Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Adalet Bakanlığı

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Adalet Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, görevdeki ilk 6 ayını değerlendirdi Haber

Adalet Bakanı Akın Gürlek, görevdeki ilk 6 ayını değerlendirdi

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Adalet Bakanlığı görevine getirilmesinin ardından geçen ilk 6 aylık döneme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Türkiye Yüzyılı’nı Adaletin Yüzyılı kılma” hedefi doğrultusunda çalışmalara başladıklarını belirterek, geride kalan 6 ayda adalet hizmetlerinin daha hızlı, etkin ve erişilebilir hale getirilmesi için önemli adımlar attıklarını ifade etti. YARGIDA HIZ VE ETKİNLİK VURGUSU Yargının daha hızlı ve verimli işlemesi, uyuşmazlıkların daha kısa sürede sonuçlandırılması ve vatandaşların adalete erişiminin kolaylaştırılması amacıyla çeşitli düzenlemelerin hayata geçirildiğini belirten Gürlek, reform çalışmalarının kapsamlı şekilde sürdüğünü kaydetti. Bakan Gürlek, çocuk adaleti sisteminde çocuğun üstün yararını esas alan daha güçlü ve caydırıcı bir yapının oluşturulduğunu bildirdi. Ceza adaleti sisteminde ise terör, örgütlü suçlar, dijital suçlar, afet suçları ve faili meçhul dosyalar başta olmak üzere farklı alanlarda ihtisaslaşmanın güçlendirildiğini aktardı. MAĞDUR HİZMETLERİ VE DİJİTAL DÖNÜŞÜM İlk 6 aylık dönemde mağdur hizmetlerinden infaz ve rehabilitasyona, koruyucu ve onarıcı mekanizmalardan yargıda dijital dönüşüme kadar geniş bir alanda reformlar gerçekleştirildiğini belirten Bakan Gürlek, önümüzdeki dönemde de yeni adımlar atılacağını söyledi. Bakan Gürlek, açıklamasının sonunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde insanı merkeze alan, daha erişilebilir ve güven veren bir adalet sistemi için çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı.

KKTC Başbakanı Üstel Ankara’da: Bakan Gürlek ve Bakan Güler ile görüştü Haber

KKTC Başbakanı Üstel Ankara’da: Bakan Gürlek ve Bakan Güler ile görüştü

Üstel’den Gürlek’e ziyaret Ünal Üstel, beraberindeki heyetle Adalet Bakanı Akın Gürlek’i ziyaret etti. Görüşmede Adalet Bakan Yardımcısı Burak Ceyhan ile ilgili birim amirleri de yer aldı. Üstel, görüşmede KKTC yönetiminin önceliğinin gemi kazasının ardından kayıp kişilere mümkün olan en kısa sürede ulaşmak olduğunu belirtti. Türkiye ile tam koordinasyon içerisinde çalışmaların sürdürüldüğünü ifade eden Üstel, mevcut imkanların güçlendirilmesi ve ihtiyaç duyulan ilave teknik kapasitenin devreye alınması için çalışmaların devam ettiğini söyledi. Adalet Bakanı Akın Gürlek de Türkiye’nin KKTC’ye yönelik desteğinin süreceğini belirterek, kazayla ilgili adli iş birliği çalışmalarının bakanlığın ilgili birimleri tarafından yakından takip edildiğini kaydetti. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile görüştü Üstel, Adalet Bakanlığı’ndaki görüşmenin ardından Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile bir araya geldi. Milli Savunma Bakanlığı’nda gerçekleştirilen görüşme basına kapalı yapıldı. Görüşmenin, Girne açıklarında yaşanan kazanın ardından yürütülen çalışmalar kapsamında gerçekleştirilen Ankara temaslarının bir parçası olduğu belirtildi. Üstel’in Ankara temasları kapsamında ayrıca Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ile de görüşmeler gerçekleştirdiği bildirildi.

Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Umut Altaş FBI'a ifade verdi Haber

Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Umut Altaş FBI'a ifade verdi

Adli yardımlaşma kapsamında Türkiye'ye ulaştırılan FBI tutanağında Altaş'ın, Gülistan Doku'nun öldürüldüğünü gördüğünü ve cesedinin taşınmasına yardım ettiğini öne sürdüğü aktarıldı. Altaş'ın ifadelerinde, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel hakkında da ağır suçlamalarda bulunduğu belirtildi. Söz konusu anlatımların soruşturma kapsamında değerlendirildiği, Altaş'ın beyanlarının tek başına olayın nasıl gerçekleştiğini kesin olarak ortaya koymadığı ve iddiaların adli makamlarca araştırıldığı kaydedildi. 109 soruluk adli yardımlaşma talebi Haberde aktarılan bilgilere göre Türkiye, Altaş'ın ifadesinin alınması amacıyla ABD makamlarına kapsamlı bir soru seti gönderdi. FBI ile ABD İç Güvenlik Soruşturmaları birimi görevlilerinin Altaş'ı 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde Pennsylvania'daki Moshannon Valley İşleme Merkezi'nde sorguladığı belirtildi. FBI'ın 26 Ağustos 2026 tarihli yazısında, görüşmeleri içeren FD-302 raporunun Türkiye'nin adli yardımlaşma talebine yanıt olarak hazırlandığının ifade edildiği aktarıldı. Dosyanın, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü üzerinden Türk adli makamlarına ulaştırıldığı bildirildi. Tutanakta, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturmayı kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme suçları yönünden sürdürdüğü kaydedildi. Türkiye tarafından hazırlanan soru setinde Altaş'a yöneltilmek üzere 109 soru bulunduğu belirtildi. Altaş: "Beni kullandı" FBI sorgusunda Altaş'a Mustafa Türkay Sonel ile ilişkisi soruldu. Altaş'ın, Sonel tarafından kullanıldığını söylediği ve kendisinin Gülistan Doku'nun öldürülmesi ile suçun üzerine bırakılması amacıyla kullanılmış olabileceğini öne sürdüğü aktarıldı. FBI görevlilerinin, "Mustafa Türkay Sonel'in Gülistan Doku'yu öldürdüğüne inanıyor musun?" sorusuna Altaş'ın olumlu yanıt verdiği belirtildi. Altaş'ın bu kanaatinin gerekçesi olarak cinayete tanık olduğunu ileri sürdüğü kaydedildi. Gülistan Doku'nun otomobile bindirildiğini öne sürdü Altaş'ın anlatımına göre olay 5 Ocak 2020 gecesi meydana geldi. Altaş, Mustafa Türkay Sonel ile birlikte Gülistan Doku'nun bulunduğu bölgeye gittiklerini ve Doku'yu köprü çevresinde gördüklerini iddia etti. Daha sonra Doku'nun BMW marka otomobile bindiğini öne süren Altaş, araçta Sonel'in sürücü koltuğunda, kendisinin ön yolcu koltuğunda, Doku'nun ise arka koltukta bulunduğunu söyledi. Altaş, araç içerisinde Doku'nun kendilerine tepki gösterdiğini ve tartışmanın ardından çığlık attığını ileri sürdü. Ardından Sonel'in araçtaki bir tabancayla Doku'ya ateş ettiğini iddia eden Altaş, genç kadının hayatını kaybettiğini gördüğünü söyledi. Bu anlatımların tamamının Altaş'ın beyanlarına dayandığı ve soruşturma makamlarınca değerlendirildiği belirtildi. "Cesedi bagaja taşıdık" iddiası Altaş, ateş edilmesinin ardından Sonel'e neden Doku'yu öldürdüğünü sorduğunu, Sonel'in ise kendisinden susmasını ve cesedin taşınmasına yardım etmesini istediğini öne sürdü. Başlangıçta bunu reddettiğini söyleyen Altaş, daha sonra Doku'nun cesedini birlikte BMW'nin bagajına koyduklarını iddia etti. Altaş ayrıca, cesedin araca konulmasının ardından Sonel'in dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu'nu telefonla aradığını öne sürdü. "Babam bu işi halledecek" sözleri Altaş'ın ifadesine göre Sonel ile Eroğlu yaklaşık 15-20 dakika görüştü. Görüşmenin ardından Sonel'in kendisine susmasını ve olaydan kimseye bahsetmemesini söylediğini iddia eden Altaş, "Bu mesele ortadan kalkmaz" şeklindeki sözlerine karşılık Sonel'in babasının konuyu halledeceğini söylediğini öne sürdü. Altaş, ertesi sabah Sonel'in kendisini tekrar aradığını ve olayın halledildiğini söylediğini de iddia etti. Ceset için Pertek yolu iddiası FBI tutanağında yer aldığı belirtilen bir diğer iddia ise Doku'nun cesedinin bulunabileceği yerle ilgili oldu. Altaş, Sonel'in kendisine cesedin olay bölgesinden Pertek yönünde yaklaşık 15-20 dakikalık mesafede bulunduğunu söylediğini öne sürdü. Daha sonra bu mesafeyi yaklaşık 30 dakika olarak düzelten Altaş, cesedin yeni yapılan bir yolun kenarına gömülmüş olabileceğini tahmin etti. Altaş, bu bölümün doğrudan gördüğü bir olaya değil, Sonel'den aldığını öne sürdüğü bilgilere dayandığını belirtti. Baz ve PTS kayıtları sorguda gündeme geldi FBI sorgusunda Türk soruşturma makamlarınca elde edilen daraltılmış baz kayıtları ile Plaka Tanıma Sistemi (PTS) verilerinin de Altaş'a gösterildiği aktarıldı. Dosyadaki tespitlere göre Altaş'ın 5 Ocak 2020 saat 22.09'da Gülistan Doku'nun son görüldüğü Sarısaltuk Viyadüğü çevresinde bulunduğu belirtildi. Mustafa Türkay Sonel'in 22.08-22.37, Şükrü Eroğlu'nun ise 22.08'de aynı bölgede bulunduğu yönündeki kayıtların da sorguda gündeme getirildiği ifade edildi. PTS verilerine göre Sonel'in kullandığı BMW'nin saat 22.17.51'de Tunceli'den Elazığ yönüne çıktığı, 22.30.17'de ise Tunceli yönüne döndüğü aktarıldı. Aracın dönüşü sırasında sürücü koltuğunda Sonel'in, ön yolcu koltuğunda ise Altaş'ın bulunduğunun belirlendiği kaydedildi. Kamera kayıtlarıyla ilgili iddia Söz konusu kayıtların Altaş'ın ilk anlatımıyla çelişmesi üzerine FBI görevlilerinin sorguyu derinleştirdiği belirtildi. Altaş'ın daha sonra Sonel ile aynı BMW'yle köprü bölgesine geri döndüklerini söylediği aktarıldı. Altaş, dönüş gerekçesinin bölgede kamera bulunup bulunmadığını kontrol etmek olduğunu öne sürdü. Üniversite kamerasının kayıtlarıyla ilgili sorulara da yanıt veren Altaş, Sonel'in kendisine kameraların kayıt yapmayacağını söylediğini iddia etti. Ancak kayıtların kim tarafından veya nasıl silindiğini bilmediğini ifade etti. Tehdit edildiğini ve para teklif edildiğini öne sürdü Altaş, olayın ardından Sonel tarafından tehdit edildiğini de ileri sürdü. Sonel'in kendisine ve ailesine yönelik tehditlerde bulunduğunu iddia eden Altaş, olay hakkında susması için kendisine para teklif edildiğini de öne sürdü. Altaş ayrıca Sonel'in kendisine ailesinin devlet içindeki gücüne ilişkin ifadeler kullandığını iddia etti. Bu iddiaların da FBI tutanağında Altaş'ın beyanları kapsamında yer aldığı belirtildi. Hamilelik ve kürtaj iddiasında geri adım attı Sorguda, Gülistan Doku'nun hamile kaldığı ve kürtaja zorlandığı yönündeki daha önce ortaya atılan iddialar da gündeme geldi. Altaş, bu konuda doğrudan bilgi sahibi olmadığını söyledi. Ancak daha önce eski işvereni Rüstem Keskin ile yaptığı görüşmede bu yönde ifadeler kullandığının hatırlatılması üzerine, söz konusu ifadelerin kendisine ait olduğunu kabul ettiği aktarıldı. Altaş'ın daha sonra hamilelik ve kürtajla ilgili bazı ayrıntıları tahmin etmiş olabileceğini ve her şeyi hatırlamadığını savunduğu belirtildi. "Ceset videosu gönderildi" iddiası FBI sorgusunda gündeme gelen bir diğer konu ise Altaş'a WhatsApp üzerinden gönderildiği öne sürülen bir video oldu. Altaş, Mustafa Türkay Sonel'in kendisine yalnızca bir kez izlenebilen bir video gönderdiğini ve görüntülerde bir kişinin ceset parçası tuttuğunu söylediğini aktardı. Videonun Sonel tarafından gönderildiğini doğrulayan Altaş, görüntülerdeki cesedin Gülistan Doku'ya ait olup olmadığını kesin olarak belirleyemediğini ifade etti. FBI görevlilerinin, daha önce videodaki kişinin Doku olduğunu söylediği yönündeki beyanını hatırlatması üzerine Altaş'ın bu sözlerin kendisine ait olduğunu kabul ettiği, ancak görüntüyü net şekilde göremediğini savunduğu belirtildi. "Olay sırasında oradaydım" dedi FBI görevlilerinin Altaş'a Doku'nun öldürüldüğü sırada Sonel ve Doku ile birlikte olup olmadığını ve olaya bizzat tanık olup olmadığını sorduğu aktarıldı. Altaş'ın her iki soruya da olumlu yanıt verdiği, iki günlük sorgu boyunca ortaya çıkan çelişkili anlatımlara rağmen olay sırasında bölgede bulunduğu yönündeki beyanını sürdürdüğü belirtildi. Babasına gönderdiği mesaj da soruldu Soruşturmada dikkat çekilen delillerden biri olarak, Altaş'ın babası Celal Altaş'ın telefonunda bulunan WhatsApp mesajı da FBI sorgusunda gündeme geldi. Umut Altaş'ın babasına gönderdiği belirtilen mesajda, kendisinin susturulduğuna ilişkin ifadelerin yer aldığı aktarıldı. FBI görevlilerinin mesajı sorması üzerine Altaş, mesajı kendisinin gönderdiğini kabul etti ancak neden bu ifadeleri kullandığını hatırlamadığını söyledi. ABD'ye gidiş kararının kimin tarafından alındığı da sorguda soruldu. Altaş'ın önce bunun kendi kararı olduğunu söylediği, daha sonra ise kararın ailece alındığını ifade ettiği belirtildi. ABD'ye geçişini anlattı Altaş, 25 Mayıs 2022'de İstanbul'dan Meksika'ya uçtuğunu ve ardından ABD sınırına geçtiğini anlattı. Sınırı yasa dışı şekilde geçebilmek için bir Meksika vatandaşına yaklaşık 10 bin dolar ödendiğini öne süren Altaş, bu paranın Tunceli'de babası tarafından ilgili kişiye verildiğini iddia etti. Eski tarihlere ilişkin baz kayıtları da soruldu Soruşturmada Doku'nun kaybolmasından önceki dönemle ilgili bazı kayıtların da FBI sorgusunda gündeme getirildiği aktarıldı. Türk makamlarının daraltılmış baz çalışmasına göre 27 Aralık 2019'da saat 15.31-16.22 arasında Altaş ile Doku'nun Gençlik Merkezi çevresinde aynı bölgede bulunduğunun tespit edildiği belirtildi. Altaş, kendisinin ve Mustafa Türkay Sonel'in bölgede bulunduğunu, Doku'nun da orada bulunmuş olabileceğini söyledi. Bir kızın Sonel tarafından takip edildiğini, daha sonra birlikte binaya girdiklerini ve yaklaşık 15 dakika sonra çıktıklarını anlattı. Bu kişinin Doku olup olmadığı sorusuna ise Altaş'ın "Mümkün olabilir" yanıtını verdiği aktarıldı. Altaş, dönemin valisini suçladı İki günlük sorgunun sonunda FBI görevlilerine Gülistan Doku hakkında bildiklerinin tamamını anlattığını söyleyen Altaş, soruşturmanın adil yürütülmediğini ileri sürdü. Altaş, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'i olayın üzerinin kapatılması ve oğlu Mustafa Türkay Sonel'in adli makamlara teslim edilmemesiyle suçladı. Altaş'ın FBI'a verdiği ifadede yer alan iddiaların, Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin devam eden soruşturma kapsamında adli makamlar tarafından değerlendirileceği belirtildi. Söz konusu beyanların kesinleşmiş bir yargı kararı niteliğinde olmadığı ve ilgili kişiler açısından suçluluk hükmü oluşturmadığı kaydedildi.

Hemşire Ebru Anik'ten yardım çağrısı: “Ölmeden önce sesimi duyun” Haber

Hemşire Ebru Anik'ten yardım çağrısı: “Ölmeden önce sesimi duyun”

Ebru Anik, Mustafa M. ile 2023 yılının Aralık ayında başlayan yaklaşık 3 yıllık ilişkilerinin son 1,5 yılında şiddete maruz kaldığını iddia etti. Ayrılmak istediğinde ise tehdit ve şantajla ilişkiyi sürdürmeye zorlandığını öne süren Anik, ailesinin de tehdit edilmesi nedeniyle daha önce yaptığı şikayetlerden birini geri çekmek zorunda kaldığını söyledi. Yaklaşık bir ay önce yeniden şikayetçi olduğunu ve Mustafa M. hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığını belirten Anik, buna rağmen eski sevgilisinin kendisini takip etmeye ve tehdit etmeye devam ettiğini ifade etti. Uzaklaştırma kararına rağmen siteye geldi Anik'in iddiasına göre Mustafa M., 27 Ağustos günü saat 06.30 sıralarında yaşadığı sitenin girişine geldi. Güvenlik görevlilerinin önünde eski sevgilisi tarafından darbedildiğini belirten Anik, olay sırasında polis ekiplerine haber verilmesini istediğini söyledi. Yaşadıklarını anlatan Anik, daha önce de şiddet gördüğünü ve burnunun kırıldığını belirterek elinde mesaj, ses kaydı ve çeşitli görüntülerin bulunduğunu ifade etti. Anik, uzaklaştırma kararına rağmen evinin bulunduğu siteye gelen Mustafa M.'nin kendisini insanların gözü önünde darbettiğini öne sürdü. “Bu adam ne uzaklaştırma kararından ne hukuktan korkuyor” Can güvenliği konusunda endişeli olduğunu belirten Anik, yetkililere yaptığı çağrıda şu ifadeleri kullandı: “Ben buradan İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne ve Adalet Bakanlığı'na sesleniyorum: Lütfen beni koruyun. Bu kişi ne devletten ne polisten ne de uzaklaştırma kararından korkuyor. Uzaklaştırma kararı bile bu adamı durduramıyor.” Anik, eski sevgilisinin kendisini farklı numaralardan ve sosyal medya hesaplarından da tehdit ettiğini, bu mesajların ekran görüntülerini sakladığını söyledi. Site güvenlik kameralarındaki görüntülere ulaşmak istediğini belirten Anik, kendisine görüntülerin savcılıktan alınacak yazıyla teslim edilebileceğinin söylendiğini ifade etti. “Benden kurtulmanın tek yolu beni öldürmen” mesajını gönderdiğini iddia etti Ebru Anik, eski sevgilisinin kendisine yönelik tehditlerinin sürdüğünü öne sürerek, mesaj kayıtlarının bulunduğunu söyledi. Anik, Mustafa M.'nin kendisine, “Senin benden kurtulman için tek çaren ben uyurken uykumda beni öldürmen. Başka türlü kurtulamazsın, ben vazgeçmem” şeklinde mesaj gönderdiğini iddia etti. Eski sevgilisinin kendisini gördüğü yerde öldürmekle tehdit ettiğini de öne süren Anik, daha önce defalarca emniyete başvurduğunu ve hakkında uzaklaştırma kararı bulunmasına rağmen saldırıya uğradığını belirtti. “Ölmek istemiyorum” Can güvenliğinden ciddi şekilde endişe ettiğini dile getiren Anik, yetkililerden kendisine yönelik koruma tedbirlerinin etkin şekilde uygulanmasını istedi. Anik, “Ben öldükten sonra mı adalet sağlanacak? Ben ölmek istemiyorum. Ölmeden önce sesimi duyun. Bu adam beni gördüğü yerde öldürecek diye korkuyorum. Lütfen devletimden bana sahip çıkmasını istiyorum” diyerek yardım çağrısında bulundu. Olayla ilgili hukuki sürecin ve tarafların başvurularının devam ettiği bildirildi.

Kırıkkale’de 11 Yıllık Cinayetin Soruşturmasında 17 Şüpheli Adliyeye Sevk Edildi Haber

Kırıkkale’de 11 Yıllık Cinayetin Soruşturmasında 17 Şüpheli Adliyeye Sevk Edildi

Kırıkkale’de 2014 yılında kaybolan Hüseyin Okumuşoğlu’nun öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturmada, cinayetle bağlantılı oldukları değerlendirilen 17 şüpheli gözaltına alındı. Şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Olay, 16 Mayıs 2025’te Çalılıöz Mahallesi’nde bir apartman dairesinde parçalanmış insan cesedinin derin dondurucuda bulunmasıyla ortaya çıktı. Yapılan kriminal incelemelerde cesedin 7 parçaya ayrıldığı ve yaklaşık 11 yıl boyunca derin dondurucuda saklandığı belirlendi. Kimliklendirme sonucunda cesedin, 2014 yılında kayıp başvurusu yapılan Hüseyin Okumuşoğlu’na ait olduğu kesinleşti. 7 milyon veri incelendi Soruşturma, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesindeki Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının koordinasyonunda derinleştirildi. Dosya kapsamında 98 kişinin ifadesi alındı, 112 kurum ve kuruluşla yazışma yapıldı. Şüphelilere ait GSM kayıtları, baz istasyonu analizleri, Plaka Tanıma Sistemi kayıtları, kamera görüntüleri ve diğer teknik verilerden oluşan yaklaşık 7 milyon veri incelendi. 3 ilde eş zamanlı operasyon Aylar süren teknik ve fiziki çalışmaların ardından cinayetle bağlantılı oldukları değerlendirilen 17 şüpheli tespit edildi. Kırıkkale, Ankara ve Aydın'daki adreslere düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda şüphelilerin tamamı gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 17 şüpheli, geniş güvenlik önlemleri altında Kırıkkale Adliyesi’ne gönderildi.Soruşturmanın adli makamlarca yürütülen süreci devam ediyor.

Adalet Bakanı Gürlek'ten Çerçeve Yasa Açıklaması: "PKK'nın Tamamen Sona Ermesi ve Silahların İmhası Şart" Haber

Adalet Bakanı Gürlek'ten Çerçeve Yasa Açıklaması: "PKK'nın Tamamen Sona Ermesi ve Silahların İmhası Şart"

TBMM'ye 360 milletvekilinin imzasıyla sunulan çerçeve yasa teklifine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, düzenlemenin "Terörsüz Türkiye" hedefinin hukuki altyapısını oluşturmayı amaçladığını söyledi. Gürlek, teklifin hazırlanmasında Adalet Bakanlığı'nın da katkı sunduğunu belirterek, sürecin hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yürütüleceğini vurguladı. "Terör tehdidinin ortadan kaldırılması ortak sorumluluk" Adalet Bakanı Gürlek, hükümet tarafından "Terörsüz Türkiye" olarak ifade edilen sürecin milli bir devlet politikası olduğunu belirtti. Güvenlik güçlerinin yıllar süren mücadelesi sonucunda terör örgütünün hareket alanının büyük ölçüde daraltıldığını ifade eden Gürlek, oluşan güven ortamının kalıcı hale getirilmesi için hukuki, sosyal ve kurumsal adımlar atılması gerektiğini söyledi. Teklifin temel amacının toplumsal dayanışmayı güçlendirmek, ortak aidiyet duygusunu artırmak ve terörün yeniden kullanılabileceği alanları ortadan kaldırmak olduğunu dile getirdi. Uygulama için PKK'nın tamamen sona ermesi şartı Akın Gürlek, kanun teklifinin uygulanabilmesi için belirli şartların yerine getirilmesi gerektiğini açıkladı. Buna göre; PKK/KCK'nın fiili varlığının tamamen sona erdiğinin tespit edilmesi, Örgütün kontrolündeki tüm silah ve mühimmatın teslim edilmesi, Silahların geri dönülemeyecek şekilde imha edilmesi, gerekecek. Bu sürecin güvenlik kurumları tarafından açık ve kesin şekilde tespit edileceğini belirten Gürlek, tespitin ardından konunun Millî Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından teyit edileceğini ve kararın Resmî Gazete'de yayımlanacağını ifade etti. TBMM'de izleme komisyonu oluşturulacak Teklif kapsamında sürecin takip edilmesi amacıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bir kurul oluşturulacağını aktaran Gürlek, TBMM bünyesinde kurulacak izleme komisyonunun da uygulamaları takip edeceğini söyledi. Meclis komisyonunun gerektiğinde tavsiye ve değerlendirmelerde bulunabileceğini belirten Gürlek, sürecin denetlenebilir ve hukuki çerçevede yürütüleceğini ifade etti. "Şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetleri korunacak" Bakan Gürlek, kamuoyunda en çok tartışılan başlıklardan biri olan kapsam konusunda da açıklamalarda bulundu. Terör saldırısı talimatı veren kişiler ile güvenlik güçlerinin şehit edilmesinden sorumlu olanların düzenleme kapsamında yer almadığını vurgulayan Gürlek, şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin gözetileceğini söyledi. Gürlek açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Onların onurunu ve aziz hatıralarını incitecek hiçbir tasarrufa izin verilmeyecektir. Süreç açık, denetlenebilir ve kanunda belirlenen hukuki şartlara bağlı olacaktır." "Kazanan Türkiye ve milletimiz olacak" Adalet Bakanı Akın Gürlek, sürecin yalnızca Türkiye'nin iç güvenliği açısından değil, bölgesel istikrar açısından da önem taşıdığını savundu. Terörden arındırılmış bir Türkiye'nin daha güçlü ekonomi, yatırım ortamı ve kalkınma hedeflerine katkı sağlayacağını belirten Gürlek, bölgesel ticaret koridorları, enerji projeleri ve ulaştırma hatlarının güvenliğinin de güçleneceğini ifade etti. Gürlek, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: "Terörsüz Türkiye, 86 milyon vatandaşımızın ortak hedefidir. Bu hedef; daha güçlü bir ekonomi, daha güçlü bir demokrasi ve daha güçlü bir kalkınma anlamına gelmektedir." Teklif Meclis sürecinde değerlendirilecek "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin TBMM'deki komisyon ve Genel Kurul süreçlerinden geçmesi bekleniyor. Adalet Bakanı Gürlek, teklifin Türkiye'nin huzur ve güvenliğini güçlendirmeyi amaçladığını belirterek, hazırlanmasında katkı sunan siyasi partilere ve paydaşlara teşekkür etti.

Özgür Özel ve Veli Ağbaba hakkında “rüşvet” iddiasıyla fezleke hazırlandı Haber

Özgür Özel ve Veli Ağbaba hakkında “rüşvet” iddiasıyla fezleke hazırlandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur ve Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen iki ayrı soruşturmada Özgür Özel ve Veli Ağbaba hakkında hazırlanan fezlekeler tamamlandı. Başsavcılık, her iki milletvekilinin de Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) üyeliği dokunulmazlıklarının kaldırılması amacıyla hazırlanan dosyaları Adalet Bakanlığına iletti. Soruşturmaların, Türk Ceza Kanunu kapsamında “zincirleme şekilde rüşvet almak” suçlaması üzerinden yürütüldüğü bildirildi. Özgür Özel hakkında hangi iddialar yer aldı? Başsavcılık açıklamasında, Özgür Özel hakkında yürütülen soruşturmada bazı iddialara yer verildi. Buna göre Özel’in, 31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesinde Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı sürecinde Muhittin Böcek ve oğlu Mustafa Gökhan Böcek’ten farklı tarihlerde doğrudan veya Veli Ağbaba aracılığıyla menfaat temin ettiği öne sürüldü. Soruşturma dosyasında ayrıca Özel’in, 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen CHP Kurultayı sürecinde kullanılmak üzere Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’dan farklı tarihlerde maddi menfaat sağladığı iddiasının da bulunduğu belirtildi. Başsavcılık, söz konusu iddialar kapsamında Özgür Özel hakkında hazırlanan fezlekenin Anayasa’nın 83’üncü maddesi uyarınca değerlendirilmek üzere Adalet Bakanlığına gönderildiğini açıkladı. Veli Ağbaba hakkında da benzer suçlama Malatya Milletvekili Veli Ağbaba hakkında hazırlanan fezlekede de çeşitli iddialar yer aldı. Ağbaba’nın, Özgür Özel’in talimatıyla Muhittin Böcek’in adaylık sürecine ilişkin olarak Mustafa Gökhan Böcek’ten farklı miktarlarda menfaat temin ettiği öne sürüldü. Soruşturma kapsamında ayrıca Ağbaba’nın, Çankaya Belediyesi tarafından gerçekleştirilecek katı atık toplama ihalesinin şartnameye aykırı şekilde pazarlık usulüyle belirli bir şirkete verilmesi için nüfuzunu kullandığı ve bunun karşılığında maddi menfaat sağladığı iddiası da dosyaya dahil edildi. Başsavcılık açıklamasında, Ağbaba’nın 31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesinde İzmir ve çevresindeki bazı belediye başkanları ile belediye meclis üyelerinden seçim çalışmaları kapsamında maddi menfaat temin ettiği yönündeki iddiaların da soruşturulduğu belirtildi. Fezlekeler Meclis sürecine girecek Hazırlanan fezlekelerin Adalet Bakanlığı tarafından incelenmesinin ardından, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması sürecinin başlatılıp başlatılmayacağı netleşecek. Özgür Özel ve Veli Ağbaba hakkında hazırlanan dosyalardaki iddialar henüz yargı kararıyla kesinleşmezken, soruşturma sürecinin ilgili kurumların değerlendirmeleriyle devam edeceği bildirildi.

Ertuğrul Özkök hakkında “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla soruşturma başlatıldı Haber

Ertuğrul Özkök hakkında “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla soruşturma başlatıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gazeteci ve yazar Ertuğrul Özkök hakkında yürütülen soruşturmanın, Özkök’ün YouTube’da yayımlanan bir programa konuk olduğu sırada yaptığı değerlendirmeler üzerine başlatıldığı öğrenildi. Özkök, gazeteci Bahar Feyzan’ın programına katılarak Türkiye’deki siyasi süreçler, yönetim sistemi ve gelecek dönemlere ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştu. Programda kullandığı bazı ifadeler nedeniyle savcılık tarafından “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla inceleme başlatıldı. Özkök’ün programdaki açıklamaları Ertuğrul Özkök, programda öğrencilik yıllarının İspanya’da Francisco Franco döneminin sona erdiği sürece denk geldiğini belirterek, siyasi sistemlerin zaman içerisinde değişebileceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özkök, İspanya’daki Franco rejiminin sona ermesini örnek göstererek, "Bu dönemler geçecek. Ben İspanya’da bir öğrenci olarak İspanya’da Franco rejiminin nasıl çöktüğüne tanık oldum gözlerimle" ifadelerini kullanmıştı. Türkiye’deki siyasi yapı üzerine de yorum yapan Özkök, mevcut yönetim sisteminin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi kişiliği etrafında şekillendiğini ileri sürerek değerlendirmelerde bulunmuştu. Soruşturma başlatılmasına neden olan ifadeler Savcılığın soruşturma kapsamında değerlendirdiği ifadelerin, Özkök’ün program sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi geleceği ve yaşına ilişkin yaptığı yorumlarla ilgili olduğu belirtildi. Özkök programda, siyasi liderlerin görev süreleri ve siyasi sistemlerin geleceği hakkında kişisel görüşlerini dile getirdi. Ayrıca Türkiye’de adalet, insan hakları, liyakat ve medya özgürlüğü konularında iyileştirmeler olması halinde siyasi rekabet ortamının farklı şekilde şekillenebileceğini ifade etti. “Re’sen soruşturma” kararı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmanın, herhangi bir şikâyet başvurusu olmadan savcılık tarafından resen başlatıldığı bildirildi. Soruşturma kapsamında Özkök’ün ifadelerinin ve program kaydının inceleneceği, hukuki değerlendirmenin yapılacağı öğrenildi. Türkiye’de “Cumhurbaşkanı’na hakaret” soruşturmaları Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde düzenlenen “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçu kapsamında geçmiş yıllarda çok sayıda soruşturma ve dava süreci yürütüldü. Söz konusu madde kapsamında soruşturma başlatılabilmesi için Adalet Bakanlığı’nın izni gerekiyor. Savcılıkların yürüttüğü incelemeler sonucunda yeterli şüphe oluşması halinde dava süreci başlayabiliyor. Özkök hakkında başlatılan soruşturmanın da bu kapsamda yürütüleceği ve sürecin ilerleyen aşamalarında yeni gelişmelerin ortaya çıkabileceği belirtildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.