Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Abd

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Abd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Abd haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

11 Eylül saldırılarının üzerinden 25 yıl geçti: Dünyayı değiştiren günün dakika dakika kronolojisi Haber

11 Eylül saldırılarının üzerinden 25 yıl geçti: Dünyayı değiştiren günün dakika dakika kronolojisi

11 Eylül saldırıları yalnızca ABD'nin güvenlik politikalarını değil, küresel siyasetin ve uluslararası güvenlik anlayışının seyrini de değiştiren tarihi bir kırılma noktası oldu. İlk uçak Kuzey Kule'ye çarptı 11 Eylül 2001 sabahı Boston'dan Los Angeles'a gitmek üzere havalanan American Airlines'ın 11 sefer sayılı uçağı, El-Kaide saldırganları tarafından kaçırıldı. Uçak saat 08.46'da New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin Kuzey Kulesi'ne çarptı. Çarpışmanın ardından binada büyük bir yangın çıktı ve üst katlarda çok sayıda kişi mahsur kaldı. İlk anda kazaya ilişkin belirsizlik yaşanırken, kısa süre içinde olayın koordineli bir saldırının parçası olduğu ortaya çıktı. 17 dakika sonra ikinci uçak Güney Kule'ye çarptı İlk saldırının üzerinden henüz 17 dakika geçmişken United Airlines'ın 175 sefer sayılı uçağı da kaçırıldı. Boston'dan Los Angeles'a gitmek üzere havalanan uçak, saat 09.03'te Dünya Ticaret Merkezi'nin Güney Kulesi'ne çarptı. İkinci çarpışma, saldırının kaza olmadığını açıkça ortaya koyarken, olay dünya televizyonlarından canlı olarak takip edildi. Böylece New York'un simge yapılarından İkiz Kuleler aynı anda büyük bir felaketin merkezine dönüştü. Hedef bu kez Pentagon oldu Saldırganların kontrolündeki üçüncü uçak, Washington Dulles Havalimanı'ndan kalkmış olan American Airlines'ın 77 sefer sayılı uçağıydı. Uçak saat 09.37'de, ABD Savunma Bakanlığı'nın Arlington, Virginia'daki Pentagon binasına çarptı. Saldırıda Pentagon'da bulunan 184 kişi ile uçakta bulunan kişiler yaşamını yitirdi. Saldırı, ABD'nin siyasi ve askeri merkezlerinden birinin doğrudan hedef alınması nedeniyle ülke genelinde büyük bir şok yarattı. Güney Kule 09.59'da çöktü Saldırılardan yaklaşık bir saat sonra Dünya Ticaret Merkezi'ndeki yıkım daha da büyüdü. Güney Kule, saat 09.59'daçöktü. Binadaki yangınların ve uçakların çarpmasıyla oluşan yapısal hasarın birleşmesi, kulelerin taşıyıcı sistemlerini zayıflattı. Güney Kule'nin ardından Kuzey Kule de saat 10.28'de çöktü. Dördüncü uçakta yolcular saldırganlara karşı direndi Newark Havalimanı'ndan San Francisco'ya gitmek üzere havalanan United Airlines'ın 93 sefer sayılı uçağı da dört saldırgan tarafından kaçırıldı. Yolcular, telefon görüşmeleri aracılığıyla diğer uçakların hedef alındığını öğrendi. Bunun üzerine uçaktaki yolcular ve mürettebat, kokpiti ele geçirmek için saldırganlara karşı harekete geçti. Mücadele sırasında uçak saat 10.03'te Pensilvanya'nın Shanksville kenti yakınlarında boş bir araziye düştü. Uçaktaki 40 yolcu ve mürettebatın tamamı hayatını kaybetti. Resmi değerlendirmelere göre yolcuların müdahalesi, uçağın Washington'daki başka bir hedefe ulaşmasını engellemiş olabilir. 11 Eylül saldırılarında 2 bin 977 kişi hayatını kaybetti 11 Eylül saldırılarında Dünya Ticaret Merkezi, Pentagon ve Flight 93'ün düştüğü bölgede toplam 2 bin 977 kişi yaşamını yitirdi. Hayatını kaybedenler arasında saldırılara müdahale etmek için binalara giren yüzlerce itfaiyeci ve çok sayıda polis memuru da bulunuyordu. Kurbanlar 90 farklı ülkenin vatandaşlarından oluşuyordu. Saldırılar, binlerce kişinin yaralanmasına ve sonraki yıllarda kurtarma ve müdahale çalışmalarında görev alan çok sayıda kişinin sağlık sorunları yaşamasına da neden oldu. Dünya siyasetinin seyri değişti 11 Eylül saldırıları, ABD'nin terörle mücadele ve ulusal güvenlik politikalarında kapsamlı değişikliklere yol açtı. Washington yönetimi saldırıların ardından "Teröre Karşı Küresel Savaş" politikası çerçevesinde kapsamlı askeri ve güvenlik operasyonları başlattı. ABD, Ekim 2001'de Afganistan'a askeri müdahalede bulundu. 2003 yılında ise Irak işgali başladı. Bu gelişmeler Orta Doğu'nun siyasi dengelerini uzun yıllar boyunca etkiledi. Havacılık güvenliğinden istihbarat faaliyetlerine, sınır kontrollerinden terörle mücadele yasalarına kadar çok sayıda alanda yeni uygulamalar hayata geçirildi. 25 yıl sonra 11 Eylül'ün mirası 11 Eylül saldırılarının üzerinden çeyrek asır geçmesine rağmen saldırıların siyasi, güvenlik ve toplumsal etkileri devam ediyor. Her yıl 11 Eylül'de düzenlenen anma törenlerinde saldırılarda hayatını kaybedenlerin isimleri okunuyor ve saldırıların gerçekleştiği saatlerde sessizlik anları düzenleniyor. 25 yıl sonra 11 Eylül, yalnızca ABD tarihinin en büyük terör saldırılarından biri olarak değil, 21. yüzyılın uluslararası güvenlik ve jeopolitik düzenini şekillendiren en önemli olaylardan biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.

Hürmüz Boğazı'nda gerilim tırmanıyor: İran 2 ABD savaş gemisini vurduğunu açıkladı Haber

Hürmüz Boğazı'nda gerilim tırmanıyor: İran 2 ABD savaş gemisini vurduğunu açıkladı

İran'ın yarı resmi Mehr Haber Ajansı'nda yayımlanan Devrim Muhafızları açıklamasında, ABD'nin Basra Körfezi'nde beş İran tankerine yönelik saldırılarına karşılık verildiği belirtildi. Açıklamada, iki ABD gemisi ile sekiz tankerin hedef alındığı ve bu unsurlarda ağır hasar meydana geldiği ileri sürüldü. Ayrıca ABD ordusunun desteğiyle Hürmüz Boğazı'nda İran tarafından "yasaklı bölge" olarak nitelendirilen güzergâhtan geçmeye çalışan 10 geminin de hedef alındığı iddia edildi. İran: Hürmüz Boğazı'nın kontrolü bizde Devrim Muhafızları Ordusu, Hürmüz Boğazı'ndaki kontrol ve gözetimin kendi donanmasının elinde olduğunu savundu. Tahran'ın açıklamaları, ABD'nin İran petrol tankerlerine yönelik son saldırılarının ardından geldi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 5 Eylül'de İran'a ait üç petrol tankerinin vurulduğunu açıklamış ve saldırıların İran Devrim Muhafızları'nın iki ABD savaş gemisine balistik füze saldırısı düzenlemesinin ardından gerçekleştirildiğini bildirmişti. Devrim Muhafızları: "İki ABD savaş gemisini hedef aldık" İran Devrim Muhafızları Ordusu, ayrı bir açıklamasında ABD Donanması'na ait USS Delbert D. Black (DDG-119) ile USS John Paul Jones (DDG-53) adlı iki savaş gemisinin balistik füzelerle hedef alındığını öne sürdü. Açıklamada, Aegis hava savunma sistemi ve seyir füzeleriyle donatılmış iki muhribin saldırılarda isabet aldığı ve gemilerde ciddi hasar meydana geldiği iddia edildi. İran tarafı ayrıca saldırının, ABD'nin İran petrol tankerlerine yönelik operasyonlarına karşılık gerçekleştirildiğini savundu. Ancak İran'ın iki ABD savaş gemisinin hasar gördüğü yönündeki iddiası bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmış değil. Daha önceki İran açıklamalarında ise bir ABD uçak gemisi ve bir destroyerin balistik füzelerle hedef alındığı ve hasar gördüğü ileri sürülmüştü. ABD'den İran tankerlerine misilleme ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, İran'ın iki ABD savaş gemisine yönelik füze saldırılarının ardından üç İran ham petrol tankerinin etkisiz hale getirildiğini açıkladı. CENTCOM, tankerlerden ikisinin kalıcı olarak devre dışı bırakıldığını, üçüncü geminin ise mürettebatın tahliye edilmesinin ardından tamamen imha edildiğini bildirdi. ABD, söz konusu tankerlerin Devrim Muhafızları ve bölgedeki bağlantılı yapılanmaları finanse ettiği öne sürülen bir ağın parçası olduğunu savundu. İran-ABD arasındaki karşılıklı saldırılar, küresel petrol taşımacılığı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik endişelerini de artırdı. Bölgedeki gerilimin daha da tırmanması halinde enerji sevkiyatlarının ve petrol fiyatlarının etkilenebileceği değerlendiriliyor.

ABD'den İran'a misilleme: CENTCOM 3 İran petrol tankerini vurduğunu açıkladı Haber

ABD'den İran'a misilleme: CENTCOM 3 İran petrol tankerini vurduğunu açıkladı

CENTCOM'un açıklamasına göre saldırılar 5 Eylül'de gerçekleştirildi. İran tarafından fırlatılan balistik füzelerin hedefinde bölge sularında devriye görevi yapan bir ABD uçak gemisi ile güdümlü füze destroyerinin bulunduğu belirtildi. ABD tarafı, iki savaş gemisinin saldırılardan başarıyla kaçındığını ve herhangi bir Amerikan askerinin yaralanmadığını bildirdi. Üç İran tankerine saldırı CENTCOM, İran'ın saldırı girişimlerinin ardından ABD güçlerinin Devrim Muhafızları'na ait üç ham petrol tankerini hedef aldığını duyurdu. Açıklamada, M/T Downy adlı tankerin Hark Adası açıklarında, M/T Stark 1 isimli tankerin ise Cask yakınlarında kalıcı olarak kullanılamaz hale getirildiği belirtildi. M/T Kylo adlı boş petrol tankerinin de Umman Körfezi'nde tamamen imha edildiği aktarıldı. ABD güçlerinin, Kylo tankerine saldırmadan önce mürettebata gemiyi terk etme talimatı verdiği ve ardından geminin kritik bölümlerinin hedef alınarak operasyon dışı bırakıldığı kaydedildi. CENTCOM: Tankerler milyarlarca dolarlık ağın parçası CENTCOM açıklamasında, hedef alınan üç tankerinin İran Devrim Muhafızları ve bölgedeki vekil güçlerini finanse ettiği öne sürülen milyarlarca dolarlık bir "gölge ağın" parçası olduğu savunuldu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, İran'ın söz konusu tankerleri koruyabilecek yeterli kapasiteye sahip olmadığını ileri sürdü. CENTCOM Komutanı Oramiral Brad Cooper da açıklamasında, İran'ın ABD savaş gemilerine saldırması halinde ekonomik açıdan daha ağır bir karşılık verileceği mesajını verdi. Cooper, ABD güçlerinin gerektiğinde İran'ın petrol filosunu hedef almaktan çekinmeyeceğini ifade etti. İran ile ABD arasında karşılıklı saldırılar CENTCOM'un açıklaması, Hürmüz Boğazı ve çevresinde İran ile ABD arasındaki askeri gerilimin devam ettiği bir dönemde geldi. ABD daha önce de İran Devrim Muhafızları'na ait askeri ve deniz unsurlarını hedef alan operasyonlar düzenlediğini açıklamıştı. 1 Eylül'de yayımlanan başka bir CENTCOM açıklamasında ise İran'daki Devrim Muhafızları hedeflerine yönelik yeni bir saldırı dalgasının tamamlandığı bildirilmişti. Son saldırılarla birlikte iki ülke arasındaki karşılıklı askeri operasyonların, özellikle Basra Körfezi, Umman Körfezi ve Hürmüz Boğazı çevresindeki deniz trafiği açısından oluşturduğu risk yeniden gündeme geldi.

Trump'tan Kanada'ya yeni ticaret hamlesi: Kanada ürünleri ABD kamu ihalelerinden çıkarılacak Haber

Trump'tan Kanada'ya yeni ticaret hamlesi: Kanada ürünleri ABD kamu ihalelerinden çıkarılacak

Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Kanada hükümeti ile eyalet yönetimlerinin Amerikan küçük işletmeleri ve şirketlerinin kamu ihalelerine katılımını engellediğini öne sürdü. Buna karşılık ABD'nin Kanada menşeli ürün ve şirketlere kamu tedarik piyasasında erişim sağladığını savunan Trump, mevcut uygulamayı "mütekabiliyet" ilkesine aykırı olarak değerlendirdi. "Tam ve adil mütekabiliyet sağlanana kadar devam edecek" Trump, Kanada'nın Amerikan çiftçileri ve şirketleri için eşit erişim sağlamaması halinde ABD'nin de Kanada ürünlerine yönelik kamu alımlarındaki erişimi sınırlandıracağını belirtti. ABD Başkanı, GSA'nın ABD Ticaret Temsilciliği (USTR) ile birlikte çalışarak Kanada menşeli ürünleri GSA'nın "Multiple Award Schedules" olarak bilinen çoklu tedarik listelerinden çıkarması için gerekli adımları atacağını duyurdu. Trump, söz konusu uygulamanın Kanada'nın Amerikan şirketlerine yönelik kamu ihale politikalarında değişikliğe gitmesine kadar sürdürüleceğini ifade etti. GSA ihalelerinin yıllık hacmi 50 milyar doların üzerinde Trump, ABD kamu kurumlarının kullandığı söz konusu tedarik programlarının yıllık hacminin 50 milyar doların üzerinde olduğunu belirterek, Kanada'ya sağlanan erişimin daha önce sınırlandırılması gerektiğini savundu. ABD Başkanı ayrıca Kanada'nın süt ürünleri pazarındaki uygulamalarını eleştirdi. Amerikan süt üreticilerinin Kanada pazarına erişemediğini ileri süren Trump, buna karşın Kanada'nın geçmiş dönemlerde yapılan ticaret anlaşmaları sayesinde ABD'de otomotiv üretimini sürdürebildiğini dile getirdi. Trump'ın son açıklaması, iki ülke arasında aylardır devam eden ticaret anlaşmazlığında yeni bir cephe açılması anlamına geliyor. Kanada'nın ABD ürünlerine yönelik misilleme tarifelerinin yürürlüğe girmesinin ardından Washington'ın kamu alımlarında Kanada ürünlerini hedef alması, ticari gerilimin kapsamını genişletmiş oldu. Kanada hükümeti ise Trump'ın son açıklamasına ilişkin henüz resmi bir değerlendirme yapmadı.

İran, Hürmüz Boğazı'nda ABD'ye ait insansız su altı aracını ele geçirdiğini açıkladı Haber

İran, Hürmüz Boğazı'nda ABD'ye ait insansız su altı aracını ele geçirdiğini açıkladı

"Hürmüz Boğazı girişinde tespit edildi" Devrim Muhafızları Donanması tarafından yapılan açıklamada, ABD'ye ait gelişmiş bir insansız su altı aracının Hürmüz Boğazı'nın girişinde tespit edildiği ve gerçekleştirilen operasyonun ardından kontrol altına alındığı belirtildi. İran makamları, aracın 2025 yılında ABD filosuna teslim edildiğini ve gelişmiş denizaltı teknolojileriyle donatıldığını savundu. İran'ın açıklamasında araç, ABD'nin "en modern akıllı ve insansız denizaltılarından biri" olarak tanımlandı. ABD: Araç daha önce arızalanmıştı İran'ın açıklamasının ardından ABD Savunma Bakanlığı, söz konusu insansız su altı aracının bir süre önce arızalandığını açıkladı. ABD tarafı, aracın bölgedeki deniz araştırmaları sırasında arızalandığını ve hassas veri toplamadığını belirtti. Reuters'a göre ABD'li yetkililer, aracın eski bir model olduğunu ve üzerinde gizli sonar veya radar sistemleri bulunmadığını ifade etti. Aracı geliştiren Anduril şirketi de aracın kaybedildiğini doğrularken, Dive-LD sistemlerinin yüksek riskli görevlerde kullanılmak üzere tasarlandığını ve araç kaybının operasyonel açıdan öngörülebilir olduğunu bildirdi. Araç Dive-LD olarak tanımlandı Reuters'ın aktardığı bilgilere göre ele geçirildiği belirtilen araç, ABD merkezli Anduril tarafından geliştirilen Dive-LDadlı otonom su altı aracı. Yaklaşık 5,8 metre uzunluğundaki sistemin deniz tabanı haritalama, mayın tespiti, istihbarat toplama ve denizaltı altyapılarının incelenmesi gibi görevlerde kullanılabildiği bildirildi. İran ile ABD arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı çevresinde arttığı bir dönemde yaşanan gelişmenin, iki ülke arasındaki askeri gerilimi daha da tırmandırabileceği değerlendiriliyor.

Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Umut Altaş FBI'a ifade verdi Haber

Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Umut Altaş FBI'a ifade verdi

Adli yardımlaşma kapsamında Türkiye'ye ulaştırılan FBI tutanağında Altaş'ın, Gülistan Doku'nun öldürüldüğünü gördüğünü ve cesedinin taşınmasına yardım ettiğini öne sürdüğü aktarıldı. Altaş'ın ifadelerinde, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel hakkında da ağır suçlamalarda bulunduğu belirtildi. Söz konusu anlatımların soruşturma kapsamında değerlendirildiği, Altaş'ın beyanlarının tek başına olayın nasıl gerçekleştiğini kesin olarak ortaya koymadığı ve iddiaların adli makamlarca araştırıldığı kaydedildi. 109 soruluk adli yardımlaşma talebi Haberde aktarılan bilgilere göre Türkiye, Altaş'ın ifadesinin alınması amacıyla ABD makamlarına kapsamlı bir soru seti gönderdi. FBI ile ABD İç Güvenlik Soruşturmaları birimi görevlilerinin Altaş'ı 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde Pennsylvania'daki Moshannon Valley İşleme Merkezi'nde sorguladığı belirtildi. FBI'ın 26 Ağustos 2026 tarihli yazısında, görüşmeleri içeren FD-302 raporunun Türkiye'nin adli yardımlaşma talebine yanıt olarak hazırlandığının ifade edildiği aktarıldı. Dosyanın, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü üzerinden Türk adli makamlarına ulaştırıldığı bildirildi. Tutanakta, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturmayı kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme suçları yönünden sürdürdüğü kaydedildi. Türkiye tarafından hazırlanan soru setinde Altaş'a yöneltilmek üzere 109 soru bulunduğu belirtildi. Altaş: "Beni kullandı" FBI sorgusunda Altaş'a Mustafa Türkay Sonel ile ilişkisi soruldu. Altaş'ın, Sonel tarafından kullanıldığını söylediği ve kendisinin Gülistan Doku'nun öldürülmesi ile suçun üzerine bırakılması amacıyla kullanılmış olabileceğini öne sürdüğü aktarıldı. FBI görevlilerinin, "Mustafa Türkay Sonel'in Gülistan Doku'yu öldürdüğüne inanıyor musun?" sorusuna Altaş'ın olumlu yanıt verdiği belirtildi. Altaş'ın bu kanaatinin gerekçesi olarak cinayete tanık olduğunu ileri sürdüğü kaydedildi. Gülistan Doku'nun otomobile bindirildiğini öne sürdü Altaş'ın anlatımına göre olay 5 Ocak 2020 gecesi meydana geldi. Altaş, Mustafa Türkay Sonel ile birlikte Gülistan Doku'nun bulunduğu bölgeye gittiklerini ve Doku'yu köprü çevresinde gördüklerini iddia etti. Daha sonra Doku'nun BMW marka otomobile bindiğini öne süren Altaş, araçta Sonel'in sürücü koltuğunda, kendisinin ön yolcu koltuğunda, Doku'nun ise arka koltukta bulunduğunu söyledi. Altaş, araç içerisinde Doku'nun kendilerine tepki gösterdiğini ve tartışmanın ardından çığlık attığını ileri sürdü. Ardından Sonel'in araçtaki bir tabancayla Doku'ya ateş ettiğini iddia eden Altaş, genç kadının hayatını kaybettiğini gördüğünü söyledi. Bu anlatımların tamamının Altaş'ın beyanlarına dayandığı ve soruşturma makamlarınca değerlendirildiği belirtildi. "Cesedi bagaja taşıdık" iddiası Altaş, ateş edilmesinin ardından Sonel'e neden Doku'yu öldürdüğünü sorduğunu, Sonel'in ise kendisinden susmasını ve cesedin taşınmasına yardım etmesini istediğini öne sürdü. Başlangıçta bunu reddettiğini söyleyen Altaş, daha sonra Doku'nun cesedini birlikte BMW'nin bagajına koyduklarını iddia etti. Altaş ayrıca, cesedin araca konulmasının ardından Sonel'in dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu'nu telefonla aradığını öne sürdü. "Babam bu işi halledecek" sözleri Altaş'ın ifadesine göre Sonel ile Eroğlu yaklaşık 15-20 dakika görüştü. Görüşmenin ardından Sonel'in kendisine susmasını ve olaydan kimseye bahsetmemesini söylediğini iddia eden Altaş, "Bu mesele ortadan kalkmaz" şeklindeki sözlerine karşılık Sonel'in babasının konuyu halledeceğini söylediğini öne sürdü. Altaş, ertesi sabah Sonel'in kendisini tekrar aradığını ve olayın halledildiğini söylediğini de iddia etti. Ceset için Pertek yolu iddiası FBI tutanağında yer aldığı belirtilen bir diğer iddia ise Doku'nun cesedinin bulunabileceği yerle ilgili oldu. Altaş, Sonel'in kendisine cesedin olay bölgesinden Pertek yönünde yaklaşık 15-20 dakikalık mesafede bulunduğunu söylediğini öne sürdü. Daha sonra bu mesafeyi yaklaşık 30 dakika olarak düzelten Altaş, cesedin yeni yapılan bir yolun kenarına gömülmüş olabileceğini tahmin etti. Altaş, bu bölümün doğrudan gördüğü bir olaya değil, Sonel'den aldığını öne sürdüğü bilgilere dayandığını belirtti. Baz ve PTS kayıtları sorguda gündeme geldi FBI sorgusunda Türk soruşturma makamlarınca elde edilen daraltılmış baz kayıtları ile Plaka Tanıma Sistemi (PTS) verilerinin de Altaş'a gösterildiği aktarıldı. Dosyadaki tespitlere göre Altaş'ın 5 Ocak 2020 saat 22.09'da Gülistan Doku'nun son görüldüğü Sarısaltuk Viyadüğü çevresinde bulunduğu belirtildi. Mustafa Türkay Sonel'in 22.08-22.37, Şükrü Eroğlu'nun ise 22.08'de aynı bölgede bulunduğu yönündeki kayıtların da sorguda gündeme getirildiği ifade edildi. PTS verilerine göre Sonel'in kullandığı BMW'nin saat 22.17.51'de Tunceli'den Elazığ yönüne çıktığı, 22.30.17'de ise Tunceli yönüne döndüğü aktarıldı. Aracın dönüşü sırasında sürücü koltuğunda Sonel'in, ön yolcu koltuğunda ise Altaş'ın bulunduğunun belirlendiği kaydedildi. Kamera kayıtlarıyla ilgili iddia Söz konusu kayıtların Altaş'ın ilk anlatımıyla çelişmesi üzerine FBI görevlilerinin sorguyu derinleştirdiği belirtildi. Altaş'ın daha sonra Sonel ile aynı BMW'yle köprü bölgesine geri döndüklerini söylediği aktarıldı. Altaş, dönüş gerekçesinin bölgede kamera bulunup bulunmadığını kontrol etmek olduğunu öne sürdü. Üniversite kamerasının kayıtlarıyla ilgili sorulara da yanıt veren Altaş, Sonel'in kendisine kameraların kayıt yapmayacağını söylediğini iddia etti. Ancak kayıtların kim tarafından veya nasıl silindiğini bilmediğini ifade etti. Tehdit edildiğini ve para teklif edildiğini öne sürdü Altaş, olayın ardından Sonel tarafından tehdit edildiğini de ileri sürdü. Sonel'in kendisine ve ailesine yönelik tehditlerde bulunduğunu iddia eden Altaş, olay hakkında susması için kendisine para teklif edildiğini de öne sürdü. Altaş ayrıca Sonel'in kendisine ailesinin devlet içindeki gücüne ilişkin ifadeler kullandığını iddia etti. Bu iddiaların da FBI tutanağında Altaş'ın beyanları kapsamında yer aldığı belirtildi. Hamilelik ve kürtaj iddiasında geri adım attı Sorguda, Gülistan Doku'nun hamile kaldığı ve kürtaja zorlandığı yönündeki daha önce ortaya atılan iddialar da gündeme geldi. Altaş, bu konuda doğrudan bilgi sahibi olmadığını söyledi. Ancak daha önce eski işvereni Rüstem Keskin ile yaptığı görüşmede bu yönde ifadeler kullandığının hatırlatılması üzerine, söz konusu ifadelerin kendisine ait olduğunu kabul ettiği aktarıldı. Altaş'ın daha sonra hamilelik ve kürtajla ilgili bazı ayrıntıları tahmin etmiş olabileceğini ve her şeyi hatırlamadığını savunduğu belirtildi. "Ceset videosu gönderildi" iddiası FBI sorgusunda gündeme gelen bir diğer konu ise Altaş'a WhatsApp üzerinden gönderildiği öne sürülen bir video oldu. Altaş, Mustafa Türkay Sonel'in kendisine yalnızca bir kez izlenebilen bir video gönderdiğini ve görüntülerde bir kişinin ceset parçası tuttuğunu söylediğini aktardı. Videonun Sonel tarafından gönderildiğini doğrulayan Altaş, görüntülerdeki cesedin Gülistan Doku'ya ait olup olmadığını kesin olarak belirleyemediğini ifade etti. FBI görevlilerinin, daha önce videodaki kişinin Doku olduğunu söylediği yönündeki beyanını hatırlatması üzerine Altaş'ın bu sözlerin kendisine ait olduğunu kabul ettiği, ancak görüntüyü net şekilde göremediğini savunduğu belirtildi. "Olay sırasında oradaydım" dedi FBI görevlilerinin Altaş'a Doku'nun öldürüldüğü sırada Sonel ve Doku ile birlikte olup olmadığını ve olaya bizzat tanık olup olmadığını sorduğu aktarıldı. Altaş'ın her iki soruya da olumlu yanıt verdiği, iki günlük sorgu boyunca ortaya çıkan çelişkili anlatımlara rağmen olay sırasında bölgede bulunduğu yönündeki beyanını sürdürdüğü belirtildi. Babasına gönderdiği mesaj da soruldu Soruşturmada dikkat çekilen delillerden biri olarak, Altaş'ın babası Celal Altaş'ın telefonunda bulunan WhatsApp mesajı da FBI sorgusunda gündeme geldi. Umut Altaş'ın babasına gönderdiği belirtilen mesajda, kendisinin susturulduğuna ilişkin ifadelerin yer aldığı aktarıldı. FBI görevlilerinin mesajı sorması üzerine Altaş, mesajı kendisinin gönderdiğini kabul etti ancak neden bu ifadeleri kullandığını hatırlamadığını söyledi. ABD'ye gidiş kararının kimin tarafından alındığı da sorguda soruldu. Altaş'ın önce bunun kendi kararı olduğunu söylediği, daha sonra ise kararın ailece alındığını ifade ettiği belirtildi. ABD'ye geçişini anlattı Altaş, 25 Mayıs 2022'de İstanbul'dan Meksika'ya uçtuğunu ve ardından ABD sınırına geçtiğini anlattı. Sınırı yasa dışı şekilde geçebilmek için bir Meksika vatandaşına yaklaşık 10 bin dolar ödendiğini öne süren Altaş, bu paranın Tunceli'de babası tarafından ilgili kişiye verildiğini iddia etti. Eski tarihlere ilişkin baz kayıtları da soruldu Soruşturmada Doku'nun kaybolmasından önceki dönemle ilgili bazı kayıtların da FBI sorgusunda gündeme getirildiği aktarıldı. Türk makamlarının daraltılmış baz çalışmasına göre 27 Aralık 2019'da saat 15.31-16.22 arasında Altaş ile Doku'nun Gençlik Merkezi çevresinde aynı bölgede bulunduğunun tespit edildiği belirtildi. Altaş, kendisinin ve Mustafa Türkay Sonel'in bölgede bulunduğunu, Doku'nun da orada bulunmuş olabileceğini söyledi. Bir kızın Sonel tarafından takip edildiğini, daha sonra birlikte binaya girdiklerini ve yaklaşık 15 dakika sonra çıktıklarını anlattı. Bu kişinin Doku olup olmadığı sorusuna ise Altaş'ın "Mümkün olabilir" yanıtını verdiği aktarıldı. Altaş, dönemin valisini suçladı İki günlük sorgunun sonunda FBI görevlilerine Gülistan Doku hakkında bildiklerinin tamamını anlattığını söyleyen Altaş, soruşturmanın adil yürütülmediğini ileri sürdü. Altaş, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'i olayın üzerinin kapatılması ve oğlu Mustafa Türkay Sonel'in adli makamlara teslim edilmemesiyle suçladı. Altaş'ın FBI'a verdiği ifadede yer alan iddiaların, Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin devam eden soruşturma kapsamında adli makamlar tarafından değerlendirileceği belirtildi. Söz konusu beyanların kesinleşmiş bir yargı kararı niteliğinde olmadığı ve ilgili kişiler açısından suçluluk hükmü oluşturmadığı kaydedildi.

ABD’nin vurduğu İran petrol tankeri Umman Körfezi’nde battı, İran anında misilleme yaptı Haber

ABD’nin vurduğu İran petrol tankeri Umman Körfezi’nde battı, İran anında misilleme yaptı

CENTCOM: Tanker denizin dibine battı ABD ile İran arasındaki askeri gerilim devam ederken CENTCOM, İran’a ait petrol tankerlerine yönelik operasyonlara ilişkin yeni bir açıklama yaptı. CENTCOM, ABD ordusu tarafından vurulan tankerlerden M/T Kylo’nun Umman Körfezi’nde battığını duyurdu. Açıklamada, tankerin denizin dibine inmesiyle ilgili dikkat çeken bir ifadeye de yer verildi. Paylaşılan görüntülerde, saldırı sonrası tankerin bir tarafa doğru yattığı, ardından giderek suya gömüldüğü görüldü. ABD, 3 İran petrol tankerini hedef almıştı CENTCOM daha önce İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO), bölgede devriye görevi yapan ABD’ye ait iki savaş gemisine balistik füzelerle saldırı düzenlediğini açıklamıştı. Saldırıda herhangi bir ABD personelinin zarar görmediği belirtilirken, Washington yönetiminin misilleme olarak İran’a ait 3 ham petrol tankerini hedef aldığı bildirilmişti. CENTCOM, hedef alınan tankerlerin İran Devrim Muhafızları ve bölgedeki vekil unsurlarının faaliyetlerini finanse ettiği öne sürülen milyarlarca dolarlık gizli bir ağın parçası olduğunu iddia etmişti. İran da 3 tankerin hedef alındığını açıkladı İran Devrim Muhafızları Ordusu ise Hürmüz Boğazı çevresinde izinsiz güzergahlardan ilerlediği gerekçesiyle 3 petrol tankerine saldırı düzenlendiğini duyurdu. DMO tarafından yapılan açıklamada ayrıca farklı bölgelerde ABD ile bağlantılı olduğu öne sürülen 3 geminin daha hedef alındığı bildirildi. İran basınında yer alan haberlerde, İran Donanması'nın Körfez bölgesi ile Hürmüz Boğazı çevresinde seyreden gemilere uyarıda bulunduğu aktarıldı. Gemilerden ABD tarafından yönlendirilmemeleri ve İran'ın izinsiz olarak değerlendirdiği rotalarda seyretmemeleri istendi. Hürmüz Boğazı’nda ABD’ye ait insansız deniz aracı hedef alındı İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hürmüz Boğazı'na girmeye çalıştığını öne sürdüğü ABD ordusuna ait bir insansız deniz aracının da hedef alındığını açıkladı. DMO bildirisinde, aracın İran'ın kontrolündeki bölgeye girmeye çalıştığı iddia edildi. Açıklamada, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol vurgulanırken, ABD'nin bölgedeki faaliyetlerine karşılık verileceği mesajı verildi. İran ile ABD arasındaki karşılıklı saldırı ve tehditlerin devam ettiği bölgede, özellikle petrol tankerlerinin güvenliği ve Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği üzerindeki gerilim yakından takip ediliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.