Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Asgari Ücret

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Asgari Ücret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Asgari Ücret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye'de 2025'te 4 Kişilik Bir Ailenin Yıllık Haberleşme Gideri 27.556 TL Oldu Haber

Türkiye'de 2025'te 4 Kişilik Bir Ailenin Yıllık Haberleşme Gideri 27.556 TL Oldu

Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER), Türkiye’nin dijitalleşme sürecinde hanelerin temel ihtiyaçları arasında yer alan haberleşme hizmetlerine ilişkin 2025 yılı maliyet analizini kamuoyuyla paylaştı. BTK verileri baz alınarak hazırlanan çalışmada; sabit telefon, genişbant internet ve dört adet GSM hattından oluşan bir ailenin yıllık iletişim gideri tüm bileşenleriyle değerlendirildi. Haberleşme hizmetlerinin hane bütçesindeki yerini ve maliyet yapısını gösteren 2025 yılı verileri, sektörün içinde bulunduğu ekonomik dengeleri net bir şekilde ortaya koyuyor. TELKODER tarafından yapılan hesaplamalara göre, 2024 yılında 18.744,18 TL seviyesinde olan 4 kişilik bir ailenin yıllık haberleşme gideri, 2025 yılı itibarıyla 27.556,00 TL’ye ulaştı. Söz konusu toplam tutarın 21.197,00 TL’sini doğrudan sunulan hizmet bedelleri, 6.360,00 TL’sini ise zorunlu iletişim vergileri oluşturuyor. TELKODER: Sektörde Dengeli ve Öngörülebilir Yapı Şart TELKODER tarafından yapılan değerlendirmede, yıllık toplam asgari ücret geliri baz alındığında haberleşme hizmetlerinin hane bütçesi içindeki payının %8,83 seviyesinde gerçekleştiği görülüyor. Bu oran, bağlantılı yaşamın bir parçası olarak haberleşme hizmetlerine olan yapısal ihtiyacın devam ettiğine işaret ederken; sektörün artan altyapı yatırımları, enerji maliyetleri ve operasyonel giderler karşısında sürdürülebilirliğinin önemini de beraberinde getiriyor. 2025 yılı itibarıyla toplam haberleşme harcamasının yaklaşık %23’ünü oluşturan vergiler, sektördeki maliyet yapısının en önemli bileşenlerinden biri olmayı sürdürüyor. Bu çerçevede hem kullanıcı erişimini destekleyen hem de işletmecilerin yatırım kapasitesini koruyan dengeli bir maliyet yapısının, sektörün gelişimi açısından kritik rol oynadığı ortaya konuyor. Öte yandan; 2016 yılında sadece hizmet bedelinin yıllık gelire oranı %10,29 iken, bugün vergiler dahil toplam yükün bu oranın altında kalması (%8,83), sektörde uzun vadeli ve daha dengeli bir maliyet yapısının oluştuğunu gösteriyor. Bu tablo, haberleşme hizmetlerinde vergi ve maliyet bileşenlerinin hem hane bütçesi hem de işletmecilerin yatırım kapasitesi üzerinde belirleyici bir etki alanı oluşturduğunu ortaya koyuyor. Sabit telefon, internet ve GSM hizmetlerindeki vergi yapısının sadeleştirilmesi, hane bütçesi üzerindeki baskıyı azaltmanın yanı sıra, Türkiye’nin dijital dönüşüm hedefleri doğrultusunda sektörün yatırım kapasitesini güçlendirecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Haberleşme hizmetlerinin stratejik önemine dikkat çeken TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Haberleşme hizmetleri, sadece bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen değil, aynı zamanda ülkemizin dijitalleşme hedeflerine ulaşabilmesi için kritik öneme sahip bir sektörü temsil ediyor. Son rapora baktığımızda telekomünikasyon sektörü de birçok sektörde olduğu gibi yüksek vergiler ve işletme maliyetlerinin artması odağında harcamaların arttığı bir süreci yaşıyor. Bu noktada işletmecilerin ve tüketicilerin vergi yüklerini azaltmak ve rekabeti arttırmak önümüzdeki dönem için son tüketici maliyetlerini dengelemede önemli bir adım olacaktır. TELKODER olarak, tüm tarafların ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran, dengeli ve sürdürülebilir çözümler geliştirilmesi için çalışmayı sürdüreceğiz. Bu sürecin hem bireysel hem de sektörel düzeyde olumlu etkiler yaratacağına inanıyoruz." Haberleşme sektörü, dijitalleşmenin hızlandığı bir dönemde hem bireylerin hem de işletmelerin kesintisiz bağlantı ihtiyacını karşılayan stratejik bir altyapı alanı olmayı sürdürüyor. TELKODER bu yapının sürdürülebilirliği için tüm paydaşlarla birlikte daha dengeli ve öngörülebilir bir sektör yapısının gelişmesini desteklemeye devam ediyor.

CHP savaşın ekonomik etkilerine karşı acil önlem paketini açıkladı Haber

CHP savaşın ekonomik etkilerine karşı acil önlem paketini açıkladı

CHP Ekonomi Eşgüdüm Konseyi (EEK), bölgemizde süren jeopolitik gerilim ve savaşın ekonomik etkilerine karşı hazırladığı kapsamlı önlem paketini kamuoyuna duyurdu. Konsey, iktidarın mevcut politikalarının Türkiye’yi kırılgan bir ekonomik ortamda bıraktığını belirterek, acil müdahale ve yapısal reform ihtiyacını vurguladı. CHP EEK’in raporunda, savaşın enerji, tarım ve sanayi sektörlerinde tedarik zincirlerini bozduğu, fiyatlar ve ihracat imkanları üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi. Türkiye’nin ekonomik dirençliliği için demokratik ve kurumsal yapının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. CHP EEK, paketin hazırlanmasında toplum kesimleri ve sektör temsilcileriyle görüşmeler yürütüldüğünü vurgularken, mevcut Ekonomik ve Sosyal Konsey’in acilen toplanmasını önerdi. Konsey, kısa vadeli önlemlerin hızla hayata geçirilmesi, orta ve uzun vadeli önlemler içinse bugünden hazırlık yapılması gerektiğini kaydetti. Bu paketle CHP, Türkiye ekonomisinin savaşın etkilerine karşı güçlendirilmesini ve olası küresel krizlere karşı dirençli bir yapı kurulması hedeflendi. Buna göre raporda ACİL ÖNLEMLER şöyle sıralandı: Akaryakıt KDV’si yüzde 20’den yüzde 1’e düşürülmeli, ÖTV’deki KDV kalıcı olarak kaldırılmalı. Eşel mobil sistemi yüzde 100 uygulanmalı. Çiftçilere faizsiz gübre ve akaryakıt kredileri sağlanmalı, borçlar uzun vadeli ve faizsiz yapılandırılmalı, haciz işlemleri durdurulmalı. Asgari ücret artışları üç ayda bir yapılmalı; memur ve emekli maaşlarında ek düzenleme yapılmalı. Sosyal yardım sistemi hane gelirine göre kademeli nakit destek sunmalı. Savaş nedeniyle zarar gören KOBİ ve esnafa KGF teminatlı krediler, Eximbank finansmanı, vergi indirimleri ve SGK teşvikleri sağlanmalı. Küçük esnafa elektrik ve doğalgaz desteği, ulaşım sektörüne akaryakıt desteği verilmeli. Turizm sektöründe senaryo bazlı hazırlıklar yapılmalı ve Türkiye’nin güvenli turizm destinasyonu olduğu tanıtılmalı. Orta ve uzun vadeli önlemlerle ilgili hususlar ise raporda şöyle yer aldı: Enerjide arz güvenliği sağlanmalı, yerli yenilenebilir enerji kapasitesi artırılmalı. Tarımda sübvansiyon mekanizmaları ve gelir güvencesi sağlanmalı. KOBİ ve reel sektör desteklenmeli; yeşil, mor ve dijital dönüşüm programları uygulanmalı. Türkiye, ekonomik kırılganlıkları azaltıp bölgesel üretim ve ticaret merkezi olmalı, alternatif uluslararası ticaret koridorları güçlendirilmeli. Savunma sanayisine etkin destek sağlanmalı ve hızlı yanıt veren bir yapı kurulmalı. Türkiye, jeostratejik konumunu kullanarak bölgesel yatırım ve finans merkezi haline gelmeli. Kamu bütçesi şeffaf, verimli ve kamu yararına dayalı şekilde yönetilmeli; zarara yol açan uygulamalara son verilmeli. Söz konusu raporun tam metnine ulaşmak için tıklayabilirsiniz

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan: Asgari ücret açlık sınırının altında açıklandı Haber

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan: Asgari ücret açlık sınırının altında açıklandı

Erbakan, partisinin Samsun İl Başkanlığı tarafından bir otelde düzenlenen iftar programında yaptığı konuşmada, Türkiye’de halkın önemli bir bölümünün açlık ve yoksulluk sınırının altında gelirle yaşamını sürdürdüğünü öne sürdü. Erbakan, “Cumhuriyet tarihinde belki de ilk defa asgari ücret açlık sınırının altında açıklandı. İki asgari ücretin bir haneye girmesi durumunda bile hane geliri yoksulluk sınırının yarısına ulaşamıyor” ifadelerini kullandı. Emekli maaşlarına da değinen Erbakan, en düşük emekli maaşının açlık sınırının yarısı seviyesinde kaldığını savundu. Türkiye’de emeklilerin büyük bölümünün açlık sınırının altında gelir elde ettiğini iddia eden Erbakan, sosyal yardımlar ve aile destekleri nedeniyle insanların aç kalmadığını ancak gelir seviyelerinin düşük olduğunu söyledi. Küçük esnafın da ekonomik zorluklarla karşı karşıya olduğunu dile getiren Erbakan, son yıllarda çok sayıda esnafın iş yerini kapattığını belirtti. Erbakan, “Son 5 yılda 620 bin esnaf kepenk kapattı. Sadece 2025 yılında 120 bin esnaf faaliyetini sonlandırdı” dedi. Devletin faiz ödemelerine de değinen Erbakan, 2026 yılında yaklaşık 2,7 trilyon lira faiz ödemesi yapılacağını öne sürdü. Faiz ödemelerine ayrılan kaynağın farklı alanlarda kullanılması halinde çeşitli sosyal ve ekonomik projelerin hayata geçirilebileceğini ifade etti. Erbakan, konuşmasında ekonomik sorunların çözümü için Milli Görüş politikalarına dönülmesi gerektiğini savundu.

TÜRK-İŞ Şubat 2026 Raporu: Açlık Sınırı 32.365 TL, Yoksulluk Sınırı 105.425 TL Oldu Haber

TÜRK-İŞ Şubat 2026 Raporu: Açlık Sınırı 32.365 TL, Yoksulluk Sınırı 105.425 TL Oldu

Gıda harcamasına barınma, ulaşım, eğitim, sağlık ve diğer temel ihtiyaçlar eklendiğinde ise yoksulluk sınırı 105.425 TL’ye yükseldi. Açlık Sınırı Şubat 2026’da 32.365 TL’ye Yükseldi TÜRK-İŞ’in verilerine göre, dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda için yapması gereken asgari aylık harcama tutarı (açlık sınırı) 32.365,44 TL olarak hesaplandı. Bu rakam, bir önceki aya göre yüzde 3,65 oranında artış gösterdi. Yoksulluk Sınırı 105.424 TL’yi Aştı Gıda harcamasının yanı sıra; Kira, elektrik, su ve yakıt giderleri Ulaşım Eğitim Sağlık Giyim ve diğer zorunlu ihtiyaçlar dahil edildiğinde dört kişilik bir ailenin hanesine girmesi gereken toplam gelir tutarı (yoksulluk sınırı) 105.424,90 TL oldu. Bu rakam, temel yaşam maliyetlerindeki artışın aile bütçesi üzerindeki baskısını ortaya koyuyor. Bekâr Çalışanın Yaşama Maliyeti 41.900 TL Raporda ayrıca bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti de hesaplandı. Buna göre, tek başına yaşayan bir çalışanın aylık yaşam maliyeti 41.899,77 TL’ye yükseldi. Bu veri, asgari ücret ile geçim arasındaki farkın yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Mutfak Enflasyonu Verileri Açıklandı TÜRK-İŞ’in “mutfak enflasyonu” olarak tanımladığı gıda fiyatlarındaki değişim Şubat 2026 itibarıyla şu şekilde gerçekleşti: Aylık artış: %3,65 İki aylık artış: %7,37 On iki aylık artış: %38,76 Yıllık ortalama artış: %39,43 Gıda fiyatlarındaki bu artış, özellikle dar ve sabit gelirli kesimler üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Açlık ve Yoksulluk Sınırı Neden Önemli? TÜRK-İŞ tarafından her ay açıklanan açlık ve yoksulluk sınırı verileri; Çalışanların geçim koşullarını Temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişimini Aile bütçesindeki reel kaybı ortaya koyması açısından önemli bir ekonomik gösterge olarak kabul ediliyor. Şubat 2026 verileri, özellikle enflasyon ve gelir politikaları tartışmalarında referans alınacak kritik rakamlar arasında yer aldı.

Enflasyon beklentisi hanehalkı için yüzde 48,81 seviyesinde sabit kaldı Haber

Enflasyon beklentisi hanehalkı için yüzde 48,81 seviyesinde sabit kaldı

Ahlatcı Yatırım'ın değerlendirmesinde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından hanehalkının ekonomik beklentilerini daha kapsamlı ve doğrudan ölçmek amacıyla tasarlanan Hanehalkı Beklenti Anketi'nin (HBA), TÜİK iş birliğiyle uygulanarak Şubat 2026 itibarıyla ilk kez yayımlanmaya başlandığı belirtildi. Değerlendirmede şu bilgiler verildi: "Şubat 2026 sonuçlarına göre hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi bir önceki aya göre değişmeyerek yüzde 48,81 seviyesinde gerçekleşti. Katılımcıların son bir yıl içerisinde fiyatı en fazla artan ve önümüzdeki 12 ayda en çok artmasını beklediği ürün ve hizmet grupları gıda ile yakıt ve enerji kalemleri oldu. Gıdayı fiyatı en fazla artan grup olarak değerlendiren katılımcıların oranı bir önceki aya göre 0,2 puan azalarak yüzde 41,1 olarak ölçüldü. Enflasyon beklentisi kadın katılımcılarda yüzde 52,2, erkek katılımcılarda yüzde 46,2 seviyesinde gerçekleşirken, asgari ücret ve altı gelir grubunda beklenti yüzde 50,9 oldu. Ankete göre 12 ay sonrası konut fiyat artışı beklentisi Ocak ayındaki yüzde 39,23 seviyesinden yüzde 35,41’e geriledi. Aynı dönemde hanehalkının 12 ay sonrası ABD doları kuru beklentisi 52,27 TL’den 51,56 TL’ye geriledi. Yatırım tercihleri incelendiğinde katılımcıların yüzde 55,5’i altın almayı tercih ettiğini belirtirken, yüzde 30’u ev, dükkan veya arsa yatırımı yapacağını ifade etti. Borsada değerlendirme tercihi yüzde 2,1, vadeli mevduata yatırma tercihi yüzde 3,1, döviz alımı tercihi ise yüzde 2,4 seviyesinde gerçekleşti. 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi hanehalkı için yüzde 48,81 seviyesinde sabit kalırken piyasa katılımcıları için 0,10 puan azalarak yüzde 22,10 seviyesine, reel sektör için 0,90 puan azalarak yüzde 32,00 seviyesine geriledi."

DEVA Partili Ekmen: Bugün gençler evlenmeyi dahi düşünemiyor Haber

DEVA Partili Ekmen: Bugün gençler evlenmeyi dahi düşünemiyor

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, TBMM Genel Kurulu’nda söz aldı. Ekmen, aile birliğinin yalnızca ekonomik nedenlerle değil, gündüz kuşağı programlarının toplumda yarattığı güvensizlik iklimi nedeniyle de zayıfladığını belirtti. Nüfus oranlarındaki düşüşe değinen DEVA Partili Ekmen, “Her ne kadar Sayın Cumhurbaşkanımız ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Mahinur Özdemir Göktaş sürekli olarak Aile Yılı’na referans vermiş olsa da yıllık nüfus artışının binde 5 olarak açıklandığını ve nüfusumuzun yaşlandığını görüyoruz." ifadelerini kullandı. Çocuk nüfus oranının yüzde 20,4’e gerilediğini, 65 yaş üstündeki vatandaşların oranının yüzde 11,1’e çıktığını belirten Ekmen, "2014 yılında yüzde 2,19 olan doğurganlık oranı ise yüzde 1,48 olarak tespit ve tescil edilmiştir. Bütün bu durum, ‘Aile Yılı’ adına açıklanan paketlerin maalesef istenen sonuçları vermediğini ortaya koymaktadır. Bunun birtakım yapısal sebepleri vardır. Birincisi, ekonomide akla ziyan denemelerin aile ekonomisinde yarattığı çöküştür. Bugün gençler evlenmeyi dahi düşünemiyor; evlenenler çocuk yapamıyor, çocuk yapanlar çocuk sayısını artıramıyor. Çünkü asgari ücret adeta taban ücrete dönüşmüş, bu ücretle bir ailenin kurulması, yaşatılması ve çoğalması imkânsız hale gelmiştir." dedi. Ekmen ayrıca gündüz kuşağı programlarının toplumsal güveni ciddi biçimde zedelendiğini, bunun da aile kurma süreçlerini giderek daha zor hale getirdiğini aktararak şunları kaydetti: “Geçtiğimiz haftalarda yayımlanan birçok araştırma ve güven konusunda yapılan çok sayıda akademik çalışma, toplumsal güven ikliminin ortadan kalkmasının aile kurma ve çocuk sahibi olma niyetlerini olumsuz yönde etkilediğini göstermektedir. Dolayısıyla bu güven ortamını sağlayacak çok ciddi tedbirlere ihtiyaç vardır. Bunlardan ilki, gündüz kuşağı yayınlarıyla ilgili esaslı bir yapısal tedbir ihtiyacıdır. Sadece bu hafta, gündüz kuşağı programlarından beş içerik örneği var: Hatice ve İsmail örneğinde, kendinden yaşça büyük bir adama maddi çıkar uğruna kaçan bir kadın; hem babasından hem kocasından şiddet gören bir kadın; borçları için abisinin evini habersizce satan bir kardeş; 80 yaşındaki ninelerini dolandırmaya çalışan aile üyeleri; en çarpıcısı da evlilik vaadiyle erkekleri kandıran, borca sürükleyen ve en az 8 kocası, 17 sevgilisi bulunan Fide Barut isimli bir kadın. AK Partili arkadaşlara soruyorum: Türk toplumuna aile olarak sunacağınız örnekler bunlar mıdır? Bu örnekleri her gün saatlerce adeta bir cerahat akıtır gibi evlere akıttığınızda; gençlerin aile kurmalarını, güven içerisinde bir ilişkiye girmelerini, kurdukları aileleri büyütmelerini nasıl bekleyebilirsiniz? Türkiye'de aile kurumunun gerçekten güçlü hale gelmesini istiyorsanız ekonomik destekler yetmez, aynı zamanda güven ilişkisini tescil etmek lazım."

Özdağ: Yıllık bazda TÜİK enflasyonu yüzde 30,65 hiç düşük değil Haber

Özdağ: Yıllık bazda TÜİK enflasyonu yüzde 30,65 hiç düşük değil

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, açıklamasında "Kendilerine 20 bin lira sefalet aylığı reva görülen emekliler, açlık sınırının 10 bin lira altında maaş alan asgari ücretliler, siftah yapamayan ve 9 seneden beri fakirleşen esnaf, yoksulluk içinde kıvranan orta direk ve geleceğimiz olan gençlik, boş pazar çantası ile 150, 250, 300 liralık bir miktarla alışverişe giden anneler ve uzun zamandan beri milliyetçi sandıkları siyasetçilerin Öcalan’ı kurucu önder yapmasını hazmedemeyen geniş toplum kesimleri ortak bir noktada buluşmuştur." ifadelerini kullandı. Artık Cumhur İttifakı'nın oluşturduğu iktidar bloğunun sandıkta gömülmeye doğru hızla ilerlediğini belirten Özdağ, "Sandık gelecek ve bu millete açlığı, yoksulluğu reva gören Öcalan'ın ise umut hak ettiğini söyleyenler, bu sandığa gömüleceklerdir." dedi. Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, AK Parti Grup Başkanvekilinin Gabar petrollerinden gelen gelirlerle emeklilerin maaşlarında iyileştirme yapacağı vaadinde bulunduğunu ifade ederek, Akbaşoğlu'na seslendi. Özdağ, "Sayın Akbaşoğlu, eğer bu ifadenizde gerçekten zerre kadar, yüzde 1’in altında eser miktarda ciddiyetiniz varsa Gabar petrolü halka dağıtılana kadar aldığınız 500 bin lira maaşın 480 bin lirasını emeklilere dağıtın, 20 bin lirayla geçinin. Nasıl olsa Gabar’dan gelen size de gelecek. Yoksa bu milletle alay etmeyin daha fazla." diye konuştu. Açıklanan Ocak ayı enflasyon rakamlarına da değinen Özdağ, şunları kaydetti: "TÜİK enflasyonu, TÜİK yani ne diyelim açıkladığı rakamlara herhalde açıkladığı rakamlar temel olarak Erdoğan'ı üzmeme rakamları yüzde 4,84. ENAG ise 6,32 olarak ilan ettiler. Yıllık bazda TÜİK enflasyonu yüzde 30,65 hiç düşük değil. ENAG enflasyonu ise yüzde 53,42 olarak ilan etti. Yüksek ocak ayı enflasyonu AKP hükümetinin 2026 enflasyon programının tutmayacağını daha ilk aydan gösterdi. Diğer yandan aralık ve ocak ayları arasındaki belirgin fark hükümetin asgari ücret ve emekli memur aylığı artışlarını düşük tutmak için enerji ve petrol ürünleri başta olmak üzere zamları ocak ayına ertelediğini düşündürüyor. Ocak ayındaki yüksek enflasyondan dolayı, 20 bin lira emekli maaşı alan bir emekli cebinden 968 TL'yi kaybetti 1 Şubat itibariyle. 28 bin 75 TL asgari ücret alan kişi ise bin 359 TL'yi geri verdi. Daha şimdiden eriyor. Üzülerek ifade ederim ki bu hükümet emekliye, işçiye, memura, çiftçiye kısaca orta direğe yaşam hakkı tanımıyor." Özdağ, yüksek gıda enflasyonu ve düşük aylıkların halkı açlık karşısında feryat edecek duruma getirdiğini söyledi. Özdağ, "Benim yanımda Gaziosmanpaşa’da bir anne üstelik engelli bir kız çocuğu olan bir anne alışverişe pazara 250 lira ayırdım dedi. Bir kilo havuç, bir kilo ıspanak aldı, karalahana alacaktı, pazarcı 50 lira deyince 40 liralığı yok mu, yoksa kalsın dedi. Durum bu!" sözlerini kaydetti. Özdağ, açıklamasında ayrıca şu ifadelere yer verdi: "AKP döneminde de Suriye'de askeri operasyon yapıldı diyebilirsiniz, doğrudur, yapılmıştır. Peki bu operasyonlarla PKK, YPG yapılanması Suriye'de tamamen ortadan kaldırılmış mıdır? Hayır. Peki TSK bu operasyonlarda ne yapmıştır? TSK kendisine verilen görevi kahramanca ve başarıyla gerçekleştirmiş ve bölge kontrolü yapmıştır. Ama kendisine siyasi ve askeri imha emri verilmediği için bu hedefe yönelmemiştir. Peki, bölge kontrolü sağlanınca Suriye PKK'sı imha mı edilmiştir? Harekatın hedefinde yer alan sözde Kobani ve Cezire kantonları dağıtılmış mıdır? Hepsine verilecek cevap ne yazık ki kocaman bir hayırdır. Çünkü terör operasyonları sadece bölge kontrolüyle değil, doğrudan teröristleri ve terör örgütünün altyapısını yok ederek yapılır. Bu operasyonlarda hayatını kaybeden aziz şehitlerimizi şükran duygularımızla ve kahraman gazilerimizi de minnetle mücadele eden bütün asker ve komutanları şükranla anıyoruz, saygılarımızı sunuyoruz. Ama bu askeri operasyonlar AKP hükümetlerinin siyasi hatalarını, Türk ordusunun bütün kahramanlığına rağmen telafi etmemiştir. Çünkü siyasi hatalar askeri başarılarla ne yazık ki ortadan kaldırılamıyor. Türkiye'nin güvenliği sağlanmadığı için gelişen süreçte PKK-YPG Fırat'ın doğusunda Haseke merkezli yeni bir siyasi yapılanmayla fiilen bir özerk alan oluşturdu. Esad'ın devrilmesinden sonra Suriye PKK'sı iyice şımardı ve Şam yönetimini başlangıçta tanımayan bir tavır sergiledi. Böylece Kuzey Irak'tan sonra KCK çatısı altında sözde dört parçalı teröristanın kuzey ve doğu Suriye bölümünde gerçekleştirilmek istendi. Yeniden bu nokta, 24 yıllık AKP hükümetinin Suriye'de büyük bir başarısızlığa imza attığını bize gösteriyor. Efendim, Suriye ordusu Fırat'ın doğusuna operasyon yaptı, PKK, YPG geri çekildi, ABD PKK'yı satmadı mı diye sorabilirsiniz. Arkadaşlar, ABD kimseyi satmadı, atmadı. Sadece PKK'nın alanını coğrafi olarak daraltırken kurumsal olarak derinleşmesini sağladı." Konuşmasında Epstein olayından da bahseden Özdağ, 2012'den beri devam eden hukuki süreçte kısa süre önce ABD Adalet Bakanlığı'nca milyonlarca belge, görsel ve videonun erişime açılmasının rutin bir işlem olmadığını belirtti. Zamanlamanın muhtemelen İran operasyonu öncesine denk gelmesinin de rastlantı olamayacağına değinen Özdağ, "Çünkü Epstein davası sıradan bir pedofil, çocuk istismarı ve fuhuş dosyası değildir. Epstein davası, hedef aldığı tanınmış siyasetçiler, devlet adamları, iş insanları ile küresel siyasetin oluşması ve şekillendirilmesine şantaj ve baskı yoluyla etki etmeyi amaçlayan uzun vadeli ve geniş kapsamlı bir stratejik istihbarat ve casusluk operasyonudur." dedi. Bazı Türk siyasetçilerin ve iş insanlarının da Epstein vakasıyla ilintili olduğuna dair bilgilerin basına sızdığını belirten Özdağ, "Bu kişilerin bu sürecin içerisine girerek şantaja, istismara, bilgi sızdırmaya, yabancı istihbarat servislerine, Mossad başta olmak üzere hazır olduğu gerçeğini tespit ederek bu davayı incelemeliyiz." diye konuştu.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’dan Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan'a ziyaret Haber

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’dan Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan'a ziyaret

Basın toplantısında konuşan Mahmut Arıkan, ziyaretin siyasi diyalog açısından önem taşıdığını belirterek, iki parti arasında iletişim ve istişarenin sürdürülmesi konusunda mutabakata varıldığını söyledi. Türkiye’de siyasete ilişkin değerlendirmelerde yapan Arıkan, “Türkiye’de net olan bir şey var: Siyasi bir tıkanıklık söz konusu. Siyasetin tıkanması nedeniyle birçok problem kronik ve çözümsüz hâle geldi” ifadelerini kullandı. Arıkan, ekonomik sorunların, siyasi çıkmazların ve toplumsal alandaki tahribatın derinleştiğini belirterek, “Sorunlar ne kadar büyük olursa olsun, çözüm üretecek olan mekanizma yine siyasettir. Siyasetin yeni bir nefese ve heyecana ihtiyacı vardır” dedi. Kararsız seçmen oranına da değinen Arıkan, “Kamuoyu yoklamalarındaki kararsız seçmen oranı bugün Türkiye'de en büyük parti konumundadır. Bu kesim, iktidar ve ana muhalefette aradığını bulamadığı için bir arayış içerisindedir” sözlerini aktardı. Yeniden Refah Partisi ile birçok başlıkta benzer siyasi anlayışa sahip olduklarını ifade eden Arıkan, bu temasların devam edeceğini ifade etti. Ekonomi ve emeklilere ilişkin açıklamalarda da yapan Arıkan, “En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkarılması yönünde bir kanun teklifi verdik. Bu teklif şu anda TBMM’de beklemektedir” dedi. Başlatılan imza kampanyasına 1 milyon 214 binin üzerinde destek verildiğini belirten Arıkan, Meclis’te emekli maaşlarıyla ilgili yapılan görüşmeleri eleştirdi. Arıkan, meclis çalışmalarıyla ilgili değerlendirmelerinde ise,“Bugün Meclis’e getirilen önerilerle sahadaki gerçekler birbiriyle örtüşmemektedir. İnsanlar artık Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açık olmasını istemeyecek noktaya gelmiştir” ifadelerini kullandı. Dış politika konusuna da dile getiren Arıkan, “Milli Görüş’ün temel prensiplerinden biri şahsiyetli dış politikadır. Maalesef iktidar, dış politika noktasında bu imtihanı verememiştir” dedi. İran ve Suriye’deki gelişmelere dikkat çeken Arıkan, “Eğer bölgede kurulan denge korunmazsa sıradaki hedefin Türkiye olacağı açıktır” değerlendirmesini yaptı. Seçim sürecine ilişkin açıklamasında ise Arıkan, “Bizim beklentimiz erken seçim değil, baskın seçim olacaktır. Muhalefet partileri olarak önümüzdeki pazar seçim olacakmış gibi hazır vaziyette beklememiz gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.