Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Afrika

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Afrika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Afrika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DSÖ, Kongo'daki Ebola salgınını kontrol altına almaya çalışıyor Haber

DSÖ, Kongo'daki Ebola salgınını kontrol altına almaya çalışıyor

30 Mayıs'ta Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Afrika ülkesi Kongo'nun tarihindeki üçüncü büyük Ebola salgınının merkez üssü olan Ituri eyaletini ziyaret etti. Hastalık, sağlık yetkililerinin müdahale edebileceğinden daha hızlı yayılıyordu. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, 30 Mayıs'ta Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin Ituri eyaletindeki Ebola salgınına müdahaleyi koordine etmek için Bunia havaalanına geldi. Fotoğraf: Reuters. Bu, Kongo'daki 17. Ebola salgını. Dünya Sağlık Örgütü, mevcut yayılma hızının uluslararası toplumun müdahale kapasitesini aştığını, salgınla mücadele için gerekli mali ve insan kaynaklarının ise ciddi anlamda yetersiz olduğunu kabul ediyor. Ituri eyaletinin başkenti Bunia'da konuşan Tedros, bu salgına neden olan Bundibugyo virüsü türü için şu anda onaylanmış bir aşı veya özel bir tedavi bulunmadığını söyledi. Bu nedenle, izolasyon, sıvı takviyesi ve ağrı yönetimi gibi erken destekleyici bakım önlemleri özellikle önemlidir. Tedros, "Erken tıbbi yardım almak gerçekten fark yaratıyor," diye vurguladı. DSÖ başkanı ayrıca, Ebola kurbanlarının cesetlerinin son derece bulaşıcı olduğu uyarısında bulunarak, insanların güvenli cenaze törenleri yapmaları gerektiğini vurguladı. "Sevilen birini kaybetmenin ne kadar acı verici olduğunu ve ona layıkıyla veda etmenin ne anlama geldiğini anlıyorum," dedi. "Kaybettiklerimiz için yas tutarken, bir başkasının da kaybolmasını önlemek için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız." Sağlık yetkililerine göre, ölen hastaların cenazelerini geleneksel defin törenleri için evlerine götürmek amacıyla kalabalıkların sağlık tesislerine saldırdığı çok sayıda olay yaşandı ve bu da hastalık yayılma riskini artırdı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 29 Mayıs itibarıyla Kongo'da 906 şüpheli Ebola vakası ve hastalıkla bağlantılı olduğu düşünülen 223 ölüm kaydedildiğini bildirdi. Bu arada, Kongo Sağlık Bakanlığı, şüpheli vaka sayısının 1.028'e, doğrulanmış vaka sayısının ise 225'e yükseldiğini açıkladı. Sağlık yetkilileri ve yardım görevlileri, hastalığın haftalarca sessizce ve fark edilmeden yayılmasının ardından maske gibi temel malzemelerin bile yetersiz kaldığını söylüyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), 30 Mayıs'ta mevcut müdahalenin salgının hızına hâlâ yetişemediği konusunda uyarıda bulundu. MSF Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Alan Gonzalez, "Daha önce hiçbir Ebola salgını, duyurulduktan sonra bu kadar kısa bir süre içinde bu kadar çok vaka kaydetmemişti" dedi. "Etkilenen bölgelerdeki herkes gibi, MSF ekipleri de hastalığın hızlı yayılımına henüz ayak uyduramayan bir müdahale kampanyasına tanık oluyor." Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, örgüt pandemiye müdahale için ihtiyaç duyduğu fonun yalnızca yaklaşık üçte birini alabildi. Bu arada, Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Afrika CDC) Direktörü Jean Kaseya, bağışçıların katkı düzeylerini yeniden değerlendirmesiyle birlikte bazı ilk fon taahhütlerinin önemli ölçüde azaldığını söyledi. Salgını kontrol altına alma yeteneği konusundaki endişelerin ortasında, Kongo Sağlık Bakanı Samuel Roger Kamba, Ebola'nın "kontrolden çıktığı" fikrini reddederek, önceki salgınlardan edinilen deneyimin ülkenin durumu kontrol altına almasına yardımcı olacağını savundu. "Salgınlara müdahale konusunda tecrübemiz var. Geçen yıl Ebola'yı yendik. Bize güvenin, ne yaptığımızı biliyoruz." İlgili gelişmelerde, Brezilya, Sao Paulo eyaletinde Kongo'dan yeni dönen bir adamla bağlantılı olduğu düşünülen bir Ebola vakasını soruşturduğunu duyurdu. Yetkililer, hastanın şu anda uzman bir hastanede izole edildiğini belirtti.

ABD Kongresi İran savaşı hakkında Trump hükümetinin politikası sorgulandı Haber

ABD Kongresi İran savaşı hakkında Trump hükümetinin politikası sorgulandı

Cooper, "ABD Askeri Duruşu, Büyük Orta Doğu ve Afrika'daki Ulusal Güvenlik Zorlukları" konulu oturumda, Savunma Bakanlığı Uluslararası Güvenlik İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Daniel Zimmerman ve ABD Afrika Komutanı General Dagvin Anderson ile ifade verdi. Komitenin Demokrat üyesi Seth Moulton'ın, İran'a yönelik savaşta "işlerin pek iyi gitmediğine" dair yaptığı yoruma, Cooper tepki gösterdi. Moulton'ın, "Bu hata uğruna ölmesini isteyeceğimiz daha kaç Amerikalı olması gerektiğini bilmek istiyorum. Bunu biliyor musunuz?" sorusuna Cooper, "Bunun sizin tarafınızdan yapılmış, tamamen yersiz bir açıklama olduğunu düşünüyorum." sözleriyle karşılık verdi. Moulton, Başkan Donald Trump'ın Tahran'dan "koşulsuz teslimiyet" talep eden sözlerini gündeme getirerek "Bu, planın bir parçası mı?" diye sordu. Cooper bu soruya da "Sayın Temsilci, tüm askeri hedeflerimize ulaştık. Şu anda bir ateşkes halindeyiz, bir abluka uyguluyoruz ve geniş bir yelpazedeki olası gelişmelere karşı hazırlıklıyız." cevabını verdi. "Bir ateşkesimiz var" Kongre üyesi Chrissy Houlahan, CENTCOM Komutanı Cooper'a, ABD tarafından İran'a ait binlerce hedefin vurulduğunun, İran donanmasının yüzde 80 veya 90'ının yok edildiğinin söylenmesine rağmen "Neden kaybediyormuş gibi hissettiğini" sordu. Cooper, Houlahan'a, "Sayın Kongre üyesi, bu hissi paylaşmıyorum. Sizin de belirttiğiniz gibi, görüşmeler devam ediyor ve bir departman olarak bu görüşmelere destek vermeye hazırız." yanıtını verdi. Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesindeki oturumun devamında, diğer Kongre üyelerinin İran ile savaşın sona erip ermediği konusundaki ısrarlı sorularına muhatap olan Cooper, "Bir ateşkesimiz var." demekle yetindi. Komite üyeleri ayrıca, İran'ın, bombalanarak yıkılan füze üslerinin birçoğunu halihazırda yeniden faaliyete geçirdiğine dair çıkan haberler konusunda Cooper'a sorular yöneltti. Cooper bu iddiaları reddederek, "Bu haberler gerçeği yansıtmıyor." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomiyi etkileyen küresel gerilimlere hazırlıklı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomiyi etkileyen küresel gerilimlere hazırlıklı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "Milletimizin ve tüm İslam aleminin geçmiş Ramazan Bayramı'nı tebrik ediyorum. Her sene olduğu gibi bu yıl da, Ramazan-ı Şerif'i anlamına ve ruhuna uygun bir şekilde idrak ettmeye çalıştık. Ramazan boyunca iyilik, paylaşma ve yardımlaşma gibi duygularımızı en üst seviyede yaşamaya ihtimam gösterdik. Ramazan sevincimize gölge düşürmeye çalışanlara rağmen 86 milyon olarak birbirimize derman olmanın, birbirimize dost kardeş, komşu ve arkadaş olmanın sıcaklığını kalplerimizde hissettik. Milletle ve milletin değerleriyle kavgalı çevrelerin hedef aldığı Maarifin Kalbinde Ramazan programımızda benzer şekilde okullarımızda Ramazan'ın farklı atmosferinde teneffüs edilmesine katkı sağladık. Çocuklarımızın Ramazan coşkusunu görmekten büyük mutluluk duyduk. 86 milyon biriz, beraberiz, ezelden ebede kadar kardeşiz. Bu topraklarda yaşadığımız müddetçe tek yürek tek bilek olmaya devam edeceğiz. Bayramın üçüncü günü Katar'dan aldığımız acı haber hepimizin yüreğini dağlamıştır. Eğitim faaliyetleri icra eden helikopterin kaza kırıma uğramasıyla 4'lü Katarlı olmak üzere 7 personel şehit oldu. Şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet, şehitlerimizin kederli ailelerine, yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Bu yıl Ramazan bayramının ikinci günü baharın müjdecisi tabiatın dirilişinin sembolü olan Nevruz gününe tekabül etti. Nevruz Anadolu, Kafkasya, Orta Asya, Ortadoğu'da kardeş halklar tarafından asırlardır bayram havasında kutlanıyor. Diyarbakır ve İstanbul'da olduğu gibi milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili gerekeni yapıyoruz. Bugünlerde stratejik önemi daha iyi anlaşılan terörsüz Türkiye sürecimizi baltalamayı amaçlayan bu tarz tahrikler bizden gerekli cevabı alacaktır. Türkiye'yi bu yoldan döndürmeye ne provokatörlerin ne de ağababaların gücü yetmeyecekti. 17 aydır büyük bir sağduyu ile yürüttüğümüz süreci inşallah menziline ulaştıracağız. Yolumuz yokuş olabilir ama ülkemizin önü, ufku açıktır. Allah'ın izniyle yarınları aydınlıktır. Biz bu coğrafyada bin yıldır beraber yaşıyoruz. Bölgenin kadim sakinleri olarak hüznümüz de sevincimiz de hep bir oldu. Bugün de kalbimiz birlikte atıyor. Gözyaşlarımız birlikte akıyor. Nefretin, kinin, şiddetin diline teslim olmayacak barışın, kardeşin evrensel dilini yüceltmeye inşallah devam edeceğiz. Maalesef savaşların gölgesinde geçirdiğimiz Nevruz'un barış, huzur, bereket getirmesini diliyorum. Milletimizin Nevruz bayramını bir kez daha tebrik ediyor, bu anlamlı günün muhabbet bağlarını güçlendirmesini temenni ediyorum. Küresel sistem 2008 krizinden bu yana sancılı ve sarsıntılı olduğu kadar köklü bir değişim ve dönüşüm geçirmektedir. Sözkonusu değişim 4 ana eksende aktörler arasındaki rekabeti ciddi manada kızıştırmaktadır. Uluslararası sistem şu soruların cevabını aramaktadır: Teknolojiye kim yön verecek? Veriyi ve yapay zekayı kim yönetecek? Üretim, tedarik ve tüketim zincirlerini kim domine edecek. Enerji kaynakları ve ticari yolları kim kontrol edecek? Can yakıcı sonuçlarıyla bir süredir yüzleştiğimiz meselelerin özü ve özeti bu sorulara verilecek cevaplarda mahfuzdur. Bu süreçte bölgesel işbirliğinin daha önce hiç olmadığı kadar öne çıktığını görmekteyiz. Dünyanın bu yeni çatışma ve savaş konjonktürüne Türkiye olarak, iktidar olarak hamdolsun çok iyi hazırlandık. Enerji arz güvenliğini güçlendirecek adımlar attık. Ulaştıma alanında ülkemizin kısa sürede yazdığı destan ortadadır. Ana muhalefetin 'kuşların göç yolunu engelliyor' diye karşı çıktığı İstanbul havalimanımız toplam 874 bin yolcuya hizmet verdi. Demiryollarımızı 2 milyon 490 bin kişi gönderdi. Toplam 47 ülkeyle yüksek düzeyli işbirliği konseyleri tesis ettik. Afrika ve Latin Amerikalı ülkelerle ticari ve beşeri münasebetlerimizi ilerlettik. 182 yeni organize sanayi bölgesi, 85 yeni teknopark kurduk. İHA'dan füze ve roketlere elektronik harp sistemlerinden hava savunma yeteneklerine, savaş gemilerinden top, tank, helikopter, zırhlı araç ve obüslere kadar geniş skalada yerli ve milli imkanlarla büyük işler başardık. Yolumuza konulan takozlar tek tek kaldırarak, örülen duvarları bir bir yıkarak bugünlere geldik. Darbe girişimlerinden sokak olaylarına, depremden bölgesel çatışmalara kadar tek başına bir ülkeyi yere serecek badireleri olabilecek en az hasarla atlattık. Türkiye büyüklüğünün bilincinde ülke olarak duruşu ve tutumu, söylem ve icraatlarıyla temayüz etmektedir. Türkiye bölgemizi kan ve barut kokusuna boğan süreci ilk günden itibaren doğru okuyan, devlet aklının temsilcisi olarak adından övgüyle söz ettiren ülkelerin en başında yer alıyor. Tarihimizin hiçbir döneminde oyuna gelmedik. Bugün de birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz. Sükuneti elden bırakmadan kardeşlik ve komşuluk hukukuna riayet ederek bu süreci yönetiyoruz. Ülkemizi bu ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız. Savaş sadece şehirlerde ve üretim tesislerinde değil gönüllerde açtığı tahribatla da derin izler bırakmaktadır. Körfez'deki ülkelere yönelik misillemelerin böyle bir riski vardır. Savaş uzadıkça başka komplikasyonlar da ortaya çıkıyor. Dünya enerji ticaretinin yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın kapanması küresel ekonomiyi ciddi bir krize sokmuştur. Günden güne kabaran ekonomik fatura karşısında savaşın bir an önce sona erdirlimesine yönelik çağrılar hız kazanmıştır. Savaş İsrail'in savaşı olmakla birlikte bedelini tüm dünya ödüyor. Netenyahu'nun katliam şebekesi insanlık adına derhal durdurulmamalı, her ülke cesur ve ön alıcı tutum sergilemelidir. Daha fazla yıkım olmadan, kan dökülmeden tüm bunların yanısıra küresel ekonomide telafisi yıllar alacak tahribat oluşmadan bu anlamsız ve hukuksuz savaş bitmeli, diyalog kapısı açılmalı, müzakere sürecine süratle başlanmalıdır. Dünya barışı ve istikbaline önem veren hiçbir ülke İsrail'in yaktığı ateşe odun taşımamalıdır. Türkiye tüm gücü ve imkanlarıyla barışın, adaletin, istikrarın tesisi için çalışmaya devam edecektir. Trafik güvenliğinden enerjiye, bölgesel gelişmelerden dış politikaya pek çok konuyu enine boyuna değerlendirdik. Plaka, görüntü ve ses sistemleriyle ilgili uygulama sürecinin vatandaşlarımızda yeni mağduriyetlere yol açmadan İçişleri Bakanlığımızı talimatlandırdık. Piyasalardaki sebep olan damgaları yakından takip ediyoruz. Küresel şokun hiç kuşkusuz Türkiye ekonomisine de yansımaları olmaktadır. Beklenmedik şoklar karşısında Türkiye ekonomisinin direnç eşiği şu an tarihinin en yüksek seviyesidir. Siyasette güveni ve istikrarı koruduğumuz sürece Allah'ın izniyle her türlü engeli aşar, her türlü sıkıntının üstesinden geliriz. Bir zafiyet oluşursa hep beraber zorluk çekeriz. Biz asırlara sari tarihinde feleğin çemberinden geçmiş, akrebin kıskacında boğulmuş bir milletiz. Devlet ve millet olarak bu dönemde de güçlenerek çıkacağımızdan en küçük şüphe duymuyorum. Rabbim Türkiye'nin yolunu, ufkunu açık etsin diyorum."

Costa: Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya Haber

Costa: Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, 9-13 Mart tarihleri arasında Brüksel'de gerçekleştirilen yıllık AB Büyükelçiler Konferansı'nda konuştu.Büyükelçilere hitabında dünyada kutuplaşma ve parçalanmanın arttığını ve böyle bir ortamda Avrupa'nın küresel vizyonunun stratejik bir varlık olduğunu ifade eden Costa, dünyadaki yeni gerçekliğin Rusya'nın barışı ihlal ettiği, Çin'in ticareti bozduğu ve ABD'nin kurallara dayalı uluslararası düzeni sorguladığı bir gerçeklik olduğunu söyledi. AB'nin görevinin kurallara dayalı uluslararası düzeni savunmak olduğunu söyleyen Antonio Costa, "Uluslararası hukukun ihlalleri, ister Ukrayna'da, ister Grönland'da, ister Latin Amerika'da, ister Afrika'da, ister Gazze'de veya Orta Doğu'da olsun, kabul edilmemelidir. İnsan hakları ihlalleri de, ister İran'da, ister Sudan'da, ister Afganistan'da olsun, kabul edilemez" dedi. Orta Doğu'daki savaşın son derece kaygı verici olduğunu ve durumun temel nedenlerinden İran'ın sorumlu olduğunu söyleyen AB Konseyi Başkanı Costa, "Gerginliğin daha fazla tırmanmasından kaçınmalıyız. Böyle bir yol, Orta Doğu'yu, Avrupa'yı ve daha geniş bölgeleri tehdit eder. Bunun sonuçları ağırdır. Ekonomik alanda da ağırdır. Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınması bunun açık örneğidir" diye konuştu. "Kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız" AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, "Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya. Rusya, uluslararası hukuku ihlal ederek Ukrayna'nın konumunu sürekli olarak zayıflatıyor. Rusya, enerji fiyatlarının yükselmesi sayesinde Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşın finansmanı için yeni kaynaklar elde ediyor" ifadelerini kullandı. Rusya'nın ayrıca Orta Doğu'daki savaşın gündemin merkezine oturması nedeniyle Ukrayna'ya ilginin azalmasından da istifade ettiğini söyleyen Costa, "Rusya üzerinde baskıyı sürdürmeli, Ukrayna için kabul edilebilir ve Avrupa'nın güvenliğini zayıflatmayacak adil ve kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız. Umarım, yarın mevcut yaptırımların uzatılmasını onaylar ve 20. Yaptırım Paketi'nin kabulü yönünde ilerleriz" dedi. "BM, reformdan geçirilmeli ancak yerine başka bir yapı konulamaz" AB'nin Birleşmiş Milletler'in (BM) güçlü bir destekçisi olmaya devam edeceğini de ifade eden Costa, "BM, reformdan geçirilmeli, ancak yerine başka bir yapı konulamaz. BM, çok taraflı sistemin temel taşı olmaya devam etmelidir. BM, evrensel meşruiyete sahip tek forumdur. Ayrıca, etkili ve çok taraflı iş birliğini sürdürebilecek güce sahip tek platformdur" şeklinde konuştu. Costa, BM sisteminin ciddi finansal kısıtlamalarla karşı karşıya olduğu dönemde, AB'nin küresel dayanışmada öncü rol oynamaya devam edeceğini söyledi. "Mercosur ve Hindistan ile ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu" AB'nin dünyanın en kapsamlı ticaret anlaşmaları ağını kurduğunu ve bu ağın 80 ticaret ortağını kapsadığını vurgulayan Antonio Costa, "Ayrıca, 27 ülkeyle daha anlaşmalar müzakere ediyor ve onay sürecini yürütüyoruz. Bunlar arasında Meksika, Avustralya, Endonezya, Tayland, Filipinler ve Birleşik Arap Emirlikleri de yer alıyor" ifadelerini kullandı. AB Konseyi Başkanı Costa, "Yakın zamanda imzalanan Mercosur ve Hindistan ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu. Bu anlaşmalar, 32 ülkeyi ve yaklaşık 3 milyar insanı kapsıyor" diye konuştu. Görevi süresinde genişlemeyi de bir öncelik olarak kabul ettiğini ifade eden Antonio Costa, Ukrayna'nın AB'ye üyelik başvurusunun genişleme sürecinde Moldova ve Batı Balkan ülkelerini de etkileyen bir dinamizme yol açtığını söyledi. AB Konseyi Başkanı, "Bu ülkelerin geleceği, AB içindedir. Lakin katılım süreci, liyakat esasına dayalı olmalıdır" dedi. Konuşmasında 2025 yılında Avrupa savunmasına odaklandıklarını ve 2026'yı ise Avrupa'nın rekabetçilik yılı yapmak istediklerini söyleyen Costa, "Bu iki alan, Avrupa'nın egemenliğinin temel sütunlarıdır. ABD'nin Grönland'a yönelik tehditlerine AB olarak verilen kararlı ve etkili yanıt, küresel konumumuzun nasıl güçlendiğinin bir örneğidir" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran: Somali’nin egemenliğini hedef alan hiçbir girişim kabul edilemez Haber

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran: Somali’nin egemenliğini hedef alan hiçbir girişim kabul edilemez

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nda düzenlenen panelde konuşan İletişim Başkanı Duran, Türkiye ile Somali arasındaki diplomatik ilişkilerin 60. yıl dönümünü kutlayarak, “Köklü bir kardeşliğe dayanan bu müstesna ilişkinin, karşılıklı güven ve ortak vizyon temelinde daha da güçlenerek geleceğe taşınacağına yürekten inanıyorum” dedi. Ramazan ayını tebrik ederek sözlerine başlayan Duran, Türkiye’nin Afrika politikasının özellikle Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 2005 yılında başlatılan Afrika Açılımı ile ivme kazandığını belirtti. Duran, “Afrika, tarihsel ve kültürel manada bizim gönül coğrafyamızın her daim tamamlayıcı ve vazgeçilmez bir parçası olmuştur” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2011 yılında Somali’ye gerçekleştirdiği ziyareti “tarihî nitelikte” olarak tanımlayan Duran, “Tüm dünyada yankı uyandıran bu ziyaretin ardından kapsamlı bir dayanışma seferberliği hayata geçirilmiştir” diye konuştu. Türkiye’nin Afrika politikasının beş temel ilke üzerine kurulu olduğunu belirten Duran, ekonomik kalkınma desteği, güvenlik ve savunma sanayii iş birliği, arabuluculuk rolü, bölgesel örgütlerle iş birliği ve küresel meselelerde koordinasyon başlıklarına dikkat çekti. Duran, “Afrika’yı tek boyutlu okumalarla değerlendirmek, kıtanın asıl hikayesini ıskalamaktır. Afrika; genç ve dinamik nüfusu, kaynak zenginliği ve bölgesel entegrasyon adımlarıyla küresel ekonominin yeni çekim merkezlerinden biri haline gelmektedir” dedi. Türkiye’nin Afrika’daki varlığının bazı ülkeleri rahatsız ettiğini savunan Duran, “Bu devletler, Afrika kıtasını büyük güçlerin oyun sahası olarak görme hatasını devam ettirmektedirler” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 31 Afrika ülkesine ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatan Duran, 2005 yılında 12 olan büyükelçilik sayısının bugün 44’e çıktığını belirtti. Son 20 yılda karşılıklı ticaret hacminin 5 milyar dolardan yaklaşık 40 milyar dolara yükseldiğini kaydeden Duran, “Bu kayda değer yükseliş, izlediğimiz samimi ve kararlı politikanın sonucudur” dedi. Duran, Türkiye’nin Afrika’daki varlığının yalnızca ekonomik olmadığını belirterek, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Türk Hava Yolları, Türkiye Maarif Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü ve Türkiye Diyanet Vakfı başta olmak üzere birçok kurumun sahada aktif rol üstlendiğini söyledi. Konuşmasında Somali’nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne vurgu yapan Duran, “Somali’nin egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan; bunu meşrulaştırmaya yeltenen hiçbir girişim asla kabul edilemez” dedi. İsrail’in Somaliland’i tanımaya yönelik girişimine açıkça karşı olduklarını belirten Duran, “Bu adımı, bölgenin hassas güvenlik dengesini zedeleyen ve Afrika Boynuzu’nu belirsizliğe sürükleyen son derece tehlikeli bir hamle olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin Somali’nin yanında olmaya devam edeceğini vurgulayan Duran, “Biz, bu tür dayatmalara karşı durmayı bir tercih değil, bir ilke olarak görüyoruz ve bu ilkeden asla geri adım atmayacağız” dedi. Duran, 2017 yılında açılan TÜRKSOM Askeri Eğitim Üssü ile 2024’te imzalanan Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması’nın iki ülke ilişkilerinde kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Türkiye’nin Somali ile terör örgütü Eş-Şebab’a karşı birlikte mücadele ettiğini kaydeden Duran, “Somali’nin öz kaynaklarının Somali halkının yararına kullanılmasına önayak olduk” dedi. Enerji alanındaki iş birliğine değinen Duran, Oruç Reis araştırma gemisinin Ekim 2024-Haziran 2025 döneminde Somali açıklarında sismik araştırma yaptığını hatırlattı. Duran, “Somali açıklarında sondaj yapacak Çağrı Bey gemisini geçen hafta uğurladık” ifadelerini kullandı. Somali’de planlanan uzay üssü projesine de değinen Duran, “Bu heyecan verici projenin, Türkiye ve Somali’nin uluslararası prestijini artırmasının yanı sıra güvenlik, savunma sanayi, teknoloji paylaşımı gibi birçok alanda yeni imkanlara vesile olacağını öngörüyorum” dedi. Konuşmasının sonunda panelin barış, istikrar ve refaha katkı sunmasını temenni eden Duran, katılımcılara teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Afrika Boynuzu, yabancı güçlerin mücadele alanına çevrilmemeli Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Afrika Boynuzu, yabancı güçlerin mücadele alanına çevrilmemeli

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şu şekilde: "11 yıl aradan sonra Addis Ababa'yı ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Başbakan Abiy ve Etiyopya makamlarına, şahsıma ve heyetime göstermiş oldukları sıcak misafirperverlikten dolayı teşekkür ediyorum. Etiyopya, bölgedeki ağırlığıyla Afrika kıtasında oynadığı öncü rol bakımından son derece önemli bir ülkedir. Sahra Altı Afrika’daki en eski büyükelçiliğimizim 1926 yılında Addis Ababa’da açılması bu şehri kıtayla ilişkilerimizin kalbine yerleştiriyor. Bu ziyaretimin, büyükelçiliğimizin açılışının 100’üncü yılına denk gelmesi de bizler için ayrı bir gurur kaynağıdır. Biraz önce yaptığımız görüşmelerde, Sayın Başbakan ve heyetiyle ticari yatırımlar, enerji, madencilik, tarım, iletişim ve eğitim alanlarındaki ilişkilerimizi etraflıca görüştük. Diğer birçok alandaki potansiyel iş birliklerini nasıl değerlendirebiliriz, 1 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefimize nasıl ulaşırız bunları da ele aldık. Etiyopya’daki en büyük ikinci yatırımcı ülke olmaktan memnuniyet duyuyoruz. 200’ü aşkın firmamızın 2.5 milyar doları bulan yatırımlarıyla yaklaşık 20 bin Etiyopyalının istihdamına destek olması bizler için kıvanç vesilesidir. Türk müteahhitlik firmaları, Etiyopya’da demiryolu, ulaşım, özellikle fabrika, turistik tesis ve enerji nakil hatları gibi faaliyet alanlarında 2,6 milyar dolar değerinde 15 projeyi üstlendiler. Dost Etiyopya halkıyla yüzyıllara sari münasebetlerimizin geliştirilmesine büyük önem veriyoruz. Etiyopya, İslam kültürü bakımından paha biçilemez bir değer niteliği taşıyor. Afrika’daki ilk Müslüman yerleşim yeri olarak bilinen Necaş Köyü’ndeki Necaşi Türbesi ve Cami kültürel bağlarımız bakımından çok önemlidir. TİKA’nın destekleriyle tadilatı ve tamiratı yapılan bu projeyle Afrika tarihinin önemli bir kültürel mirasını yaşatmakla kalmamış, Etiyopya ile aramızdaki kadim dostluk bağlarını da güçlendirmiş olduk. Maarif Vakfımızın eğitim alanındaki faaliyetlerinin yanı sıra TİKA Ofisimiz aracılığıyla aramızda kültür köprüleri kurmaya devam edeceğiz. Eşit ortaklı ve karşılıklı anlayış temelinde bu samimi coğrafyanın güzel insanlarının her daim yanındayız. Başbakan Abiy’in göreve başlamasından bu yana Etiyopya’nın siyasi, sosyal ve ekonomik dönüşümü için kendisini tebrik ediyorum. Tüm dünyanın gözleri Afrika Boynuzuyla buraya çevrilmişken Etiyopya’nın köklü devlet yapısı, örnek gösterilecek yönetiminin önemi daha da çok hissediliyor. Türkiye olarak bölgenin yeterince çektiği çatışma ve acılara yenilerinin eklenmesini asla istemiyoruz. Biz bölgenin sorunlarına yine bölge ülkelerinin çözüm geliştirmesini ve Afrika Boynuzu’nun yabancı güçlerin mücadele alanına çevrilmemesi gerektiğine inanıyoruz. Bu minvalde İsrail’in Somaliland’i tanımasının ne Somaliland’e ne de Afrika Boynuzu’na faydası olmadığını tekrar vurguluyorum. Bu vesileyle yakın geçmişte Etiyopya ve Somali arasında arabuluculuğunu yürüttüğümüz Ankara sürecindeki tutumları için her iki tarafa da tekrar teşekkür ediyorum. Türkiye olarak BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’na bu sene Kasım ayında ev sahipliği yapacağız. Etiyopya’nın da önümüzdeki yıl tertipleyeceği bu toplantı bağlamında yakın iş birliğimizi sergileyeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.