Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Almanya

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Almanya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Almanya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Almanya Başbakanı, Suriyeli göçmenlerin %80'inin ülkelerine geri dönmesini istiyor Haber

Almanya Başbakanı, Suriyeli göçmenlerin %80'inin ülkelerine geri dönmesini istiyor

Şaraa'nın Almanya'ya yaptığı ilk resmi ziyaret sırasında, iki lider Suriyeli göçmenlerin büyük çoğunluğunun önümüzdeki üç yıl içinde ülkelerine geri dönmesi konusunda anlaşmaya vardılar. Almanya şu anda Avrupa Birliği'ndeki en büyük Suriyeli denizaşırı topluluğa ev sahipliği yapıyor; bu topluluk bir milyondan fazla kişiden oluşuyor ve bunların çoğu 2015-2016 göç dalgasının zirve noktasında geldi. Başbakan Friedrich Merz, Cumhurbaşkanı Şaraa ile Almanya'daki Suriyelilerin %80'inin ülkelerine dönmesi hedefi konusunda anlaştıklarını söyledi. Görüşmenin ardından Merz, her iki tarafın da "giderek daha fazla Suriyelinin evlerine dönebilmesini sağlamak için birlikte çalıştığını" teyit etti. Suriye tarafında ise Cumhurbaşkanı Şaraa, bu süreci kolaylaştırmak için Almanya ile işbirliği yapma sözü verdi. Suriye'nin "Alman hükümetindeki dostlarıyla döngüsel bir göç modeli kurmak için çalıştığını" söyledi. Ayrıca bu modelin, "Suriye halkının, burada kurdukları istikrarı ve yaşamlarını kaybetmeden, kalmak isteyenler için vatanlarının yeniden inşasına katkıda bulunmalarına olanak sağlayacağını" açıkladı. 14 yıllık kanlı iç savaştan sonra Suriye'nin toparlanmasını desteklemek amacıyla birçok uluslararası yaptırım kaldırıldı. Cumhurbaşkanı Şaraa, enerji, ulaşım ve turizm sektörlerindeki yatırım fırsatlarına dikkat çekerken, ülkesini "bol insan kaynağına" sahip, çeşitlilik gösteren bir ülke olarak tanımladı. Şansölye Merz, Almanya'nın Suriye'nin yeniden yapılanma çabalarını destekleme arzusunu teyit etti ve önümüzdeki günlerde bir hükümet heyetinin Orta Doğu ülkesine gideceğini duyurdu. Bununla birlikte, "gelecekteki birçok ortak projenin, hukukun üstünlüğüne dayalı bir devlet bulmaya bağlı olacağını" da vurguladı.

Hindistan, Rusya'dan 5 adet S-400 füze sistemi satın alıyor Haber

Hindistan, Rusya'dan 5 adet S-400 füze sistemi satın alıyor

Bu modernizasyon çabasının en önemli noktası, Rusya'dan ek beş adet S-400 Triumph uzun menzilli hava savunma füze sistemi sipariş etme kararıdır; bu hamle, uzak tehditlere karşı hava savunma kalkanını sağlamlaştırmayı amaçlamaktadır. Beş adet daha S-400 sisteminin eklenmesiyle Hindistan'ın stratejik cephaneliği toplam 10 tabura ulaşarak ikiye katlanacak. Genişletme kararı, sistemin Mayıs 2025'teki sınır çatışmalarında üstün etkinliğini göstermesinin ardından alındı. Hindistan Savunma Bakanlığı resmi bir açıklamada şunları vurguladı: "S-400 sistemi, kritik bölgeleri hedef alan uzun menzilli düşman uçaklarına karşı koyacaktır." Başbakan Narendra Modi bir keresinde bu sistemin Hindistan'ın savunma yeteneklerine "benzeri görülmemiş bir güç" sağladığını iddia etmişti. Hava Kuvvetleri Komutanı Amar Preet Singh de S-400'ü savaşın çehresini tamamen değiştirecek bir "dönüm noktası" olarak nitelendirmişti. Bundan önce, Ekim 2018'de Yeni Delhi, ilk beş S-400 sistemini satın almak için 5,43 milyar dolarlık bir sözleşme imzalamıştı. Yakın zamanda onaylanan 25 milyar dolarlık bütçe paketi sadece S-400'e odaklanmakla kalmıyor, aynı zamanda Sovyet döneminden kalma ekipmanların yerini alacak birçok önemli kalemi de içeriyor. Hindistan Ordusu, eskiyen An-32 ve Il-76 filosunun yerine yeni nakliye uçakları satın alacak ve ordu için topçu sistemlerine, tanklar için zırh delici mühimmata ve havadan gözetleme sistemlerine yatırım yapacak. Özellikle, bütçenin bir kısmı Su-30MKI savaş uçağı filosunun kapsamlı yükseltmeleri ve hizmet ömrünün uzatılması için kullanılacak ve ayrıca ordu için 47 milyon dolar değerinde ek Tunguska hava savunma sistemleri satın alınacak. Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü'nün (SIPRI) verilerine göre, Hindistan şu anda askeriharcamalarda dünyada beşinci sırada yer alıyor ve küresel olarak ikinci büyük silah ithalatçısı konumunda. Yeni Delhi'nin mevcut cephaneliğinin %60'ından fazlası Rusya'dan gelse de, ülke Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve Almanya ile yaptığı anlaşmalar yoluyla tedarikçilerini çeşitlendirmeye aktif olarak çalışıyor. Geçtiğimiz mali yılda Hindistan, toplam 71 milyar dolarlık 55 tedarik teklifini onaylayarak rekor kırdı. Rusya ile geleneksel stratejik ortaklığını sürdürme ve uluslararası iş birliğini genişletme kombinasyonu, Hindistan'ın en yüksek düzeyde öz yeterliliğe ve askeri modernizasyona ulaşma arzusunu göstermektedir.

ABD Başkanı Trump,: İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor Haber

ABD Başkanı Trump,: İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor

ABD Başkanı Donald Trump, basına açık olarak gerçekleştirdiği kabine toplantısı sırasında Orta Doğu’daki savaşa ilişkin açıklamalarda bulundu. Destansı Öfke Operasyonu ile İran’ın askeri kabiliyetlerini görülmemiş bir şekilde vurduklarını söyleyen Trump, "Venezuela’da yaptığımız bunun daha küçük bir versiyonuydu. İran’ın füze ve insansız hava aracı stoklarını yok ediyoruz, savunma sanayi altyapılarını yok ediyoruz. Donanmalarını tamamen ortadan kaldırdık, hava kuvvetlerini tamamen sildik. Füzelerinin ve füze rampalarının büyük bir kısmını yok ettik. Rampaların muhtemelen yüzde 90’ına yakınını yok ettik ve füzeler, fırlatma rampaları olmadan atılamaz" dedi. "İran, anlaşma yapmak için yalvarıyor" ABD basınında kendisinin İran’la anlaşma yapmaya çalıştığına ilişkin haberleri "yalan haber" olarak nitelendiren Trump, "Anlaşma yapmak için yalvaran ben değilim, onlar. İran benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor. Olanları gören herkes neden anlaşma yapmak istediklerini anlar. Onlar aptal değil, aslında bir bakıma çok zekiler. Onlar harika müzakereciler" dedi. Trump, "Savaş konusunda kötü olduklarını söyleyebilirim ama müzakere konusunda çok iyiler. Ve anlaşma yapmak için yalvarıyorlar. Bunu yapabilecek miyiz bilmiyorum. Bunu yapmaya istekli miyiz, onu da bilmiyorum. Bunu dört hafta önce yapmaları gerekiyordu. İki yıl önce yapmaları gerekiyordu. Ya da biz göreve ilk geldiğimizde yapmalıydılar" ifadelerini kullandı. "Muhatap olduğumuz insanlar, başka kimseyle iletişim kuramıyor" ABD’nin İran’ın iletişim sistemlerini tamamen imha ettiğini ifade eden Trump, "Yaşadıkları sorunlardan biri de bizim muhatap olduğumuz insanların başka kimseyle iletişim kuramıyor olmaları. Çünkü tüm liderleri ortadan kaldırıldı. Birinci kademe gitti. Yeni liderleri seçmek istediler ama onlar da gitti. Hepsi gitti. Çünkü anlaşma yapmadılar. Bunlar hasta ruhlu insanlar" dedi. "Sadece İsrail’i değil, Orta Doğu’yu ele geçirmek istiyorlardı" ABD’nin saldırıları öncesinde İran’ın nükleer silah edinmeye çok yaklaştığı söylemini tekrarlayan Trump, "Ama nükleer silahları olacaktı ve bunu kuşkusuz kullanacaklardı. Biliyorsunuz, kendileriyle bir alıp veremediği olmayan ülkelere saldırdılar. Bunlar savaşa dahil değillerdi, İran ile büyük sorunları yoktu. Bunlar gerçekten hasta ruhlu insanlar. Sadece İsrail’i değil, Orta Doğu’yu ele geçirmek istiyorlardı. Elbette listelerinde ilk sırada İsrail olurdu" ifadelerini kullandı. "NATO konusunda çok hayal kırıklığına uğradık" İngiltere’den destek istediklerinde savaşa sürüklenmek istemedikleri cevabı aldıklarını söyleyen ABD Başkanı Trump, NATO’nun İran’a yönelik saldırılarda ABD’ye yardım etmediği için hayal kırıklığına uğradığını belirterek, "Açıkça söyleyeyim, NATO konusunda çok hayal kırıklığına uğradık. Çünkü NATO hiçbir şey yapmadı" dedi. Trump, "25 yıl önce NATO kağıttan bir kaplan dedim, ama daha da önemlisi biz onların yardımına koşarız ama onlar bizim yardımımıza gelmez dedim ve yardımımıza gelmediler" ifadelerini kullandı. "İngiltere'nin uçak gemileri, bizim sahip olduklarımızla kıyaslandığında oyuncak kalıyor" Trump, İran konusunda İngiltere’nin tavrına ilişkin olarak, "İngiltere bu işe karışmak istemedi. Biz de onların savaşlarına karışmak istemiyoruz. İngiltere'nin uçak gemileri, bizim sahip olduklarımızla kıyaslandığında oyuncak kalıyor" dedi. İngiltere’nin "savaş bittikten sonra" yardım teklif ettiğini söyleyen Trump, "’Teşekkürler, zahmet etmeyin, ihtiyacımız yok’ dedim. Onlara ihtiyacımız yok. Görevimizi başarmanın dört ila altı hafta süreceğini tahmin etmiştik ve programın çok ilerisindeyiz. İran’a verilen tahribat açısından ne yapıldığına bakarsanız, gerçekten çok ilerideyiz" ifadelerini kullandı. "İran rejimi artık kesin bir şekilde yenildiklerini kabul ediyor" Trump, "İran rejimi artık kesin bir şekilde yenildiklerini kabul ediyor. Bunun bir felaket olduğunu söylüyorlar. Bu yüzden bizimle konuşuyorlar. Aksi takdirde konuşmazlardı" dedi. İran yönetimine ilişkin açıklamalarında Trump, "Şimdi anlaşma yapmak için bir şansları var ama bu onlara kalmış. Çıkıp ‘müzakere etmiyoruz, müzakere etmeyeceğiz’ diyorlar ama elbette müzakere ediyorlar. Paramparça oldular. Yerlerinde kim olsa müzakere etmezdi ki? Anlaşma yapmak için yalvarıyorlar. İyi bir anlaşma yapabilir miyiz göreceğiz. Eğer iyi bir anlaşma yaparlarsa, boğaz açılacak. Hürmüz Boğazı açılacak. Şu an dahi, orada mayın var mı bilmiyoruz" dedi. "NATO için bir sınamaydı" ABD’nin İran konusunda yapmakta olduğu şeyi yapmaya devam edeceğini söyleyen Trump, "Bunlar küçük meseleler. Bu nedenle de NATO konusunda çok hayal kırıklığına uğradım. Çünkü bu NATO için bir sınamaydı. Bir testti. Bize yardım etmek zorunda değilsiniz ama bunu hatırlayacağız" ifadelerini kullandı. "Ukrayna’daki savaş biraz sakinleşiyor" Basın mensuplarının sorusu üzerine Trump, Ukrayna’daki savaşa ilişkin olarak, "Ukrayna meselesi zor bir durum. Çözmek için çok uğraşıyoruz. Bizi etkileyen bir yönü neredeyse hiç yok, hatta bir bakıma o talihsiz savaş nedeniyle daha fazla askeri ekipman satışı gerçekleştiriyoruz. Geçtiğimiz ay 25 bin kişi öldü. Çoğu asker 25 bin kişi" dedi. Ukrayna’daki savaşın yakında çözüme kavuşacağını umduğunu söyleyen Trump, "Bana kalırsa Ukrayna’daki savaş biraz sakinleşiyor. Bence bunu çözme şansımız var" dedi. Ukrayna’daki savaşın kendilerini etkilemediğini kaydeden Trump, "Almanya’nın başındaki kişi" ifadesiyle andığı Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile olan bir temasını anlattı. Trump, "İran konusunda ‘Bu bizim savaşımız değil’ dediğini duyduk. Ben de ‘Ukrayna’daki de bizim savaşımız değil ama biz yardım ettik’ dedim. Böyle bir şey söylemesini çok uygunsuz buldum. Ama söyledi, artık geri alınabilecek bir şey değil" dedi. Trump, "Ukrayna bizim savaşımız değil ama yine de bütün o genç insanların öldürülmesinin durmasını isterim. Sanki mezbahada gibi öldürülüyorlar. Orada korkunç şeyler oluyor" ifadelerini kullandı. İran’dan 10 tanker petrol hediye aldıklarını açıkladı ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın ABD'ye 10 tanker petrol hediye ettiğini söyledi. İran’ın öncelikle kendilerine 8 tanker hediye ettiğini söylediği açıklamasında Trump, "Sonra söyledikleri bir şey nedeniyle özür dilediklerini ifade ederek, iki tanker daha göndereceklerini açıkladılar. Nihayetinde 10 tanker oldu" dedi. "Bakalım ne olacak, belki bir anlaşma yapabiliriz" Hürmüz Boğazı’na ilişkin açıklamasında Trump, "Onları askeri olarak ezip geçtik. Hava kuvvetleri yok, donanmaları yok ve çok az füzeleri kaldı. Çok büyük bölümünü patlattık. Üretmeleri zor. Dronlar konusunda da aynı şey geçerli. Liderleri yok. Fakat sorun şu; harika bir iş çıkarıp yüzde 99 oranında imha etsek dahi, geriye kalan yüzde 1’lik tehdit kabul edilemez. Çünkü bu, milyar dolarlık bir geminin gövdesine füze atılması demek olabilir. Fakat çok hızlı bir şekilde temizlenecek. Çünkü anlaşma istiyorlar" dedi. Trump, "Dün bizimle müzakere etmediklerini söylüyorlardı, bugün müzakerelerde bulunduğumuzu kabul ediyorlar. Anlaşma yapmak istiyorlar ve bunu yapmak istemelerinin nedeni ağır bir şekilde yenilmiş olmaları" ifadelerini kullandı. İran’ın Hürmüz Boğazı’nda geçiş ücreti aldığına ilişkin bir soruya cevabında Trump, "Geçiş ücreti almaması gerekiyor ama bir miktar alıyorlar. Kabiliyetleri iki hafta öncesine göre çok az ve açıkçası her hafta ve her gün azalıyor. Size söyleyebileceğim tek şey, bir anlaşma yapmak için adeta yalvarmakta oldukları. Bakalım ne olacak, belki bir anlaşma yapabiliriz" dedi. ABD İran petrolünü kontrol edebilir Trump, İran’ın petrollerini kontrol altına alma ihtimaline ilişkin olarak, "Bu bir seçenek. Bu konuda konuşmak istemem ama bu bir seçenek. Venezuela’da çok iyi bir iş çıkardık. Venezeula ile birlikte çalışarak milyarlarca dolar elde ettik" dedi. Körfez ülkelerinin savaşın hızlı bir şekilde bitmesi ve İran’ın yeniden güç kazanması ve ABD’nin bölgede olmaması durumuna ilişkin endişeleri olduğuna dair soru üzerine Trump, "Bölgede kalmasak bile onları koruyor olacağız. Çok iyi davrandılar. Özellikle Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri. Ayrıca Kuveyt ve Bahreyn. Yüzde yüz destek oldular" dedi. ABD’nin tankerleri korumak için savaş gemilerinden oluşan bir koalisyon kurması ihtimaline dair soruya Trump, "Bir koalisyonumuz var ve çoktan orada olmaları gerekirdi" yanıtını verdi. "Hürmüz Boğazı’na ihtiyacımız yok" Trump, "Bizim Hürmüz Boğazı’na ihtiyacımız yok. Çok petrolümüz var ve ülkemiz bu durumdan etkilenmiyor. Suudi Arabistan veya Rusya’dan iki kat fazla petrolümüz var. Yakında üç kat olacak" dedi. "Avrupa’yı Rusya’dan koruyoruz ama onlar bizi korumuyor" ABD’nin İran’a saldırıları konusunda Orta Doğu’daki beş ülke dışında kimsenin iyi bir sınav vermediğini söyleyen Trump, "Neredeyse hiç destek almadık. Trilyonlarca dolar harcayıp ülkeleri koruduk. Bu bizim için küçük bir işti ve neredeyse ilk hafta zaten iş bitmişti. Eğer büyük bir savaş olursa, ki umarım olmaz, onların yanımızda olacağını sanmıyorum. Ve bu adil değil. Avrupa’yı Rusya’dan koruyoruz ama onlar bizi korumuyor. Bu saçmalık" dedi. ABD Başkanı Trump, Avrupalı müttefiklerin İran konusunda ABD’nin yardım çağrısına cevap vermemelerine ilişkin, "İhtiyaç duyduklarında her zaman yanlarında olduk. Dürüst olmak gerekirse, artık öyle olur mu bilmiyorum" dedi. "Artık daha fazla askeri seçenek mevcut" Kabine toplantısında söz alan Başkan Yardımcısı James David Vance ise, açıklamalarına İran’ın konvansiyonel ordusunun fiilen yok edildiği sözleri ile başladı. Vance, "Donanmaları artık yok. Birkaç hafta önce yapabilecekleri gibi bize vurabilecek durumda değiller. Bu ise bize seçenekler sunuyor. Diplomatik seçenekler ve müzakereler konusunda çok haber yapıldı ama artık daha fazla askeri seçenek de mevcut" dedi. Vance, "Şu anda elimizde başkan görevi bir yıldan biraz fazla süre önce devraldığında elimizde olmayan bir şey var. Elimizde, İran’ın nükleer silah edinmemesini sağlamak için her aracı kullanabilme imkanı var" dedi. "Tüm ülkelerin minnettar olmaları gerekiyor" Kabine toplantısında Dışişleri Bakanı Marco Rubio da, İran’ın ABD ile 47 yıldır savaş halinde olduğunu ve Trump’ın diğer başkanların görmezden geldiği bir tehdidi ortadan kaldırma yönünde adım attığını söyledi. Rubio, "İran şu anda en zayıf anlarında bulunuyor. Şu ana kadarki en zayıf anlarında neler yaptıklarına bir bakın. Elçiliklere, otellere saldırıyorlar. Bu insanların nükleer silahları olsa ne yapacaklarını bir düşünün. Bu, dünya için kabul edilemez bir risktir" dedi. Rubio, "Dünya genelinde, şikayet eden ülkeler de dahil, tüm ülkelerin ABD böyle bir tehditle yüzleşmeye istekli bir başkana sahip olduğu için minnettar olmaları gerekiyor" ifadelerini kullandı. "15 maddelik eylem planı sunduk" Kabine toplantısında ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, savaş öncesinde İran ile yapılan müzakerelerin başarısız olmasına değindiği konuşmasında, "Müzakereler sırasında İranlılardan uranyum zenginleştirme konusundaki haklarından vazgeçemeyeceklerini duyduk. Ardından 11 nükleer bomba yapmaya yetecek kadar olan yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 460 kg malzemeye sahip olduklarını duyduk" dedi. İran'a sunulan 15 maddelik plana da değinen Witkoff, "Çatışmanın barışçıl bir şekilde sona erdirilmesinde rol almak isteyenler bizimle temas kurdu. Dış politika ekibiyle birlikte bir barış anlaşmasının çerçevesini oluşturan 15 maddelik bir eylem planı sunduk. Bu, İran’a arabulucu olarak hareket eden Pakistan hükümeti tarafından iletildi" dedi. Witkoff, "Gelişmelerin nereye varacağını göreceğiz. İran’ın bunun onlar için bir dönüm noktası olduğuna ve bunun dışında daha fazla ölüm ve yıkım dışında bir alternatif bulunmadığına ikna olup olmayacağını göreceğiz. Bunun mümkün olacağına ilişkin güçlü işaretler var" ifadelerini kullandı. Witkoff, "Nihayeti İran’a bir mesaj ilettik. Bir kez daha bizim hakkımızda yanlış bir hesabın içine düşmeyin" ifadelerini kullandı. "Bombalarla müzakereye devam edeceğiz" Kabine toplantısında Savunma Bakanı Hegseth, 27 gün önce modern bir orduya sahip olan İran’ın tarihte görülmemiş kadar etkili ve hızlı bir şekilde etkisiz hale getirildiğini söyledi. ABD’nin İran’da 10 binden fazla hedefi yok ettiğini ve 150’den fazla deniz aracını batırdığını söyleyen Hegseth, "Bir gecede donanmalarını kaybetmekle kalmadılar. Donanma komutanları da artık yok. Devrim Muhafızları’nın donanma komutanı, gece yapılan bir operasyonla öldürüldü" dedi. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, "Bombalarla müzakereye devam edeceğiz. Savaş, başka yöntemlerle yapılan bir müzakeredir" dedi. "Gemi trafiğinin her gün artmaya devam edeceğinden eminim" Kabine toplantısında Hazine Bakanı Bessent, İran’ın oluşturduğu tehditlerin ortadan kalkmasıyla birlikte gelecekte enerji fiyatları ve enflasyonun daha düşük olacağını savundu. ABD Hazine Bakanlığı’nın İran’ın tüm finansal can damarlarını kesmek için geçtiğimiz mart ayında verilen emri uyguladığını söyleyen Bessent, "Bu bir gecede olan bir şey değildi. Neredeyse bir yıl düşünülen bir şeydi. İran’ın finans sistemi aralık ayında çöktü. İran’ın savaşı finanse etme ve silah tedarik etme kapasitesini sistemli bir şekilde azalttık. Bu, aylarca süren bir hazırlık gerektirdi. ABD ulusal güvenliğine yönelik tehditlerin küresel ekonomik sistemde yeri yoktur" dedi. Körfez bölgesinde gemi hareketliliğinin de arttığını söyleyen Bessent, "Bu daha başlangıç. Boğazı tamamen güvence altına almadan önce gemi trafiğinin her gün artmaya devam edeceğinden eminim" dedi.

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier: "İran savaşı siyasal açıdan felaket bir hataydı" Haber

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier: "İran savaşı siyasal açıdan felaket bir hataydı"

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Almanya Dışişleri Bakanlığı'nın 2. Dünya Savaşından sonra yeniden kurulmasının 75. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Kendisinin de Bakan olarak uzun yıllar görev yaptığı Dışişleri Bakanlığı'nın küresel sorunlara bakışına ve çözüm önerilerine ilişkin konuşan Steinmeier, İran savaşına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Steinmeier, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını ve Alman hükümetinin tutumunu eleştirerek, "Uluslararası hukuk ihlallerini, ihlal olarak adlandırmamak dış politikamızı daha inandırıcı hale getirmez. Bu savaş uluslararası hukuka göre yasadışıdır ki bunda şüphe yok" dedi. Bugüne kadar İran savaşını uluslararası hukuka göre yasa dışı olarak sınıflandırmaktan kaçınan Alman hükümetinden farklı bir tavır sergileyen Steinmeier, "Mevcut Amerikan hükümetinin dünya görüşü bizimkinden farklı. Bu görüş yerleşik kurallara, ortaklığa ve zamanla gelişen güvene hiç önem vermiyor. Bunu değiştiremeyiz. Bununla başa çıkmak zorundayız ama benim inancım budur. Bu dünya görüşünü benimsemek için hiçbir nedenimiz yok. Büyük güçler, kuralların olmadığı bir dünyada hayatta kalabilir hatta kısa vadede bundan fayda bile sağlayabilir. Ancak bu bizim için geçerli değil ve devletlerin ezici çoğunluğu için de geçerli değil" ifadelerini kullandı. "İran savaşı uluslararası hukuka göre yasa dışıdır" "Yarının dünyası, ABD ile Çin arasındaki bir ikili mücadeleden daha fazlası olmalı. Bu nedenle dış politikamızın pragmatik ve etkili olması gerekir" diyen Steinmeier, "Dış politikamız, hukuk ihlalini haklar ilkesiyle adlandırmamamızla daha ikna edici hale gelmez. Bununla Gazze Savaşı'nda zaten uğraşmak zorunda kaldık. İran Savaşı'nda da bununla uğraşmak zorundayız çünkü bu savaş, uluslararası hukuka aykırıdır. Bu savaş, ayrıca siyasi açıdan feci bir hatadır. Eğer savaşın amacı İran’ı nükleer bomba yolunda durdurmaksa bu savaş gerçekten önlenebilir, gereksiz bir savaştır" ifadelerini kullandı. "14 Temmuz 2015 tarihinde İran'ın nükleer silahlanmasının önlenmesine dönük anlaşmadan hiç bu kadar uzak olmamıştık" diyen Steinmeier, söz konusu anlaşma için "Amerikalıların İran'a karşı yapmak zorunda kalacağı bir savaşı önlüyoruz" ifadelerinin kullanıldığını ancak 2 yıl sonra, ilk görev süresinde 2018 yılında ABD Başkanı Donald Trump’ın bu anlaşmadan çekildiğini hatırlattı. "Uluslararası hukuk göz ardı edilmemeli" Trump’ın ikinci görev süresinde ise İran’da savaş yapıldığını belirten Steinmeier, "Uluslararası hukuk, başkaları yapıyorsa bizim de çıkarmamız gereken eski bir eldiven değildir. Aksine büyük güçler arasında yer almayan herkes için şimdi ve gelecekte, bazıları tarafından ihmal edilse ve ihlal edilse bile hayati önem taşır. Düzen çerçevesi, kural ve meşruiyet kaynağı olarak uluslararası hukuk, Almanya için olduğu kadar Avrupa için de önemini hiç kaybetmemiştir. Hukuk ve kuralların olmadığı bir dünyada bu Avrupa kaybolurdu. Çünkü Avrupa Birliği kendisi de kurallara dayalı bir yapıdır. Eğer büyük güçlerin dünya görüşünü kendimize mal edersek, o zaman bu yapı göz açıp kapayıncaya kadar çökecektir. Bu yüzden dış politikamızın pragmatik ve etkili olması gerektiğine inanıyorum, olması gereken yerde olmalı, olmaması gereken yerlerde ise olmamalı" diye konuştu. Küresel sorunların küresel dengeleri yeniden şekillendirdiğine vurgu yaparak son dönemde kendisinin güçlü işbirliklerini geliştirmek için bir dizi ziyaretler gerçekleştirdiğini hatırlatan Steinmeier, "Bu kapsamda Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) bölgesi, Körfez ülkeleri ve Türkiye’nin yanı sıra Kenya, Güney Afrika, Şili ve Brezilya’ya ziyaretler gerçekleştirdim. Bu ülkeler Almanya ile yakın ilişkiler kurmak istiyor. Bu devletler de Almanya gibi bağımlılıklarını azaltmayı ve uluslararası ortaklıklarını çeşitlendirmeyi hedefliyor" dedi. Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 15 Mart 1951’de yeniden kurulan ve bu yıl 75. yılını kutlayan Almanya Dışişleri Bakanlığı’nda 2005-2009 ile 2013-2017 yılları arasında Dışişleri Bakanı olarak görev yapmıştı. Steinmeier, P5+1 ülkeleri olarak adlandırılan ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa ile Almanya’nın yanı sıra Avrupa Birliği arasında İran ile 14 Temmuz 2015’te imzalanan nükleer anlaşma sürecinde de Almanya Dışişleri Bakanı olarak görev almıştı.

Trump: İran 'da 7 binden fazla hedefe vurduk, artık çok fazla füzeleri de kalmadı Haber

Trump: İran 'da 7 binden fazla hedefe vurduk, artık çok fazla füzeleri de kalmadı

ABD Başkanı Trump'ın konuşmasında satır başları şu şekilde: ''7 binden fazla hedefe vurduk. Artık çok fazla füzeleri de kalmadı. Aynı şekilde, bu füzeleri ve dronları imal ettikleri tesisleri de vurduk ve vurmaya devam ediyoruz. Bugün 3 tesisi vurduk ve İran'ın yeni füzeler ve dronlar imal etmesi çok daha zor olacak. Fazla İran donanmasına ait birimlere de saldırdık; İran donanmasına ait 100’den fazla gemi vuruldu. Bu da bir rekor olmalı. Her geçen saat saldırılar devam ediyor. Hark Adası’nı vurduk ve kelimenin tam anlamıyla adada olan her şeyi imha ettik. Sadece petrol tesislerine dokunmadık, petrol hatlarını vurmadık; ama 5 dakika içerisinde bunu yapabiliriz. Bu ülkeyi bir noktadan sonra yeniden inşa etmek gerekecek. O yüzden petrol tesislerini vurmadık, ancak bu durum böyle devam etmeyebilir. Yani, tek bir sözümle oradaki petrol boruları da yok edilebilir. Etkin bir şekilde İran'ın savunma sanayisini ortadan kaldırıyoruz. Yeniden füze ve drone kapasitesi tamamen sıfıra yaklaşmış durumda. Aynı şekilde Hürmüz Boğazı’nda ticareti engellemek için görev yapan ya da bunu yapmaya çalışan 30 mayın gemisini de imha ettik. Artık emin değiliz, hiç mayın bırakıldı mı, gerçekten bilmiyoruz. Bu da bir nevi intihar aslında. 30 mayın gemisinin hepsi denizin dibinde ve diğer ülkelerdeki ekonomiler üzerinde etkileri var. Biz petrolümüzün sadece yüzde 1’inden azını buradan alıyoruz; örneğin Japonya yüzde 95, Çin yüzde 90 enerji ihtiyacını buradan karşılıyor. Avrupa ülkeleri de buradan çok fazla petrol alıyor. Güney Kore de Hürmüz Boğazı’ndan gelen petrole muhtaç. Bu yüzden boğaz konusunda bize destek olmanız lazım. Zaten İran’ın icabına bastık, ancak burada küçük bir füze ya da mayınla gerçekleştirilebilecek eylemler sınırlı ve riskli. İran bunu ekonomik bir silah olarak kullandı, ama artık uzun süre devam edemeyecek. Birçok ülke yolda olduklarını söyledi, bazıları heyecanlı, bazıları değil. Bazı ülkelere yıllardır yardım ediyoruz ve onları koruduk, ancak bazıları o kadar da heyecanlı değillerdi. 45 bin askeri olan ülkeler var ve onları tehlikelerden koruyan bir ülke var. Harika bir iş başarıyoruz. Mayın tarama aracınız var mı, diye soruyoruz; ama bazıları karışmak istemiyor. 40 yıldır koruyoruz, ama bazıları bu işe bulaşmak istemiyor. Ellerinde pek bir şey kalmadı, küçük bir şeyle müdahale edebilecekler ama çoğu karışmak istemiyor. Sahte haberci medya unsurlarının bunlardan haberdar olmasını istiyorum. Diğer ülkelerin korunmasını hep eleştiriyordum çünkü biz onları koruyoruz ve gerektiğinde yardım ediyoruz. Ancak yanımızda olmuyorlar. Günümüzün Boğaz’ının silahlaştırılacağını, silah olarak kullanılacağını önceden öngörmüştüm. Usame bin Ladin ve Dünya Ticaret Merkezi’ni yıkacağını olay yaşanmadan bir yıl önce söylemiştim. Dünya genelinde Hürmüz Boğazı’na bağımlı olan ülkeler çağrıda bulunuyor. Bu insanlar enerji ihtiyaçlarının yüzde 90-95’ini bu boğazdan karşılıyor ve mutlulukla bize yardım etmeleri gerekiyor. Şu anda Kaz projemizle dünyanın en büyük petrol üreticisiyiz ve üretimimizi artırıyoruz. Venezuela ile ilişkilerimiz harika ilerliyor; milyonlarca varil petrol çıkarılıyor ve bize yardımcı oluyorlar. Yeni devlet başkanıyla da çok iyi anlaşıyoruz. Büyük şirketler Venezuela’ya giriyor ve kısa sürede görülmemiş rakamlara ulaşılıyor. Hedef alınmak önemli değil; çünkü kağıttan bir kaplan karşımızda. 2 hafta önce kağıttan kaplan değildi, ama artık öyle. Şimdi birkaç soru alacağız; toplantının amacı uzun zamandır planlanmıştı. Son bir yıl içinde inanılmaz ilerlemeler yaptık. Bu muhteşem enstitünün prestijini yeniden artırdık ve dünyanın en muhteşem sanat merkezi olarak yerini koruması için çalışıyoruz. Büyük yanlış harcamalar vardı; kullanılmayan tiyatro salonları için milyonlarca dolar harcanmış. Şimdi bu salonları kiraya vermeyi planlıyoruz ve işimiz bittiğinde her şey harika olacak. Rick Grenelli’ye teşekkür ediyorum; uzun zamandır dostum ve her zaman inanılmaz işler çıkardı. Almanya’daki deneyimleri ve istihbarattaki başarıları takdire şayan. Sızıntıları engellemek için sürekli olarak önlemler aldı. Bu geçiş sürecinde de kendisinden destek istedim. İlk göreve geldiğimizde yapmak istemedim, ama her şeyi değiştirmek gerekiyordu. Fiziksel olarak tamamen yıkılmak üzereydi. Çelik sütunlar üstü kapalı olması gereken yapılar, doğru şekilde korunmamıştı. Yeni Fed başkanımız harika bir iş çıkaracak. Jerome Powell sayesinde neler olacağını göreceğiz. Faizleri düşürmek için hep çok geç kalınıyordu; artık bunu düzeltme şansı var.''

Kallas, Trump 'ın deniz koalisyonu çağrısını AB 'nin 27 dışişleri bakanı ile görüşmek üzere toplandı Haber

Kallas, Trump 'ın deniz koalisyonu çağrısını AB 'nin 27 dışişleri bakanı ile görüşmek üzere toplandı

AB'nin baş diplomatı Kaja Kallas Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'na erişimi güvence altına almaya ve küresel petrol arzında büyük aksaklıkları önlemeye yardımcı olmak için Avrupa üzerindeki baskı arttıkça bloğun deniz misyonunun görevini değiştirmeyi önereceğini söyledi. Kallas, AB dışişleri bakanlarının Brüksel'deki toplantısı öncesinde gazetecilere verdiği demeçte, "Bu misyonun görevini gerçekten değiştirmenin mümkün olup olmadığını üye devletlerle görüşeceğiz." dedi. "Hürmüz Boğazı'nı açık tutmak bizim yararımızadır" diye ekledi. Bakanlar, analistlerin tarihteki küresel petrol arzında en büyük kesinti olarak tanımladığı ve petrol fiyatlarını varil başına 100 doların üzerine çıkaran İran ile savaşın etkisine Avrupa'nın nasıl tepki vermesi gerektiğini tartışmak için bugün Brüksel'de toplanıyor. Tartışmalar özellikle, İran'a bağlı Husilerin uluslararası nakliyeye yönelik tekrarlanan saldırılarının ardından Şubat 2024'te savunma operasyonu olarak kurulan AB'nin Aspides operasyonuna odaklanacak. Konseye göre görevi "gemileri korumak", seyir özgürlüğünü korumak ve "Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz, Aden Körfezi, Arap Denizi, Umman Körfezi ve Basra Körfezi de dahil olmak üzere çevresindeki sulardaki deniz durumunu izlemek"tir. Ancak yetkililer, dünya petrolünün yaklaşık beşte birini taşıyan Hürmüz Boğazı boyunca çok daha büyük bir krizle başa çıkmak için görev süresinin revize edilmesi gerekebileceğini söylüyor. Kallas'ın sözleri, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nı korumaya yardımcı olmak için Avrupa üzerindeki baskıyı artırmasından bir gün sonra geldi ve üyeleri Washington'un yardımına gelmemesi durumunda NATO'nun "çok kötü" bir gelecekle karşı karşıya olduğu konusunda uyardı. Yine de, AB'nin Aspides misyonunun yetkisinde yapılan herhangi bir değişikliğin Avrupa ülkeleri arasında oybirliğiyle destek olması pek olası değildir. Avrupalı bir diplomat Euronews'e toplantının amacının yetenekler oluşturmak ve AB şemsiyesi altında koordine olmak olduğunu, ancak Trump'ın talebi doğrultusunda Hürmüz Boğazı'ndan gemilere eşlik etmek için büyük bir Avrupa koalisyonunun ortaya çıkacağını öngörmediğini söyledi. Ne ABD ne de İsrail, 28 Şubat'ta İran'a karşı bir saldırı başlatmadan önce Avrupalı müttefiklere danışmadı. Trump yönetimi, savunmaya yeterince harcama yapmadıkları için Avrupalılara sık sık saldırdı, onları zayıf ve hatta çürüyen olarak nitelendirdi. Ancak petrolü hareket ettirmenin zorlukları, ABD'nin müttefiklerini uluslararası bir koalisyonda toplamasına neden oldu. Yine de, Trump'ın temyizi çok az sonuç verdi. Pazar günü Johann Wadephul, Aspides'in görev alanını genişletme konusundaki görüşmelerin Avrupa düzeyinde tartışıldığını ancak Alman katılımını dışladığını söyledi. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'i İran ile çatışmadaki hedeflerini netleştirmeye çağırdı. Pazartesi günü, Lüksemburg dışişleri bakanı Xavier Bettel, Almanya'nın bazı çekincelerini yineledi ve AB'nin savaşa doğrudan karışmadığını vurguladı. Kallas Dışişleri Konseyi önünde gazetecilere., "Bir parçası olup olmayacağımıza karar vermemiz gerekiyor. Uydularla, iletişimde faydalı olmaktan çok mutluyuz, ancak birlikler ve makinelerle sormayın," dedi kaynak : euronews

Bursa'da 7 yıldır kayıp olan çocuk bulundu. Haber

Bursa'da 7 yıldır kayıp olan çocuk bulundu.

Bursa Mustafakemalpaşa ilçesinde ikamet eden Umut K., çalışmak için gittiği Almanya'da Rebecca S. isimli Alman kadın ile birlikte yaşamaya başladı. Çiftin 2018 yılında erkek çocukları dünyaya geldi. Umut K., bir yıl sonra Alman sevgilisi ve 1 yaşındaki oğlu N.S. ile birlikte babasından ayrıldıktan sonra yeniden evlenen annesi Hanife S.'yi ziyaret etmek için Bursa'ya geldi. Almanya'ya geri dönmeme kararı alan Umut K., Rebecca S.'ye oğlunu kendisine bırakıp, ülkesine geri dönmesini söyledi. Çıkan tartışmanın ardından iddiaya göre Umut K., oğlunu kaçırmaya karar verdi. Oğlu N.S.'yi annesi Hanife S.'ye bırakıp, bir yakınının yanına götürülmesini isteyen Umut K., Rebecca S. ile birlikte markete gitti. Geri döndüklerinde kaybolduğu söylenen oğlunu evde bulamayan Rebecca S., polise gidip şikayette bulundu. Alman Rebecca Suç Duyurusunda Bulunarak, Ülkesine Döndü İlçede günlerce oğlunu arayan Rebecca S., çocuğunu kaçırdığından şüphelendiği Umut K. ve annesi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunup, ülkesine geri döndü. Babaanne Hanife S. ve baba Umut K. hakkında dava açılırken, bu süreçte N.S. babasının akrabaları tarafından dört duvar arasında, dışarıya çıkmasına izin verilmeden saklandı. Umut K., 2 yıl önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti, babaanne Hanife S.'nin de duruşmaya gelmemesi üzerine hakkında arama kararı çıkarıldı. Gözaltına alınan Hanife S., haftada bir kez polise giderek imza atması şartıyla serbest bırakıldı. Hanife S., diğer duruşmalara da katılmayınca, İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, Mustafakemalpaşa Başsavcılığı'nın izniyle babaanneyi takibe aldı. Kurulan 6 kişilik özel ekip, haftada bir kez polis merkezine gelerek imza atan ve günün belirli saatlerinde halasının oğlu Recai M.'nin evine giden babaanneyi adım adım takip etti. Çocuk Kıyafet Ve Çöp Yığınları Arasında Bulundu Annesinin de Alman uyruklu olduğu belirtilen Hanife S., 10 Mart'ta polis merkezine gelip, imza attıktan sonra özel ekip tarafından izlendi. Babaannenin etrafını kontrol edip, şüpheli tavırlarla harabe bir eve girdiğini gören ekippler, operasyon düğmesine bastı. Düzenlenen baskında N.S., kıyafet ve çöp yığınları arasında bitkin halde bulundu. Hiç okula gitmeyen ve 7 yıl boyunca evden dışarı çıkmasına izin verilmeyen N.S. özel ekip tarafından kurtarılırken; o anlar kameraya yansıdı. Babaanne İle Kuzeni Tutuklandı N.S., sağlık kontrollerinin ardından Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne teslim edilip koruma altına alındı. Gözaltına alınan Hanife S. ile halasının oğlu Recai M. ise emniyetteki işlemlerinin ardından 'Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçundan tutuklandı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.