Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Askeri Kapasite

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Askeri Kapasite haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Askeri Kapasite haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Putin'den Rus Ordusu İçin Yeni Karar: Asker Sayısı 1 Milyon 535 Bine Çıktı Haber

Putin'den Rus Ordusu İçin Yeni Karar: Asker Sayısı 1 Milyon 535 Bine Çıktı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin askeri kapasitesine ilişkin yeni bir adım attı. Putin tarafından imzalanan kararnameyle Rus Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki toplam personel sayısında artışa gidildi. Rusya Devlet Yasa Bilgi Sistemi'nde yayımlanan kararnameye göre, Rus ordusundaki toplam personel sayısı 2 milyon 426 bin 130 olarak belirlendi. Bu sayının içerisinde 1 milyon 535 bin aktif asker bulunuyor. Yeni düzenleme, 1 Ağustos tarihinden itibaren yürürlüğe girecek. Rus ordusunun personel sayısı 27 bin arttı Alınan kararla birlikte Rus ordusundaki toplam personel sayısında yaklaşık 27 bin kişilik artış yaşandı. Bir önceki düzenlemede Rus Silahlı Kuvvetleri'nin personel sayısı 2 milyon 399 bin 130 olarak belirlenmişti. Bu rakamın içerisinde 1 milyon 510 bin asker yer alıyordu. Yeni kararnameyle birlikte özellikle aktif asker sayısında artış yapılması dikkat çekti. Putin daha önce de asker sayısını artırmıştı Rusya lideri Vladimir Putin, Haziran 2026'da imzaladığı kararnameyle ordudaki asker sayısını artıran bir başka düzenlemeye gitmişti. Söz konusu karar kapsamında Rus ordusunda görev yapan asker sayısı 1 milyon 510 bine çıkarılmış, toplam personel kapasitesi ise 2 milyon 399 bin 130 olarak açıklanmıştı. Yeni kararnameyle birlikte bu kapasitenin daha da genişletildiği görüldü. Ukrayna savaşı nedeniyle askeri kapasite artırılıyor Rusya'nın ordu kapasitesini artırma kararlarının, Ukrayna'da devam eden savaşın etkileriyle bağlantılı olduğu değerlendiriliyor. Putin, geçtiğimiz yılın sonunda yaptığı açıklamada Ukrayna'daki savaş bölgesinde 700 binden fazla Rus askerinin görev yaptığını açıklamıştı. Rus ordusunda düzenli birliklerin yanı sıra Ukrayna'daki operasyonlarda görev almak üzere sözleşmeli askerler ve gönüllü birlikler de bulunuyor. Savunma politikalarında yeni dönem Rusya, Ukrayna savaşıyla birlikte ordunun insan kaynağı ve askeri kapasitesini artırmaya yönelik çeşitli adımlar atıyor. Moskova yönetimi, savaş alanındaki ihtiyaçlar, sınır güvenliği ve uzun vadeli savunma planlamaları kapsamında asker sayısındaki düzenlemeleri sürdürüyor. Uzmanlar, Rusya'nın personel artışını yalnızca mevcut savaş koşullarıyla değil, aynı zamanda NATO ile yaşanan gerilimler ve küresel güvenlik dengeleri çerçevesinde değerlendirdiğini belirtiyor. Rusya'nın askeri gücü gündemde kalmaya devam ediyor Putin'in imzaladığı yeni kararname, Rusya'nın askeri kapasitesini genişletme politikasının devam ettiğini gösteriyor. Ordudaki personel artışının, Ukrayna cephesindeki gelişmeler ve Rusya'nın bölgesel güvenlik stratejileri açısından nasıl sonuçlar doğuracağı ise önümüzdeki dönemde yakından takip edilecek.

Hulusi Akar Washington’da Konuştu: S-400 ve F-35 İçin Yeni Gelişme Sinyali Haber

Hulusi Akar Washington’da Konuştu: S-400 ve F-35 İçin Yeni Gelişme Sinyali

Hulusi Akar’dan ABD Ziyareti Sonrası Açıklamalar TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar ve beraberindeki milletvekilleri, ABD’nin başkenti Washington’da gerçekleştirdikleri temasların ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği Konutu’nda açıklamalarda bulunan Akar, ziyaret kapsamında ABD Kongresi üyeleri, düşünce kuruluşları ve çeşitli kurum temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi. Görüşmelerin temel amacının Türkiye ile ABD arasındaki savunma, güvenlik ve stratejik iş birliğinin geliştirilmesi olduğunu belirten Akar, temasların olumlu ve yapıcı bir atmosferde geçtiğini ifade etti. “Savunma İş Birliği Hiç Olmadığı Kadar Önemli” Türkiye ile ABD arasındaki askeri ve savunma alanındaki iş birliğinin önemine dikkat çeken Akar, iki ülkenin ortak çıkarları doğrultusunda ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Akar, ABD’deki temaslarında Türkiye’nin NATO içerisindeki rolü, bölgesel güvenlik gelişmeleri ve savunma sanayisi alanındaki beklentilerin gündeme geldiğini aktardı. Savunma teknolojileri, askeri kapasite ve güvenlik politikalarının günümüzde ülkeler arasındaki ilişkilerde belirleyici bir unsur olduğunu belirten Akar, Türkiye’nin bu alandaki çalışmalarını sürdüreceğini söyledi. S-400 ve F-35 Sürecinde Yeni Dönem Mesajı Hulusi Akar’ın açıklamalarında en dikkat çeken başlıklardan biri S-400 hava savunma sistemi ve F-35 programı oldu. ABD’nin CAATSA yaptırımları kapsamında gündeme gelen S-400 meselesinin çözümü için çalışmaların sürdüğünü belirten Akar, yakın zamanda bazı gelişmeler yaşanabileceğini ifade etti. S-400 sisteminin başka bir ülkeye gönderileceği yönündeki iddiaları reddeden Akar, konunun çözümü için taraflar arasında görüşmelerin devam ettiğini söyledi. Akar, S-400 sorununun çözülmesi durumunda Türkiye’nin F-35 programındaki sürecinin de yeniden gündeme gelebileceğini savundu. “F-35 Konusunda Elimiz Güçlü” Türkiye’nin F-35 projesindeki geçmiş rolüne de değinen Akar, Türk savunma sanayisinin projeye önemli katkılar sunduğunu belirtti. Türkiye’nin geçmişte F-35 savaş uçağının çok sayıda parçasının üretiminde yer aldığını hatırlatan Akar, bu nedenle program konusunda Türkiye’nin önemli bir konuma sahip olduğunu ifade etti. Akar, Türkiye’nin savunma alanındaki üretim kapasitesi ve teknik altyapısının güçlü olduğunu vurgulayarak, F-35 konusunda çözüm için olumlu beklentiler taşıdıklarını dile getirdi. Türkiye’ye Patriot Hava Savunma Desteği Türkiye’nin hava savunma kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalar hakkında da bilgi veren Akar, Çelik Kubbe Projesi’nin devam ettiğini söyledi. NATO ve ikili anlaşmalar kapsamında Türkiye’ye Patriot hava savunma sistemlerinin sevk edildiğini belirten Akar, hava savunma alanında farklı ülkelerle görüşmelerin sürdüğünü aktardı. Akar, Türkiye’nin hava savunma yeteneklerini geliştirmek için yerli ve uluslararası imkanları değerlendirdiğini ifade etti. İsrail Politikalarına Yönelik Eleştiriler İsrail'in ABD'de yürüttüğü Türkiye karşıtı faaliyetlere de değinen Akar, Washington yönetiminin Tel Aviv'e karşı daha net bir tutum alması gerektiğini savundu. Akar, "İsrail'in Amerika'yı istismar ettiğini, Amerikan kaynaklarıyla binlerce insanın ölümüneyol açan politikalar izlediğini ifade ettik. Amerika'nın artık İsrail'in bu şımarıklığına 'dur'demesi gerektiğini söyledik" dedi. Türkiye-ABD İlişkilerinde Yeni Gündem Hulusi Akar’ın Washington temasları, Türkiye ve ABD arasındaki savunma ilişkilerinde yeni bir dönemin başlayıp başlamayacağı sorusunu yeniden gündeme taşıdı. S-400 meselesi, F-35 programı, hava savunma sistemleri ve bölgesel güvenlik başlıkları, iki ülke ilişkilerinin en önemli konuları arasında yer almaya devam ediyor. Önümüzdeki süreçte Ankara-Washington hattındaki görüşmelerin ve savunma diplomasisinin yakından takip edilmesi bekleniyor.

Alman 'lardan Hürmüz Boğazı hamlesi Haber

Alman 'lardan Hürmüz Boğazı hamlesi

DW’de Nina Werkhäuser’in haberine göre Baltık Denizi kıyısındaki Kiel-Wik deniz üssünden hareket eden "Fulda" mayın avlama gemisinin yakında Akdeniz’e doğru yola çıkması bekleniyor. Geminin ilk etapta bir NATO antimayın birliğine entegre edilmesi planlanıyor. "Fulda", Hürmüz Boğazı'ndaki deniz mayınlarını tespit edip imha etme konusunda en üst seviyede donanım ve kabiliyete sahip. 28 Şubat’ta başlayan İran savaşından bu yana Tahran yönetimi, uluslararası ticaret açısından kritik önemdeki bu dar deniz geçidini bloke ediyor. İran'ın buraya deniz mayını döşediği tahmin ediliyor. Bu abluka nedeniyle küresel piyasalarda petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz fiyatları önemli ölçüde yükseldi. Abluka Alman ekonomisini vurdu Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Almanya’nın bir barış düzenlemesinin güvence altına alınmasına katkı sunmaya hazır olduğunu defalarca dile getirdi. Ancak bunun, İran savaşının sona ermesinden sonra mümkün olacağını vurguladı. Alman birinci televizyon kanalı ARD’de yayımlanan "Caren Miosga" adlı siyasi söyleşi programına katılan Merz, bu mesajı ABD Başkanı Donald Trump’a da ilettiğini belirtti: "Son ziyaretimde ve telefon görüşmelerimizde kendisine bu savaşın artık bizim üzerimizde de ciddi etkileri olduğunu, sona ermesini istediğimizi ve yardım sunmaya hazır olduğumuzu söyledim." Alman donanması, mayın temizleme konusunda geniş bir deneyime sahip. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana özellikle Baltık Denizi’nde eski mühimmatın temizlenmesi kesintisiz sürdürülüyor. Modern insansız sistemler ve yüksek eğitimli mayın dalgıçlarıyla donatılmış on mayın avlama gemisi, bu alanda Almanya’ya uluslararası itibar kazandırdı. NATO içinde mayın temizleme kapasitesi ise sınırlı kabul ediliyor. Son söz Federal Meclis'te Alman ordusu Bundeswehr'in her silahlı yurtdışı görevi gibi, Hürmüz Boğazı’ndaki olası bir deniz misyonu da belirli şartlara bağlı. Bu şartlar Almanya Anayasası ve Federal Anayasa Mahkemesi içtihatlarıyla belirleniyor. Buna göre böyle bir görev, Birleşmiş Milletler, NATO veya Avrupa Birliği (AB) gibi bir "kolektif güvenlik sistemi" çerçevesinde yürütülmeli. Ayrıca Federal Meclis (Bundestag), görevlendirme hakkında bilgilendirilmeli, konuyu görüşmeli ve nihai olarak onay vermeli. Bu yetki belgesinde Bundeswehr’in görevi, kullanılacak askeri kapasite, görev bölgesi, azami asker sayısı ve görev süresi ayrıntılı şekilde belirleniyor. Donanmanın tüm unsurları çeşitli görevlerde Meclis onayı günler, hatta haftalar sürebileceği için donanma şimdiden hazırlık yapıyor. Ancak bunun için mevcut görevlerde değişiklik yapılması gerekiyor. Mayın Avlama Filosu Komutanı Fırkateyn Kaptanı Inka von Puttkamer, Kiel’de düzenlenen bir basın toplantısında şöyle konuştu: "Elimizdeki tüm unsurlar halihazırda zaten çeşitli görevlerde. Bu özellikle mayın avlama filosu için geçerli. Yeni bir görev her zaman mevcut bir görevin aleyhine olur." Savunma Bakanı Boris Pistorius’un da belirttiği gibi, Alman donanması, Avrupa Birliği, NATO ve Birleşmiş Milletler görevleri kapsamında zaten yoğun şekilde konuşlandırılmış durumda. Von Puttkamer, mayın temizleme gibi riskli operasyonların ancak koruma altında yapılabileceğini vurguladı: "Mayın karşı tedbir birlikleri, su üstü ve hava tehditleri bertaraf edilmeden görev yapamaz. Bir fırkateyn mayın bulamaz, bir mayın avlama gemisi de hava muharebesi yapamaz. Bu nedenle her zaman fırkateyn veya korvetlerle birlikte görev yaparız." Yeni nesil P-8 Poseidon deniz devriye uçakları da böyle bir operasyonda kullanılabilir. Pistorius: ABD olmadan görev yok Savunma Bakanı Pistorius’a göre, böyle bir görev ancak müttefiklerle ve özellikle ABD ile birlikte yürütülebilir. ABD'nin bölgede "en kapsamlı durumsal farkındalığa" sahip olduğunu belirten Pistorius, Nisan ayında ARD’de yayımlanan "Bericht aus Berlin" (Berlin Raporu) programında şunları söyledi: "Bu savaşı Amerikalılar İsrail ile birlikte yürütüyor. Dolayısıyla sonuçlarıyla ilgili operasyonlarda da birlikte hareket etmemiz gerekiyor." Hürmüz Boğazı’nın ne ölçüde mayınlandığıise bilinmiyor. Aynı şekilde Alman ordusunun göreve katılmasının ön koşulu olan İran savaşının kalıcı biçimde sona erip ermeyeceği de belirsiz. Şu an için böyle bir sona dair işaretler yok; aksine son dönemde bölgede gerilim yeniden tırmanmış durumda.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.