Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Almanya

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Almanya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Almanya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İngiltere ve Polonya, son yılların en büyük savunma anlaşmasını imzaladı Haber

İngiltere ve Polonya, son yılların en büyük savunma anlaşmasını imzaladı

İngiliz hükümetinden yapılan açıklamaya göre, Başbakan Keir Starmer, Avrupa'nın karşı karşıya kaldığı artan güvenlik tehditleri ortamında, yeni bir anlaşma imzalamak üzere 27 Mayıs'ta Londra'da Polonyalı mevkidaşı Donald Tusk ile bir araya gelecek. Yeni anlaşma, Başbakan Starmer'ın Avrupa ile ilişkileri iyileştirme ve AB ile güvenlik ve ekonomik alanlarda işbirliğini güçlendirme çabalarının ardından geldi. Daha önce İngiltere, Fransa ve Almanya ile de benzer anlaşmalar imzalamıştı. Toplantı öncesinde yaptığı açıklamada Starmer şunları vurguladı: " Britanya ve Polonya uzun zamandır yakın müttefik ve dost ülkelerdir, ancak Avrupa'nın şu anda karşı karşıya olduğu zorluklar daha da güçlü bir ortaklığı gerektiriyor." Liderin açıklamasına göre, yeni savunma anlaşması "iki ülke arasındaki savunma ve güvenlik ilişkilerinde son bir nesilde atılan en büyük adım" olup, Londra ve Varşova'nın modern güvenlik tehditleriyle başa çıkmasına ve hem İngiltere'nin hem de Polonya'nın gelecek yıllardaki güvenliğini sağlamasına olanak tanıyacak. Savunma açısından bakıldığında, anlaşmanın yeni nesil silahların koordineli geliştirilmesi ve üretimine zemin hazırlaması, bağımsız savunma tedarik zincirlerini güçlendirmesi ve hem İngiltere'de hem de Polonya'da daha fazla nitelikli iş imkanı yaratması bekleniyor. İş birliği, yeni hava savunma önleme sistemlerinin tasarlanması ve geliştirilmesi, füze ve hava savunma yeteneklerinin artırılması ve iki ülkenin kuvvetleri arasında birlikte çalışabilirliğin teşvik edilmesini içermektedir. İki taraf ayrıca yeni nesil orta menzilli hava savunma füzelerinin üretiminde de iş birliği yapmayı planlamaktadır. Ayrıca, İngiltere ve Polonya, NATO'nun doğu kanadını güçlendirmek için insansız sistemlerin kullanımını artıracak. İki ülkenin kara kuvvetleri, insansız hava araçlarına karşı savaş, elektronik savaş ve mühendislik desteği konularında koordinasyonu artırmak için geniş çaplı tatbikatlar gerçekleştirecek. İki taraf ayrıca, uzmanlık paylaşımı, tatbikatlar düzenleme ve gerçek zamanlı müdahale koordinasyonu yoluyla siber saldırılar ve dezenformasyon kampanyaları gibi gelecekteki tehditlerle mücadelede işbirliğini geliştirme konusunda da anlaştı. Göç konusunda ise İngiltere ve Polonya, sınır güvenliğini güçlendirmek ve insan kaçakçılığı ağlarını ortadan kaldırmak için yeni bir Ortak Eylem Planı uygulamayı planlıyor. Bu plan kapsamında, iki ülke istihbarat paylaşımını artıracak, sosyal medyayı kullanarak göçmenleri tuzağa düşüren insan kaçakçılığı şebekelerine karşı mücadele çabalarını koordine edecek ve sınır kontrolünü güçlendirmek için modern gözetim ve takip teknolojilerini uygulayacak. Varşova'da konuşan Polonya Başbakanı Donald Tusk ise İngiltere ile imzalanan yeni savunma anlaşmasını "tarihi bir an" olarak nitelendirdi. Polonya hükümetine göre, yeni güvenlik ve savunma anlaşması ortak askeri tatbikatlar için zemin oluşturacak, istihbarat paylaşımını artıracak ve siber güvenlik ile sağlık güvenliği alanlarında işbirliğini genişletecektir. Polonya, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) doğu kanadında yer alan ve Rusya, Belarus ve Ukrayna ile sınır komşusu olan bir AB üyesidir. Başbakan Tusk'a göre, bu coğrafi konum Varşova için güvenlik istikrarsızlığını "uzun vadeli bir gerçeklik" haline getirmiştir. Polonyalı lider, ABD ile stratejik ittifaka ek olarak Avrupa ülkeleriyle savunma anlaşmalarının güçlendirilmesinin, ülke için "kapsamlı güvenlik" sağlamayı amaçladığını belirtti. Polonya şu anda NATO ülkeleri arasında GSYİH'ye oranla en yüksek savunma harcamasına sahip ülke olup, bu yıl GSYİH'nin %4,8'ini aşmıştır. Mayıs ayı başlarında ülke, askeri modernizasyon programını ve savunma sanayisini finanse etmek için Avrupa Komisyonu ile bir kredi anlaşması imzalamış ve yaklaşık 44 milyar euro (yaklaşık 51 milyar ABD doları) destek almayı beklemektedir. 2025 yılında Polonya ve Fransa, savunma ve karşılıklı yardımlaşmayı da içeren, dostluk ve iş birliğini güçlendirme anlaşması imzaladı. Bu, nükleer bir güç olan Fransa'nın yalnızca en yakın müttefikleri için saklı tuttuğu bir taahhüt düzeyidir.

NATO: ABD askerlerinin Avrupa'dan çekilmesi güvenlik planlarımızı etkilemeyecek Haber

NATO: ABD askerlerinin Avrupa'dan çekilmesi güvenlik planlarımızı etkilemeyecek

General Grynkewich, Brüksel'de gazetecilere yaptığı açıklamada, "Şu ana kadar açıklananlar, yakın zamanda çekilmesini öngördüğümüz yegâne güçlerdir" dedi. Amerikan askerlerinin yeniden konuşlandırılmasının dinamik bir süreç olduğuna dikkat çeken Grynkewich, Avrupa ülkelerinin kendi savunma kapasitelerini ve caydırıcılıklarını inşa etmelerinin uzun yıllar alabileceğini vurguladı. Almanya'dan çekilme kararı ve ortadoğu etkisi NATO komutanının bu teminatı, Avrupalı müttefiklerin Trump'ın asker çekme kararı sonrası oluşan güvenlik açığını kapatmak için kapalı kapılar ardında yoğun bir diplomasi yürüttüğü bir döneme denk geldi. Trump yönetimi, Almanya'da konuşlu en az 5 bin ABD askerini çekme kararı almıştı. Washington'un bu hamlesi, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz'in İran'a yönelik savaş politikalarına getirdiği eleştiriler ve Avrupa'nın Hürmüz Boğazı'nın güvenliği konusunda ABD'yi yalnız bırakmasına yönelik bir misilleme olarak değerlendiriliyor. Özellikle 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a yönelik ortak saldırısı ve Tahran'ın buna hem doğrudan hem de komşu ülkeler üzerinden verdiği karşılık, bölgesel tansiyonu zirveye taşımıştı. İran'ın 2 Mart'ta Hürmüz Boğazı'nı deniz trafiğine kapatması ve ABD'nin boğazı açma girişimlerinin sonuçsuz kalması, Transatlantik ilişkilerindeki çatlağı daha da derinleştirdi. Ağır teçhizat açığı ve Polonya sürprizi ABD'nin Avrupa'dan çekeceği güçlerin yerini doldurmak ciddi bir meydan okuma barındırıyor. NATO diplomatlarından edinilen bilgilere göre, ittifakın 32 üyesi, çekilecek Amerikan askeri kapasitesine Avrupalı alternatifler bulma görevini General Grynkewich'e devretti. Askeri uzmanlara göre asıl kriz personel eksikliğinden ziyade ağır silah kapasitesinde yaşanacak. Almanya'da konuşlu Amerikan uzun menzilli füze birliğinin çekilmesinin yarattığı boşluğun bir Avrupa gücüyle doldurulmasının en az 5 yıl alacağı öngörülüyor. Uzmanlar, tank ve zırhlı araç gibi ağır teçhizatların kısa sürede telafi edilmesinin "imkansız" olduğu konusunda uyarıyor. Öte yandan, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in Polonya'ya ilave 4 bin asker gönderme planını iptal etmesi Varşova'da soğuk duş etkisi yarattı. Ancak Polonya Savunma Bakanı Władysław Kosiniak-Kamysz, Washington'da Hegseth ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada endişeleri yatıştırdı. Kosiniak-Kamysz, bu iptalin stratejik ortaklıklarına zarar vermediğini ve Pentagon'un Avrupa'daki kuvvet dağılımı için yeni bir plan üzerinde çalıştığını ifade etti.

Almanya Rusya ile Çin arasındaki stratejik ilişkide temel bir değişim beklemiyor Haber

Almanya Rusya ile Çin arasındaki stratejik ilişkide temel bir değişim beklemiyor

Merz, başkent Berlin’de İsviçre Konfederasyonu Başkanı Guy Parmelin ile yaptığı görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Bir gazetecinin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in yapacağı görüşmeden ne beklediğini sorması üzerine Merz, Başkan Putin’in Pekin ziyaretini çok yakından takip ettiklerini belirtti. Merz, Şi ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleşen önceki görüşmeden yapılan çeşitli açıklamaları da dikkatle takip ettiklerini dile getirerek, "Şimdi, Rusya ile Çin arasındaki stratejik ilişkide temel bir değişim beklemiyoruz. Ancak elbette bu ziyaretle, Başkan Şi'nin de Ukrayna’daki savaşı sona erdirmesi için Başkan Putin’in üzerinde etkide bulunması umudunu taşıyoruz." dedi. Bunun Putin’in kazanamayacağı bir savaş olduğunu savunan Merz, Rusya'nın her gün yüksek can kayıpları yaşadığını kaydetti. Şansölye Merz, Almanya ve İsviçre’nin büyük ölçüde ihracata bağımlı iki ülke olduğuna işaret ederek, “Bu yüzden İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması ikimiz için de büyük bir zarardır." diye konuştu. Ortaklarla birlikte deniz yollarındaki seyrüsefer özgürlüğünün mümkün olan en kısa sürede yeniden tesis etmeye çalıştıklarını aktaran Merz, İran’ın müzakere masasına gelmesi, zamana oynamaması, bölgeyi ve dünyayı rehin almaması ve özellikle nükleer programını sonlandırması gerektiğini yineledi.

Alman istihbaratı: İran'ın Avrupa'daki saldırıları artabilir Haber

Alman istihbaratı: İran'ın Avrupa'daki saldırıları artabilir

Salı günü (19 Mayıs 2026) bir açıklama yapan BfV, İran istihbaratının hedefleri arasında Yahudi ve İsrail kurumlarının yanı sıra rejim muhalifleri, İsrail ve ABD destekçileri ile Tahran yönetimi tarafından "hain" olarak nitelendirilen kişilerin bulunduğunu kaydetti. Rapora göre istihbarat yetkilileri, İsrail ve ABD saldırılarının İran'ın güvenlik aygıtını ciddi şekilde zayıflatmasına rağmen, savaş baskısının azalmasıyla birlikte Tahran'ın kaynaklarını yeniden Avrupa'daki dış operasyonlara kaydırmasından endişe ediyor. Teşkilat, İranlı ajanların tehditten gözetlemeye ve terör eylemlerine kadar geniş bir yelpazede faaliyet yürütmeye hazır olduğunu vurguladı. "Onlarca Alman vatandaşı İran için çalışıyor" BfV'nin karşı casusluk bölümünün yürüttüğü soruşturmalara göre, askeri eğitim almak veya İran makamlarının hizmetine girmek amacıyla Almanya'dan İran'a giden ve oradaki hükümet için çalışan en az onlarca kişi bulunuyor. İstihbarat raporlarında spesifik örneklere de yer verildi. İnternete düşen doğrulanmamış bir videoda, Hamburg doğumlu iki kişinin ellerinde Kalaşnikoflarla (AK 47) bir Besic kontrol noktasında nöbet tuttuğu görüldü. Bünyamin C. olarak bilinen bu kişilerden birinin, 2024'te Alman makamlarınca yasaklanana kadar Tahran'ın Avrupa'daki en önemli üssü olarak kabul edilen Hamburg İslam Merkezi (IZH) ile bağlantılı olduğu belirtildi. Tahran'dan paylaşılan propaganda videolarında boy gösteren bir diğer isim ise, uzun süredir Almanya'da yaşayan ve geçen yıl Frankfurt'ta Hamas'ın 7 Ekim saldırılarını desteklediği gerekçesiyle ceza alan Aytek Barani oldu. Organize suç örgütleri kullanılıyor Almanya'daki İsrail ve Yahudi hedefleri ile İranlı muhaliflere yönelik tehdit seviyesinin "yüksek" olarak kalmaya devam ettiğini belirten BfV raporu, şu ifadelere yer verdi: "İran, devlet destekli terör faaliyetleri yürütmek istiyor. Bunun için de Avrupa ülkelerinde önceden kök salmış ve faaliyet göstermiş mevcut ağlara ile organize suç çetelerine güveniyor." İstihbarat verilerine göre İran, Mart 2026'dan bu yana "Harekat Ashabü'l-Yemin el-İslamiye" adlı yeni bir işe alım ve örgütlenme kampanyasına ağırlık vermiş durumda. Söz konusu grubun, militan devşirmek için İran destekçileri ve Şii radikaller arasındaki sosyal medya ağlarını aktif olarak kullandığı kaydedildi.

Almanya, Türkiye'ye Patriot bataryası ve 150 asker gönderiyor Haber

Almanya, Türkiye'ye Patriot bataryası ve 150 asker gönderiyor

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre görev gücü; bir Patriot ateşleme birimi ile Schleswig Holstein eyaletinin Husum kentindeki 1. Hava Savunma Alayı'ndan 150 askerden oluşacak. ABD'nin yerini Almanya alıyor NATO, İran ile yaşanan gerilim sürecinde Türkiye'deki hava savunmasını güçlendirmişti. Mart ayı ortasında, İran'ın Türkiye'ye yönelik balistik füze saldırılarının ardından Malatya'daki Kürecik Radar Üssü bölgesine ABD'ye ait Patriot bataryası konuşlandırılmıştı. Alman Savunma Bakanlığı, Türkiye'ye gönderilecek kuvvetlerin ABD birliklerinin yerini alacağını belirtti. Bu adımla Almanya'nın NATO hava sahasının korunmasında "adil yük paylaşımı"na önemli katkı sunacağı vurgulandı. Savunma Bakanı Boris Pistorius, Almanya'nın NATO içinde daha fazla sorumluluk üstlendiğini belirterek şunları söyledi: "Askerlerimizin Türk ve ABD'li ortaklarımızla çok yakın koordinasyon içinde çalışması, müttefiklerimizle iş birliğimizin ne denli güvenilir işlediğini bir kez daha ortaya koymaktadır." Büyükelçi: NATO'nun gücü birlikte savunmaktan geliyor Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Sibylle Katharina Sorg da sosyal medya hesabından Türkçe açıklama yaparak Alman ordusunun "önemli bir NATO müttefiki olan" Türkiye'ye destek verdiğini ve "NATO'nun güneydoğu kanadının hava ve füze savunmasına değerli bir katkı" sağladığını ifade etti. Sorg, "NATO'nun gücü birbirimizi korumamızdan ve savunmamızı ittifak olarak birlikte şekillendirmemizden gelmektedir. Bunu, Türkiye'nin İran tarafından balistik füzelerle defalarca hedef alındığı ve bu füzelerin tamamının NATO tarafından imha edildiği son haftalar da açıkça göstermiştir" dedi. Alman Patriot'ları Türkiye'de ilk kez değil Alman ordusuna ait Patriot bataryaları daha önce 2013-2015 yılları arasında NATO misyonu kapsamında Kahramanmaraş'ta konuşlandırılmış ve yaklaşık üç yıl boyunca Suriye sınırında NATO hava sahasını korumaya almıştı. Alman hava savunma kuvvetleri geçen yıl Polonya'da, önceki yıllarda ise Slovakya ve Litvanya'da görev üstlenmişti.

Almanya'da Cem Özdemir eyalet başbakanı oldu Haber

Almanya'da Cem Özdemir eyalet başbakanı oldu

157 sandalyeli parlamentoda 93 oy alan Özdemir, Yeşiller ve CDU arasında kurulan koalisyonun adayı olarak eyaletin yeni başbakanı oldu. Bu sonuçla Özdemir, Almanya’da bir eyaletin başına geçen ilk Türkiye kökenli siyasetçi olarak tarihe geçti. Seçim süreci, Yeşiller’in 8 Mart 2026’daki eyalet seçimlerinden birinci parti çıkmasının ardından şekillendi. Ardından CDU ile yürütülen koalisyon müzakereleri tamamlandı ve iki parti ekonomi, sanayi dönüşümü ve iklim politikalarında uzlaşarak hükümet programını oluşturdu. Özdemir, koalisyonun ortak adayı olarak parlamentoda çoğunluğu sağlayarak göreve geldi. Yeni hükümet programında ekonomik büyümenin güçlendirilmesi, sanayinin rekabet gücünün artırılması ve bürokrasinin azaltılması öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Bunun yanında eyaletin 2040 yılına kadar iklim nötr olması hedefi korunuyor. Ayrıca şirket kuruluş süreçlerinin hızlandırılması ve eğitim alanında reformlar da koalisyon anlaşmasında dikkat çekiyor. Özdemir’in başbakanlığı, Almanya siyasetinde sembolik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Türkiye kökenli göçmen bir ailenin çocuğu olarak siyasette yükselen Özdemir, hem Yeşiller’in lider kadrosunda hem de federal hükümette üstlendiği görevlerle uzun süredir ülke siyasetinin tanınan isimleri arasında yer alıyor. Baden-Württemberg gibi ekonomik açıdan güçlü bir eyaletin yönetimine gelmesi, bu kariyerin zirvesi olarak görülüyor. 1965 yılında Bad Urach’ta doğan Özdemir, 18 yaşında Alman vatandaşlığına geçti ve genç yaşta siyasete atıldı. 1981’de Yeşiller’e katıldı, 1994’te Federal Meclis’e girdi ve daha sonra Avrupa Parlamentosu ile federal bakanlık görevlerinde bulundu. Kariyeri boyunca hem göçmen kimliği hem de Alman siyasetine entegrasyonu üzerinden tartışmaların odağında yer aldı. DW kaynaklı haberde, Özdemir’in hem Almanya’da hem de Türkiye’de farklı kesimler tarafından zaman zaman eleştirilse de özellikle Baden-Württemberg’de geniş bir siyasi taban oluşturduğu vurgulandı. Pragmatik siyasi çizgisi ve yerel kimliğe yakın diliyle tanınan Özdemir’in yeni görevinde ekonomi ve iklim politikaları arasında denge kurması bekleniyor. Cem Özdemir hakkında kısaca Cem Özdemir, Almanya'nın Baden-Württemberg eyaletindeki Bad Urach şehrinde, Türkiye'den göç eden Tokatlı Çerkes kökenli bir baba ve İstanbullu bir annenin çocuğu olarak 1965 yılında dünyaya geldi. Kendisini "Anadolulu bir Svabyalı" (Anatolische Schwabe) olarak tanımlayan Özdemir, Almanya'da doğup büyümüş bir siyasetçidir. Özdemir, 1981 yılından beri Yeşiller Partisi'nin Ludwigsburg İlçe Teşkilatı üyesidir. 1989 ile 1994 yılları arasında Baden-Württemberg'in parti eyalet yönetiminde yer aldı. 1992'de göçmen hakları için kurulan Immi-Grün - Bündnis der neuen InländerInnen grubunun kurucuları arasında yer aldı. Özdemir, 2004 ile 2009 yılları arasında Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı (Yeşiller/EFA) parlamento grubunda Avrupa Parlamentosu üyeliği yaptı. Bu süre zarfında grubun dış politika sözcüsü ve Dış İlişkiler Komitesi (AFET) üyesi olarak görev yaptı. Ayrıca, Avrupa Parlamentosu'nun Orta Asya raportörü ve Irak ile İlişkiler Daimi Geçici Delegasyonu'nun başkan yardımcısı olarak görev yaptı. 2006 ile 2007 yılları arasında Özdemir, ABD Merkezî İstihbarat Teşkilatı'nın (CIA) Avrupa'daki operasyonlarına yönelik araştırma ekibinin başkan yardımcılığını yaptı. Özdemir, 2013 seçimleri sonucunda yeniden Federal Meclis'e girdi.[17] Alman-Çin Parlamento Dostluk Grubu'nun başkan yardımcısı olarak görev yaptı.

Almanya ile aynı fikirde olmayan Trump, Almanya'dan Polonya'ya asker kaydırma olasılığını açık bıraktı. Haber

Almanya ile aynı fikirde olmayan Trump, Almanya'dan Polonya'ya asker kaydırma olasılığını açık bıraktı.

Beyaz Saray'da gazetecilere konuşan Trump, ABD yönetiminin Almanya'dan çekilen bazı birlikleri Polonya'ya transfer etmeyi düşündüğünü kabul etti. Bu açıklama, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) içindeki güç dengesinin Orta ve Doğu Avrupa'da yeniden düzenlenmesine ilişkin daha geniş tartışmaların ortasında geldi. Trump, Polonya'ya asker gönderme olasılığı sorulduğunda, bunun "mümkün" olduğunu söylerken, Washington ile Varşova arasındaki ilişkinin çok iyi olduğunu vurguladı. Bay Trump, Polonya'nın bu senaryoyu istediğini söyledi ve iki ülke arasındaki çok iyi ilişkiye vurgu yaptı. Amerikalı lider ayrıca, seçimde açıkça desteklediği ve dezavantajlı durumda olduğu düşünülmesine rağmen seçimi kazanan Başkan Nawrocki ile yakın bir kişisel ilişkisi olduğunu da doğruladı. Medya haberlerine göre, ABD hükümeti önümüzdeki 6-12 ay içinde Almanya'dan yaklaşık 5.000 askeri çekmeyi planlıyor. Ancak lider, azaltımın ölçeğinin daha da büyük olabileceğini belirtti. Şu anda Almanya'da yaklaşık 35.000-37.000 ABD askeri personeli konuşlandırılmış durumda. Birkaç gün önce Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, ülkesinin Almanya'dan çekilen ABD birliklerini karşılamaya hazır olduğunu ve gerekli askeri altyapıya sahip olduğunu açıkladı. Varşova, ABD'nin artan askeri varlığını bölgesel güvenliği artırmak ve NATO'nun doğu kanadını güçlendirmek için bir önlem olarak görüyor. Bu kararlar, Trump yönetimi ile Berlin arasındaki gerilimler ortamında alındı. Başkan Trump, ilk döneminde bile Almanya'yı savunmaya çok az harcama yapmakla eleştirmiş ve daha önce ülkedeki ABD askeri varlığını azaltacağını belirtmişti. Ancak, 2020'de birliklerin kısmen geri çekilmesine yönelik benzer bir plan nihayetinde gerçekleşmedi. Uzmanlar, kilit faktörün sadece asker sayısı değil, aynı zamanda kuvvetlerin konuşlandırıldığı yer olduğuna inanıyor. Eski Polonya'nın NATO Büyükelçisi Tomasz Szatkowski, Euronews'e verdiği son röportajda, Almanya'daki ABD güçlerinin sadece askeri öneme sahip olmadığını, aynı zamanda önemli siyasi ve tarihi değer taşıdığını savundu. "Bizim bakış açımızdan, Almanya'daki Amerikan askeri varlığının sürdürülmesi gerektiği açık. Ancak, asker sayısında azalma olursa, Polonya'nın bu askerlerin kendi topraklarına transferi için güçlü bir şekilde baskı yapması gerekiyor. Bu bizim çıkarımıza ve Polonya'nın bu konuda net bir sinyal göndermesi gerekiyor," dedi.

Alman 'lardan Hürmüz Boğazı hamlesi Haber

Alman 'lardan Hürmüz Boğazı hamlesi

DW’de Nina Werkhäuser’in haberine göre Baltık Denizi kıyısındaki Kiel-Wik deniz üssünden hareket eden "Fulda" mayın avlama gemisinin yakında Akdeniz’e doğru yola çıkması bekleniyor. Geminin ilk etapta bir NATO antimayın birliğine entegre edilmesi planlanıyor. "Fulda", Hürmüz Boğazı'ndaki deniz mayınlarını tespit edip imha etme konusunda en üst seviyede donanım ve kabiliyete sahip. 28 Şubat’ta başlayan İran savaşından bu yana Tahran yönetimi, uluslararası ticaret açısından kritik önemdeki bu dar deniz geçidini bloke ediyor. İran'ın buraya deniz mayını döşediği tahmin ediliyor. Bu abluka nedeniyle küresel piyasalarda petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz fiyatları önemli ölçüde yükseldi. Abluka Alman ekonomisini vurdu Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Almanya’nın bir barış düzenlemesinin güvence altına alınmasına katkı sunmaya hazır olduğunu defalarca dile getirdi. Ancak bunun, İran savaşının sona ermesinden sonra mümkün olacağını vurguladı. Alman birinci televizyon kanalı ARD’de yayımlanan "Caren Miosga" adlı siyasi söyleşi programına katılan Merz, bu mesajı ABD Başkanı Donald Trump’a da ilettiğini belirtti: "Son ziyaretimde ve telefon görüşmelerimizde kendisine bu savaşın artık bizim üzerimizde de ciddi etkileri olduğunu, sona ermesini istediğimizi ve yardım sunmaya hazır olduğumuzu söyledim." Alman donanması, mayın temizleme konusunda geniş bir deneyime sahip. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana özellikle Baltık Denizi’nde eski mühimmatın temizlenmesi kesintisiz sürdürülüyor. Modern insansız sistemler ve yüksek eğitimli mayın dalgıçlarıyla donatılmış on mayın avlama gemisi, bu alanda Almanya’ya uluslararası itibar kazandırdı. NATO içinde mayın temizleme kapasitesi ise sınırlı kabul ediliyor. Son söz Federal Meclis'te Alman ordusu Bundeswehr'in her silahlı yurtdışı görevi gibi, Hürmüz Boğazı’ndaki olası bir deniz misyonu da belirli şartlara bağlı. Bu şartlar Almanya Anayasası ve Federal Anayasa Mahkemesi içtihatlarıyla belirleniyor. Buna göre böyle bir görev, Birleşmiş Milletler, NATO veya Avrupa Birliği (AB) gibi bir "kolektif güvenlik sistemi" çerçevesinde yürütülmeli. Ayrıca Federal Meclis (Bundestag), görevlendirme hakkında bilgilendirilmeli, konuyu görüşmeli ve nihai olarak onay vermeli. Bu yetki belgesinde Bundeswehr’in görevi, kullanılacak askeri kapasite, görev bölgesi, azami asker sayısı ve görev süresi ayrıntılı şekilde belirleniyor. Donanmanın tüm unsurları çeşitli görevlerde Meclis onayı günler, hatta haftalar sürebileceği için donanma şimdiden hazırlık yapıyor. Ancak bunun için mevcut görevlerde değişiklik yapılması gerekiyor. Mayın Avlama Filosu Komutanı Fırkateyn Kaptanı Inka von Puttkamer, Kiel’de düzenlenen bir basın toplantısında şöyle konuştu: "Elimizdeki tüm unsurlar halihazırda zaten çeşitli görevlerde. Bu özellikle mayın avlama filosu için geçerli. Yeni bir görev her zaman mevcut bir görevin aleyhine olur." Savunma Bakanı Boris Pistorius’un da belirttiği gibi, Alman donanması, Avrupa Birliği, NATO ve Birleşmiş Milletler görevleri kapsamında zaten yoğun şekilde konuşlandırılmış durumda. Von Puttkamer, mayın temizleme gibi riskli operasyonların ancak koruma altında yapılabileceğini vurguladı: "Mayın karşı tedbir birlikleri, su üstü ve hava tehditleri bertaraf edilmeden görev yapamaz. Bir fırkateyn mayın bulamaz, bir mayın avlama gemisi de hava muharebesi yapamaz. Bu nedenle her zaman fırkateyn veya korvetlerle birlikte görev yaparız." Yeni nesil P-8 Poseidon deniz devriye uçakları da böyle bir operasyonda kullanılabilir. Pistorius: ABD olmadan görev yok Savunma Bakanı Pistorius’a göre, böyle bir görev ancak müttefiklerle ve özellikle ABD ile birlikte yürütülebilir. ABD'nin bölgede "en kapsamlı durumsal farkındalığa" sahip olduğunu belirten Pistorius, Nisan ayında ARD’de yayımlanan "Bericht aus Berlin" (Berlin Raporu) programında şunları söyledi: "Bu savaşı Amerikalılar İsrail ile birlikte yürütüyor. Dolayısıyla sonuçlarıyla ilgili operasyonlarda da birlikte hareket etmemiz gerekiyor." Hürmüz Boğazı’nın ne ölçüde mayınlandığıise bilinmiyor. Aynı şekilde Alman ordusunun göreve katılmasının ön koşulu olan İran savaşının kalıcı biçimde sona erip ermeyeceği de belirsiz. Şu an için böyle bir sona dair işaretler yok; aksine son dönemde bölgede gerilim yeniden tırmanmış durumda.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.