Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Arabuluculuk

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Arabuluculuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Arabuluculuk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump, İran görüşmelerinin ilerlemesinden 'heyecanlanmadı', askeri eylemi düşünüyor Haber

Trump, İran görüşmelerinin ilerlemesinden 'heyecanlanmadı', askeri eylemi düşünüyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Perşembe günü Cenevre'deki son nükleer görüşme turundan sonra ABD ve İran arasındaki gerilimler gökyüzüne yükseldiğinden, önümüzdeki haftanın başlarında İsrail'e hızlı bir gezi yapmaya hazırlanıyor. Aynı zamanda ABD bölgedeki grev gücünü oluşturmaya devam ederken de geliyor. Perşembe günü, dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, Cenevre'de görüşmeler başlarken Girit'teki Souda Körfezi üssünü terk etti. Nereye gittiği belli değildi, ancak İsrail medyası süper taşıyıcının Cuma günü İsrail kıyılarına varacağını söylüyor. ABD Başkanı Donald Trump, Tahran'ı "çok geç olmadan" Washington ile nükleer bir anlaşmayı sonuçlandırması konusunda defalarca uyardı. Cenevre görüşmeleri hakkında yorum yapan Trump, İran'ın görüşmelerdeki tavrından "heyecanlanmadığını" söyledi ve saldırıp saldırmayacağına henüz karar vermediğini de sözlerine ekledi. Ancak Rubio'nun ziyaretinin duyurulması, herhangi bir potansiyel grev için daha uzun bir zaman çizelgesini gösterebilir. Dışişleri Bakanlığı, üst düzey ABD diplomatının Pazartesi ve Salı günkü ziyaretinin İran, Lübnan ve Trump'ın Gazze için barış planı da dahil olmak üzere bölgesel öncelikleri tartışmayı amaçladığını söyledi. Rubio'nun ziyaretinin duyurulması, Kudüs'teki ABD Büyükelçiliği'nin gerekli olmayan personel ve aile üyeleri için "yetkili kalkış" statüsünü uygulamasından sadece birkaç saat sonra geldi, bu da uygun personelin devlet pahasına ülkeyi gönüllü olarak terk edebileceği anlamına geliyor. Bir e-postada, ABD Büyükelçisi Mike Huckabee, ayrılmayı düşünen personeli hızlı bir şekilde yapmaya çağırdı ve başlangıçta İsrail'den herhangi bir uçuş almaya odaklanmalarını ve ardından Washington'a gitmelerini tavsiye etti. Huckabee, "yetkili kalkış" için bir kısaltma kullanarak, "AD almak isteyenler bunu BUGÜN yapmalı" diye yazdı. Associated Press tarafından görülen bir e-postada, "Önümüzdeki günlerde giden uçuşlar olsa da, olmayabilir" diye ekledi. Tavsiye, ABD'yi, vatandaşlarını İsrail'i tahliye etmeye çağıran bir dizi ülkeye ekliyor. Almanya, Fransa, Avustralya, Kanada ve Birleşik Krallık da artan gerilimler göz önüne alındığında vatandaşları zorunlu olmayan seyahatlerden kaçınmaya çağırdı. Çin ve Kazakistan da dahil olmak üzere bir dizi ülke de vatandaşları tahliye etmeye ve İran'a seyahat etmekten kaçınmaya çağırdı. İran ve Amerika Birleşik Devletleri Perşembe günü Cenevre'de bir başka nükleer müzakere turundan anlaşma olmadan ayrıldı. Teknik tartışmaların önümüzdeki hafta Viyana'da yapılması planlanıyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'ın da Cuma günü daha sonra Washington'da görüşmelere arabuluculuk yapan Umman dışişleri bakanı Badr al-Busaidi ile bir araya geleceği bildirildi. Daha önce el-Busaidi, İran ve Amerika Birleşik Devletleri'nden yetkililer ileriye doğru adımlar açıklamamış olsa da Perşembe günü önemli ilerleme kaydedildiğini söyledi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi Perşembe günü, ayrıntılar sunmadan "olması gerekenler bizim tarafımızdan açıkça açıklanmıştır" dedi. İran, nükleer programını sınırlamak ancak sonlandırmamak için adımlar atması karşılığında uzun zamandır ağır uluslararası yaptırımlardan rahatlama talep ediyor. Bu arada BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, gerginlikler artarken ve ABD'nin bir saldırısı potansiyeli çok mümkün olsa bile İran ve ABD'yi "diplomatik yola odaklanmaya" çağırdı. Trump, yönetiminin krize askeri çözüm aramadığını ve bir anlaşmaya varılabileceğinden umutlu olduğunu, ancak gerekirse grev gücüne başvurmayı ikiye katladığını yineledi. ABD başkanı Cuma günü, "Askeri güç kullanmak istemiyorum, ama bazen kullanmak zorundayız" dedi. "Bize sahip olmamız gerekeni vermeye istekli olmamaları gerçeğinden memnun değilim. Bu yüzden heyecanlanmıyorum," dedi Trump gazetecilere.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran: Somali’nin egemenliğini hedef alan hiçbir girişim kabul edilemez Haber

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran: Somali’nin egemenliğini hedef alan hiçbir girişim kabul edilemez

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nda düzenlenen panelde konuşan İletişim Başkanı Duran, Türkiye ile Somali arasındaki diplomatik ilişkilerin 60. yıl dönümünü kutlayarak, “Köklü bir kardeşliğe dayanan bu müstesna ilişkinin, karşılıklı güven ve ortak vizyon temelinde daha da güçlenerek geleceğe taşınacağına yürekten inanıyorum” dedi. Ramazan ayını tebrik ederek sözlerine başlayan Duran, Türkiye’nin Afrika politikasının özellikle Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 2005 yılında başlatılan Afrika Açılımı ile ivme kazandığını belirtti. Duran, “Afrika, tarihsel ve kültürel manada bizim gönül coğrafyamızın her daim tamamlayıcı ve vazgeçilmez bir parçası olmuştur” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2011 yılında Somali’ye gerçekleştirdiği ziyareti “tarihî nitelikte” olarak tanımlayan Duran, “Tüm dünyada yankı uyandıran bu ziyaretin ardından kapsamlı bir dayanışma seferberliği hayata geçirilmiştir” diye konuştu. Türkiye’nin Afrika politikasının beş temel ilke üzerine kurulu olduğunu belirten Duran, ekonomik kalkınma desteği, güvenlik ve savunma sanayii iş birliği, arabuluculuk rolü, bölgesel örgütlerle iş birliği ve küresel meselelerde koordinasyon başlıklarına dikkat çekti. Duran, “Afrika’yı tek boyutlu okumalarla değerlendirmek, kıtanın asıl hikayesini ıskalamaktır. Afrika; genç ve dinamik nüfusu, kaynak zenginliği ve bölgesel entegrasyon adımlarıyla küresel ekonominin yeni çekim merkezlerinden biri haline gelmektedir” dedi. Türkiye’nin Afrika’daki varlığının bazı ülkeleri rahatsız ettiğini savunan Duran, “Bu devletler, Afrika kıtasını büyük güçlerin oyun sahası olarak görme hatasını devam ettirmektedirler” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 31 Afrika ülkesine ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatan Duran, 2005 yılında 12 olan büyükelçilik sayısının bugün 44’e çıktığını belirtti. Son 20 yılda karşılıklı ticaret hacminin 5 milyar dolardan yaklaşık 40 milyar dolara yükseldiğini kaydeden Duran, “Bu kayda değer yükseliş, izlediğimiz samimi ve kararlı politikanın sonucudur” dedi. Duran, Türkiye’nin Afrika’daki varlığının yalnızca ekonomik olmadığını belirterek, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Türk Hava Yolları, Türkiye Maarif Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü ve Türkiye Diyanet Vakfı başta olmak üzere birçok kurumun sahada aktif rol üstlendiğini söyledi. Konuşmasında Somali’nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne vurgu yapan Duran, “Somali’nin egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan; bunu meşrulaştırmaya yeltenen hiçbir girişim asla kabul edilemez” dedi. İsrail’in Somaliland’i tanımaya yönelik girişimine açıkça karşı olduklarını belirten Duran, “Bu adımı, bölgenin hassas güvenlik dengesini zedeleyen ve Afrika Boynuzu’nu belirsizliğe sürükleyen son derece tehlikeli bir hamle olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin Somali’nin yanında olmaya devam edeceğini vurgulayan Duran, “Biz, bu tür dayatmalara karşı durmayı bir tercih değil, bir ilke olarak görüyoruz ve bu ilkeden asla geri adım atmayacağız” dedi. Duran, 2017 yılında açılan TÜRKSOM Askeri Eğitim Üssü ile 2024’te imzalanan Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması’nın iki ülke ilişkilerinde kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Türkiye’nin Somali ile terör örgütü Eş-Şebab’a karşı birlikte mücadele ettiğini kaydeden Duran, “Somali’nin öz kaynaklarının Somali halkının yararına kullanılmasına önayak olduk” dedi. Enerji alanındaki iş birliğine değinen Duran, Oruç Reis araştırma gemisinin Ekim 2024-Haziran 2025 döneminde Somali açıklarında sismik araştırma yaptığını hatırlattı. Duran, “Somali açıklarında sondaj yapacak Çağrı Bey gemisini geçen hafta uğurladık” ifadelerini kullandı. Somali’de planlanan uzay üssü projesine de değinen Duran, “Bu heyecan verici projenin, Türkiye ve Somali’nin uluslararası prestijini artırmasının yanı sıra güvenlik, savunma sanayi, teknoloji paylaşımı gibi birçok alanda yeni imkanlara vesile olacağını öngörüyorum” dedi. Konuşmasının sonunda panelin barış, istikrar ve refaha katkı sunmasını temenni eden Duran, katılımcılara teşekkür etti.

Trump, İran ile görüşmeler hakkında: “Çok iyi” Haber

Trump, İran ile görüşmeler hakkında: “Çok iyi”

Görüşmeler, geçen Haziran ayındaki 12 günlük savaştan bu yana ABD ve İran arasında yapılan ilk yüz yüze görüşmelerdi. Görüşmeler, ABD'nin Körfez'de büyük bir askeri yığılma içinde olduğu ve Trump'ın, hızlı bir şekilde anlaşmaya varılamaması durumunda askeri harekata başvurabileceği uyarısında bulunduğu bir dönemde gerçekleşti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, Trump'ın temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı'nın danışmanı ve damadı Jared Kushner arasında Muskat'ta yapılan görüşmeler yaklaşık sekiz saat sürdü ve Umman Dışişleri Bakanı iki taraf arasında arabuluculuk yaptı. Görüşmeler, her iki tarafın da Umman Dışişleri Bakanı ile ayrı ayrı görüşmesiyle başladı. Ancak günün ilerleyen saatlerinde Witkoff ve Kushner, Araghchi ile doğrudan görüşmeler gerçekleştirdi. Trump, Washington'dan Florida'ya giderken Air Force One'da gazetecilere "Bugün İran konusunda çok iyi görüşmeler yaptık. İran bir anlaşma yapmak istiyor gibi görünüyor, ancak bu anlaşmanın ne olduğunu görmemiz gerekiyor." diye konuştu. Trump, ABD "donanmasının" yakında İran kıyılarına yaklaşacağı için İran'ın bir anlaşma yapmak istemesi gerektiğini söyledi. ABD Başkanı, ABD'nin İran'da askeri bir operasyona girmek için "acele etmediğini", bunun hem tüm askeri varlıklarını "konumlandırması" gerektiği hem de diplomatik bir çözümü tercih ettiği için olduğunu söyledi. Trump, "Anlaşma yapmazlarsa sonuçlarının çok ağır olacağını biliyorlar." dedi.

Bakan Tunç: Türkiye Yüzyılı'nı demokratik ve sivil bir anayasa ile inşa etmek istiyoruz Haber

Bakan Tunç: Türkiye Yüzyılı'nı demokratik ve sivil bir anayasa ile inşa etmek istiyoruz

Adalet Bakanı Tunç, Afyonkarahisar İş Dünyası Buluşmaları’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’de hukuk devleti ilkesini güçlendirmeye yönelik gerçekleştirilen yapısal dönüşümlere değindi. Tunç, özel hayatın korunması ve idareyle yaşanan sorunların yargıya gitmeden çözülebilmesi amacıyla yapılan düzenlemeleri anlatarak, “Özel hayatın korunması ile ilgili olarak kamu kişisel verileri koruma kurulu gibi vatandaşlarımızın yargı‘ya başvurmadan idare ile ilgili bir problem problemini daha hızlı çözebilmemesi anlamında kamu Denetçiliğinin kurulması gibi bir çok yapısal dönüşümü sağladık hakimler Savcılar Kurulu’nun yapısını anayasa Mahkemesi’nin yapısını demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirdik askeri yargı‘yı kaldırdık askeri Yargıtay askeri yüksek idare Mahkemesi devlet güvenlik mahkemelerini kaldırdık anayasamızda Sıkı yönetimle ilgili maddeleri kaldırdık sıkı yönetim gerektiğinde ilan edilebilir diye maddeler vardı darbecilerin yargılannamayacağına dair maddeler bunlar hepsi milletimizin onayıyla değişen ve anayasadaki vesayetçi ruhu ortadan kaldırmaya yönelik çabalarlardı” dedi. Yeni anayasa hedeflerine de değinen Tunç, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Biz bununla da yetinmiyoruz bizim yeni anayasa dediğimiz demokratik anayasa hedefimiz her zaman var partimizin kurulduğu günden bu yana Parti programlarıyla seçim beyannameleri ile hükümet programlarında hepsinde yeni anayasa hedefi vardır. Yine Türkiye yüzyılını inşallah hem terörsüz Türkiye ile inşa edeceğiz daha huzurlu bir geleceğe adım atmamız hem de Türkiye Yüzyılı’nı, darbecilerin yazdığı bir anayasa ile değil; milletimizin temsilcilerinin yazdığı, millet tarafından onaylanan demokratik ve sivil bir anayasa ile inşa etmek istiyoruz” dedi..” Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde yapan Tunç, Türkiye’nin ihracat rakamlarına dikkat çekerek, “36 milyar dolar bir ihracatı olan Türkiye bugün 270 milyar doların üzerinde mal ihracatı yapan üreten hizmet ihracatı ile beraber 373 milyar dolarları aşan bir ülke konumuna geldi yani 36 milyar dolar nerede 373 milyar dolar nerede arada çok büyük fark var yani üreten bir Türkiye haline geldik” ifadelerini kullandı. Türkiye’de hukuk güvenliği olmadığı yönündeki eleştirilere de değinen Tunç, doğrudan yabancı yatırımlara ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye’de hukuk güveliği yok oyüzden yabancı yatırımcı türkiyeyi tercih etmiyor ,doğrudan Türkiye son 23 yılda kaç gelmiş ona bakalım ki aradaki kıyaslama yapalım son 23 yılda 286 milyar dolar yabancı sermaye gelmiş doğrudan yabancı şimdi hukuk güvenliğinin olmadığı bir yerde bu derece yabancı sermayenin doğrudan sermayenin ülkeye gelmesi mümkün olabilir miydi olamaz.” Şirket sayılarına ilişkin verileri de paylaşan Tunç, “2002’de Türkiye’de 950 bin 314 şirket varmış toplam bugün itibari ile 2 milyon 600 bin şirkete ulaştı Türkiye yine yabancı sermayeli şirket sayısına baktığımız zaman 2002’de 5 bin civarında küsurat var bugün itibarıyla 93 bini geçti” dedi. Yargıya yönelik eleştirilere ilişkin konuşan Tunç, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de hukuk güvenliği vardır yalnız Türkiye’de güvenliği olmayan bazı kesimlerde vardır çetelerin güvenliği yoktur yolsuzluk yapanların güvenliği yoktur artık Türkiye’de Türkiye’de rüşvet yiyenlerin güvenliği yoktur Türkiye’de artık darbeye teşebbüs edenlerin hiçbir güvenliği yoktur.” Geçmiş dönemlere değinen Tunç, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin ise, “15 Temmuz hain kalkışması millet meydanlara inerken canı pahasına bayrağı ve bağımsızlığı için mücadele ederken evlerinde oturmayan darbeciler kıskıvrak yakalayıp gözaltı yapan yargılayan bir yargı sistemi var” ifadelerini kullandı. Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yargının iş yükünü azaltma ve uyuşmazlıkları daha hızlı sonuçlandırma açısından önemli olduğunu vurgulayan Tunç, arabuluculuk sisteminin bu süreçte etkin rol üstlendiğini belirterek şu sözleri kaydetti: “2013’ten bu yana 8 milyon uyuşmazlık arabulucunun önüne gitti bunun 5 milyonu anlaşmayla sonuçlandı şu anda 40 bin civarında arabulucu var. Arabulucuk sistemini 2013’te kanunlarımıza koyduk ama bizim atalarımız bunu zaten yıllarca asırlarca uyguladı batı bunu arabuluculuk olarak uygulamaya başladı ama biz de tabi gecikmiş olan bir uygulama 2013’te arabuluculuk komisyon başkanıydım o zaman yasalaştı birlikte çok adalet komisyonunda Ali Özkaya milletvekilimiz de çok çalıştık bu yasal düzenlemeler özellikle vesayetin ortadan kaldırılması ile ilgili mecliste yaptığımız çalışmalar anayasa değişikliği hazırlıkları mutfak çalışmalarında bulunmanın onurunu yaşadık hep beraber bugün de bunun uygulamasını gerçekleştiriyoruz ve bu anlamda alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin daha da geliştirilmesi ve bu konuda tarafları dinleyerek daha mükemmelini nasıl gerçekleştirebiliriz bunun gayreti içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.''

Katar Başbakanı Al-Thani, Dünya Ekonomik Forumu'na katıldı Haber

Katar Başbakanı Al-Thani, Dünya Ekonomik Forumu'na katıldı

Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre,Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurahman bin Jassim Al-Thani, İsviçre'nin Davos kentinde "Diyalog Ruhu" temasıyla düzenlenen 2026 Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) bir diyalog oturumuna katıldı. Bölgedeki gelişmelere değinen Al-Thani, Lübnan'da yeni hükümetin kurulması, Suriye'de yeni cumhurbaşkanının seçilmesi ve Gazze'deki savaşın yatıştırılması gibi olumlu gelişmeler yaşandığını ancak bunların bölgede tam istikrar anlamına gelmediğini belirtti. Çeşitli cephelerdeki gerilimlerden duyduğu endişeyi dile getiren Al-Thani, bölge güvenliğinin yeniden yapılandırılmasının ve güvensizliğin temel nedenlerinin ele alınmasının zamanının geldiğini vurguladı. Küresel sisteme dair reform çağrısında bulunan Başbakan Al-Thani, "Son birkaç yılda yaşanan hızlı gelişmeler, küresel sistemin on yıllardır ihmal edilen reformlara ihtiyaç duyduğu algısını güçlendirdi" ifadesini kullanarak, ulusların çatışmalarını yönetmede daha dirençli hale gelmeleri için akıllıca bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğini kaydetti. Gazze'deki duruma ilişkin arabuluculuk çalışmalarına da değinen Al-Thani, "Gazze'deki ateşkes anlaşmasının ilk aşamasının tamamlanmasının anlaşmanın sonu anlamına gelmediğini" vurgulayarak, bu süreçte Katar, Mısır ve ABD'nin ortak arabuluculuğunun oynadığı rolün önemini belirtti.

Katar’dan işgal altındaki Kudüs ve Kabil'deki olaylara kınama Haber

Katar’dan işgal altındaki Kudüs ve Kabil'deki olaylara kınama

Katar Devleti, işgal altındaki Kudüs’te İsrail işgal makamlarının, UNRWA kompleksinde başlattığı yıkım operasyonlarını şiddetle kınadı. Katar Dışişleri Bakanlığı yetkilileri , bu girişimi uluslararası insani hukukun açık bir ihlali ve uluslararası iradeye meydan okuma olarak nitelendirildi. Bakanlık, İsrail’in UNRWA’yı sistematik olarak hedef almasının, Gazze Şeridi, Batı Şeria, Ürdün, Suriye ve Lübnan’daki milyonlarca Filistinliyi temel hizmetlerden mahrum bırakmayı amaçladığını vurguladı. Katar Başbakan Danışmanı ve Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dr. Majed bin Mohammed Al Ansari, İsrail’in siyasi veya medya kaynaklı tutumlarının Katar’ın Filistin halkına desteğini etkilemeyeceğini belirtti. Al Ansari, Katar’ın Gazze Şeridi’ndeki rolünün geçici olmadığını, başından itibaren bu meselede arabuluculuk ve destek sağladığını ifade etti. Ayrıca Katar, Afganistan’ın başkenti Kabil’de meydana gelen ve Afgan ve Çin vatandaşlarının hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına yol açan patlamayı da kınadı. Bakanlık, şiddet, terör ve suç eylemlerinin hiçbir mazereti olamayacağını vurgulayarak, kurbanların ailelerine, Afgan geçici hükümetine ve Çin Halk Cumhuriyeti’ne başsağlığı dileklerini iletti ve yaralıların hızlıca iyileşmesini temenni etti. Katar, hem Filistin halkının meşru haklarının korunmasında hem de uluslararası barış ve güvenliğin sağlanmasında üstlendiği rolü kararlılıkla sürdürme taahhüdünü bir kez daha yineledi.

Bursa Büyükşehir’de sahte evrak şoku! Firmaya dava açılıyor Haber

Bursa Büyükşehir’de sahte evrak şoku! Firmaya dava açılıyor

Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi Toplantısında Tarım Komisyonu Başkanı ve Büyükşehir Meclis Üyesi Selahattin Külcü tarafından gündeme getirilen Tarım AŞ tarafından dağıtılan çilek fideleri alımında sahte evrak konusunda soruşturma başlatılıyor. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, “Bursa Büyükşehir’in, bizim para aktarmayla ilgili hiçbir derdimiz olamaz.” dedi. Tarım Peyzaj A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aydın Saldız ise, konunun yargıya taşındığını ve bir ücret ödemediklerini belirtti. BURSA (İGFA) - Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi Toplantısında Tarım Komisyonu Başkanı ve Büyükşehir Meclis Üyesi Selahattin Külcü, Tarım AŞ’nin fide alımlarıyla ilgili yapılan komisyon incelemesinde resmî evraklarla kanıtlanan büyük bir usulsüzlüğü meclis gündemine taşıdı. Konuşmasına Bursa’nın tarımsal üretimdeki kritik rolünü anlatarak başlayan Külcü, salçalık domatesin yüzde 35’inin, fidan üretiminin yüzde 40’ının, çağla üretiminin yüzde 80’inin, Santa Maria ve Deveci armudunun yüzde 70’inin, siyah incirin yüzde 90’ının, yaban mersini ve ahududunun yüzde 80’inin Bursa’da üretildiğini vurguladı. ‎‎Komisyona gelen önerge ile Tarım AŞ’nin çilek fidesi dağıtımı konusu masaya yatırıldı. Külcü’nün açıkladığı resmî evraklara göre: ‎Tarım AŞ tarafından 1 milyon 250 bin adet fide tedarik edildi. ‎Fideler 189 üreticiye dağıtıldı. ‎Çiftçilere “Albion” çeşidi olarak verilen fidelerin büyük bölümünün farklı bir çeşit olduğu ortaya çıktı. ‎Yaklaşık 800 bin fide verimsiz çıktı, meyve vermedi. ‎Üreticiler ciddi maddi kayıp yaşadı. ‎‎Külcü’nün açıklamalarına göre fFide alımında kullanılan “Fidan Üreticisi Belgesi”nin sahte olduğu, ‎Belge üzerinde imzası bulunan Ahmet Yavuz Karaca’nın “Bursa İl Tarım Müdürü” olarak gösterildiği, ancak kendisinin aslında İstanbul İl Tarım Müdürü olduğu, ‎Bursa İl Tarım Müdürlüğü’nün resmî yazı ile “Bu belge tarafımızca düzenlenmemiştir” diyerek belgenin sahte olduğunu bildirdiği, ‎Konuya ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğu, ‎Fidelerin analiz raporunda oynama yapıldığının Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından teyit edildiği,‎Üretici firmanın belge üzerinde gösterdiği adresin boş bir daire olduğu, tüm bu tespitlerin, Bursa İl Tarım Müdürlüğü’nün komisyona gönderdiği resmî yazı ile kesinleştiği belirtildi. ‎‎Analiz sonuçlarına göre alınan fidelerin mantar hastalığı taşıdığı, temiz gösterilmesine rağmen belgelerde oynama yapıldığı saptandı. ‎Külcü şu ifadeleri kullandı: ‎“7 milyon 500 bin TL ödenerek alınan fidelerin yüzde 80’i kurumuş durumda. Bu hastalık eğer bir virüs olsaydı, bugün Bursa’daki çilek üretiminin tamamı imha edilmek zorunda kalacaktı.” ‎Külcü, Tarım AŞ’nin diğer alımlarının da derhal incelenmesi gerektiğini belirterek: ‎‎“Bu sadece tek bir fide alımı. Eğer diğer kalemlerde de benzer durumlar varsa, 2026 yılı bütçesinde Tarım AŞ’ye ayrılan 110 milyon lira çiftçiye destek değil, başka yerlere akıtılan bir kaynak olur. Bu dosyada resmî evrakta sahtecilik olduğu net olarak tespit edilmiştir. Biz de konuyu yargıya taşıdık. Çiftçimizin emeğini hiçe sayan bu sürecin takipçisi olacağız.” dedi. BOZBEY VE SALDIZ’DAN AÇIKLAMA Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ise, “Bursa Büyükşehir’in, bizim para aktarmayla ilgili hiçbir derdimiz olamaz.” İfadelerini kullandı. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili ve Tarım Peyzaj A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aydın Saldız, konunun yargıya taşındığını ve bir ücret ödemediklerini belirtti. Saldız, firmanın getirmiş olduğu fideleri üreticilere dağıttıklarını ancak sayı eksikliğinden dolayı bu sefer verdikleri fidelerin cinsinin, taahhüt ettiği cinsten farklı olduğu ortaya çıktığını, hangi üreticide sıkıntı varsa ekiplerin oraya gittiğini ve kontrol ettiğinin altını çizdi. Bursa Hakimiyet Gazetesi’ne açıklama yapan Saldız, “Bu tutanaklar, gidilen bölgelerden bazılarıdır. O tutanaklarda bize fideleri satan firmanın sahibinin de imzası var.” dedi. Tarım A.Ş ve sorumlu firma arasında yapılan sözleşmeye göre alınan malların ayıplı olması, bu nedenle bedelden indirim istemi ve maddi tazminat talebine yönelik 12 Kasım 2025 tarihinde yapılan Dava Şartı Arabuluculuk Sonuç Tutanağına göre, taraflar anlaşamadı. Saldız, “Firma yetkilileriyle uzlaşma sağlayamadık; şimdi dava açılacak. Dava, bu süreçler geçilmeden açılmıyor.” ifadelerine yer verdi. Külcü’nün açıklamalarına yönelik konuşan Saldız, “Daha önce benim yerime Tarım A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmış bir arkadaşımızdır. Komisyona bir dilekçe verilmiş, burada bir şikâyet var, ilgilenilmedi denmiş ve böyle bir süreç başlatmışlar. Sonrasında biz de hukuken bu firmayla davalık olduğumuzu bilgilendirdik, evrakları sunduk. Bize dava etmediğimizi söylüyor, bir de 7,5 milyon TL para ödediğimizi iddia ediyor. Böyle bir para ödenmedi; sadece ihale sürecinde hiçbir firma peşinat almadan ürün teslimi yapmıyor, biz de yüzde 20’lik bir peşinat ödedik.” şeklinde konuşarak hiçbir üreticiden kendilerine dava açacaklarına dair bir söylem duymadıklarını aktardı. Üreticiye dağıtmak amaçlı sertifikalı bir milyon adet fidenin daha bulunduğunu duyuran Saldız, yeni sezonda fide dağıttıkları üreticilere bedelsiz verileceğini ifade ederek, “Biz kimseyi mağdur etmedik, kimsenin de mağdur olması için çalışmıyoruz. Burada çalışan arkadaşlarımız 7/24 elinden geleni yapmaya çalışıyor.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.