Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Afganistan

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Afganistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Afganistan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

11 Eylül saldırılarının üzerinden 25 yıl geçti: Dünyayı değiştiren günün dakika dakika kronolojisi Haber

11 Eylül saldırılarının üzerinden 25 yıl geçti: Dünyayı değiştiren günün dakika dakika kronolojisi

11 Eylül saldırıları yalnızca ABD'nin güvenlik politikalarını değil, küresel siyasetin ve uluslararası güvenlik anlayışının seyrini de değiştiren tarihi bir kırılma noktası oldu. İlk uçak Kuzey Kule'ye çarptı 11 Eylül 2001 sabahı Boston'dan Los Angeles'a gitmek üzere havalanan American Airlines'ın 11 sefer sayılı uçağı, El-Kaide saldırganları tarafından kaçırıldı. Uçak saat 08.46'da New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin Kuzey Kulesi'ne çarptı. Çarpışmanın ardından binada büyük bir yangın çıktı ve üst katlarda çok sayıda kişi mahsur kaldı. İlk anda kazaya ilişkin belirsizlik yaşanırken, kısa süre içinde olayın koordineli bir saldırının parçası olduğu ortaya çıktı. 17 dakika sonra ikinci uçak Güney Kule'ye çarptı İlk saldırının üzerinden henüz 17 dakika geçmişken United Airlines'ın 175 sefer sayılı uçağı da kaçırıldı. Boston'dan Los Angeles'a gitmek üzere havalanan uçak, saat 09.03'te Dünya Ticaret Merkezi'nin Güney Kulesi'ne çarptı. İkinci çarpışma, saldırının kaza olmadığını açıkça ortaya koyarken, olay dünya televizyonlarından canlı olarak takip edildi. Böylece New York'un simge yapılarından İkiz Kuleler aynı anda büyük bir felaketin merkezine dönüştü. Hedef bu kez Pentagon oldu Saldırganların kontrolündeki üçüncü uçak, Washington Dulles Havalimanı'ndan kalkmış olan American Airlines'ın 77 sefer sayılı uçağıydı. Uçak saat 09.37'de, ABD Savunma Bakanlığı'nın Arlington, Virginia'daki Pentagon binasına çarptı. Saldırıda Pentagon'da bulunan 184 kişi ile uçakta bulunan kişiler yaşamını yitirdi. Saldırı, ABD'nin siyasi ve askeri merkezlerinden birinin doğrudan hedef alınması nedeniyle ülke genelinde büyük bir şok yarattı. Güney Kule 09.59'da çöktü Saldırılardan yaklaşık bir saat sonra Dünya Ticaret Merkezi'ndeki yıkım daha da büyüdü. Güney Kule, saat 09.59'daçöktü. Binadaki yangınların ve uçakların çarpmasıyla oluşan yapısal hasarın birleşmesi, kulelerin taşıyıcı sistemlerini zayıflattı. Güney Kule'nin ardından Kuzey Kule de saat 10.28'de çöktü. Dördüncü uçakta yolcular saldırganlara karşı direndi Newark Havalimanı'ndan San Francisco'ya gitmek üzere havalanan United Airlines'ın 93 sefer sayılı uçağı da dört saldırgan tarafından kaçırıldı. Yolcular, telefon görüşmeleri aracılığıyla diğer uçakların hedef alındığını öğrendi. Bunun üzerine uçaktaki yolcular ve mürettebat, kokpiti ele geçirmek için saldırganlara karşı harekete geçti. Mücadele sırasında uçak saat 10.03'te Pensilvanya'nın Shanksville kenti yakınlarında boş bir araziye düştü. Uçaktaki 40 yolcu ve mürettebatın tamamı hayatını kaybetti. Resmi değerlendirmelere göre yolcuların müdahalesi, uçağın Washington'daki başka bir hedefe ulaşmasını engellemiş olabilir. 11 Eylül saldırılarında 2 bin 977 kişi hayatını kaybetti 11 Eylül saldırılarında Dünya Ticaret Merkezi, Pentagon ve Flight 93'ün düştüğü bölgede toplam 2 bin 977 kişi yaşamını yitirdi. Hayatını kaybedenler arasında saldırılara müdahale etmek için binalara giren yüzlerce itfaiyeci ve çok sayıda polis memuru da bulunuyordu. Kurbanlar 90 farklı ülkenin vatandaşlarından oluşuyordu. Saldırılar, binlerce kişinin yaralanmasına ve sonraki yıllarda kurtarma ve müdahale çalışmalarında görev alan çok sayıda kişinin sağlık sorunları yaşamasına da neden oldu. Dünya siyasetinin seyri değişti 11 Eylül saldırıları, ABD'nin terörle mücadele ve ulusal güvenlik politikalarında kapsamlı değişikliklere yol açtı. Washington yönetimi saldırıların ardından "Teröre Karşı Küresel Savaş" politikası çerçevesinde kapsamlı askeri ve güvenlik operasyonları başlattı. ABD, Ekim 2001'de Afganistan'a askeri müdahalede bulundu. 2003 yılında ise Irak işgali başladı. Bu gelişmeler Orta Doğu'nun siyasi dengelerini uzun yıllar boyunca etkiledi. Havacılık güvenliğinden istihbarat faaliyetlerine, sınır kontrollerinden terörle mücadele yasalarına kadar çok sayıda alanda yeni uygulamalar hayata geçirildi. 25 yıl sonra 11 Eylül'ün mirası 11 Eylül saldırılarının üzerinden çeyrek asır geçmesine rağmen saldırıların siyasi, güvenlik ve toplumsal etkileri devam ediyor. Her yıl 11 Eylül'de düzenlenen anma törenlerinde saldırılarda hayatını kaybedenlerin isimleri okunuyor ve saldırıların gerçekleştiği saatlerde sessizlik anları düzenleniyor. 25 yıl sonra 11 Eylül, yalnızca ABD tarihinin en büyük terör saldırılarından biri olarak değil, 21. yüzyılın uluslararası güvenlik ve jeopolitik düzenini şekillendiren en önemli olaylardan biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.

İstanbul’da aranan suç örgütü lideri İslam Yakut yakalandı: 2 ton uyuşturucu sevkiyatından sorumlu tutuluyor Haber

İstanbul’da aranan suç örgütü lideri İslam Yakut yakalandı: 2 ton uyuşturucu sevkiyatından sorumlu tutuluyor

İslam Yakut Sarıyer’de yakalandı İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstihbarat Şube Müdürlüğü ile birlikte yürüttüğü çalışmalar kapsamında hakkında arama kararı bulunan İslam Yakut’un izini sürdü. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı’nın desteğiyle yürütülen soruşturmada, Yakut’un yurt içinde ve yurt dışında bulunduğu adreslerden örgütsel faaliyetlerini sürdürdüğü tespit edildi. “Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” ve “uyuşturucu madde ticareti” suçlarından aranan Yakut’un, örgüt üyeleriyle kriptolu haberleşme sistemleri üzerinden iletişim kurduğu ve talimatlar verdiği belirlendi. Yakut’un liderliğini yaptığı öne sürülen yapılanmanın uluslararası uyuşturucu sevkiyatlarını organize ettiği ve toplam 2 ton uyuşturucunun ele geçirilmesiyle bağlantılı olduğu tespit edildi. Sahte kimlikle saklandığı ortaya çıktı Uzun süredir firari olarak aranan İslam Yakut’un İstanbul’da bulunduğu bilgisine ulaşan ekipler, şüphelinin Sarıyer’de bir adreste saklandığını belirledi. 10 Eylül’de düzenlenen operasyonla gözaltına alınan Yakut’un bulunduğu adreste arama yapıldı. Aramada, D.G. adına düzenlenmiş sahte bir yurt dışı kimlik belgesi ele geçirildi. Yakut’un, hakkında bulunan arama kararına rağmen farklı kimlik bilgileri kullanarak izini kaybettirmeye çalıştığı değerlendirildi. Örgütün diğer yöneticileri daha önce tutuklanmıştı Soruşturma kapsamında, suç örgütüne yönelik 2024 yılında da operasyon düzenlendiği belirtildi. Bu operasyonda örgütün diğer yöneticilerinden olduğu tespit edilen E.Y. ile birlikte çok sayıda örgüt yöneticisi ve üyesi yakalanarak tutuklanmıştı. Örgütün suç faaliyetlerinden elde edildiği değerlendirilen mal varlıklarına da operasyon kapsamında el konulduğu bildirildi. İslam Yakut’un yakalanmasıyla birlikte, söz konusu suç örgütünün tamamen etkisiz hale getirildiği belirtildi. Bakan Gürlek: Uyuşturucu baronlarına karşı mücadele sürecek Adalet Bakanı Akın Gürlek de operasyonun ardından yaptığı açıklamada, uyuşturucu ve organize suçlarla mücadelenin devletin ilgili kurumlarının koordinasyonuyla sürdürüldüğünü belirtti. Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde gerçekleştirilen çalışma sonucunda uluslararası uyuşturucu ticareti yaptığı öne sürülen suç örgütünün lideri İslam Yakut’un İstanbul’da yakalandığını açıkladı. Bakan Gürlek, 2017 yılından bu yana firari olarak aranan Yakut’un uzun süre Türkiye’de ve yurt dışında saklandığı adreslerden örgütü yönetmeye devam ettiğinin tespit edildiğini bildirdi. Gürlek ayrıca, Yakut’un ANOM ve SKY ECC isimli kriptolu haberleşme sistemleri üzerinden örgüt üyelerine talimat verdiğinin belirlendiğini ifade etti. İran ve Afganistan’dan Avrupa’ya uyuşturucu sevkiyatı iddiası Soruşturma kapsamında elde edilen bilgilere göre, örgütün İran ve Afganistan’dan Avrupa ülkelerine eroin, Avrupa’dan Türkiye’ye ise sentetik uyuşturucu sevkiyatlarını organize ettiği öne sürüldü. Yapılan çalışmalar sonucunda örgütün Türkiye ve Avrupa ülkelerinde ele geçirilen toplam 2 ton uyuşturucudan sorumlu olduğunun tespit edildiği belirtildi. Bakan Gürlek, uyuşturucu ve organize suç örgütlerine yönelik mücadelenin kararlılıkla devam edeceğini vurgularken, operasyonun farklı ülkeleri kapsayan uyuşturucu trafiğinin ortaya çıkarılması açısından önem taşıdığı mesajını verdi. Yakalanan İslam Yakut’un emniyetteki işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edilmesi bekleniyor.

Manş Denizi'ndeki göçmen faciası davası Paris'te başladı: 14 kaçakçı yargılanıyor Haber

Manş Denizi'ndeki göçmen faciası davası Paris'te başladı: 14 kaçakçı yargılanıyor

23 Kasım'ı 24 Kasım 2021'e bağlayan gece meydana gelen olayda, Fransa'dan İngiltere'ye geçmeye çalışan göçmenleri taşıyan tekne Manş Denizi'nde battı. Facia sonucunda 28 kişinin cansız bedenine ulaşıldığı, 4 kişinin ise kayıp olduğu bildirildi. Hayatını kaybeden ve kayıp olan göçmenlerin önemli bölümünün Irak bölgesinden geldiği belirtildi. Diğer kurbanların ise Afganistan, Mısır, Etiyopya ve Vietnam uyruklu olduğu kaydedildi. Olaydan yalnızca iki kişi sağ kurtuldu. 14 sanık insan kaçakçılığıyla suçlanıyor Savcılık, sanıkların göçmenleri kapasitesinin üzerinde taşıyan, denize elverişsiz ve güvenlik ekipmanlarından yoksun bir tekneyle Manş Denizi'ne çıkarmakla suçlandığını belirtiyor. Soruşturma kapsamında, facianın arkasında Afgan ve Irak bağlantılı iki ayrı insan kaçakçılığı yapılanmasının bulunduğu yönünde tespitler yapıldığı aktarıldı. Sağ kurtulan göçmenlerin ifadelerine göre, İngiltere'ye geçiş için kaçakçılara kişi başı 1.500 ila 2.750 euro arasında ödeme yapıldı. Facia öncesi en az 10 yardım çağrısı Davada öne çıkan başlıklardan biri de göçmenlerin teknenin batmasından önce yaptıkları yardım çağrıları oldu. Soruşturma dosyasındaki bilgilere göre göçmenler, denizde zor durumda kaldıkları sırada Fransız ve İngiliz kurtarma ekipleriyle en az 10 kez iletişim kurarak yardım istedi. Ancak kurtarma ekiplerinin müdahale etmediği iddiası da dosyada yer aldı. Bu konuya ilişkin olarak yedi Fransız askeri hakkında ayrıca "tehlikedeki kişilere yardım etmeme" suçlamasıyla soruşturma yürütüldüğü bildirildi. Söz konusu soruşturmanın devam ettiği belirtildi. Kurban yakınları Paris'te Davaya 114 sivil taraf ve kurban yakınının katıldığı öğrenildi. Irak Kürdistan Bölgesi'nden dokuz kurbanın ailesinin de duruşmayı takip etmek üzere Paris'e gittiği belirtildi. Kurban yakınları arasında Erbil'den iki, Haciava'dan üç, Ranya'dan iki ve Pışder'den iki kişinin bulunduğu aktarıldı. "Ağır cezalar verilmesini bekliyoruz" Organize Suç Mağdurları için (MERD) Örgütü Başkanı ve faciada hayatını kaybedenlerden birinin kardeşi Zana Memend Muhammed, davaya ilişkin yaptığı açıklamada hem kaçakçılardan hem de polis tarafından yapılan müdahaleden şikayetçi olduklarını söyledi. Muhammed, sanıklardan bazılarının tutuklu bulunduğunu, bazılarının ise kefaletle serbest bırakıldığını belirterek, mahkemede o gün yedi sanığın hazır bulunduğunu ifade etti. Kurbanların sayısına ilişkin ise 28 kişinin boğularak yaşamını yitirdiğini, dört kişinin de halen kayıp olduğunu belirten Muhammed, hayatını kaybedenlerden 17'sinin, kayıp dört kişiden üçünün Kürt olduğunu söyledi. Kararın 30 Eylül'de açıklanması bekleniyor Zana Memend Muhammed, mahkemenin kararını 30 Eylül'de açıklamasının beklendiğini belirtti. Sanıklar açısından bir yıldan 10 yıla kadar hapis cezalarının gündeme gelebileceğini ifade eden Muhammed, faciada sorumluluğu veya ihmali bulunan herkes hakkında ağır yaptırımlar uygulanmasını beklediklerini söyledi. Dava, Manş Denizi'ndeki en ağır göçmen facialarından biriyle ilgili olarak hem insan kaçakçılığı ağlarının sorumluluğunun hem de facia öncesindeki kurtarma sürecinin ele alınması açısından önem taşıyor.

ABD’de Trump yönetiminin 75 ülkeye yönelik vize politikası mahkemeden döndü Haber

ABD’de Trump yönetiminin 75 ülkeye yönelik vize politikası mahkemeden döndü

ABD’de federal yargıç Jeannette Vargas, aralarında Afganistan, İran, Rusya ve Somali’nin de bulunduğu 75 ülkenin vatandaşlarına yönelik göçmen vizesi işlemlerinin askıya alınmasını öngören Trump yönetimi politikasını yasaya aykırı bularak iptal etti. ABD’de Donald Trump yönetiminin göçmenlik politikalarına ilişkin önemli bir mahkeme kararı çıktı. New York’taki federal bölge mahkemesinde görülen davada, yönetimin 75 ülkenin vatandaşlarının göçmen vizesi başvurularını durdurmasına yönelik uygulaması iptal edildi. ABD Bölge Yargıcı Jeannette Vargas, söz konusu politikanın Göç ve Vatandaşlık Yasası’na aykırı olduğunu ve yönetimin yasal yetkisini aştığını değerlendirdi. 75 ülkeden vize başvurularına askıya alma kararı Trump yönetimi, vatandaşlarının ABD’de kamu yardımına ihtiyaç duyma ihtimalini yüksek gördüğü 75 ülkeden yapılan göçmen vizesi başvurularının durdurulması yönünde konsolosluklara talimat vermişti. Politikanın hedefindeki ülkeler arasında Afganistan, İran, Rusya ve Somali gibi ülkeler de yer alıyordu. Dışişleri Bakanlığı, uygulamanın daha önce yürürlüğe giren ve ABD’ye gelecek göçmenler arasında “kamuya yük” oluşturabilecek kişilere yönelik kuralları sıkılaştıran düzenlemenin ardından hayata geçirildiğini açıklamıştı. Yargıç: “Yetki aşıldı” Yargıç Vargas kararında, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından uygulanan politikanın, uygun şartları taşıyan başvuru sahiplerine hukuki bir gerekçe olmaksızın vize verilmesini engellediğini belirtti. Vargas, bu uygulamanın yönetimin sahip olduğu yetkiyi aştığı sonucuna vardı. Yargıca göre Kongre, göçmenlerin vize almaya uygun olup olmadığını değerlendirme yetkisini, yasada belirtilen kriterler çerçevesinde konsolosluk görevlilerine vermiş durumda. Bu nedenle başvuru sahibinin yalnızca vatandaşlığına dayanılarak göçmenlik vizesinin kategorik biçimde engellenmesinin mevcut yasal düzenlemeyle bağdaşmadığı belirtildi. “Kongre’nin verdiği yetkiyi baltalıyor” Vargas, politikanın yalnızca başvuru sahiplerini değil, Kongre tarafından konsolosluk görevlilerine verilen değerlendirme yetkisini de etkilediğine dikkat çekti. Kararda, konsolosluk memurlarının her başvuruyu yasada belirtilen özel kriterlere göre değerlendirmesi gerektiği vurgulanırken, ülke vatandaşlığı temelinde toplu şekilde vize işlemlerinin durdurulmasının bu sistemi devre dışı bıraktığı belirtildi. Trump yönetimi kamu yardımı verilerini gerekçe göstermişti ABD Dışişleri Bakanlığı, vize işlemlerinin askıya alınmasına ilişkin kararında Ekonomik Danışmanlar Konseyi tarafından hazırlanan verilere atıfta bulunmuştu. Bakanlık, söz konusu ülkelerden gelen göçmenlerin bulunduğu hanelerin yüzde 30’undan fazlasının bir tür kamu yardımından yararlandığını savunmuştu. Mahkemenin kararıyla birlikte Trump yönetiminin bu veriler üzerinden 75 ülkenin vatandaşlarına yönelik uyguladığı toplu vize işlemi durdurma politikası önemli bir hukuki engelle karşı karşıya kaldı.

Almanya'da sendika yürüyüşüne araçla saldırı davasında karar: Afgan sanığa ömür boyu hapis Haber

Almanya'da sendika yürüyüşüne araçla saldırı davasında karar: Afgan sanığa ömür boyu hapis

Münih'teki araçlı saldırının cezası belli oldu: Anne ve kızını öldüren sanığa ağırlaştırılmış karar Almanya'nın Münih kentinde geçen yıl düzenlenen bir sendika yürüyüşüne yönelik araçlı saldırıyla ilgili davada karar çıktı. Münih Eyalet Mahkemesi, kalabalığın arasına otomobiliyle girerek bir anne ile 2 yaşındaki kızının ölümüne ve çok sayıda kişinin yaralanmasına neden olan Afganistan uyruklu 25 yaşındaki sanığı ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, sanığı iki kişiyi öldürme, 23 kişiyi öldürmeye teşebbüs ve 22 kişiyi kasten yaralama suçlarından sorumlu tuttu. Heyet ayrıca saldırının "olağanüstü ağırlıkta" bir suç olduğuna karar vererek, sanığın ilerleyen yıllarda şartlı tahliye imkanından yararlanmasını ciddi biçimde zorlaştıran bir hüküm verdi. Araçla kalabalığın üzerine sürdü Dava dosyasındaki bilgilere göre saldırı, yaklaşık 1.400 kişinin katıldığı bir sendika yürüyüşü sırasında meydana geldi. Sanık Ferhad N. isimli kişinin kullandığı Mini Cooper marka otomobili yüksek hızla yürüyüş yapan insanların üzerine sürdüğü belirtildi. Aracın kalabalığa çarpması sonucu çok sayıda kişi yaralanırken, 37 yaşındaki bir kadın ile 2 yaşındaki kızı ağır şekilde yaralandı. Anne ve küçük çocuğu, olayın ardından kaldırıldıkları hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen birkaç gün sonra hayatını kaybetti. Saldırı, Almanya kamuoyunda büyük tepkiye neden olurken, olayın ardından güvenlik önlemleri ve radikalleşme tartışmaları yeniden gündeme geldi. Hakim: "Daha fazla can kaybı olmaması tesadüf değildi" Kararı açıklayan hakim Michael Höyn, saldırının sonuçlarının çok daha ağır olabileceğine dikkat çekti. Höyn, hayatını kaybeden annenin yürüyüş sırasında kendisini daha güvende hissetmek amacıyla polislerin bulunduğu arka bölümü tercih ettiğini belirtti. Mahkeme başkanı, daha fazla kişinin yaşamını yitirmemesinin saldırının sınırlı etkisinden değil, aracın çarptığı kişilerin oluşturduğu fiziksel engel nedeniyle hızını kaybetmesinden kaynaklandığını ifade etti. Bu değerlendirme, mahkemenin sanığın eylemini planlı ve yüksek ölüm riski taşıyan bir saldırı olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Savcılık dini motivasyon iddiasında bulundu Duruşmalar sırasında savcılık makamı, saldırının dini saiklerle gerçekleştirildiğini savundu. Savcılığın değerlendirmesine göre sanığın olayın ardından "Allahu Ekber" diye bağırdığı belirtildi. Ancak yürütülen soruşturmalarda sanığın terör örgütü DEAŞ veya benzeri herhangi bir yapılanmayla bağlantısına ilişkin somut bir delile ulaşılamadığı açıklandı. Mahkeme kararında da sanığın herhangi bir örgütsel bağlantısının tespit edilmediği bilgisi yer aldı. Almanya'ya çocuk yaşta gelmişti Sanığın geçmişine ilişkin bilgiler de dava sürecinde gündeme geldi. Ferhad N.'nin 2016 yılında henüz 15 yaşındayken tek başına Almanya'ya geldiği belirtildi. İltica başvurusunun reddedilmesine rağmen, ülkede geçici oturma hakkı sağlayan "müsamaha" statüsüyle yaşamını sürdürdüğü ifade edildi. Sanığın saldırı öncesinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı bilgisi paylaşıldı. Karar güvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı Münih'teki dava, Almanya'da göç, güvenlik politikaları ve radikalleşme konularındaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Özellikle kamuya açık alanlarda gerçekleştirilen araçlı saldırılar, Avrupa ülkelerinde güvenlik önlemlerinin artırılması yönündeki çağrıları güçlendiriyor. Uzmanlar, bu tür olaylarda yalnızca failin eylemlerinin değil, saldırıya zemin hazırlayan süreçlerin de kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiğini belirtiyor. Mahkeme kararı sonrası süreç Münih Eyalet Mahkemesi'nin verdiği ömür boyu hapis kararı, sanığın suçun ağırlığı nedeniyle erken tahliye ihtimalini önemli ölçüde azaltıyor. Alman hukukunda ömür boyu hapis cezası alan kişiler belirli şartlar altında ilerleyen yıllarda şartlı tahliye talebinde bulunabiliyor. Ancak mahkemenin "suçun olağanüstü ağırlığı" değerlendirmesi, bu sürecin daha zor hale gelmesine neden oluyor. Münih'teki saldırı davası, iki kişinin hayatını kaybetmesi ve çok sayıda kişinin yaralanması nedeniyle Almanya'nın son yıllardaki en dikkat çeken güvenlik davalarından biri olarak kayıtlara geçti.

Yunanistan- Binlerce Suriyeli ve Afgan sınır dışı edilecek! Haber

Yunanistan- Binlerce Suriyeli ve Afgan sınır dışı edilecek!

Ülkeyi "güvenli olmayanlar" için yaşanmaz hale getirmeyi hedefleyen Atina yönetimi, iş gücüalımında ise açıkça "Hristiyan ülkeleri tercih edeceğini" duyurdu. Avrupa’nın göçmen kapısı Yunanistan, sığınmacı haklarını kısıtlayan en sert düzenlemelerihayata geçiriyor. Suriye ve Afganistan’da savaşın bittiğini söyleyen Atina, şubat ayından bu yana binlercemültecinin dosyasını iptal istemiyle raftan indirdi. Bakan Plevris: Radikal islam değerlerimizle uyuşmuyor Yunanistan Göç Bakanı Thanos Plevris, göçmen alımında uygulayacakları yeni kriterleriparlamentoda açıkladı. Plevris, "Bazı ülkelerin değerleri bizimle uyuşmuyor, bu durumun kökeninde ise din var.Özellikle radikal İslam bizim için bir risk" dedi. Bakan, ekonomik kalkınma için ihtiyaç duyulan iş gücünü Filipinler, Ermenistan ve Gürcistangibi "Hristiyan veya laik" toplum yapısına sahip ülkelerden temin edeceklerini belirtti. 5 bin euro ceza ve hapis tehdidi Yunanistan'ın yeni sınır dışı yasası, dünyadaki en katı uygulamalar arasına girdi. Başvurusureddedilen sığınmacılara ülkeyi terk etmeleri için sadece 14 gün süre tanınacak. Bu süre içindeayrılmayanlar: 5 bin euro idari para cezasına çarptırılacak. Kapalı geri gönderme merkezlerinde 2 ila 5 yıl hapis yatacak. Takip amaçlı GPS cihazı taşımaya zorlanacak. AB’nin yeni göç planı yolda Yunanistan’ın bu adımları, Avrupa Birliği’nin önümüzdeki ay yürürlüğe sokacağı "Yeni Göç veİltica Paktı" öncesinde bir hazırlık olarak görülüyor. AB genelinde sınırların kapatılması ve iltica hakkı alamayanların hızla geri gönderilmesihedefleniyor. Yunanistan'da bulunan 137 binden fazla mülteci, ülkelerindeki "savaş bitti" gerekçesiyle heran kapı dışı edilme korkusuyla yaşıyor.

Trump: Netanyahu, İran ile ilgili ben ne dersem onu yapacak Haber

Trump: Netanyahu, İran ile ilgili ben ne dersem onu yapacak

ABD Başkanı Trump, Connecticut’ta düzenlenecek Sahil Güvenlik Akademisi Mezuniyet Töreni'ne katılmak üzere havalimanından ayrılırken basın mensuplarına İran gündemini değerlendirdi. İran konusunda çok iyi bir durumda olduklarını, bu ülkenin askeri ve siyasi kapasitesini büyük ölçüde ortadan kaldırdıklarını söyleyen Trump, mevcut ateşkesin ne kadar süreceği konusunda ucu açık konuştu. Trump, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun İran'a saldırıları ne kadar erteleyeceği ile ilgili bir soruya, "O (Netanyahu), ben onun ne yapmasını istiyorsam onu yapacak" yanıtını verdi. Trump'tan "acelem yok" mesajı ABD Başkanı, İran konusunda atacağı adımlarla ilgili herhangi bir acelesinin olmadığını vurgulayarak, kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinin kendisini acele ettirmediğini ifade etti. Trump, "İran'la ilgili acelem yok. Ara seçimler var diyorlar. Benim acelem yok" yorumunu yaptı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Çin ziyaretini de değerlendiren Trump, "Bence bu iyi bir şey. Ben ikisiyle de iyi anlaşıyorum" diyerek görüşmeye ilişkin tavrını ortaya koydu. ABD Başkanı ayrıca, Hürmüz Boğazı'nın açılması gerektiğini ve bu konuda bazı girişimlerde bulunacaklarını kaydetti. Trump, İran'la savaşın "uzadığı" yönündeki eleştirilere ise katılmadığını, ABD'nin Afganistan ve Irak gibi ülkelerde yıllarca kaldığını ve binlerce asker kaybettiğini anımsatarak, "Biz 3 aydır İran'dayız ve bunun da çoğu ateşkesle geçti ve sadece 13 kişi kaybettik" değerlendirmesini yaptı.

Arıkan: Biz İran ile aynı taraftayız Haber

Arıkan: Biz İran ile aynı taraftayız

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmeler gerçekleştirdi. ABD ve İsrail’in bölgedeki politikalarını eleştiren Arıkan “İslam dünyasının en kutsal ayı Ramazan’da; Mescid-i Aksa ibadete kapatıldı. İran’da çocuklar öldü, vicdanlarda insanlık öldü. Elbette bütün bunların tek bir sebebi var. Amerika ve İsrail; bu bölgenin halklarını kelimenin tam anlamıyla kendisine köle yapmak istiyor” ifadelerine yer verdi. ABD’nin bölgeye yönelik müdahalelerini değerlendiren Arıkan, “Bugün başta İran olmak üzere bölge ülkelerine yönelik haydutluğun 'özgürlük' söylemiyle servis edilmesine hiç kimse kanmamalı! Afganistan’dan Irak’a, Libya’dan Suriye’ye; ABD’nin kirli postallarıyla girdiği her coğrafyada yıllardır yaşananlar ortada. ABD’nin bombardıman uçakları dünyanın neresine özgürlük vaadiyle gittiyse geriye kalan sadece kan kokan topraklar, gözü yaşlı anneler oldu. ABD bir ülkenin petrolüne, doğalgazına ve kaynaklarına ulaşabiliyorsa o ülkede demokrasi olup olmamasıyla ilgilenmez” dedi. İran konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arıkan, “Biz İran taraftarı değiliz, biz İran’la aynı taraftayız. Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi’nde Türkiye ile İran’ın farkı yoktur. Günün sonunda Siyonizm’in gözünde İran ne kadar hedefse Türkiye de o kadar hedeftir. Bu mesele jeopolitik, ekonomik ve demografik bir meseledir. Komşularımızın istikrarı bölgemizin geleceği için kıymetlidir” diye konuştu. İslam ülkelerinin ortak hareket edemediğini savunan Arıkan, “Gazze’den Lübnan’a, Yemen’den İran’a kadar sadece Mescid-i Aksa değil tüm İslam coğrafyası kundaklanıyor. Ancak ortada ortak bir irade yok” dedi. D-8’in aktif hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, “D-8, harekete geçmeyi bekliyor. D-8 sadece ekonomik bir yapı değil, aynı zamanda stratejik bir güç potansiyelidir. Dünya üzerindeki enerji ve gıda krizinin reçetesi D-8’tir” değerlendirmesini yaptı. İktidara yönelik çağrılarında ABD üslerine de değinen Arıkan, “Kürecik başta olmak üzere, ülkemizdeki ABD üslerini Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tam kontrolüne alın. Yıllardır 'müttefiklik' adı altında yürütülen politikaların Bu coğrafyaya huzur değil, kaos getirdiğini artık görün. Bir devletin kendi toprağında, kontrolü tam olarak kendisinde olmayan askeri yapılar barındırması, tam bağımsızlık ilkesiyle bağdaşmaz. Bu üsler; Tamamen Türk askerinin konuşlandığı, Emir-komuta zincirinin yüzde 100 Ankara’ya bağlı olduğu Gerçek anlamda milli karargahlara dönüştürülmelidir!" ifadelerine yer verdi.

Costa: Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya Haber

Costa: Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, 9-13 Mart tarihleri arasında Brüksel'de gerçekleştirilen yıllık AB Büyükelçiler Konferansı'nda konuştu.Büyükelçilere hitabında dünyada kutuplaşma ve parçalanmanın arttığını ve böyle bir ortamda Avrupa'nın küresel vizyonunun stratejik bir varlık olduğunu ifade eden Costa, dünyadaki yeni gerçekliğin Rusya'nın barışı ihlal ettiği, Çin'in ticareti bozduğu ve ABD'nin kurallara dayalı uluslararası düzeni sorguladığı bir gerçeklik olduğunu söyledi. AB'nin görevinin kurallara dayalı uluslararası düzeni savunmak olduğunu söyleyen Antonio Costa, "Uluslararası hukukun ihlalleri, ister Ukrayna'da, ister Grönland'da, ister Latin Amerika'da, ister Afrika'da, ister Gazze'de veya Orta Doğu'da olsun, kabul edilmemelidir. İnsan hakları ihlalleri de, ister İran'da, ister Sudan'da, ister Afganistan'da olsun, kabul edilemez" dedi. Orta Doğu'daki savaşın son derece kaygı verici olduğunu ve durumun temel nedenlerinden İran'ın sorumlu olduğunu söyleyen AB Konseyi Başkanı Costa, "Gerginliğin daha fazla tırmanmasından kaçınmalıyız. Böyle bir yol, Orta Doğu'yu, Avrupa'yı ve daha geniş bölgeleri tehdit eder. Bunun sonuçları ağırdır. Ekonomik alanda da ağırdır. Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınması bunun açık örneğidir" diye konuştu. "Kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız" AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, "Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya. Rusya, uluslararası hukuku ihlal ederek Ukrayna'nın konumunu sürekli olarak zayıflatıyor. Rusya, enerji fiyatlarının yükselmesi sayesinde Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşın finansmanı için yeni kaynaklar elde ediyor" ifadelerini kullandı. Rusya'nın ayrıca Orta Doğu'daki savaşın gündemin merkezine oturması nedeniyle Ukrayna'ya ilginin azalmasından da istifade ettiğini söyleyen Costa, "Rusya üzerinde baskıyı sürdürmeli, Ukrayna için kabul edilebilir ve Avrupa'nın güvenliğini zayıflatmayacak adil ve kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız. Umarım, yarın mevcut yaptırımların uzatılmasını onaylar ve 20. Yaptırım Paketi'nin kabulü yönünde ilerleriz" dedi. "BM, reformdan geçirilmeli ancak yerine başka bir yapı konulamaz" AB'nin Birleşmiş Milletler'in (BM) güçlü bir destekçisi olmaya devam edeceğini de ifade eden Costa, "BM, reformdan geçirilmeli, ancak yerine başka bir yapı konulamaz. BM, çok taraflı sistemin temel taşı olmaya devam etmelidir. BM, evrensel meşruiyete sahip tek forumdur. Ayrıca, etkili ve çok taraflı iş birliğini sürdürebilecek güce sahip tek platformdur" şeklinde konuştu. Costa, BM sisteminin ciddi finansal kısıtlamalarla karşı karşıya olduğu dönemde, AB'nin küresel dayanışmada öncü rol oynamaya devam edeceğini söyledi. "Mercosur ve Hindistan ile ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu" AB'nin dünyanın en kapsamlı ticaret anlaşmaları ağını kurduğunu ve bu ağın 80 ticaret ortağını kapsadığını vurgulayan Antonio Costa, "Ayrıca, 27 ülkeyle daha anlaşmalar müzakere ediyor ve onay sürecini yürütüyoruz. Bunlar arasında Meksika, Avustralya, Endonezya, Tayland, Filipinler ve Birleşik Arap Emirlikleri de yer alıyor" ifadelerini kullandı. AB Konseyi Başkanı Costa, "Yakın zamanda imzalanan Mercosur ve Hindistan ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu. Bu anlaşmalar, 32 ülkeyi ve yaklaşık 3 milyar insanı kapsıyor" diye konuştu. Görevi süresinde genişlemeyi de bir öncelik olarak kabul ettiğini ifade eden Antonio Costa, Ukrayna'nın AB'ye üyelik başvurusunun genişleme sürecinde Moldova ve Batı Balkan ülkelerini de etkileyen bir dinamizme yol açtığını söyledi. AB Konseyi Başkanı, "Bu ülkelerin geleceği, AB içindedir. Lakin katılım süreci, liyakat esasına dayalı olmalıdır" dedi. Konuşmasında 2025 yılında Avrupa savunmasına odaklandıklarını ve 2026'yı ise Avrupa'nın rekabetçilik yılı yapmak istediklerini söyleyen Costa, "Bu iki alan, Avrupa'nın egemenliğinin temel sütunlarıdır. ABD'nin Grönland'a yönelik tehditlerine AB olarak verilen kararlı ve etkili yanıt, küresel konumumuzun nasıl güçlendiğinin bir örneğidir" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.