Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ar-Ge

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Ar-Ge haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ar-Ge haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eti Bakır, Siirt’te Yerin 669 Metre Altından Türkiye’nin yıllık bakır ihtiyacının %25’ini karşılıyor Haber

Eti Bakır, Siirt’te Yerin 669 Metre Altından Türkiye’nin yıllık bakır ihtiyacının %25’ini karşılıyor

Türkiye’nin yıllık bakır ihtiyacının %25’ini karşılayan Eti Bakır, 8 maden işletmesinde yılda 90 bin ton katot bakır üretiyor. Eti Bakır’ın üretimine önemli destek veren Siirt İşletmesi, 14 bin ton katot bakıra denk gelen 80 bin tonluk bakır konsantresiyle Türkiye’nin bakır ihtiyacına 180 milyon dolarlık katkı sağlıyor. Katma değerli sanayinin öncü şirketlerinden Eti Bakır, Madenköy’de faaliyet gösteren Siirt İşletmesi’nde yılda yaklaşık 1 milyon ton tüvenan cevher çıkarıyor. Bu cevher tesislerde 80 bin ton bakır konsantresi haline getirilerek, katot bakır üretimi için Eti Bakır Samsun İzabe ve Elektroliz Tesisi’ne gönderiliyor. Siirt, yerli maden kaynaklarından ürettiği bakır konsantresiyle Türkiye’ye yıllık 180 milyon dolarlık katkı sağlıyor. ‘YÜKSEK TEKNOLOJİYLE ÜRETİM YAPIYORUZ’ Eti Bakır Siirt İşletmesi İşletme Müdürü Olcay Kotiloğlu, işletmenin hem üretim kapasitesi hem de bölgeye sağladığı ekonomik katkıyla önemli bir merkez olduğuna dikkat çekerek, “Siirt İşletmemiz, yer altı madenciliğindeki özel koşulları ve teknolojik altyapısıyla Eti Bakır bünyesinde önemli bir yere sahip. Türkiye’nin yıllık yaklaşık 500 bin tonluk katot bakır ihtiyacı bulunuyor. Bu ihtiyacın bir kısmının yerli kaynaklardan Siirt’te üretilmesi, ülkemizin dışa bağımlılığının azaltılmasına ve ülke ekonomisine katkı sağlanmasına önemli bir katkı sağlıyor. Bu üretimi gerçekleştirirken teknolojiyi ve iş güvenliğini de en üst seviyede tutmaya çalışıyoruz. Kuyu derinliğimiz 669 metre, kule yüksekliğimiz ise 74,5 metre. Türkiye’de metalik madenlerde dik kule sistemiyle kurulan ilk kuyu sistemine sahibiz. Yer altındaki ekipmanlarımızın büyük bölümünü uzaktan kumandayla çalıştırıyoruz ve cevheri yer altından flotasyon tesisimize konveyör hatlarıyla el değmeden ulaştırıyoruz. Böylece hem güvenli hem de yüksek verimli bir üretim gerçekleştiriyoruz” dedi. 500 MİLYON DOLARLIK YATIRIM Siirt İşletmesi’nde sürdürülen yatırımlara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kotiloğlu, şunları söyledi: “Siirt İşletmemiz, teknolojik altyapısı ve yer altı madenciliğindeki özel koşullarıyla Eti Bakır bünyesinde önemli bir yere sahip. İşletmemizi, Cengiz Holding çatısı altına girdiği 2017 yılından bu yana yaklaşık 500 milyon dolarlık yatırımla güçlendirdik. Yatırım planımızın yüzde 80’lik kısmını tamamladık; kalan yatırımları önümüzdeki yıl tamamlamayı öngörüyoruz. Yatırımlarımızın büyük bölümünü Ar-Ge çalışmaları oluşturuyor. Öte yandan sadece tesise yatırım yapmıyoruz, bölge ekonomisine de katkı sağlıyoruz. Siirt, Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı 2025 yılına yönelik İş Gücü İstatistikleri’ne göre en düşük istihdam oranına sahip dördüncü il konumunda. Biz de yerel istihdamı desteklemek adına işletmemizde görev alan 848 çalışma arkadaşımızın büyük bir bölümünü Siirt’ten istihdam ettik. Yerel ekonominin kalkınması için de çalışmalar yapıyoruz. İhtiyaç duyduğumuz mal ve hizmetlerin büyük bölümünü yerel firmalardan temin ediyoruz. Bu yolla dolaylı istihdamı, yerel firmaları ve bölge ekonomisini güçlendiriyoruz.” 954 BİN AĞAÇ DİKİLDİ, HEDEF 1 MİLYON AĞAÇ Eti Bakır Siirt İşletmesi, üretim faaliyetlerinin yanı sıra çevresel rehabilitasyon çalışmalarını da sürdürüyor. Çorak bir arazide, herhangi bir ağaç kesilmeden faaliyete geçirilen işletmede bugüne kadar 954 bin ağaç dikildi. İşletmede 1 milyon fidan hedefine ulaşılması için çalışmalar devam ediyor. Sürdürülebilirlik yaklaşımı üretim sahasıyla sınırlı olmayan işletmede, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte özellikle kış aylarında olumsuz hava koşullarından etkilenen yaban hayvanlarının beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çalışmalar da gerçekleştiriliyor. Eti Bakır, Siirt İşletmesi’nde yerli kaynakların ekonomiye kazandırılmasını; yüksek teknoloji, iş güvenliği, yerel istihdam, bölgesel tedarik ve çevresel rehabilitasyon çalışmalarıyla birlikte ele alan bütüncül bir madencilik anlayışıyla faaliyetlerini sürdürüyor.

BTSO ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Bursa’yı uygulamalı eğitimin üssü yapıyor Haber

BTSO ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Bursa’yı uygulamalı eğitimin üssü yapıyor

BTSO ve YÖK ortaklığında imzalanan protokolle, işletmelerde mesleki eğitimin yaygınlaştırılması ve yükseköğretim programlarının doğrudan sanayinin ihtiyaçlarına göre güncellenmesi hedefleniyor. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın ev sahipliğinde düzenlenen imza törenine; YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Milletvekilleri Osman Mesten ve Mustafa Yavuz'un yanı sıra kent protokolü, üniversite rektörleri, akademisyenler ve iş dünyası temsilcileri katıldı. “GENÇLERİMİZİ TEORİK EĞİTİMLE SINIRLAMAYALIM” Toplantının açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel rekabette üstünlüğü belirleyen temel unsurun yüksek teknoloji ve güçlü üretim kapasitesinin ötesinde, bu sistemleri sevk ve idare edecek nitelikli insan kaynağı olduğunu söyledi. Eğitimi ekonomik kalkınmanın, üretimin ve rekabet gücünün tam merkezinde gördüklerini belirten Burkay, “Fabrikayı kurabilir, teknolojiyi ithal edebilir ve üretim kapasitenizi katlayabilirsiniz. Ancak o teknolojiyi geliştirecek ve üretimi geleceğe taşıyacak yetişmiş insan kaynağınız yoksa, yapılan yatırımları kalıcı başarılara dönüştüremezsiniz. Gençlerimizin sadece iyi bir teorik eğitim alması yetmiyor; öğrencilik yıllarında üretim ortamını tanımalarını, iş kültürünü öğrenmelerini ve mesleklerini reel sektörün kalbinde deneyimlemelerini hedefliyoruz.” dedi. İşletmede Mesleki Eğitim Modeli ile üniversite ve iş hayatı arasındaki mesafeyi tamamen kaldırdıklarını vurgulayan İbrahim Burkay, yeni nesil fabrikalara eski dünyanın yetkinlikleriyle insan kaynağı yetiştirilemeyeceğinin altını çizdi. Burkay, “Söz konusu modelle öğrencilerimizi mezuniyet sonrasında iş hayatına hazırlamak yerine, eğitimleri devam ederken iş dünyasının bir parçası haline getiriyoruz. Makine değişiyorsa eğitim de değişecek, teknoloji değişiyorsa beceriler de dönüşecek. TÜİK verilerine göre 15-24 yaş grubundaki gençlerimizin yaklaşık yüzde 23’ü ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. Bir tarafta iş gücü piyasasına kazandırmamız gereken gençlerimiz, diğer tarafta bu kaynağa ihtiyaç duyan işletmelerimiz var. Doğru beceriyi, doğru eğitimle ve doğru iş fırsatıyla buluşturmak en temel önceliğimizdir.” ifadelerini kullandı. "GUHEM LİSEMİZİ 15 EYLÜL'DE AÇIYORUZ" BTSO olarak insan kaynağının gelişimini bütüncül bir anlayışla ele aldıklarını hatırlatan Başkan Burkay, BUTGEM, Bursa Model Fabrika, MESYEB, BUTEKOM ve Yeni Nesil Araçlar Mükemmeliyet Merkezi gibi projelerle üretimin ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri şehre kazandırdıklarını söyledi. GUHEM’in ardından eğitim yatırımlarına bir yenisini daha eklediklerini duyuran Burkay, “GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Lisemizi 15 Eylül’de gerçekleştireceğimiz açılış töreniyle ilk öğrencileriyle buluşturuyoruz. YÖK ile imzaladığımız bu protokol ise tüm bu altyapıyı yükseköğretim sistemimizle buluşturan stratejik bir halkadır. Bursa’nın sanayi tecrübesi ile üniversitelerimizin akademik birikimini buluşturan bu vizyoner yaklaşımı için YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve tüm paydaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum.” diye konuştu. “UZATILMIŞ STAJ DEĞİL, ÇALIŞMA HAYATIYLA BÜTÜNLEŞEN BİR MODEL” Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ise uzun yıllardır sürdürülen klasik staj uygulamalarının, öğrencilerin mesleki gelişimini destekleme ve sektörlerin beklentilerini karşılama bakımından artık yeterli olmadığını söyledi. Özvar, “Bu nedenle staj uygulamasını kısa süreli ve sınırlı bir deneyim olmaktan çıkararak eğitim sürecinin bütünleyici bir unsuruna dönüştürüyoruz.” dedi. Yeni uygulamanın “uzatılmış staj” olmadığının altını çizen Özvar, işletmede geçirilen dönemin kredilendirileceğini, ölçme ve değerlendirmeye tabi tutulacağını ve akademik olarak düzenli biçimde izleneceğini belirtti. Özvar, yeni model sayesinde öğrencilerin henüz üniversitedeyken üretim disiplinini, iş sağlığı ve güvenliği kültürünü ve çalışma hayatının işleyişini öğrenme fırsatı bulacağını, işletmelerin de gelecekte istihdam edebilecekleri gençleri mezuniyetlerinden önce yakından tanıyacağını ifade etti. EĞİTİM İLE İŞ GÜCÜ PİYASASI ARASINDAKİ BAĞ GÜÇLENDİRİLECEK Prof. Dr. Özvar, yeni yükseköğretim yaklaşımının temel ayaklarından birinin üniversiteler ile sektörler arasındaki ilişkinin yeniden kurulması olduğunu belirtti. “Üniversite-sektör iş birliğini bir tercihten ziyade sistemin işleyişi bakımından yapısal bir gereklilik olarak değerlendiriyoruz.” diyen Özvar, eğitim sistemi ile iş gücü piyasası arasındaki bağın zayıflamasının hem mezunların istihdama katılmasını güçleştirdiğini hem de sektörlerin nitelikli insan kaynağına erişimini zorlaştırdığını söyledi. Özvar, temel hedeflerini, “Yükseköğretim sistemimizin yetiştirdiği insan kaynağı ile sektörlerin ihtiyaç duyduğu beceriler arasında güçlü, kalıcı ve sürdürülebilir bir uyum oluşturmak” sözleriyle açıkladı. Özvar, “Sektör temsilcilerinin programların müfredatlarının güncellenmesi konusunda iş birliğini önemsiyoruz. Bursa Uludağ Üniversitesi bünyesindeki 15 MYO’dan önce 5’inin, ardından 10’unun program müfredatlarının belirlenmesinde sizi iş birliğine davet ediyorum.” dedi. Bursa Valisi Erol Ayyıldız da konuşmasında, protokolün karşılıklı ihtiyaçların birbirini tamamlamasına ve gençlerin geleceğe daha donanımlı ve hazırlıklı hâle gelmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Ayyıldız, yükseköğretim ile sanayi iş birliğinin güçlendirilmesinin son derece önemli olduğunu vurguladı ve protokolün hayırlı olmasını diledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Feridun Yılmaz da üniversitenin meslek yüksekokulları ve öğrencileri açısından güçlü bir konumda bulunduğunu belirterek, “Güçlü firmaları bulunan bir ilde, güçlü meslek yüksekokullarının ve öğrencilerin bulunduğu bir üniversite olarak pilot iller içerisinde bu modeli en iyi şekilde ve layıkıyla uygulayan üniversitelerden biri olmak istiyoruz.” dedi. Bursa Uludağ Üniversitesinin fiilen sanayiyle iş birliği içinde olan bir üniversite olduğunu vurgulayan Yılmaz, Yükseköğretim Kurulunun belirlediği çerçeve kapsamında 60 programla uygulamaya başlayacaklarını söyledi. 120 BİN ÖĞRENCİ İŞ HAYATIYLA BULUŞACAK İşletmede mesleki eğitim modeli ilk olarak Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere Türkiye’nin üretim ve sanayi kapasitesi yüksek 7 pilot ilinde uygulanacak. Pilot uygulamayla klasik, kısa süreli staj modelinin yerine öğrencilerin bir veya iki dönem boyunca doğrudan işletmelerde eğitim aldığı yeni bir sisteme geçiliyor. İlk aşamada yaklaşık 120 bin öğrencinin eğitim gördüğü 185 mesleki ön lisans programı uygulama kapsamına alınacak. Yeni sistemde meslek yüksekokullarında 3+1 ve 2+2, lisans programlarında ise 7+1 ve 6+2 modelleri uygulanacak. Böylece öğrenciler yalnızca mezuniyet öncesinde birkaç haftalık staj yapmak yerine eğitimlerinin bir bölümünü doğrudan çalışma hayatının içinde geçirecek. Uygulama yalnızca üniversiteler ve işletmeler arasında yürütülmeyecek. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, meslek kuruluşları ve sektör temsilcileri de sürece katılacak. Yükseköğretim Kurulu ile BTSO arasında imzalanan protokolle Bursa’daki yükseköğretim programları ile sanayinin ihtiyaçları arasındaki bağın daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Sanayinin değişen ihtiyaçlarına göre mevcut eğitim programları güncellenecek, ihtiyaç duyulan alanlarda yeni programlar açılabilecek ve ders içerikleri sektör temsilcilerinin katkısıyla zenginleştirilecek. İşletmede mesleki eğitimin koordinasyonu için sektör temsilcileri, öğretim elemanları ve insan kaynakları uzmanlarının yer aldığı ortak çalışma grupları kurulacak. İşletmelerde öğrencilere rehberlik edecek eğitici personel de hizmet içi eğitimlerle desteklenecek. İş birliği kapsamında sektörün ihtiyaç duyduğu Ar-Ge çalışmalarının üniversitelerin bilimsel kapasitesiyle birlikte yürütülmesi de amaçlanıyor.

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı: “60 Bin Üyemizin Gücünü, Üyemizle Birlikte Büyüteceğiz” Haber

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı: “60 Bin Üyemizin Gücünü, Üyemizle Birlikte Büyüteceğiz”

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, 60 bin üyeyle birlikte çalışacakları katılımcı bir yönetim anlayışı hedeflediğini açıladı. Saha çalışmalarıyla belirlenecek çözümleri iki hafta içinde kamuoyuna duyuracağını belirten Matlı, tüm üyeleri sürece davet etti. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa'nın farklı sektörlerindeki iş dünyası temsilcileriyle yürüttükleri faaliyetlerin, daha geniş kapsamlı bir saha programıyla sürdürüleceğini duyurdu. Yeni dönem stratejilerinin ilk adımını, “Bir kurum kimin için var? Gücünü kimden alır? Başarıyı nasıl ölçer? Kime hesap verir? Kimin sesidir?” sorularının sorulduğu ve sosyal medya platformlarında yayımlanan kısa bir video ile attıklarını belirten Matlı, videonun “Bazı Soruların Cevabını 60 Bin Üye Birlikte Verir” cümlesiyle son bulduğunu ifade etti. Bu ifadenin sadece bir videonun kapanış cümlesi değil, benimsedikleri yönetim anlayışının temel taşı olduğunu vurgulayan Özer Matlı, şunları kaydetti: “Cevapları masa başında belirlemek istemedik. Çünkü asıl cevap; Bursa için üretim yapan, ticaretle uğraşan, istihdam yaratan ve risk alan üyelerimizin deneyimlerinde, alın terinde ve geleceğe dair beklentilerinde saklıdır. Daha fazla işletmeyi ziyaret edecek, sektör temsilcilerimizle bir araya gelecek ve sahadan gelen geri bildirimleri uygulanabilir projelere dönüştüreceğiz.” “Bu Yolculuğa 60 Bin Üyemizin Tamamını Davet Ediyoruz.” Yürüttükleri çalışmaların tek taraflı bir tanıtım faaliyeti olmayacağının altını çizen Matlı, 60 bin BTSO üyesinin tamamına katılım çağrısı yaptı: “Bu süreci sadece bir kişinin ya da belli bir grubun seçim kampanyası olarak görmüyoruz. Bu; üyelerimizin ihtiyaçlarından filizlenen, onların sesiyle güçlenen ve yine üyelerimizin öncülüğünde, Bursa’nın değerlerini koruyan, kalbi Bursa için atanların yolculuğudur. Bugüne kadar olduğu gibi, görüşü, önerisi ve eleştirisi olan tüm üyelerimizi çalışmalarımıza ortak olmaya davet ediyorum. Kademeli olarak farklı iletişim kanallarını da üyelerimizin kullanımına açacağız. Bu sayede birlikteliğimizi pekiştireceğiz. BTSO’nun geleceğini, Bursa iş dünyasının tüm sektörleri ve 60 bin üyemizle el birliğiyle şekillendirmek istiyoruz.” Bursa’nın geleceğinin sadece BTSO çatısı altında planlanamayacağını belirten Özer Matlı; kentin tüm sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, sektörel dernekleri ve üniversiteleriyle tam bir iş birliği içerisinde olacaklarını dile getirdi: “Bursa için fikri, birikimi ve önerisi olan hiç kimseyi bu sürecin dışında tutmayacağız. Kentimizin tüm STK’larının değerlendirmelerine önem verecek, Bursa’nın geleceğini ilgilendiren konularda onların tecrübelerinden istifade edeceğiz. Bu yolculuk, Bursa’ya değer katan herkesin katkılarıyla büyüyecektir.” “Nasıl bir BTSO istediğimiz açık” diyen Özer Matlı, hedefledikleri yönetim modelini şöyle anlattı: “Kentin tüm kurumlarıyla eş güdüm içerisinde, üyesine kolayca ulaşılabilen, meslek komitelerinin görüşlerinin kararlara yansıdığı, kaynaklarını tüm üyelerin menfaatine kullanan, çalışmalarının sonucunu ölçen ve şeffaf bir şekilde hesap veren bir BTSO istiyoruz. Tüccarın, sanayicinin, KOBİ’nin, ihracatçının ve hizmet sektörünün kendisini güçlü bir şekilde temsil edilmiş hissettiği bir yönetim anlayışı teklif ediyoruz.” “Bursa İçin Kurulan Hayaller Gerçekleşmeden Eskimemeli” Mevcut yönetimin geçmiş dönemdeki başarılarının değerli olduğunu belirten Matlı, ancak sadece geçmişteki kazanımları anlatmanın ve 60 bin üyenin tamamını kucaklamayan projelerin geleceğe hazırlanmak adına yeterli olmayacağını vurguladı. Dünyadaki ekonomik ve teknolojik dönüşümün üretimden ticarete, finansmandan ihracata kadar tüm dengeleri değiştirdiğine dikkat çeken Matlı, diğer şehirlerin verileri incelendiğinde Bursa’nın yeni ve güçlü bir atılıma ihtiyaç duyduğunun açıkça görüldüğünü ifade etti: “Geçmişte atılan her doğru adım Bursa’nın kazancıdır. Lakin bugün karşımızda bambaşka bir dünya var. Daha katılımcı bir işleyiş anlayışı hakim. Rekabet koşulları, işletmelerimizin gereksinimleri ve şehirlerin yarıştığı alanlar evrildi. Diğer kentler yeni yatırımlar, yeni sektörler ve teknolojilerle yol alırken Bursa’nın geçmiş başarılarıyla yetinme şansı yoktur.” Mevcut yönetimin 13 yıl önce, Cumhuriyetimizin 100. yıl hedefleri kapsamında Bursa için 75 milyar dolarlık ihracat, 7 bin 500 ihracatçı firma, Türkiye’nin en büyük 500 kuruluşu arasında 75 Bursalı şirket ve kişi başına 30 bin dolar gelir hedefleri belirlediğini anımsatan Matlı; Uludağ’ın dünya çapında bir kış sporları merkezi olması ve Bursa’nın geriatri ile Ar-Ge alanlarında öncü bir şehir haline gelmesi yönünde de önemli hedeflerin konulduğunu belirtti. “Hedef koymak kıymetlidir; Bursa elbette büyük hayaller kurmalıdır” diyen Matlı, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak bir hayalin gerçek değeri, ne ölçüde hayata geçirildiği ile belli olur. Bugün yapılması gereken; bu hedeflerin hangilerinin gerçekleştiğini, hangilerinin neden havada kaldığını ve daha önce vaat edilen projelerin neden tamamlanamadığını dürüstçe değerlendirmektir. Bursa’nın yeni vaatlerden önce gerçekçi bir durum tespitine, ardından uygulanabilir ve ölçülebilir çözümlere ihtiyacı vardır.” “BTSO’nun İmkânları Üyenin Gücüne Dönüşmelidir” BTSO’nun temel misyonunun sahip olduğu tüm olanakları üyelerinin işine, rekabet gücüne ve geleceğine yansıtmak olduğunu vurgulayan BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bir üyemiz finansmana erişmek istediğinde BTSO’nun desteğini yanında hissetmeli; yeni müşteriler ve pazarlar arayışına girdiğinde Oda ona somut kapılar açabilmelidir. Dijital ve teknolojik dönüşüm programları ile ihtiyaç duyulan ticaret ve sanayi parsellerine erişim, sadece belirli şirketlerle sınırlı kalmamalıdır. Meslek komitelerimizin hazırladığı raporların hangi kararlara dönüştüğü ve BTSO kaynaklarıyla yapılan yatırımların üyelerimize ne sağladığı şeffafça bilinmelidir.” Başarının proje, toplantı, fuar ve organizasyon sayısıyla değil, üyeye sağlanan somut fayda ve etkiyle ölçüleceğini belirten Özer Matlı, “Bir faaliyet raporunun sayfalarının çok olması veya süslü bir dille yazılması, üyelerimizin daha güçlü olduğu anlamına gelmez” dedi. Yeni dönemde her çalışma için ayrılan bütçenin, ulaşılan üye sayısının ve elde edilen çıktının düzenli olarak paylaşılacağını ifade eden Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kriterimiz; kaç üyemize dokunulduğu, kaç işletmemize yeni müşteri ve pazar kazandırıldığı, finansmana erişime ne kadar destek olunduğu ve kaç firmamızın teknolojik dönüşüm sürecine dâhil edildiğidir. Başarıyı, üyemizin işine ve geleceğine sağlanan ölçülebilir katkıyla değerlendireceğiz.” “60 Bin Üyemiz İçin Çözümlerimizi Açıklayacağız” Bursa iş dünyasından gelen geri bildirimleri somut çözüm önerilerine dönüştürdüklerini açıklayan Matlı, her sektörün önceliklerini kendi temsilcileriyle istişare ederek önerilerini sahada paylaşacaklarını söyledi. Ardından “60 Bin Üyemiz İçin Çözümlerimiz” programının tamamını iki hafta içerisinde kamuoyuna sunacaklarını belirten Matlı, “Üyelerimiz yalnızca ne yapacağımızı değil; çözümün nasıl hayata geçirileceğini, hangi kaynakla sağlanacağını, kaç üyeye ulaşacağını ve sonucunun nasıl ölçüleceğini de net bir şekilde görecek” dedi. BTSO seçimlerinin iki isim arasındaki şahsi bir rekabet olmadığını vurgulayan Matlı, “Bu seçim, Bursa iş dünyasının geleceğe hangi yönetim vizyonuyla hazırlanacağının tercihidir. Meslek komitelerinin karar mekanizmalarında etkili olduğu, kaynak yönetiminin şeffaf olduğu ve yöneticilerin üyelerine karşı sorumlu olduğu bir BTSO istiyoruz” ifadelerini kullandı. “Kimse Merak Etmesin, Artık Hep Birlikteyiz” Bursa’nın kendisi için sadece iş yaptığı bir yer olmadığını; doğup büyüdüğü, üretim ve yatırım yaptığı memleketi olduğunu belirten BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: “Bursa bize sadece bir iş hayatı değil; kimlik, aidiyet ve gelecek verdi. Bursa’ya değer vermek, bu şehrin potansiyelinin altında kalmasına razı olmamak ve gerçekleşmeyi bekleyen hayallerinin peşini bırakmamaktır. Bursa’nın değerlerini Türkiye’ye ve dünyaya taşımaktır. Hiçbir üyemiz ‘Sesimi kim duyacak, sorunumu kim BTSO’nun gündemine taşıyacak?’ diye endişe etmesin. Artık hep birlikteyiz. Daha fazla buluşacak, daha çok konuşacak, birlikte düşünecek ve beraber yol alacağız. Bu yolculuk bir kişinin değil, üyelerimizin başlattığı ve 60 bin üyemizin katılımıyla büyüyecek bir süreçtir. Söz hepimizin, BTSO hepimizin. Birlikte Güçlü, Birlikte İleri.”

Gazi Teknopark, teknoloji üretiminden girişimciliğe, kamu desteklerinden uluslararası pazarlara kadar uzanan çok yönlü bir büyüme sürecinden geçiyor. Haber

Gazi Teknopark, teknoloji üretiminden girişimciliğe, kamu desteklerinden uluslararası pazarlara kadar uzanan çok yönlü bir büyüme sürecinden geçiyor.

Yaklaşık 20 bin metrekarelik kapalı alanda 180’in üzerinde teknoloji firmasına ev sahipliği yapan bölgede yaklaşık 1.400 Ar-Ge, yazılım, tasarım ve destek personeli görev yapıyor. Gazi Teknopark’ta kuruluşundan bugüne yürütülen proje sayısı ise 2 bini aşmış durumda. Yazılım, mühendislik, sağlık teknolojileri, yapay zekâ, enerji ve bilimsel araştırma alanlarında faaliyet gösteren firmaları aynı çatı altında buluşturan Gazi Teknopark, yalnızca ofislerin bulunduğu bir çalışma alanı olmanın ötesine geçiyor. Üniversite, girişimci, yatırımcı, teknoloji firması ve kamu kurumları arasında kurulan bağ, bölgenin teknoloji ekosistemindeki asıl gücünü oluşturuyor. Gazi Teknopark İşletme Direktörü Burcu Alkan Bilir, büyümenin yalnızca firma sayıları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek kurumun yaklaşımını şu sözlerle özetledi: “Bizim büyüme anlayışımız, nicelikten çok nitelik üzerine kuruludur. Daha fazla firmaya ev sahipliği yapmanın ötesinde; projelerin ticarileşmesi, sürdürülebilir satış başarısı yakalaması, nitelikli istihdam oluşturması ve küresel pazarlarda rekabet eden markalara dönüşmesi önceliğimizdir.” Gazi Teknopark’ta Doluluk Oranı Yüzde 98’e Ulaştı Gazi Teknopark’a teknoloji firmalarının gösterdiği ilgi, son yıllardaki firma ve doluluk oranlarına da yansıdı. Kuruluşundan bu yana Gazi Teknopark istikrarlı bir büyüme performansı sergiledi Firmaların yaklaşık yüzde 22’sinin kuluçka statüsünde faaliyet göstermesi, bölgenin yalnızca yerleşik şirketlerin değil, yenilikçi girişimlerin de gelişimini destekleyen güçlü bir ekosistem sunduğunu göstermektedir. 2023 yılında yüzde 89 seviyesinde bulunan doluluk oranı, 2025’te yaklaşık yüzde 100’e ulaştı. Kiralanabilir alanın neredeyse tamamının dolması, Gazi Teknopark’ın Ankara’daki teknoloji firmaları açısından önemli bir çekim merkezine dönüştüğünü ortaya koydu. Burcu Alkan Bilir, artan talebin teknopark yönetiminin sorumluluklarını da büyüttüğüne dikkat çekti: “Teknopark yönetimi yalnızca firmalara çalışma alanı sağlamaktan ibaret değil. Firmaların mevzuata uygun çalışmasından Ar-Ge projelerinin takibine, kamu desteklerinden ticarileşme süreçlerine kadar geniş bir sorumluluk alanımız bulunuyor. Girişimcilerin karşılaştığı engelleri azaltmaya ve teknolojik ürünlerin pazara ulaşmasını kolaylaştırmaya çalışıyoruz.” Ar-Ge Projelerinin Bütçesi 44,4 Milyar Liraya Çıktı Gazi Teknopark’ın 2025 performansında en dikkat çekici gelişmelerden biri, yürütülen Ar-Ge projelerinin sayısında ve toplam bütçesinde yaşandı. Ar-Ge proje sayısı %12 artarken projelerin toplam bütçesi 44,4 milyar TL'ye yükselerek yaklaşık 4 kat oranında artış gösterdi. Böylece bir yıl içinde proje bütçelerinde dikkat çekici bir büyüme kaydedildi. Teknolojik çalışmaların pazara ulaşma kapasitesini gösteren ticarileşmiş proje sayısı da 206’dan 240’a yükseldi. Ar-Ge desteklerinden yararlanma kapasitesi de önemli ölçüde güçlendi. TÜBİTAK destekli proje sayısı yüzde 17 artışla 54’e ulaşırken, bu projelere sağlanan toplam destek 72 milyon TL oldu. Avrupa Birliği Çerçeve Programları kapsamında desteklenen proje sayısı ise yüzde 67 yükseldi. Burcu Alkan Bilir, bir Ar-Ge projesinin yalnızca teknik başarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi: “Bir projenin teknik açıdan başarıyla tamamlanması son derece değerli. Ancak teknolojinin kullanıcıya ulaşması, satışa dönüşmesi ve sürdürülebilir bir iş modeline kavuşması da gerekiyor. Firmalarımızın proje aşamasından ticarileşmeye kadar uzanan yolculuğunda yanlarında olmaya çalışıyoruz.” Mikro ve küçük şirketlerin teknoloji üretiminde hızlı hareket edebildiğini belirten Alkan Bilir, bu firmaların destek ihtiyaçlarının da büyük şirketlerden farklılaştığını ifade etti: “Genç teknoloji şirketleri yenilik üretme konusunda son derece hızlı ve çevik olabiliyor. Ancak finansman, mevzuat, nitelikli insan kaynağı ve pazara erişim konularında daha fazla yönlendirmeye ihtiyaç duyabiliyorlar. Sunduğumuz hizmetleri bu ihtiyaçları dikkate alarak geliştirmeye çalışıyoruz.” Gazi Teknopark Firmalarının Cirosu 12,2 Milyar Liraya Yükseldi Ar-Ge projelerinde yaşanan büyüme, Gazi Teknopark firmalarının ticari performansına da yansıdı. Toplam cirodaki %91’lik ve yurt içi satışlardaki %138’lik artış, Gazi Teknopark firmalarının geliştirdikleri teknoloji ve yenilikçi çözümleri başarıyla ticarileştirdiğini, iç pazardaki rekabet gücünü önemli ölçüde artırdığını göstermektedir. İç pazardaki büyümenin önemli bir başarı olduğunu belirten Burcu Alkan Bilir, ihracat verilerinin gelecek dönemin önceliklerinden birini ortaya çıkardığını söyledi: “Firmalarımızın yurt içi satışlarındaki artış, geliştirilen ürün ve hizmetlerin pazarda karşılık bulduğunu gösteriyor. Ancak bu büyümeyi uluslararası pazarlara da taşımamız gerekiyor. Londra, Amsterdam ve Dubai’de yürüttüğümüz çalışmaların temel hedeflerinden biri, firmalarımızın yeni pazarlara erişimini kolaylaştırmak.” Dört Kıtaya Uzanan Küresel Ağ: Amsterdam, Londra, Dubai ve Yakında Singapur Gazi Teknopark, firmalarının uluslararası müşterilere, yatırımcılara ve iş ortaklarına ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla yurt dışı irtibat ofisleri üzerinden yeni bir yapılanma oluşturdu. Amsterdam İrtibat Ofisi aracılığıyla 2025 yılında düzenlenen sektörel ticaret heyetine altı teknoloji firması katıldı. Program kapsamında saha ziyaretleri, Batı Avrupa pazarına giriş eğitimleri ve firmalar arası görüşmeler gerçekleştirildi. Programa katılan Gazi Teknopark firmalarından biri, Hollanda merkezli bir telekomünikasyon ve ağ altyapısı şirketiyle iş ortaklığı geliştirdi. Taraflar arasındaki görüşmeler sözleşme aşamasına kadar ilerledi. Londra İrtibat Ofisinin desteğiyle bölgede faaliyet gösteren bir bilişim eğitim firması, Birleşik Krallık’ta ofis açarak hedef pazarda doğrudan çalışmaya başladı. Gazi Teknopark’ın üçüncü yurt dışı irtibat noktası ise 24 Ekim 2025 tarihinde Dubai’de faaliyete geçirildi. Dubai ofisiyle firmaların Orta Doğu pazarına girişinin kolaylaştırılması, yeni iş bağlantılarının kurulması ve yerel mevzuata ilişkin destek sağlanması hedeflendi. Uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda yeni yurt dışı irtibat noktaları ve ticari heyet programları üzerinde çalışmalarını sürdürüyoruz. Bu kapsamda, farklı lokasyonlarda yeni uluslararası iş birlikleri ve projelerin kısa süre içerisinde hayata geçirilmesi planlıyoruz. Burcu Alkan Bilir, yurt dışı ofislerin yalnızca kurumsal temsil noktaları olarak görülmediğini vurguladı: “Uluslararası irtibat ofislerimizi yalnızca iletişim kurulan noktalar olarak değerlendirmiyoruz. Firmalarımızı yeni müşterilerle, yatırımcılarla ve iş ortaklarıyla buluşturan aktif iş geliştirme merkezlerine dönüştürmek istiyoruz.” Gazi BİGG Anahtar Programıyla 92 Girişimci Şirketleşti Gazi Teknopark’ın teknoloji girişimciliğine yönelik en önemli çalışmalarından biri, TÜBİTAK 1812 Teknogirişim Sermaye Desteği kapsamında yürütülen Gazi BİGG Anahtar Programı oldu. Programda teknoloji tabanlı iş fikri bulunan girişimcilere iş modeli oluşturma, finansal planlama, iş planı hazırlama ve teknoloji girişimciliği alanlarında eğitim verildi. Girişimciler aynı zamanda birebir mentorluk desteğinden yararlandı. Son yedi yılda programa katılan 92 girişimci, TÜBİTAK’tan toplam yaklaşık 33 milyon liralık hibe desteği almaya hak kazanarak şirketini kurdu. 2025 yılında yaklaşık 45 girişimci adayı programa başvurdu. Ön değerlendirmeyi geçen 16 girişimciye çevrim içi eğitim ve mentorluk desteği sağlandı. Sürecin sonunda dört girişimci TÜBİTAK 1812 desteği almaya hak kazandı. Gazi Üniversitesinden bir akademisyen ile bir öğrenci de 2025 yılında program kapsamında destek alan isimler arasında yer aldı. Burcu Alkan Bilir, girişimcilerin şirketleşmeden önce iş fikirlerini kapsamlı biçimde değerlendirmelerinin önemli olduğunu belirtti: “Bir iş fikrinin bulunması tek başına yeterli değil. Fikrin hangi sorunu çözdüğünün, hedef kitlesinin kim olduğunun ve nasıl gelir üreteceğinin doğru biçimde belirlenmesi gerekiyor. Ön kuluçka ve BİGG programlarımızla girişimcilerin şirketleşmeden önce daha sağlam bir temel oluşturmasına yardımcı oluyoruz.” Ön Kuluçkadan 20 Yeni Şirket Doğdu Gazi Teknopark’ın ön kuluçka hizmetlerinden yararlanan girişimci sayısı yüzde 59 oranında artış gösterdi. Ön kuluçka sürecini tamamlayan girişimcilerden 20’si şirketleşirken üç girişim TÜBİTAK BİGG desteği almaya hak kazandı. Bu girişimlere toplam 2,7 milyon lira fon sağlandı. Kuluçka merkezinden mezun olan firma sayısı yüzde 47 oranında artış gösterdi. Mezun olduktan sonra Gazi Teknopark bünyesinde faaliyetlerini sürdürmeyi seçen firmaların oranı yüzde 33 olarak gerçekleşti. Kuluçka firmalarının toplam cirosu bir önceki seneye kıyasla yüzde 83 oranında arttı. Ar-Ge harcamalarının ciro içerisindeki payı ise yüzde 32’den yüzde 44’e çıktı. Bu sonuçlar, kuluçka programlarının yalnızca eğitim ve danışmanlık hizmeti sunmadığını; yeni şirketlerin kurulmasına, gelir elde etmesine ve Ar-Ge yatırımlarını büyütmesine doğrudan katkı sağladığını gösterdi. Teknoloji Firmaları Kamu Pazarına Açılıyor Gazi Teknopark, bölgede geliştirilen yerli teknoloji ürünlerinin kamu kurumlarına ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla Devlet Malzeme Ofisi ile Tekno Katalog Platformu çalışmalarını yürüttü. 2025 yılında 70 teknoloji firmasıyla birebir görüşme gerçekleştirildi. Firmaların ürünleri, teknik yeterlilikleri ve kamu ihtiyaçlarına cevap verebilme kapasiteleri değerlendirildi. Yapılan çalışmaların ardından dört firma Devlet Malzeme Ofisi katalog sürecine dâhil edildi. Technomedicare tarafından geliştirilen yerli ve millî Scop-er Video Laringoskop cihazı, platform üzerinden kamu kurumlarına satıldı. BenimPOS firmasının geliştirdiği yazılım çözümleri de Tekno Katalog Platformu’nda yerini aldı. Devlet Malzeme Ofisi ile yürütülen çalışmaların organizasyonunda aktif sorumluluk üstlenen Burcu Alkan Bilir, firmaların teknik ve mevzuata ilişkin hazırlıklarının tamamlanması, ihtiyaçlarının belirlenmesi ve gerekli eğitimlerin düzenlenmesi süreçlerinde görev aldı. Alkan Bilir, kamu pazarına erişimin yerli teknoloji üretiminin sürdürülebilirliği açısından önem taşıdığını belirtti: “Bir teknoloji firmasının geliştirdiği ürünün kamu kurumlarının ihtiyacını karşılaması hem şirketin büyümesine hem de yerli teknoloji kullanımının yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Firmalarımızın kamu pazarına erişimini kolaylaştıran modelleri geliştirmeye devam edeceğiz.” Gazi Teknopark’ın Elektrik İhtiyacının Yüzde 32’si Güneşten Karşılanıyor Gazi Teknopark, sürdürülebilirlik ve yenilenebilir enerji çalışmalarını yalnızca desteklediği projelerle sınırlı tutmuyor. Bölgenin kendi enerji ihtiyacının önemli bir bölümü güneş enerjisi santrallerinden karşılanıyor. GES-I ve GES-II sistemlerinde 2025 yılında toplam 384 bin kilovatsaatin üzerinde elektrik üretildi. Bu üretim, Gazi Teknopark binasının toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 32’sini karşıladı. Güneş enerjisi sistemlerinden elde edilen ekonomik katkı 2 milyon lirayı aşarken performans kaybı yaşayan santralin yenilenmesi ve kapasitesinin artırılması için yaklaşık 10 milyon 156 bin liralık yatırım gerçekleştirildi. Gazi Teknopark bünyesindeki mikroşebeke ve batarya depolama altyapısının, enerji ve yazılım firmaları tarafından geliştirilecek yeni projelerde uygulama ve demonstrasyon alanı olarak kullanılması için de çalışmalar başlatıldı. Burcu Alkan Bilir, sürdürülebilirlik hedeflerinin kurumun kendi faaliyetlerine de yansıması gerektiğini söyledi: “Teknoloji geliştiren bir kurumun sürdürülebilirliği yalnızca anlatması yeterli değil. Kendi enerji tüketiminde ve kurumsal faaliyetlerinde de uygulanabilir çözümler geliştirmesi gerekiyor. Güneş enerjisi ve depolama altyapımızı aynı zamanda yeni projeler için bir uygulama alanına dönüştürmek istiyoruz.” EBYS, E-İmza ve ISO 9001 ile Kurumsallaşma Hızlandı Gazi Teknopark’ın 2025 yılında gerçekleştirdiği dönüşüm yalnızca firma ve proje sayılarıyla sınırlı kalmadı. Kurum içindeki belge, arşiv ve iş süreçleri de dijital ortama taşındı. Elektronik Belge Yönetim Sistemi ve e-imza uygulamasına geçilerek yazışmaların, belge yönetiminin ve arşivleme işlemlerinin daha hızlı ve izlenebilir biçimde yürütülmesi sağlandı. Aynı dönemde ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi Belgesi alındı. Kurumsal süreçler yeniden tanımlanırken görev dağılımları, kayıt altyapısı ve iş akışları standart bir yapıya kavuşturuldu. Gebze Teknik Üniversitesindeki yüksek lisansını 4,00 not ortalamasıyla tamamlayan Burcu Alkan Bilir’in akademik çalışmaları da kurumun kalite ve süreç yönetimi hedefleriyle örtüşüyor. Alkan Bilir, “Proje Yönetiminde Toplam Kalite Yönetiminin Proje Başarısına Etkisi” başlıklı tezinde ekip yönetimi, üst yönetimin katılımı, tedarik süreçleri, performans değerlendirmesi ve müşteri odaklılık gibi unsurların proje başarısına etkisini yaklaşık 600 katılımcıdan elde edilen verilerle inceledi. Alkan Bilir, kurumsallaşmanın görünmeyen ancak kalıcı başarının temelini oluşturan bir çalışma olduğunu ifade etti: “Hızla büyüyen yapılarda süreçlerin kişilere bağlı olmaktan çıkarılması gerekiyor. Ölçülebilir, izlenebilir ve sürekli geliştirilebilir bir sistem kurulmadığında büyümeyi sürdürülebilir hâle getirmek mümkün değil.” Teknoloji Ekosistemi Toplumsal Faydayla Buluştu Gazi Teknopark’ın 2025 yılı çalışmaları arasında eğitim, dayanışma ve toplumsal katılım odaklı projeler de yer aldı. Gölbaşı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü ile yürütülen Kardeş Okul Projesi kapsamında bir ilkokulun eğitim materyali ihtiyaçları karşılandı. Öğrenciler Gazi Teknopark’ta ağırlanarak teknoloji firmalarını ziyaret etti ve geliştirilen projeleri yakından tanıma imkânı buldu. Kadınların üretimlerini daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla Kadın El Emeği Alışveriş Festivali düzenlendi. LÖSEV ile gerçekleştirilen çalışmalarda ise vakfın faaliyetlerinin tanıtılmasına ve ürünlerinin sergilenmesine destek verildi. Gazi Teknopark’ın sosyal sorumluluk faaliyetlerinde aktif rol üstlenen Burcu Alkan Bilir; LÖSEV iş birlikleri, ağaçlandırma çalışmaları ve Kardeş Okul Projesi’nin organizasyon süreçlerinde görev aldı. Teknoloji ekosisteminin toplumdan bağımsız düşünülemeyeceğini belirten Alkan Bilir, sosyal sorumluluk anlayışını şu sözlerle anlattı: “Teknoloji insan için üretiliyor. Bu nedenle teknoloji geliştiren kurumların içinde bulundukları toplumla güçlü bir ilişki kurması gerekiyor. Çocukların bilim ve teknolojiyle daha erken yaşlarda tanışmasını, kadınların üretimlerinin görünür olmasını ve dayanışma kültürünün güçlenmesini önemsiyoruz.” Gazi Teknopark’ın Yeni Dönem Hedefleri Neler? Gazi Teknopark’ın gelecek dönem çalışma programında girişimciliğin güçlendirilmesi, uluslararası pazarlara erişim ve kurumsal altyapının geliştirilmesi öne çıkıyor. Gazi BİGG Anahtar Programı’ndan daha fazla girişimcinin yararlanması, yurt dışı irtibat ofislerinin firma satışlarına daha güçlü katkı sunması ve teknoloji şirketlerine yönelik eğitim programlarının artırılması hedefleniyor. Firmaların marka değerlerinin geliştirilmesi, yeni iş birliklerinin kurulması, güneş enerjisi kapasitesinin büyütülmesi ve bina iyileştirme çalışmalarının sürdürülmesi de gelecek dönemin öncelikleri arasında bulunuyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bölge dışı kuluçka merkezi düzenlemesi kapsamında Bölge dışında yeni bir Girişim Ofisinin faaliyete geçirilmesine yönelik çalışmalar da devam ediyor. Burcu Alkan Bilir, yeni dönem hedeflerinin merkezinde Gazi Üniversitesinin akademik gücüyle teknoloji girişimciliğinin daha fazla buluşturulmasının bulunduğunu söyledi: “Daha fazla öğrencinin, akademisyenin ve girişimcinin teknoloji tabanlı iş fikirlerini hayata geçirmesine destek olmak istiyoruz. Firmalarımızın yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası pazarlarda da sürdürülebilir biçimde büyümesini hedefliyoruz.” Yaklaşık 20 bin metrekarelik bir alanda başlayan teknoloji yolculuğu bugün yüzlerce firma, binlerce çalışan ve milyarlarca liralık Ar-Ge projesiyle devam ediyor. Gazi Teknopark’ın gelecekteki başarısı ise yalnızca ulaşılan rakamlarla değil; geliştirilen teknolojilerin nitelikli istihdama, ihracata, çevresel sürdürülebilirliğe ve toplumsal faydaya ne ölçüde dönüştürülebildiğiyle belirlenecek. YAZI :2 Burcu Alkan Bilir: “Teknoloji Üretmek Kadar O Teknolojinin Önünü Açmak Da Önemli” Türkiye’nin teknoloji yolculuğunda çoğu zaman geliştirilen ürünler, alınan patentler, yatırım miktarları ve başarıya ulaşan girişimler konuşuluyor. Ancak bir fikrin projeye, projenin ürüne, ürünün de ekonomik değere dönüşebilmesi için perde arkasında çok güçlü bir yönetim ve koordinasyon mekanizmasının çalışması gerekiyor. Gazi Üniversitesinin akademik gücüyle 2008 yılında Gazi Üniversitesi ve Hacı Bayram Veli Üniversitesi Gölbaşı Yerleşkesi’nde faaliyete başlayan Gazi Teknopark, bugün yüzlerce teknoloji firmasının, girişimcinin, akademisyenin ve Ar-Ge çalışanının bir araya geldiği önemli bir teknoloji ekosistemi hâline gelmiş durumda. Bu ekosistemin yönetim tarafında görev yapan isimlerden biri de Gazi Teknopark İşletme Direktörü Burcu Alkan Bilir. Proje yönetimi, toplam kalite yönetimi, Ar-Ge destekleri, teknopark mevzuatı, kurumsallaşma ve iş geliştirme alanlarında deneyim kazanan Alkan Bilir, Ekim 2022’de İş Geliştirme Uzmanı olarak başladığı Gazi Teknopark yolculuğunu Ocak 2025’ten itibaren İşletme Direktörü olarak sürdürüyor. Doğayı Dinle Genel Yayın Yönetmeni Nizamettin Bilici, Burcu Alkan Bilir ile kariyer yolculuğunu, Gazi Teknopark’ın 2025 performansını, girişimcilerin karşılaştığı güçlükleri ve teknoloji ekosisteminin geleceğini konuştu. “Kariyerinizin Bugünkü Noktaya Ulaşmasında Hangi Deneyimler Belirleyici Oldu? Nizamettin Bilici: Burcu Hanım, eğitim ve kariyer geçmişinize baktığımızda işletme, bilişim, proje yönetimi, kalite sistemleri ve Ar-Ge gibi birçok alanın bir araya geldiğini görüyoruz. Bu yolculuk nasıl başladı? Burcu Alkan Bilir: Eğitim hayatımın başından itibaren işletme ile teknolojinin birbirinden ayrı düşünülmemesi gerektiğine inandım. Lise eğitimimi Bilişim Teknolojileri alanında tamamladıktan sonra Mersin Üniversitesi İşletme Bilgi Yönetimi Bölümünde lisans eğitimi aldım. İşletme Bilgi Yönetimi, teknoloji ile yönetim bilimlerini bir araya getiren bir alan. Bu eğitim bana yalnızca işletmelerin nasıl yönetildiğini değil, bilginin, teknolojinin ve süreçlerin nasıl yönetilmesi gerektiğini de gösterdi. Üniversite döneminde Polonya’daki Radom Ekonomi Akademisinde İngilizce işletme eğitimi alma fırsatı buldum. Farklı bir ülkede eğitim görmek, farklı çalışma kültürlerini tanımam ve dünyaya daha geniş bir perspektiften bakabilmem açısından önemliydi. Daha sonra Gebze Teknik Üniversitesinde işletme alanında yüksek lisans yaptım. Yüksek lisansımı 4,00 not ortalamasıyla tamamladım. Tez çalışmamda ise proje yönetiminde toplam kalite yönetiminin proje başarısına etkisini araştırdım. Yaklaşık 600 kişinin katıldığı araştırmada proje yöneticileri, ekip üyeleri, üst yönetim, tedarikçiler, müşteri odaklılık ve performans değerlendirme sistemleri arasındaki ilişkiyi incelemeye çalıştım. Bu çalışma, bugün yaptığım işe bakışımı da önemli ölçüde şekillendirdi. Çünkü başarılı bir proje yalnızca iyi bir fikirden oluşmuyor. İyi planlama, doğru iletişim, zaman yönetimi, insan kaynağı, kalite anlayışı ve güçlü bir takip mekanizması da gerekiyor. “Teknolojik Bir Ürünün Fikirden Pazara Ulaşan Bütün Süreçlerini Görme Fırsatım Oldu” Nizamettin Bilici: Gazi Teknopark öncesinde teknoloji ve sanayi şirketlerinde farklı görevler üstlendiniz. Bu deneyimler size neler kazandırdı? Burcu Alkan Bilir: Kariyerimin ilk dönemlerinde robot teknolojileri ve makine sektörlerinde proje yönetimi, Ar-Ge, belgelendirme ve teşvik süreçlerinde görev aldım. İlk çalıştığım yerde teknolojik ürünlerin malzeme listelerinden patent ve tasarım tescil işlemlerine, CE belgelendirmesinden test süreçlerine kadar birçok çalışmanın içinde yer aldım. Bir teknolojinin ortaya çıkmasının tek başına yeterli olmadığını orada çok net gördüm. Ürünün teknik belgelerinin hazırlanması, fikrî ve sınai mülkiyet haklarının korunması, gerekli testlerin yapılması, teşvik mekanizmalarının araştırılması ve belgelendirme süreçlerinin tamamlanması gerekiyor. Keramik Makina’da ise Yönetim Sistemleri Uzmanı olarak TÜBİTAK ve KOSGEB projelerinin takibinde, Ar-Ge merkezi raporlamalarında, teknopark işlemlerinde, süreç yönetiminde ve kalite sistemlerinde görev aldım. ISO 9001, ISO 14001 ve iş sağlığı ve güvenliği sistemleriyle ilgili çalışmalar yürüttüm. Şirket süreçlerinin yazılması, görev tanımlarının hazırlanması, iç tetkiklerin yapılması ve kurumsal hafızanın oluşturulması gibi görevler üstlendim. Bu deneyimler bana teknolojik bir ürünün fikir aşamasından üretime, belgelendirmeden ticarileşmeye kadar uzanan bütün yolculuğunu görme fırsatı verdi. Gazi Teknopark Yolculuğu Nasıl Başladı? Nizamettin Bilici: Gazi Teknopark’a katılmanız ve İşletme Direktörlüğüne uzanan süreciniz nasıl gelişti? Burcu Alkan Bilir: Gazi Teknopark’ta Ekim 2022’de İş Geliştirme Uzmanı olarak göreve başladım. Daha önce hem teknoloji firmalarında hem de teknopark süreçlerinde çalışmış olmam, buradaki görevlerime uyum sağlamamı kolaylaştırdı. İş geliştirme uzmanlığı döneminde firmaların günlük taleplerinden yıllık faaliyet raporlarının kontrolüne, personel ve akademisyen görevlendirme işlemlerinden muafiyet raporlarına kadar oldukça geniş bir çalışma alanım vardı. Firmaların 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında yürütmesi gereken işlemlerin kontrolü, Ar-Ge projelerinin takibi, kamu destekleri, ihracat bilgileri, akademik yayınlar, fikrî ve sınai mülkiyet çalışmaları ile personel süreçleri görev alanlarımız arasındaydı. Ayrıca Devlet Malzeme Ofisi çalışmaları, Girişim Sermayesi Yatırım Fonu bilgilendirmeleri, firmaların ihtiyaç duyduğu eğitimlerin düzenlenmesi ve sosyal sorumluluk projelerinin organizasyonu gibi çalışmalarda görev aldım. Ocak 2025 itibarıyla İşletme Direktörlüğü görevine başladım. Bu görevle birlikte hem günlük operasyonların hem de kurumun uzun vadeli hedeflerinin koordinasyonunda daha geniş bir sorumluluk üstlendim. “Teknopark Yönetimi Yalnızca Ofis Tahsis Etmekten İbaret Değil” Nizamettin Bilici: Teknoparkların kamuoyunda genellikle firmalara çalışma alanı sağlayan yapılar olduğu düşünülüyor. Bir teknopark yönetiminin görünmeyen tarafında neler var? Burcu Alkan Bilir: Teknopark yönetimi yalnızca firmalara ofis tahsis etmekten ibaret değil. Teknoloji geliştirme bölgeleri çok yönlü ve dinamik yapılardır. Bir tarafta akademisyenler, öğrenciler ve girişimciler bulunuyor. Diğer tarafta teknoloji firmaları, kamu kurumları, yatırımcılar, üniversiteler ve uluslararası iş ortakları yer alıyor. Bizim görevimiz; firmaların faaliyetlerini ilgili mevzuata uygun şekilde yürütmelerini sağlamak, Ar-Ge projelerini etkin biçimde takip etmek, teşviklerden doğru ve etkin şekilde yararlanmalarına rehberlik etmek, karşılaştıkları sorunlara çözüm üretmek ve geliştirdikleri teknolojilerin ticarileşme süreçlerine katkı sunmak. Bir girişimci çok güçlü bir teknoloji geliştirebilir. Ancak mevzuat, raporlama, finansman veya pazara erişim konularında desteğe ihtiyaç duyabilir. Teknopark yönetiminin temel işlevlerinden biri, girişimcinin önündeki bu engelleri azaltmaktır. Teknoloji üretmek kadar o teknolojinin önünü açmak da önemlidir. Gazi Teknopark 2025 Yılını Nasıl Geçirdi? Nizamettin Bilici: Paylaşılan değerlendirmelere göre 2025, Gazi Teknopark açısından önemli bir büyüme yılı oldu. Bu dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz? Burcu Alkan Bilir: 2025 yılı Gazi Teknopark açısından hem büyümenin hem de kurumsal gelişimin öne çıktığı bir dönem oldu. Gazi Teknopark bugün yaklaşık 20 bin metrekare kapalı alanda, 180’in üzerinde teknoloji firmasına ev sahipliği yapıyor. Yaklaşık 1.400 Ar-Ge, yazılım, tasarım ve destek personeli burada görev yapıyor. Kuruluşumuzdan bugüne kadar 2 binin üzerinde proje Gazi Teknopark bünyesinde yürütüldü. Bölgenin doluluk oranının neredeyse yüzde 100, toplam kiralanabilir alanımızın neredeyse tamamı kullanılıyor. Ancak bizim için büyüme yalnızca firma sayısının artması anlamına gelmiyor. Firmaların daha nitelikli projeler geliştirmesi, istihdam oluşturması, ürünlerini ticarileştirmesi ve uluslararası pazarlara açılması da büyümenin önemli parçalarıdır. Ar-Ge Projelerinin Bütçesi 44,4 Milyar Liraya Yükseldi Nizamettin Bilici: Gazi Teknopark’ın Ar-Ge proje verilerinde dikkat çekici bir artış görülüyor. Bu artışı nasıl okumak gerekiyor? Burcu Alkan Bilir: 2025 yılında yürütülen Ar-Ge proje sayısı, yüzde 12 oranında artış gösterdi. Daha dikkat çekici gelişmelerden biri ise projelerin toplam bütçesin yaklaşık 4 kat oranında artması oldu. Ticarileşen, yani satışı gerçekleştirilmiş proje sayısının yüzde 17 oranında artması da bizim açımızdan önemli bir gösterge oldu. Çünkü Ar-Ge faaliyetlerinin nihai hedeflerinden biri, geliştirilen teknolojinin insanlara ulaşması ve ekonomik değere dönüşmesidir. TÜBİTAK desteklerinden yararlanan proje sayısının artması, Avrupa Birliği programlarından desteklenen projelerin çoğalması ve firmalar arasındaki iş birliği ağlarının genişlemesi de ekosistemin geliştiğini gösteriyor. Bölge içinde iş birliği yapılan kurum sayısının yaklaşık 4 kat artması, yurt dışında iş birliği yapılan kurum sayısının ise yaklaşık 5 kat artması, teknoloji üretiminde ortak çalışma kültürünün güçlendiğine işaret ediyor. Gazi Teknopark’ta Hangi Sektörler Öne Çıkıyor? Nizamettin Bilici: Gazi Teknopark’ın firma profiline bakıldığında hangi sektörler ağırlık kazanıyor? Burcu Alkan Bilir: Yazılım, bilimsel araştırma, mühendislik ve teknoloji tabanlı faaliyetler ekosistemimizin temelini oluşturuyor. 2025 değerlendirmesinde aktif olarak incelenen firmaların önemli bir bölümünün bilgisayar programlama ve danışmanlık alanında çalıştığı görülüyor. Yazılım, Ar-Ge ve mühendislik alanındaki firmalar toplam yapının yaklaşık yüzde 76’sını oluşturuyor. Firmalarımızın yüzde 97’sinin mikro ve küçük ölçekli işletmelerden oluşması da önemli bir gösterge. Bu yapı, Gazi Teknopark’ın büyüme potansiyeli taşıyan genç teknoloji şirketleri ve girişimler için önemli bir merkez olduğunu gösteriyor. Mikro ve küçük işletmeler yenilik üretme konusunda son derece hızlı ve çevik olabiliyor. Ancak finansmana, nitelikli insan kaynağına, mevzuat desteğine ve pazara erişime daha fazla ihtiyaç duyabiliyorlar. Biz de sunduğumuz hizmetleri bu ihtiyaçları dikkate alarak geliştirmeye çalışıyoruz. “Şirket Kurmak Değil, Doğru Fikri İnşa Etmek Önceliğimiz.” Nizamettin Bilici: Girişimcilere yönelik ön kuluçka ve kuluçka programlarında nasıl bir süreç uygulanıyor? Burcu Alkan Bilir: Bir fikri olan herkesin hemen şirket kurması gerekmiyor. Öncelikle fikrin teknolojik, ticari ve uygulanabilirlik açısından değerlendirilmesi gerekiyor. Ön kuluçka programları tam olarak bu noktada devreye giriyor. Girişimciler burada iş modellerini oluşturuyor, hedef pazarlarını tanıyor, müşteri ihtiyaçlarını analiz ediyor ve fikirlerinin güçlü ve zayıf yönlerini görme fırsatı buluyor. 2025 yılında ön kuluçka hizmetlerinden yararlanan girişimci sayısı 174’e ulaştı. Bu girişimcilerden 20’si şirketleşti. Üç girişim ise TÜBİTAK BİGG desteği almaya hak kazandı. Kuluçkadan mezun olan firma sayısının yüzde 47 oranında artması, girişimlerin büyüme kapasitesi açısından önemli bir gelişme oldu. Kuluçka firmalarının toplam cirosunun yaklaşık yüzde 83 oranında artması, bu programların yalnızca eğitim vermediğini, aynı zamanda somut ekonomik değer de ürettiğini gösteriyor. Gazi BİGG Anahtar Programı Girişimcilere Ne Sağlıyor? Nizamettin Bilici: Gazi BİGG Anahtar Programı’nın Gazi Teknopark ekosistemindeki yeri nedir? Burcu Alkan Bilir: Gazi BİGG Anahtar Programı, teknoloji tabanlı iş fikri bulunan girişimcilerin şirketleşmesini destekleyen en önemli programlarımızdan biri. Program kapsamında girişimcilere teknoloji girişimciliği, iş modeli oluşturma, iş planı hazırlama ve finansal planlama gibi alanlarda eğitimler veriliyor. Girişimciler birebir mentorluk desteğinden de yararlanıyor. Son yedi yıllık dönemde 92 girişimci, TÜBİTAK’tan yaklaşık 33 milyon liralık destek almaya hak kazanarak şirketlerini kurdu. 2025 yılında yaklaşık 45 girişimci adayı programa iş fikriyle başvurdu. Ön değerlendirmeyi geçen 16 girişimciye eğitim ve mentorluk desteği sağlandı. Sürecin sonunda dört girişimci TÜBİTAK 1812 desteğine hak kazandı. Bu sonuçlar, doğru yönlendirme ve mentorluk sağlandığında üniversitelerde ve toplumda bulunan fikirlerin başarılı teknoloji girişimlerine dönüşebildiğini gösteriyor. Devlet Malzeme Ofisi Çalışmaları Neden Önemli? Nizamettin Bilici: Devlet Malzeme Ofisi ile yürütülen çalışmaların da sorumluluk alanınızda olduğu görülüyor. Tekno Katalog sistemi firmalara nasıl bir imkân sağlıyor? Burcu Alkan Bilir: Teknoloji firmalarının en önemli sorunlarından biri, geliştirdikleri ürünü doğru müşteriye ulaştırabilmek. Özellikle kamu kurumlarının ihtiyaç duyabileceği yerli ve millî teknoloji ürünlerinin kamu pazarına erişmesi hem firmalar hem de ülkemizin teknolojik bağımsızlığı açısından büyük önem taşıyor. Devlet Malzeme Ofisi ile yürütülen Tekno Katalog Platformu çalışmaları kapsamında 2025 yılında 70 firmayla görüşme gerçekleştirildi. Firmaların ürünleri ve teknik yeterlilikleri değerlendirildi. Bu çalışmalar sonucunda dört firma katalog sürecine dâhil edildi. Technomedicare tarafından geliştirilen yerli ve millî Scop-er Video Laringoskop cihazının kamu kurumlarına satış gerçekleştirmesi, bu sürecin somut örneklerinden biri oldu. BenimPOS firmasının yazılım çözümleri de platforma dâhil edildi. Buradaki hedef, firmalarımızın yalnızca ürün geliştirmesi değil, geliştirdikleri ürünleri sürdürülebilir bir ticari modele dönüştürebilmeleridir. Londra, Amsterdam ve Dubai'nin Ardından Yeni Hedefimiz Singapur Nizamettin Bilici: Gazi Teknopark’ın uluslararasılaşma stratejisinde Londra, Amsterdam ve Dubai irtibat ofisleri öne çıkıyor. Bu ofislerin temel amacı nedir? Burcu Alkan Bilir: Teknoloji firmalarının büyümesi için yalnızca Türkiye pazarına bağlı kalmaması gerekiyor. Firmalarımızın uluslararası pazarlara açılması, yeni müşteriler bulması, yatırımcılarla tanışması ve küresel iş birlikleri geliştirmesi büyük önem taşıyor. Amsterdam İrtibat Ofisimiz üzerinden düzenlenen sektörel ticaret heyetine altı teknoloji firması katıldı. Programda saha ziyaretleri, Batı Avrupa pazarına giriş eğitimleri ve firmalar arası görüşmeler gerçekleştirildi. Heyete katılan firmalarımızdan biri, Hollanda merkezli bir telekomünikasyon ve ağ altyapısı firmasıyla iş ortaklığı geliştirdi ve görüşmeler sözleşme aşamasına ulaştı. Londra İrtibat Ofisimiz üzerinden bir bilişim eğitim firmamız Birleşik Krallık’ta ofis açarak doğrudan faaliyet göstermeye başladı. 24 Ekim 2025’te faaliyete geçen Dubai İrtibat Ofisimiz ise firmalarımıza Orta Doğu pazarına erişim, pazar araştırması, yerel mevzuat ve iş geliştirme konularında destek sağlamayı amaçlıyor. Bu ofisleri yalnızca fiziksel irtibat noktaları olarak değil, firmalarımızın küresel pazarlara açılmasını destekleyen iş geliştirme merkezleri olarak görüyoruz. Uluslararasılaşma vizyonumuz doğrultusunda yeni yurt dışı irtibat noktaları ve ticari heyet programları üzerinde çalışmalarımız sürüyor. Bu kapsamda, Londra, Amsterdam ve Dubai'nin ardından Singapur'da yeni bir irtibat noktası oluşturmayı hedefliyoruz. Gazi Teknopark’ın Elektriğinin Yüzde 32’si Güneşten Nizamettin Bilici: Doğayı Dinle olarak özellikle dikkat çekmek istediğimiz alanlardan biri de Gazi Teknopark’ın güneş enerjisi yatırımı. Bu konuda neler yapılıyor? Burcu Alkan Bilir: Teknoloji geliştirme bölgelerinin yalnızca sürdürülebilirlik projelerine ev sahipliği yapması değil, kendi faaliyetlerinde de sürdürülebilir uygulamalar geliştirmesi gerektiğine inanıyoruz. Gazi Teknopark bünyesinde 2015 yılından bu yana GES-I ve GES-II güneş enerjisi santralleri işletiliyor. 2025 yılında iki sistemden toplam 384 bin 207 kilovatsaatin üzerinde elektrik üretildi. Bu üretim, Teknopark binasının toplam enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 32’sini karşıladı. Güneş enerjisi sistemlerinin yenilenmesi ve kapasitesinin artırılması için önemli bir yatırım gerçekleştirildi. Bunun yanında mikroşebeke ve batarya depolama sistemimizin, firmalarımızın geliştireceği projeler için bir uygulama ve demonstrasyon alanına dönüştürülmesine yönelik çalışmalarımız da devam ediyor. Enerji verimliliğini yalnızca maliyetleri azaltan bir unsur olarak değil, geleceğe karşı taşıdığımız sorumluluğun bir parçası olarak görüyoruz. Kurumsallaşmada EBYS, E-İmza Ve ISO 9001 Dönemi Nizamettin Bilici: 2025 yılında Gazi Teknopark’ın kurumsal yapısında hangi değişiklikler gerçekleştirildi? Burcu Alkan Bilir: Hızla büyüyen bir kurumda süreçlerin kişilere bağlı olmaktan çıkarılması ve kurumsal bir sisteme dönüştürülmesi gerekiyor. Bu kapsamda Elektronik Belge Yönetim Sistemi ve e-imza uygulamasına geçtik. Kurum içi yazışmaları, belge yönetimini ve arşivleme süreçlerini elektronik ortama taşıdık. Aynı zamanda ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi Belgesi alındı. Süreç dokümanları, görev tanımları ve kayıt altyapısı oluşturuldu. Toplam kalite yönetimi üzerine akademik çalışma yapmış biri olarak, sürdürülebilir başarının ancak ölçülebilir, takip edilebilir ve sürekli geliştirilebilir süreçlerle mümkün olduğuna inanıyorum. Kurumsallaşma bazen dışarıdan görünmeyebilir. Ancak firmalara daha hızlı ve daha kaliteli hizmet sunabilmenin temelinde güçlü bir kurumsal sistem bulunur. Sadece Teknoloji Değil, Toplumsal Değer de Üretiyoruz Nizamettin Bilici: Gazi Teknopark’ın Kardeş Okul, LÖSEV ve kadın emeğine yönelik projeleri de bulunuyor. Sosyal sorumluluk çalışmalarına nasıl yaklaşıyorsunuz? Burcu Alkan Bilir: Teknoloji insan için üretiliyor. Bu nedenle teknoloji geliştiren kurumların toplumdan kopuk olması düşünülemez. Gölbaşı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle yürüttüğümüz Kardeş Okul Projesi kapsamında bir ilkokulun ihtiyaçlarını belirledik ve eğitim materyalleri sağladık. Öğrencilerimizi Gazi Teknopark’ta ağırlayarak teknoloji firmalarını ziyaret etmelerini ve farklı meslekleri tanımalarını sağladık. Kadın El Emeği Alışveriş Festivali ile kadınların üretimlerinin görünür olmasına katkı sunmaya çalıştık. LÖSEV ile yürütülen faaliyetlerde ise farkındalık oluşturmayı ve vakfın çalışmalarına destek vermeyi amaçladık. Sosyal sorumluluk projelerini kurum çalışmalarımızın dışında kalan faaliyetler olarak görmüyoruz. Bunları kurumsal kimliğimizin ve toplumla kurduğumuz bağın önemli bir parçası olarak değerlendiriyoruz “Disiplinli Çalışmaya ve Detayları Takip Etmeye Önem Veriyorum” Nizamettin Bilici: Kendinizi nasıl bir yönetici olarak tanımlarsınız? Burcu Alkan Bilir: İşini severek yapan, disiplinli çalışan ve ayrıntıları önemseyen biriyim. Teknoloji geliştirme bölgelerinde süreçlerin çok dikkatli takip edilmesi gerekiyor. Küçük gibi görünen bir eksiklik, bir firmanın teşviklerden yararlanmasını, personel işlemlerini veya proje süreçlerini etkileyebilir. Bu nedenle iş takibi ve ekip içi iletişim benim için çok önemli. Yöneticiliği yalnızca görev dağıtmak olarak görmüyorum. Ekipteki insanların bilgi ve deneyimlerinden yararlanmak, sorunları birlikte değerlendirmek ve ortak çözüm üretmek gerektiğine inanıyorum. Yeni şeyler öğrenmeye ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Çünkü teknoloji ekosisteminde çalışan bir yöneticinin hem mevzuatı hem girişimcilik dünyasını hem de yeni teknolojileri sürekli takip etmesi gerekiyor. Gazi Teknopark’ın Gelecek Hedefleri Neler? Nizamettin Bilici: Önümüzdeki dönemde Gazi Teknopark’ın öncelikleri neler olacak? Burcu Alkan Bilir: Öncelikli hedeflerimizden biri Gazi BİGG Anahtar Programı’ndaki başarıyı artırarak sürdürmek. Daha fazla öğrencinin, akademisyenin ve girişimcinin teknoloji tabanlı iş fikirlerini hayata geçirmesini istiyoruz. Uluslararasılaşma faaliyetlerimizi genişletmek, yurt dışı irtibat ofislerimizin firmalarımıza sağladığı katkıyı artırmak ve yeni pazarlara erişimi kolaylaştırmak da önemli hedeflerimiz arasında. Firmalarımızın ihtiyaç duyduğu eğitim ve iş birliği etkinliklerini çoğaltmayı, marka değerlerini güçlendirmeyi ve geliştirdikleri ürünlerin ticarileşmesine daha fazla destek vermeyi planlıyoruz. Güneş enerjisi kapasitesinin artırılması, bina iyileştirme çalışmalarının sürdürülmesi ve yeni bir Girişim Ofisinin hayata geçirilmesi de üzerinde çalıştığımız başlıklar arasında bulunuyor. Gazi Üniversitesinin akademik gücünü girişimcilik ekosistemiyle daha güçlü biçimde buluşturmak istiyoruz. Başarımızı yalnızca firma veya proje sayısıyla değil; büyüyen şirketler, oluşan istihdam, ticarileşen teknolojiler ve topluma sağlanan katkıyla ölçüyoruz. Teknolojinin Görünmeyen Yönetim Cephesi Burcu Alkan Bilir’in mesleki yolculuğu, Türkiye’deki teknoloji ekosisteminin çoğu zaman gözden kaçan bir yönünü görünür hâle getiriyor. Yeni bir teknoloji geliştirmek kadar o teknolojinin mevzuata uygun biçimde desteklenmesi, fikrî haklarının korunması, belgelendirilmesi, finansmana ulaşması ve doğru pazara taşınması da büyük önem taşıyor. Gazi Teknopark’ın 2025 verileri; firma, proje, bütçe, ticarileşme ve iş birliği alanlarında önemli bir büyümeye işaret ediyor. Ancak rakamların arkasında girişimcilerle tek tek çalışan, süreçleri takip eden ve farklı kurumlar arasında koordinasyon sağlayan bir yönetim emeği bulunuyor. İş geliştirme uzmanlığından İşletme Direktörlüğüne uzanan kariyeriyle Burcu Alkan Bilir, bu yönetim yapısının dikkat çeken temsilcilerinden biri. Gazi Teknopark’ın önündeki yeni sınav ise iç pazarda yakalanan büyümeyi ihracata taşımak, daha fazla girişimin uluslararası başarı elde etmesini sağlamak ve teknoloji üretimini sürdürülebilir bir ekonomik değere dönüştürmek olacak.

BTSO’nun hizmet kalitesinde 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaya hak kazandı. Haber

BTSO’nun hizmet kalitesinde 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaya hak kazandı.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla düzenlenen TOBB 2026 Akreditasyon Sertifika Töreni, Ankara’daki TOBB İkiz Kuleler Konferans Salonu’nda yapıldı. Güncellenen sistemle birlikte Türkiye'de ilk kez takdim edilen 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaya hak kazanan 4 oda ve borsadan biri olan BTSO, 60 bini aşan üyesine sağladığı hizmet kalitesini ve kurumsal gelişim vizyonunu en üst düzeyde kanıtlamış oldu. Burkay: “Dönüşüm Sürecimizin Güçlü Bir Meyvesi” Törende değerlendirmelerde bulunan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almanın kendileri için büyük bir gurur kaynağı olduğunu ifade etti. Bu başarının 2013 yılından bu yana kararlılıkla yürütülen dönüşüm hamlelerinin bir sonucu olduğunu belirten Burkay, şunları söyledi: “Yenilenen TOBB Akreditasyon Sistemi’nde en yüksek seviye olan 7 yıldızlı akreditasyona layık görülen 4 oda ve borsadan biri olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu sonuç, 2013 yılından beri azimle sürdürdüğümüz dönüşüm yolculuğumuzun, üyelerimizi odak noktasına alan hizmet anlayışımızın, yenilikçi projelerimizin ve kurumsal gelişim hedefimizin somut bir göstergesidir.” Burkay, bu başarıda emeği geçen tüm BTSO personelini kutlayarak, belgenin 60 binden fazla BTSO üyesi ve Bursa iş dünyasına hayırlı olmasını temenni etti. Türkiye’deki oda ve borsa yapısının gelişmesine öncülük eden TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkürlerini sunan Burkay, akreditasyon sisteminin uluslararası düzeyde örnek alınan bir yapıya evrilmesinde Hisarcıklıoğlu’nun vizyoner yaklaşımının kritik bir rol oynadığını dile getirdi. Hisarcıklıoğlu: “Şehrinizi Markalaştırmak İçin Liderlik Sizde” TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise törendeki konuşmasında, 11’i ilk kez olmak üzere toplam 73 oda ve borsaya akreditasyon sertifikası verildiğini açıkladı. Akreditasyon sisteminin oda ve borsaların kurumsal dönüşüm sürecinde temel bir taş olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, bu sistem sayesinde kurumların kendilerini yenilediğini, yeni projeler geliştirdiğini ve küresel iş birlikleri kurduğunu belirtti. Oda ve borsaların şimdiye kadar 2 bin 750 projeyi hayata geçirdiğini kaydeden Hisarcıklıoğlu, 30’u aşkın ülkede benzer kurumlarla ortak çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. Oda ve borsaların uluslararası yarışmalardan ödüllerle döndüğüne değinen Hisarcıklıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Akreditasyon sistemiyle oda ve borsalarımız dönüşüm gerçekleştiriyor, gelişiyor, proje üretiyor, dünyaya açılıyor ve bölgelerine kaynak yaratıyor. Ürettikleri projelerle dünya genelindeki oda ve borsaların katıldığı yarışmalarda ödüller kazanıp dünya şampiyonu oluyorlar. Kurumlarımız, girişimcilerimize en kaliteli hizmeti sunan merkezler haline geldi.” Şehirlerin markalaşma yolculuğunda oda ve borsaların kritik bir sorumluluğu olduğunu hatırlatan Hisarcıklıoğlu, “İl ve ilçelerin kanaat önderleri sizlersiniz. Şehrinizi marka yapmak için liderlik sorumluluğunu sizler üstleneceksiniz. Camiamıza ve girişimcilerimize rehberlik etmeniz gerekiyor.” dedi. Akreditasyon Sistemine Yeni Kriterler Geldi Hisarcıklıoğlu, değişen ticari ve ekonomik koşullara adapte olabilmek adına TOBB Akreditasyon Sistemi standartlarının güncellendiğini bildirdi. Yeni dönemde e-ticaret, tedarik zinciri yönetimi, AR-GE, sosyal sorumluluk, yerel değerlerin tanıtılması, dijital ve yeşil dönüşüm gibi başlıkların değerlendirme kapsamına alındığını belirten Hisarcıklıoğlu, eski A, B ve C sınıfı kategorilerin yerini 4, 5, 6 ve 7 yıldızlı puanlama sisteminin aldığını belirtti. Bolat: “Akreditasyon Modeli İslam Dünyasına Yayılıyor” Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise TOBB tarafından yürütülen akreditasyon çalışmalarının, Türkiye genelindeki oda ve borsaların çalışma disiplini ile hizmet kalitesini artırmayı amaçladığını söyledi. Sistemin meslek kuruluşlarının kurumsal kapasitesini yükselttiğini belirten Bolat, bu modelin Türkiye sınırlarını aşarak İslam ülkelerindeki ticaret odaları tarafından da örnek alınmaya başlandığını vurguladı. Küresel ekonomideki korumacılık eğilimlerine ve dijital dönüşümün rekabeti yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Bolat, Türk sanayisinin ihracat ve üretim gücünün korunmasının hayati önem taşıdığını ifade etti. Bakan Bolat, Türkiye’nin ticari diplomasi ve uluslararası müzakere süreçlerini TOBB ve özel sektörle koordineli şekilde sürdürdüğünü belirterek, oda ve borsaların iş dünyasına rehberlik eden güçlü yapılar olmasının Türkiye ekonomisine yüksek katkı sağladığını belirtti. BTSO, 60 Bini Aşkın Üyesine Sunduğu Hizmet Kalitesini Tescilledi TOBB Akreditasyon Kurulu Başkanı Faik Yavuz’un, sistemin kurumsal kapasiteye katkıları üzerine yaptığı konuşmaların ardından, belge almaya hak kazanan kurumlara sertifikaları verildi. Toplam 289 oda ve borsanın akreditasyon sürecini tamamladığı sistemde BTSO, en üst derece olan 7 yıldızlı akreditasyon belgesiyle Bursa iş dünyasına sunduğu hizmetlerin niteliğini ulusal düzeyde bir kez daha tescillemiş oldu. BTSO’nun kazandığı 7 yıldızlı akreditasyon; üyeyi merkeze alan hizmet anlayışının, kurumsal gelişim hamlelerinin, yenilikçi projelerinin ve sürdürülebilir dönüşüm vizyonunun güçlü bir kanıtı olarak kaydedildi.

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Türkiye’nin en iyi 18 üniversitesi arasında yer aldı Haber

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Türkiye’nin en iyi 18 üniversitesi arasında yer aldı

UNIRANKS verileri doğrultusunda oluşturulan listede üst sıralarda yer bulan Bursa Uludağ Üniversitesi, son dönemde hayata geçirdiği nitelikli yayınlar, sanayi ortaklıkları ve Ar-Ge merkezli projeleriyle dikkat çekiyor. Elde edilen 18.'lik derecesi, üniversitenin bölgedeki öncü konumunu güçlendirirken gelecek stratejileri için de sağlam bir temel oluşturuyor. BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, yakalanan bu başarıya ilişkin yaptığı değerlendirmelerde, üniversitenin akademik yükseliş temposuna ve stratejik gayelerine vurgu yaptı. "ÖNCELİKLİ HEDEFİMİZ DÜNYADA İLK 1000" Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, UNIRANKS listesindeki bu konumun tüm akademik ve idari personelin ortak çalışmasının bir sonucu olduğunu belirterek şunları kaydetti: "Bursa Uludağ Üniversitesi olarak yarım asrı aşan köklü geçmişimizle, ülkemizin 23 Araştırma Üniversitesi'nden biri olmanın getirdiği sorumluluğu taşıyoruz. Yakaladığımız güçlü yükseliş ivmesi ve hayata geçirdiğimiz Büyük Veri Ofisi gibi projeler sayesinde akademik performansımızı artık çok daha şeffaf ve ölçülebilir şekilde takip edebiliyoruz. UNIRANKS listesinde Türkiye'nin en iyi 18. üniversitesi konumunda olmak bizler için gurur verici bir motivasyon kaynağıdır. Ancak vizyonumuz bununla sınırlı değil; ulusal ligde zirveyi hedeflerken, dünya sıralamasında da öncelikli olarak ilk 1000 içerisinde yer almayı amaçlıyoruz. Tüm çalışmalarımızı bu hedef doğrultusunda sürdürüyoruz." PROJELER VE GELECEK VİZYONU Üniversitenin gelecek stratejilerine değinen Rektör Yılmaz, bilimsel üretkenliği destekleyen Başarılı Akademisyenlerin Rektör ile Buluşması gibi organizasyonlarla araştırmacıların yanında olduklarını ifade etti. Yılmaz; “Önümüzdeki döneme dair projelerimizi üç ana başlıkta toplayabiliriz. Bunların ilki nitelikli araştırma vizyonumuzdur. Bu kapsamda bilimsel makale ve yayınlarda Q1 kalitesindeki çalışma sayımızı artırmayı hedefliyoruz. İkinci önceliğimiz kamu-sanayi entegrasyonudur. Bu noktada Bursa ekonomisine ve sanayisine doğrudan katkı sağlayacak patent ve faydalı model tescillerimizi hızlandırmayı amaçlıyoruz. Son projemiz ise dijitalleşme ve şeffaflıktır. Bu vizyon çerçevesinde SciVal programı destekli yeni nesil akademik izleme sistemleriyle bölümlerin gelişimini anlık verilerle optimize etmeyi hedefliyoruz. Kurduğumuz Büyük Veri Ofisi ile bu alanda önemli mesafe kat ettik” şeklinde konuştu. Bursa'nın ve Türkiye'nin yarınlarını inşa edecek donanımlı bireyler yetiştirmeye devam edeceklerini belirten Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, bu başarıda payı olan tüm akademisyenlere, öğrencilere ve paydaşlara teşekkürlerini sundu. REKTÖRDEN ADAY ÖĞRENCİLERE ÇAĞRI Aday öğrencilerin üniversite tercihlerini 29 Temmuz - 10 Ağustos 2026 tarihleri arasında yapabileceklerini hatırlatan Rektör Yılmaz; "Türkiye'nin en başarılı ilk 20 üniversitesi arasında bulunan bir Araştırma Üniversitesi olarak, gençlerimize sadece bir diploma değil; dünya standartlarında bir vizyon, güçlü bir sanayi ağı ve nitelikli bir gelecek sunuyoruz. Ailelerimizin içi rahat olsun; Bursa Uludağ Üniversitesi, gençlerin hayallerini gerçeğe dönüştürecek akademik altyapıya, kampüs imkanlarına ve köklü bir kültüre sahiptir. Geleceğini sağlam temeller üzerine kurmak isteyen tüm adaylarımızı üniversitemize davet ediyorum" dedi.

Belçika Kraliçesi Mathilde, Baykar’ı ziyaret etti Haber

Belçika Kraliçesi Mathilde, Baykar’ı ziyaret etti

Belçika Ekonomik Misyonu kapsamında Türkiye’ye resmi bir ziyaret gerçekleştiren Belçika Kraliçesi Mathilde başkanlığındaki heyet, Baykar’ın milli ve özgün insansız hava araçlarının Ar-Ge ve üretim faaliyetlerinin yürütüldüğü Özdemir Bayraktar Milli Teknoloji Merkezi’ni ziyaret ederek, incelemelerde bulundu. Baykar’ı ziyaret eden Kraliçe Mathilde başkanlığındaki heyette Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, dış ticaretten de sorumlu Savunma Bakanı Theo Francken, Brüksel Başkent Bölge Hükümeti Başbakanı Boris Dillies, Flaman Bölge Hükümeti Başbakanı Matthias Diependaele ve Valon Bölge Hükümeti Başbakan Yardımcısı Pierre-Yves Jeholet, Belçika’nın Ankara Büyükelçisi Hendrik Van de Velde, devlet görevlileri, diplomatik misyon temsilcileri, akademisyenler, özel sektör temsilcileri ve Belçika basınından gazeteciler yer aldı. Milli SİHA’ları inceledi Özdemir Bayraktar Milli Teknoloji Merkezi’ni gezen Kraliçe Mathilde ve beraberindeki heyete Baykar Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar ile Genel Müdür Haluk Bayraktar eşlik etti. Ziyarete Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile SSB Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün de katıldı. Baykar’ın dünya çapında başarılarıyla tanınan milli SİHA platformlarını inceleyen heyet, yürütülen Ar-Ge ve üretim faaliyetleri hakkında detaylı brifing aldı. AKINCI önünde hatıra fotoğrafı Ziyaretin sonunda merkezde sergilenen Bayraktar AKINCI TİHA (Taarruzi İnsansız Hava Aracı) önünde hatıra fotoğrafı çektirildi. Kraliçe Mathilde’ye ziyaretin anısına Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar tarafından Bayraktar KIZILELMA İnsansız Hava Aracı’nın maketi hediye edildi.

Turkcell Gençlerin Teknoloji Vizyonunu Ödüllendirdi Haber

Turkcell Gençlerin Teknoloji Vizyonunu Ödüllendirdi

Törende konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Son 5 yılda Türkiye’de teknoloji girişimlerine 5,5 milyar dolar yatırım yapıldı” sözleriyle Türkiye’nin teknoloji ve girişimcilik ekosistemindeki büyümeye dikkat çekti. Ödül töreninin ev sahipliğini üstlenen Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç da “Turkell olarak temel yaklaşımımız, teknolojiyi insanımız için faydaya dönüştürmek. Yarının Teknoloji Liderleri de bu anlayışın yansıması. Gençlerimizin yanında olmayı bundan böyle de sürdüreceğiz. Dereceye giren ekipleri ve tüm katılımcıları kutluyorum. Vizyonlarıyla bu sürece yön veren devletimizin değerli temsilcileri başta olmak üzere üniversitelerimize, jüri üyelerimize ve tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu. Turkcell’in, geleceğin teknoloji liderlerini desteklemek amacıyla bu yıl ikinci kez düzenlediği “Yarının Teknoloji Liderleri” proje yarışmasının ödül töreni, İstanbul Mandarin Otel’de gerçekleştirildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katıldığı törende, yarışmada dereceye giren ekiplere ödülleri verildi. Türkiye’de üniversitelilere yönelik en kapsamlı proje yarışması olan “Yarının Teknoloji Liderleri”nde birinci olan SIGNIFY projesi 1 milyon TL, ikinci MEMOVISION projesi 800 bin TL, üçüncü SMELLCONTROL projesi ise 600 bin TL ile ödüllendirildi. Ayrıca jüri tarafından belirlenen CYBERKIDS, ENERATICS ve KAZAI projelerine de 300.000 TL’lik para ödülü takdim edildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır törende yaptığı konuşmada Türkiye’nin teknoloji ekosistemindeki dönüşüme dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye'nin teknoloji alanında elde ettiği kazanımlar, kendine has bir ekosistem inşasını da ifade ediyor. 23 yıl öncesinde Türkiye'nin yıllık Ar-Ge harcamaları 1 milyar dolardı, şimdi ise 20 milyar dolar. 23 yıl öncesinde Türkiye'de 29 bin Ar-Ge insan kaynağı vardı, şimdi ise 311 bin Ar-Ge insan kaynağı var. Teknoloji girişimleri, diğer alanlardan farklı olarak borçlanma enstrümanlarıyla büyüyebilecek yapılar değil. Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir, fikir sermayesidir. Ve teknoloji girişimlerinin büyümesini sağlayacak olan da borçlanma değil sermaye yatırımlarıdır. Bu anlayışla son 5 yılda Türkiye'de teknoloji girişimlerine 5,5 milyar dolar yatırım yapıldı. Bir önceki 5 yılda bu tutar 550 milyon dolardı. Katlanarak büyüyen bir yatırım ölçeğinden bahsediyoruz. Bu vesileyle ödül alacak olsun ya da olmasın, Türkiye'nin teknoloji geliştirme yolculuğunda 'Ben de varım' diyen tüm genç arkadaşlarımızı yürekten kutluyorum. Türkiye'nin teknoloji lideri Turkcell'e bu muhteşem organizasyon için teşekkür ediyorum”. “Turkcell olarak temel yaklaşımımız, teknolojiyi insan için faydaya dönüştürmek” Törenin açılış konuşmasını yapan Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini desteklemek amacıyla geçtiğimiz yıl başlatılan projenin önemine işaret ederek şunları söyledi: “Turkcell olarak ülkemizin dijitalleşme yolculuğuna 30 yıldan uzun süredir öncülük ediyoruz. Bu yolculukta Turkcell’i Türkiye’nin teknoloji lideri yapan en temel yaklaşım ise ‘Teknolojiyi insanımız için faydaya dönüştürmek’. Bizim için teknoloji; insanın hayatına dokunduğunda, bir ihtiyaca cevap verdiğinde ya da bir gencimizin önünde yeni bir kapı açtığında gerçek anlamını buluyor. Yarının Teknoloji Liderleri Proje Yarışması da bu anlayışın somutlaşmış hali. Gençlerimizden aldığımız motivasyonla bu yıl yarışmanın kapsamını daha da genişlettik. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne de projemizi açtık. 71 ilden 161 üniversitenin katılımıyla toplam 829 proje yarıştı. Yarının Teknoloji Lideri olmak için geliştirilen projelerin sayısı geçen yılın iki katını aştı. Bu başarının arkasında güçlü bir ekosistem var. Devletimizin ortaya koyduğu vizyon, sağladığı destek ve açtığı alan, gençlerimizin yolunu açıyor. Kamu, üniversite ve özel sektörün aynı hedefte buluştuğu bu yapı, ülkemizin teknoloji yolculuğuna hız kazandırıyor.” “Gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” Konuşmasında gençlere de seslenen Genel Müdür Koç, şöyle devam etti: “Bir fikre sahip çıkmak, yarına sahip çıkmaktır. Bu cesaretin, herhangi bir ödülden daha değerli olduğunu lütfen aklınızdan çıkarmayın. Yalnızca ödül alanlar değil; fikrinin peşinden gitme cesareti gösteren herkes bu yarışmanın kazananıdır. Ortaya koyduğunuz her fikir, yazdığınız her bir kod, bu ülkenin güçlü yarınlarına atılmış birer imzadır. Bundan böyle de sizlerin yanında olmaya ve ‘Turkcell ile Yarınlar Senin!’ demeye devam edeceğiz. Ödül almaya hak kazanan arkadaşlarımızı, finale kalan 12 ekibi ve başvuru yapan her bir gencimizi yürekten kutluyorum. Bu vesileyle vizyonlarıyla bu sürece yön veren Sayın Bakanımıza ve devletimizin değerli temsilcilerine saygılarımı sunuyorum. Ayrıca İnsan ve İş Desteklerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcımız Erkan Durdu liderliğinde İnsan Kaynakları ekiplerimize ve emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma, kıymetli jürimize ve üniversitelerimize teşekkür ediyorum.” Yarının Teknoloji Liderlerinin geliştirdiği projeler Yarışmada birincilik ödülünü “Signify” projesi kazandı. Proje, işitme engelli bireylerin bankacılık ve sağlık gibi temel hizmetlerde tercümana bağımlı kalmamalarını hedefliyor. Signify, mahremiyet ve iletişim kopukluğunu, yapay zekâ destekli çift yönlü anlık çeviri ile ortadan kaldırmayı sağlıyor. İkinciliği ise dijital reklamcılıkta içeriklerin etkisini ölçmek için kullanılan kampanya sonrası yöntemlerin maliyetli ve yavaş olması sorununa çözüm getiren “MEMOVISION” kazandı. “Smellcontrol” projesi ise üçüncülük ödülünü kazandı. Endüstriyel tesisler ve kentsel alanlardaki gaz sızıntıları ile uçucu organik bileşiklerin (VOC) geleneksel yöntemlerle ayırt edilememesi sorununu, çoklu gaz karışımlarını eş zamanlı analiz ederek çözmeyi amaçlıyor. İlk 3’ün yanı sıra 300’er bin TL para ödülüne layık görülen projeler ise şunlar oldu: “Sosyal Okuryazarlılık” ödülüne “Cyberkids” projesi layık görüldü. Proje, internet kullanım yaşının düşmesiyle çocukların maruz kaldığı siber zorbalık, veri ihlalleri ve oltalama (phishing) gibi tehditleri, çocukların bilişsel seviyesine uygun oyunlaştırılmış yöntemlerle önlemeyi amaçlıyor. “Sürdürülebilir Gelecek” ödülünü “ENERATICS” projesi aldı. Eneratics, veri merkezlerinde enerji maliyeti ve karbon ayak izini düşürmek için IT iş yükü, soğutma (HVAC) ve batarya sistemlerini koordine eden gerçek zamanlı bir enerji orkestrasyon katmanı sunuyor. “Ölçeklenme Potansiyeli” ödülünün sahibi “KazAI” projesi oldu. Yarışmaya katılan ve trafik kazaları sonrası manuel yürütülen ve haftalar sürebilen hasar tespiti, kusur oranı belirleme ve maliyet hesaplama süreçlerini dijitalleştirerek, operasyonel yükü ortadan kaldırmayı hedefliyor. Ödül kazanan ekipleri jüri belirledi Yarının Teknoloji Liderleri’nin ikinci yıl jürisinde; Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, Turkcell İnsan ve İş Desteklerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Erkan Durdu ile Turkcell Pazarlama ve Dijital Servislerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Murat Akgüç yer aldı. Ayrıca TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mesut Güner, Bağımsız Mühendislik Danışmanı Cemal Şeref Oğuzhan Öztürk, TAZI AI Kurucu Ortak ve Genel Müdürü Prof. Dr. Zehra Çataltepe ve Harvard Business Review Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turan da jüri üyesi alarak ödül kazanan ekipleri belirledi.

Ege İhracatçı Birlikleri’nde Muhammet Öztürk Dönemi Haber

Ege İhracatçı Birlikleri’nde Muhammet Öztürk Dönemi

Nisan ayında tamamlanan Ege İhracatçı Birlikleri Genel Kurul Toplantıları sonrasında şekillenen Ege İhracatçı Birlikleri Başkanlar Kurulu’nun ilk toplantısında; Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcılıklarına, Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Fatih Uysal ve Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Turan Göksan oy birliğiyle getirildiler. Ege İhracatçı Birlikleri Başkanlar Kurulu’ndaki diğer başkanlar Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Fuat Gürle, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkanı Selim Jimi, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık ve Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı M. Emre Uygun 2026-30 döneminde Ege İhracatçı Birlikleri Başkanlar Kurulu’nda Ege Bölgesi ihracatının artması için mesai verecek diğer birlik başkanları olacak. Muhammet Öztürk EİB’de Koordinatör Başkan olan 10. isim Muhammet Öztürk, EİB tarihinde Halit Şarlak, Mustafa Özman, Şükrü Ünlütürk, Hasan Çelebioğlu, Mete Uğuz, Servet Eröcal, Mustafa Türkmenoğlu, Sabri Ünlütürk ve Jak Eskinazi’den sonra Koordinatör Başkan olma mutluluğu yaşayan 10. ihracatçı oldu. EİB’de 12 başkanın 8’i değişti Ege İhracatçı Birlikleri’nde Nisan ayında yapılan genel kurullarda 12 birlik başkanının 8’i değişmişti. Ege İhracatçı Birlikleri’nde 1 Nisan 2026 tarihinde Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Genel Kurul Toplantısıyla başlayan genel kurul maratonu Koordinatör Başkan ve Koordinatör Başkan Yardımcılığı seçimleriyle tamamlanmış oldu. Öztürk; “18,5 milyar sendromuna son vermek istiyoruz” Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk; “Ege İhracatçı Birlikleri olarak ihracatımız son 3 yıldır 18,5 milyar dolar bandında sıkıştı kaldı. Öncelikli hedefimiz bu kritik eşiği aşmak ve ihracatta 20 milyar doları geçmek olacak. Bu amaçla 2025 yılında Türkiye Milli Katılım Organizasyonunu 17’ye çıkardığımız fuarların sayısını daha da artırmak istiyoruz. Sektörel Ticaret Heyetleri, Alım Heyetleri, URGE ve TURQUALITY Projelerine ağırlık vereceğiz. Ticaret Bakanlığımız, Tarım ve Orman Bakanlığımız, Türkiye İhracatçılar Meclisi’yle uyumlu hareket ederek Ege İhracatçı Birlikleri’nin her yıl iki haneli ihracat artışı yakalaması için gece-gündüz çalışacağız. Ege İhracatçı Birlikleri’nde temsil edilmeyen ancak ihracatı güçlü olan kimya, otomotiv, yenilenebilir enerji, iklimlendirme, elektrik-elektronik ve makine sektörlerimizin EİB çatısı altında temsili önceliklerimiz arasında olacak. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanlığı adaylığımda bana destek veren 11 birlik başkanımıza ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum.” Uysal: “SKDM, Sürdürülebilirlik, İnovasyon, URGE ve AR-GE’ye odaklanacağız” Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Mehmet Fatih Uysal: “Türkiye’de ihracatın başladığı İzmir’de, 12 ihracatçı birliğiyle en geniş ihracat kümelenmesini temsil ediyoruz. Avrupa Birliği’nin hayata geçirdiği Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması, Sürdürülebilirlik, İnovasyan, URGE ve AR-GE başlıklarına odaklanacağız. “İşimiz Üretim, Gücümüz İhracat” mottosuyla hareket edeceğiz. Hannibal’ın dediği gibi; "Ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız" bu süreçle genç ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden birlik başkanlarımızın vizyonu bize rehberlik yapacak. Güzel bir ekip olduk, hedeflerimize ulaşacağımıza tüm kalbimle inanıyorum.” Göksan; “Emek yoğun sektörlerimizin sorunlarını gündeme taşıyacağız” Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Turan Göksan; “Emek-yoğun sektörlerimiz son 3 yıldır ihracatta ve istihdamda ciddi kayıplar yaşadı. Emek-yoğun sektörlerimizin sorunlarını gündeme taşıyacağız. Nisan ayı enflasyon rakamları, nisan ayında 45,7’ye gerileyen İSO Türkiye İmalat PMI anketi yılın ikinci çeyreğine imalat sanayi faaliyet koşullarında kayda değer bir yavaşlamayla başladığına işaret ediyor. Orta Doğu’daki savaş tedarikçilerde bir tedirginliğe yol açsa da Türkiye’nin güvenli tedarikçi olduğunu bir kez daha hatırlattı. İhracatçı sektörlerimizin kayıpların sona ermesi, ihracat ve istihdamda tekrar eski günlere dönmek için Ankara nezdinde girişimlerde bulunacağız. İhracatçı sektörlerimizin yaşadığı zorlukları verilerle ortaya koyacağız. Sektörlerimizi katma değerli üretim ve ihracata yönlendirmek, URGE Projeleri, e-ihracat, dijitalleşme, yapay zekâ yoğunlaşacağımız konular olacak.” MUHAMMET ÖZTÜRK KİMDİR? Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, 8 Ekim 1968 tarihinde Erzurum’da dünyaya geldi. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. 1986 yılında profesyonel olarak iş hayatına atılan Muhammet Öztürk, 1996 yılında ALTERNATİF TARIM VE ORMAN ÜRÜNLERİ SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. firmasını kurdu. Uzun yıllardır tarım ürünleri ihracatı yapan Muhammet Öztürk, 2008 yılında Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu’na girdi. 2014-22 yılları arasında Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (EHBİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini sürdüren Öztürk, 14 Nisan 2022 tarihinde yapılan Genel Kurulda Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçildi. Muhammet Öztürk, bu göreve 1 Nisan 2026 tarihinde ikinci kez seçildi. 5 Mayıs 2026 tarihinde Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanlığına seçildi. EHBİB, Öztürk döneminde ihracat artış rekortmeni oldu Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Muhammet Öztürk’ün başkanlığında 4 yıllık süreçte ihracatını yüzde 74’lük artışla 682 milyon dolardan 1 milyar 185 milyon dolara çıkardı ve Ege İhracatçı Birlikleri çatısı altındaki 12 ihracatçı birliği arasında ihracat artış rekortmeni oldu. Muhammet Öztürk’ün başkanlığı döneminde Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, iki tane URGE Projesini hayata geçirdi. Malezya, Suudi Arabistan ve Güney Kore’ye sektörel ticaret heyetleri düzenledi. Başkan Muhammet Öztürk, Ege İhracatçı Birlikleri’nin Amerika Birleşik Devletleri’ne Türk gıda ürünlerinin tanıtımı amacıyla sürdürdüğü Turkihs Tastes isimli TURQUALITY Projesi’ne büyük emek verdi. Proje döneminde Türkiye’nin ABD’ye hububat bakliyat yağlı tohumlar ihracatı 3 kat artarak 300 milyon dolardan 900 milyon dolara yükseldi. Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Muhammet Öztürk’ün başkanlığında; Avrupa Baharat Birliği Baharat Birliği Genel Kuruluna 2022 yılında ev sahipliği yaptı. Türk Gıda Sektörünün 50 milyar dolar ihracat hedefine ulaşması için sektör paydaşlarıyla Foodist İstanbul Fuarı’nın hayata geçmesine öncülük etti. Evcil hayvan mamaları sektörüne özel ilgi Evcil hayvan mamaları sektörü son yıllarda büyük bir gelişim gösteriyor. Kedi-köpek maması sektörü son 11 yılda ihracatını 33 kat artırarak 150 milyon doların üzerine çıkarırken bu sektörün üretim ve ihracatının yüzde 65’i Ege Bölgesi’nden gerçekleştiriliyor. Üstü örtülü kalan bu başarıyı Muhammet Öztürk başkanlığı döneminde kamuoyunun gündemine taşıyarak taçlandırdı. Kedi Köpek Maması Üreticileri Derneği (PETBİR) ’yle güçlü bağlar kuran Muhammet Öztürk, sektördeki 14 firmayı UR-GE Projesi çatısı altında buluşturdu. Projede firmaların bir yandan yetkinliklerini artırırken, diğer yandan ortak pazarlama kültürü kazanmalarını sağlıyor. TARGEV Yönetim Kurulu Üyesi ve Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar Sektör Kurulu Başkan Yardımcılığı görevlerini de sürdüren Muhammet Öztürk, iki çocuk babası ve İngilizce biliyor. MEHMET FATİH UYSAL KİMDİR? Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı M. Fatih Uysal, Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden 1983 yılında mezun oldu. M. Fatih Uysal, profesyonel kariyerine 1982 yılında Norm Holding şirketlerinden Standart Cıvata’da Genel Müdür olarak başladı. 1995 yılında Norm Fasteners Cıvata’da Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olan Uysal, 2013 yılında Norm Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı’na atandı. Norm Holding’in sektörel çeşitlilik ve dikey entegrasyon yapılanmasına liderlik eden Uysal; bugün 3.800 çalışanı, 8 ülkede bulunan 23 şirketi, 22 üretim, 15 satış ve lojistik merkezi ile bağlantı elemanları, pazarlama ve ticaret, teknoloji, eklemeli imalat, kalıp ve talaşlı imalat, sac şekillendirme, kimya, makine ve otomasyon, sıcak dövme, tarım ve gıda alanlarında faaliyet gösteren Norm Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı olarak görevine devam ediyor. Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Yönetim Kuruluna 2020 yılında giren M. Fatih Uysal, 21 Nisan 2026 tarihinde Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanlığı görevine seçildi. Uysal; Türk Eğitim Vakfı’nda Yürütme Kurulu Üyesi, İzmir Ticaret Odası Eğitim ve Sağlık Vakfı’nda Mütevelli Heyet Üyesi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde Meclis Üyesi ve TÜSİAD, TİM, TAİDER, KALDER, ESİAD, EGİAD, Salihlililer Kültür ve Dayanışma Derneği üyesi. Evli ve iki çocuk babası olan M. Fatih Uysal İngilizce biliyor. TURAN GÖKSAN KİMDİR? 1984 yılında İzmir’de doğan Turan Göksan, orta ve lise eğitimini İzmir Amerikan Koleji’nde tamamladı. 2006 yılında Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü'nden mezun olan Turan Göksan, 2006-2008 yılları arasında Amerika’da New York Pace Üniversitesi'nde Finans Yüksek Lisansını tamamlayıp 2008 yılında aile şirketleri olan Akça Holding bünyesinde çalışmaya başladı. Tekstil, kuru meyve, yenilenebilir enerji, araç muayene istasyonları işletmeciliği, seracılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Akça Holding’in Yönetim Kurulu Üyesi ve Finans Direktörü olan Göksan, sektörel sivil toplum kuruluşlarında da aktif roller üstlendi. 2014 yılında Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu üyesi olarak görev aldı ve TİM delegesi oldu. 2018 ve 2022 yıllarında Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği'nde (ETHİB) Başkan Yardımcılığı görevine seçilen Turan Göksan, 17 Nisan 2026 tarihinde Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı seçildi. 42 yaşındaki Turan Göksan, önümüzdeki 4 yıl EİB bünyesindeki 12 ihracatçı birliği başkanı arasında en genç birlik başkanı olarak görev yapacak. Turan Göksan’ın TÜSİAD, EGİAD ve TAİDER üyelikleri bulunuyor. Turan Göksan evli ve üç çocuk babası. İngilizce biliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.