Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Adalet

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ali  Babacan: Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor Haber

Ali Babacan: Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan konuşmasına önceki gün vefat eden Prof. Dr. İlber Ortaylı ile geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek ile Gülşah Durbay’ı anarak ve 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutlayarak başladı. Manisa’nın Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu belirten Babacan, kentin sanayi ve tarımdaki potansiyeline dikkat çekti. Özellikle Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nin yüzlerce fabrikaya ev sahipliği yaptığını ve on binlerce kişiye istihdam sağladığını aktaran Babacan, mevcut ekonomik koşulların sanayiciyi zorladığını belirterek, “Yüksek faizle boğuşan sanayici yatırım yapamıyor. Artan maliyetler ve bastırılan döviz kuru ile baş etmeye çalışan firmalar rekabet gücünü kaybediyor. Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor." diye konuştu. Babacan, bugün emekli, öğrenci, asgari ücretli gibi çoğu kesimin çok zor durumda kaldığını vurgulayarak, şunları kaydetti: “Çünkü hayat pahalı. Çünkü mutfakta yangın var. Çünkü geçim zor… Çok zor. Bakın, rakamlar da bunu söylüyor. OECD verilerine gıda enflasyonu en yüksek olan ülke Türkiye. Pandemiden bu yana ülkelerde kümülatif gıda enflasyonu ortalama yüzde 41. Bizde ise yüzde 710. Aradaki fark, kötü yönetimin farkı… Bugün dört kişilik bir ailenin sadece gıda harcaması aylık 31 bin liranın üzerinde tutuyor. Daha kira yok, elektrik yok, doğalgaz yok, okul yok, sağlık yok, ilaç yok. Bir başka acı gerçek daha var: Türkiye’de çocukların yaklaşık üçte biri yoksulluk riski altında yaşıyor. Yani her üç çocuktan biri hayata ne yazık ki adil olmayan şartlarda başlıyor. Okula aç gidiyor veya öğün atlamak zorunda kalıyor. 15-34 yaş arası nüfus 24 milyon. 6,5 milyon genç ne işte ne de eğitimde. Yine 2025’te finans hesabı açığı 21 milyar dolardan 42 milyar dolara çıkmış. Eskiden Türkiye yatırım çeken bir ülkeydi. Sermaye bu ülkeye gelirdi. Artık Türkiye’ye gelen yatırımdan daha fazlası yurt dışına gidiyor. Ülkemizden harıl harıl sermaye çıkışı yaşanıyor.” Genel Başkan Babacan, iş dünyasının başka ülkelere gitmesi ve sermaye çıkışının temel sebebinin “güven” olduğunun altını çizdi. Babacan, “Bizim yatırımcımız, bizim iş insanımız başka ülkelerde fabrika kuruyor. Başka ülkelerde üretim yapıyor. Başka ülkelerin insanlarına iş veriyor. Peki niye? Çünkü güven yok. Ekonomik dengeler altüst oldu… Hukuka güven zedelendi… Adalet duygusu sarsıldı… İnanın, pek çok iş insanıyla konuşuyoruz, hepsinde aynı endişe var. ‘Acaba bir gün sabahın altısında benim de kapım çalınır mı? Acaba bir gün benim de mal varlığıma bir gerekçeyle el konulur mu? Acaba bir gün işlerim devam ederken şirketlerim apar topar TMSF’ye devredilir mi?’ Böyle bir korku iklimi varsa, orada yatırım olmaz arkadaşlar. Böyle bir savruk düzen varsa, sermaye risk almaz. Böyle bir ülkede ağzınızla kuş tutsanız ekonomiyi düzeltemezsiniz." ifadelerini kullandı. Manisa’nın üzüm, zeytin ve diğer tarım ürünleriyle Türkiye için stratejik öneme sahip olduğunu aktaran Babacan, artan girdi maliyetlerinin çiftçiyi zorladığına işaret ederek, “Gübre pahalı, tohum pahalı, mazot pahalı, elektrik pahalı. Üretim maliyetleri sürekli artıyor ama çiftçinin sattığı ürün aynı hızda değer kazanmıyor. Bu nedenle bazı çiftçiler üretimden vazgeçiyor, gençler köyde kalmak istemiyor." dedi.

Ali Babacan: İktidar kendi eliyle patlattığı enflasyonu dizginleyemiyor Haber

Ali Babacan: İktidar kendi eliyle patlattığı enflasyonu dizginleyemiyor

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, partisinin İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. 2025 yılında cari açığın, 10 milyar dolardan 25 milyar dolara çıktığına değinen Babacan, "Türkiye'nin ithalatı ihracatından çok daha hızlı artıyor. Yine 2025'te finans hesabına bakıyorsunuz, 21 milyar dolardan 42 milyar dolara çıkmış açık. Peki bu ne demek? Türkiye'nin dışarıya yaptığı yatırım, Türkiye'ye gelen yatırımdan tam 42 milyar dolar daha fazla demek. Türkiye'den sermaye kaçıyor demek. Yatırım kaçıyor demek. Eskiden Türkiye dünyanın parasını toplayan, dünyadan yatırım alan bir ülkeydi. Rekorlar kırardık. Her sene, her sene daha çok insan parasını buraya getirirdi. Fabrikalar kurardı, istihdam sağlardı. Bugünse tablo tam tersine dönmüş durumda. Artık Türkiye'ye gelenden çok daha fazlası ülke dışına kaçıyor. 42 milyar dolar fark. Peki niye? Çünkü güven yok. Ekonomik dengeler alt üst olmuş durumda. Hukuka güven zedelendi. Adalet duygusu sarsıldı.” dedi. Babacan, korku ikliminin olduğu yerde yatırımın olmayacağının altını çizdi. Konuşmasında İsrail'in İran'a başlattığı ve Amerika Birleşik Devletleri'nin de katıldığı askeri operasyona da değinen Ali Babacan, “Gerçek barış güç kullanmakla değil, uluslararası hukukla, diplomasiyle ve sağduyuyla mümkündür. Ve Türkiye hem kendi topraklarında hem de bölgesinde bu yaklaşımı kararlılıkla sürdürmek zorundadır. İnsanlık onuru, vicdan ve adalet bunu gerektirir. Her bir çocuk, her bir hayat bizim sorumluluğumuzdadır. Türkiye'nin sorumluluğu Türkiye'den öte bir coğrafyayı kapsar. Türkiye kendi topraklarından, kendi varlığından çok daha büyük bir ülkedir. İnsan hayatının değeri o ülkedeymiş, bu ülkedeymiş değişmez. Biz basit çıkarların değil, insan onurunun yanındayız. Gazze'de akan kanın da büyüyen ateşin de son bulması için adaleti, sağduyuyu ve insanlık vicdanını savunmaya sonuna kadar devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Özdağ: Türkiye’de bir yüzde 10 var, o yüzde 10 zenginliğin çoğuna sahip Haber

Özdağ: Türkiye’de bir yüzde 10 var, o yüzde 10 zenginliğin çoğuna sahip

Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, Gaziantep’te düzenlenen iftar programında Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmeler yaptı. Ramazan ayının anlamına değinen Özdağ, konuşmasında adalet vurgusu yaptı. Özdağ, “Ramazan sabır ayı, Ramazan kanaat, Ramazan şükür ayı ama biz diyoruz ki Ramazan aynı zamanda adalet ayı olmalı” dedi. Yargı süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özdağ, bazı davalarda yasaların eşit uygulanmadığını öne sürdü. Özdağ, “Anayasanın 10. maddesi vatandaşların yasalar önünde eşit olduğunu söylüyor. Ama bugün ülkemizde yasaların yurttaşlara eşit şekilde uygulanmadığını görüyoruz” ifadelerini kullandı. Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özdağ, emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Özdağ, “16 milyon 800 bin emekli, dul ve yetim var bu ülkede. Bunların 5 milyondan fazlası 20 bin lira maaş alıyor” dedi. Esnafın yaşadığı sorunlara da değinen Özdağ, ziyaretleri sırasında vatandaşların geçim sıkıntısını dile getirdiğini belirtti. Özdağ, bazı vatandaşların pazarda sınırlı bütçeyle alışveriş yapmak zorunda kaldığını söyledi. Konuşmasında gelir dağılımına da değinen Özdağ, “Türkiye’de bir yüzde 10 var. O yüzde 10 zenginliğin çoğuna sahip, geriye kalan yüzde 90 ise daha sınırlı bir paya sahip” ifadelerini kullandı. Terörle mücadele ve güvenlik politikalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdağ, terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan hakkında yürütülen tartışmalara değinerek eleştirilerini dile getirdi. Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, partisinin Türkiye genelinde çalışmalarını sürdüreceğini belirterek vatandaşlarla temaslarını devam ettireceklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, tarafsız kalmayacak Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, tarafsız kalmayacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM’de düzenlenen milletvekilleriyle iftar programında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin uluslararası ve bölgesel krizlerde tarafsız kalmayacağını belirtti. Türkiye’nin hem bölgesel, hem de küresel meselelerde aktif bir diplomatik duruş sergileyeceğini ve hak, adalet ve insan odaklı politikaların öncelikli olacağını ortaya koyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, “Biz, kardeşlerimiz ve komşularımızın huzurunu bozan hadiselerde tarafsız değiliz. Tüm dünyanın geleceğini tehdit eden konularda tarafsız değiliz” dedi. Türkiye’nin tutumunu da özetleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye; sulh ve sükûnun tarafında. Huzurun ve istikrarın tarafında. Dayanışmanın ve işbirliğinin tarafında. Evrensel değerlerin, adaletin ve kalkınmanın tarafında. Sorunların diyalog ve diplomasiyle çözülmesinin tarafında" diye konuştu. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Milletvekilleri ile İftar Programı’nda konuştu: “Biz, bölgemizi ve insanlığı ilgilendiren meselelerde asla tarafsız değiliz. Biz, kardeşlerimiz ve komşularımızın huzurunu bozan hadiselerde tarafsız değiliz. Biz, tüm dünyanın… pic.twitter.com/kKR6FcxZDK — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 3, 2026 Çatışma yerine müzakereyi, savaş yerine barışı, öldürme ve soykırım yerine insanı yaşatmayı savunduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mazlumların göz yaşını dindirmenin, zulmü engellemenin tarafındayız. İnşallah bu çizgimizi ve duruşumuzu her daim koruyacağız” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "Sizlerin ailelerinizin ve elbette sizlerin şahsında vekili bulunduğunuz aziz milletimizin Ramazn-ı Şerifini tebrik ediyor, rahmet, mağfiret ve bereket kapılarının açıldığı bu mübarek ayın başta mazlum coğrafyalar olmak üzere İslam coğrafyasına ve insanlığa hayırlar getirmesini Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum. Gazi Meclisimizde milletin emanetine layıkıyla sahip çıkmış, ancak artık aramızda olmayan milletvekillerimize yüce Allah'tan rahmet diliyorum. Milli mücadelenin en sancılı günlerinde İstiklal Harbimizin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal'in 'ölmez bu vatan farzı muhal, ölse de hatta çekmez kürenin sırtı bu tabutu cesimi' mısralarında vücut bulan 'ya istiklal ya ölüm' davasını bir kez daha kemal-i hürmetle selamlıyorum. Bu vatan ölmez, ölmesi farzu muhaldir. O farzu muhal olsa dahi tüm dünya bu ağırlığın altında kalıp çökecektir. Türkiye Türkiye'den büyüktür sıradan bir söz değildir. Bu ifade kendi varlığının farkında olan milletin inancı, irade, aşkının tespit ve tescilidir. Asıl ve asil olan milletin vekilleri olarak bugün o inancı, o aşkı, o iradeyi sizler temsil ediyorsunuz. Şahsım, ülkem ve milletim adına her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İstiklalimiz, cumhuriyetimiz adına, milletçe yaşadığımız onurlu hayat adına minnettar olduğumuz TBMM mensupları olarak sizler de biliyorsunuz ki topyekün dünya kritik dönemlerden geçiyor. Uluslararası kurum ve kuruluşların etkisizleştiği, güç dengesinin giderek bozulduğu, uluslararası anlaşmaların yamalı bohçaya döndüğü, geleneksel diplomasi anlayışının terk edildiği bir eksen kaynamasını hep beraber tecrübe ediyoruz. II. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya sistemi tabiri caizse çatır çatır çatırdıyor, temelinden sarsılıyor. Dünya ısınıyor, ısıtılıyor. Küresel adaletsizlik daha da derinleşiyor, kronikleşiyor. Eski düzen yıkılırken yerine neyin konulacağı tam olarak bilinmiyor. Dünyanın kaba kuvvetin ve güçlünün hukukunun işletildiği kaotik döneme sürükleniyor. Komşumuz İran'a yönelik saldırılarla başlayan sürece şahitlik ediyoruz. BM sisteminin sembolize ettiği egemen eşitlik, anlaşmazlıkların diplomasiyle çözümü gibi prensipler bizzat bu sistemin kurucuları tarafından acıkınca yenilen putlara dönüştürülmüş durumda. Yıllardır bize hukuk, insan hak ve hürriyetlerinden bahsedenlerin bizzat kendileri bu değerleri yok sayıyor. Çiğnemekte hiçbir beis görmüyorlar. Belirsizlik, gerilim, çatışma ve hukuksuzluğun norm haline geldiği böyle hassas konjonktürde Türkiye'nin tavrı bellidir. Biz bölgemiz ve insanlığı ilgilendiren meselelerde asla tarafsız değiliz. Biz kardeşlerimiz ve komşularımızın huzurunu bozan hadiselerde tarafsız değiliz. Tüm dünyanın geleceğini tehdit eden konularda tarafsız değiliz. Türkiye olarak sulhü sükunun tarafındayız. Huzurun ve istikrarın, dayanışmanın ve işbirliğin tarafındayız. Evrensel değerler, adalet ve kalkınmanın tarafındayız. Sorunların diyalog ve diplomasiyle çözülmesinin tarafındayız. Savaş yerine barışın tarafındayız. Öldürmenin, katletmenin, haydutların, soykırımcıların değil hakkın, hakikatin, insanı yaşatmanın tarafındayız. Mazlumların gözyaşını dindirmenin, zulmü engellemenin tarafındayız. Bu çizgimizi, duruşumuzu her daim koruyacağız. Nasıl bugünlere oyunları bozarak geldiysek, bize insan ve demokrasi hakları dersi verenler susarken hakkı haykırdıysak, zalimlere boyun eğmediysek adaletsizlikler karşısında dik durmaya devam edeceğiz. Basiretli düşünmeye, soğukkanlı olmaya, sağduyulu davranmaya devam edeceğiz. Yakın çevremizde füzeler havada uçuşurken 86 milyonun tek bir ferdinin kılına dahi zarar gelmemesi için dikkatli, temkinli, sabırlı, fakat haydutlar karşısında bir o kadar dirayetli olmaya devam edeceğiz. Dünyanın fırtınalı sularda seyrettiği günümüzde altyapı, ekonomi, diplomasi, ordu, savunma sanayimizi güçlendirerek, milli birliğimizi tahkim ederek Türkiye Yüzyılı'na hazırlanıyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun köşe taşlarından biri terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefleriyle yürüttüğümüz çalışmalardır. 23 Nisan 1920'den bugüne Meclisimiz milli dertlere milli reçeteler yazma konusunda maharetini farklı vesilelerle göstermiştir. Bu gazi Meclis ülkenin ve milletin canını yakan her türlü soruna çözüm üretecek kapasiteye, demokratik olgunluğa hamdolsun bugün de ziyadesiyle sahiptir. 5 Ağustos'ta kurulan Mili Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarihi misyonunu başarıyla yerine getirdi. Komisyon nihai raporunu kabul etmiş, sürece olan inancını göstermiş, terörsüz Türkiye'ye giden yolda ufuk açıcı bir rol üstlenmiştir. Başta Meclis Başkanımız sayın Kurtulmuş olmak üzere komisyonda görev alan tüm milletvekillerine yürekten teşekkür ediyorum. Partimizi ve ittifakımızı komisyonda başarıyla temsil eden arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Önümüzdeki günlerde ülkemizi bu sorundan kurtarmak için gerekli özgüveni ve cesareti göstereceklerine inanıyorum. Türkiye'yi girdiği bu yoldan geri döndürmek isteyenler olacaktır. Biz bunlara aldırmayacağız. Emin ve kararlı ve cesur adımlarla ilerleyeceğiz. Bu fırsatı heba etmeyecek, heba edilmesine izin vermeyeceğiz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak diğer siyasi partilerimizin de müspet katkıları ve sorumluluk duygusuyla hareket edeceğiz. Yarım asırdır milletimizin ayağına bağ olan, onbinlerce vatandaşımızın canını yakan, ülkemize ekonomik maliyeti 2 trilyon doları aşan bu musibetten Türkiye'yi inşallah kurtaracağız. Bunu da kardeşlik hukuku içinde, vatandaşlık hukuku içinde şehitlerimizin ruhlarını muazzep etmeden, gazilerimizi ve şehit yakınlarımızı müteessir etmeden meşru ve makul zeminde gerçekleştireceğiz. Aynı hassasiyeti bu çatı altındaki her bir milletvekilinden, tüm siyasi partilerden beklediğimizi vurgulamak istiyorum. İnşallah Türkiye bu meseleyi kalıcı olarak geride bıraktığında ağır yüklerinden kurtulmuş aydınlık yarınlara doğru koşar adım gidecektir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.