uzaklaştığını gösterdi. Siyasi tabanındaki bazı endişeleri reddeden Trump, “Biliyorsunuz, orada yeniden yapılanma, rejim değişikliği ne derseniz deyin şu ankinden daha iyidir. Daha kötü olamaz” dedi. Trump’ın Rodríguez’e karşı kullandığı sert dil, bir gün önce ABD ordusunun Caracas’a düzenlediği baskının ardından yaptığı açıklamalarla tezat oluşturdu. Baskın sonrası düzenlenen basın toplantısında Trump, Rodríguez’in ABD ile çalışmaya istekli olduğunu söylediğini ve bunun Venezuela’yı geçici olarak “yönetmesine” imkân sağlayacağını dile getirmişti. Trump, “Özetle, Venezuela’yı yeniden büyük bir ülke yapmak için gerekli gördüğümüz her şeyi yapmaya hazırız” ifadelerini kullandı. Rodríguez: “Bir daha asla sömürge olmayacağız” Ancak Rodríguez, bu açıklamadan kısa süre sonra ABD’nin önerisini reddetti. Ülkesinin doğal kaynaklarını savunmaya hazır olduğunu belirten Rodríguez, Ulusal Savunma Konseyi’nin, geri dönüşünü istediği Maduro’nun politikalarını uygulamaya hazır olduğunu açıkladı. Rodríguez, “Bir daha asla sömürge olmayacağız” dedi. Maduro hükümetinin ABD’ye karşı direnişi sürdürme ihtimali, Venezuela’nın kontrolü için uzun süreli bir çatışma riskini artırdı. Bu durumun, ABD’nin yeni bir askeri müdahalesini hatta işgalini gündeme getirebileceği ifade edildi. Trump, gerekli görmesi halinde Venezuela’da ikinci bir askeri operasyon dalgası emri vermeye hazır olduğunu ima etti. Trump, “Venezuela örneğinde yeniden yapılanma kötü bir şey değil. Ülke tamamen çöktü. Başarısız bir devlet. Tamamen başarısız bir devlet. Her açıdan felaket bir durum” dedi. “Grönland’a kesinlikle ihtiyacımız var” Trump, geçmişte Irak ve Afganistan gibi ülkelerde ulus inşasına karşı çıktığını hatırlatan sorular üzerine, Irak savaşının kendi kararı olmadığını savundu. “Irak’a ben girmedim. O Bush’un işiydi. Irak’a asla girmemeliydik. Bu, Orta Doğu felaketinin başlangıcı oldu” dedi. ABD’nin Batı Yarımküre üzerindeki etkisini sürdürmesi gerektiğini savunan Trump, yaklaşımını “Monroe Doktrini” olarak tanımladı. Venezuela’ya yönelik kararın yalnızca coğrafi bir mesele olmadığını vurgulayan Trump, “Mesele yarımküre değil. Mesele ülke. Belirli ülkeler” ifadelerini kullandı. Röportajda Grönland konusuna da değinen Trump, ABD’nin adaya “kesinlikle ihtiyacı olduğunu” yineledi. Grönland’ı Rus ve Çin gemileriyle çevrili olarak tanımlayan Trump, “Savunma için ona ihtiyacımız var” dedi. kaynak : Independent

BAE’den açıklama: ‏Suudi Arabistan'ı hedef alan hiçbir hamlemiz olmadı Haber

BAE’den açıklama: ‏Suudi Arabistan'ı hedef alan hiçbir hamlemiz olmadı

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Yemen'deki taraflar arasındaki mevcut gerilime ilişkin olarak "BAE'nin adının karışmasını" kesin bir şekilde reddettiklerini ifade etti. Yemen'de meşru hükümeti destekleyen Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu, Hadramevt'te ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi'nin (GGK) kontrolünde bulunan Mukalla Limanı'nda "kısıtlı bir askeri operasyon" gerçekleştirdikten sonra BAE Dışişleri Bakanlığı tarafından bir açıklama yapıldı. Açıklamada, "Kardeş ülke Suudi Arabistan'ın güvenliği ve istikrarına olan bağlılığımızı, egemenliği ve ulusal güvenliği konusundaki saygımızı teyit ediyoruz” ifadesine yer verildi. BAE’nin, Yemenli taraflar arasındaki mevcut gerilime adının karışmasını reddettiği açıklamada, "Suudi Arabistan'ı hedef alan hiçbir askeri operasyon için hiçbir Yemenli tarafı yönlendirmediklerini" dile getirdi. BAE'nin Yemen'de, meşru hükümetin isteği ve Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu kapsamında yer aldığı vurgulandı. “Askerlerini 24 saat içinde çek” uyarısı yapılmıştı Suudi Arabistan bugün, Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) Yemen'in isteği üzerine Yemen topraklarında bulunan askerlerini 24 saat içinde çekme ve ülkedeki hiçbir tarafı askeri ya da mali olarak desteklememe çağrısında bulundu. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Suudi Arabistan'ın ulusal güvenliğinin "kırmızı çizgi" olduğu belirtilerek, özellikle güney sınırlarında maruz kalınacak herhangi bir tehdide karşı tüm önlemlerin alınacağı aktarıldı. Açıklamada, Suudi Arabistan'ın BAE'ye Yemen'in isteği doğrultusunda Yemen topraklarında bulunan askerlerini 24 saat içinde geri çekmesi ve ülkedeki hiçbir tarafa askeri ya da mali destek sağlamaması yönünde çağrı yaptığı belirtildi. Yemen'in güneyi sorununun çözümü için tek yolun diyalog olduğu vurgulanan açıklamada, "BAE'nin, Yemen’in doğusundaki Hadramevt ve Mehra vilayetlerinde, Suudi Arabistan'ın güney sınırlarına yakın bölgelerde askeri operasyonlar düzenlemek için GGK güçlerini sevk ettiği" belirtilerek bunun "üzüntüyle karşılandığı" dile getirildi. Suudi Arabistan'ın, bu eylemleri "ülkenin ulusal güvenliğine, ayrıca Yemen ve bölgenin güvenlik ve istikrarına bir tehdit" olarak değerlendirdiği ifade edilen açıklamada, "GGK dahil olmak üzere tüm Yemenli grupların katılımıyla Yemen'de kapsamlı bir siyasi çözüm çerçevesinde diyalog yapılmalı" vurgusu yapıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.