Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ar-Ge

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Ar-Ge haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ar-Ge haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tofaş, Bursa Fabrikası'nda 7,5 milyonuncu aracı olan Fiat Ulysse'yi üretti Haber

Tofaş, Bursa Fabrikası'nda 7,5 milyonuncu aracı olan Fiat Ulysse'yi üretti

Türkiye otomotiv sektörünün en köklü sanayi kuruluşlarından biri olan Tofaş, üretimde önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı. Bursa Fabrikası’nda üretim bandından indirilen 7,5 milyonuncu araç Fiat Ulysse oldu. MURAT 124’TEN FİAT ULYSSE’YE UZANAN ÜRETİM YOLCULUĞU Tofaş’ın Bursa’daki üretim yolculuğu, Türkiye otomotiv tarihinin de önemli kilometre taşlarını içinde barındırıyor. Murat 124 ile başlayan bu serüvende binek otomobillerden hafif ticari araçlara, Türkiye pazarı için geliştirilen modellerden farklı kıtalara ihraç edilen global ürünlere kadar geniş bir ürün gamı Bursa’daki üretim bantlarından dünya yollarına çıktı. Tofaş’ın 1 milyonuncu aracı Fiat Tempra, 2 milyonuncu aracı Fiat Palio Go, 3 milyonuncu ve 4 milyonuncu araçları Fiat Fiorino, 5 milyonuncu aracı Fiat Egea Hatchback, 6 milyonuncu aracı Fiat Egea Sedan ve 7 milyonuncu aracı Fiat Egea Cross Wagon olmuştu. 7,5 milyonuncu aracın Fiat Ulysse olması ise Tofaş’ın üretim tarihinde yeni dönemin bir başka simgesi oldu. Bu kilometre taşlarının her biri Tofaş’ın gelişimindeki farklı bir aşamayı temsil etti. Fiorino ile çok markalı üretim kabiliyeti öne çıkarken, Egea ürün ailesi Tofaş’ın global ürün geliştirme ve Ar-Ge gücünün önemli göstergelerinden biri oldu. Bugün ise Tofaş, geçmişten gelen üretim deneyimini Stellantis bünyesinde yürüttüğü yeni nesil ürün projeleri, artan model çeşitliliği, mühendislik kabiliyeti ve ihracat hedefleriyle yeni bir ölçeğe taşıyor. EROLDU: “7,5 MİLYON ARAÇLIK YOLCULUĞUN ARKASINDA ÇOK BÜYÜK BİR EMEK VAR” Konu hakkında değerlendirme yapan Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu, şunları kaydetti: “Tofaş’ın Bursa’da başlayan üretim yolculuğunda bugün 7,5 milyonuncu aracımıza ulaşmanın gururunu yaşıyoruz. Bu rakam bizim için yalnızca önemli bir üretim adedini değil; yarım asrı aşan sanayi birikimimizi, sürekli gelişen mühendislik kabiliyetimizi ve kuşaklar boyunca Tofaş’a emek veren çalışma arkadaşlarımızın ortak başarısını ifade ediyor. Murat 124’ten Fiat Ulysse’ye uzanan bu yolculukta Türkiye otomotiv sanayisinin gelişimine katkı sağlayan çok sayıda projeye imza attık. Farklı dönemlerde geliştirdiğimiz ve ürettiğimiz modellerle hem iç pazarda hem de dünya pazarlarında önemli sorumluluklar üstlendik. Bugün Tofaş için yeni bir büyüme dönemindeyiz. Çok markalı üretim yapımızı güçlendiriyor, yeni yatırımlarımızla üretim hacmimizi ve ürün çeşitliliğimizi artırıyoruz. K0 ve K9 projelerimiz Bursa Fabrikamızın Stellantis dünyasındaki rolünü daha da ileri taşıyor. K9 model ailesi için çok markalı üretim törenimizi de ekim ayı içerisinde gerçekleştireceğiz. K0 projemizle birlikte Kuzey Amerika pazarı için 2027 yılı başında yeniden ihracata başlayacak olmamız da bu yeni dönemin en önemli adımlarından biri. Üretim gücümüzü artırırken kalite ve verimlilikte de Stellantis dünyasının en güçlü fabrikaları arasında yer alıyoruz. Önümüzdeki dönemde Ar-Ge ve mühendislik yetkinliklerimiz, ihracat kabiliyetimiz ve çalışanlarımızın deneyimiyle ülkemiz için daha fazla değer yaratmaya devam edeceğiz. 7,5 milyonuncu aracımıza uzanan bu yolculukta emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarımıza, bayilerimize, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum.” Yeni döneme ilişkin de açıklamalar yapan Cengiz Eroldu, “Stellantis Türkiye faaliyetlerinin Tofaş çatısı altında birleşmesiyle şirketimiz için yeni bir dönem, adeta Tofaş 2.0 başladı. Yeni model yatırımlarımız, artan üretim çeşitliliğimiz ve Bursa Fabrikamızın üretim merkezi olarak güçlenen rolüyle bu dönemi önemli bir büyüme fırsatı olarak görüyoruz. Tofaş, Türkiye pazarındaki güçlü konumunun yanı sıra Stellantis için giderek daha önemli bir rol üstleniyor” diye konuştu. Tofaş’ın yeni dönemde büyüyen üretim rolünü kalite ve verimlilik göstergeleri de destekliyor. 7,5 milyonuncu aracın üretimi, böylece yalnızca Tofaş tarihindeki yeni bir üretim adedini değil; Murat 124 ile başlayan yarım asrı aşkın sanayi yolculuğunun, çok markalı üretim, yeni nesil hafif ticari araç projeleri, Kuzey Amerika’ya yeniden ihracat ve Bursa’nın Stellantis dünyasında büyüyen rolüyle devam eden yeni dönemini de simgeliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Güçlü olduğumuz sektörleri desteklemeye devam edeceğiz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Güçlü olduğumuz sektörleri desteklemeye devam edeceğiz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TİM 13. İnovasyon Haftası Programı’nda Türkiye’nin teknoloji, Ar-Ge ve inovasyon hedeflerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin teknoloji yarışında geri kalmak istemediğini belirten Erdoğan, Millî Teknoloji Hamlesi kapsamında teknopark sayısının 115’e, yıllık Ar-Ge harcamalarının ise 20 milyar dolara ulaştığını ifade etti. Girişimcilerin desteklenmesi için finansman mekanizmalarının devreye alındığını kaydeden Erdoğan, TEKNOFEST’lerin de yenilikçi fikirlerin somut projelere dönüşmesinde önemli rol oynadığını söyledi. “YÜKSEK KATMA DEĞERLİ ÜRETİMİ HIZLANDIRMALIYIZ” Türkiye’nin ihracatında yüksek teknolojinin önemine dikkat çeken Erdoğan, genel ihracatta kilogram başına değerin yaklaşık 1,5 dolar olduğunu, savunma sanayisinde ise bu rakamın 65 dolara yaklaştığını belirtti. SİHA kameralarında kilogram başına değerin 20 bin dolara, bu kameralarda kullanılan dedektörlerde ise 50 bin dolara ulaştığını ifade eden Erdoğan, “İleri teknolojiye yatırım yapmak, tercihten öte mecburiyettir” dedi. Erdoğan, yüksek katma değerli üretime geçişin hızlandırılması gerektiğini vurgularken, Türkiye’nin geleneksel olarak güçlü olduğu sektörlerin de desteklenmeye devam edileceğini kaydetti. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: "Türkiye'nin genel ihracatında kilogram başı değer 1,5 dolar civarındayken; savunma sanayinde hacimli ürünler dahil, kilogram başı ihracat oranımız 65 dolara yaklaşıyor. Hatta SİHA'larımızda kullandığımız kameraların kilogram başı değeri 20 bin dolar civarında. O kameraların içindeki detektörlerin kilogram başı değeri ise 50 bin dolar. Bunlar bize aslında şunu anlatıyor: Türkiye için ileri teknolojiye yatırım yapmak, tercihten öte mecburiyettir. Yüksek katma değerli üretime geçişi de hızlandırmak zorundayız. Elbette bu süreçte geleneksel olarak güçlü olduğumuz sektörleri ihmal etmeyecek, onları da desteklemeye devam edeceğiz." — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) October 16, 2026 SERMAYE PİYASALARI İÇİN DİKKAT ÇEKEN MESAJ Girişim sermayesi yatırım fonlarının Millî Teknoloji Hamlesi’nin önemli finansal destekçilerinden olduğunu belirten Erdoğan, fonların küçük bir bölümünde yaşanan sorunlar üzerinden tüm sermaye piyasalarının hedef alınmasına karşı çıktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kötü niyetli girişimlere karşı kararlılıkla mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Sermaye piyasalarımızı safralarından kurtarırken, bünyedeki sağlam organları tahrip etmeyelim” ifadelerini kullandı.

Citroën CEO’su Xavier Chardon, Türkiye ziyareti kapsamında Tofaş’ın Bursa Fabrikası’nı ziyaret etti Haber

Citroën CEO’su Xavier Chardon, Türkiye ziyareti kapsamında Tofaş’ın Bursa Fabrikası’nı ziyaret etti

Citroën CEO’su Xavier Chardon, Türkiye programı kapsamında Tofaş’ın Bursa Fabrikası’nda incelemelerde bulundu. Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu’nun ev sahipliğindeki ziyarette Chardon’a fabrikanın üretim altyapısı, mühendislik ve Ar-Ge yetkinlikleri ile yeni dönem projeleri hakkında bilgi verildi. Tofaş’ın Stellantis Türkiye entegrasyonunun ardından grubun Türkiye’deki önemli üretim ve Ar-Ge merkezlerinden biri haline geldiği belirtilirken, Bursa Fabrikası’nın çok markalı üretim yapısı ve mühendislik kabiliyeti öne çıktı. Citroën’in Türkiye’deki üretimi genişliyor Ziyarette Citroën’in Türkiye pazarındaki performansı da gündeme geldi. Xavier Chardon, Türkiye’nin 2025 yılında Citroën’in dünya genelindeki ikinci büyük pazarı konumuna ulaştığını, 2026’nın ilk 8 ayında ise markanın yüzde 5,2’lik rekor pazar payını koruduğunu belirtti. Türkiye’nin Citroën için yalnızca önemli bir pazar olmadığını, üretim tarafındaki rolünün de genişlediğini vurgulayan Chardon, Tofaş’ta K0 projesi kapsamında Citroën Jumpy ve SpaceTourer üretiminin başladığını hatırlattı. SIRADA BERLİNGO VAR Citroën’in Bursa’daki üretim yapılanmasında sıradaki önemli adım ise Berlingo olacak. 30’uncu yılını kutlayan modelin kısa süre içerisinde Tofaş’ın Bursa Fabrikası’nda üretilmesinin planlandığı açıklandı. Türkiye’de bugüne kadar 150 binin üzerinde kullanıcıyla buluşan Berlingo’nun yerli üretime dahil edilmesi, Citroën’in Türkiye’deki üretim faaliyetlerinin genişlemesi açısından önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu da Bursa Fabrikası’nın üretim gücü ve mühendislik yetkinliklerinin Stellantis dünyasındaki rolünü daha da güçlendireceğini belirterek, Jumpy ve SpaceTourer ile başlayan Citroën üretiminin Berlingo ile genişleyecek olmasının önemine dikkat çekti.

Karel IAA Transportation 2026’da Yeni Nesil Araç Teknolojilerini Tanıttı Haber

Karel IAA Transportation 2026’da Yeni Nesil Araç Teknolojilerini Tanıttı

Karel’in otomotiv teknolojileri alanındaki bağlı ortaklığı Daiichi Elektronik, IAA TRANSPORTATION 2026’da yeni nesil araç elektroniği çözümlerini uluslararası otomotiv sektörüyle buluşturdu. 45’ten fazla araç modelinde kullanılan ve dünya genelinde 20 milyonu aşkın kullanıcıya ulaşan teknolojileriyle Daiichi, Hannover’de global araç üreticileriyle mevcut ve yeni projelere yönelik görüşmeler gerçekleştirdi. Karel’in otomotiv teknolojileri alanındaki bağlı ortaklığı Daiichi, 15–20 Eylül tarihlerinde Almanya’nın Hannover kentinde düzenlenen IAA TRANSPORTATION 2026’ya katılarak yeni nesil araç elektroniği çözümlerini sergiledi. Türkiye’de geliştirdiği otomotiv elektroniği teknolojilerini global araç üreticilerinin projelerine taşıyan Daiichi; fuarda dijital kokpit sistemlerinden bağlantılı araç teknolojilerine, gövde elektroniğinden yeni nesil merkezi kontrol sistemlerine uzanan mühendislik yetkinliklerini sektör temsilcileriyle buluşturdu. Şirket, özellikle yazılım tanımlı araçlar (Software Defined Vehicle – SDV), dijital kokpit ve yeni nesil araç elektronik mimarilerindeki çözümleriyle global otomotiv projelerinde yeni iş birliği olanaklarını değerlendirdi. Otomobilin değişen elektronik mimarisine Türkiye’den mühendislik Otomotiv sektöründe yazılımın araç içindeki rolünün artması, bağlantılı mobilite ve merkezi elektronik mimarilere geçiş, araç elektroniğini mobilitenin temel teknoloji alanlarından biri haline getiriyor. Daiichi bu dönüşüme; donanım ve yazılım geliştirme, sistem entegrasyonu, test ve doğrulama yetkinliklerini aynı yapı içerisinde bir araya getiren mühendislik yaklaşımıyla yanıt veriyor. Şirket; IVI, gösterge paneli (cluster), DCU, HPC ve ekran çözümlerini kapsayan kokpit elektroniğinin yanı sıra gövde kontrol üniteleri, ECU, kamera ve ses sistemleri ile bağlantılı araç teknolojileri (TCU) geliştiriyor ve üretiyor. Binek ve ticari araçlar için geliştirilen bu çözümler, global araç üreticilerinin ihtiyaçlarına göre tasarlanarak seri üretime taşınıyor. Daiichi, IAA TRANSPORTATION 2026’da özellikle yeni nesil ticari araçların dönüşümünde öne çıkan yazılım tanımlı araçlar, bağlantılı mobilite, dijital kokpit ve merkezi kontrol sistemlerindeki mühendislik kabiliyetlerini global sektör temsilcileriyle paylaşırken, mevcut müşterileri ve potansiyel iş ortaklarıyla yeni projelere yönelik görüşmeler gerçekleştirdi. 45’ten fazla araç modelinde, 20 milyonu aşkın kullanıcıya ulaşan teknoloji Daiichi’nin paylaştığı güncel verilere göre şirketin geliştirdiği teknolojiler bugün 45’ten fazla araç modelinde kullanılıyor ve dünya genelinde 20 milyonu aşkın kullanıcıya ulaşıyor. Türkiye’deki Ar-Ge ve mühendislik kabiliyetini uluslararası otomotiv projelerine taşıyan Daiichi, Karel’in teknoloji ve üretim yetkinlikleri ile Doğan Holding ekosisteminin sağladığı güçle global otomotiv sektöründeki faaliyetlerini geliştiriyor. Daiichi Elektronik Genel Müdürü Ömer Tunç Akdeniz, IAA TRANSPORTATION 2026’ya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Otomotiv sektörü, yazılım tanımlı araçlardan bağlantılı mobiliteye ve merkezi elektronik mimarilere uzanan önemli bir teknoloji dönüşümünden geçiyor. Daiichi olarak bu dönüşümün ihtiyaç duyduğu donanım ve yazılım teknolojilerini Türkiye’de geliştiriyor ve global araç üreticilerinin projelerine taşıyoruz. Bugün çözümlerimiz 45’ten fazla araç modelinde yer alıyor ve 20 milyonu aşkın kullanıcının mobilite deneyiminin bir parçası. IAA TRANSPORTATION’da mevcut müşterilerimizle yeni projeleri değerlendirme ve mühendislik kabiliyetimizi yeni iş birlikleriyle buluşturma fırsatı yakaladık. Karel’in teknoloji ve üretim kabiliyetleri, Daiichi’nin otomotiv elektroniğindeki uzmanlığı ve Doğan Holding’in sağladığı güçlü ekosistemle; dijital kokpit, yazılım tanımlı araçlar ve merkezi kontrol sistemlerinde global ölçekte daha fazla projede yer almayı hedefliyoruz.” Daiichi, IAA TRANSPORTATION 2026’da gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından, global araç üreticileriyle yeni projeler geliştirmeye ve Türkiye’deki mühendislik yetkinliğini uluslararası otomotiv projelerine taşımaya devam edecek. Karel Hakkında Karel, 1986 yılında Türkiye’de kurulan ve bugün 4 bine yakın çalışanıyla müşterilerin ihtiyaçlarına göre farklı ürün ve çözümler tasarlayan, geliştiren ve üreten lider bir teknoloji şirketidir. İletişim Teknolojileri, Savunma Teknolojileri, Saha Operasyonları, Otomotiv Teknolojileri ve Elektronik Üretim olmak üzere beş farklı teknoloji alanında, dünya ölçeğinde yüksek kalite ve teknoloji standartlarında üretim ve satış faaliyetleri yürütmektedir. Ankara Sincan Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan 35.000 m² alana yayılan üretim merkeziyle Karel, Türkiye’nin önde gelen elektronik üretim merkezlerinden birine sahiptir. Şirket, güçlü üretim altyapısını; Ar-Ge yetkinliği, mühendislik deneyimi ve teknoloji geliştirme kabiliyetiyle desteklemektedir. 2006 yılında halka açılan şirkete 2022 yılında Doğan Holding ortak olmuştur. Şirket, Borsa İstanbul’da KAREL koduyla işlem görmektedir.

2027-2029 bütçe hazırlık rehberi Resmi Gazete’de yayımlandı: Kamu taşıtlarında tasarruf vurgusu Haber

2027-2029 bütçe hazırlık rehberi Resmi Gazete’de yayımlandı: Kamu taşıtlarında tasarruf vurgusu

Bütçe hazırlıklarında temel hedefler belirlendi “2027-2029 Dönemi Bütçe Çağrısı ve Eki Bütçe Hazırlama Rehberi”nde, merkezi yönetim bütçesinin hazırlanmasına ilişkin temel politika ve önceliklere yer verildi. Düzenlemede, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’ın bütçe çalışmalarına yön vereceği belirtildi. Bu dönemde On İkinci Kalkınma Planı hedefleri doğrultusunda makroekonomik ve finansal istikrarın güçlendirilmesi, mali disiplinin korunması ve fiyat istikrarına katkı sağlanması temel amaçlar arasında gösterildi. Bunun yanında verimlilik artışının desteklenmesi, Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitesinin geliştirilmesi, beşeri sermayenin güçlendirilmesi ve yeşil ile dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması hedeflendi. Kamu harcamalarında tasarruf ve verimlilik vurgusu Bütçe çağrısında kamu idarelerinin kendilerine tahsis edilen ödenekleri aşmadan kaynaklarını etkili, ekonomik ve verimli kullanmaları gerektiği belirtildi. Kamu kaynaklarının kullanımında etkinliğin artırılması amacıyla harcamaların düzenli olarak gözden geçirileceği ve verimsiz harcama alanlarının tasfiye edileceği ifade edildi. Kamu harcamalarında tasarrufu artırmaya yönelik denetim ve izleme çalışmalarının da devam edeceği kaydedildi. Kamu yatırım programında ise rasyonelleştirme çalışmalarının sürdürüleceği, ekonomik ve sosyal fayda sağlayacak yatırımlara öncelik verileceği bildirildi. Kamu taşıtlarında ihtiyaç fazlası araçlar tasfiye edilecek Düzenlemede kamu taşıtlarının kullanımına ilişkin de yeni dönemin yaklaşımı ortaya konuldu. Buna göre kamu taşıtlarının kullanımı, ihtiyaç analizleri ve tasarruf anlayışı doğrultusunda sistematik biçimde yeniden değerlendirilecek. İhtiyaç fazlası olduğu belirlenen veya ekonomik ömrünü tamamlayan taşıtların tasfiye edilmesiöngörüldü. Zorunlu durumlarla sınırlı tutulacağı belirtilen yeni taşıt alımlarında ise ekonomiklik kriterinin gözetileceği, yerli üretim ve çevreci araçlara öncelik verilmeye devam edileceği belirtildi. Geçici gelirlere karşı kalıcı harcama yapılmayacak Bütçe hazırlama esasları kapsamında, sürekliliği bulunmayan ve ekonomik konjonktüre bağlı gelirlerden elde edilen geçici kaynaklara dayanılarak kalıcı nitelikte harcamalar oluşturulmaması kararlaştırıldı. Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin 2027, 2028 ve 2029 yıllarına ilişkin bütçe tekliflerini hazırlarken Orta Vadeli Program, Bütçe Çağrısı ve Bütçe Hazırlama Rehberi ile yatırım programına ilişkin düzenlemelerde belirlenen politika ve öncelikleri esas alacağı bildirildi. Kamu idarelerinin bütçe tekliflerinde ödenek teklif tavanları, genel ilkeler, ekonomik göstergeler ve çok yıllı bütçeleme anlayışının dikkate alınacağı belirtildi. Kayıt dışılıkla mücadele ve vergi adaleti hedefi 2027-2029 döneminde maliye politikasının öncelikleri arasında mali disiplinin korunması ve kamu maliyesinin sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi de yer aldı. Para ve maliye politikalarının eş güdüm içerisinde uygulanarak makroekonomik dengelenmenin desteklenmesi hedeflenirken, vergilemede adalet ve etkinliğin artırılması, kayıt dışılıkla mücadele ve denetim kapasitesinin güçlendirilmesi de öncelikler arasında gösterildi. Bütçe hazırlık sürecinin kamu idareleri açısından yoğun çalışma gerektirdiği belirtilen düzenlemede, 2027-2029 dönemi bütçe çalışmalarına katılacak kurum ve personele başarı dileğinde bulunuldu. Tebliğ ekinde, 2027-2029 dönemine ilişkin bütçe hazırlama esaslarının ayrıntılı şekilde yer aldığı Bütçe Hazırlama Rehberi de yayımlandı.

Eti Bakır, Siirt’te Yerin 669 Metre Altından Türkiye’nin yıllık bakır ihtiyacının %25’ini karşılıyor Haber

Eti Bakır, Siirt’te Yerin 669 Metre Altından Türkiye’nin yıllık bakır ihtiyacının %25’ini karşılıyor

Türkiye’nin yıllık bakır ihtiyacının %25’ini karşılayan Eti Bakır, 8 maden işletmesinde yılda 90 bin ton katot bakır üretiyor. Eti Bakır’ın üretimine önemli destek veren Siirt İşletmesi, 14 bin ton katot bakıra denk gelen 80 bin tonluk bakır konsantresiyle Türkiye’nin bakır ihtiyacına 180 milyon dolarlık katkı sağlıyor. Katma değerli sanayinin öncü şirketlerinden Eti Bakır, Madenköy’de faaliyet gösteren Siirt İşletmesi’nde yılda yaklaşık 1 milyon ton tüvenan cevher çıkarıyor. Bu cevher tesislerde 80 bin ton bakır konsantresi haline getirilerek, katot bakır üretimi için Eti Bakır Samsun İzabe ve Elektroliz Tesisi’ne gönderiliyor. Siirt, yerli maden kaynaklarından ürettiği bakır konsantresiyle Türkiye’ye yıllık 180 milyon dolarlık katkı sağlıyor. ‘YÜKSEK TEKNOLOJİYLE ÜRETİM YAPIYORUZ’ Eti Bakır Siirt İşletmesi İşletme Müdürü Olcay Kotiloğlu, işletmenin hem üretim kapasitesi hem de bölgeye sağladığı ekonomik katkıyla önemli bir merkez olduğuna dikkat çekerek, “Siirt İşletmemiz, yer altı madenciliğindeki özel koşulları ve teknolojik altyapısıyla Eti Bakır bünyesinde önemli bir yere sahip. Türkiye’nin yıllık yaklaşık 500 bin tonluk katot bakır ihtiyacı bulunuyor. Bu ihtiyacın bir kısmının yerli kaynaklardan Siirt’te üretilmesi, ülkemizin dışa bağımlılığının azaltılmasına ve ülke ekonomisine katkı sağlanmasına önemli bir katkı sağlıyor. Bu üretimi gerçekleştirirken teknolojiyi ve iş güvenliğini de en üst seviyede tutmaya çalışıyoruz. Kuyu derinliğimiz 669 metre, kule yüksekliğimiz ise 74,5 metre. Türkiye’de metalik madenlerde dik kule sistemiyle kurulan ilk kuyu sistemine sahibiz. Yer altındaki ekipmanlarımızın büyük bölümünü uzaktan kumandayla çalıştırıyoruz ve cevheri yer altından flotasyon tesisimize konveyör hatlarıyla el değmeden ulaştırıyoruz. Böylece hem güvenli hem de yüksek verimli bir üretim gerçekleştiriyoruz” dedi. 500 MİLYON DOLARLIK YATIRIM Siirt İşletmesi’nde sürdürülen yatırımlara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kotiloğlu, şunları söyledi: “Siirt İşletmemiz, teknolojik altyapısı ve yer altı madenciliğindeki özel koşullarıyla Eti Bakır bünyesinde önemli bir yere sahip. İşletmemizi, Cengiz Holding çatısı altına girdiği 2017 yılından bu yana yaklaşık 500 milyon dolarlık yatırımla güçlendirdik. Yatırım planımızın yüzde 80’lik kısmını tamamladık; kalan yatırımları önümüzdeki yıl tamamlamayı öngörüyoruz. Yatırımlarımızın büyük bölümünü Ar-Ge çalışmaları oluşturuyor. Öte yandan sadece tesise yatırım yapmıyoruz, bölge ekonomisine de katkı sağlıyoruz. Siirt, Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı 2025 yılına yönelik İş Gücü İstatistikleri’ne göre en düşük istihdam oranına sahip dördüncü il konumunda. Biz de yerel istihdamı desteklemek adına işletmemizde görev alan 848 çalışma arkadaşımızın büyük bir bölümünü Siirt’ten istihdam ettik. Yerel ekonominin kalkınması için de çalışmalar yapıyoruz. İhtiyaç duyduğumuz mal ve hizmetlerin büyük bölümünü yerel firmalardan temin ediyoruz. Bu yolla dolaylı istihdamı, yerel firmaları ve bölge ekonomisini güçlendiriyoruz.” 954 BİN AĞAÇ DİKİLDİ, HEDEF 1 MİLYON AĞAÇ Eti Bakır Siirt İşletmesi, üretim faaliyetlerinin yanı sıra çevresel rehabilitasyon çalışmalarını da sürdürüyor. Çorak bir arazide, herhangi bir ağaç kesilmeden faaliyete geçirilen işletmede bugüne kadar 954 bin ağaç dikildi. İşletmede 1 milyon fidan hedefine ulaşılması için çalışmalar devam ediyor. Sürdürülebilirlik yaklaşımı üretim sahasıyla sınırlı olmayan işletmede, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte özellikle kış aylarında olumsuz hava koşullarından etkilenen yaban hayvanlarının beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çalışmalar da gerçekleştiriliyor. Eti Bakır, Siirt İşletmesi’nde yerli kaynakların ekonomiye kazandırılmasını; yüksek teknoloji, iş güvenliği, yerel istihdam, bölgesel tedarik ve çevresel rehabilitasyon çalışmalarıyla birlikte ele alan bütüncül bir madencilik anlayışıyla faaliyetlerini sürdürüyor.

BTSO ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Bursa’yı uygulamalı eğitimin üssü yapıyor Haber

BTSO ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Bursa’yı uygulamalı eğitimin üssü yapıyor

BTSO ve YÖK ortaklığında imzalanan protokolle, işletmelerde mesleki eğitimin yaygınlaştırılması ve yükseköğretim programlarının doğrudan sanayinin ihtiyaçlarına göre güncellenmesi hedefleniyor. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın ev sahipliğinde düzenlenen imza törenine; YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Milletvekilleri Osman Mesten ve Mustafa Yavuz'un yanı sıra kent protokolü, üniversite rektörleri, akademisyenler ve iş dünyası temsilcileri katıldı. “GENÇLERİMİZİ TEORİK EĞİTİMLE SINIRLAMAYALIM” Toplantının açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel rekabette üstünlüğü belirleyen temel unsurun yüksek teknoloji ve güçlü üretim kapasitesinin ötesinde, bu sistemleri sevk ve idare edecek nitelikli insan kaynağı olduğunu söyledi. Eğitimi ekonomik kalkınmanın, üretimin ve rekabet gücünün tam merkezinde gördüklerini belirten Burkay, “Fabrikayı kurabilir, teknolojiyi ithal edebilir ve üretim kapasitenizi katlayabilirsiniz. Ancak o teknolojiyi geliştirecek ve üretimi geleceğe taşıyacak yetişmiş insan kaynağınız yoksa, yapılan yatırımları kalıcı başarılara dönüştüremezsiniz. Gençlerimizin sadece iyi bir teorik eğitim alması yetmiyor; öğrencilik yıllarında üretim ortamını tanımalarını, iş kültürünü öğrenmelerini ve mesleklerini reel sektörün kalbinde deneyimlemelerini hedefliyoruz.” dedi. İşletmede Mesleki Eğitim Modeli ile üniversite ve iş hayatı arasındaki mesafeyi tamamen kaldırdıklarını vurgulayan İbrahim Burkay, yeni nesil fabrikalara eski dünyanın yetkinlikleriyle insan kaynağı yetiştirilemeyeceğinin altını çizdi. Burkay, “Söz konusu modelle öğrencilerimizi mezuniyet sonrasında iş hayatına hazırlamak yerine, eğitimleri devam ederken iş dünyasının bir parçası haline getiriyoruz. Makine değişiyorsa eğitim de değişecek, teknoloji değişiyorsa beceriler de dönüşecek. TÜİK verilerine göre 15-24 yaş grubundaki gençlerimizin yaklaşık yüzde 23’ü ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. Bir tarafta iş gücü piyasasına kazandırmamız gereken gençlerimiz, diğer tarafta bu kaynağa ihtiyaç duyan işletmelerimiz var. Doğru beceriyi, doğru eğitimle ve doğru iş fırsatıyla buluşturmak en temel önceliğimizdir.” ifadelerini kullandı. "GUHEM LİSEMİZİ 15 EYLÜL'DE AÇIYORUZ" BTSO olarak insan kaynağının gelişimini bütüncül bir anlayışla ele aldıklarını hatırlatan Başkan Burkay, BUTGEM, Bursa Model Fabrika, MESYEB, BUTEKOM ve Yeni Nesil Araçlar Mükemmeliyet Merkezi gibi projelerle üretimin ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri şehre kazandırdıklarını söyledi. GUHEM’in ardından eğitim yatırımlarına bir yenisini daha eklediklerini duyuran Burkay, “GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Lisemizi 15 Eylül’de gerçekleştireceğimiz açılış töreniyle ilk öğrencileriyle buluşturuyoruz. YÖK ile imzaladığımız bu protokol ise tüm bu altyapıyı yükseköğretim sistemimizle buluşturan stratejik bir halkadır. Bursa’nın sanayi tecrübesi ile üniversitelerimizin akademik birikimini buluşturan bu vizyoner yaklaşımı için YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve tüm paydaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum.” diye konuştu. “UZATILMIŞ STAJ DEĞİL, ÇALIŞMA HAYATIYLA BÜTÜNLEŞEN BİR MODEL” Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ise uzun yıllardır sürdürülen klasik staj uygulamalarının, öğrencilerin mesleki gelişimini destekleme ve sektörlerin beklentilerini karşılama bakımından artık yeterli olmadığını söyledi. Özvar, “Bu nedenle staj uygulamasını kısa süreli ve sınırlı bir deneyim olmaktan çıkararak eğitim sürecinin bütünleyici bir unsuruna dönüştürüyoruz.” dedi. Yeni uygulamanın “uzatılmış staj” olmadığının altını çizen Özvar, işletmede geçirilen dönemin kredilendirileceğini, ölçme ve değerlendirmeye tabi tutulacağını ve akademik olarak düzenli biçimde izleneceğini belirtti. Özvar, yeni model sayesinde öğrencilerin henüz üniversitedeyken üretim disiplinini, iş sağlığı ve güvenliği kültürünü ve çalışma hayatının işleyişini öğrenme fırsatı bulacağını, işletmelerin de gelecekte istihdam edebilecekleri gençleri mezuniyetlerinden önce yakından tanıyacağını ifade etti. EĞİTİM İLE İŞ GÜCÜ PİYASASI ARASINDAKİ BAĞ GÜÇLENDİRİLECEK Prof. Dr. Özvar, yeni yükseköğretim yaklaşımının temel ayaklarından birinin üniversiteler ile sektörler arasındaki ilişkinin yeniden kurulması olduğunu belirtti. “Üniversite-sektör iş birliğini bir tercihten ziyade sistemin işleyişi bakımından yapısal bir gereklilik olarak değerlendiriyoruz.” diyen Özvar, eğitim sistemi ile iş gücü piyasası arasındaki bağın zayıflamasının hem mezunların istihdama katılmasını güçleştirdiğini hem de sektörlerin nitelikli insan kaynağına erişimini zorlaştırdığını söyledi. Özvar, temel hedeflerini, “Yükseköğretim sistemimizin yetiştirdiği insan kaynağı ile sektörlerin ihtiyaç duyduğu beceriler arasında güçlü, kalıcı ve sürdürülebilir bir uyum oluşturmak” sözleriyle açıkladı. Özvar, “Sektör temsilcilerinin programların müfredatlarının güncellenmesi konusunda iş birliğini önemsiyoruz. Bursa Uludağ Üniversitesi bünyesindeki 15 MYO’dan önce 5’inin, ardından 10’unun program müfredatlarının belirlenmesinde sizi iş birliğine davet ediyorum.” dedi. Bursa Valisi Erol Ayyıldız da konuşmasında, protokolün karşılıklı ihtiyaçların birbirini tamamlamasına ve gençlerin geleceğe daha donanımlı ve hazırlıklı hâle gelmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Ayyıldız, yükseköğretim ile sanayi iş birliğinin güçlendirilmesinin son derece önemli olduğunu vurguladı ve protokolün hayırlı olmasını diledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Feridun Yılmaz da üniversitenin meslek yüksekokulları ve öğrencileri açısından güçlü bir konumda bulunduğunu belirterek, “Güçlü firmaları bulunan bir ilde, güçlü meslek yüksekokullarının ve öğrencilerin bulunduğu bir üniversite olarak pilot iller içerisinde bu modeli en iyi şekilde ve layıkıyla uygulayan üniversitelerden biri olmak istiyoruz.” dedi. Bursa Uludağ Üniversitesinin fiilen sanayiyle iş birliği içinde olan bir üniversite olduğunu vurgulayan Yılmaz, Yükseköğretim Kurulunun belirlediği çerçeve kapsamında 60 programla uygulamaya başlayacaklarını söyledi. 120 BİN ÖĞRENCİ İŞ HAYATIYLA BULUŞACAK İşletmede mesleki eğitim modeli ilk olarak Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere Türkiye’nin üretim ve sanayi kapasitesi yüksek 7 pilot ilinde uygulanacak. Pilot uygulamayla klasik, kısa süreli staj modelinin yerine öğrencilerin bir veya iki dönem boyunca doğrudan işletmelerde eğitim aldığı yeni bir sisteme geçiliyor. İlk aşamada yaklaşık 120 bin öğrencinin eğitim gördüğü 185 mesleki ön lisans programı uygulama kapsamına alınacak. Yeni sistemde meslek yüksekokullarında 3+1 ve 2+2, lisans programlarında ise 7+1 ve 6+2 modelleri uygulanacak. Böylece öğrenciler yalnızca mezuniyet öncesinde birkaç haftalık staj yapmak yerine eğitimlerinin bir bölümünü doğrudan çalışma hayatının içinde geçirecek. Uygulama yalnızca üniversiteler ve işletmeler arasında yürütülmeyecek. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, meslek kuruluşları ve sektör temsilcileri de sürece katılacak. Yükseköğretim Kurulu ile BTSO arasında imzalanan protokolle Bursa’daki yükseköğretim programları ile sanayinin ihtiyaçları arasındaki bağın daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Sanayinin değişen ihtiyaçlarına göre mevcut eğitim programları güncellenecek, ihtiyaç duyulan alanlarda yeni programlar açılabilecek ve ders içerikleri sektör temsilcilerinin katkısıyla zenginleştirilecek. İşletmede mesleki eğitimin koordinasyonu için sektör temsilcileri, öğretim elemanları ve insan kaynakları uzmanlarının yer aldığı ortak çalışma grupları kurulacak. İşletmelerde öğrencilere rehberlik edecek eğitici personel de hizmet içi eğitimlerle desteklenecek. İş birliği kapsamında sektörün ihtiyaç duyduğu Ar-Ge çalışmalarının üniversitelerin bilimsel kapasitesiyle birlikte yürütülmesi de amaçlanıyor.

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı: “60 Bin Üyemizin Gücünü, Üyemizle Birlikte Büyüteceğiz” Haber

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı: “60 Bin Üyemizin Gücünü, Üyemizle Birlikte Büyüteceğiz”

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, 60 bin üyeyle birlikte çalışacakları katılımcı bir yönetim anlayışı hedeflediğini açıladı. Saha çalışmalarıyla belirlenecek çözümleri iki hafta içinde kamuoyuna duyuracağını belirten Matlı, tüm üyeleri sürece davet etti. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa'nın farklı sektörlerindeki iş dünyası temsilcileriyle yürüttükleri faaliyetlerin, daha geniş kapsamlı bir saha programıyla sürdürüleceğini duyurdu. Yeni dönem stratejilerinin ilk adımını, “Bir kurum kimin için var? Gücünü kimden alır? Başarıyı nasıl ölçer? Kime hesap verir? Kimin sesidir?” sorularının sorulduğu ve sosyal medya platformlarında yayımlanan kısa bir video ile attıklarını belirten Matlı, videonun “Bazı Soruların Cevabını 60 Bin Üye Birlikte Verir” cümlesiyle son bulduğunu ifade etti. Bu ifadenin sadece bir videonun kapanış cümlesi değil, benimsedikleri yönetim anlayışının temel taşı olduğunu vurgulayan Özer Matlı, şunları kaydetti: “Cevapları masa başında belirlemek istemedik. Çünkü asıl cevap; Bursa için üretim yapan, ticaretle uğraşan, istihdam yaratan ve risk alan üyelerimizin deneyimlerinde, alın terinde ve geleceğe dair beklentilerinde saklıdır. Daha fazla işletmeyi ziyaret edecek, sektör temsilcilerimizle bir araya gelecek ve sahadan gelen geri bildirimleri uygulanabilir projelere dönüştüreceğiz.” “Bu Yolculuğa 60 Bin Üyemizin Tamamını Davet Ediyoruz.” Yürüttükleri çalışmaların tek taraflı bir tanıtım faaliyeti olmayacağının altını çizen Matlı, 60 bin BTSO üyesinin tamamına katılım çağrısı yaptı: “Bu süreci sadece bir kişinin ya da belli bir grubun seçim kampanyası olarak görmüyoruz. Bu; üyelerimizin ihtiyaçlarından filizlenen, onların sesiyle güçlenen ve yine üyelerimizin öncülüğünde, Bursa’nın değerlerini koruyan, kalbi Bursa için atanların yolculuğudur. Bugüne kadar olduğu gibi, görüşü, önerisi ve eleştirisi olan tüm üyelerimizi çalışmalarımıza ortak olmaya davet ediyorum. Kademeli olarak farklı iletişim kanallarını da üyelerimizin kullanımına açacağız. Bu sayede birlikteliğimizi pekiştireceğiz. BTSO’nun geleceğini, Bursa iş dünyasının tüm sektörleri ve 60 bin üyemizle el birliğiyle şekillendirmek istiyoruz.” Bursa’nın geleceğinin sadece BTSO çatısı altında planlanamayacağını belirten Özer Matlı; kentin tüm sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, sektörel dernekleri ve üniversiteleriyle tam bir iş birliği içerisinde olacaklarını dile getirdi: “Bursa için fikri, birikimi ve önerisi olan hiç kimseyi bu sürecin dışında tutmayacağız. Kentimizin tüm STK’larının değerlendirmelerine önem verecek, Bursa’nın geleceğini ilgilendiren konularda onların tecrübelerinden istifade edeceğiz. Bu yolculuk, Bursa’ya değer katan herkesin katkılarıyla büyüyecektir.” “Nasıl bir BTSO istediğimiz açık” diyen Özer Matlı, hedefledikleri yönetim modelini şöyle anlattı: “Kentin tüm kurumlarıyla eş güdüm içerisinde, üyesine kolayca ulaşılabilen, meslek komitelerinin görüşlerinin kararlara yansıdığı, kaynaklarını tüm üyelerin menfaatine kullanan, çalışmalarının sonucunu ölçen ve şeffaf bir şekilde hesap veren bir BTSO istiyoruz. Tüccarın, sanayicinin, KOBİ’nin, ihracatçının ve hizmet sektörünün kendisini güçlü bir şekilde temsil edilmiş hissettiği bir yönetim anlayışı teklif ediyoruz.” “Bursa İçin Kurulan Hayaller Gerçekleşmeden Eskimemeli” Mevcut yönetimin geçmiş dönemdeki başarılarının değerli olduğunu belirten Matlı, ancak sadece geçmişteki kazanımları anlatmanın ve 60 bin üyenin tamamını kucaklamayan projelerin geleceğe hazırlanmak adına yeterli olmayacağını vurguladı. Dünyadaki ekonomik ve teknolojik dönüşümün üretimden ticarete, finansmandan ihracata kadar tüm dengeleri değiştirdiğine dikkat çeken Matlı, diğer şehirlerin verileri incelendiğinde Bursa’nın yeni ve güçlü bir atılıma ihtiyaç duyduğunun açıkça görüldüğünü ifade etti: “Geçmişte atılan her doğru adım Bursa’nın kazancıdır. Lakin bugün karşımızda bambaşka bir dünya var. Daha katılımcı bir işleyiş anlayışı hakim. Rekabet koşulları, işletmelerimizin gereksinimleri ve şehirlerin yarıştığı alanlar evrildi. Diğer kentler yeni yatırımlar, yeni sektörler ve teknolojilerle yol alırken Bursa’nın geçmiş başarılarıyla yetinme şansı yoktur.” Mevcut yönetimin 13 yıl önce, Cumhuriyetimizin 100. yıl hedefleri kapsamında Bursa için 75 milyar dolarlık ihracat, 7 bin 500 ihracatçı firma, Türkiye’nin en büyük 500 kuruluşu arasında 75 Bursalı şirket ve kişi başına 30 bin dolar gelir hedefleri belirlediğini anımsatan Matlı; Uludağ’ın dünya çapında bir kış sporları merkezi olması ve Bursa’nın geriatri ile Ar-Ge alanlarında öncü bir şehir haline gelmesi yönünde de önemli hedeflerin konulduğunu belirtti. “Hedef koymak kıymetlidir; Bursa elbette büyük hayaller kurmalıdır” diyen Matlı, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak bir hayalin gerçek değeri, ne ölçüde hayata geçirildiği ile belli olur. Bugün yapılması gereken; bu hedeflerin hangilerinin gerçekleştiğini, hangilerinin neden havada kaldığını ve daha önce vaat edilen projelerin neden tamamlanamadığını dürüstçe değerlendirmektir. Bursa’nın yeni vaatlerden önce gerçekçi bir durum tespitine, ardından uygulanabilir ve ölçülebilir çözümlere ihtiyacı vardır.” “BTSO’nun İmkânları Üyenin Gücüne Dönüşmelidir” BTSO’nun temel misyonunun sahip olduğu tüm olanakları üyelerinin işine, rekabet gücüne ve geleceğine yansıtmak olduğunu vurgulayan BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bir üyemiz finansmana erişmek istediğinde BTSO’nun desteğini yanında hissetmeli; yeni müşteriler ve pazarlar arayışına girdiğinde Oda ona somut kapılar açabilmelidir. Dijital ve teknolojik dönüşüm programları ile ihtiyaç duyulan ticaret ve sanayi parsellerine erişim, sadece belirli şirketlerle sınırlı kalmamalıdır. Meslek komitelerimizin hazırladığı raporların hangi kararlara dönüştüğü ve BTSO kaynaklarıyla yapılan yatırımların üyelerimize ne sağladığı şeffafça bilinmelidir.” Başarının proje, toplantı, fuar ve organizasyon sayısıyla değil, üyeye sağlanan somut fayda ve etkiyle ölçüleceğini belirten Özer Matlı, “Bir faaliyet raporunun sayfalarının çok olması veya süslü bir dille yazılması, üyelerimizin daha güçlü olduğu anlamına gelmez” dedi. Yeni dönemde her çalışma için ayrılan bütçenin, ulaşılan üye sayısının ve elde edilen çıktının düzenli olarak paylaşılacağını ifade eden Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kriterimiz; kaç üyemize dokunulduğu, kaç işletmemize yeni müşteri ve pazar kazandırıldığı, finansmana erişime ne kadar destek olunduğu ve kaç firmamızın teknolojik dönüşüm sürecine dâhil edildiğidir. Başarıyı, üyemizin işine ve geleceğine sağlanan ölçülebilir katkıyla değerlendireceğiz.” “60 Bin Üyemiz İçin Çözümlerimizi Açıklayacağız” Bursa iş dünyasından gelen geri bildirimleri somut çözüm önerilerine dönüştürdüklerini açıklayan Matlı, her sektörün önceliklerini kendi temsilcileriyle istişare ederek önerilerini sahada paylaşacaklarını söyledi. Ardından “60 Bin Üyemiz İçin Çözümlerimiz” programının tamamını iki hafta içerisinde kamuoyuna sunacaklarını belirten Matlı, “Üyelerimiz yalnızca ne yapacağımızı değil; çözümün nasıl hayata geçirileceğini, hangi kaynakla sağlanacağını, kaç üyeye ulaşacağını ve sonucunun nasıl ölçüleceğini de net bir şekilde görecek” dedi. BTSO seçimlerinin iki isim arasındaki şahsi bir rekabet olmadığını vurgulayan Matlı, “Bu seçim, Bursa iş dünyasının geleceğe hangi yönetim vizyonuyla hazırlanacağının tercihidir. Meslek komitelerinin karar mekanizmalarında etkili olduğu, kaynak yönetiminin şeffaf olduğu ve yöneticilerin üyelerine karşı sorumlu olduğu bir BTSO istiyoruz” ifadelerini kullandı. “Kimse Merak Etmesin, Artık Hep Birlikteyiz” Bursa’nın kendisi için sadece iş yaptığı bir yer olmadığını; doğup büyüdüğü, üretim ve yatırım yaptığı memleketi olduğunu belirten BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: “Bursa bize sadece bir iş hayatı değil; kimlik, aidiyet ve gelecek verdi. Bursa’ya değer vermek, bu şehrin potansiyelinin altında kalmasına razı olmamak ve gerçekleşmeyi bekleyen hayallerinin peşini bırakmamaktır. Bursa’nın değerlerini Türkiye’ye ve dünyaya taşımaktır. Hiçbir üyemiz ‘Sesimi kim duyacak, sorunumu kim BTSO’nun gündemine taşıyacak?’ diye endişe etmesin. Artık hep birlikteyiz. Daha fazla buluşacak, daha çok konuşacak, birlikte düşünecek ve beraber yol alacağız. Bu yolculuk bir kişinin değil, üyelerimizin başlattığı ve 60 bin üyemizin katılımıyla büyüyecek bir süreçtir. Söz hepimizin, BTSO hepimizin. Birlikte Güçlü, Birlikte İleri.”

Gazi Teknopark, teknoloji üretiminden girişimciliğe, kamu desteklerinden uluslararası pazarlara kadar uzanan çok yönlü bir büyüme sürecinden geçiyor. Haber

Gazi Teknopark, teknoloji üretiminden girişimciliğe, kamu desteklerinden uluslararası pazarlara kadar uzanan çok yönlü bir büyüme sürecinden geçiyor.

Yaklaşık 20 bin metrekarelik kapalı alanda 180’in üzerinde teknoloji firmasına ev sahipliği yapan bölgede yaklaşık 1.400 Ar-Ge, yazılım, tasarım ve destek personeli görev yapıyor. Gazi Teknopark’ta kuruluşundan bugüne yürütülen proje sayısı ise 2 bini aşmış durumda. Yazılım, mühendislik, sağlık teknolojileri, yapay zekâ, enerji ve bilimsel araştırma alanlarında faaliyet gösteren firmaları aynı çatı altında buluşturan Gazi Teknopark, yalnızca ofislerin bulunduğu bir çalışma alanı olmanın ötesine geçiyor. Üniversite, girişimci, yatırımcı, teknoloji firması ve kamu kurumları arasında kurulan bağ, bölgenin teknoloji ekosistemindeki asıl gücünü oluşturuyor. Gazi Teknopark İşletme Direktörü Burcu Alkan Bilir, büyümenin yalnızca firma sayıları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek kurumun yaklaşımını şu sözlerle özetledi: “Bizim büyüme anlayışımız, nicelikten çok nitelik üzerine kuruludur. Daha fazla firmaya ev sahipliği yapmanın ötesinde; projelerin ticarileşmesi, sürdürülebilir satış başarısı yakalaması, nitelikli istihdam oluşturması ve küresel pazarlarda rekabet eden markalara dönüşmesi önceliğimizdir.” Gazi Teknopark’ta Doluluk Oranı Yüzde 98’e Ulaştı Gazi Teknopark’a teknoloji firmalarının gösterdiği ilgi, son yıllardaki firma ve doluluk oranlarına da yansıdı. Kuruluşundan bu yana Gazi Teknopark istikrarlı bir büyüme performansı sergiledi Firmaların yaklaşık yüzde 22’sinin kuluçka statüsünde faaliyet göstermesi, bölgenin yalnızca yerleşik şirketlerin değil, yenilikçi girişimlerin de gelişimini destekleyen güçlü bir ekosistem sunduğunu göstermektedir. 2023 yılında yüzde 89 seviyesinde bulunan doluluk oranı, 2025’te yaklaşık yüzde 100’e ulaştı. Kiralanabilir alanın neredeyse tamamının dolması, Gazi Teknopark’ın Ankara’daki teknoloji firmaları açısından önemli bir çekim merkezine dönüştüğünü ortaya koydu. Burcu Alkan Bilir, artan talebin teknopark yönetiminin sorumluluklarını da büyüttüğüne dikkat çekti: “Teknopark yönetimi yalnızca firmalara çalışma alanı sağlamaktan ibaret değil. Firmaların mevzuata uygun çalışmasından Ar-Ge projelerinin takibine, kamu desteklerinden ticarileşme süreçlerine kadar geniş bir sorumluluk alanımız bulunuyor. Girişimcilerin karşılaştığı engelleri azaltmaya ve teknolojik ürünlerin pazara ulaşmasını kolaylaştırmaya çalışıyoruz.” Ar-Ge Projelerinin Bütçesi 44,4 Milyar Liraya Çıktı Gazi Teknopark’ın 2025 performansında en dikkat çekici gelişmelerden biri, yürütülen Ar-Ge projelerinin sayısında ve toplam bütçesinde yaşandı. Ar-Ge proje sayısı %12 artarken projelerin toplam bütçesi 44,4 milyar TL'ye yükselerek yaklaşık 4 kat oranında artış gösterdi. Böylece bir yıl içinde proje bütçelerinde dikkat çekici bir büyüme kaydedildi. Teknolojik çalışmaların pazara ulaşma kapasitesini gösteren ticarileşmiş proje sayısı da 206’dan 240’a yükseldi. Ar-Ge desteklerinden yararlanma kapasitesi de önemli ölçüde güçlendi. TÜBİTAK destekli proje sayısı yüzde 17 artışla 54’e ulaşırken, bu projelere sağlanan toplam destek 72 milyon TL oldu. Avrupa Birliği Çerçeve Programları kapsamında desteklenen proje sayısı ise yüzde 67 yükseldi. Burcu Alkan Bilir, bir Ar-Ge projesinin yalnızca teknik başarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi: “Bir projenin teknik açıdan başarıyla tamamlanması son derece değerli. Ancak teknolojinin kullanıcıya ulaşması, satışa dönüşmesi ve sürdürülebilir bir iş modeline kavuşması da gerekiyor. Firmalarımızın proje aşamasından ticarileşmeye kadar uzanan yolculuğunda yanlarında olmaya çalışıyoruz.” Mikro ve küçük şirketlerin teknoloji üretiminde hızlı hareket edebildiğini belirten Alkan Bilir, bu firmaların destek ihtiyaçlarının da büyük şirketlerden farklılaştığını ifade etti: “Genç teknoloji şirketleri yenilik üretme konusunda son derece hızlı ve çevik olabiliyor. Ancak finansman, mevzuat, nitelikli insan kaynağı ve pazara erişim konularında daha fazla yönlendirmeye ihtiyaç duyabiliyorlar. Sunduğumuz hizmetleri bu ihtiyaçları dikkate alarak geliştirmeye çalışıyoruz.” Gazi Teknopark Firmalarının Cirosu 12,2 Milyar Liraya Yükseldi Ar-Ge projelerinde yaşanan büyüme, Gazi Teknopark firmalarının ticari performansına da yansıdı. Toplam cirodaki %91’lik ve yurt içi satışlardaki %138’lik artış, Gazi Teknopark firmalarının geliştirdikleri teknoloji ve yenilikçi çözümleri başarıyla ticarileştirdiğini, iç pazardaki rekabet gücünü önemli ölçüde artırdığını göstermektedir. İç pazardaki büyümenin önemli bir başarı olduğunu belirten Burcu Alkan Bilir, ihracat verilerinin gelecek dönemin önceliklerinden birini ortaya çıkardığını söyledi: “Firmalarımızın yurt içi satışlarındaki artış, geliştirilen ürün ve hizmetlerin pazarda karşılık bulduğunu gösteriyor. Ancak bu büyümeyi uluslararası pazarlara da taşımamız gerekiyor. Londra, Amsterdam ve Dubai’de yürüttüğümüz çalışmaların temel hedeflerinden biri, firmalarımızın yeni pazarlara erişimini kolaylaştırmak.” Dört Kıtaya Uzanan Küresel Ağ: Amsterdam, Londra, Dubai ve Yakında Singapur Gazi Teknopark, firmalarının uluslararası müşterilere, yatırımcılara ve iş ortaklarına ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla yurt dışı irtibat ofisleri üzerinden yeni bir yapılanma oluşturdu. Amsterdam İrtibat Ofisi aracılığıyla 2025 yılında düzenlenen sektörel ticaret heyetine altı teknoloji firması katıldı. Program kapsamında saha ziyaretleri, Batı Avrupa pazarına giriş eğitimleri ve firmalar arası görüşmeler gerçekleştirildi. Programa katılan Gazi Teknopark firmalarından biri, Hollanda merkezli bir telekomünikasyon ve ağ altyapısı şirketiyle iş ortaklığı geliştirdi. Taraflar arasındaki görüşmeler sözleşme aşamasına kadar ilerledi. Londra İrtibat Ofisinin desteğiyle bölgede faaliyet gösteren bir bilişim eğitim firması, Birleşik Krallık’ta ofis açarak hedef pazarda doğrudan çalışmaya başladı. Gazi Teknopark’ın üçüncü yurt dışı irtibat noktası ise 24 Ekim 2025 tarihinde Dubai’de faaliyete geçirildi. Dubai ofisiyle firmaların Orta Doğu pazarına girişinin kolaylaştırılması, yeni iş bağlantılarının kurulması ve yerel mevzuata ilişkin destek sağlanması hedeflendi. Uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda yeni yurt dışı irtibat noktaları ve ticari heyet programları üzerinde çalışmalarını sürdürüyoruz. Bu kapsamda, farklı lokasyonlarda yeni uluslararası iş birlikleri ve projelerin kısa süre içerisinde hayata geçirilmesi planlıyoruz. Burcu Alkan Bilir, yurt dışı ofislerin yalnızca kurumsal temsil noktaları olarak görülmediğini vurguladı: “Uluslararası irtibat ofislerimizi yalnızca iletişim kurulan noktalar olarak değerlendirmiyoruz. Firmalarımızı yeni müşterilerle, yatırımcılarla ve iş ortaklarıyla buluşturan aktif iş geliştirme merkezlerine dönüştürmek istiyoruz.” Gazi BİGG Anahtar Programıyla 92 Girişimci Şirketleşti Gazi Teknopark’ın teknoloji girişimciliğine yönelik en önemli çalışmalarından biri, TÜBİTAK 1812 Teknogirişim Sermaye Desteği kapsamında yürütülen Gazi BİGG Anahtar Programı oldu. Programda teknoloji tabanlı iş fikri bulunan girişimcilere iş modeli oluşturma, finansal planlama, iş planı hazırlama ve teknoloji girişimciliği alanlarında eğitim verildi. Girişimciler aynı zamanda birebir mentorluk desteğinden yararlandı. Son yedi yılda programa katılan 92 girişimci, TÜBİTAK’tan toplam yaklaşık 33 milyon liralık hibe desteği almaya hak kazanarak şirketini kurdu. 2025 yılında yaklaşık 45 girişimci adayı programa başvurdu. Ön değerlendirmeyi geçen 16 girişimciye çevrim içi eğitim ve mentorluk desteği sağlandı. Sürecin sonunda dört girişimci TÜBİTAK 1812 desteği almaya hak kazandı. Gazi Üniversitesinden bir akademisyen ile bir öğrenci de 2025 yılında program kapsamında destek alan isimler arasında yer aldı. Burcu Alkan Bilir, girişimcilerin şirketleşmeden önce iş fikirlerini kapsamlı biçimde değerlendirmelerinin önemli olduğunu belirtti: “Bir iş fikrinin bulunması tek başına yeterli değil. Fikrin hangi sorunu çözdüğünün, hedef kitlesinin kim olduğunun ve nasıl gelir üreteceğinin doğru biçimde belirlenmesi gerekiyor. Ön kuluçka ve BİGG programlarımızla girişimcilerin şirketleşmeden önce daha sağlam bir temel oluşturmasına yardımcı oluyoruz.” Ön Kuluçkadan 20 Yeni Şirket Doğdu Gazi Teknopark’ın ön kuluçka hizmetlerinden yararlanan girişimci sayısı yüzde 59 oranında artış gösterdi. Ön kuluçka sürecini tamamlayan girişimcilerden 20’si şirketleşirken üç girişim TÜBİTAK BİGG desteği almaya hak kazandı. Bu girişimlere toplam 2,7 milyon lira fon sağlandı. Kuluçka merkezinden mezun olan firma sayısı yüzde 47 oranında artış gösterdi. Mezun olduktan sonra Gazi Teknopark bünyesinde faaliyetlerini sürdürmeyi seçen firmaların oranı yüzde 33 olarak gerçekleşti. Kuluçka firmalarının toplam cirosu bir önceki seneye kıyasla yüzde 83 oranında arttı. Ar-Ge harcamalarının ciro içerisindeki payı ise yüzde 32’den yüzde 44’e çıktı. Bu sonuçlar, kuluçka programlarının yalnızca eğitim ve danışmanlık hizmeti sunmadığını; yeni şirketlerin kurulmasına, gelir elde etmesine ve Ar-Ge yatırımlarını büyütmesine doğrudan katkı sağladığını gösterdi. Teknoloji Firmaları Kamu Pazarına Açılıyor Gazi Teknopark, bölgede geliştirilen yerli teknoloji ürünlerinin kamu kurumlarına ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla Devlet Malzeme Ofisi ile Tekno Katalog Platformu çalışmalarını yürüttü. 2025 yılında 70 teknoloji firmasıyla birebir görüşme gerçekleştirildi. Firmaların ürünleri, teknik yeterlilikleri ve kamu ihtiyaçlarına cevap verebilme kapasiteleri değerlendirildi. Yapılan çalışmaların ardından dört firma Devlet Malzeme Ofisi katalog sürecine dâhil edildi. Technomedicare tarafından geliştirilen yerli ve millî Scop-er Video Laringoskop cihazı, platform üzerinden kamu kurumlarına satıldı. BenimPOS firmasının geliştirdiği yazılım çözümleri de Tekno Katalog Platformu’nda yerini aldı. Devlet Malzeme Ofisi ile yürütülen çalışmaların organizasyonunda aktif sorumluluk üstlenen Burcu Alkan Bilir, firmaların teknik ve mevzuata ilişkin hazırlıklarının tamamlanması, ihtiyaçlarının belirlenmesi ve gerekli eğitimlerin düzenlenmesi süreçlerinde görev aldı. Alkan Bilir, kamu pazarına erişimin yerli teknoloji üretiminin sürdürülebilirliği açısından önem taşıdığını belirtti: “Bir teknoloji firmasının geliştirdiği ürünün kamu kurumlarının ihtiyacını karşılaması hem şirketin büyümesine hem de yerli teknoloji kullanımının yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Firmalarımızın kamu pazarına erişimini kolaylaştıran modelleri geliştirmeye devam edeceğiz.” Gazi Teknopark’ın Elektrik İhtiyacının Yüzde 32’si Güneşten Karşılanıyor Gazi Teknopark, sürdürülebilirlik ve yenilenebilir enerji çalışmalarını yalnızca desteklediği projelerle sınırlı tutmuyor. Bölgenin kendi enerji ihtiyacının önemli bir bölümü güneş enerjisi santrallerinden karşılanıyor. GES-I ve GES-II sistemlerinde 2025 yılında toplam 384 bin kilovatsaatin üzerinde elektrik üretildi. Bu üretim, Gazi Teknopark binasının toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 32’sini karşıladı. Güneş enerjisi sistemlerinden elde edilen ekonomik katkı 2 milyon lirayı aşarken performans kaybı yaşayan santralin yenilenmesi ve kapasitesinin artırılması için yaklaşık 10 milyon 156 bin liralık yatırım gerçekleştirildi. Gazi Teknopark bünyesindeki mikroşebeke ve batarya depolama altyapısının, enerji ve yazılım firmaları tarafından geliştirilecek yeni projelerde uygulama ve demonstrasyon alanı olarak kullanılması için de çalışmalar başlatıldı. Burcu Alkan Bilir, sürdürülebilirlik hedeflerinin kurumun kendi faaliyetlerine de yansıması gerektiğini söyledi: “Teknoloji geliştiren bir kurumun sürdürülebilirliği yalnızca anlatması yeterli değil. Kendi enerji tüketiminde ve kurumsal faaliyetlerinde de uygulanabilir çözümler geliştirmesi gerekiyor. Güneş enerjisi ve depolama altyapımızı aynı zamanda yeni projeler için bir uygulama alanına dönüştürmek istiyoruz.” EBYS, E-İmza ve ISO 9001 ile Kurumsallaşma Hızlandı Gazi Teknopark’ın 2025 yılında gerçekleştirdiği dönüşüm yalnızca firma ve proje sayılarıyla sınırlı kalmadı. Kurum içindeki belge, arşiv ve iş süreçleri de dijital ortama taşındı. Elektronik Belge Yönetim Sistemi ve e-imza uygulamasına geçilerek yazışmaların, belge yönetiminin ve arşivleme işlemlerinin daha hızlı ve izlenebilir biçimde yürütülmesi sağlandı. Aynı dönemde ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi Belgesi alındı. Kurumsal süreçler yeniden tanımlanırken görev dağılımları, kayıt altyapısı ve iş akışları standart bir yapıya kavuşturuldu. Gebze Teknik Üniversitesindeki yüksek lisansını 4,00 not ortalamasıyla tamamlayan Burcu Alkan Bilir’in akademik çalışmaları da kurumun kalite ve süreç yönetimi hedefleriyle örtüşüyor. Alkan Bilir, “Proje Yönetiminde Toplam Kalite Yönetiminin Proje Başarısına Etkisi” başlıklı tezinde ekip yönetimi, üst yönetimin katılımı, tedarik süreçleri, performans değerlendirmesi ve müşteri odaklılık gibi unsurların proje başarısına etkisini yaklaşık 600 katılımcıdan elde edilen verilerle inceledi. Alkan Bilir, kurumsallaşmanın görünmeyen ancak kalıcı başarının temelini oluşturan bir çalışma olduğunu ifade etti: “Hızla büyüyen yapılarda süreçlerin kişilere bağlı olmaktan çıkarılması gerekiyor. Ölçülebilir, izlenebilir ve sürekli geliştirilebilir bir sistem kurulmadığında büyümeyi sürdürülebilir hâle getirmek mümkün değil.” Teknoloji Ekosistemi Toplumsal Faydayla Buluştu Gazi Teknopark’ın 2025 yılı çalışmaları arasında eğitim, dayanışma ve toplumsal katılım odaklı projeler de yer aldı. Gölbaşı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü ile yürütülen Kardeş Okul Projesi kapsamında bir ilkokulun eğitim materyali ihtiyaçları karşılandı. Öğrenciler Gazi Teknopark’ta ağırlanarak teknoloji firmalarını ziyaret etti ve geliştirilen projeleri yakından tanıma imkânı buldu. Kadınların üretimlerini daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla Kadın El Emeği Alışveriş Festivali düzenlendi. LÖSEV ile gerçekleştirilen çalışmalarda ise vakfın faaliyetlerinin tanıtılmasına ve ürünlerinin sergilenmesine destek verildi. Gazi Teknopark’ın sosyal sorumluluk faaliyetlerinde aktif rol üstlenen Burcu Alkan Bilir; LÖSEV iş birlikleri, ağaçlandırma çalışmaları ve Kardeş Okul Projesi’nin organizasyon süreçlerinde görev aldı. Teknoloji ekosisteminin toplumdan bağımsız düşünülemeyeceğini belirten Alkan Bilir, sosyal sorumluluk anlayışını şu sözlerle anlattı: “Teknoloji insan için üretiliyor. Bu nedenle teknoloji geliştiren kurumların içinde bulundukları toplumla güçlü bir ilişki kurması gerekiyor. Çocukların bilim ve teknolojiyle daha erken yaşlarda tanışmasını, kadınların üretimlerinin görünür olmasını ve dayanışma kültürünün güçlenmesini önemsiyoruz.” Gazi Teknopark’ın Yeni Dönem Hedefleri Neler? Gazi Teknopark’ın gelecek dönem çalışma programında girişimciliğin güçlendirilmesi, uluslararası pazarlara erişim ve kurumsal altyapının geliştirilmesi öne çıkıyor. Gazi BİGG Anahtar Programı’ndan daha fazla girişimcinin yararlanması, yurt dışı irtibat ofislerinin firma satışlarına daha güçlü katkı sunması ve teknoloji şirketlerine yönelik eğitim programlarının artırılması hedefleniyor. Firmaların marka değerlerinin geliştirilmesi, yeni iş birliklerinin kurulması, güneş enerjisi kapasitesinin büyütülmesi ve bina iyileştirme çalışmalarının sürdürülmesi de gelecek dönemin öncelikleri arasında bulunuyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bölge dışı kuluçka merkezi düzenlemesi kapsamında Bölge dışında yeni bir Girişim Ofisinin faaliyete geçirilmesine yönelik çalışmalar da devam ediyor. Burcu Alkan Bilir, yeni dönem hedeflerinin merkezinde Gazi Üniversitesinin akademik gücüyle teknoloji girişimciliğinin daha fazla buluşturulmasının bulunduğunu söyledi: “Daha fazla öğrencinin, akademisyenin ve girişimcinin teknoloji tabanlı iş fikirlerini hayata geçirmesine destek olmak istiyoruz. Firmalarımızın yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası pazarlarda da sürdürülebilir biçimde büyümesini hedefliyoruz.” Yaklaşık 20 bin metrekarelik bir alanda başlayan teknoloji yolculuğu bugün yüzlerce firma, binlerce çalışan ve milyarlarca liralık Ar-Ge projesiyle devam ediyor. Gazi Teknopark’ın gelecekteki başarısı ise yalnızca ulaşılan rakamlarla değil; geliştirilen teknolojilerin nitelikli istihdama, ihracata, çevresel sürdürülebilirliğe ve toplumsal faydaya ne ölçüde dönüştürülebildiğiyle belirlenecek. YAZI :2 Burcu Alkan Bilir: “Teknoloji Üretmek Kadar O Teknolojinin Önünü Açmak Da Önemli” Türkiye’nin teknoloji yolculuğunda çoğu zaman geliştirilen ürünler, alınan patentler, yatırım miktarları ve başarıya ulaşan girişimler konuşuluyor. Ancak bir fikrin projeye, projenin ürüne, ürünün de ekonomik değere dönüşebilmesi için perde arkasında çok güçlü bir yönetim ve koordinasyon mekanizmasının çalışması gerekiyor. Gazi Üniversitesinin akademik gücüyle 2008 yılında Gazi Üniversitesi ve Hacı Bayram Veli Üniversitesi Gölbaşı Yerleşkesi’nde faaliyete başlayan Gazi Teknopark, bugün yüzlerce teknoloji firmasının, girişimcinin, akademisyenin ve Ar-Ge çalışanının bir araya geldiği önemli bir teknoloji ekosistemi hâline gelmiş durumda. Bu ekosistemin yönetim tarafında görev yapan isimlerden biri de Gazi Teknopark İşletme Direktörü Burcu Alkan Bilir. Proje yönetimi, toplam kalite yönetimi, Ar-Ge destekleri, teknopark mevzuatı, kurumsallaşma ve iş geliştirme alanlarında deneyim kazanan Alkan Bilir, Ekim 2022’de İş Geliştirme Uzmanı olarak başladığı Gazi Teknopark yolculuğunu Ocak 2025’ten itibaren İşletme Direktörü olarak sürdürüyor. Doğayı Dinle Genel Yayın Yönetmeni Nizamettin Bilici, Burcu Alkan Bilir ile kariyer yolculuğunu, Gazi Teknopark’ın 2025 performansını, girişimcilerin karşılaştığı güçlükleri ve teknoloji ekosisteminin geleceğini konuştu. “Kariyerinizin Bugünkü Noktaya Ulaşmasında Hangi Deneyimler Belirleyici Oldu? Nizamettin Bilici: Burcu Hanım, eğitim ve kariyer geçmişinize baktığımızda işletme, bilişim, proje yönetimi, kalite sistemleri ve Ar-Ge gibi birçok alanın bir araya geldiğini görüyoruz. Bu yolculuk nasıl başladı? Burcu Alkan Bilir: Eğitim hayatımın başından itibaren işletme ile teknolojinin birbirinden ayrı düşünülmemesi gerektiğine inandım. Lise eğitimimi Bilişim Teknolojileri alanında tamamladıktan sonra Mersin Üniversitesi İşletme Bilgi Yönetimi Bölümünde lisans eğitimi aldım. İşletme Bilgi Yönetimi, teknoloji ile yönetim bilimlerini bir araya getiren bir alan. Bu eğitim bana yalnızca işletmelerin nasıl yönetildiğini değil, bilginin, teknolojinin ve süreçlerin nasıl yönetilmesi gerektiğini de gösterdi. Üniversite döneminde Polonya’daki Radom Ekonomi Akademisinde İngilizce işletme eğitimi alma fırsatı buldum. Farklı bir ülkede eğitim görmek, farklı çalışma kültürlerini tanımam ve dünyaya daha geniş bir perspektiften bakabilmem açısından önemliydi. Daha sonra Gebze Teknik Üniversitesinde işletme alanında yüksek lisans yaptım. Yüksek lisansımı 4,00 not ortalamasıyla tamamladım. Tez çalışmamda ise proje yönetiminde toplam kalite yönetiminin proje başarısına etkisini araştırdım. Yaklaşık 600 kişinin katıldığı araştırmada proje yöneticileri, ekip üyeleri, üst yönetim, tedarikçiler, müşteri odaklılık ve performans değerlendirme sistemleri arasındaki ilişkiyi incelemeye çalıştım. Bu çalışma, bugün yaptığım işe bakışımı da önemli ölçüde şekillendirdi. Çünkü başarılı bir proje yalnızca iyi bir fikirden oluşmuyor. İyi planlama, doğru iletişim, zaman yönetimi, insan kaynağı, kalite anlayışı ve güçlü bir takip mekanizması da gerekiyor. “Teknolojik Bir Ürünün Fikirden Pazara Ulaşan Bütün Süreçlerini Görme Fırsatım Oldu” Nizamettin Bilici: Gazi Teknopark öncesinde teknoloji ve sanayi şirketlerinde farklı görevler üstlendiniz. Bu deneyimler size neler kazandırdı? Burcu Alkan Bilir: Kariyerimin ilk dönemlerinde robot teknolojileri ve makine sektörlerinde proje yönetimi, Ar-Ge, belgelendirme ve teşvik süreçlerinde görev aldım. İlk çalıştığım yerde teknolojik ürünlerin malzeme listelerinden patent ve tasarım tescil işlemlerine, CE belgelendirmesinden test süreçlerine kadar birçok çalışmanın içinde yer aldım. Bir teknolojinin ortaya çıkmasının tek başına yeterli olmadığını orada çok net gördüm. Ürünün teknik belgelerinin hazırlanması, fikrî ve sınai mülkiyet haklarının korunması, gerekli testlerin yapılması, teşvik mekanizmalarının araştırılması ve belgelendirme süreçlerinin tamamlanması gerekiyor. Keramik Makina’da ise Yönetim Sistemleri Uzmanı olarak TÜBİTAK ve KOSGEB projelerinin takibinde, Ar-Ge merkezi raporlamalarında, teknopark işlemlerinde, süreç yönetiminde ve kalite sistemlerinde görev aldım. ISO 9001, ISO 14001 ve iş sağlığı ve güvenliği sistemleriyle ilgili çalışmalar yürüttüm. Şirket süreçlerinin yazılması, görev tanımlarının hazırlanması, iç tetkiklerin yapılması ve kurumsal hafızanın oluşturulması gibi görevler üstlendim. Bu deneyimler bana teknolojik bir ürünün fikir aşamasından üretime, belgelendirmeden ticarileşmeye kadar uzanan bütün yolculuğunu görme fırsatı verdi. Gazi Teknopark Yolculuğu Nasıl Başladı? Nizamettin Bilici: Gazi Teknopark’a katılmanız ve İşletme Direktörlüğüne uzanan süreciniz nasıl gelişti? Burcu Alkan Bilir: Gazi Teknopark’ta Ekim 2022’de İş Geliştirme Uzmanı olarak göreve başladım. Daha önce hem teknoloji firmalarında hem de teknopark süreçlerinde çalışmış olmam, buradaki görevlerime uyum sağlamamı kolaylaştırdı. İş geliştirme uzmanlığı döneminde firmaların günlük taleplerinden yıllık faaliyet raporlarının kontrolüne, personel ve akademisyen görevlendirme işlemlerinden muafiyet raporlarına kadar oldukça geniş bir çalışma alanım vardı. Firmaların 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında yürütmesi gereken işlemlerin kontrolü, Ar-Ge projelerinin takibi, kamu destekleri, ihracat bilgileri, akademik yayınlar, fikrî ve sınai mülkiyet çalışmaları ile personel süreçleri görev alanlarımız arasındaydı. Ayrıca Devlet Malzeme Ofisi çalışmaları, Girişim Sermayesi Yatırım Fonu bilgilendirmeleri, firmaların ihtiyaç duyduğu eğitimlerin düzenlenmesi ve sosyal sorumluluk projelerinin organizasyonu gibi çalışmalarda görev aldım. Ocak 2025 itibarıyla İşletme Direktörlüğü görevine başladım. Bu görevle birlikte hem günlük operasyonların hem de kurumun uzun vadeli hedeflerinin koordinasyonunda daha geniş bir sorumluluk üstlendim. “Teknopark Yönetimi Yalnızca Ofis Tahsis Etmekten İbaret Değil” Nizamettin Bilici: Teknoparkların kamuoyunda genellikle firmalara çalışma alanı sağlayan yapılar olduğu düşünülüyor. Bir teknopark yönetiminin görünmeyen tarafında neler var? Burcu Alkan Bilir: Teknopark yönetimi yalnızca firmalara ofis tahsis etmekten ibaret değil. Teknoloji geliştirme bölgeleri çok yönlü ve dinamik yapılardır. Bir tarafta akademisyenler, öğrenciler ve girişimciler bulunuyor. Diğer tarafta teknoloji firmaları, kamu kurumları, yatırımcılar, üniversiteler ve uluslararası iş ortakları yer alıyor. Bizim görevimiz; firmaların faaliyetlerini ilgili mevzuata uygun şekilde yürütmelerini sağlamak, Ar-Ge projelerini etkin biçimde takip etmek, teşviklerden doğru ve etkin şekilde yararlanmalarına rehberlik etmek, karşılaştıkları sorunlara çözüm üretmek ve geliştirdikleri teknolojilerin ticarileşme süreçlerine katkı sunmak. Bir girişimci çok güçlü bir teknoloji geliştirebilir. Ancak mevzuat, raporlama, finansman veya pazara erişim konularında desteğe ihtiyaç duyabilir. Teknopark yönetiminin temel işlevlerinden biri, girişimcinin önündeki bu engelleri azaltmaktır. Teknoloji üretmek kadar o teknolojinin önünü açmak da önemlidir. Gazi Teknopark 2025 Yılını Nasıl Geçirdi? Nizamettin Bilici: Paylaşılan değerlendirmelere göre 2025, Gazi Teknopark açısından önemli bir büyüme yılı oldu. Bu dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz? Burcu Alkan Bilir: 2025 yılı Gazi Teknopark açısından hem büyümenin hem de kurumsal gelişimin öne çıktığı bir dönem oldu. Gazi Teknopark bugün yaklaşık 20 bin metrekare kapalı alanda, 180’in üzerinde teknoloji firmasına ev sahipliği yapıyor. Yaklaşık 1.400 Ar-Ge, yazılım, tasarım ve destek personeli burada görev yapıyor. Kuruluşumuzdan bugüne kadar 2 binin üzerinde proje Gazi Teknopark bünyesinde yürütüldü. Bölgenin doluluk oranının neredeyse yüzde 100, toplam kiralanabilir alanımızın neredeyse tamamı kullanılıyor. Ancak bizim için büyüme yalnızca firma sayısının artması anlamına gelmiyor. Firmaların daha nitelikli projeler geliştirmesi, istihdam oluşturması, ürünlerini ticarileştirmesi ve uluslararası pazarlara açılması da büyümenin önemli parçalarıdır. Ar-Ge Projelerinin Bütçesi 44,4 Milyar Liraya Yükseldi Nizamettin Bilici: Gazi Teknopark’ın Ar-Ge proje verilerinde dikkat çekici bir artış görülüyor. Bu artışı nasıl okumak gerekiyor? Burcu Alkan Bilir: 2025 yılında yürütülen Ar-Ge proje sayısı, yüzde 12 oranında artış gösterdi. Daha dikkat çekici gelişmelerden biri ise projelerin toplam bütçesin yaklaşık 4 kat oranında artması oldu. Ticarileşen, yani satışı gerçekleştirilmiş proje sayısının yüzde 17 oranında artması da bizim açımızdan önemli bir gösterge oldu. Çünkü Ar-Ge faaliyetlerinin nihai hedeflerinden biri, geliştirilen teknolojinin insanlara ulaşması ve ekonomik değere dönüşmesidir. TÜBİTAK desteklerinden yararlanan proje sayısının artması, Avrupa Birliği programlarından desteklenen projelerin çoğalması ve firmalar arasındaki iş birliği ağlarının genişlemesi de ekosistemin geliştiğini gösteriyor. Bölge içinde iş birliği yapılan kurum sayısının yaklaşık 4 kat artması, yurt dışında iş birliği yapılan kurum sayısının ise yaklaşık 5 kat artması, teknoloji üretiminde ortak çalışma kültürünün güçlendiğine işaret ediyor. Gazi Teknopark’ta Hangi Sektörler Öne Çıkıyor? Nizamettin Bilici: Gazi Teknopark’ın firma profiline bakıldığında hangi sektörler ağırlık kazanıyor? Burcu Alkan Bilir: Yazılım, bilimsel araştırma, mühendislik ve teknoloji tabanlı faaliyetler ekosistemimizin temelini oluşturuyor. 2025 değerlendirmesinde aktif olarak incelenen firmaların önemli bir bölümünün bilgisayar programlama ve danışmanlık alanında çalıştığı görülüyor. Yazılım, Ar-Ge ve mühendislik alanındaki firmalar toplam yapının yaklaşık yüzde 76’sını oluşturuyor. Firmalarımızın yüzde 97’sinin mikro ve küçük ölçekli işletmelerden oluşması da önemli bir gösterge. Bu yapı, Gazi Teknopark’ın büyüme potansiyeli taşıyan genç teknoloji şirketleri ve girişimler için önemli bir merkez olduğunu gösteriyor. Mikro ve küçük işletmeler yenilik üretme konusunda son derece hızlı ve çevik olabiliyor. Ancak finansmana, nitelikli insan kaynağına, mevzuat desteğine ve pazara erişime daha fazla ihtiyaç duyabiliyorlar. Biz de sunduğumuz hizmetleri bu ihtiyaçları dikkate alarak geliştirmeye çalışıyoruz. “Şirket Kurmak Değil, Doğru Fikri İnşa Etmek Önceliğimiz.” Nizamettin Bilici: Girişimcilere yönelik ön kuluçka ve kuluçka programlarında nasıl bir süreç uygulanıyor? Burcu Alkan Bilir: Bir fikri olan herkesin hemen şirket kurması gerekmiyor. Öncelikle fikrin teknolojik, ticari ve uygulanabilirlik açısından değerlendirilmesi gerekiyor. Ön kuluçka programları tam olarak bu noktada devreye giriyor. Girişimciler burada iş modellerini oluşturuyor, hedef pazarlarını tanıyor, müşteri ihtiyaçlarını analiz ediyor ve fikirlerinin güçlü ve zayıf yönlerini görme fırsatı buluyor. 2025 yılında ön kuluçka hizmetlerinden yararlanan girişimci sayısı 174’e ulaştı. Bu girişimcilerden 20’si şirketleşti. Üç girişim ise TÜBİTAK BİGG desteği almaya hak kazandı. Kuluçkadan mezun olan firma sayısının yüzde 47 oranında artması, girişimlerin büyüme kapasitesi açısından önemli bir gelişme oldu. Kuluçka firmalarının toplam cirosunun yaklaşık yüzde 83 oranında artması, bu programların yalnızca eğitim vermediğini, aynı zamanda somut ekonomik değer de ürettiğini gösteriyor. Gazi BİGG Anahtar Programı Girişimcilere Ne Sağlıyor? Nizamettin Bilici: Gazi BİGG Anahtar Programı’nın Gazi Teknopark ekosistemindeki yeri nedir? Burcu Alkan Bilir: Gazi BİGG Anahtar Programı, teknoloji tabanlı iş fikri bulunan girişimcilerin şirketleşmesini destekleyen en önemli programlarımızdan biri. Program kapsamında girişimcilere teknoloji girişimciliği, iş modeli oluşturma, iş planı hazırlama ve finansal planlama gibi alanlarda eğitimler veriliyor. Girişimciler birebir mentorluk desteğinden de yararlanıyor. Son yedi yıllık dönemde 92 girişimci, TÜBİTAK’tan yaklaşık 33 milyon liralık destek almaya hak kazanarak şirketlerini kurdu. 2025 yılında yaklaşık 45 girişimci adayı programa iş fikriyle başvurdu. Ön değerlendirmeyi geçen 16 girişimciye eğitim ve mentorluk desteği sağlandı. Sürecin sonunda dört girişimci TÜBİTAK 1812 desteğine hak kazandı. Bu sonuçlar, doğru yönlendirme ve mentorluk sağlandığında üniversitelerde ve toplumda bulunan fikirlerin başarılı teknoloji girişimlerine dönüşebildiğini gösteriyor. Devlet Malzeme Ofisi Çalışmaları Neden Önemli? Nizamettin Bilici: Devlet Malzeme Ofisi ile yürütülen çalışmaların da sorumluluk alanınızda olduğu görülüyor. Tekno Katalog sistemi firmalara nasıl bir imkân sağlıyor? Burcu Alkan Bilir: Teknoloji firmalarının en önemli sorunlarından biri, geliştirdikleri ürünü doğru müşteriye ulaştırabilmek. Özellikle kamu kurumlarının ihtiyaç duyabileceği yerli ve millî teknoloji ürünlerinin kamu pazarına erişmesi hem firmalar hem de ülkemizin teknolojik bağımsızlığı açısından büyük önem taşıyor. Devlet Malzeme Ofisi ile yürütülen Tekno Katalog Platformu çalışmaları kapsamında 2025 yılında 70 firmayla görüşme gerçekleştirildi. Firmaların ürünleri ve teknik yeterlilikleri değerlendirildi. Bu çalışmalar sonucunda dört firma katalog sürecine dâhil edildi. Technomedicare tarafından geliştirilen yerli ve millî Scop-er Video Laringoskop cihazının kamu kurumlarına satış gerçekleştirmesi, bu sürecin somut örneklerinden biri oldu. BenimPOS firmasının yazılım çözümleri de platforma dâhil edildi. Buradaki hedef, firmalarımızın yalnızca ürün geliştirmesi değil, geliştirdikleri ürünleri sürdürülebilir bir ticari modele dönüştürebilmeleridir. Londra, Amsterdam ve Dubai'nin Ardından Yeni Hedefimiz Singapur Nizamettin Bilici: Gazi Teknopark’ın uluslararasılaşma stratejisinde Londra, Amsterdam ve Dubai irtibat ofisleri öne çıkıyor. Bu ofislerin temel amacı nedir? Burcu Alkan Bilir: Teknoloji firmalarının büyümesi için yalnızca Türkiye pazarına bağlı kalmaması gerekiyor. Firmalarımızın uluslararası pazarlara açılması, yeni müşteriler bulması, yatırımcılarla tanışması ve küresel iş birlikleri geliştirmesi büyük önem taşıyor. Amsterdam İrtibat Ofisimiz üzerinden düzenlenen sektörel ticaret heyetine altı teknoloji firması katıldı. Programda saha ziyaretleri, Batı Avrupa pazarına giriş eğitimleri ve firmalar arası görüşmeler gerçekleştirildi. Heyete katılan firmalarımızdan biri, Hollanda merkezli bir telekomünikasyon ve ağ altyapısı firmasıyla iş ortaklığı geliştirdi ve görüşmeler sözleşme aşamasına ulaştı. Londra İrtibat Ofisimiz üzerinden bir bilişim eğitim firmamız Birleşik Krallık’ta ofis açarak doğrudan faaliyet göstermeye başladı. 24 Ekim 2025’te faaliyete geçen Dubai İrtibat Ofisimiz ise firmalarımıza Orta Doğu pazarına erişim, pazar araştırması, yerel mevzuat ve iş geliştirme konularında destek sağlamayı amaçlıyor. Bu ofisleri yalnızca fiziksel irtibat noktaları olarak değil, firmalarımızın küresel pazarlara açılmasını destekleyen iş geliştirme merkezleri olarak görüyoruz. Uluslararasılaşma vizyonumuz doğrultusunda yeni yurt dışı irtibat noktaları ve ticari heyet programları üzerinde çalışmalarımız sürüyor. Bu kapsamda, Londra, Amsterdam ve Dubai'nin ardından Singapur'da yeni bir irtibat noktası oluşturmayı hedefliyoruz. Gazi Teknopark’ın Elektriğinin Yüzde 32’si Güneşten Nizamettin Bilici: Doğayı Dinle olarak özellikle dikkat çekmek istediğimiz alanlardan biri de Gazi Teknopark’ın güneş enerjisi yatırımı. Bu konuda neler yapılıyor? Burcu Alkan Bilir: Teknoloji geliştirme bölgelerinin yalnızca sürdürülebilirlik projelerine ev sahipliği yapması değil, kendi faaliyetlerinde de sürdürülebilir uygulamalar geliştirmesi gerektiğine inanıyoruz. Gazi Teknopark bünyesinde 2015 yılından bu yana GES-I ve GES-II güneş enerjisi santralleri işletiliyor. 2025 yılında iki sistemden toplam 384 bin 207 kilovatsaatin üzerinde elektrik üretildi. Bu üretim, Teknopark binasının toplam enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 32’sini karşıladı. Güneş enerjisi sistemlerinin yenilenmesi ve kapasitesinin artırılması için önemli bir yatırım gerçekleştirildi. Bunun yanında mikroşebeke ve batarya depolama sistemimizin, firmalarımızın geliştireceği projeler için bir uygulama ve demonstrasyon alanına dönüştürülmesine yönelik çalışmalarımız da devam ediyor. Enerji verimliliğini yalnızca maliyetleri azaltan bir unsur olarak değil, geleceğe karşı taşıdığımız sorumluluğun bir parçası olarak görüyoruz. Kurumsallaşmada EBYS, E-İmza Ve ISO 9001 Dönemi Nizamettin Bilici: 2025 yılında Gazi Teknopark’ın kurumsal yapısında hangi değişiklikler gerçekleştirildi? Burcu Alkan Bilir: Hızla büyüyen bir kurumda süreçlerin kişilere bağlı olmaktan çıkarılması ve kurumsal bir sisteme dönüştürülmesi gerekiyor. Bu kapsamda Elektronik Belge Yönetim Sistemi ve e-imza uygulamasına geçtik. Kurum içi yazışmaları, belge yönetimini ve arşivleme süreçlerini elektronik ortama taşıdık. Aynı zamanda ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi Belgesi alındı. Süreç dokümanları, görev tanımları ve kayıt altyapısı oluşturuldu. Toplam kalite yönetimi üzerine akademik çalışma yapmış biri olarak, sürdürülebilir başarının ancak ölçülebilir, takip edilebilir ve sürekli geliştirilebilir süreçlerle mümkün olduğuna inanıyorum. Kurumsallaşma bazen dışarıdan görünmeyebilir. Ancak firmalara daha hızlı ve daha kaliteli hizmet sunabilmenin temelinde güçlü bir kurumsal sistem bulunur. Sadece Teknoloji Değil, Toplumsal Değer de Üretiyoruz Nizamettin Bilici: Gazi Teknopark’ın Kardeş Okul, LÖSEV ve kadın emeğine yönelik projeleri de bulunuyor. Sosyal sorumluluk çalışmalarına nasıl yaklaşıyorsunuz? Burcu Alkan Bilir: Teknoloji insan için üretiliyor. Bu nedenle teknoloji geliştiren kurumların toplumdan kopuk olması düşünülemez. Gölbaşı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle yürüttüğümüz Kardeş Okul Projesi kapsamında bir ilkokulun ihtiyaçlarını belirledik ve eğitim materyalleri sağladık. Öğrencilerimizi Gazi Teknopark’ta ağırlayarak teknoloji firmalarını ziyaret etmelerini ve farklı meslekleri tanımalarını sağladık. Kadın El Emeği Alışveriş Festivali ile kadınların üretimlerinin görünür olmasına katkı sunmaya çalıştık. LÖSEV ile yürütülen faaliyetlerde ise farkındalık oluşturmayı ve vakfın çalışmalarına destek vermeyi amaçladık. Sosyal sorumluluk projelerini kurum çalışmalarımızın dışında kalan faaliyetler olarak görmüyoruz. Bunları kurumsal kimliğimizin ve toplumla kurduğumuz bağın önemli bir parçası olarak değerlendiriyoruz “Disiplinli Çalışmaya ve Detayları Takip Etmeye Önem Veriyorum” Nizamettin Bilici: Kendinizi nasıl bir yönetici olarak tanımlarsınız? Burcu Alkan Bilir: İşini severek yapan, disiplinli çalışan ve ayrıntıları önemseyen biriyim. Teknoloji geliştirme bölgelerinde süreçlerin çok dikkatli takip edilmesi gerekiyor. Küçük gibi görünen bir eksiklik, bir firmanın teşviklerden yararlanmasını, personel işlemlerini veya proje süreçlerini etkileyebilir. Bu nedenle iş takibi ve ekip içi iletişim benim için çok önemli. Yöneticiliği yalnızca görev dağıtmak olarak görmüyorum. Ekipteki insanların bilgi ve deneyimlerinden yararlanmak, sorunları birlikte değerlendirmek ve ortak çözüm üretmek gerektiğine inanıyorum. Yeni şeyler öğrenmeye ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Çünkü teknoloji ekosisteminde çalışan bir yöneticinin hem mevzuatı hem girişimcilik dünyasını hem de yeni teknolojileri sürekli takip etmesi gerekiyor. Gazi Teknopark’ın Gelecek Hedefleri Neler? Nizamettin Bilici: Önümüzdeki dönemde Gazi Teknopark’ın öncelikleri neler olacak? Burcu Alkan Bilir: Öncelikli hedeflerimizden biri Gazi BİGG Anahtar Programı’ndaki başarıyı artırarak sürdürmek. Daha fazla öğrencinin, akademisyenin ve girişimcinin teknoloji tabanlı iş fikirlerini hayata geçirmesini istiyoruz. Uluslararasılaşma faaliyetlerimizi genişletmek, yurt dışı irtibat ofislerimizin firmalarımıza sağladığı katkıyı artırmak ve yeni pazarlara erişimi kolaylaştırmak da önemli hedeflerimiz arasında. Firmalarımızın ihtiyaç duyduğu eğitim ve iş birliği etkinliklerini çoğaltmayı, marka değerlerini güçlendirmeyi ve geliştirdikleri ürünlerin ticarileşmesine daha fazla destek vermeyi planlıyoruz. Güneş enerjisi kapasitesinin artırılması, bina iyileştirme çalışmalarının sürdürülmesi ve yeni bir Girişim Ofisinin hayata geçirilmesi de üzerinde çalıştığımız başlıklar arasında bulunuyor. Gazi Üniversitesinin akademik gücünü girişimcilik ekosistemiyle daha güçlü biçimde buluşturmak istiyoruz. Başarımızı yalnızca firma veya proje sayısıyla değil; büyüyen şirketler, oluşan istihdam, ticarileşen teknolojiler ve topluma sağlanan katkıyla ölçüyoruz. Teknolojinin Görünmeyen Yönetim Cephesi Burcu Alkan Bilir’in mesleki yolculuğu, Türkiye’deki teknoloji ekosisteminin çoğu zaman gözden kaçan bir yönünü görünür hâle getiriyor. Yeni bir teknoloji geliştirmek kadar o teknolojinin mevzuata uygun biçimde desteklenmesi, fikrî haklarının korunması, belgelendirilmesi, finansmana ulaşması ve doğru pazara taşınması da büyük önem taşıyor. Gazi Teknopark’ın 2025 verileri; firma, proje, bütçe, ticarileşme ve iş birliği alanlarında önemli bir büyümeye işaret ediyor. Ancak rakamların arkasında girişimcilerle tek tek çalışan, süreçleri takip eden ve farklı kurumlar arasında koordinasyon sağlayan bir yönetim emeği bulunuyor. İş geliştirme uzmanlığından İşletme Direktörlüğüne uzanan kariyeriyle Burcu Alkan Bilir, bu yönetim yapısının dikkat çeken temsilcilerinden biri. Gazi Teknopark’ın önündeki yeni sınav ise iç pazarda yakalanan büyümeyi ihracata taşımak, daha fazla girişimin uluslararası başarı elde etmesini sağlamak ve teknoloji üretimini sürdürülebilir bir ekonomik değere dönüştürmek olacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.